Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Venezuela petrolünden 13 milyar dolar topladı: Paralar nerede?

Yayınlanma

ABD yönetimi, ocak ayında Maduro’nun kaçırılmasının ardından denetimini ele geçirdiği Venezuela petrol satışlarından yaklaşık 13 milyar dolar gelir elde etti. Washington parasal akışa dair çelişkili açıklamalar yaparken, 24 Haziran’daki yıkıcı depremlerin ardından kaynağın akıbeti ve ABD Kongresi’nin denetim talepleri gündeme taşındı. Kpler ve Argus Media verilerine dayanan hesaplamalar, Caracas yönetimine aktarılan fonların kısıtlı kaldığına ve ekonomik toparlanmanın beklenenin gerisinde düştüğüne işaret ediyor.

Financial Times (FT) tarafından yapılan hesaplamalara göre, ABD yönetimi bu yıl Venezuela petrol satışlarından 13 milyar dolardan fazla gelir topladı.

Ancak Washington, söz konusu paraya ne olduğu konusunda neredeyse hiçbir resmi bilgi paylaşmadı.

ABD, Ocak ayında Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırıp yardımcısı Delcy Rodríguez’i yönetimin başına getirmesinin ardından ülkenin petrol ihracatının denetimini üstlendi ve bazı yaptırımları askıya aldı.

Petrol gelirleri, geçen ay yaşanan yıkıcı depremlerden önce de krizde yer alan Venezuela ekonomisinin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık dörte birini oluşturuyor.

Yaptırımların esnetilmesinin ekonomiye büyük güç katması bekleniyordu.

Ancak ABD’nin fonlara el koymasından altı ay sonra ekonomistler, Venezuela’daki toparlanma emarelerinin son derece zayıf kaldığına dikkati çekiyor. Bu durum, Washington’ın toplanan gelirlerin tamamını Karakas’a aktarmadığı ihtimalini güçlendiriyor.

Washington’dan çelişkili açıklamalar

Washington yönetimi, paranın kullanımı konusunda birbiriyle örtüşmeyen söylemler geliştiriyor. Yayımlanan ilk başkanlık kararnamesinde ABD’nin rolü “yediemin” olarak tanımlanırken, Başkan Donald Trump ABD’nin Venezuela petrolünden “çok para kazandığını” dile getirdi.

ABD Kongresi’nin her iki partisinden milletvekilleri, fonların nerede olduğunu ve tahsisat sırasında yolsuzluğu önlemek için ne tür önlemler alındığını açıklatmak üzere yönetime yönelik baskıyı artırıyor.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Joaquin Castro, FT’ye yaptığı açıklamada, “Trump’ın Venezuela’ya müdahalesi başından beri petrol, güç ve çıkar ilişkileriyle ilgiliydi. Milyarlarca dolarlık Venezuela petrol geliri, şeffaflık veya koruma mekanizmaları olmaksızın Trump yönetimi tarafından yönetiliyor” dedi ve Kongre’nin süreçten uzak tutulduğunu ekledi.

FT, Venezuela’nın olası petrol gelirini hesaplarken navlun ve veri analiz platformu Kpler’in Ocak ayından bu yana derlediği ham petrol sevkiyat verilerinden yararlandı.

Fiyatlandırma ajansı Argus Media’nın ülkenin ürettiği ekstra ağır Merey ham petrolü ile Boscan ve Hamaca türlerine ilişkin fiyat tahminleri esas alındı.

Şubatta başlayan fiyat verileri tüm petrol türlerini kapsamazken, doğrudan fiyatlandırılan varillerin toplam değeri 11,5 milyar doları buldu.

Geçmiş fiyat kalıplarına dayanan hesaplamalar, fiyatı kaydedilmeyen varillerle birlikte toplam tutarın 13 milyar doları aştığını gösteriyor.

Venezuela hükümeti, ABD yönetiminde gerçekleşen petrol satışlarından elde edilen gelirleri takip etmek amacıyla bir internet sitesi kurdu. Ancak sitede Mart ayında gerçekleşen 300 milyon dolarlık tek bir transfer kaydı yer alıyor.

Salı günü düzenlenen bir oturumda, Güney Floridalı Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi María Elvira Salazar, “paranın nereye gittiği konusundaki şeffaflığın önemi” nedeniyle fonlara ilişkin raporların kamuoyuna açıklanmasını istedi.

Foreign Affairs’ten Venezuela değerlendirmesi

Depremin ardından artan kaynak ihtiyacı

Venezuela petrol parasının akıbeti, 24 Haziran’da meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından daha hayati bir hal aldı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre yalnızca bina ve altyapıda oluşan hasarın maliyeti 37 milyar doları buluyor.

Obama döneminde Beyaz Saray’ın Latin Amerika sorumlusu olarak görev yapan Benjamin Gedan, Demokratların Kasım ayındaki seçimlerde Kongre’nin kanatlarından birini veya her ikisini kazanmaları halinde petrol fonlarını incelemeye alabileceklerini kaydetti.

Başkan Trump, Ocak ayındaki operasyondan kısa süre sonra gelirlerin “kendi denetiminde olacağını” ilan etmişti. O tarihten bu yana yönetim, kaynakların kullanımına dair farklı mesajlar verdi.

Ocak ayındaki başkanlık kararnamesi, fonların Venezuela hükümetine ait olduğunu ve ABD hükümet hesaplarında “koruma ve idare amacıyla” tutulacağını belirtiyordu.

Buna karşın ABD Enerji Bakanlığı, gelirlerin “Amerikan ve Venezuela halkının yararına harcanacağını” açıkladı. Haziran ayında ise Trump, petrol sayesinde Venezuela’daki askeri operasyonun maliyetini “28 kat” çıkardıklarını ve ABD’nin “çok iyi para kazandığını” söyledi.

Trump, “Savaşı kazanmak 48 dakika sürdü. Milyonlarca varil petrol çıkardık” ifadesini kullandı.

Nisan ayında Üst Düzey Dışişleri Bakanlığı Yetkilisi Michael Kozak, petrol gelirlerinin yaklaşık 3 milyar dolarlık kısmının Venezuela’ya gönderildiğini ve banka hesaplarının denetim firması KPMG tarafından incelendiğini bildirmişti.

Kozak, yönetimin üç ayda bir rapor sunacağını belirtmişti; ancak Dış İlişkiler Komisyonu’ndaki Demokratlar o tarihten bu yana bilgi alamadıklarını aktarıyor.

Ekonomik durgunluk

ABD’li yetkililer, petrol fonlarının kontrolünün, şu anda Washington’dan gelen talimatlarla ülkeyi yöneten Çavista rejiminin kritik ismi Delcy Rodríguez üzerinde bir nüfuz aracı olarak kullanıldığını doğruluyor.

Kozak, Kongre’de geçen hafta yapılan oturumda, “Bu onların parası ama harcamak için bizden izin almaları gerekiyor” dedi ve fonların kamu çalışanlarının maaşları ile petrol sanayisi ekipmanları için kullanıma açıldığını savundu.

Dışişleri Bakanlığı, mevcut sistem altında “Venezuela ekonomisine milyarlarca dolar aktarıldığını” ve “kaynakların halka ulaşmasını sağlamak için finansal denetimin sürdüğünü” bildirdi.

Pek çok ekonomist, yaptırımları aşmak için petrolü uluslararası pazarlarda büyük iskonto ile satmak zorunda kalan Venezuela’nın bu yıl güçlü bir büyüme yakalamasını bekliyordu. Hükümet petrol ve doğalgaz yatırımlarını teşvik etmek amacıyla yeni bir kaynak yasası çıkardı ve üretimde artış kaydedildi.

Ancak Washington’daki Ekonomik ve Politika Araştırmaları Merkezi’nden (CEPR) Venezuelalı ekonomist Francisco Rodríguez, ilk çeyrekteki yüzde 2,5’lik resmi büyüme oranının son beş yılın en düşük seviyesi olduğuna dikkat çekti.

Rodríguez, “Artan petrol gelirlerine rağmen Venezuela’nın yeterince büyümemesinin nedeni, ABD’nin gelirin tamamını Karakas’a aktarmamış olmasıdır” değerlendirmesini yaptı.

Eski muhalif milletvekili ve ekonomist José Guerra da gelirlerin son yıllara kıyasla çok daha yüksek olması gerektiğine işaret ederek, “Para nerede? Şeffaflık yok ve ABD hükümeti bize bilgi vermiyor” eleştirisinde bulundu.

