Amerika
ABD’de otomotiv sektöründe grev başladı

ABD’de ‘Üç Büyükler’ olarak bilinen General Motors, Stellantis ve Ford fabrikalarında Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) sendikasının çağrısıyla 12 bin işçi greve gitti.
İşçilerin bu üç şirket ile imzaladıkları sözleşmenin süresi Perşembe günü ABD saatiyle 23:59’de sona erdi ve patronlar sendikaların yeni sözleşme şartlarını kabul etmedi.
UAW Başkanı Shawn Fain yaptığı açıklamada, grevin ilk etapta GM’nin Missouri’deki Wentzville Montaj fabrikasını, Stellantis’in Ohio’daki Toledo Montaj fabrikasını ve Ford’un Wayne, Michigan’daki fabrikasını etkileyeceğini söyledi.
Fain, diğer tesislerdeki sendika üyelerini şimdilik sözleşmesiz çalışmaya devam etmeye yönlendirdiği için işçilerden tepki gördü.
İş bırakma eylemi, süresi dolan sözleşmeler kapsamındaki işçiler tarafından gerçekleştirilecek geniş çaplı bir grevin sadece küçük bir parçası olarak görülüyor. Fain, grevin Detroit’teki üç büyük otomobil üreticisine karşı aynı anda yapılan ilk grev olduğunu ve sendikanın otomobil şirketleriyle mücadelesinde yeni bir cephe açtığını söyledi.
Biden yönetimi, tam da Biden’ın yeniden seçilme çabalarının yoğunlaştığı bir dönemde ekonomiyi sarsabilecek bir grevden kaçınmak için çalışıyor.
Sendika, ilk dalgada kaç şantiyenin ya da hangi lokasyonların yer alacağını açıklamadı. Perşembe günkü duyuruda Fain, diğer tesislerin greve ne zaman katılacağı ya da nasıl belirleneceği konusunda, üyelerini ‘her an hazır’ olmaya çağırmaktan başka bir ipucu vermedi. Fain’a göre, “Bu strateji şirketlerin tahmin yürütmesini sağlayacak. Ulusal müzakerecilerimize pazarlıkta maksimum kaldıraç ve esneklik sağlayacak. Eğer elimizden geleni yapmamız gerekirse, yaparız.”
Geçmişte UAW, toplu sözleşmeleri yönlendirmek için genellikle tek bir şirketi seçiyordu. Örneğin, 2019’daki son grev sırasında sendika GM’de işi durdurdu ve bir anlaşmaya varmadan önce yaklaşık 50.000 işçiyi 40 gün boyunca grev hattında bekletti.
UAW, hayat pahalılığı düzenlemelerine ek olarak, iki kademeli ücret yapısının ortadan kaldırılması ve tesislerin kapatılması durumunda belirli hakların yanı sıra, yeni sona eren şartların yüzde 40’ına varan ücret artışları talep etti.
Şirketler bir dizi karşı teklif sundular, fakat hiçbiri sendikanın şartlarını karşılamaya yaklaşamadı. Perşembe günü GM, UAW üyeleri için ‘zorlayıcı ve benzeri görülmemiş’ bir anlaşma olduğunu söylediği, daha uzun süreli çalışanlar için anlaşmanın tamamına yayılmış yüzde 20’lik bir zam önerdi. Fain bu teklifleri ‘aşağılayıcı’ olarak nitelendirerek reddetti.
Wentzville fabrikasında 4.100 kişi çalışıyor ve Chevrolet Colorado ve Express ile GMC Canyon ve Savana dahil olmak üzere orta boy kamyonlar ve tam boy minibüsler üretiyor. Stellantis Toledo’nun 4.420 çalışanı var ve elektrikli versiyonu Wrangler 4xe de dahil olmak üzere Jeep Gladiator ve Jeep Wrangler üretiyor. Ford Michigan’da 4.900 kişi çalışıyor ve Ford Ranger ve Bronco modellerini üretiyor. Hedeflenen fabrikaların her birinde kaç çalışanın UAW üyesi olduğu veya Ford Michigan’daki son montaj ve boya hatlarında kaç çalışanın çalıştığı net değil.
Biden’ın ‘yeşil’ dönüşümü ve UAW’nin itirazı
UAW ile patronlar arasındaki çatışma ücretler ve sosyal haklar gibi geleneksel konulara odaklanmış olsa da, Biden’ın daha fazla elektrikli araç ürettirme çabası önemli bir ‘arka plan’ oluşturuyor.
UAW bu hamlenin sendikalı işler için risk oluşturduğunu düşünüyor. Fain, diğer konuların yanı sıra yönetimin içten yanmalı motorlardan elektrikli araçlara geçişi desteklemeye yönelik teşvikleri ele alış biçimini eleştiriyor ve UAW, başkanın yeniden seçilme kampanyasına da destek vermiyor.
Beyaz Saray, ‘örgütlü emeği güçlendirmek ve iklim değişikliği ile mücadele’ şeklindeki ikili amacının birbirini dışlamadığında ısrar ediyor ve otomobil şirketlerini elektrikli araç işlerinin ücret ve sosyal haklarını geleneksel montaj hattı işleriyle aynı seviyeye getirmeye zorluyor.
UAW ise elektrikli araçların geleneksel araçlardan daha az işçiye ihtiyaç duyduğunu ve yeni tesislerin çoğunun sendikal örgütlenme çabalarını engelleyen eyaletlerde ortaya çıktığını belirterek bu argümanlara şüpheyle yaklaşıyor. Sendika, Biden yönetimini sendikalı iş gücünün geçişten etkilenmemesini sağlamak için daha fazlasını yapmaya çağırıyor.
UAW Başkanı Shawn Fain, “Federal hükümet sadece gidişatı değiştirmek için gücünü kullanmamakla kalmıyor, aynı zamanda milyarlarca kamu parasıyla dibe doğru yarışı aktif olarak finanse ediyor,” diyerek, Biden’ın Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) kapsamında ‘temiz enerji’ dönüşümüne verdiği devlet teşviklerini ve vergi indirimlerine işaret ediyor.
Öte yandan eski ABD Başkanı Donald Trump da konu hakkında açıklama yaptı. Eski başkan Çarşamba günü UAW üyelerini 2024 seçimlerinde kendisine destek vermeleri için yönetime baskı yapmaya ya da alternatif olarak ‘sendikadan ayrılmaya ve çıkarlarınızı doğru şekilde koruyacak yeni bir sendika kurmaya’ çağırdı.
Şirketlerin kârlılık korkusu
Greve gidilen şirketlerin elektrikli araçlar söz konusu olduğunda durumları pek iç açıcı değil. Temmuz ayında Ford, EV biriminin bu yıl 4,5 milyar dolar zarar etmesini beklediğini açıkladı ve bu rakam daha önceki 3 milyar dolarlık tahmine göre yukarı yönlü revize edildi. GM şu anda EV işinin 2025 yılına kadar kârlı olmayacağını öngörüyor. Dolayısıyla elektrikli araçların üretimi söz konusu olduğunda maliyetleri düşürmenin en kolay yolu, işçi maliyetlerini düşürmek.
Üstelik, sektördeki en büyük oyuncu Tesla, sendika düşmanı yapısıyla biliniyor. Üç Büyükler’in şu anda işçilerine ödediği saatlik ücret 66 dolar seviyesinde. Tesla’da ise bu rakam sadece 45 dolar.
Otomobil üreticileri elektrikli araçlardan kâr elde edebilmek için bazı bilindik stratejiler izliyor. Birçoğu elektrikli otomobil üretimini ya yurtdışına ya da sendika dostu olmayan eyaletlere taşıyor. Sendika yapımı elektrikli araç satın alan tüketicilere IRA vergi indirimi verilmesi önerisi, geçen yaz yapılan müzakereler sırasında, bu hükmün yatırımları kendi eyaletindeki sendikasız firmalardan uzaklaştıracağından korkan Batı Virginia Senatörü Joe Manchin tarafından reddedilmişti.
Sendika düşmanı Cumhuriyetçi eyaletlere yatırım akıyor
Bu durum, Kuzey Carolina’dan Alabama’ya kadar uzanan yeni ‘batarya kuşağı’ da dahil olmak üzere Cumhuriyetçilerin kontrolündeki eyaletlerde yeni EV yatırımlarının yoğunlaşmasına katkıda bulunuyor. Yabancı otomobil üreticileri uzun zamandır daha düşük ücretler ve sendika karşıtı yasalar için Güney’e akın ediyor. Genel olarak, otomobil şirketleri bölgeyi elektriğe geçmek için iyi bir yer olarak görüyor.
Brookings Metro tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre IRA, CHIPS, Science Act ve Bipartisan Infrastructure Law’dan akan kamu paralarının beşte ikisi Güney’e gidiyor. Bu yatırımların yüzde altmış ikisi elektrikli araç ve batarya üretimi ya da temiz enerji teknolojilerine yapılıyor.
İşçiler arasında bölünme yaygınlaşıyor
Sendikanın diğer endişeleri arasında, Stellantis’in Samsung SDI ile yaptığı anlaşma da dahil olmak üzere, bu tür ortak girişimlerin endüstri standartlarını zayıflatmak ve işçileri birbirinden ayırmak için kullanılması yer alıyor.
EV’lerde kullanılan bataryaların üretimi, ABD fabrikaları için nispeten yeni teknikler içeriyor. Bunların üretimi için gerekli uzmanlığın çoğu ABD dışından geliyor, bu nedenle otomobil üreticileri yabancı firmalarla işbirliği yapıyor.
Bunlar arasında GM ile Güney Koreli LG Energy Solutions şirketi arasında bir ortaklık olan Ohio’daki Ultium Cells fabrikası da yer alıyor. Mevcut Ultium çalışanlarının çoğu GM’nin 2018’de kapattığı Lordstown fabrikasında çalışıyordu. Fakat yeni düzenleme kapsamındaki işler, bu işçilerin bir zamanlar sahip oldukları işlerden çok farklı: GM Lordstown’da ücretler saat başına 32 dolardan başlarken, yakın zamana kadar Ultium’da işe başlayan işçiler sadece 16,50 dolar kazanıyordu. Yedi yıl sonra, üretim işçileri saatte 20 dolar kazanabiliyordu.
Financial Times (FT), Chicago Fed’de politika danışmanı Kristin Dziczek’in verdiği bilgileri aktarıyor. Buna göre UAW çalışanlarının ücretleri geçici işçiler için saat başına 16,67 dolardan başlıyor ve 32,32 dolara kadar çıkıyor (Haftada 40 saat çalışıldığında bu rakam yılda 35.000 ila 67.000 dolar arasında değişmektedir.) Tüm tazminat, yasal maliyetler ve emekli yardımları dahil olmak üzere çalışan başına işgücü maliyetinin saat başına 66 dolar olduğu tahmin ediliyor.
Tehlikeli ‘yeşil’ işler
Görünüşte ‘yeşil’ olan bu işler aynı zamanda tehlikeli de olabiliyor. Ultium’un Ohio’daki tesisi bu yıl şimdiye kadar altı İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresi (OSHA) şikayetine konu oldu. İşçiler yüzlerine zehirli kimyasallar püskürtüldüğünü ve çalışma alanlarının dumanla dolduğunu bildirdiler. Haziran ayı sonlarında arızalı bir akü alev aldı ve iki çalışan duman soluma nedeniyle hastaneye gönderildi.
Labor Notes’tan Keith Brenner Brown’ın haberine göre, altı Ultium işçisi, fabrikada OSHA tarafından zorunlu kılınan güvenlik duşlarının bulunmamasını protesto etmek için iş bıraktıktan sonra aylarca işten uzaklaştırıldı.
Üç Büyükler’in otomobillerinde Tesla tarzı marjlar peşinde koşmaları, Tesla tarzı işyeri güvenlik normlarına ‘ısınacaklarına’ dair korkuları da artırıyor. Forbes tarafından yapılan bir araştırma, Tesla’nın Fremont, Kaliforniya’daki fabrikasının 2014-2018 yılları arasında eyalet OSHA müfettişlerinden 54 ihlal aldığını ortaya koydu. Fabrikanın bu dönemdeki ihlalleri ve para cezaları, Ford ve GM’ye ait olanlar da dahil olmak üzere diğer 10 büyük ABD fabrikasının toplamını aştı.
‘Yeşil’ dönüşüm, işçileri de daha az ücrete mahkum ediyor
Fabrikalar elektrikli araçlar üretmek için yeniden düzenlenirken, bazı değişiklikler dikkat çekiyor.
GM’nin Detroit-Hamtramck ‘Fabrika Sıfır’ fabrikası bir buçuk yıl sonra elektrikli Hummer da dahil olmak üzere sadece elektrikli araçlar üretmek üzere yeniden açıldığında, içten yanmalı motorlu araçların montajına ayrılmış hatlar ortadan kaldırılmıştı.
Diğer değişiklikler ise işçilere aynı iş için daha az ücret ödemek ve elektrikli araç üretim sürecinin bazı kısımlarını ana sözleşmenin dışına çıkarmak üzere tasarlanmış görünüyor.
Fabrika Sıfır’daki akü montaj işi artık fabrikanın ayrı bir bölümünde GM Subsystems adlı GM’nin tamamına sahip olduğu bir yan kuruluşun çalışanları tarafından yapılıyor; daha önce bu işi yapan GM işçileri bu işlere uygun değildi ve ana sözleşme kapsamındaki işçiler, işin farklı bir toplu iş sözleşmesine tabi olduğu akü montajına geçemiyor.
Üç Büyükler ana sözleşmesi, şirketin kazandığı her 1 milyon dolar için fazladan 1 dolar kâr paylaşımı hakkı verirken, GM Subsystems çalışanları sadece 25 sent alıyor.
Ayrıca işçiler iş yerinde de daha az korumadan yararlanıyorlar. Fabrika Sıfır’da GM çalışanı olan Chris Viola geçtiğimiz günlerde şunları yazdı: “Yakın zamana kadar tüm birimleri için tek bir temsilci ile yetinmek zorunda kaldılar; haftada sadece 30 saat pazarlık birimlerini eğitmek ve savunmak için, geri kalan zamanda ise bir işte çalışan bir temsilci. Buna kıyasla, fabrikanın geri kalanında çalışan General Motors işçilerinin en az iki tam zamanlı temsilcisi var.”
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









