Bizi Takip Edin

Avrupa

AfD’den rapor: Biz ‘aşırı sağ’ isek, CDU da öyle!

Yayınlanma

AfD tarafından hazırlanan bir rapor, Federal Anayasa Koruma Teşkilatı’nın (BfV) kriterlerine göre, CDU/CSU koalisyonunun da “kesin aşırı sağcı” olarak sınıflandırılması gerektiğini ileri sürüyor.

BfV tarafından “kesin aşırı sağcı” olarak sınıflandırılmasından yaklaşık bir ay sonra AfD karşı saldırıya geçti. Partiyi BfV aleyhindeki davalarda da temsil eden avukatı Christian Conrad bir uzman görüşü hazırladı.

AfD, “Anayasa Koruma Teşkilatı’nın, AfD’nin sınıflandırılmasını gerekçelendirdiği argümanlara göre, CDU ve CSU partileri de ‘kesin aşırı sağcı’ olarak sınıflandırılmamalı mı?” diye soruyor.

AfD’nin avukatı, 48 sayfalık raporunda, Hıristiyan Birlik partilerinde de birkaç yıldır “etnik köken temelli bir halk kavramı temelinde insan onuruna karşı çabalar, yabancı ve azınlık düşmanı, özellikle Müslüman düşmanı ifadeler ve hukuk devleti ve demokrasi karşıtı görüşlerin hakim olduğu” sonucuna varıyor.

Conrad, yaklaşımını, BfV’nin nisan ayında yayınladığı AfD raporundaki –kendi görüşüne göre keyfi– ölçütleri birebir alıp, medyada bilinen gerçeklere ve on iki üst düzey CDU/CSU politikacının açıklamalarına uyguladığını belirterek açıklıyor.

Avukat, bu süreçte, Anayasa Koruma Teşkilatı gibi, her zaman “en kötü” yorumlamayı seçtiğini belirtiyor.

Böylece avukat, Birlik’in temel programındaki “yönlendirici kültür” pasajlarından ve mevcut CSU lideri Markus Söder’in 2007 yılında Müslümanların Alman değerlerine “eksiksiz” bir şekilde bağlılık göstermeleri gerektiği yönündeki talebinden, Birlik’in “etnik köken temelli bir halk anlayışı” olduğunu çıkarıyor.

Bunu, 2023 yılbaşı gecesi yaşanan olaylarda Alman şüphelilerin ilk isimlerinin açıklanması için Berlin’deki CDU/CSU fraksiyonunun parlamentoya sunduğu soru önergesi de destekliyor.

Conrad, göç konusunda CDU/CSU politikacılarının çeşitli alıntılarını da sıralıyor. Örneğin, CDU başkanı Merz’in “küçük paşalar” ifadesini kullanması ve eski CSU başkanı Seehofer’in, Alman sosyal sistemlerine göçü “son mermiye kadar” engelleyeceğini ve göç sorununun “bu ülkedeki tüm siyasi sorunların anası” olduğunu söylemesi gibi.

Conrad, İslamın Almanya’ya ait olup olmadığı sorusuna ilişkin Birlik partilerinden gelen farklı açıklamaları ve görevdeki Federal Meclis Grup Başkanı Jens Spahn’ın, Arap kültüründen gelen insanların “genellikle katı cinsel ahlak, kadınların eşit haklara sahip olmaması ve Yahudiler ile eşcinsellere karşı düşmanlık” ile karakterize olduğunu söylediği eski bir alıntıyı da hatırlattı.

Conrad, ayrıca, Birlik politikacılarının sığınma hakkını sorgulaması ve Angela Merkel’in, AfD ve CDU’nun oylarıyla 2020’de Thüringen eyalet başbakanı seçilen FDP’li Thomas Kemmerich’in seçiminin iptal edilmesi talebinin, Birlik partilerinin demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle şüpheli ilişkisini gösterdiğini iddia ediyor.

Bu tür sorunlu açıklamalarda bulunan birçok Birlik yetkilisi şu anda federal hükümette görev yaptığı için, Anayasa Koruma Teşkilatı de bunları “kesin aşırı sağcı eğilim” olarak sınıflandırmalıdır. Conrad’a göre tüm bunlar, BfV’nin mantığının ne kadar “saçma” olduğunu gösteriyor.

Avrupa

AB’nin Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketinde neler var?