Venezuela odaklı danışmanlık şirketi Ecoanalítica’nın direktörü Alejandro Grisanti, son iki ayda ülkeye büyük miktarda dolar girişi olduğuna dair işaretler gördüklerini ifade etti.

Yılın son çeyreğinde ekonomide ivme beklediğini belirten Grisanti, depremin bu beklentiyi gelecek yılın ortasına ertelediğini kaydetti.

Depremden bu yana Rodríguez, IMF nezdinde tutulan meblağlar ve bir mahkeme süreci nedeniyle İngiltere Merkez Bankası kasalarında bekletilen Venezuela altınları da dahil olmak üzere ülke dışındaki kaynaklara erişmek için girişimlerini sürdürüyor.

ABD, afet yardımı için 386 milyon dolar ayırdı ve arama kurtarma çalışmalarına destek amacıyla Venezuela’ya yüzlerce asker gönderdi.

AB’nin Karakas Maslahatgüzarı John Barrett, petrol gelirlerinin tutulduğu hesaplardan deprem sonrası yeniden imar çalışmaları için kaynak aktarıldığını doğruladı, ancak miktar belirtmedi.

ABD’li yetkililer, madencilik ihracatından sağlanan bazı gelirlerin de yönetim tarafından toplandığını dile getiriyor.

Venezuela petrolü ve Çin: Bilmeniz gereken 4 şey

Amerika

El Salvador, Haiti’yi işgal etmeye başladı

Yayınlanma

El Salvador lideri Nayib Bukele, adadaki çete sorununu ortadan kaldırma çabalarına destek olmak iddiasıyla Haiti’ye binlerce asker göndermeye başladı.

Axios’ta yer alan habere göre Bukele, salı günü ABD Başkanı Donald Trump’ı arayarak, Haiti hükümetinin de kabul ettiği bu büyük çaplı askeri tırmanışa ilişkin herhangi bir sakıncası olup olmadığını teyit etti.

Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi kaynaklara göre, Trump ona “Ne yapman gerekiyorsa yap,” dedi.

Haiti, Bukele ve kötü şöhretli güvenlik şirketi Blackwater’ın eski sahibi Erik Prince için, bu yarımkürede ABD’nin gücünün kamu-özel sektör vekilleri olarak hareket etmeleri açısından bir “deneme alanı” olabilir.

Irak’ta yaptığı katliamlarla bilinen Blackwater’ın kurucusu Prince, hem Trump’ın hem de Bukele’nin müttefiki olan ve aynı zamanda Haiti’de faaliyet gösteren bir isim.

Blackwater kurucusu Prince Haiti’de gizli operasyon yürütüyor

CNN muhabiri Caitlin Stephen Hu’nun aktardığına göre iki bin asker, buraya yapılan önemli bir sevkiyat.

Çünkü bu sayı, Haiti’nin tüm ordusundan daha fazla ve Haiti Ulusal Polisi’nin kentsel faaliyet alanının yaklaşık dörtte birine denk geliyor. 

Salvador işgal gücü, BM destekli çok uluslu Çete Bastırma Gücü’nün (GSF) mevcut personel sayısına yaklaşık olarak eşit ve Haiti hükümetinin gizli “görev gücü”ndeki özel askeri müteahhitlerin sayısını bir hayli aşıyor.

CNN’e konuşan konuya yakın bir kaynağa göre, Salvadorlu güçlerin komuta yapısı şimdilik belirlenmiş durumda değil.

Eril Prince ayrıca Haiti’ye insansız hava aracı (drone) savaşını da getirmiş durumda. Görev Gücü’nün geçen Mart ayında operasyonlara başlamasından bu yana 2.000’den fazla saldırı gerçekleştirildi.

CNN’in görüntülediği bir videoda, minik bir insansız hava aracının bir çatının üzerindeki su deposuna benzeyen bir yapıya doğru uçtuğu görülüyor. Aracın çarpmasıyla yapı patlıyor ve aniden bina alevler içinde kalıyor.

Görev Gücü’nden bir kaynak, buranın bir çetenin Molotof kokteyli üretim tesisi olduğunu söylüyor.

