Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Venezuela petrolünden 13 milyar dolar topladı: Paralar nerede?

Yayınlanma

ABD yönetimi, ocak ayında Maduro’nun kaçırılmasının ardından denetimini ele geçirdiği Venezuela petrol satışlarından yaklaşık 13 milyar dolar gelir elde etti. Washington parasal akışa dair çelişkili açıklamalar yaparken, 24 Haziran’daki yıkıcı depremlerin ardından kaynağın akıbeti ve ABD Kongresi’nin denetim talepleri gündeme taşındı. Kpler ve Argus Media verilerine dayanan hesaplamalar, Caracas yönetimine aktarılan fonların kısıtlı kaldığına ve ekonomik toparlanmanın beklenenin gerisinde düştüğüne işaret ediyor.

Financial Times (FT) tarafından yapılan hesaplamalara göre, ABD yönetimi bu yıl Venezuela petrol satışlarından 13 milyar dolardan fazla gelir topladı.

Ancak Washington, söz konusu paraya ne olduğu konusunda neredeyse hiçbir resmi bilgi paylaşmadı.

ABD, Ocak ayında Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırıp yardımcısı Delcy Rodríguez’i yönetimin başına getirmesinin ardından ülkenin petrol ihracatının denetimini üstlendi ve bazı yaptırımları askıya aldı.

Petrol gelirleri, geçen ay yaşanan yıkıcı depremlerden önce de krizde yer alan Venezuela ekonomisinin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık dörte birini oluşturuyor.

Yaptırımların esnetilmesinin ekonomiye büyük güç katması bekleniyordu.

Ancak ABD’nin fonlara el koymasından altı ay sonra ekonomistler, Venezuela’daki toparlanma emarelerinin son derece zayıf kaldığına dikkati çekiyor. Bu durum, Washington’ın toplanan gelirlerin tamamını Karakas’a aktarmadığı ihtimalini güçlendiriyor.

Washington’dan çelişkili açıklamalar

Washington yönetimi, paranın kullanımı konusunda birbiriyle örtüşmeyen söylemler geliştiriyor. Yayımlanan ilk başkanlık kararnamesinde ABD’nin rolü “yediemin” olarak tanımlanırken, Başkan Donald Trump ABD’nin Venezuela petrolünden “çok para kazandığını” dile getirdi.

ABD Kongresi’nin her iki partisinden milletvekilleri, fonların nerede olduğunu ve tahsisat sırasında yolsuzluğu önlemek için ne tür önlemler alındığını açıklatmak üzere yönetime yönelik baskıyı artırıyor.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Joaquin Castro, FT’ye yaptığı açıklamada, “Trump’ın Venezuela’ya müdahalesi başından beri petrol, güç ve çıkar ilişkileriyle ilgiliydi. Milyarlarca dolarlık Venezuela petrol geliri, şeffaflık veya koruma mekanizmaları olmaksızın Trump yönetimi tarafından yönetiliyor” dedi ve Kongre’nin süreçten uzak tutulduğunu ekledi.

FT, Venezuela’nın olası petrol gelirini hesaplarken navlun ve veri analiz platformu Kpler’in Ocak ayından bu yana derlediği ham petrol sevkiyat verilerinden yararlandı.

Fiyatlandırma ajansı Argus Media’nın ülkenin ürettiği ekstra ağır Merey ham petrolü ile Boscan ve Hamaca türlerine ilişkin fiyat tahminleri esas alındı.

Şubatta başlayan fiyat verileri tüm petrol türlerini kapsamazken, doğrudan fiyatlandırılan varillerin toplam değeri 11,5 milyar doları buldu.

Geçmiş fiyat kalıplarına dayanan hesaplamalar, fiyatı kaydedilmeyen varillerle birlikte toplam tutarın 13 milyar doları aştığını gösteriyor.

Venezuela hükümeti, ABD yönetiminde gerçekleşen petrol satışlarından elde edilen gelirleri takip etmek amacıyla bir internet sitesi kurdu. Ancak sitede Mart ayında gerçekleşen 300 milyon dolarlık tek bir transfer kaydı yer alıyor.

Salı günü düzenlenen bir oturumda, Güney Floridalı Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi María Elvira Salazar, “paranın nereye gittiği konusundaki şeffaflığın önemi” nedeniyle fonlara ilişkin raporların kamuoyuna açıklanmasını istedi.

Foreign Affairs’ten Venezuela değerlendirmesi

Depremin ardından artan kaynak ihtiyacı

Venezuela petrol parasının akıbeti, 24 Haziran’da meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından daha hayati bir hal aldı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre yalnızca bina ve altyapıda oluşan hasarın maliyeti 37 milyar doları buluyor.

Obama döneminde Beyaz Saray’ın Latin Amerika sorumlusu olarak görev yapan Benjamin Gedan, Demokratların Kasım ayındaki seçimlerde Kongre’nin kanatlarından birini veya her ikisini kazanmaları halinde petrol fonlarını incelemeye alabileceklerini kaydetti.

Başkan Trump, Ocak ayındaki operasyondan kısa süre sonra gelirlerin “kendi denetiminde olacağını” ilan etmişti. O tarihten bu yana yönetim, kaynakların kullanımına dair farklı mesajlar verdi.

Ocak ayındaki başkanlık kararnamesi, fonların Venezuela hükümetine ait olduğunu ve ABD hükümet hesaplarında “koruma ve idare amacıyla” tutulacağını belirtiyordu.

Buna karşın ABD Enerji Bakanlığı, gelirlerin “Amerikan ve Venezuela halkının yararına harcanacağını” açıkladı. Haziran ayında ise Trump, petrol sayesinde Venezuela’daki askeri operasyonun maliyetini “28 kat” çıkardıklarını ve ABD’nin “çok iyi para kazandığını” söyledi.

Trump, “Savaşı kazanmak 48 dakika sürdü. Milyonlarca varil petrol çıkardık” ifadesini kullandı.

Nisan ayında Üst Düzey Dışişleri Bakanlığı Yetkilisi Michael Kozak, petrol gelirlerinin yaklaşık 3 milyar dolarlık kısmının Venezuela’ya gönderildiğini ve banka hesaplarının denetim firması KPMG tarafından incelendiğini bildirmişti.

Kozak, yönetimin üç ayda bir rapor sunacağını belirtmişti; ancak Dış İlişkiler Komisyonu’ndaki Demokratlar o tarihten bu yana bilgi alamadıklarını aktarıyor.

Ekonomik durgunluk

ABD’li yetkililer, petrol fonlarının kontrolünün, şu anda Washington’dan gelen talimatlarla ülkeyi yöneten Çavista rejiminin kritik ismi Delcy Rodríguez üzerinde bir nüfuz aracı olarak kullanıldığını doğruluyor.

Kozak, Kongre’de geçen hafta yapılan oturumda, “Bu onların parası ama harcamak için bizden izin almaları gerekiyor” dedi ve fonların kamu çalışanlarının maaşları ile petrol sanayisi ekipmanları için kullanıma açıldığını savundu.

Dışişleri Bakanlığı, mevcut sistem altında “Venezuela ekonomisine milyarlarca dolar aktarıldığını” ve “kaynakların halka ulaşmasını sağlamak için finansal denetimin sürdüğünü” bildirdi.

Pek çok ekonomist, yaptırımları aşmak için petrolü uluslararası pazarlarda büyük iskonto ile satmak zorunda kalan Venezuela’nın bu yıl güçlü bir büyüme yakalamasını bekliyordu. Hükümet petrol ve doğalgaz yatırımlarını teşvik etmek amacıyla yeni bir kaynak yasası çıkardı ve üretimde artış kaydedildi.

Ancak Washington’daki Ekonomik ve Politika Araştırmaları Merkezi’nden (CEPR) Venezuelalı ekonomist Francisco Rodríguez, ilk çeyrekteki yüzde 2,5’lik resmi büyüme oranının son beş yılın en düşük seviyesi olduğuna dikkat çekti.

Rodríguez, “Artan petrol gelirlerine rağmen Venezuela’nın yeterince büyümemesinin nedeni, ABD’nin gelirin tamamını Karakas’a aktarmamış olmasıdır” değerlendirmesini yaptı.

Eski muhalif milletvekili ve ekonomist José Guerra da gelirlerin son yıllara kıyasla çok daha yüksek olması gerektiğine işaret ederek, “Para nerede? Şeffaflık yok ve ABD hükümeti bize bilgi vermiyor” eleştirisinde bulundu.

Venezuela odaklı danışmanlık şirketi Ecoanalítica’nın direktörü Alejandro Grisanti, son iki ayda ülkeye büyük miktarda dolar girişi olduğuna dair işaretler gördüklerini ifade etti.

Yılın son çeyreğinde ekonomide ivme beklediğini belirten Grisanti, depremin bu beklentiyi gelecek yılın ortasına ertelediğini kaydetti.

Depremden bu yana Rodríguez, IMF nezdinde tutulan meblağlar ve bir mahkeme süreci nedeniyle İngiltere Merkez Bankası kasalarında bekletilen Venezuela altınları da dahil olmak üzere ülke dışındaki kaynaklara erişmek için girişimlerini sürdürüyor.

ABD, afet yardımı için 386 milyon dolar ayırdı ve arama kurtarma çalışmalarına destek amacıyla Venezuela’ya yüzlerce asker gönderdi.

AB’nin Karakas Maslahatgüzarı John Barrett, petrol gelirlerinin tutulduğu hesaplardan deprem sonrası yeniden imar çalışmaları için kaynak aktarıldığını doğruladı, ancak miktar belirtmedi.

ABD’li yetkililer, madencilik ihracatından sağlanan bazı gelirlerin de yönetim tarafından toplandığını dile getiriyor.

Venezuela petrolü ve Çin: Bilmeniz gereken 4 şey

Amerika

Amerikan işçilerinin yarısından fazlası yapay zeka kullanıyor

Yayınlanma

Amerikan işçilerinin yapay zekaya yönelik endişeleri, iş hayatında bu teknolojiyi kullanmalarını engellemiyor.

Gallup anketine göre, bu yılın ikinci çeyreğinde ABD’li çalışanların yüzde 52’si işlerinde yapay zeka kullandığını belirtti.

Bunların yüzde 30’u sık sık kullandığını, yüzde 15’i ise her gün kullandığını ifade etti. Bu oran, 2026’nın ilk çeyreğinden bu yana istikrarlı bir artış gösteriyor.

Amerikalı çalışanların yüzde 47’si, kuruluşlarının operasyonları iyileştirmek amacıyla yapay zeka araçlarını benimsediğini belirtiyor.

Bu oran ilk çeyrekteki yüzde 41’e kıyasla bir artış gösterirken, çalışanların üçte biri ise bu teknolojiyi günlük işlerine henüz entegre etmemiş durumda.

İş yerinde yapay zekadan yararlananlar, bu teknolojiyi en çok yazma, düzenleme veya araştırma amaçlı kullanıyor.

Yapay zeka kullanıcıları arasında en yaygın kullanım alanları yazma ve düzenleme (%51), arama veya araştırma (%49) ve genel destek veya problem çözme (%39) olarak öne çıkıyor.

Bu veriler, yapay zekanın işyerindeki en yaygın rolünün hâlâ bilgi desteği olduğunu gösteriyor: Yani; çalışanlara taslak hazırlama, düzeltme, bilgi bulma ve genel soru veya sorunları çözme konusunda yardımcı olmak.

Kodlama desteği ve otomasyon gibi daha teknik veya uzmanlık gerektiren uygulamalar daha az sıklıkta bildiriliyor: Her ikisi de AI kullanıcılarının %16’sı tarafından belirtilmiş.

Biraz daha yüksek oranlarda ise AI, veri bilimi veya analitik (%18) ile sunum veya slayt seti oluşturma (%17) amaçlarıyla kullanılıyor.

Bu rakamlar, çalışanların teknolojinin işgücü piyasası üzerindeki gelecekteki etkisinden endişe duymasına rağmen, yapay zekanın iş yerlerini şimdiden nasıl dönüştürdüğüne dair bir fikir veriyor.

Geçen haziran ayında yayınlanan bir Reuters/Ipsos anketi, Amerikalıların %53’ünün bu endişeyi paylaştığını ortaya koydu; bu endişe, yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyine göre ankete katılanlar arasında oldukça eşit bir şekilde dağılmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mamdani, hükümetten Netanyahu’yu tutuklamasını istedi

Yayınlanma

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, İsrail başbakanının bu yılın ilerleyen aylarında ABD’yi ziyaret etmesi halinde federal yetkililerden tutuklama talep etti.

Mamdani, sosyal medyada paylaşılan bir videoda, “Binyamin Netanyahu bir savaş suçlusu ve Filistin halkına karşı işlenen korkunç bir soykırımın mimarıdır,” dedi.

Mamdani, Netanyahu’ya yönelik savaş suçu iddiaları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin çıkardığı tutuklama emrinin haklı olduğuna inandığını belirtti ama bunu uygulamak için yasal yetkisi olmadığını kabul etti.

Mamdani, ABD’deki Yahudiler arasında Netanyahu’dan daha popüler

Mamdani şöyle konuştu:

“Yönetimim, Binyamin Netanyahu buraya gelirse New York Şehri’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama emrini uygulayıp uygulayamayacağını belirlemek için yürürlükteki yasalar çerçevesinde mevcut tüm yolları inceledi. Bu emri uygulamak için bağımsız yasal yetkimiz olmadığı açık. Fakat federal hükümetin bu yetkisi var ve ben onlara Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) katılmalarını ve bu tutuklama emrini yerine getirmelerini çağrıda bulunuyorum. Ve şunu da aynı derecede açıkça belirtmek istiyorum: Binyamin Netanyahu, New York Şehri’nde hoş karşılanmaz; kaçak durumdaki diğer hiçbir savaş suçlusu da hoş karşılanmaz.”

Netanyahu’nun eylül ayında BM Genel Kurulu için New York’a gelmesi bekleniyor.

Mamdani, geçen hafta, geçen yıl belediye başkanlığı kampanyası sırasında bunu taahhüt ettikten sonra, söz konusu ziyaret sırasında Netanyahu’yu tutuklayıp tutuklayamayacağını incelediğini söylemişti.

Mamdani, “Başbakan Netanyahu’nun yeri Lahey’dir,” dedi.

Zohran Mamdani: Canavarın ininde bir ‘nepo bebek’

ABD, UCM’nin yetkisini tanımıyor ve bu mahkemenin tarafı değil.

Mamdani’nin bu sözleri, Netanyahu’nun ABD topraklarında “tutuklanmayacağını” vurgulayan Donald Trump’tan tepki gördü.

Trump, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda Netanyahu’nun “İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı savaştığını” ve “tutuklanması gereken tek kişilerin, İran’ı bu eşi görülmemiş ölüm ve yıkım sarmalına sürükleyenler olduğunu” belirtti.

Netanyahu ise Mamdani’nin yorumları konusunda “endişeli olmadığını” söyledi.

FT: Mamdani iş dünyası liderlerinin bir kısmını ikna etti

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Temsilciler Meclisinde Johnson’a bütçe isyanı

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi vekiller, İran savaşı ve tarım yardımlarını içeren 95 milyar dolarlık bütçe çerçevesine karşı oy kullanma tehdidiyle Meclis Başkanı Mike Johnson’a meydan okuyor. Meclis liderliği yarın başlayacak kongre tatili öncesinde tüm grupların desteğini almaya çalışırken, kıl payı çoğunluğa sahip partide fire sınırının en fazla iki vekil olduğu belirtiliyor.

ABD Temsilciler Meclisindeki önemli sayıdaki Cumhuriyetçi milletvekili, Meclis Başkanı Mike Johnson’a meydan okuyarak partinin önceliklerini içeren bütçe çerçeve tasarısına karşı oy kullanma tehdidinde bulunuyor.

Meclis Başkanı Johnson, parlamentodaki kıl payı çoğunluğu elinde bulunduran partisini İran savaşı ve tarım yardımları için hazırlanan 95 milyar dolarlık finansman planını desteklemeye yönlendirmeye çalışıyor. Cumhuriyetçi parti yönetimi, yarın başlayacak kongre tatili öncesinde gruptaki tüm kesimlerin desteğini kazanmak için çabalarken, tam katılımın sağlanacağı varsayımıyla Johnson’ın bugün en fazla iki oy kaybetme lüksü bulunuyor.

Beyaz Saray ve parti liderleri, Donald Trump’ın önceliklerinden biri olan “SAVE America Act” seçim güvenliği hükümlerine ilişkin planın ayrıntılarını sunarak henüz kararını vermemiş Cumhuriyetçileri ikna etmek için yoğun bir mesai harcıyor. Yönetim ayrıca, mevcut bütçe planında yer almayan ve üyelerin talep ettiği diğer maddeleri kapsayacak dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısının da sözünü veriyor.

Cumhuriyetçi liderlerin kararını değiştirmeyi neredeyse imkânsız gördüğü isimlerin başında ise Milletvekili Thomas Massie geliyor.

Massie konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu tasarı, yetkilendirilmemiş İran savaşı için kurulmuş bir örtülü ödenektir. Savaşın yanı sıra Trump’ın ticaret politikaları nedeniyle artan yakıt ve gübre fiyatlarından zarar gören çiftçilere yönelik bir rüşvettir” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Warren Davidson da bütçe planına karşı oy kullanmayı planladığını bildirerek, tasarıyı desteklemek için bütçe açıklarını kapatacak kaynakların gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

Kararı beklenen diğer isimler arasında Milletvekilleri Tim Burchett ve Kevin Kiley de bulunuyor. Kiley, tasarıya destek verme ihtimalinin “çok düşük” olduğunu ve fikrinin değişmeyeceğini ifade etti. Bu yıl Demokratların öncülük ettiği çok sayıda İran savaş yetkileri tasarısına destek veren Milletvekili Tom Barrett ise “Göreceğiz” demekle yetindi.

Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi liderleri, plandaki “SAVE America Act” hükümleri kapsamında yer alan vatandaşlık ve seçmen kimliği zorunluluklarının uygulanmasını denetlemek amacıyla önerilen 1 milyar dolardan fazla bütçeli teklifin ayrıntılarını üyelerle paylaşarak desteği artırmaya çalışıyor.

Ancak özel görüşmeler hakkında bilgi veren ve kimliğinin açıklanmasını istemeyen dört kaynağa göre, bu “denetim ve uygulama” mekanizmasının nasıl işleyeceği, muhalif vekiller ile Cumhuriyetçi yönetim arasındaki sert tartışmaların odağını oluşturuyor.

Dün akşam bu denetim politikasının nasıl yapılandırılmasını istediği sorulan Meclis Başkanı Johnson, “Bilmiyorum. Önümüzde müzakere edilmesi gereken çok konu var” yanıtını verdi.

Çoğunluk Lideri Steve Scalise de konuya ilişkin olarak “Tüm bunlar üzerinde çalışmalar halen devam ediyor” dedi.

Yönetimin müzakerelerde koz olarak kullandığı bir diğer taktik ise üyelere dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısı sözü verilmesi olarak öne çıkıyor.

Birçok Cumhuriyetçi vekil, ara seçimlerin ardından dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısının gerçekten hayata geçirilebileceği konusunda şüphe duyuyor. Vekiller, mevcut taslakta yer almayan ve kendi istedikleri düzenlemelerin bu yeni tasarıya dahil edileceği yönündeki vaatlere de şüpheyle yaklaşıyor.

Temsilciler Meclisi Bütçe Komisyonu Başkanı Jason Smith, liderliğin dördüncü tasarı vaadi hakkındaki sorulara, “Bütçe uzlaşısı hakkında hiç konuşmayacağım; 3, 4, 10 veya 17 fark etmez” karşılığını verdi. Smith’in komisyonunun son planların dışında bırakılması dikkat çekti.

Bugün oylanacak bütçe planına destek verip vermeyeceği sorulan Smith, “Size bütçe uzlaşısı hakkında konuşmayacağımı söylemiştim” diyerek pozisyonunu yineledi.

Temsilciler Meclisinde yoğun oylama trafiği

Temsilciler Meclisi; yıllık savunma politikası tasarısını, partiler üstü bütçe uzlaşı tasarısına yönelik bütçe kararını ve Kongre üyelerinin hisse senedi ticareti yapmasını yasaklayan düzenlemeyi içeren yasa tasarılarını oylayacak. Demokratlar ise bugün kadar erken bir tarihte İran savaş yetkileri oylaması talep edebilir.

Senato ise Benjamin M. Flowers’ın Altıncı Daire yargıçlığını onaylamak ve Michael C. Martin’in Michigan Doğu Bölgesi yargı adaylığını ilerletmek üzere toplanacak. Öğleden sonra yapılacak oturumda Martin’in adaylığının kesinleşmesi ve Antonio M. Pozos’un Pennsylvania Doğu Bölgesi yargı adaylığının oylanması bekleniyor. Akşam saatlerinde ise Daniel Mack Traynor’ın Sekizinci Daire yargı adaylığının ilerletilmesi oylanacak.

Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, Pentagon’un, Katar tarafından ABD başkanına hediye edilen 400 milyon dolarlık lüks uçağın modifikasyonu, restorasyonu veya bakımı için vergi mükelleflerinin parasını harcamasını engelleyecek yasa tasarısını oybirliğiyle geçirmeyi deneyecek.

Ayrıca bugün Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu, BM Büyükelçisi Mike Waltz’ın katılımıyla Birleşmiş Milletler’in hesap verebilirliği ve reformu konulu bir oturum düzenleyecek. Senato Finans Komisyonu ise ABD Ticaret Temsilcisi Jameison Greer’ın tanıklığında Trump’ın ticaret politikası gündemini ele alacak.

Darline Graham Senatoda kendi yolunu çizecek

Hayatını kaybeden ağabeyi Lindsey Graham’ın mirasını sürdürmesi için Senato koltuğuna atanan Darline Graham’ın, ağabeyinin izlediği siyasi çizgiyi birebir takip etmesi beklenmiyor.

Trump’ın desteğiyle tam dönem senatörlük için adaylığını açıklayan Graham, bir yandan ağabeyinin önem verdiği projeleri geçirmeye çalışırken diğer yandan kendi siyasi profilini oluşturmak için hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen bazı Cumhuriyetçi meslektaşları, Politico’ya yaptıkları açıklamada, Graham’ın hangi politikaları savunacağını veya tam olarak neyi temsil ettiğini henüz bilmediklerini ifade etti. Buna karşın Graham, ağabeyinin en önemli önceliklerini hızla sahiplendi. Rusya’ya yönelik iki partili yaptırım tasarısına destek toplamak için Cumhuriyetçi liderlerle arka planda çalışmaya başlayan Graham, mevcut yasalar arasında ilk olarak “SAVE America Act” tasarısına ortak sponsor oldu.

Graham ayrıca dış politikadan ziyade iç politikaya odaklanacağının sinyalini verdi. Cumartesi günü seçmenlerine yönelik kaleme aldığı açık mektupta Graham, “Ben Lindsey değilim. Benim işleri yapma yöntemim kendime has” ifadesini kullandı.

Temsilciler Meclisi, Cumhuriyetçilerin savunma tasarısını daha muhafazakâr bir çizgiye çekmesinin ardından Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nı (NDAA) oylamaya hazırlanıyor.

Milletvekilleri savunma tasarısına sunulan 320 değişikliği ele almaya başladı.

Cumhuriyetçilerin bazı muhafazakâr değişiklikleri tasarıya dahil etmesi, kararsız Demokratların savunma bütçesi tasarısına destek verme ihtimalini azalttı. Buna karşın, Trump’ın trans bireylerin orduda görev yapmasını yasaklayan başkanlık kararnamesini yasalaştırmayı öngören düzenleme gibi en çok tartışılan bazı teklifler oylamalarda reddedildi.

Diğer taraftan Demokratlar, bugün Temsilciler Meclisi genel kurulunda bir İran savaş yetkileri oylaması yapılması için baskı kurmaya devam ediyor.

Thune tatil öncesi geçici bütçe oylaması sözü verdi

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, ağustos tatili öncesinde kendi kamarasının hazırladığı kısa vadeli geçici bütçe tasarısını genel kurula getireceğini açıkladı.

Thune, Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Susan Collins’in, hükümetin kasım ayındaki seçimlerin sonrasına kadar fonlanmasını sağlayacak iki partili bir anlaşma için Demokratlarla görüşmeler yürüttüğünü aktardı.

Bu sırada Temsilciler Meclisi üyeleri, hükümet fonlamasını 4 Aralık tarihine kadar uzatacak geçici bütçe düzenlemesini 205 karşı oya karşı 220 oyla kabul etti. Oylamada büyük oranda parti çizgileri korundu.

Cruz yapay zekâ ajandasını açıklayabilir

Senato Ticaret Komisyonu Başkanı Ted Cruz, yapay zekâ mevzuatına ilişkin gelecek hafta yapılacak komisyon toplantısının ajandasını bugün kamuoyuna duyurabilir.

Cruz, Senatör Marsha Blackburn’ün çocukların çevrimiçi güvenliğini korumaya yönelik tedbirleri eyaletlerin yapay zekâ yasalarının önüne geçecek hükümlerle birleştiren yasa teklifini, 29 Temmuz’daki toplantıya kadar sunulması halinde ajandaya dahil edeceğini belirtti. Ancak Cruz, söz konusu paketin Senatodan geçme şansı konusunda şüphelerini dile getirdi.

Cumhuriyetçi ve Demokrat komisyon üyeleri konuyla ilgili bilgilendirilmediklerini belirtirken, Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Maria Cantwell, hangi tasarıların gündemde yer alacağını bilmediğini söyledi.

Komisyon kuralları gereği ajandanın bir hafta önceden duyurulması gerekiyor. Cruz’un bugün gündemi açıklamaması durumunda, toplantının planlanan tarihte yapılmayabileceği belirtiliyor. Ayrıca hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham’ın önümüzdeki hafta yapılacak cenaze töreninin de planları etkileyebileceği ifade ediliyor.

Cornyn büyükelçi oylamalarını PEPFAR fonuna bağladı

Senatör John Cornyn, Trump’ın iki büyükelçi adayının bugün komisyondan geçmesi için yönetime şart koştu.

Cornyn, yönetimin yoksul ülkelerde milyonlarca hayat kurtardığı belirtilen HIV ve AIDS programı PEPFAR için ayrılan fonları serbest bırakacağına dair kendisine kesin güvence vermesini talep ediyor.

Senato Dış İlişkiler Komisyonu bugün Trump’ın Jamaika ve Slovakya büyükelçi adayları Kari Lake ve Doug Mastriano için oylama yapmaya hazırlanırken, Cornyn’in tek bir karşı oyu, partiler düzeyinde destek görseler dahi bu iki adaylığı engelleyebilir.

Dört dönemdir senatörlük yapan Cornyn, Trump’ın Teksas Başsavcısı Ken Paxton’ı desteklemesi nedeniyle kaybettiği ön seçimlerin ardından bir hafta içinde ikinci kez Beyaz Saray’a karşı tavır alıyor.

Son haftalarda Beyaz Saray’ı kendi tercih ettiği politikalara zorlamak amacıyla oyunu bir koz olarak kullanması sorulan Cornyn, “Bu bir bakıma eğlenceli” değerlendirmesini yaptı.

Milletvekilleri ve personel arasındaki ilişki yasağına destek

Temsilciler Meclisinde milletvekilleri ile kongre personeli arasındaki tüm cinsel ilişkilerin yasaklanması yönündeki girişim iki partinin de desteğini alıyor.

Temsilciler Meclisi İdari İşler Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Joe Morelle, Demokrat Lider Hakeem Jeffries’in kendisinden Milletvekilleri Kat Cammack ve Teresa Leger Fernandez ile bu konudaki çalışmaları yürütmek üzere ortak hareket etmesini istediğini açıkladı. Cammack ve Leger Fernandez, Kongre’deki cinsel taciz iddialarının ele alınış biçimini yeniden yapılandırmak için ortak bir çaba yürütüyor.

Meclis Başkanı Johnson da milletvekillerinin sadece kendilerine bağlı çalışanlarla değil, tüm kongre personeliyle cinsel ilişki yaşamasının yasaklanması yönündeki mevcut kuralın genişletilmesini desteklediğini açıkladı.

Leger Fernandez yaptığı açıklamada liderliğin kendilerine çok destek olduğunu ve Cammack’ın ekibiyle bu çalışmayı tamamlamayı sabırsızlıkla beklediklerini belirtti.

Demokratlardan Jeffrey Epstein baskısı

Demokratlar, Adalet Bakanlığı liderliği için Todd Blanche’ın adaylığı değerlendirilirken, bakanlığın Jeffrey Epstein dosyalarının açıklanması sürecindeki hatalarını gündemde tutmaya çalışıyor.

Senatör Cory Booker, bu öğleden sonra eski bakanlık yetkilileri, bir Epstein mağduru ve hukuk uzmanlarının katılımıyla bir forum düzenleyecek.

Booker, tanıklıkların bu adaylığın üzerine gölge düşüreceğini ve Blanche’ın neden bu görevde kalmaması gerektiğini ortaya koyacağını ifade etti. Blanche, Adalet Bakanlığındaki dosyaların kamuoyuyla paylaşılması sürecini yönetmişti.

Cornyn ile doğrudan bir görüşme yapmadığını belirten Booker, Teksaslı Cumhuriyetçi senatörün, Adalet Bakanlığı’nı Donald Trump’ın taleplerini yerine getirmek için kullandığı iddia edilen bir ismin onaylanmasının sonuçlarını değerlendirmesini umduğunu ekledi.

Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun kıdemli üyesi Jamie Raskin de Epstein’ın yabancı bir devlet adına kayıt dışı ajanlık yapıp yapmadığına yönelik başlattığı inceleme kapsamında federal hükümetten kayıtları talep ediyor.

Graham için Kongre’De tören düzenlenecek

Hayatını kaybeden eski Senatör Lindsey Graham’ın naaşı salı günü Capitol Rotunda’da katafalka konulacak.

Kız kardeşi tarafından organize edilen cenaze merasimi çerçevesinde Washington Ulusal Katedrali’nde Trump’ın da katılacağı ve sadece davetlilerin yer alacağı bir tören gerçekleştirilecek.

Naaş, buradaki törenin ardından Güney Carolina’ya götürülecek ve ertesi gün Columbia’daki İlk Baptist Kilisesi’nde bir anma töreni daha düzenlenecek.

Arizona ön seçim sonuçları

Arizona’da yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Milletvekili Andy Biggs, kasım ayındaki valilik seçiminde Demokrat Vali Katie Hobbs’un rakibi olmaya hak kazandı.

Phoenix bölgesindeki 5. Bölge’de ise eski Pinal County Şerifi Mark Lamb, ön seçimleri kazanarak Biggs’ten boşalacak koltuk için aday oldu. Lamb, hakkındaki iddialara rağmen Trump’ın desteğini arkasına alarak rakibini mağlup etti.

Bölge’de ise yine Trump’ın desteklediği eski Arizona Cardinals oyuncusu Jay Feely ön seçimlerden galip çıktı. Bu bölgenin mevcut temsilcisi David Schweikert, valilik ön seçiminde Biggs’e karşı kaybetmişti.

Bölge’de ise Demokrat Milletvekili Greg Stanton, ilerici bir aktivistin meydan okumasını aşarak ön seçimleri kazandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English