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Rusya’ya karşı 170 kuruluş ile 48 kişiyi kapsayan 21’inci yaptırım paketini perşembe günü onayladı. Yeni kısıtlamalar finans sistemini, kripto varlık platformlarını, petrol tüccarlarını, gölge filoyu ve enerji sektörünü hedef alıyor. Liste genelindeki toplam pozisyon sayısı yaklaşık 3 bine ulaştı.

Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketini perşembe günü onayladı. Yeni kısıtlama paketi; bankaları, kripto para ağlarını, petrol tüccarlarını, gölge filoyu ve enerji sektörünü kapsıyor.

Yaptırım listesine 170 kuruluş ile 48 kişi olmak üzere toplam 218 yeni kişi ve kurum eklendi. Bu adımla birlikte AB’nin kısıtlama listesindeki toplam pozisyon sayısı yaklaşık 3 bine yükseldi.

Yaptırım paketi çerçevesinde, neredeyse tamamı bankalardan oluşan 94 Rus finans kuruluşunun varlıkları tamamen donduruldu.

Aralarında Moğolistan ve Kırgızistan’da yer alan 4 yabancı banka ile Rus kuruluşlarının Hindistan’daki bankacılık iştiraklerinin de yer aldığı 33 Rus bankasına işlem yapma yasağı getirildi ve bu kurumlar uluslararası ödeme sistemi SWIFT’ten çıkarıldı.

Moskova Borsası da yaptırım listesine dahil edildi. Gürcistan, Panama, Marshall Adaları, Belarus ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) bulunan 14 kripto para platformuyla işlem yapılması yasaklandı.

Afrika’da A7 kripto ağıyla bağlantılı yapılar da dahil dört tüzel kişilik yaptırım kapsamına alındı. Ayrıca AB yaptırımlarının Rusya tarafından delinmesine yardım eden üçüncü ülkelerdeki tüm kripto operatörleriyle işlemleri yasaklamaya imkan tanıyan yeni bir hukuki çerçeve oluşturuldu.

AB, Rus petrolüne uygulanan tavan fiyatı 12 ay boyunca varil başına 44,10 dolar seviyesinde dondurarak fiyatın otomatik olarak yaklaşık 58,50 dolara yükselmesinin önüne geçti.

Kısıtlama listesine gölge filoya ait 41 yeni gemi eklendi; böylece yaptırım uygulanan toplam gemi sayısı 670’i aştı.

Gemilerin listeye alınma kriterleri genişletilerek gölge filo tankerlerine hizmet sağlayan veya yakıt ikmali (bükeraj) yapan gemiler de yaptırım kapsamına alındı.

Yeni düzenlemeler, AB ülkelerine alıkonulan gölge filo gemilerinin taşıdığı yüklere el koyma ve bunları satma yetkisi veriyor.

Ayrıca üçü Rusya’da, biri Belarus’ta yer alan dört petrol rafinerisinin de aralarında olduğu 18 kuruluş ve bir kişi yaptırım listesine girdi.

Beş petrol tüccarı, iki Rus limanı ve dört havalimanı ile işlem yapılması yasaklandı. Gürcistan’daki Kulevi petrol rafinerisiyle işlemler yasaklanırken, bu tedbirin yürürlüğe girişi altı ay ertelendi.

Yeni paketle birlikte LNG tankerlerinin satışına ilişkin her türlü işlemin bildirilmesi zorunluluğu getirildi. AB operatörlerinin, 24 Şubat 2022’den önce yapılan sözleşmeler kapsamında Rus LNG’sini AB dışındaki ülkelere taşımaya devam etmelerine izin veren bir yıllık bir istisna sağlandı. İzin verilen hacimler 2025 yılı seviyesiyle sınırlandırıldı ve bu istisnanın uzatılabileceği kaydedildi.

Rus LNG’sine yönelik daha önce kabul edilen diğer kısıtlamalar yürürlükte kalırken, AB’nin Rus LNG ithalatına yönelik genel yasağının 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe gireceği bildirildi.

Rus savunma sanayii faaliyetlerinde yer aldıkları gerekçesiyle 56 kuruluş ve kişi yaptırım listesine dahil edildi.

Çift kullanımlı mal ve teknolojilere yönelik ihracat kısıtlamalarının uygulandığı şirketler listesine 51 yeni kuruluş eklendi. Bu şirketlerin bazılarının Çin (Hong Kong dahil), Hindistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve BAE’de yer aldığı belirtildi.

Nikel ve berilyum tozları da dahil özel metal ve alaşımların ihracatına yeni yasaklar getirildi. Starlink’e alternatif olarak geliştirilen Rus uydu iletişim sistemiyle bağlantılı yapılara da yaptırım uygulandı.

AB; bakır, nikel ve kurşun cevherleri, değerli metal cevherleri, işlenmemiş çinko, toprak alkali metaller, çinko ve krom oksitleri, cam eşyalar, yapay inci ile otomotiv aksamlarının ithalatını yasakladı.

Rus altını ve elması ihratıyla bağlantılı ek şirket ve kişiler yaptırım listesine alındı. Bilgi faaliyetleri nedeniyle 8 gerçek kişiye yaptırım uygulandı.

Avrupalı şirketlerin Rus mahkemelerinin yaptırımlarla ilgili kararlarına karşı korunması güçlendirildi.

AB ülkelerinin, Rusya’nın Ukrayna’daki “özel askeri harekatına” katılan Rus askerlerinin ülkeye girişini reddetmelerine imkan tanıyacak bir mekanizmanın kurulması konusunda uzlaşı sağlandı.

Japonya için Sahalin-2 projesinden sağlanan petrol ve LNG’ye yönelik mevcut yaptırım muafiyetleri 31 Mart 2028’e kadar uzatıldı. Güney Kore’ye de LNG ithalatına ilişkin 31 Mart 2028’e kadar muafiyet tanındı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Suudi prensi, Londra’da alkol ve uyuşturucudan ölmüş

Yayınlanma

Londra’da ölü bulunan Suudi Prensi Abdullah bin Fahad bin Abdullah bin Abdulaziz bin Jalawi al Saud’un yüksek seviyede alkol ve parti uyuşturucusu GHB kaynaklı yaşamını yitirdiği açıklandı.

Suudi prensi geçen yıl 25 Kasım’da, Kensington’daki Marriott Oteli’nin banyosunda ölü bulundu. Otel, Batı Londra’da yer alıyor.

İç Batı Londra Ölüm Soruşturma Mahkemesi’nde yapılan soruşturmada, 29 yaşındaki prensin 19 Kasım’da bir haftalık konaklama için otele giriş yaptığı ortaya çıktı.

Ölümünden önceki akşam, sigara içmek için dışarı çıktığı an güvenlik kameralarına yakalandı.

Fakat daha sonra bir temizlik görevlisi, kilitli olan beşinci kattaki odasına girdiğinde onu giyinik halde banyo zemininde yatarken buldu.

Otel güvenliği ve ambulans ekibi çağrıldı fakat hayata döndürülemeyince ölümü ilan edildi.

Toksikoloji raporuna göre, genç kraliyet üyesinin kanında 100 ml başına 222 mg alkol konsantrasyonu tespit edildi.

Bu değer, alkollü araç kullanma sınırı olan 80 mg’ın çok üzerinde ve komaya neden olabilecek bir aralıktaydı.

Ayrıca, potansiyel olarak ölümcül seviyelerde, “parti uyuşturucusu” olarak bilinen gama-hidroksibutirat (GHB) ile birlikte esrar izleri, daha çok Xanax olarak bilinen anksiyete giderici ilaç alprazolamın eğlence amaçlı bir dozu ve diğer anksiyete giderici ilaçların tedavi edici dozlarda da tespit edildi.

Mahkeme, merhumun alkol ve Xanax kullanımıyla mücadele ettiğini öğrendi.

Prens geçen yıl ağustos ayında, Londra’nın güneybatısındaki Roehampton’da bulunan ve bir haftalık kalışın maliyeti 35.000 sterline kadar çıkabilen, dünyaca ünlü Priory Kliniği’nde yatarak tedavi görmüştü.

Orada alkol, benzodiazepinler ve anksiyete ilacı Pregabalin’den kurtularak rehabilite edilmişti.

Uzman psikiyatrist Dr. Victoria Chamorro, hastanın tedaviye “iyi yanıt verdiğini” ve arındırma sürecinin “fiziksel yan etkiler olmaksızın ilerlediğini” belirtti.

Dr. Chamorro yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Arkadaşlarına karşı destekleyici ve nazikti, arkadaşlar edindi. Hastaneye yatışında depresif ruh hali ve anksiyete belirtileri olduğu tespit edildi. Taburcu edildiğinde intihar riski taşımadığı değerlendirildi. Bir arkadaşıyla birlikte taburcu edildi ama daha sonra planlanan Zoom randevularına katılmadı. Yine de onun için herhangi bir endişe yoktu. Tedaviye iyi uyum sağladı ve tedavisini tamamladı.”

The Priory’den ayrıldıktan sonra, Merseyside’daki St Helen’s’te bulunan ve haftalık ücreti 7.000 sterlin olan özel Rainford Hall kliniğinde tedavisine devam etti; burada kendisine üst solunum yolu enfeksiyonu teşhisi de konuldu.

İyileştikten sonra 14 Ekim’de tesisten ayrıldı.

Otopsi sonucunda, Suudi Arabistan Kralı Selman’ın büyük büyükbabasının soyundan gelen prensin herhangi bir akut veya kronik hastalığı olmadığı fakat uyuşturucu ve alkolün birleşimi sonucu kalp durması geçirdiği tespit edildi.

Adli Tıp Asistanı Jean Harkin, prensin intihar etme niyetinde olduğuna inanmadığını belirterek, hem Priory hem de Rainford Hall’dan gelen raporlarda herhangi bir endişe belirtilmediğini, prensin kimseye intihar etmek istediğini söylemediğini ve odasında herhangi bir not bulunmadığını kaydetti.

Üçüncü bir kişinin olaya karıştığına dair herhangi bir kanıt da bulunmamaktaydı; güvenlik kamerası kayıtları, ölümünden önceki gece tek başına olduğunu açıkça göstermekteydi.

Harkin, ölüm nedenini çoklu ilaç alımı olarak belirleyerek, kazara ölüm kararı verdi. Harkin, “Abdullah’ın ailesine en içten taziyelerimi sunmak isterim,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, Google’a rekor ceza kesti

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Dijital Piyasalar Yasasına (DMA) aykırı tekelci uygulamalar gerekçesiyle perşembe günü şirkete 890 milyon avro para cezası verdi.

Dünyanın önde gelen arama motoru, genellikle ilk etapta kendi şirketine fayda sağlayan sonuçlar gösterir. Diğer şirketlere ait bağlantılar ise bu sonuçların altında yer alır.

Bazen Google, kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla kendi oluşturduğu “yapay zeka destekli genel bakış” sunar.

Diğer aramalarda ise arama motoru, önce kendi harita hizmeti olan “Maps” ile ya da “sponsorlu ürünler” ile yanıt verir; yani, sonuçların en üst sıralarında görünmek için ödeme yapan şirketlerin reklamları.

Bu uygulama Google açısından mantıklı olsa da, tüketiciler ve diğer şirketler için dezavantajlı olabilir; örneğin, alternatif harita hizmetleri veya alışveriş portalları, Google’ın geniş kullanıcı tabanına ayrıcalıklı erişim imkânından mahrum kalır.

AB, öncelikle Google’ı, Google Arama’da “Google Shopping” gibi kendi hizmetlerini kayırmakla suçluyor.

Komisyon, “Benzer üçüncü taraf hizmetler aynı görünürlükten yararlanamıyor” diyerek bu konuda daha fazla adalet çağrısında bulunuyor.

AB Rekabet Komiseri Teresa Ribera, “En iyi ürünler, arama motorunu işleten şirkete ait oldukları için değil, daha iyi oldukları için öne çıkmalı,” dedi.

Öte yandan Brüksel, şirketi, geliştiricilerin “Google Play” dışındaki uygulama mağazalarında –bazıları daha ucuz olan– uygulamalar sunmasını zorlaştırmakla suçluyor.

Komisyon, bu para cezasıyla Google’dan DMA’nın her iki ihlalini de sona erdirmesini talep ediyor.

Google, Perşembe günü bu para cezasını sert bir şekilde eleştirdi. Google hukuk danışmanı Kent Walker, “DMA’nın bu şekilde uygulanması, günlük olarak kullanılan hizmetleri bir kez daha zayıflatıyor,” dedi.

Şirket artık, otel fiyat teklifleri gibi Avrupalıların değer verdiği arama özelliklerini kaldırmak zorunda kalacak.

Walker, “Bu adil rekabet değil, kendi çıkarlarını gözeten küçük bir şikayetçi grubu tarafından yönlendirilen ürünlerin kalitesinin düşmesi,” iddiasında bulundu.