Haiti’de tekerrür eden tarih: Yine ‘barış gücü’ gidiyor

Prince, geçen ay Port-au-Prince’de CNN’e verdiği özel röportajda şunları söyledi:

“İsyancılar sadece liderlerini ortadan kaldırarak yenilmez. “Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konuda bir takıntı olduğunu biliyorum, fakat savaşlar, önemli sayıda düşman askerini savaş alanından uzaklaştırarak kazanılır. Onlar kötü suçlular ve onlar için en iyi yer toprağın altı.”

Prince’in yeni şirketi Vectus Global, geçen yıl Haiti’nin geçici hükümeti tarafından görevlendirildi. Görev Gücü şu anda, Haiti Ulusal Polisi, BM tarafından yetkilendirilen yeni Çete Bastırma Gücü, Haiti’nin uzun süredir ihmal edilmiş ordusu ve silahlı milis gruplarından oluşan bir ağın yer aldığı parçalanmış bir güvenlik ortamında faaliyet gösteriyor.

CNN’e göre “yüz yüze konuşurken yumuşak başlı ama sosyal medyada oldukça aktif” olan Prince, Haiti’deki çalışmalarını, kendi çözümsüz güvenlik sorunlarıyla boğuşan diğer çökmekte olan devletler için bir model olarak tanıtıyor.

Bukele: Sizi işgal etmeye gelmedik

El Salvador çarşamba günü, Haiti’ye 2.000 kadar asker gönderdiğini duyurdu. Kaynaklara göre bu sayı ikiye ya da üçe katlanabilir.

Bukele, perşembe günü X’te yaptığı paylaşımda, “Haiti’ye para kazanmak için gelmedik, çünkü kimse bize bunun için para ödemiyor. Haiti’ye kötülere karşı savaşmak için geldik,” dedi.

El Salvador, diğer ülkelerle birlikte, BM tarafından kurulan ve Haiti’nin başkenti Port-au-Prince’te faaliyet gösteren “Çete Bastırma Gücü” (GSF) adlı girişimin bir parçası.

Miami Herald’a göre, 18 Ekim’de dört Salvadorlu havacılık teknisyeni pusuya düşürüldü ve akıbetleri hâlâ bilinmiyor.

Üç gün sonra Bukele, X’te bir uyarı yayınlayarak şunları söyledi:

“Siz çete liderlerinin bir şeyi çok net bir şekilde anlamanızı istiyorum: Dört rehineyi de sağ salim geri alamazsak, bugünkü saldırı gelecekte olacakların yanında hiçbir şey kalmayacak. El Salvador’daki çetelerin işini çoktan bitirdik, sizinkini de bitirebiliriz.”

Haiti halkından kendisine güvenmelerini isteyen Bukele, Karayip ülkesini işgal etmediğini, tek istediğinin askerlerini geri almak olduğunu ve Haiti’deki çetelere bir ders vermek olduğunu ileri sürdü.

El Salvador lideri şöyle devam etti:

“Bu, Haiti halkına yönelik bir operasyon değil, ne de Haiti ülkesine yönelik bir işgal. Biz bir süper güç değiliz. Haiti halkını egemenliğimiz altına almak ya da Haiti’nin zenginliklerine el koymak gibi bir niyetimiz yok. Biz gelişmekte olan mütevazı bir ülkeyiz. Tek istediğimiz, dört havacılık teknisyenimizin evlerine dönmesi.”

Bukele’nin ifadesine göre, çeteler Haitililere acı çektiriyor, sevdiklerini öldürüyor ve halkın “korkusuz, normal ve özgür bir hayat sürmesini” engelliyor.

Bukele, “bu operasyonun masraflarını karşılayanın” El Salvador olduğunu söyledi. “Giderlerin %90’ını kendi mütevazı kaynaklarımızla karşılıyoruz,” diyen Bukele, birliklerin konuşlandırılmasının neredeyse tamamlandığını da duyurdu.

Bukele, “Bize pahalıya mal oluyor ama kendi acılarımızdan ders aldık: Adalet ve barışın bedeli yoktur,” dedi.

Haitililerden kendisine güvenmelerini ve şifa için Tanrı’ya dua etmelerini isteyen bu güçlü lider, ardından Eski Ahit’ten 2. Tarihler 7:14 ayetini alıntıladı.

Haiti Seçim Kurulu, çete şiddeti gerekçesiyle seçimleri erteledi

2019’da ilk kez seçilen Bukele, El Salvador’da MS-13 çetesini acımasız bir askeri güç kullanımı ve kitlesel tutuklamalardan oluşan bir kampanya ile ortadan kaldırmasıyla dikkatleri üzerine çekti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile güçlü bir ilişkisi olan Bukele, ABD’den toplu olarak sınır dışı edilen ve ardından Bukele’nin kötü şöhretli CECOT hapishanesine hapsedilen üçüncü ülke göçmenlerini kabul etmeyi kabul ederek yeni Trump yönetiminin gönlünü kazandı.

Bukele’nin birimleri, Salvadorlu özel kuvvetler ve askeri teçhizatın adaya akın etmeye başlamasıyla birlikte, çarşamba günü onaylanan Haiti ile yapılan ikili anlaşma kapsamında adada operasyon yürütme yetkisi aldı.

Yine çarşamba günü, Haiti Seçim Kurulu, çete şiddeti nedeniyle cumhurbaşkanlığı seçimlerini gelecek yıla erteledi.

Bukele’nin işgal güçleri, şu anda üyesi olduğu GSF ile ve Prince’in Blackwater’ın halefi olan özel güvenlik şirketi Vectus Global ile paralel olarak faaliyet gösteriyor gibi görünüyor.

Haiti, “çete şiddetini bastırma” misyonundaki ilk Kenyalı subayları bekliyor

ABD, BM gücünü “bürokratik ve çekingen” buluyor

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi Başkanı, Cumhuriyetçi Florida Kongre üyesi Brian Mast, BM destekli GSF’nin fazla bürokratik ve çekingen olduğunu söyledi.

Mast, Kenya’nın liderlik ettiği GSF’nin öncülünün çok beceriksiz ve 1 milyar dolarlık maliyeti nedeniyle çok pahalı olduğunu savundu.

Mast, “Her Kenyalı için 1 milyon dolarlık bir harcama yaptık ve sonuçta durum daha da kötüleşti,” dedi.

Haiti çetelerinin işlediği katliamları göstermek amacıyla Mast, GSF’ye yardım ettiği için palalarla parçalanarak öldürülen bir Haitili erkeğin videosunu Axios ile paylaştı.

Adada tecavüz, kundaklama, haraç ve adam kaçırma olayları yaygın bir şekilde yaşanıyor.

Mast, El Salvador’un kayıp dört personelini bulmasının ötesinde şunları da yapmasını istedi:

“Umarım bu görevin amacı intikam almak, cezalandırmak ve çeteleri yok etmektir. Orada bir amaç ve motivasyonla hareket eden birinin olması gerekiyor. Artık bu mücadele onlar için kişisel bir mesele haline geldi ve mücadele çetelerin kalesine taşınacak. ABD bu işten çıkmak ve milyonları boşa harcamamak istiyor.”

Kolombiya, gayri resmi işgal aracısı olarak işlev görebilir

Bukele, Trump yönetiminin El Salvador’un ABD adına bir vekil güç olarak Haiti’yi sakinleştirmesine izin vermesini önermişti.

Fakat Axios’a konuşan bir kaynak, “Rubio bu konudan uzak durmak istedi. Haiti’yi gündemden uzak tutmak istiyor,” diye konuştu.

Bukele, insansız hava araçları ve nakliye uçakları da dahil olmak üzere ABD’den askeri teçhizat talep etmişti; fakat bu talep resmi olarak reddedildi.

Başka bir kaynağa göre, Kolombiya nihayetinde, görevde ABD’nin izi kalmayacak şekilde Bukele’nin güçlerine teçhizat sağlamak üzere gayri resmi bir aracı olarak hareket edebilir.

Bir Beyaz Saray yetkilisinin verdiği bilgiye göre, Bukele salı günü Trump’ı aradığında, başkan, Bukele’nin kayıp askeri personelinin içinde bulunduğu zor durum nedeniyle üzüntülerini dile getirdi.

Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak, “Bukele, oraya gittiği için ABD’nin aniden ona darbe vurmasını istemiyor,” dedi.

Trump’ın Haiti’ye yönelik ilgisi, büyük ölçüde, Trump’ın geçen yıl sonlandırdığı geçici koruma statüsü kapsamında ABD’de bulunan vatandaşlarını geri almasını sağlamaya sınırlı.

Görüşmeyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak, “Bukele, başkana bu işi halledebileceğinden emin olduğunu söyledi. Fakat işler karışabilir. Çeteler yanlış adama bulaştı. Bukele’nin kanıtlaması gereken bir şey var,” dedi.

Emperyalist müdahale zilleri Haiti için çalıyor

El Salvador’a “sivillere saldırı” suçlaması

Öte yandan bir Haiti hak savunuculuğu grubu, Salvadorlu güçleri Port-au-Prince yakınlarında sivilleri bombalamakla suçladı.

BM Genel Sekreteri António Guterres’e açık mektubunda “Birleşmiş Milletler Derneği-Haiti” isimli grup, “Çocuklar çeteler tarafından değil, yabancı bombalar tarafından öldürülüyor,” dedi.

Adından farklı olarak, Birleşmiş Milletler Derneği-Haiti, BM’nin bir parçası değil, diasporaya ait bir savunma grubu.

Croix-des-Bouquets doğumlu kurucu Harvey Dupiton, 22 Ekim’den bu yana Salvadorlu askerlerin buradaki ve yakınlardaki Canaan’daki sivil mahalleleri hava saldırıları, helikopterler ve ağır silahlarla vurduğunu yazdı.

Dupiton, “Ailelerimiz bize yatakların altına saklandıklarını söylüyor,” diye ekledi.

Grup, Salvador’un “saldırı amaçlı bombalama operasyonlarının” derhal durdurulmasını, sivil ölümlerine ilişkin bir BM soruşturması açılmasını ve BM Güvenlik Konseyi’nin El Salvador’un “Haiti’de tek taraflı savaş yürütme hakkı olmadığına” dair bir açıklama yapmasını talep etti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Rus dizeli krizi: Demokratlar sevkiyatın yasa dışı olduğunu savunuyor

Yayınlanma

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım merkezine ev sahipliği yapan New Jersey’nin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan gelen dizel yakıtın limanlara girişini engelleme tehdidinde bulundu. ABD Hazine Bakanlığının verdiği geçici lisansla 140 bin tonluk ilk yakıt sevkiyatı yola çıkarken, üç tankerin ara seçimlerden sonra ülkeye ulaşması bekleniyor.

ABD’nin doğu kıyısındaki en büyük petrol ürünleri dağıtım ve ithalat merkezine ev sahipliği yapan New Jersey eyaletinin Valisi Mikie Sherrill, Rusya’dan yapılan dizel yakıt ithalatını engelleme tehdidinde bulundu.

Financial Times gazetesine konuşan Sherrill, Rusya ile varılan dizel anlaşmasını yasa dışı olarak nitelendirdi.

Sherrill, “ABD Başkanı Donald Trump benzin, dizel yakıt fiyatlarını veya maliyetleri düşürmek için hiçbir adım atmıyor. Şu anda dizelin New Jersey limanına ulaşmasını nasıl engelleyebileceğimize dair seçenekleri değerlendiriyorum” dedi.

New York ve New Jersey Limanı, ABD’nin doğu kıyısında petrol ürünlerinin ithalatı, depolanması ve dağıtımı açısından ana merkez konumunda.

Altyapının büyük kısmı ise New Jersey eyaleti sınırlarında yer alıyor. Boru hatları ve dağıtım ağının yanı sıra Bayonne ve Linden’deki büyük yakıt depolama terminalleri başlıca tesisleri oluşturuyor.

Gazetenin aktardığına göre dizel taşıyan tankerler yüklerini genellikle Bayonne, Linden, Carteret, Perth Amboy, Port Reading ve Sewaren’deki özel petrol terminallerine boşaltıyor.

Financial Times, üç tankerin ara seçimlerin ardından ABD’ye ulaşmasının beklendiğini yazdı. 140 bin tonluk bu yakıt sevkiyatı, ABD makamlarının anlaşma kapsamında izin verdiği ilk parti oldu.

Buna karşın Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, Trump’a anlaşmayı iptal etme çağrısı yaptı.

ABD Hazine Bakanlığı, Rus yakıtıyla işlem yapılmasına geçici izin veren genel bir lisans yayımlamıştı.

Demokratlar ise Kongre’nin 2022 yılında Rus petrolü ithalatını sonlandıran ve Rus enerji kaynaklarının ülkeye girişine tam yasak getiren yasayı kabul ettiğini hatırlatarak, bakanlığın verdiği belgenin hukuki geçerliliği olmadığını savunuyor.

Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Jamie Raskin, bu hafta petrol şirketlerini Rus dizel yakıtı ithal etmeleri halinde 1 milyon dolara varan para cezaları ve 20 yıla kadar hapis dahil çeşitli yaptırımlarla tehdit etti.

Rusya’ya yönelik ağır yaptırım tasarılarının ortak hazırlayıcılarından Demokrat Senatör Richard Blumenthal ise deniz taşımacılığı şirketlerinden Rus dizeli taşıyan tankerleri geri çağırmalarını talep etti.

Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis’in “Rusların Başkan Trump’ı istedikleri gibi yönlendirdiği” yönündeki sözlerine ise Başkan Yardımcısı JD Vance yanıt verdi.

Vance, “Sizi temin ederim ki hiç kimse ABD Başkanı’nı istediği gibi yönlendiremez. Kendisi durumu son derece gerçekçi biçimde değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.

Kremlin geçen hafta Washington ile varılan mutabakat kapsamındaki sevkiyatların başladığını ve süreceğini duyurmuştu.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak da ülkesinin ihracata ayrılan dizel yakıttan ABD’ye istenilen her miktarda sevkiyat yapmaya hazır olduğunu belirtmişti.

Novak, 27 Ekim’de üç dizel tankerinin Rus limanlarından ayrıldığını, dördüncü tankerin ise 28 Ekim’de yola çıkmasının beklendiğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD ekonomisinde beklenmedik büyüme

Yayınlanma

Yatırımlardaki patlama ve dayanıklı tüketici harcamaları sayesinde ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yıllık bazda %3,4 oranında büyüdü.

İktisadi büyüme, analistlerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve önceki iki çeyrekteki %2,5 ve %2,2’lik büyüme oranlarına kıyasla keskin bir ivme kazandı.

Tüketici harcamalarındaki yıllık büyüme, geçen çeyrekte %3,8’e ulaşarak 2024’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti.

İşletme yatırımları %12,7 oranında sıçradı ve GSYİH artışının yarısından fazlasını oluşturdu.

Yapay zeka yatırımları, GSYİH’yi iten başlıca faktörlerden biri oldu: Ekipman alımları, yapay zeka alanında faaliyet gösteren hiper ölçekli şirketlerin veri merkezi teknolojisine yaptığı büyük harcamalar da dahil olmak üzere, %20,9 gibi muazzam bir oranda yükseldi.

Paradoksal olarak, yapay zeka altyapısının geliştirilmesi de bunlardan biriydi. Bunun nedeni, bilgisayar çipleri gibi birçok yapay zeka donanımı alımının yurtdışında gerçekleştirilmiş olmasıydı.

Bu durum, ABD’nin ticaret dengesini ithalata doğru kaydırarak (ithalat, GSYİH’dan düşülür) büyümeyi yavaşlattı.

Ayrıca, artan mortgage faiz oranları konut inşaatını da olumsuz etkiledi.

İşsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de, geçen ay enflasyon gelir artışlarını geride bıraktı.

Federal Rezerv’in tercih ettiği enflasyon göstergesine göre, Eylül ayında fiyat artışları hem aylık hem de yıllık bazda hızlandı.

Bu artış, merkez bankasının %2’lik yıllık enflasyon hedefinin oldukça üzerinde seyretti ve faiz oranlarının yükseltilmesi yönündeki görüşleri güçlendirdi.

Yüksek fiyatların Amerikan hane halkı bütçelerini zorlayabileceğine işaret eden bir gelişme olarak, vergi sonrası tasarruf oranı geçen ay %3,8’e geriledi. Bu, 2022’den bu yana kaydedilen en düşük seviye.

Ayrıca otomobil, mobilya ve elektronik eşya gibi ürünlerin satışlarında durgunluk yaşandı.

Birçok iktisatçı, hisse senedi portföylerindeki kazançlardan (ki bunlar büyük ölçüde yapay zeka patlamasına bağlı) cesaret alan daha varlıklı Amerikalıların tüketimi ayakta tuttuğunu düşünüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English