Avrupa
Almanya’da KOBİ inovasyon desteklerinin kesilmesine tepki

Almanya Federal Hükümetinin küçük ve orta büyüklükteki işletmelere yönelik Merkezi KOBİ İnovasyon Programı (ZIM) başvurularını aniden durdurma kararı, ülkedeki sanayi ve ticaret odalarında büyük tepkiyle karşılandı. Federal Ekonomi Bakanlığının 7 Temmuz Salı günü saat 12.00 itibarıyla yeni başvuru alımını durdurması üzerine Almanya Sanayi Federasyonu (BDI) ve Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK), kararın geri alınması yönünde çağrıda bulundu.
Almanya Federal Hükümetinin küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) araştırma kurumları ve üniversitelerle ortak projelerini destekleyen en önemli teşvik mekanizması Merkezî KOBİ İnovasyon Programı’nı (ZIM) aniden durdurması, ülkedeki iş dünyası örgütlerinin tepkisini çekti.
Federal Ekonomi Bakanlığının, 7 Temmuz Salı günü saat 12.00’den itibaren yeni teşvik başvurusu kabul edilmeyeceğini şok bir kararla açıklamasının ardından, Alman sanayisinin çatı kuruluşu BDI ve Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK) ardı ardına eleştiri açıklamaları yayımladı.
Ekonomi Bakanlığı, Handelsblatt gazetesine yaptığı açıklamada, yeni başvuruların kabul edilmesinin ancak anayasal bütçe görüşmelerinde yeni ödenek aktarılması durumunda “2027 başından itibaren” mümkün olabileceğini bildirdi. Programın tamamen ne zaman veya hangi koşullarda yeniden açılacağı ise henüz netlik kazanmadı.
“Hükümet yanlış yerde tasarruf yapıyor”
Almanya Sanayi Federasyonu (BDI) Genel Müdürü Holger Lösch, Handelsblatt gazetesine yaptığı açıklamada, başvuruların durdurulmasının çok yanlış bir sinyal olduğunu vurguladı.
Kararın özellikle yeni araştırma ve geliştirme projelerine başlamak isteyen yüksek inovasyon potansiyeline sahip orta ölçekli firmaları doğrudan vurduğunu belirten Lösch, şu ifadeleri kullandı:
“ZIM, teknoloji ayrımı gözetmeyen ve başvuru süreci son derece kolay yürütülen yapısıyla firmalarımız için hayati bir destek programıdır. Federal Hükümet bu kararla yanlış yerde tasarruf yapıyor. Küresel rekabet gücümüz doğrudan yenilikçi gücümüze bağlıdır. Hükümet, orta ölçekli işletmelerin yatırımlarını ve büyümesini zayıflatmak yerine tam aksine güçlendirmelidir.”
Sanayicilerin tepkisi, Federal Başbakan Friedrich Merz’in mayıs ayında düzenlenen Hannover Fuarı’ndaki (Hannover Messe) açıklamalarıyla da çelişiyor.
Başbakan Merz, söz konusu fuarda yaptığı konuşmada, “Federal Hükümet, izlediği politikalarla Almanya’nın başarılı ve yenilikçi bir sanayi ve ticaret merkezi olarak kalması için gereken her şeyi yapacaktır” güvencesini vermişti.
DIHK kararın derhal geri alınmasını istiyor
Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK) da hükümetin bu kısa vadeli kararından vazgeçmesi gerektiğini açıkladı.
DIHK Bölüm Başkanı Sebastian Bolay, Merkezi KOBİ İnovasyon Programı’nın Federal Hükümet tarafından orta ölçekli işletmelere yönelik yürütülen en başarılı inovasyon teşviklerinden biri olduğunu ispatladığını hatırlattı.
Bolay, “Hükümet, KOBİ’lerin yenilikçi projelerini sekteye uğratmamak adına bu ani başvuru durdurma kararını derhal geri almalıdır. ZIM, işletmelerin yeni ürün, yöntem ve hizmetler geliştirmesinde ve bunları araştırma kurumlarıyla birlikte pazarlanabilir aşamaya getirmesinde rüştünü ispatlamış bir araçtır” dedi.
Araştırmalar programın yüksek verimliliğini kanıtlıyor
Avrupa Ekonomik Araştırmalar Merkezi (ZEW) tarafından yapılan etki analizi ve değerlendirme raporları da programın başarısını ortaya koyuyor.
ZEW verilerine göre, 2020 ile 2023 yılları arasında ZIM kapsamında firmalara sağlanan her 1 avroluk devlet desteği, küçük ve orta ölçekli işletmelerin araştırma ve geliştirme faaliyetlerine kendi kaynaklarından ilave 1,90 avro daha harcamasını sağladı.
Araştırma, programın oldukça az bir bürokratik yükle yüksek verimlilik sağladığını, buna karşılık doğrudan vergi indirimi yoluyla sağlanan diğer araştırma desteklerinin yeni yatırımları tetiklemede aynı başarıyı gösteremediğini ortaya koyuyor.
DIHK Temsilcisi Bolay, bu veriler ışığında programın, KOBİ’lerin inovasyon sürecinde karşılaştıkları engelleri aşmasında kritik öneme sahip olduğunu belirterek, “Bu beklenmedik durdurma kararı işletmelerde büyük bir belirsizlik yarattı. Mevcut ekonomik durgunluk döneminde bu karar çok yanlış bir adımdır. Federal Hükümet, başvuru değerlendirme süreçlerinin kesintisiz devam edebilmesi için bütçeden gerekli kaynakları acilen tahsis etmeli ve şirketlere planlama güvencesi vermelidir” çağrısında bulundu.
Avrupa
İngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı

İngiltere hükümeti, Scunthorpe’taki tesislerin kapanmasını ve 4 bin istihdamın kaybını önlemek amacıyla müdahale etmesinden 15 ay sonra British Steel’i resmen kamu mülkiyetine geçirdi. Başbakan Keir Starmer, Çinli Jingye grubuna ait fabrikanın devralınmasının ulusal çıkarlar doğrultusunda olduğunu açıkladı.
İngiltere hükümeti, Scunthorpe kentindeki çelik tesislerinin kapanmasını ve 4 bin çalışanın işini kaybetmesini engellemek için başlattığı müdahaleden 15 ay sonra, British Steel şirketini resmen kamu mülkiyetine geçirdi.
Başbakan Keir Starmer, Çelik Sanayii Kamulaştırma Yasası’nın kraliyet onayı almasının ardından başbakanlık dönemindeki son önemli icraatlarından biri olarak, fabrikanın Çinli sahibi Jingye grubundan devralınmasının ulusal çıkarlar için gerekli olduğunu belirtti.
İşçi Partisi hükümeti, Jingye grubunun Lincolnshire’daki yüksek fırınları korumaya yönelik adım atmadan çekilme tehdidi üzerine, geçen yılın nisan ayında British Steel’in kapanmasını önlemek amacıyla parlamentoyu olağanüstü toplantıya çağırmıştı.
Bu adım atılmasaydı, İngiltere’nin demir cevherinden birincil çelik üreten son tesisi de faaliyetlerini durdurmak zorunda kalacaktı.
Şirket o tarihten bu yana Jingye grubunun tepkisine rağmen hükümet yetkililerinin yönetiminde bulunuyordu. Ancak Çinli şirket, kamulaştırma kararına kadar ekonomik ortak payını elinde tutmaya devam etti.
Hükümet yetkilileri, herhangi bir tazminat ödenip ödenmeyeceğini belirlemek üzere bağımsız bir değerleme uzmanı atanacağını açıkladı.
Jingye grubu ise kendi Birleşik Krallık mali raporlarında ve WeChat sosyal medya hesabında, faaliyetlerini durdurmaya hazır olmasına rağmen British Steel’in yüksek tazminat hak eden değerli bir varlık olduğunu savunuyordu.
The Guardian gazetesinin aktardığına göre Başbakan Starmer konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“British Steel, ulusumuzun dokusunun bir parçası ve İngiltere’nin sanayi gücünün temel taşıdır. Alınan karar Birleşik Krallık’ta çelik üretiminin geleceğini güvenceye alıyor, nitelikli iş güçlerini koruyor ve hayati önem taşıyan ulusal kabiliyetimizi muhafaza ediyor. Bu hükümet, İngiliz sanayisini desteklemek, ekonomimizi güçlendirmek ve güvendiğimiz sektörlerin gelecekte de gelişmesini sağlamak için her zaman ulusal çıkarlar doğrultusunda hareket edecektir.”
Hükümet tarafından yapılan açıklamada, yürütülen kapsamlı görüşmelere rağmen Jingye grubu ile hem şirketin geleceğini güvence altına alacak hem de mükelleflerin çıkarlarını koruyacak bir anlaşmaya varılamadığı kaydedildi.
Çelik işçilerini temsil eden sendikalar, istihdamın korunması amacıyla atılan bu adımdan memnuniyet duyduklarını açıkladı.
Community Sendikası Genel Sekreter Yardımcısı Alasdair McDiarmid, binlerce işin korunmasına yardımcı olacak ve ekonominin ile ulusal güvenliğin bağımlı olduğu çelik üretim kabiliyetini muhafaza edecek bu kamulaştırma kararı için minnettar olduklarını bildirdi.
İş Dünyası Bakanı Peter Kyle, Scunthorpe’taki bu tesisi kamulaştırma gerekçelerini açıklarken, “Bu tesisin yok olması durumunda, demiryollarımızda ve inşaat sektörümüzde kullanılan üretim türü için uluslararası pazarların ve diğer ülkelerin arzına muhtaç hale gelirdik” dedi.
Yüksek fırınların uzun vadede birincil çelik üretimine devam edip etmeyeceği yönündeki soru üzerine Kyle, Times Radio’ya yaptığı açıklamada, “Gelecekte bu durum, işletmenin kendisi ve hükümet tarafından belirlenecek bir karar olacaktır. Ancak çelik stratejimizin temel amacı yeşil çeliğe geçiş yapmaktır. Uzun vadede birincil talep bu alandadır ve ben bu tesisin, çelik satın alan şirket ve kuruluşların ihtiyaç duyduğu modern üretimi yapmasını istiyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Gelecek hafta başbakanlık görevini devralması beklenen Andy Burnham ve yeni hükümet için bu kamulaştırma kararı son zorlu süreç olmayacak.
British Steel’in eskiyen yüksek fırınlarının değiştirilmesi gerekiyor ve çevre kirliliğini azaltacak elektrikli ark fırınlarının kurulmasını içeren karbonsuzlaştırma planının maliyetinin 1 milyar sterlinin üzerinde olacağı öngörülüyor.
Sektör temsilcisi UK Steel kuruluşunun Genel Direktörü Gareth Stace, British Steel’in, ülkenin sanayi direnci, ulusal güvenliği ve gelecekteki ekonomik büyümesi için kritik öneme sahip ray ve kiriş gibi uzun ürünleri üreten tek İngiliz üretici olduğunu vurguladı.
Stace, “British Steel’in kamu mülkiyetine geçirilmesi doğru bir adımdır. Gelecek hafta göreve başlayacak yeni hükümetin önceliği, şirketi ticari sürdürülebilirliğe kavuşturacak, düşük karbonlu modern çelik üretimine yatırımı güvence altına alacak ve sektörün gelişmesi için gereken rekabetçi iş ortamını yaratacak uzun vadeli bir planı hayata geçirmek olmalıdır” dedi.
Avrupa
Kanada; Birleşik Krallık, İtalya ve Japonya’nın savaş uçağı programına gözlemci oluyor

Kanada, Birleşik Krallık, İtalya ve Japonya’nın yürüttüğü Global Combat Air Programme’a (GCAP) gözlemci olarak katılma konusunda anlaşmaya vardı. Anlaşmanın gelecek salı günü Londra’da resmiyet kazanması ve duyurunun 20-24 Temmuz’da Birleşik Krallık’ta düzenlenecek Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı sırasında yapılması bekleniyor. Politico’ya konuşan yetkililere göre gözlemci statüsü Kanada’ya hassas proje bilgilerine erişim sağlayacak ancak mali yükümlülük ya da sözleşmelere katılım içermeyecek.
Kanada, Birleşik Krallık, İtalya ve Japonya’nın altıncı nesil savaş uçağı geliştirmek amacıyla yürüttüğü Global Combat Air Programme’a (GCAP) gözlemci olarak katılma konusunda anlaşmaya vardı.
Politico’ya konuşan yetkililerin verdiği bilgiye göre Ottawa, gelecek salı günü resmen programa gözlemci olarak kabul edilecek.
GCAP, Birleşik Krallık ve İtalya’nın kullandığı Eurofighter Typhoon ile Japonya’nın Mitsubishi F-2 savaş uçaklarının yerini alacak altıncı nesil savaş uçağını geliştirmeyi hedefliyor. Projenin uzun vadede ABD üretimi F-35’in yerini alması da öngörülüyor.
Yetkililerden birine göre Birleşik Krallık Savunma Bakanı Dan Jarvis, anlaşmayı resmileştirmek üzere Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto ve Kanada Savunma Bakanı David McGuinty’yi Londra’daki Savunma Bakanlığında ağırlayacak.
Haberde adı geçen diğer kaynaklar gibi bu yetkili de hassas hükümet görüşmelerini değerlendirebilmek için kimliğinin açıklanmaması şartıyla konuştu.
Kanada’nın gözlemci statüsü, GCAP’ın hassas proje bilgilerine erişim sağlayacak ancak Birleşik Krallık, İtalya ve Japonya’nın üstlendiği mali yükümlülükleri ya da sözleşmelere katılımı kapsamayacak. Buna karşın bu statünün gelecekte daha kapsamlı katılım için zemin hazırlaması amaçlanıyor.
İkinci yetkili, Kanada’nın projeye uçuş simülasyonu eğitim teknolojisiyle katkı sunmayı planladığını söyledi.
Duyurunun, 20-24 Temmuz tarihleri arasında Birleşik Krallık’ta düzenlenecek Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı sırasında yapılması bekleniyor.
Dünyanın en büyük havacılık ve savunma sanayi etkinliklerinden biri kabul edilen fuara Japonya ve Kanada dahil NATO üyesi ve müttefik ülkelerden geniş heyetlerin katılması öngörülüyor. Kanada Savunma Bakanı McGuinty de fuarda yer alacak.
Kanada Başbakanı Mark Carney hükümeti, aylardır üç ortak ülkeyle projeye katılım konusunda görüşmeler yürütüyor.
Ottawa, Carney’nin şubat ayında açıkladığı savunma sanayi stratejisi kapsamında savunma tedarikini çeşitlendirmeyi hedefliyor.
İlk yetkili, Kanada hükümetinin altıncı nesil hava muharebe kabiliyetlerinin beşinci nesil platformların güçlü yönlerini daha gelişmiş görünmezlik özellikleri ve haberleşme sistemleriyle geliştirmesini, ayrıca yapay zeka, insanlı ve insansız platformların birlikte görev yapması ile çok alanlı bağlantı kabiliyetlerinde ilerleme sağlamasını beklediğini söyledi.
Kanada hâlihazırda Lockheed Martin üretimi beşinci nesil F-35 savaş uçaklarını tedarik ediyor.
Kanada’nın Birleşik Krallık Yüksek Komiseri Bill Blair, geçen ay Politico’ya verdiği röportajda ülkesinin üç GCAP ortağıyla “gelecekteki olası katılımı” konusunda görüşmeler yürüttüğünü söylemişti.
Blair, Kanada’nın “geleceğin bu kabiliyeti ve eğitim altyapısı için gerekli teknolojiler üzerinde çalışan şirketlere sahip olduğuna” inandığını belirterek, “Ayrıca Kanada’da bu malzemelerin test edilmesine yönelik çok önemli kaynaklarımız var” ifadelerini kullandı.
Birleşik Krallık hükümetinin 30 Haziran’da yayımladığı Savunma Yatırım Planı kapsamında GCAP’a gelecek dört yıl için 8,6 milyar sterlin ayrıldı.
Bunun ardından üç ortak ülke, Birleşik Krallık’tan BAE Systems, İtalya’dan Leonardo ve Mitsubishi Heavy Industries’in bağlı kuruluşu Japan Aircraft Industrial Enhancement Co. ortak girişimi Edgewing ile 4,6 milyar sterlin tutarında sözleşme imzaladı.
Japon hükümeti, seri üretimin 2035 yılında başlamasını öngören takvimin gecikebileceği endişesiyle yeni ülkelerin tam ortak olarak programa katılmasına mesafeli yaklaşıyor.
Avrupa
İngiltere, Ukrayna için balistik füze sözleşmesi imzaladı

İngiltere Savunma Bakanlığı, 50 yılı aşkın süredir ilk kez geliştirilecek yeni bir taktik kara balistik füzesinin tasarımı için çeşitli şirketlerle sözleşmeler imzaladı. Bloomberg’in haberine göre, Nightfall adı verilen proje kapsamındaki füzenin 2027 sonuna kadar Ukrayna’ya teslim edilmesi hedefleniyor.
İngiltere Savunma Bakanlığı, Ukrayna’ya teslim edilmek üzere 50 yılı aşkın süredir ilk kez geliştirilecek olan yeni bir taktik kara balistik füzesi için çeşitli şirketlerle sözleşmeler imzaladı.
Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberinde, yeni füzenin 2027 yılı sonuna kadar hazır hale getirilmesinin planlandığı belirtildi.
Kaynaklar, İngiltere Savunma Bakanlığının tasarımı hızlandırmak ve füzeleri Ukrayna’ya bir an önce teslim edebilmek için Nightfall projesinin teknik şartnamesinde değişikliğe gittiğini aktardı.
Nightfall projesi, İngiltere Savunma Bakanlığının Ukrayna’ya gönderilecek bir kara balistik füzesinin hızlı bir şekilde geliştirilmesi amacıyla Ocak 2026’da açtığı yarışma kapsamında başlatıldı. Projenin teknik gereksinimleri arasında, elektronik harp engellemelerinin ve yoğun radyo elektronik parazitlerin olduğu koşullarda dahi çalışabilen mobil bir füze sisteminin oluşturulması yer alıyor.
Füzenin ilk testlerinin 12 ay içinde başlaması planlanıyor. Projenin başlangıç aşamasında menzilin 600 kilometrenin üzerinde olması öngörülüyordu.
Ancak şartnamede yapılan değişikliklerin ardından füzenin menzili 500 kilometreye, harp başlığının ağırlığı ise 300 kilogramdan 200 kilograma düşürüldü.
Ukrayna, bir diğer önemli askeri destek adımını da Fransa ile attı. Ukrayna ve Fransa, 14 Temmuz’da silah üretimi alanındaki işbirliklerini genişletmek üzere bir anlaşmaya vardı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin açıklamasına göre Paris yönetimi, Kiev’e uzun menzilli SCALP seyir füzeleri ile AASM Hammer güdümlü uçak bombalarının üretimi için lisans vermeyi planlıyor.
Fransa’nın ayrıca İtalya ile ortaklaşa üretilen Aster 30 hava savunma füzelerinin imalat sürecine de katılım sağlayacağı kaydedildi.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya1 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi1 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti











