Asya
Afganistan-İran gerginliği: Su savaşları kapıda mı?

Afganistan ve İran birlikleri sınır ötesinde şiddetli çatışmalara girdi, su hakları konusunda hızla tırmanan gerginlikte askerler öldü ve yaralandı.
Çatışmalarda en az iki İranlı sınır muhafızı ve bir Taliban üyesi hayatını kaybederken çok sayıda kişi de yaralandı.
Olayı neyin tetiklediğine dair henüz bir açıklama yapılmadı, ancak kısa bir süre önce İran lideri, iki ülke arasında su hakları konusunda yaşanan gerginliğin ortasında Taliban’ı tehdit etmişti.
Kanlı çatışmalar İran’ın Sistan ve Belucistan eyaleti ile Afganistan’ın güneyindeki Nirmoz eyaleti sınırında meydana geldi. Her iki tarafın yetkilileri çatışmaların yatıştığını ve iki komşunun gerginliği azaltmak için görüşmelere başladığını doğruladı. Her iki taraf da karşı tarafı ilk ateşi açmakla suçladı.
Taliban İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdul Nafi Takor, Afganistan’a ilk olarak İran sınır güçlerinin ateş açtığını ve Taliban sınır güçlerinin yanıtıyla karşılaştıklarını söyledi.
Takor, durumun şu anda kontrol altında olduğunu ve İslam Emirliği’nin komşularıyla savaşmak istemediğini söylerken, İran’ın adını anmaktan kaçındı.
İran Emniyet Müdür Yardımcısı Kasım Rızai, Taliban güçlerini Sasoli kontrol noktasında ilk ateşi açmakla suçladı ve bunun kararlı bir tepkiye neden olduğunu söyledi. Rızai, Taliban güçlerini kasıtlı olarak yasalara ve komşuluk ilişkilerine riayet etmemekle suçladı.
Taliban Komutanı: “Tutkuyla savaşmaya hazırız”
Harici’ye konuşan Taliban komutanlarından Abdülhamid Horasani İran yönetiminin “Afganistan halkının ve hükümetinin sabrıyla oynamaması gerektiğini” söyledi.
Horasani, İran’ın Afganistan’a doğru sınırdan ateş açmasına atıfta bulunarak “Biz sömürgecilerin kölesi değiliz ve sizin saldırganlıklarınıza müsamaha göstermeyeceğiz” ifadesini kullandı.
Horasani, Taliban güvenlik güçlerinin hiçbir “saldırganlığa” müsamaha göstermeyeceğini belirterek, “Afganistan’a doğru tek bir mermi atılması halinde İran’a şiddetli bir karşılık verileceği” uyarısında bulundu.
“Liderliğimiz itidal gösterdi, aksi takdirde İran’a karşı NATO işgalcilerine karşı verdiğimiz mücadeleden daha büyük bir tutkuyla savaşmaya hazırız” diye ekledi.
Horasani, İslam Emirliği yönetiminin Tahran’a karşı Cihat yürütmelerine izin vermesi halinde İran’ı fethedeceklerini iddia etti ve İran’ı Batılı ülkelere iyi bir dost olmakla suçladı.
Taliban Savunma Bakanlığı Sözcüsü Enayatullah Khowarazmi ise Kabil’in diyalog ve müzakereyi her türlü sorunun çözümü için makul bir yol olarak gördüğünü söyledi.
Sözcü, suçlama oyunları ve menfi eylemlerin her iki tarafın da çıkarına olmadığını söyledi.
İran: “Her türlü saldırıya kararlılıkla karşılık veririz”
İran ise, Taliban saldırısına izin vermeyeceğini ve sınır güçlerinin herhangi bir sınır ötesi saldırganlığa sert bir şekilde karşılık vermek üzere 24 saat teyakkuzda olduğunu söyledi.
İran Emniyet Müdürü Ahmadreza Radan, sınır güçlerinin her türlü sınır ihlali ve saldırganlığa “kararlılıkla karşılık vereceğini” belirtti ve sınır çatışmalarından Taliban yönetimini sorumlu tuttu.
İran Polis Teşkilatı Başkan Yardımcısı Kasım Rızai, Taliban’ın İran’daki bir polis karakoluna her türlü silahla ateş etmeye başladığını söyledi.
İran’ın resmi haber ajansı Tasnim’e göre, çatışmalarda hafif ve yarı hafif silahlar ile toplar kullanıldı.
Gerilim, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin 18 Mayıs’ta Sistan-Belucistan’a yaptığı ziyaret sırasında Taliban yönetimini Sistan halkına su haklarını vermesi konusunda uyarmasının ardından geldi.
Reisi ayrıca Taliban’ı sözlerini “ciddiye alması” konusunda uyarmış ve Kabil’i İran’ın 1973 anlaşması kapsamındaki su haklarına riayet etmeye çağırmıştı. Ancak Taliban, Reisi’nin tehdit olarak algılanan sözlerini reddetti.
Su krizi
Geçtiğimiz haftalarda İran ve Afganistan arasında su hakları konusundaki gerilim artmış, İran Afganistan’ı su akışını engellemekle suçlamış ve daha fazla su verilmesi çağrısında bulunmuştu.
Taliban anlaşmanın ihlal edildiğini defalarca reddetmiş, Helmand Nehri’ndeki su seviyesinin düşük olduğunu söylemiş ve İran’ın güneydoğusundaki Sistan-Belucistan eyaletine su akışının engellendiğini reddetmişti.
BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre İran yaklaşık 30 yıldır kuraklıkla mücadele ediyor ancak bu durum son on yılda daha da kötüleşti.
Bu arada, İran Meteoroloji Örgütü, ülkenin tahminen yüzde 97’sinin şu anda bir seviyede kuraklıkla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Taliban Ağustos 2021’de, ABD ve NATO birliklerinin 20 yıllık savaşın ardından ülkeden çekilmelerinin son haftalarında Afganistan’da yönetimi ele almıştı.
İran, Taliban hükümetini doğrudan kabul etmemekle birlikte Afganistan’ın yeni yöneticileriyle ilişkilerini sürdürdü. Tahran ayrıca Taliban’a kadınların ve kız çocuklarının okula gitmesine izin vermesi çağrısında bulundu.
Diplomasi işe yaramadı
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan daha önce Afgan mevkidaşı Amir Khan Muttaki’yle bir telefon görüşmesi yapmış ve Helmand Nehri üzerindeki Kajaki Barajı’nın kapaklarının yeniden açılmasını ve her iki taraftaki insanların suya kavuşturulmasını istemişti.
Görüşmenin hemen ardından Muttaki, İran’ın Kabil Büyükelçisi Hassan Kazemi Kom’la bir araya gelerek su konusu da dahil olmak üzere ikili ilişkilere dair meseleleri ele aldı.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Twitter’dan yaptığı açıklamada “Dışişleri Bakanı ayrıca iki taraf arasındaki sorunların karşılıklı diyalog ve anlayış yoluyla daha iyi çözülebileceğini belirtti” dedi.
Muttaki daha önce Taliban’ın 1973 anlaşmasına bağlı kaldığını ancak Afganistan ve bölgedeki kuraklığın da göz ardı edilmemesi gerektiğini söylemişti.
Afganistan kuraklıkta üçüncü yılını yaşıyor ve Uluslararası Kurtarma Komitesi tarafından yayınlanan 2023 acil durum izleme listesinde üçüncü sırada yer alıyor.
22 Mayıs’ta Taliban Dışişleri Bakanlığı İran’a çağrıda bulunarak medyada su hakkında konuşmaktan kaçınmasını ve bunun yerine soruna yerel bir çözüm bulmak için doğrudan Kabil’le görüşmelere başlamasını istedi.
Taliban’ın 2021’de ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden bu yana Afganistan ve İran sınır güçleri arasında ilk kez kanlı bir çatışma yaşandı.
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Asya
Çin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi

Pekin, Japonya ve Filipinler’in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik görüşmeleri başlatma kararına misilleme olarak Tayvan’ın doğusundaki sularda kolluk devriyeleri düzenlediğini duyurdu.
Çin Sahil Güvenliği’nden yapılan açıklamaya göre, Daishan gemisinin öncülük ettiği bir filo pazartesi günü “hukuka uygun olarak” kolluk devriyeleri gerçekleştirdi.
Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue açıklamada, “Bu, Japonya ve Filipinler’in Çin’in Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını tek taraflı olarak ilan etmesine karşı alınmış gerekli bir eylemdir. Söz konusu ilan, Çin’in toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını ciddi biçimde ihlal etmektedir,” dedi.
Jiang, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya çağırıyoruz,” diye ekledi.
Sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeyi sürdüreceğini de belirten Jiang, Çin’in “toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını söyledi.
ABD ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dahil olmak üzere çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler kararı da var. Ancak Washington, Çin’i çevreleme çabaları doğrultusunda Tayvan’a silah sağlamaya devam ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. arasında Tokyo’da yapılan zirvenin ardından iki ülke, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, aralarındaki münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) ve kıta sahanlığını belirlemek üzere “resmi müzakerelere başlama” konusunda mutabık kaldı.
Pekin, açıklanan görüşmeleri “tamamen yasa dışı ve hükümsüz” olarak kınayarak hem Tokyo hem de Manila nezdinde hızla resmi protesto girişiminde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü, “Sözde sınırlandırma görüşmeleri tamamen yasa dışıdır, geçersiz ve hükümsüzdür; Tayvan adasının doğusundaki bölgede Çin’in hak iddiaları ya da Çin’in meşru haklarını kullanması üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır,” dedi.
Tırmanan bu gerilim, Pekin ile hem Tokyo hem de Manila arasındaki ilişkilerin hâlihazırda gergin seyrettiği bir döneme denk geliyor. Tokyo ve Manila’nın her biri ABD’nin anlaşmalı müttefiki. Çin’in ayrıca Doğu Çin Denizi’nde Japonya ile, Güney Çin Denizi’nde ise Filipinler ile ayrı toprak anlaşmazlıkları bulunuyor.
Washington’ın kaynakları ve dikkati İran’daki savaşa yönelmiş, Beyaz Saray da Batı Yarımküre’yi stratejik önceliği haline getirmişken, Japonya ve Filipinler “Hint-Pasifik” olarak adlandırılan bölgede diplomatik temaslarını artırdı.
Bu süreç, diğer ülkelerle daha yakın güvenlik ve savunma bağları örmeyi de içerdi; bu da Pekin’in onları bölgede bloklar arası cepheleşmeyi teşvik etmekle suçlamasına yol açtı.
Japonya ve Filipinler ortak deniz sınırına sahip değil, ancak her iki ülke de yasal kıta sahanlıklarını 200 deniz milinin, yani 370 kilometre veya 230 milin ötesine genişletmeyi hedeflediğinden deniz tabanı iddiaları çakışabilir.
Japonya’nın Ryukyu Adaları’nın güneybatısında ve Filipinler’in Batanes Adaları’nın kuzeyinde yer alan bu örtüşen bölge, Tayvan’ın doğusunda bulunuyor.
Pekin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Tayvan adasının MEB’i ve kıta sahanlığı da bu bölgenin içinde yer alıyor. Bunlar Çin’in haklarıdır ve iki tarafın kendi aralarında müzakere edebileceği bir şey değildir,” dedi.
Yang, Çin devlet yayın kuruluşu CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’da pazar günü — Çin Sahil Güvenliği’nin devriyeyi duyurmasından önce — yayımlanan röportajında, Pekin’in Tokyo ve Manila’ya karşı “tarihi ve benzeri görülmemiş” karşı önlemler alacağını söyledi.
Yang, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı bir örtüşme bölgesinde müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın [doğusundaki sularda] yargı yetkimizi ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz,” dedi.
“Karşı taraf pervasız ve yıkıcı eylemlerde bulunacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Yang, Tayvan’ın doğusundaki suları, ada sakinlerinin ekonomik faaliyetleri için asli bir deniz alanı olarak tanımladı.
“Eğer bu sular Japonya ve Filipinler arasında paylaştırılırsa, bu açıkça Tayvan adasındaki halkın çıkarlarına zarar verir,” diye ekledi.
Filipinler ve Vietnam ilişkilerini ‘geliştirilmiş stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltti
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı











