Ortadoğu
ABD’de Cumhuriyetçi Parti bütçe kavgasına hazırlanıyor

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi Parti yönetimi, 2026 bütçe sürecinin ardından şimdi de 2027 mali yılı harcama tasarıları için zorlu müzakerelere hazırlanıyor. Kasım 2027 ara seçimleri yaklaşırken sağlık harcamaları, Pentagon bütçesi ve Beyaz Saray güvenlik harcamaları üzerindeki anlaşmazlıklar devam ediyor.
2026 mali yılı bütçe tasarıları üzerindeki uzun ve sert mücadelenin sona ermesinin ardından, ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi Parti yönetimi şimdi de 2027 mali yılı harcama süreci için yeni bir mücadeleye hazırlanıyor. Kasım 2027 ara seçimleri yaklaşırken, Kongre’deki bütçe görüşmelerinin seçim atmosferi nedeniyle daha da siyasi hale gelmesi bekleniyor.
2026 bütçe süreci Kongre’yi iki uzun hükümet kapanmasına sürüklemişti. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson şimdi daha ağır bir tabloyla karşı karşıya bulunuyor. Cumhuriyetçi Parti yönetimi, hem Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü korumaya çalışıyor hem de harcama tasarıları üzerindeki iç bölünmeleri yönetmeye hazırlanıyor.
Cumhuriyetçi Parti yönetiminin eylül sonuna kadar 12 ayrı harcama tasarısını Kongre’den geçirmesi gerekiyor. Bunun yanında Cumhuriyetçilerin iki ayrı uzlaşma tasarısını kabul etmeye çalışması, tarım yasasını sonuçlandırması, hükümetin dış istihbarat gözetim yetkilerini yenilemesi ve Başkan Donald Trump’ın gündemine bağlı başka öncelikleri ilerletmesi bekleniyor.
Son yıllarda her iki partiden bütçe komisyonu üyeleri de bu takvimi aşmış ve Kongre, 1 Ekim’de hükümetin kapanmasını önlemek adına geçici bütçe düzenlemelerine yönelmişti. Ara seçimlerin yaklaşması nedeniyle Cumhuriyetçi Parti yönetiminin aynı yönteme yeniden başvurmasının muhtemel olduğu değerlendiriliyor. Parti yönetimi, Demokratların Kongre’nin iki kanadında da çoğunluğu geri almasını önlemeye çalışıyor.
Buna rağmen Temsilciler Meclisi Tahsisatlar Komisyonu, 30 Eylül son tarihini hedef alarak 2027 mali yılı harcama tasarıları üzerinde çalışmayı sürdürüyor. Komisyon son haftalarda mali hizmet kurumları, Dışişleri Bakanlığı, Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile tarım programlarının finansmanına ilişkin tasarıları ilerletti.
Bu tasarıların tamamı Demokratların güçlü itirazlarıyla karşılaştı. Demokratlar özellikle insani yardım programları, küresel sağlık programları ve iklim programlarında yapılan kesintilere tepki gösterdi.
Komisyon ayrıca nisan sonunda askeri inşaat ve Gaziler İşleri Bakanlığı’na ilişkin bütçe tasarısını da ilerletti. Tasarı, gazilere yönelik yardımların finansmanını ve Gaziler İşleri Bakanlığı’na bağlı sağlık tesisleri ile dört mezarlıkta 2 milyar doların üzerinde altyapı yatırımı yapılmasını öngörüyor.
Politico’nun aktardığına göre Cumhuriyetçi Parti yönetimi bu tasarıyı gelecek hafta kadar erken bir tarihte Genel Kurul gündemine taşımayı planlıyor.
Temsilciler Meclisi Tahsisatlar Komisyonu Başkanı Tom Cole yaptığı açıklamada, “Bu yıl tam komisyondan çıkan ilk tasarı olarak, 2027 mali yılı çalışmalarının geri kalanı için güçlü temel oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Ancak iki partiden de geniş destek gören bu tasarı, Kongre’deki en az tartışmalı başlıklardan biri olarak görülüyor. Johnson’ın özellikle Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı, İç Güvenlik Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı bütçeleri gündeme geldiğinde hem Demokratlardan hem de kendi partisinden daha sert dirençle karşılaşması bekleniyor.
Tasarıların Senato’daki filibuster engelini aşması için Demokrat desteğine de ihtiyaç duyulacak.
Partilerin bütçe mücadelesini nasıl yöneteceği, ara seçim sonuçları üzerinde önemli etki yaratabilir. Çünkü bütçe süreci, Kongre’nin önüne gelen hemen her tartışmalı başlığa temas ediyor. Seçmenler 3 Kasım’da sandığa gitmeden önce yaşanacak son büyük siyasi mücadelelerden birinin bu bütçe görüşmeleri olması bekleniyor.
Her iki partinin liderleri de yeni bir hükümet kapanması istemediklerini söylüyor. Ancak taraflar arasındaki sert görüş ayrılıkları herhangi bir uzlaşmayı zorlaştırıyor.
Geçen yıl 43 gün süren hükümet kapanmasının merkezindeki sağlık harcamaları bu yıl da temel tartışma başlıklarından biri olacak. Cumhuriyetçiler, Obamacare sübvansiyonlarının yıl başında sona ermesine izin vermişti.
Bu karar milyonlarca Amerikalının sağlık sigortası primlerini yükseltti. Artan maliyetler nedeniyle çok sayıda kişi sigorta kapsamını tamamen bıraktı. Demokratlar seçim faaliyetinin son döneminde bu gelişmeleri öne çıkarmayı planlıyor.
Pentagon bütçesinin de ciddi tartışma yaratması bekleniyor. Trump, İran’la süren savaş ortamında Savunma Bakanlığı için 1,5 trilyon dolarlık bütçe talep etti.
Bu rakam mevcut seviyenin yaklaşık yüzde 40 üzerinde bulunuyor. Demokratlar ise İran çatışması nedeniyle Trump’ı hedef alırken bu bütçe talebine kesin biçimde karşı çıkıyor.
Bazı Cumhuriyetçiler ayrıca Beyaz Saray balo salonunun güvenliği için vergi mükelleflerinden 1 milyar dolar ayrılmasını değerlendiriyor. Bu öneri, nisan sonunda Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğinde Trump’a yönelik suikast girişiminin ardından gündeme geldi.
Senato Yargı Komisyonu kısa süre önce söz konusu finansmanı içeren uzlaşma tasarısını açıkladı. Ancak önerinin, seçmenlere yönelik ekonomik erişilebilirlik mesajını zayıflatmaktan çekinen Cumhuriyetçiler arasında da görüş ayrılığı yaratabileceği belirtiliyor.
Cumhuriyetçi Parti yönetimi bu finansmanı, Demokratların Senato’daki engelini aşabilen uzlaşma süreci üzerinden geçiremezse, ödeneği İç Güvenlik Bakanlığı bütçe tasarısına eklemeyi deneyebilir. Demokratlar ise Senato’daki öneriye zaten güçlü tepki gösteriyor.
Temsilciler Meclisi Tahsisatlar Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Rosa DeLauro bu hafta yaptığı açıklamada, “Cumhuriyetçiler bir yılı aşkın süredir kamuoyuna bu balo salonunun maliyeti konusunda yanlış bilgi veriyor. Bu mesele her zaman milyarder mega bağışçıların, satın aldıkları Trump yetkilileriyle yakın ilişki kurabilmesi için vergi mükelleflerinin parasını kullanarak gösterişli bir mekan inşa etmekle ilgiliydi” dedi.
Johnson’ın tartışmalı tasarıları oylamaya sunmak yerine geçici bütçe düzenlemesine yönelmesi de ihtimaller arasında bulunuyor. Ancak bu strateji de kendi içinde siyasi riskler taşıyor.
Demokratların, geçici bütçe düzenlemesinin ocak ayına kadar uzatılmasını istemesi bekleniyor. Böyle bir senaryoda Demokratlar Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü yeniden kazanabilir ve bütçe sürecinde daha güçlü pazarlık imkanına sahip olabilir.
Ortadoğu
Suudi Arabistan’ın petrol stokları bir haftada tükenebilir

Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattının İHA saldırısı sonrası durması, küresel petrol arzının yüzde 4’ünü kesintiye uğratma riski doğurdu. Reuters’ın haberine göre Yanbu limanındaki mevcut rezervlerin ihracatı yalnızca beş ila yedi gün daha sürdürebileceği belirtilirken boru hattındaki onarımın altı haftaya kadar uzayabileceği kaydediliyor.
Kızıldeniz kıyısındaki Doğu-Batı boru hattının faaliyetine yeniden başlayamaması durumunda Suudi Arabistan’ın ihraç edebileceği petrol stoklarının tükenme riski taşıdığı bildirildi.
Reuters haber ajansının Suudi petrolü alan şirketler ve tüccarlara dayandırdığı haberine göre söz konusu gelişme, küresel petrol arzında ciddi oranda daralmaya yol açabilir.
Boru hattındaki petrol akışı, insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların ardından durduruldu. Riyad yönetimi hasarın boyutu ve onarım çalışmalarının ne kadar süreceği hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Sürece vakıf kaynaklar onarım takvimine ilişkin farklı tahminler dile getiriyor.
Reuters’a konuşan kaynaklardan biri çalışmaların beş ila altı hafta sürebileceğini kaydederken, bir diğer kaynak hasarın daha kısa sürede giderilebileceğini ve onarım tamamen bitmeden kısmi petrol akışının sağlanabileceğini dile getirdi.
Yanbu limanındaki stoklar kritik eşikte
Arap Yarımadası’nı katederek Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu limanına uzanan boru hattı, günde yaklaşık 4 milyon varil petrol taşıyor. Bu miktar, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 4’üne denk geliyor.
Hat, Ortadoğu’daki çatışmalar sebebiyle deniz trafiği aksayan Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakarak Suudi Arabistan’a petrolünü alternatif bir rotadan sevk etme imkanı sunuyordu.
Sevkiyat süreçlerini yakından izleyen üç kaynak, akışın kesilmesi nedeniyle Yanbu limanındaki petrol rezervlerinin ihracatı yalnızca beş ila yedi gün daha sürdürmeye yeteceğini aktardı.
Dördüncü bir kaynak ise Mısır’ın Kızıldeniz kıyısındaki Ayn Suhna ve Akdeniz sahilindeki Sidi Kerir limanlarında tutulan ek rezervlerin alıcılara birkaç gün daha sevkiyat sağlama imkanı tanıdığını belirtti.
Yanbu’daki petrol depolama tesislerinin kapasitesi yaklaşık 35 milyon varil, Ayn Suhna’nın 18 milyon varil, Sidi Kerir’in ise 20 milyon varil düzeyinde hesaplanıyor.
Fakat kaynaklar tesislerin halihazırda tam kapasiteyle dolu olmadığını ve boru hattı devreye girmediği takdirde bu stokların tamamen tükeneceğini vurguladı.
Üretim son 30 yılın en düşük seviyesinde
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz geçişlerindeki kesintiler Suudi Arabistan’ın petrol arzını ağustos ayında son 30 yılın en düşük seviyesine geriletti.
Riyad yönetiminin OPEC’e sunduğu kayıtlara göre krallığın ham petrol üretimi şubat ayındaki günlük 10,9 milyon varil düzeyinden ağustosta 6,2 milyon varile kadar indi.
Yemen’deki Husiler temmuz ayında Suudi Arabistan’a deniz ablukası başlattıklarını ilan etmişti. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, 8 Eylül’de ülkenin güneyindeki bazı enerji tesislerinin faaliyetini durdurduğunu duyurdu.
Aynı gün Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Abha, Hamis Müşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki tesislere düzenlediği saldırıları kınayan resmi bir açıklama yayımladı.
Riyad makamları, saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı 73 sivilin yaralandığını bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump ise Suudi Arabistan’a yönelik bu saldırının arkasında İran’ın olabileceğini dile getirdi.
Petrol piyasasında Brent ham petrol vadeli işlemleri, 10 Eylül Perşembe günü temmuz sonundan bu yana kaydedilen en sert günlük yükselişini gösterdi.
Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,3 artış kaydederek 107,6 dolara ulaştı. Fiyatlar ertesi gün 105 dolar seviyesinin altına çekildi.
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Avrupa7 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa6 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa7 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya6 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










