Bizi Takip Edin

Amerika

Anthropic halka arz dosyasında Nvidia’ya bağımlılığını nasıl kırdığını açıkladı

Yayınlanma

Anthropic, halka arz başvurusunda aralarında Google, Amazon, Nvidia ve AMD’nin bulunduğu dört ayrı üreticinin çiplerini tek bir havuzda yönettiğini duyurdu. Yılın ilk yarısında gelirini 16,3 milyar dolara çıkaran şirket, altyapı esnekliği sayesinde Nvidia’ya olan tedarik ve fiyat bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.

Yapay zeka modelleri geliştiren Anthropic, halka arz başvurusunda yer verdiği teknik altyapısıyla çip devi Nvidia’nın pazar hakimiyetine dair yeni bir tartışma başlattı.

Business Insider’ın halka arz izahnamesine ve sektör analistlerinin değerlendirmelerine dayandırdığı habere göre şirket, tek bir üreticiye bağlanmak yerine farklı donanımları birlikte çalıştırabilen esnek bir sistem kurdu. Bu hamle, uzun vadede Nvidia’nın müşterilerine dilediği fiyatı dayatma gücünü zayıflatabilir.

Şirketin 26 Ekim tarihinde yayımlanan izahnamesine göre Anthropic, operasyonlarında dört ayrı çip ailesinden yararlanıyor.

Bu donanımlar arasında Amazon’un geliştirdiği Trainium, Google’ın imzasını taşıyan TPU birimleri ile Nvidia ve AMD tarafından üretilen grafik işlemciler yer alıyor.

Claude modelinin geliştiricisi, farklı iş ortaklarından sağladığı devasa bilgi işlem kapasitesini birbirinden bağımsız parçalar olarak değil, birbirinin yerine geçebilen tek bir havuz halinde yönetiyor.

Sistemin merkezinde ise şirketin kendi geliştirdiği özel yazılım mimarisi duruyor. Bu yazılım, yürütülecek yapay zeka görevlerini işlem türüne ve maliyete göre analiz ederek en verimli çalışacakları donanıma yönlendiriyor.

Business Insider, Anthropic’in halka arz belgelerinde sergilediği bu esnekliğin, çip pazarında tekel kuran Nvidia açısından zaman içinde ciddi bir baskı unsuru yaratabileceğini belirtiyor.

Moor Insights & Strategy kurucusu ve genel müdürü Patrick Moorhead, böylesi bir teknik serbestliğin çip alıcılarının elini tedarikçiler karşısında belirgin biçimde güçlendirdiğini vurguluyor.

Dört ayrı donanım platformu arasında iş yükünü rahatça taşıyabilen bir şirketin pazarlık masasına çok daha rahat oturacağını söyleyen Moorhead, asıl riskin Nvidia’nın fiyat belirleme gücünün aşınması olduğunu kaydediyor.

IDC analisti Ashish Nadkarni de birden fazla üreticiden çip tedarik etmenin başka bir kritik faydasına değiniyor.

Nadkarni’ye göre bu yöntem, Anthropic’i Nvidia’nın teslimat takviminde yaşanabilecek olası gecikmelerden ve sektördeki arz dalgalanmalarından koruyor.

Anthropic cephesinde ise bu altyapının bir gecede kurulmadığı belirtiliyor; şirket bu noktaya gelebilmek için yıllarca çalıştığını ve altyapıya devasa yatırımlar yaptığını ifade ediyor.

Öte yandan uzmanlar, Anthropic’in izlediği bu modelin Nvidia’nın ticari varlığına hemen yarın darbe vuracak doğrudan bir tehdit oluşturmadığının altını çiziyor.

Moorhead, özellikle yapay zeka modellerinin eğitilmesi aşamasında iş yükünü farklı çipler arasında taşımanın halen son derece karmaşık bir mühendislik gerektirdiğini hatırlatıyor.

Anthropic’in kendisi de Nvidia işlemcilerini temel alan bilgi işlem sistemlerine milyarlarca dolar harcamayı sürdürüyor.

D.A. Davidson Teknoloji Araştırmaları Direktörü Gil Luria ise madalyonun diğer yüzüne işaret ediyor.

Luria’ya göre, farklı işlemcileri tek bir çatı altında birleştiren bu tür pahalı altyapılar her şirketin harcı değil; daha küçük ölçekli yapay zeka girişimleri için bu boyutta bir yatırım ekonomik açıdan mantıklı bir karşılık üretmeyebilir.

Halka arz sürecine 26 Ekim’de resmen adım atan Anthropic, hisselerini NASDAQ borsasında ANT koduyla işlem görecek şekilde listelemeyi planlıyor.

Goldman Sachs ve Morgan Stanley’nin liderlik ettiği halka arzda hem şirketin kendisi yeni hisse ihraç edecek hem de mevcut bazı hissedarlar pay satışı yapacak.

Şirket, piyasaya sürülecek toplam hisse miktarını ve hedeflenen halka arz büyüklüğünü henüz açıklamadı.

Şirket izahnamesinde, 2026 yılının ilk altı ayına ait çarpıcı finansal tablolarını da yatırımcılarla paylaştı.

Anthropic’in gelirleri, geçen yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolar seviyesinden hızla tırmanarak 16,3 milyar dolara ulaştı.

Öte yandan şirketin net zararı 80,7 milyar dolar gibi devasa bir rakama işaret etti.

Şirket, bu astronomik net zararın yaklaşık 72 milyar dolarlık ana gövdesinin doğrudan nakit çıkışından değil, finansal yükümlülüklerin muhasebe standartları gereği yeniden değerlenmesinden kaynaklandığını açıkladı.

Fakat nakit harcamalar da azımsanacak gibi değil; Anthropic yalnızca bilgi işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için ilk yarıda yaklaşık 9 milyar dolar harcadı ve bu kalemdeki harcamalarıyla 2025 yılının tamamını geride bıraktı.

Amerika

Bolsonaro seçimi kaybedince ABD’ye kaçtı

Yayınlanma

Brezilyalı senatör Flávio Bolsonaro, ülkesinde yapılan başkanlık seçimlerinde yenilgi almasının ardından ülkeden kaçarak salı günü Miami’ye ulaştı.

O Globo gazetesinin haberine göre, Bolsonaro ABD’ye varışında kardeşi Eduardo tarafından karşılandı.

Eduardo, darbe planlamak suçundan mahkum edilen babaları eski Başkan Jair Bolsonaro’ya yardım etmesi için Başkan Donald Trump’a lobi yapmak üzere geçen yıl ABD’ye taşınmıştı ve o zamandan beri orada yaşıyordu.

Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili salı günü erken saatlerde, ABD’nin Flávio ve ailesine vize vereceğini açıklamıştı.

Brezilya’da çok sayıda cezai soruşturma ile karşı karşıya olan Flávio Bolsonaro’nun, salı gününe kadar pasaportlarını Federal Polise teslim etmesi emredilmişti fakat durumdan haberdar bir polis yetkilisine göre bunu yerine getirmedi.

Bolsonaro ailesinin uzun süredir siyasi zulümle suçladığı Yüksek Mahkeme Yargıcı Alexandre de Moraes, senatörün kaçma riski olduğu endişesiyle belgeleri teslim etmesini talep etmişti.

Bolsonaro’nun pazar günkü ikinci tur seçimlerinde Luiz Inácio Lula da Silva’ya karşı yenilgisi, Brezilya’da bir siyasi hanedanlık kurmayı hedefleyen aileye büyük bir darbe vurdu.

Senatör, 2022 seçimlerindeki yenilgisinin ardından darbe planlamak suçundan 27 yıl hapis cezasına çarptırılan babası Jair Bolsonaro’nun serbest bırakılmasını kampanyasının ana teması haline getirmişti.

Trump, çarşamba günü erken saatlerde Teksas’taki seçim kampanyası gezisinden döndükten sonra gazetecilere, Bolsonaro’nun ABD’ye gelmesini onaylayacağını fakat onun Arjantin’de olduğunu sandığını söyledi.

Salı öğleden sonra Teksas’ta konuşan Trump, Bolsonaro’dan bahsetmekten kaçındı fakat Brezilya seçimlerinde hile yapıldığına dair asılsız iddialarını yineledi.

Demokratları “seçimlerin en büyük hilecileri” olarak eleştirdikten sonra, “Brezilya da bu konuda oldukça iyi iş çıkarıyor” diye ekledi.

ABD lideri uzun süredir Bolsonaro ailesinin müttefiki ve geçen yıl, Jair Bolsonaro’nun darbe davasından kurtulmasına yardımcı olmak amacıyla Brezilya mallarına gümrük vergisi uygulamış ama bu girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Trump yönetimi, Bolsonaro’nun başkan adaylığını resmi olarak desteklemedi. Fakat New York Times’a göre Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yönetimindeki Dışişleri Bakanlığı, seçimler öncesinde Bolsonaro’nun Brezilya’daki konumunu güçlendirmek için perde arkasında çalışmalar yürütmüştü.

