Amerika
ABD Venezuela petrolünden 13 milyar dolar topladı: Paralar nerede?

ABD yönetimi, ocak ayında Maduro’nun kaçırılmasının ardından denetimini ele geçirdiği Venezuela petrol satışlarından yaklaşık 13 milyar dolar gelir elde etti. Washington parasal akışa dair çelişkili açıklamalar yaparken, 24 Haziran’daki yıkıcı depremlerin ardından kaynağın akıbeti ve ABD Kongresi’nin denetim talepleri gündeme taşındı. Kpler ve Argus Media verilerine dayanan hesaplamalar, Caracas yönetimine aktarılan fonların kısıtlı kaldığına ve ekonomik toparlanmanın beklenenin gerisinde düştüğüne işaret ediyor.
Financial Times (FT) tarafından yapılan hesaplamalara göre, ABD yönetimi bu yıl Venezuela petrol satışlarından 13 milyar dolardan fazla gelir topladı.
Ancak Washington, söz konusu paraya ne olduğu konusunda neredeyse hiçbir resmi bilgi paylaşmadı.
ABD, Ocak ayında Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırıp yardımcısı Delcy Rodríguez’i yönetimin başına getirmesinin ardından ülkenin petrol ihracatının denetimini üstlendi ve bazı yaptırımları askıya aldı.
Petrol gelirleri, geçen ay yaşanan yıkıcı depremlerden önce de krizde yer alan Venezuela ekonomisinin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık dörte birini oluşturuyor.
Yaptırımların esnetilmesinin ekonomiye büyük güç katması bekleniyordu.
Ancak ABD’nin fonlara el koymasından altı ay sonra ekonomistler, Venezuela’daki toparlanma emarelerinin son derece zayıf kaldığına dikkati çekiyor. Bu durum, Washington’ın toplanan gelirlerin tamamını Karakas’a aktarmadığı ihtimalini güçlendiriyor.
Washington’dan çelişkili açıklamalar
Washington yönetimi, paranın kullanımı konusunda birbiriyle örtüşmeyen söylemler geliştiriyor. Yayımlanan ilk başkanlık kararnamesinde ABD’nin rolü “yediemin” olarak tanımlanırken, Başkan Donald Trump ABD’nin Venezuela petrolünden “çok para kazandığını” dile getirdi.
ABD Kongresi’nin her iki partisinden milletvekilleri, fonların nerede olduğunu ve tahsisat sırasında yolsuzluğu önlemek için ne tür önlemler alındığını açıklatmak üzere yönetime yönelik baskıyı artırıyor.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Joaquin Castro, FT’ye yaptığı açıklamada, “Trump’ın Venezuela’ya müdahalesi başından beri petrol, güç ve çıkar ilişkileriyle ilgiliydi. Milyarlarca dolarlık Venezuela petrol geliri, şeffaflık veya koruma mekanizmaları olmaksızın Trump yönetimi tarafından yönetiliyor” dedi ve Kongre’nin süreçten uzak tutulduğunu ekledi.
FT, Venezuela’nın olası petrol gelirini hesaplarken navlun ve veri analiz platformu Kpler’in Ocak ayından bu yana derlediği ham petrol sevkiyat verilerinden yararlandı.
Fiyatlandırma ajansı Argus Media’nın ülkenin ürettiği ekstra ağır Merey ham petrolü ile Boscan ve Hamaca türlerine ilişkin fiyat tahminleri esas alındı.
Şubatta başlayan fiyat verileri tüm petrol türlerini kapsamazken, doğrudan fiyatlandırılan varillerin toplam değeri 11,5 milyar doları buldu.
Geçmiş fiyat kalıplarına dayanan hesaplamalar, fiyatı kaydedilmeyen varillerle birlikte toplam tutarın 13 milyar doları aştığını gösteriyor.
Venezuela hükümeti, ABD yönetiminde gerçekleşen petrol satışlarından elde edilen gelirleri takip etmek amacıyla bir internet sitesi kurdu. Ancak sitede Mart ayında gerçekleşen 300 milyon dolarlık tek bir transfer kaydı yer alıyor.
Salı günü düzenlenen bir oturumda, Güney Floridalı Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi María Elvira Salazar, “paranın nereye gittiği konusundaki şeffaflığın önemi” nedeniyle fonlara ilişkin raporların kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Depremin ardından artan kaynak ihtiyacı
Venezuela petrol parasının akıbeti, 24 Haziran’da meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından daha hayati bir hal aldı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre yalnızca bina ve altyapıda oluşan hasarın maliyeti 37 milyar doları buluyor.
Obama döneminde Beyaz Saray’ın Latin Amerika sorumlusu olarak görev yapan Benjamin Gedan, Demokratların Kasım ayındaki seçimlerde Kongre’nin kanatlarından birini veya her ikisini kazanmaları halinde petrol fonlarını incelemeye alabileceklerini kaydetti.
Başkan Trump, Ocak ayındaki operasyondan kısa süre sonra gelirlerin “kendi denetiminde olacağını” ilan etmişti. O tarihten bu yana yönetim, kaynakların kullanımına dair farklı mesajlar verdi.
Ocak ayındaki başkanlık kararnamesi, fonların Venezuela hükümetine ait olduğunu ve ABD hükümet hesaplarında “koruma ve idare amacıyla” tutulacağını belirtiyordu.
Buna karşın ABD Enerji Bakanlığı, gelirlerin “Amerikan ve Venezuela halkının yararına harcanacağını” açıkladı. Haziran ayında ise Trump, petrol sayesinde Venezuela’daki askeri operasyonun maliyetini “28 kat” çıkardıklarını ve ABD’nin “çok iyi para kazandığını” söyledi.
Trump, “Savaşı kazanmak 48 dakika sürdü. Milyonlarca varil petrol çıkardık” ifadesini kullandı.
Nisan ayında Üst Düzey Dışişleri Bakanlığı Yetkilisi Michael Kozak, petrol gelirlerinin yaklaşık 3 milyar dolarlık kısmının Venezuela’ya gönderildiğini ve banka hesaplarının denetim firması KPMG tarafından incelendiğini bildirmişti.
Kozak, yönetimin üç ayda bir rapor sunacağını belirtmişti; ancak Dış İlişkiler Komisyonu’ndaki Demokratlar o tarihten bu yana bilgi alamadıklarını aktarıyor.
Ekonomik durgunluk
ABD’li yetkililer, petrol fonlarının kontrolünün, şu anda Washington’dan gelen talimatlarla ülkeyi yöneten Çavista rejiminin kritik ismi Delcy Rodríguez üzerinde bir nüfuz aracı olarak kullanıldığını doğruluyor.
Kozak, Kongre’de geçen hafta yapılan oturumda, “Bu onların parası ama harcamak için bizden izin almaları gerekiyor” dedi ve fonların kamu çalışanlarının maaşları ile petrol sanayisi ekipmanları için kullanıma açıldığını savundu.
Dışişleri Bakanlığı, mevcut sistem altında “Venezuela ekonomisine milyarlarca dolar aktarıldığını” ve “kaynakların halka ulaşmasını sağlamak için finansal denetimin sürdüğünü” bildirdi.
Pek çok ekonomist, yaptırımları aşmak için petrolü uluslararası pazarlarda büyük iskonto ile satmak zorunda kalan Venezuela’nın bu yıl güçlü bir büyüme yakalamasını bekliyordu. Hükümet petrol ve doğalgaz yatırımlarını teşvik etmek amacıyla yeni bir kaynak yasası çıkardı ve üretimde artış kaydedildi.
Ancak Washington’daki Ekonomik ve Politika Araştırmaları Merkezi’nden (CEPR) Venezuelalı ekonomist Francisco Rodríguez, ilk çeyrekteki yüzde 2,5’lik resmi büyüme oranının son beş yılın en düşük seviyesi olduğuna dikkat çekti.
Rodríguez, “Artan petrol gelirlerine rağmen Venezuela’nın yeterince büyümemesinin nedeni, ABD’nin gelirin tamamını Karakas’a aktarmamış olmasıdır” değerlendirmesini yaptı.
Eski muhalif milletvekili ve ekonomist José Guerra da gelirlerin son yıllara kıyasla çok daha yüksek olması gerektiğine işaret ederek, “Para nerede? Şeffaflık yok ve ABD hükümeti bize bilgi vermiyor” eleştirisinde bulundu.
Venezuela odaklı danışmanlık şirketi Ecoanalítica’nın direktörü Alejandro Grisanti, son iki ayda ülkeye büyük miktarda dolar girişi olduğuna dair işaretler gördüklerini ifade etti.
Yılın son çeyreğinde ekonomide ivme beklediğini belirten Grisanti, depremin bu beklentiyi gelecek yılın ortasına ertelediğini kaydetti.
Depremden bu yana Rodríguez, IMF nezdinde tutulan meblağlar ve bir mahkeme süreci nedeniyle İngiltere Merkez Bankası kasalarında bekletilen Venezuela altınları da dahil olmak üzere ülke dışındaki kaynaklara erişmek için girişimlerini sürdürüyor.
ABD, afet yardımı için 386 milyon dolar ayırdı ve arama kurtarma çalışmalarına destek amacıyla Venezuela’ya yüzlerce asker gönderdi.
AB’nin Karakas Maslahatgüzarı John Barrett, petrol gelirlerinin tutulduğu hesaplardan deprem sonrası yeniden imar çalışmaları için kaynak aktarıldığını doğruladı, ancak miktar belirtmedi.
ABD’li yetkililer, madencilik ihracatından sağlanan bazı gelirlerin de yönetim tarafından toplandığını dile getiriyor.
Amerika
San Francisco’da yapay zeka sermayesi kiraları artırdı

San Francisco’da yapay zeka sektörünün tetiklediği kira artışları nedeniyle kent genelinde tahliye tebligatları yüzde 44 yükseldi. Ortalama tek yatak odalı daire kirasının 4 bin 400 dolara ulaştığı kentte Belediye Başkanı Daniel Lurie acil durum ilan etti.
ABD’nin San Francisco kentinde yapay zeka sektörünün yarattığı sermaye akışı konut kiralarını rekor seviyelere taşırken, tahliye tebligatları geçen yıla kıyasla yüzde 44 arttı.
Yüksek maaşlar ve teknoloji şirketlerinin halka arz beklentileri kentteki konut piyasasında maliyetleri hızla yukarı çekiyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre kentte tek yatak odalı bir dairenin ortalama aylık kirası geçen yıla göre yüzde 25’in üzerinde artışla 4 bin 400 dolara çıktı.
Bu tutar ABD genel ortalamasının yaklaşık üç katına denk geliyor. İki yatak odalı dairelerde ortalama kira 6 bin doları bulurken, merkezi noktalardaki dört odalı aile konutlarında rakam 10 bin doları aşıyor.
Nüfusunun yaklaşık üçte ikisi kiracı olan San Francisco’da 160 binden fazla konut kira denetimi kapsamında yer alıyor.
Mülk sahipleri ise yüksek karlı satışlar ya da piyasa rayicinden yeni sözleşmeler yapabilmek için yasal boşluklardan faydalanıyor.
San Francisco Belediye Başkanı Daniel Lurie, yapay zeka sektörünün tetiklediği maliyet artışları gerekçesiyle eylül ayında “kira acil durumu” ilan etti.
Lurie, tahliye davaları için adli yardım bütçesi ayrılmasını, yerinden edilen kiracılara yapılan ödemelerin artırılmasını ve boşalan kira kontrollü konutlardaki zam oranlarına tavan getirilmesini önerdi.
Tahliye bildirimleri ve yasal boşluklar kiracıları zorluyor
Sektör şirketlerinden Anthropic ve OpenAI gibi kuruluşların merkezlerinin yer aldığı SoMa ile Mission Bay bölgelerinde baskı belirginleşiyor.
Turizm ve hizmet sektörü sendikası Unite Here temsilcisi Anand Singh, son aylarda yüzde 40’a varan kira artışlarıyla karşılaşıldığını aktardı.
Ev sahipleri, 1979 yılından önce inşa edilen binalardaki uzun süreli kiracıları çıkarmak için eyalet yasalarındaki Ellis Yasası gibi düzenlemelerden yararlanıyor.
Düzenleme, kiralama faaliyetini sonlandıran mülk sahiplerine tüm binayı boşaltma ve ardından mülkü satma hakkı tanıyor.
Yapay zeka sektöründe çalışan alıcıların gayrimenkullere talep edilen fiyatın 1 milyon dolara kadar üzerinde teklif vermesi, bu yolla yapılan tahliyeleri artırıyor.
North Beach bölgesinde onlarca yıldır aynı kiracıların yaşadığı yedi birimli bir yapının yeni sahipleri, daireleri birleştirerek lüks konutlara dönüştürmeyi amaçlıyor.
Mülk sahipleri ayrıca kira tahsilat yöntemlerini tek taraflı değiştirerek kiracıları ödeme kusuruna düşürme ya da tadilat süreçlerini rahatsızlık verici hale getirerek tahliyeye zorlama yöntemlerini kullanıyor.
San Francisco Konut Hakları Komitesi Direktörü Maria Zamudio, onarımlarla bağlantılı anlaşmazlıklarda geçen yıla göre yüzde 23 artış yaşandığını, yardım hatlarına haftada ortalama 200 çağrı geldiğini kaydetti.
Göçmenler ve dar gelirliler kentten uzaklaşıyor
Özellikle kentin Çin Mahallesi bölgesinde yaşlı ve sınırlı İngilizce konuşan sakinlerin tahliye baskısıyla karşılaştığı bildiriliyor.
San Francisco Tahliye Karşıtı Koalisyon Direktörü Molly Goldberg, bazı ev sahiplerinin kiracıları sınırdışı edilme tehdidiyle sindirmeye çalıştığını aktardı.
Yerinden edilen çalışanlar, 80 ila 140 kilometre mesafedeki Central Valley, Tracy veya Modesto gibi uzak yerleşimlere taşınarak kente gidiş geliş yapmak zorunda kalıyor.
San Francisco İşçi Konseyi Direktörü Kim Tavaglione, hemşire, öğretmen ve itfaiyecilerin de dahil olduğu sendika üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin son zamlardan önce kent sınırları içinde yaşayabildiğini dile getirdi.
Kentteki demografik çeşitliliğin daraldığına işaret eden Ulusal Konut Hukuku Projesi Üst Yöneticisi Shamus Roller, 1970’te yüzde 13 seviyesinde olan siyah nüfus oranının bugün yüzde 5 civarına gerilediğini belirtti.
UCSF Benioff Evsizlik ve Konut Girişimi Direktörü Margot Kushel ise aşırı kalabalık yaşam koşullarının ruh sağlığını bozduğunu, bazı kişilerin kirayı ödeyebilmek için gıda harcamalarından ve temel tedavilerinden feragat ettiğini bildirdi.
Amerika
ABD rafinerileri küresel arz daralmasıyla rekor kâra hazırlanıyor

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşlar küresel akaryakıt arzını daraltırken ABD merkezli rafinerilerin rekor çeyreklik kâr açıklaması bekleniyor. Sene başından bu yana piyasa değerleri 224 milyar dolar artan şirketlerin tesisleri tam kapasiteye yakın çalışıyor.
ABD merkezli petrol rafinerisi şirketlerinin, Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşların küresel akaryakıt arzını daraltması ve ürün fiyatlarını artırması nedeniyle rekor düzeyde çeyreklik kâr elde edebileceği değerledirmeleri yapılıyor.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Wall Street analistleri; Valero Energy, Marathon Petroleum ve Phillips 66 şirketlerinin, neredeyse rekor seviyelere ulaştıkları ikinci çeyrek sonuçlarını geride bırakmasını bekliyor.
Rafineriler, ham petrol maliyeti ile rafine ürün fiyatları arasındaki farkı gösteren ve “crack spread” olarak adlandırılan marjın genişlemesinden faydalanıyor.
Söz konusu marj, Ortadoğu’daki rafinerilerin operasyonel sorunları ve İran savaşı nedeniyle yükseliyor.
Bu süreçte Çin ile diğer Asya ülkelerinin akaryakıt ihracatını düşürdüğü, analiz şirketi Industrial Info Resources verilerine göre eylül ayı itibarıyla küresel rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 12,1’inin devre dışı kaldığı kaydedildi.
Rafinerilerin kâr beklentileri ve hisse performansları yükseldi
JPMorgan tahminlerine göre Valero’nun üçüncü çeyrekteki vergi öncesi kârı, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 50, 2022 ortasındaki rekor seviyeye göre ise yüzde 24 artışla 8,95 milyar dolara ulaşabilir.
Piper Sandler ise Marathon’un hisse başına kârının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yedi kattan fazla artmasını bekliyor.
Şirketlerin mali sonuçlarının ekim sonu ile kasım başında açıklanması öngörülüyor.
Novi Labs petrol ürünleri piyasası analisti John Auers, şirketlerin mevcut elverişli ortamdan yararlandığını ifade etti.
Her üç üreticinin hisseleri perşembe gününü rekor seviyelerde tamamladı. 2026 başından itibaren değerleri iki katından fazla artan bu şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 224 milyar dolar yükseldi. Aynı dönemde S&P 500 endeksindeki artış ise yüzde 13 seviyesinde kaldı.
Auers, şirketlerin yüksek kâr marjlarını geçici gördüklerini, bu nedenle üretimi genişletmek amacıyla yatırıma yönelmekte acele etmediklerini aktardı.
ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayında petrol şirketlerini aşırı yüksek gelirleri gerekçesiyle eleştirerek bu kazancın bir kısmını tüketicilere iade etmelerini talep etmişti.
Küresel arz açığı ABD ihracatını rekor seviyeye taşıdı
ABD rafinerileri, diğer ülkelerden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar üzerine yaz aylarında akaryakıt ihracatını artırdı.
Reuters’ın aktardığı verilere göre, 7 Ağustos ile biten haftada ABD’den yapılan dizel ve fuel-oil ihracatı günlük 1,9 milyon varille rekor seviyeye ulaştı.
ABD ve Hindistan, daha önce Ortadoğu ile Rusya’dan sağlanan ürünlere bağımlı olan pazarlara yönelik sevkiyatlarını yükseltti.
Tesislerin tam kapasiteye yakın çalıştığı ABD’de yüksek üretim seviyesi küresel açığın dengelenmesine yardım ediyor.
Financial Times, temmuz ayındaki değerlendirmesinde yüksek kapasite kullanımının piyasayı kasırga, arıza ve beklenmedik gelişmelere karşı kırılgan hale getirdiğini, herhangi bir aksamanın ağır sonuçlar doğurabileceğini yazmıştı.
Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Financial Times tarafından aktarılan verilerine göre, ağustos ayı itibarıyla Ortadoğu’daki büyük rafinerilerden yapılan dizel ihracatı savaş öncesi dönemin dörtte birine geriledi; küresel petrol ürünleri üretimi ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla günlük 4 milyon varilden fazla azaldı.
İşlenmiş akaryakıt piyasasının, rafineri kapasitesi açığı ve yüksek taşımacılık maliyetleri nedeniyle baskı altında kaldığı vurgulandı.
Amerika
Díaz-Canel: Küba teslim olmayacak

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Barbados bombalaması anmasında yaptığı konuşmada, “Küba teslim olmayacak, Küba satılık değil” dedi.
Küba Komünist Parti Merkez Komitesi Birinci Sekreteri de olan Díaz-Canel, 6 Ekim sabahı Devrim Meydanı’ndaki José Martí Anıtı’nda düzenlenen toplantıyı bir anma etkinliği olarak nitelendirirken, bunun aynı zamanda bir direniş eylemi olduğunu da vurguladı.
Granma’da yer alan habere göre etkinlik, 73 insanın hayatına mal olan Barbados bombalı saldırısının kurbanlarına saygı olarak tertiplendi.
Cubana de Aviación’ın 455 numaralı uçuşu, Barbados’tan Jamaika’ya giden bir Küba uçuşuydu ve uçak 6 Ekim 1976’da düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu düşürüldü.
Etkinlikte, Küba’ya yönelik diğer terör saldırılarının kurbanlarının aile üyeleri ve meslektaşlarının yanı sıra ulusal eskrim takımının genç üyeleri, FAR (Devrimci Silahlı Kuvvetler) ve Minint (İçişleri Bakanlığı) mensupları, akademisyenler ve toplumun çeşitli kesimlerinden önde gelen isimlerle bir toplantı düzenledi.
Küba lideri, “Bu, tarihsel hafızayı ön plana çıkardığımız bir buluşma; cezasızlığı kınadığımız bir an ve şu anda içinde bulunduğumuz karmaşık bağlamda inançlarımızı yeniden gözden geçirip pekiştirdiğimiz bir zaman,” dedi.
Díaz-Canel, bu olayın Küba halkına bıraktığı mirası inceleyerek, bunun bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı.
Küba liderine göre bu miras, “zorluklar karşısında Devrimi savunmaya devam etmek, imparatorluğun emellerini reddetmek, bu soykırımcı ve terörist politikayı aşmak ve Küba Devrimi’nin kalıcı zaferini pekiştirmeye devam etmek için gereken direnişi ve cesareti güçlendirir.”
6 Ekim 1976’da Cubana de Aviación uçağının havada bombalanmasının ardından halkın yaşadığı “hüzünlü ama destansı” günleri hatırlatan Díaz-Canel, “bu iğrenç eylemin ardından kurbanların ailelerinin yaşadığı deneyimlerin yürek burkan niteliğini” vurguladı.
Küba lideri, “Bunca yıldır kalplerinizde ve zihninizde taşıdığınız o tanıklıklar, o deneyimler ve o yaşam öyküleri gerçekten yürek burkucu,” diye vurguladı.
Ona göre, José Martí Anıtı’nda gerçekleşen bu paylaşım, tüm Küba için, ama özellikle de Kübalı gençler için bir buluşmaydı; “çünkü gerçeklerimiz paylaşılmalı; tekrar tekrar dile getirilmeli. Cevapları bulabilmemiz için bunları yaşadığımız şu ana taşımalıyız.”
Küba lideri şöyle konuştu:
“Fakat gerçek şu ki, saldırıya uğrayanlar yenilgiye uğratılamadı; çünkü ne teslim oldular ne de teslim olacaklar. Savaştılar, savaşıyorlar ve savaşmaya devam edecekler. İşte bu nedenle, bu tarihsel hafızayı ve gerçekleri zihinlerimizde, kalplerimizde ve duygularımızda eksiksiz bir şekilde muhafaza etmenin ve bunları çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillere aktarmaya, paylaşmaya ve beslemeye devam etmenin önemi budur.”
Kurbanların ailelerine seslenen Díaz-Canel, “Sizin acınız bizim acımızdır; yalnız değilsiniz; anınız bizim anımızdır ve davanız tüm Küba’nın davası olmaya devam etmektedir. Elli yıl önce olduğu gibi aynı kararlılıkla Küba teslim olmaz, Küba satılık değil ve Küba unutmaz,” sözlerini yineledi.
Küba, Barbados saldırısının CIA ve ABD tarafından planlanıp uyguladığını savunuyor.
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş1 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Diplomasi1 hafta önceTürkiye ve BM Karadeniz’de ateşkes için masaya dönüyor







