Bizi Takip Edin

Diplomasi

AB’den Arnavutluk’a “eylemlere müdahale” uyarısı

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, Jared Kushner bağlantılı bir turizm yatırımına karşı yapılan gösterilere yönelik müdahaleler konusunda Arnavutluk hükümetini uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadının da yatırımcıları arasında olduğu bir lüks tatil köyü inşaatına karşı patlak veren protestolar 1 haftayı devirdi.

Eylemciler, tatil köyü planının bölgedeki yaban yaşamı ve çevreyi tehdit edeceğini öne sürüyor.

Komisyon, projenin Arnavutluk’u AB’nin çevre kurallarıyla çatışma noktasına getirebileceği ve katılım müzakerelerindeki “yeşil” 27. Fasıl’ın kapanmasını tehlikeye atabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Avrupa Komisyonu sözcüsü, tartışmalı proje hakkındaki bir soruya yanıt olarak POLITICO’ya şunları söyledi:

“Arnavutluk, kapanış kriterlerinin yerine getirilmesini baltalayabilecek eylemlerden kaçınmalı; Arnavut yetkililerinin gecikmeden harekete geçmesini bekliyoruz.”

AB’ye katılım sürecinde, çevre ve iklim değişikliği ile ilgili 27. Fasıl’ın müzakereleri için son aşamaların bir parçası olarak, Arnavutluk’un “Kuşlar ve Habitatlar Direktifleri” de dahil olmak üzere bu alandaki AB mevzuatına tamamen uyum sağlaması bekleniyor.

Sözcü, Arnavutluk’un Koruma Alanları Kanunundaki değişiklikleri iptal etmesini ve stratejik yatırımlar kanununu “sonlandırmasını” da istedi.

AB’ye katılma sürecinin bir parçası olarak, Arnavutluk’un AB’nin çevre kurallarına uyum sağlaması bekleniyor.

Sözcü ayrıca POLITICO’ya, Arnavutluk Çevre Bakanı Sofjan Jaupaj’ın Brüksel’deki Komisyona projenin inşaatının askıya alındığını ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çevresel etki değerlendirmesi yapılacağını bildirdiğini söyledi.

Sözcü, “Bu projenin potansiyel eksiklikleri konusunda endişelerimizi çevre bakanına zaten ilettik,” dedi.

Ne var ki, Jaupaj’ın resmi sözcüsü POLITICO’ya yaptığı açıklamada, bakanın “henüz nihai bir proje teklifinin sunulmadığını ve inşaat faaliyetlerinin başlamadığını, çünkü herhangi bir inşaat izninin onaylanmadığını Komisyona bildirdiğini” belirtirken, projenin “tam şeffaflık ve kamuoyu istişaresi ile yürütülecek kapsamlı ve sorumlu bir Çevresel Etki Değerlendirmesinden” geçeceğini yineledi.

Koruma altındaki bölgede yaşayan flamingoların adından esinlenerek “Flamingo Devrimi” olarak adlandırılan protestolar hafta sonu boyunca yoğunlaştı ve Başbakan Edi Rama’nın istifa etmesi yönündeki çağrılar arttı.

Arnavutluk yolsuzlukla mücadele savcılığı SPAK da, bölgenin koruma statüsünde ve arazi mülkiyetinde 2024 yılında yapılan tartışmalı değişikliklerle ilgili soruşturma başlattı.

Rama, geçtiğimiz günlerde POLITICO’ya verdiği demeçte, AB liderlerinin şu anda Arnavutluk’taki siyasi karışıklıkla pek ilgilenmediğini söyledi.

5 Haziran’da Karadağ’da düzenlenen AB-Batı Balkanlar Zirvesinin oturum aralarında verdiği bir röportajda Rama, “Jared [Kushner] olmasaydı, projeyi umursamazlardı,” diye de belirtti.

Arnavutluk, Karadağ ile birlikte AB’ye katılmak için gün sayan ülkeler arasında yer alıyor ve Rama, teknik müzakerelerin 2027 yılının sonunda tamamlanması hedefiyle, 2030 yılına kadar birliğe katılmayı hedefliyor.

İnceleme, eleştirmenlerin hassas yaban hayatı alanlarında büyük ölçekli kalkınmaya kapı açtığını söylediği Arnavutluk’un 2024 yılında Koruma Alanları yasasında yaptığı değişiklikler nedeniyle yapılıyor.

Bu, Kushner bağlantılı projenin bulunduğu ve çevresel etki değerlendirmesi yapılmamış olan Vjosa-Narta koruma alanını da içeriyor.

Brüksel ayrıca, tercih edilen projelere AB çevre koruma önlemlerini atlama riski taşıyan hızlı onay süreci sağladığı gerekçesiyle Tiran’ı 2015 tarihli Stratejik Yatırımlar yasasını iptal etmeye uzun zamandır zorluyor.

Diplomasi

İran, Çin’e sattığı petrolün fiyatını Brent’in altına çekti

Yayınlanma

İran, en büyük alıcıları arasında yer alan Çinli özel rafinerilerin talebini canlandırmak amacıyla Iranian Light petrolünde indirimleri artırdı. Bloomberg’e göre temmuz vadeli Iranian Light’ın fiyatı Brent petrolüne kıyasla varil başına 1 doların üzerinde geriledi. Çin’e yapılan İran petrolü sevkiyatları ise mayısta günlük 1,1 milyon varile düşerek Ocak 2025’ten bu yana en düşük seviyeyi gördü.

Bloomberg’in ticarette yer alan yatırımcılara dayandırdığı haberine göre İran, Çin’deki özel petrol rafinerilerini yeniden alıma teşvik etmek amacıyla petrolüne uyguladığı indirimleri artırdı.

Ajansın aktardığına göre Tahran’ın hedef aldığı özel rafineriler son dönemde düşen karlılık nedeniyle zararlarını dengelemek için üretimlerini azaltmıştı.

Yatırımcılar, temmuz vadeli Iranian Light petrolünün fiyatının Brent petrolüne kıyasla varil başına 1 doların üzerinde aşağı çekildiğini bildirdi. Mayıs ayında ise Iranian Light’ın Brent’e primli satıldığı kaydedildi.

Bloomberg, Çin’deki özel rafinerilerin İran petrolünün en büyük alıcıları olduğunu belirtti. Ancak son aylarda bu şirketler üzerindeki ekonomik baskı arttı.

Rafinaj marjlarının zaten düşük seviyelerde bulunduğu bir dönemde, ABD ile İran arasındaki savaş sırasında ortaya çıkan Hürmüz krizi nedeniyle bu tesislerin zarar ettiği ifade edildi.

Ajansın aktardığına göre Pekin, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarında yaşanan aksaklıkların ardından iç piyasadaki yakıt arzını korumak amacıyla rafinerilere üretimlerini önceki iki yılın ortalama seviyesine denk gelecek düzeyde sürdürme talimatı verdi. Haziran ayının başında ise bu yönergeler gevşetildi.

Bloomberg’in Kpler verilerine dayandırdığı habere göre Çin’e yapılan İran petrolü sevkiyatları mayısta günlük 1,1 milyon varile geriledi. Bu seviye, Ocak 2025’ten bu yana görülen en düşük hacim oldu.

Ajans ayrıca dünya genelinde tankerlerde bekleyen yaklaşık 56 milyon varil İran petrolü bulunduğunu bildirdi. Bu petrolün taşındığı gemilerin yüzde 60’tan fazlası Singapur Boğazı’nda ve Çin kıyıları açıklarında demirli durumda bulunuyor.

Haberde, Çin’deki özel rafinerilerin normal koşullarda İran’ın petrol satışlarının yaklaşık yüzde 90’ını oluşturduğu belirtildi. Bununla birlikte Bloomberg, ABD’nin Tahran’ı bir barış anlaşmasına yönlendirmek amacıyla bu ticarete yönelik yaptırımları son dönemde genişlettiğini aktardı.

Bu kapsamda Çin’in büyük özel rafinerilerinden Hengli de İran petrolü satın aldığı gerekçesiyle ABD yaptırımlarına dahil edildi.

Öte yandan The Wall Street Journal, nisan ayı sonunda mevcut ve eski yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD’nin uyguladığı abluka nedeniyle İran’ın petrol ihracatını sürdürmek için olağanüstü yöntemlere başvurduğunu yazmıştı.

Gazete, tüketicilere teslimatın ve boş tankerlerin yüklenmesinin önündeki engeller nedeniyle ülkedeki petrol depolama tesislerinin dolmaya başladığını aktarmıştı.

Habere göre Tahran, üretimi durdurmamak için petrolü tankerlerde depolamaya başladı; ayrıca Ahvaz ve Asaluye’deki kullanılmayan depolama alanları ile konteynerlerden yararlandı.

Petrol, Gaz ve Petrokimya Ürünleri İhracatçıları Birliği Sözcüsü Hamid Hüseyni de İran’ın petrolü Çin’e demiryoluyla göndermeye çalıştığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Üç Avrupa ülkesinden Rusya’ya beş şartlık ültimatom

Yayınlanma

İngiltere, Almanya ve Fransa liderleri, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den derhal ateşkes ilan etmesini ve müzakerelere başlamasını talep etti. Londra’daki zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamada, adil ve kalıcı bir barışın tesisi için Rusya’nın kabul etmesi gereken beş temel şart sıralandı.

İngiltere, Almanya ve Fransa liderleri, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile gerçekleştirdikleri zirvenin ardından, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e derhal ateşkes sağlama ve Ukrayna’da barışçıl bir çözüm için müzakereleri başlatma çağrısında bulundu.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ortak açıklaması, Putin’in geçen hafta Zelenski’nin savaşı sonlandırmak amacıyla sunduğu yüz yüze görüşme teklifini içeren açık mektubu reddetmesinin ardından geldi.

Bloomberg’in aktardığı habere göre, Londra’da gerçekleşen liderler zirvesinin ardından yapılan açıklamada, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla Rusya’nın bir barış anlaşmasında imza atması gereken beş şart belirlendi. Bu şartlar şu şekilde sıralandı:

Çatışmaların derhal ve tamamen durdurulması; mevcut cephe hattının müzakerelerin başlaması için çıkış noktası olarak kabul edilmesi ve uluslararası sınırların güç kullanılarak değiştirilemeyeceğinin onaylanması; çok uluslu güçlerin konuşlandırılmasını da içerecek şekilde Ukrayna’ya güvenlik garantilerinin verilmesi; Rusya’nın yüz milyarlarca dolar değerindeki dondurulmuş varlıklarının savaşın Ukrayna’ya verdiği zararlar tazmin edilene kadar bloke kalmaya devam etmesi; Avrupa’nın güvenlik alanındaki çıkarlarının güvence altına alınması.

Avrupa troykası liderleri, Zelenski ile Putin arasında doğrudan müzakerelerin yapılması fikrine destek verirken, bu sürece ABD ve Avrupa ülkelerinin de aktif katılım sağlaması gerektiğini belirtti.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Rusya savaş alanında kazanmıyor, bizim orta ve uzun menzilli vuruşlarımız da onların saldırganlığı yayma kabiliyetini sınırlandırıyor. Ancak Ukrayna için, Rusların şehirlerimizi ve toplumlarımızı terörize etmekte kullandığı balistik tehditlere karşı korunmayı sağlamak da son derece hayati bir önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

Reuters’ın haberine göre Zelenski, İngiltere Başbakanı Starmer’a, Ukrayna’nın hava savunma sistemleri için daha fazla füzeye ihtiyaç duyduğunu söylediğini aktardı.

Ukrayna lideri, zirvede ayrıca diplomasinin canlandırılması yollarını ve Avrupa’nın barış sürecindeki rolünü ele aldıklarını belirterek, “Ukrayna’nın önceliği her zaman müzakerelerde Avrupa’nın güçlü bir konuma ve sese sahip olmasını sağlamak olmuştur” dedi.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise müttefiklerin Rusya üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini ifade etti.

Rusya’da savaşın devam etmesine yönelik artan bir memnuniyetsizliği gösteren bazı değişimlerin gözlendiğini kaydeden Kallas, pazartesi günü yapılacak AB savunma bakanları toplantısı öncesinde Avrupa’nın daha fazla stratejik sabır göstermesi gerektiğini vurguladı.

Kallas, “Talepleri dile getiren biz olmamalıyız; Rusya kendisi de bu savaşı sonlandırmak istediği için bizimle müzakerelere başlamalıdır. İşe ateşkes ile başlayalım” değerlendirmesinde bulundu.

Zelenski, Putin’e yazdığı açık mektupta da Rusya vatandaşlarının savaştan yorulduğunu ve Moskova’nın onların sadakatini satın almaya devam etmek için yeterli paraya ve siyasi güce sahip olmadığını iddia etmişti.

Rusya Devlet Başkanı Putin ise bu mektuba verdiği yanıtta, mektubun içeriğinde saygısızlık unsurları barındığını ve herhangi bir kişisel görüşmenin gerçekleştirilmesini tamamen imkansız kılacak koşulları yaratmak amacıyla yazıldığını söylemişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ankara-Dakka ekseninde ‘stratejik ortaklık’ dönemi

Yayınlanma

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Dakka’ya gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından iki ülke arasındaki ilişki, geleneksel diplomasinin ötesine geçerek yeni bir “Stratejik Ortaklık” dönemine girdi.

Üç günlük üst düzey turu kapsamında Fidan, Bangladeş Başbakanı Tarique Rahman ve Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temasların en önemli sonucu, ikili ilişkilerin kurumsallaşmış bir “Stratejik Ortaklık” düzeyine yükseltilmesi konusunda varılan resmî mutabakat oldu.

Savunma ve “2+2” Diyaloğu: İşbirliğinde Yeni Ufuklar

Ziyaretin en dikkat çekici çıktılarından biri savunma işbirliğinde sağlanan ilerleme oldu. İki ülke ilk kez, her iki tarafın Dışişleri ve Savunma Bakanlarının yıllık stratejik zirvelerde bir araya geleceği bir çerçeve olan “2+2 Diyaloğu”nu başlatma kararı aldı.

Ortak Üretim: Türkiye’nin gelişmiş insansız hava aracı teknolojisi, askerî araçları ve deniz platformlarının üretiminde teknoloji transferi ve ortak girişimler konusunda ayrıntılı görüşmeler yapıldı.

Stratejik Güvenlik: Türkiye’nin küresel savunma pazarında önde gelen tedarikçilerden biri hâline gelmesiyle birlikte, Bangladeş’in askerî modernizasyon sürecine katılımının ülkenin savunma kapasitesini daha ileri bir seviyeye taşıması bekleniyor.

Ekonomik Koridorlar ve Ticaret Hedefleri

Mevcut ikili ticaret hacmi yaklaşık 1,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Hedef ise önümüzdeki yıllarda bu rakamı 2 milyar doların üzerine çıkarmak.

Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, “Bangladeş artık sadece bir pazar değil; Güney Asya’nın bir güç merkezidir. Türk yatırımcılar için özel Serbest Ekonomi Bölgeleri tahsis edilmesini önerdik” açıklamasını yaptı.

Serbest Ticaret Anlaşması ya da geçici bir Tercihli Ticaret Anlaşması ihtimali de gündeme geldi. Tekstil, ilaç ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerde Bangladeş’e yeni bir Türk yatırım dalgası bekleniyor.

Erdoğan’ın Muhtemel Ziyareti

Başbakan Tarique Rahman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Bangladeş’e resmî ziyarette bulunmaya davet etti.

Büyük olasılıkla 2026 sonlarında gerçekleşeceği değerlendirilen bu ziyaretin, bir dizi üst düzey anlaşmayla stratejik ortaklığı resmîleştirmesi bekleniyor.

Bangladeş Kamuoyu

Bangladeş medyasında, dünyanın giderek çok taraflılığa yöneldiği bir dönemde, Bangladeş’in “herkesle dostluk, kimseye kötülük yok” politikası ile Türkiye’nin artan bölgesel etkisi arasındaki uyuma vurgu yapıldı.

Ziyarete ilişkin yayınlanan bir değerlendirmede, “Bu, yalnızca silah ya da mal ticaretinden ibaret değil; karşılıklı egemenlik ve iki yükselen ekonominin hedefleri üzerine inşa edilen Güney-Güney İşbirliği’nin bir yansımasıdır” ifadeleri kullanıldı.

Değerlendirme şöyle devam etti: “Dakka ve Ankara’nın bu yeni yolculuğu yalnızca kendi sınırları içinde kalmıyor; Müslüman dünyanın diplomasisinde ve küresel güç dinamiklerinde önemli bir dönemin başlangıcına işaret ediyor.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English