Infobae’nin bildirdiği üzere Flávio Bolsonaro’nun Arjantin’e geçtiği ve oradan ABD’ye seyahat etmeyi planladığı ortaya çıktıktan sonra, salı sabahı ne polisin ne de müttefiklerinin Flávio Bolsonaro’nun nerede olduğu hakkında bir bilgisi yoktu.

Brezilya polisinin Bolsonaro’nun Brezilya’dan ayrıldığına dair resmi bir kaydı bulunmuyor ve Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei’nin basın sözcüsü, Flávio Bolsonaro’nun ülkeye giriş yaptığını yalanladı.

Birçok Bolsonaro müttefiki Bloomberg’e, onunla iletişime geçmeye çalıştıklarını ama yanıt alamadıklarını söyledi.

Lula, 81. doğum gününü kutlamak için düzenlenen bir etkinlikte, “Brezilya’yı terk etmek utanç verici bir davranış,” dedi.

Bolsonaro, kara para aklama iddialarıyla ilgili en az iki federal soruşturma ile karşı karşıya. bunlardan biri, Brezilya’nın tarihindeki en büyük banka dolandırıcılığı davasına karışan eski Banco Master SA sahibi ile bağlantılarından kaynaklanıyor. 

Baba Jair Bolsonaro da seçim yenilgisinin ardından ABD’ye gitmişti. Aylar sonra geri döndü ve seçim öncesinde Brezilya’nın elektronik oylama sistemi hakkında asılsız iddialar yaydığı gerekçesiyle sekiz yıl boyunca kamu görevinden men edildi, ardından darbe planlamak suçundan mahkum edildi.

Flávio Bolsonaro, Pazartesi günü sonuçların iptalini talep etme planlarından vazgeçti ve Yargıtay’ın Brezilya’yı terk etmesini yasakladığını söylediği bir sosyal medya videosu yayınladı.

Öte yandan konuya yakın ve özel görüşmeler hakkında konuşurken kimliklerinin açıklanmamasını isteyen kaynaklara göre, Moraes’in kararı Lula hükümetindeki yetkililerin yanı sıra Yüksek Mahkeme’nin bazı üyelerini de rahatsız etti.

Bu kaynaklara göre, Lula yönetimi, ülkeyi sakinleştirme çabalarına odaklanmak ve solcu lider ile Bolsonaro ailesinden bir üye arasındaki arka arkaya yapılan seçim mücadeleleri sırasında patlak veren kutuplaşmayı geride bırakmak istiyordu.

Yönetim, Jair Bolsonaro’nun davasına başkanlık eden ve uzun süredir Brezilya sağından sansür suçlamalarıyla karşı karşıya kalan tartışmalı yargıç Moraes’in bu hamlesini, söz konusu hedeflere aykırı olarak değerlendirdi.

Salı günü erken saatlerde, Yüksek Mahkeme Yargıcı Flávio Dino, federal yetkililere, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile bağlantılı bir grup da dahil olmak üzere, Bolsonaro’nun başkanlık kampanyasına yönelik olası yasadışı yabancı finansman konusunda soruşturma açılması talimatını verdi.

Yargıç, bu talimatın yasadışı yabancı finansman gerçekleştiğini kanıtlamadığını vurguladı ama Brezilya’daki başkanlık yarışı sırasında yöneltilen iddiaların soruşturulmasını gerektirdiğini belirtti.

Arjantin hükümet sözcüsü Adrian Ravier, salı günü düzenlediği basın toplantısında Bolsonaro’nun Arjantin’e sığınma talebinde bulunmadığını söyledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’nin İran faturası 47 milyar dolara ulaştı

Yayınlanma

ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının maliyeti, son bir ayda 3 milyar dolardan fazla artış göstererek 47 milyar dolara çıktı. CENTCOM verilerine göre bütçenin 29 milyar dolarını mühimmat sevkiyatı oluştururken, Temsilciler Meclisi Pentagon ve istihbarat kurumlarına 73 milyar dolarlık ek kaynak aktaran bütçe tasarısını onayladı.

ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının toplam maliyeti 47 milyar dolara ulaştı.

Amerikan The Hill gazetesinin ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) değerlendirmesine dayandırdığı habere göre, operasyon bütçesi yalnız son bir ayda 3 milyar dolardan fazla artış gösterdi.

Komutanlığın hazırladığı belgede harcamaların ayrıntılı dökümü yer alıyor. Bütçedeki en büyük payı 29 milyar dolarla mühimmat sevkiyatı oluşturuyor.

Doğrudan askeri harekatın yürütülmesinden kaynaklanan ek harcamalar yaklaşık 12 milyar doları bulurken, kaybedilen askeri teçhizat ve ekipmanın yenilenmesi için 6,1 milyar dolarlık kaynak gerekiyor.

Bölgede konuşlandırılan askeri personelin desteklenmesi, hava taşımacılığı, muhabere ve harekat sahasındaki nakliye faaliyetleri için ayrılan tutar ise 7,6 milyar dolar olarak hesaplanıyor.

Üstelik bu genel toplama, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri üslerinin onarımı ve yeniden inşası için gereken harcamalar dahil edilmedi.

The Hill’in aktardığı bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump ülkedeki ara seçimlerin ardından İran’a yönelik yeni saldırılar düzenleme olasılığını değerlendiriyor.

Trump, daha önce İran’a yönelik askeri harekatı başkanlık dönemindeki en iyi kararlarından biri olarak nitelemişti.

Bütçe açığı derinleşirken Kongre devreye girdi

Operasyonun faturası kısa sürede hızla kabardı. ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, 22 Temmuz’da yaptığı açıklamada İran harekatının maliyetinin 37,5 milyar dolara ulaştığını duyurmuştu.

Hegseth, söz konusu tutarın halihazırda yapılan harcamalar ile mali yılın sona ereceği 30 Eylül tarihine kadar öngörülen giderleri kapsadığını belirtmişti.

Hegseth’in açıklamasından bir gün önce The Washington Post, Pentagon’un İran savaşı nedeniyle ciddi bir nakit sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığını yazmıştı.

Gazete, Beyaz Saray’ın askeri harcamaları karşılayabilmek amacıyla Kongre’den acil koduyla 67 milyar dolarlık ek ödenek talep ettiğini, talebin reddedilmesi halinde ordunun diğer harcama kalemlerinde kesintiye gitmek zorunda kalacağını aktarmıştı.

Bu gelişmelerin ardından Temsilciler Meclisi, 1,15 trilyon dolarlık savunma bütçesini kabul etti.

İlgili karar tasarısı, ağırlıklı olarak İran’la yürütülen savaşın giderlerini karşılamak üzere Pentagon ve istihbarat servislerine 73 milyar dolarlık ek kaynak aktarılmasını da içeriyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump’ın Alaska planı: Peltola kazanırsa Senato’da yemin krizi çıkabilir

Yayınlanma

Demokrat Mary Peltola’nın Alaska senatörlük yarışını kazanması halinde, Donald Trump’ın itiraz çağrısıyla ABD Senatosu’nda yemin krizi patlak verebilir. Cumhuriyetçiler, oy pusulasındaki isim benzerliğinin seçmeni yanılttığını öne sürerek tescil sürecini bloke etmeye hazırlanırken, nihai kararın Genel Kurul’daki çetin pazarlıklara kalması bekleniyor.

ABD Senatosu, Alaska’daki kritik senatörlük yarışının ardından Genel Kurul’da patlak verebilecek çetin bir usul krizine hazırlanıyor.

Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan ile Demokrat eski Temsilciler Meclisi üyesi Mary Peltola arasındaki yarışta ibrenin Demokrat adaya dönmesi, Başkan Donald Trump’ın olası bir mağlubiyeti hileli ilan ederek Senato’daki müttefiklerini sonuçlara itiraz etmeye çağırması ihtimalini kuvvetlendiriyor.

Senatörler, benzer bir itiraz dalgasının diğer çekişmeli eyaletlere de sıçrayabileceğini hesaba katıyor.

Demokrat senatörler, Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune’u genel olarak kurallara bağlı bir isim olarak değerlendiriyor ve Alaska Valisi ile Vali Yardımcısı tarafından tescillenen resmi bir seçim sonucunu keyfi biçimde çöpe atmaya yanaşmayacağını düşünüyor.

Ancak Trump’ın, yarışın kıl payı kaybedilmesi halinde Senato’daki MAGA çizgisine yakın müttefiklerini harekete geçirme ihtimali masada duruyor.

Bu senaryoda Cumhuriyetçi Sullivan’ın olası yenilgisini, oy pusulasında yer alan ve ismi kendisiyle neredeyse aynı olan bağımsız aday Daniel J. Sullivan Jr.’ın seçmen nezdinde kafa karışıklığı yarattığı iddiasına bağlaması bekleniyor.

Alaska eyalet yönetiminin Peltola’nın zaferini tescil etmesi ve ardından Trump’ın Senato’daki Cumhuriyetçilere bu sonucu tanımama çağrısı yapması, Çoğunluk Lideri Thune’u iki ateş arasında bırakacak.

Senato Demokrat grubundan bir danışman, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, hazırlıkların boyutunu “Herkes her ihtimali inceden inceye hesaplıyor ve herkes her senaryoya karşı tedbir alıyor” sözleriyle özetliyor.

George Washington Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü ve Senato içtüzüğü uzmanı Sarah Binder, Trump’ın Alaska’daki Demokrat zaferine meydan okuma tehdidinin Genel Kurul’da sert bir hesaplaşmaya yol açabileceğini belirtiyor.

Trump’ın Demokratların seçimlerde hile yaptığına dönük sabit ısrarı karşısında hiçbir ihtimalin göz ardı edilemeyeceğini kaydeden Binder, sürecin bilinmezliğini şöyle açıyor:

“Alaska yönetimi Peltola’nın seçildiğini tescil ederse, Trump Cumhuriyetçileri onun yemin etmesini engellemeye zorlar mı? İkinci mesele, böyle bir çağrı gelirse Cumhuriyetçiler gerçekten bu talimatın peşinden gider mi? İşte bu noktada, Senato’nun resmi bir yemin törenini engellemek için ne yapabileceği gibi tam bir arı kovanına giriyoruz. Önümüzde haritası çıkarılmış tek bir yol yok.”

Binder, geçmiş örneklere bakıldığında, Alaska resmi olarak Peltola’yı kazanan ilan etse bile Cumhuriyetçilerin yemin oturumunda doğrudan itiraz kaydı düşebileceğini vurguluyor.

Senato işleyişine yakın kaynaklar, Trump müttefiki tek bir senatörün ya da bir grup Cumhuriyetçinin, Peltola’nın veya sonuçlarına itiraz edilen bir başka yakın yarışın galibi Demokrat adayın 2027 başında göreve başlama yemini etmesine karşı itiraz beyanında bulunabileceğini aktarıyor.

Böyle bir tıkanıklık, krizi çözmek adına Thune ile Senato Demokrat Lideri Chuck Schumer arasında doğrudan pazarlık masası kurulmasını zorunlu kılacak.

Senato’daki Cumhuriyetçi kaynaklar ise görevdeki Dan Sullivan’ın Peltola’yı mağlup edeceğine kesin gözüyle baktıklarını dile getiriyor.

Son kamuoyu yoklamaları Peltola’yı rakibinin 2 yüzde puanı önünde gösterse de yarış halen hata payı sınırları içinde seyrediyor.

Data for Progress, InsiderAdvantage ve Alaska Survey Research tarafından yapılan araştırmalar Demokrat adayın 2 puan önde olduğunu ortaya koyarken, New York Times ve Siena ortaklığında 24 Eylül ile 1 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen anket Peltola’nın farkı 7 puana kadar çıkardığını gösterdi.

Alaska’da tercihli oylama sisteminin uygulanması da oy sayım dinamiklerini değiştirebilecek unsurlar arasında yer alıyor.

Senato tarihinde buna benzer bir kriz en son Ocak 1997’de kayıtlara geçmişti.

Louisiana’daki 1996 senatörlük seçiminde Demokrat Mary Landrieu yarışı 5 bini aşkın oy farkıyla kazanmış, ancak Cumhuriyetçi rakip Woody Jenkins geniş çaplı usulsüzlük iddialarıyla Senato’ya resmi itiraz dilekçesi vermişti.

Dönemin Senato yönetimi, Landrieu’nun yemin ederek göreve başlamasına itiraz hakkı saklı kalmak kaydıyla izin vermiş, hile iddialarını ise incelenmek üzere Senato Kurallar Komisyonu’na havale etmişti.

Bu formül, yolsuzluk iddialarının somutlaşması halinde Senato’nun salt çoğunluk oyuyla Landrieu’yu görevden alma kapısını aralık bırakıyordu.

Neticede Kurallar Komisyonu, bazı usulsüzlüklerin yaşandığını kabul etse de Ekim 1997’de oybirliğiyle soruşturmayı sonlandırarak Landrieu’yu aklamıştı.

Trump yönetimi, Peltola’nın ipi göğüslemesi halinde Senato’da Cumhuriyetçi eğilimli bir eyaleti kaybetmemek için benzer bir kavganın hukuki zeminini şimdiden kuruyor.

Trump’ın kontrolündeki Adalet Bakanlığı geçen hafta federal mahkemeye başvurarak, Senatör Dan Sullivan’ın seçimi az bir farkla kaybetmesi durumunda sonucun tescil edilmesinin durdurulmasını talep etti.

Bakanlık, Sullivan’ın pusulada neredeyse adaşı olan Daniel J. Sullivan Jr. yer almasaydı seçimi kazanacağını öne sürebileceği bir hukuki kurgu geliştirdi.

Hukuk uzmanları Adalet Bakanlığı’nın bu davasını dayanaktan yoksun bularak geçersiz sayıyor. Bu da Trump’ın yargıdan sonuç alamayınca doğrudan Senato’daki Cumhuriyetçilere döneceği ve Peltola’nın koltuğa oturtulmaması talimatı vereceği beklentisini güçlendiriyor.

Senato siyasetini izleyen Arizona Eyalet Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Steven S. Smith, tarafların taktiğini şu sözlerle açıklıyor:

“Diğer Dan Sullivan’ın seçmende kasıtlı bir yanılsama yarattığı tezini şimdiden işlediler. Bu mesele Alaska mahkemelerince karara bağlanmış olsa bile, seçim adaletinin zedelendiği iddiasını gündemde tutacaklar.”

Alaska Seçim İdaresi, Cumhuriyetçi Vali Yardımcısı’nın talimatıyla başlangıçta bağımsız aday Dan J. Sullivan’ın adını pusuladan çıkarmıştı.

Fakat bir eyalet yargıcı adayın yeniden pusulaya eklenmesine hükmetti ve bu karar Alaska Yüksek Mahkemesi tarafından da onaylandı.

Oy pusulasında seçmenin kafasını karıştırmamak için görevdeki Cumhuriyetçi senatör “Dan S. Sullivan”, partisiz aday ise “Daniel J. Sullivan Jr.” olarak yazıldı.

Hukuk uzmanları, eyalet yüksek mahkemesinin tescil ettiği bir adaylık sürecinin ardından yerel yetkililerin Peltola’nın olası galibiyet belgesini onaylamayı reddetmesinin mahkemelerden döneceğine dikkat çekiyor.

Dolayısıyla düğüm doğrudan federal Senato’ya kalıyor. Ulusal çapta görünürlük kazanmak isteyen hırslı Cumhuriyetçi senatörler veya doğrudan Trump’a sadık isimler, Peltola’nın yeminini durdurmak için Genel Kurul zeminini kullanabilir.

Profesör Smith, Trump destekçisi Cumhuriyetçilerin eldeki her çatlağı zorlayacağını belirterek, Demokrat adayın tescil alması halinde Senato dengeleri elveriyorsa Cumhuriyetçilerin kesinlikle itiraz bayrağını çekeceğini dile getiriyor.

Öte yandan Peltola seçimi kazansa bile, mazbatasını alabilmesi için Cumhuriyetçi Vali Mike Dunleavy ile eyaletin içişleri yetkilerini yürüten Vali Yardımcısı Nancy Dahlstrom’un imzasına ihtiyaç duyacak.

Eğer eyaletin Cumhuriyetçi idarecileri Demokrat adayın zaferini tescillemeyi reddederse, Senato kuralları gereği 3 Ocak’ta yeni yasama dönemi başladığında Genel Kurul’un Peltola’yı doğrudan göreve başlatması hukuken mümkün olmayacak. Böyle bir senaryoda kördüğüm yeniden Alaska mahkemelerine taşınacak.

Benzer bir kriz 2009 yılında Minnesota’da yaşanmıştı.

Demokrat Al Franken ile Cumhuriyetçi Senatör Norm Coleman arasındaki kıyasıya yarışta, Minnesota Yüksek Mahkemesi Franken’ın yaklaşık 200 oy farkla kazandığını oybirliğiyle teyit edene kadar eyaletin Cumhuriyetçi Valisi Tim Pawlenty mazbatayı imzalamamıştı.

O tarihte Senato’da 59 sandalyeye sahip olan Demokrat çoğunluk dahi hukuki süreç tamamen sonuçlanana kadar Franken’ın yemin ederek göreve başlamasını bekletmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English