Google’a göre, kullanıcılar örneğin bir uçuş aradıklarında belirli bir tarih girmek ve o tarihe göre belirli fiyatları ve uygunluk durumunu görmek isterler.

Şirket, kararı incelemeyi planlıyor ve kendi açıklamasına göre temyiz seçeneğini açık tutuyor.

Prensip olarak Google’ın bu cezaya karşı mahkemede itiraz etme hakkı bulunuyor. Dava, teorik olarak uzun bir hukuki süreç sonunda Avrupa Adalet Divanı’na kadar gidebilir.

Google veya Apple gibi şirketlerin internete erişim kapısı görevi görmesiyle ortaya çıkan “kapı bekçisi sorunu”, uzun süredir politikacılar ve tüketici hakları savunucuları için bir endişe kaynağı.

Alman Tüketici Örgütleri Federasyonu’ndan Miika Blinn, “Kapı bekçilerinin kendi hizmetlerini öncelikli göstermesi, rakiplere ve tüketicilere zarar veriyor,” diye eleştiriyor. 

Tüketici savunucusu ayrıca, kullanıcıların kapı bekçilerine ifşa etmek zorunda kaldıkları büyük miktardaki veriye de dikkat çekiyor.

2023 yılından beri yürürlükte olan DMA, kapı bekçisi rolünü üstlenen büyük şirketlerin, benzer üçüncü taraf hizmetlerine kıyasla kendi ürünlerini kayırmasını önlemeyi amaçlıyor.

Yasa ayrıca, örneğin kullanıcıların, Apple cihazına sahip olsalar da Google’ın Android işletim sistemini çalıştıran bir akıllı telefon kullansalar da, hangi tarayıcıyı veya arama motorunu kullanmak istediklerini özgürce seçebilmelerini sağlamayı amaçlıyor.

AB, teknoloji şirketlerinin pazar gücünün bir segmentten diğerine tekrar tekrar yayılmasını ve bu sayede giderek daha da büyümesini önlemek istiyor.

Yasa, ABD’li şirketler ve Başkan Donald Trump tarafından sert eleştirilere maruz kalmıştı.

Örneğin Apple, “kapı bekçisi” olarak sınıflandırılmasına itiraz eden bir dava açmış, fakat kısa süre önce Avrupa Birliği Adalet Divanı’nda davayı kaybetmişti.

Facebook’un ana şirketi Meta, ABD Başkanı Trump’tan teknoloji şirketlerine düzenleyici kısıtlamalar getirmeye çalışan hükümetlere karşı uluslararası önlemler almasını istedi.

Elon Musk’ın şirketi X’e AB tarafından para cezası verilmesinin ardından, ABD hükümeti misilleme yapma tehdidinde bile bulundu.

Trump, Brüksel’e, ABD’li teknoloji şirketlerine uygulanan cezaları gümrük vergisi olarak değerlendireceğini ve buna misilleme gümrük vergileriyle yanıt vereceğini söylemişti. 

Haberlere göre, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, zorlu bir ticaret ortağı olan ABD’yi kendinden uzaklaştırmamak için Google’a yönelik DMA cezasını birkaç kez erteledi.

Bu nedenle pek çok gözlemci, Google’a kesilen para cezasını, AB’nin yurtdışından gelen direnişe rağmen dijital yasalarını uygulayabilip uygulayamayacağının bir turnusol testi olarak görüyor.

Google davası, AB’deki yargılama süreçlerinin ne kadar uzayabileceğini de ortaya koyuyor. Davanın açılmasından para cezasının açıklanmasına kadar iki yıl ve yaklaşık dört ay geçti.

Bu nedenle, LobbyControl ve Corporate Observatory Europe gibi kuruluşlar, para cezası kesilmeden önce bile AB’nin DMA’nın uygulanmasını “önemli ölçüde geciktirdiğini” şikayet etmişti.

Avrupa Komisyonu, arama motorunun Idealo gibi sağlayıcılar yerine kendi “Google Shopping” hizmetini kayırması nedeniyle, 2017 yılında antitröst davası kapsamında Google ve ana şirketi Alphabet’e 2,4 milyar avroluk para cezası vermişti.

Bu konudaki hukuki ihtilaf daha sonra Avrupa Adalet Divanı’na taşındı ve Divan, 2024 sonbaharında para cezasını onadı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English