Asya
Afganistan-İran gerginliği: Su savaşları kapıda mı?

Afganistan ve İran birlikleri sınır ötesinde şiddetli çatışmalara girdi, su hakları konusunda hızla tırmanan gerginlikte askerler öldü ve yaralandı.
Çatışmalarda en az iki İranlı sınır muhafızı ve bir Taliban üyesi hayatını kaybederken çok sayıda kişi de yaralandı.
Olayı neyin tetiklediğine dair henüz bir açıklama yapılmadı, ancak kısa bir süre önce İran lideri, iki ülke arasında su hakları konusunda yaşanan gerginliğin ortasında Taliban’ı tehdit etmişti.
Kanlı çatışmalar İran’ın Sistan ve Belucistan eyaleti ile Afganistan’ın güneyindeki Nirmoz eyaleti sınırında meydana geldi. Her iki tarafın yetkilileri çatışmaların yatıştığını ve iki komşunun gerginliği azaltmak için görüşmelere başladığını doğruladı. Her iki taraf da karşı tarafı ilk ateşi açmakla suçladı.
Taliban İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdul Nafi Takor, Afganistan’a ilk olarak İran sınır güçlerinin ateş açtığını ve Taliban sınır güçlerinin yanıtıyla karşılaştıklarını söyledi.
Takor, durumun şu anda kontrol altında olduğunu ve İslam Emirliği’nin komşularıyla savaşmak istemediğini söylerken, İran’ın adını anmaktan kaçındı.
İran Emniyet Müdür Yardımcısı Kasım Rızai, Taliban güçlerini Sasoli kontrol noktasında ilk ateşi açmakla suçladı ve bunun kararlı bir tepkiye neden olduğunu söyledi. Rızai, Taliban güçlerini kasıtlı olarak yasalara ve komşuluk ilişkilerine riayet etmemekle suçladı.
Taliban Komutanı: “Tutkuyla savaşmaya hazırız”
Harici’ye konuşan Taliban komutanlarından Abdülhamid Horasani İran yönetiminin “Afganistan halkının ve hükümetinin sabrıyla oynamaması gerektiğini” söyledi.
Horasani, İran’ın Afganistan’a doğru sınırdan ateş açmasına atıfta bulunarak “Biz sömürgecilerin kölesi değiliz ve sizin saldırganlıklarınıza müsamaha göstermeyeceğiz” ifadesini kullandı.
Horasani, Taliban güvenlik güçlerinin hiçbir “saldırganlığa” müsamaha göstermeyeceğini belirterek, “Afganistan’a doğru tek bir mermi atılması halinde İran’a şiddetli bir karşılık verileceği” uyarısında bulundu.
“Liderliğimiz itidal gösterdi, aksi takdirde İran’a karşı NATO işgalcilerine karşı verdiğimiz mücadeleden daha büyük bir tutkuyla savaşmaya hazırız” diye ekledi.
Horasani, İslam Emirliği yönetiminin Tahran’a karşı Cihat yürütmelerine izin vermesi halinde İran’ı fethedeceklerini iddia etti ve İran’ı Batılı ülkelere iyi bir dost olmakla suçladı.
Taliban Savunma Bakanlığı Sözcüsü Enayatullah Khowarazmi ise Kabil’in diyalog ve müzakereyi her türlü sorunun çözümü için makul bir yol olarak gördüğünü söyledi.
Sözcü, suçlama oyunları ve menfi eylemlerin her iki tarafın da çıkarına olmadığını söyledi.
İran: “Her türlü saldırıya kararlılıkla karşılık veririz”
İran ise, Taliban saldırısına izin vermeyeceğini ve sınır güçlerinin herhangi bir sınır ötesi saldırganlığa sert bir şekilde karşılık vermek üzere 24 saat teyakkuzda olduğunu söyledi.
İran Emniyet Müdürü Ahmadreza Radan, sınır güçlerinin her türlü sınır ihlali ve saldırganlığa “kararlılıkla karşılık vereceğini” belirtti ve sınır çatışmalarından Taliban yönetimini sorumlu tuttu.
İran Polis Teşkilatı Başkan Yardımcısı Kasım Rızai, Taliban’ın İran’daki bir polis karakoluna her türlü silahla ateş etmeye başladığını söyledi.
İran’ın resmi haber ajansı Tasnim’e göre, çatışmalarda hafif ve yarı hafif silahlar ile toplar kullanıldı.
Gerilim, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 18 Mayıs’ta Sistan-Belucistan’a yaptığı ziyaret sırasında Taliban yönetimini Sistan halkına su haklarını vermesi konusunda uyarmasının ardından geldi.
Reisi ayrıca Taliban’ı sözlerini “ciddiye alması” konusunda uyarmış ve Kabil’i İran’ın 1973 anlaşması kapsamındaki su haklarına riayet etmeye çağırmıştı. Ancak Taliban, Reisi’nin tehdit olarak algılanan sözlerini reddetti.
Su krizi
Geçtiğimiz haftalarda İran ve Afganistan arasında su hakları konusundaki gerilim artmış, İran Afganistan’ı su akışını engellemekle suçlamış ve daha fazla su verilmesi çağrısında bulunmuştu.
Taliban anlaşmanın ihlal edildiğini defalarca reddetmiş, Helmand Nehri’ndeki su seviyesinin düşük olduğunu söylemiş ve İran’ın güneydoğusundaki Sistan-Belucistan eyaletine su akışının engellendiğini reddetmişti.
BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre İran yaklaşık 30 yıldır kuraklıkla mücadele ediyor ancak bu durum son on yılda daha da kötüleşti.
Bu arada, İran Meteoroloji Örgütü, ülkenin tahminen yüzde 97’sinin şu anda bir seviyede kuraklıkla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Taliban Ağustos 2021’de, ABD ve NATO birliklerinin 20 yıllık savaşın ardından ülkeden çekilmelerinin son haftalarında Afganistan’da yönetimi ele almıştı.
İran, Taliban hükümetini doğrudan kabul etmemekle birlikte Afganistan’ın yeni yöneticileriyle ilişkilerini sürdürdü. Tahran ayrıca Taliban’a kadınların ve kız çocuklarının okula gitmesine izin vermesi çağrısında bulundu.
Diplomasi işe yaramadı
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan daha önce Afgan mevkidaşı Amir Khan Muttaki’yle bir telefon görüşmesi yapmış ve Helmand Nehri üzerindeki Kajaki Barajı’nın kapaklarının yeniden açılmasını ve her iki taraftaki insanların suya kavuşturulmasını istemişti.
Görüşmenin hemen ardından Muttaki, İran’ın Kabil Büyükelçisi Hassan Kazemi Kom’la bir araya gelerek su konusu da dahil olmak üzere ikili ilişkilere dair meseleleri ele aldı.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Twitter’dan yaptığı açıklamada “Dışişleri Bakanı ayrıca iki taraf arasındaki sorunların karşılıklı diyalog ve anlayış yoluyla daha iyi çözülebileceğini belirtti” dedi.
Muttaki daha önce Taliban’ın 1973 anlaşmasına bağlı kaldığını ancak Afganistan ve bölgedeki kuraklığın da göz ardı edilmemesi gerektiğini söylemişti.
Afganistan kuraklıkta üçüncü yılını yaşıyor ve Uluslararası Kurtarma Komitesi tarafından yayınlanan 2023 acil durum izleme listesinde üçüncü sırada yer alıyor.
22 Mayıs’ta Taliban Dışişleri Bakanlığı İran’a çağrıda bulunarak medyada su hakkında konuşmaktan kaçınmasını ve bunun yerine soruna yerel bir çözüm bulmak için doğrudan Kabil’le görüşmelere başlamasını istedi.
Taliban’ın 2021’de ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana Afganistan ve İran sınır güçleri arasında ilk kez kanlı bir çatışma yaşandı.
Asya
Denizaltı kablolarını tahrip eden süper akıntılar sanıldığından daha yaygın

Tsinghua Üniversitesi’nin liderliğindeki uluslararası bir ekip, devasa denizaltı akıntılarının daha önce sanıldığından daha yaygın olduğunu ortaya çıkardı.
Çinli bilim insanları bu akıntıların daha önce bu tür akıntıların oluşmasının imkânsız olduğu düşünülen baraj gölleri ve göller gibi sakin ortamlarda da oluştuğunu da tespit etti.
Bilim insanları, “turbidite akıntıları” olarak adlandırılan devasa denizaltı akıntılarının okyanus tabanlarını yeniden şekillendirebileceğini ve dünyanın internet trafiğini taşıyan hayati öneme sahip kablolara zarar verebileceğini on yıllardır biliyorlardı.
Fakat bu akıntıların nasıl oluştuğu ve nasıl davrandığına dair bir anlayış, şimdiye kadar tam olarak anlaşılamamıştı.
Bu bulgular, araştırmacıların bulanıklık akıntılarının oluşumunu anlamak için geliştirdikleri çerçeveyle birlikte, bu güçlü akıntıları daha iyi tahmin etmeye ve yönetmeye yardımcı olarak su altı altyapısını korumaya ve baraj göllerini yönetmeye katkıda bulunabilir.
SCMP’nin aktardığına göre 26 Mayıs’ta Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayınlanan makalede şunlar yazıyor:
“Kendi kendine hızlanan bulanıklık akıntıları, kıtalararası telekomünikasyon kablolarını koparan ve su altı manzaralarını yeniden şekillendiren güçlü, aşındırıcı yerçekimi alt akıntılarıdır. Küçük ölçekli deneylerdeki başarıya rağmen, hızlanan bulanıklık akıntılarına ilişkin saha gözlemleri nadir olmuştur; bu gözlemler çoğunlukla denizaltı ortamlarında gerçekleşen birkaç vakayla sınırlıdır.”
Ekipte, Sarı Nehir Hidrolik Araştırma Enstitüsü, Wyoming Üniversitesi, Illinois Üniversitesi, Texas Tech Üniversitesi, Hokkaido Üniversitesi ve Durham Üniversitesi’nden araştırmacılar yer aldı.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), bulanıklık akıntılarını, depremler dahil jeolojik bozulmaların neden olabileceği, aktıkları yerlere büyük miktarda tortu biriktiren hızlı, yokuş aşağı su akışları olarak tanımlıyor.
Bu akıntılar, mikroplastikler gibi parçacıkların okyanusa taşınması da dahil olmak üzere, uzun mesafeli tortu taşınmasının başlıca mekanizmalarından biri.
Bu parçacıklar, dünyadaki kıtalararası dijital trafiğin yüzde 99’una kadarını taşıyan denizaltı kabloları için bir risk oluşturuyor.
Denizaltı fiber optik kabloların küresel ağında her yıl yüzlerce arıza meydana geliyor. Kazara yaşanan hasarların ardından, bilinen bir risk faktörü olan bulanıklık akıntıları da dahil olmak üzere doğal afetler bu arızalara neden oluyor.
Örneğin 1929’da, Kanada’nın Newfoundland kıyıları açıklarındaki Grand Banks’ta meydana gelen büyük bir deprem, bir sualtı heyelanını ve birkaç yüz kilometre yol alan bir bulanıklık akıntısını tetikleyerek 12 transatlantik iletişim kablosuna zarar vermişti.
Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları Kurumu’na göre, o zamandan bu yana geçen neredeyse bir asırlık araştırma sürecine rağmen, bilim insanları bu akıntıların oluşumunu tam olarak anlamakta hâlâ zorlanıyor.
Bu akıntılar, hem denizaltı altyapısı hem de tortu taşınımı açısından büyük önem taşımasına rağmen, su altında meydana gelmeleri, öngörülemez olmaları ve araştırma ekipmanlarına zarar verebilmeleri nedeniyle doğal ortamlarda incelenmesi zor.
Çin liderliğindeki ekip, Çin’in en uzun ikinci ve en fazla tortu taşıyan su yolu olan Sarı Nehir üzerindeki Xiaolangdi Baraj Gölü’nü, 2018 ile 2020 yılları arasında ve 2023’te gerçekleştirilen dört yıllık saha araştırması için doğal bir laboratuvar olarak kullandı.
Kendi kendine hızlanan bulanıklık akıntılarının –aşağı doğru ilerledikçe tetiklenen veya şiddeti artan akıntılar– büyük miktarlarda sedimanın derin okyanusa taşınmasında kilit bir mekanizma olduğu düşünülüyor.
Illinois Üniversitesi’ne göre, bu fenomen 60 yıldır bilinmesine rağmen, daha önce laboratuvar dışında gözlemlenmemişti.
Çinli araştırmacılar, rezervuarı inceleyerek kendiliğinden hızlanan bulanıklık akıntılarının sık sık meydana geldiğine dair “net kanıtlar” buldu.
Araştırmacılar, aşındırıcı bulanıklık akıntılarının düşük eğimli ortamlarda bile gelişip kendiliğinden hızlanabileceğini göstererek, bu akıntıların hızlanması için dik eğimlerin veya yüksek su hızlarının gerekli olduğu yönündeki önceki inanışları sorguladılar.
Akıntıları tespit ettikten sonra ekip, oluşum koşullarını analiz etti ve bu verileri kullanarak, ortamdan bağımsız olarak bu akıntıların ne zaman başlayıp hızlanabileceğini belirleyen, akış, eğim, hız ve çökelme hızına dayalı evrensel bir eşik değeri oluşturdu.
Araştırmacılar, bu eşiğin bu tür bulanıklık akıntılarının oluşumunu tahmin etmek ve rezervuar yönetimi için mühendislik stratejileri geliştirmek amacıyla kullanılabileceğini belirtti:
“Bu bulgular, bu akıntıları kullanarak rezervuar sedimanlarını aşmak ve aşındırmak, sediman bağlantısını yeniden sağlamak ve şu anda küresel depolama kapasitesini yıllık yaklaşık yüzde 1 oranında azaltan küresel rezervuar sedimantasyon krizini hafifletmek için fiziksel bir temel oluşturmaktadır.”
Asya
Çin, nadir toprak elementleri ihracat kontrollerinin ihlalini bildirenlere ödül verecek

Açıklama, iki Japon vatandaşının kaçakçılık iddiasıyla tutuklanmasının ardından ve Pekin’in nadir toprak elementleri üzerindeki denetimini sıkılaştırdığı bir dönemde geldi.
Pekin, nadir toprak elementleri ve diğer stratejik minerallerin ihracatını denetlemek için kullandığı araçları güçlendiriyor. Çin, şüpheli ihlalleri bildiren şirket ve kişilere ödül verileceğini öngören yeni önlemler açıkladı.
Açıklama, Tokyo’nun iki vatandaşının nadir toprak elementleriyle bağlantılı ürünleri Çin dışına kaçırmaya çalıştıkları iddiasıyla ülkede gözaltına alındığını doğruladığı gün, çarşamba günü yapıldı.
Ticaret Bakanlığı, “Herhangi bir kuruluş ya da birey, çift kullanımlı stratejik mineral kalemlerinin ihracatında ilgili yasa ve düzenlemelerin ihlal edildiğinden şüphelenilen davranışları bildirme hakkına sahiptir” dedi.
Bakanlık, 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek yeni önlemlerin amacının, Pekin’in ihlal ve usulsüzlüklerle “mücadele” çabaları kapsamında denetimi güçlendirmek olduğunu belirtti.
Bakanlık, doğru olduğu teyit edilen ihbarlar için ödül verileceğini duyurdu ve ihracat yapan kuruluşları herhangi bir ihlalden şüphelenmeleri halinde inisiyatif almaya çağırdı. Açıklamada, “Kendiliğinden bildirimde bulunulması, ilgili ihlal veya usulsüzlükler için daha hafif ya da indirilmiş ceza verilmesinde dikkate alınacak bir unsur olacaktır” denildi.
Açıklamada, gerekli lisanslar olmaksızın ihracat yapılması, kısıtlamaları aşmaya yönelik girişimler ve stratejik minerallerle bağlantılı teknolojilerin fikri mülkiyet lisanslaması, yatırım ve diğer kanallar yoluyla yasa dışı biçimde yurt dışına aktarılması dahil olmak üzere bir düzineden fazla ihlal türü sıralandı.
Önlemler, kontrollü mineralleri hukuka aykırı biçimde ihraç eden kişi veya firmalara bilerek hizmet sağlayanları da kapsayacak.
Bakanlık, stratejik mineraller kapsamındaki çift kullanımlı kalemlere ilişkin ihracat kontrolleriyle bağlantılı olarak yabancı hükümetlerin talep ettiği ziyaretleri önceden izin almadan kabul etmenin ya da kabul edeceğini taahhüt etmenin de ihlal sayıldığını ve bildirilmesi gerektiğini belirtti. Bakanlık, olası kötü niyetli ihbarlara karşı sıkı inceleme yapacağını da taahhüt etti.
Ticaret Bakanlığı ayrı bir açıklamada, “İhracat kontrolü ihlallerine karşı kamu ihbarlarının denetleyici rolünden yararlanmak yaygın bir uluslararası uygulamadır ve dünyadaki pek çok ülkede buna ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır” dedi.
Açıklamada, “Çin’in stratejik mineral çift kullanımlı kalemlerine yönelik ihracat kontrolü ihbar sistemini geliştirmek için uluslararası deneyimlerden yararlanmak, bu kalemlerin yasa dışı amaçlarla kullanılmasını etkili biçimde önleyebilir” ifadeleri kullanıldı.
Bakanlık, Pekin’in bu tür ihbarları ele alma konusunda deneyim kazandığını ve ihbar kanallarının netleştirilmesinin, gelen bilgilerin daha iyi işlenmesi için gerekli olduğunu ekledi.
Açıklama, Japonya’nın iki vatandaşının mayıs ayında gözaltına alındığını ve her ikisinin de kısıtlı malların ithalat ve ihracatını düzenleyen Çin yasalarını ihlal etmekle suçlandığını duyurmasının ardından geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı çarşamba günü gözaltıları doğruladı. Bakanlık Sözcüsü Guo Jiakun, Tokyo’ya “Çin’deki Japon vatandaşlarını ve şirketlerini Çin yasa ve düzenlemelerine uymaları konusunda eğitme ve hatırlatmada bulunma” çağrısı yaptı.
Aynı gün Ticaret Bakanlığı, sanayi ve tedarik zinciri güvenliğini sağlamak amacıyla internet sitesinde yeni önlemler yayımladı. Bu önlemler, bakanlığa, ayrımcı yasaklar, ticaret kesintileri veya benzeri eylemleri Çin’in sanayi tedarik zincirlerine zarar verdiği ya da zarar verme tehdidi oluşturduğu değerlendirilen yabancı hükümetler, kuruluşlar ve bireyler hakkında soruşturma başlatma yetkisi veriyor.
Bakanlık, soruşturmaların herhangi bir ihlali doğrulaması halinde kişi veya şirketlerin ticaret ve yatırımlarını yasaklayabileceğini ya da kısıtlayabileceğini belirtti.
Asya
Çin Başbakanı Yaz Davos’unda Avrupa’nın sübvansiyon iddialarını reddetti

Çin Başbakanı Li Qiang, Dünya Ekonomik Forumu’nun “Yaz Davos’u” toplantısında Avrupalı ticaret ortaklarının sübvansyion şikâyetlerini reddetti.
Çin Başbakanı Li Qiang, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) konferansında ülkesinin rekabet gücünü teknolojik yeniliğe bağladı ve devlet sübvansiyonlarına ilişkin uluslararası şikâyetleri reddetti.
Çarşamba günü kuzeydeki liman kenti Dalian’da düzenlenen WEF’in “Yaz Davos’u” etkinliğinde konuşan Li, Çinli şirketlerin araştırma-geliştirme harcamalarını ve bataryalardan iletişim teknolojilerine kadar uzanan sektörlerde elde edilen başarıları öne çıkardı.
“Çin ürünlerinin rekabet gücünün anahtarı, bazılarının iddia ettiği gibi hükümet sübvansiyonlarına dayanması değildir” diyen Li, “Çin hükümeti o kadar zengin değil, bunu karşılayabilecek durumda da değil” ifadelerini kullandı.
Li’nin yorumları, Çin’in Avrupalı ticaret ortaklarının ülkenin ekonomik modeline yönelik eleştirilerinin ardından geldi. Bu eleştirilerde, Pekin’in öncelikli sektörlerde sanayi politikalarını kullanmasının aşırı kapasiteyi körüklediği savunuluyor. Çin’in ticaret fazlası, mal ihracatının gücüyle geçen yıl 1,2 trilyon dolarla rekor seviyeye ulaştı.
Yıllardır artan ticaret gerilimleri geçen yıl Washington ile Pekin arasında patlak veren sert tarife savaşıyla zirveye çıkarken, Avrupa Birliği’nin (AB) en büyük dört ekonomisi de “haksız ticaret uygulamalarının yükselişi” olarak niteledikleri duruma karşı Avrupa sanayisini savunmak için daha sert önlemler alınması yönünde baskı yapıyor.
IMF bu yıl Çin’e sübvansiyonlarını yarıya indirme çağrısında bulundu. Kurum, bu sübvansiyonların GSYİH’nin yüzde 4’üne denk geldiğini tahmin etmiş ve bunların “uluslararası taşma etkilerine ve baskılara yol açtığını” belirtmişti.
WEF’in “Yeni Şampiyonlar Yıllık Toplantısı” —Dalian ve Tianjin arasında dönüşümlü olarak düzenlenen ve Çin’in İsviçre’deki kış buluşmasına verdiği karşılık olarak görülen etkinlik— geçmişte uluslararası yöneticileri kendine çekmiş ve Pekin’in üst düzey politika yapıcılarının başlıca ekonomik eğilimlere dair açıklamaları nedeniyle yakından izlenmişti.
Son yıllarda Pekin’in iki numaralı yetkilisi olan Li, bu etkinliği Çin’i küresel ticaret sisteminin bir dayanağı olarak göstermek ve ülkenin hızla artan ihracatına ilişkin Batı’daki kaygıları yatıştırmak için kullandı.
Bu yılki açılış konuşmasını çarşamba günü yapan Li, “maliyetli Ar-Ge harcamaları” yapan ve “haksız dış baskılarla” karşı karşıya kalan yerli şirketleri övdü.
Li, ABD’nin ihracat kontrolleri nedeniyle en ileri çip üretim teknolojilerine erişimi kısıtlanan Huawei örneğini öne çıkardı.
Huawei’nin “uzun süredir mali ve teknolojik ablukalardan muzdarip olduğunu” ancak “direnç gösterdiğini” söyleyen Li, şirketin on yılda Ar-Ge’ye 1 trilyon RMB’den —147 milyar dolar— fazla yatırım yaptığını ve “öncü teknolojilerde bir dizi atılım gerçekleştirdiğini” belirtti.
Li, “ikinci Çin şoku” uyarıları gibi “dostane olmayan anlatıları” eleştirdi. Bu ifade, Çin’in 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasının ardından yaşanan ilk ihracat patlamasının bugünkü yankılarına gönderme yapıyor.
“Geçmişte Çin’in büyük pazarı ve düşük maliyetli üretim faktörleri dünyaya pazar getirileri sağlamıştı” diyen Li, şöyle devam etti:
“Bugün Çin, daha da büyük pazar getirileri sunmayı sürdürürken, teknolojik ilerlemesi ve sanayi modernizasyonuyla giderek daha fazla inovasyon getirisi de sağlıyor.”
Li, Batılı ticaret ortakları ve iş dünyası odalarının sıkça dile getirdiği bir şikâyet konusu olan pazara erişimi genişletme taahhüdünde bulunmasının yanı sıra, yapay zekânın taşıdığı riskler ve uluslararası düzenleyici işbirliği ihtiyacı konusunda da uyarıda bulundu.
Riskleri kontrol altına alacak “uygun bir yönetişim” olmaması halinde, “sonuçların ağır olabileceğini” söyledi.
Li ayrıca, perakende satışların mayısta 2022’den bu yana ilk kez gerilediği ve yılbaşından bu yana yatırımlardaki düşüşün derinleştiği iç ekonominin durumu konusunda da dinleyicilere güven vermeye çalıştı.
Çin ekonomisinin ikinci çeyrekte “sağlam ivmesini koruduğunu” söyledi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını6 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak












