Bizi Takip Edin

Amerika

Anthropic’ten Nvidia öncülüğündeki “açık kaynak” seferberliğine yanıt

Yayınlanma

Yapay zeka şirketi Anthropic’in CEO’su Dario Amodei, yayımladığı makalede şirketinin açık ağırlıklı yapay zeka modellerinin yasaklanmasını savunduğu yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti. Korumacı yasakların ABD’nin ulusal güvenlik kaygılarını çözmeyeceğini iddia eden Amodei; çip ihracatı kısıtlamalarının sıkılaştırılması, sanayi ölçeğindeki model kopyalama işlemlerinin engellenmesi ve belirli bir güç seviyesinin üzerindeki tüm modellere zorunlu güvenlik testleri uygulanması çağrısında bulundu.

Yapay zeka şirketi Anthropic’in Üst Yöneticisi (CEO) Dario Amodei, dün yayımladığı resmi bildirisinde, kamuoyunda ve teknoloji sektöründe tartışılan açık ağırlıklı (open-weights) yapay zeka modellerine ilişkin şirketinin duruşunu netleştirdi.

Son birkaç gündür özellikle Çin menşeli açık ağırlıklı modellere dair yoğun tartışmalar yürütüldüğünü belirten Amodei, ABD’li yetkililerin bu modellerin Amerikan şirketleri tarafından kullanılmasını yasaklamayı değerlendirdiğine dair haberlerin basına yansıdığını hatırlattı.

Bu gelişmeler üzerine çok sayıda teknoloji firmasının açık ağırlıklı modelleri destekleyen ortak bir mektuba imza attığını anımsatan Amodei, bazı çevrelerin Anthropic’i kendi ticari çıkarlarını korumak amacıyla bu tür modellerin yasaklanmasını istemekle suçladığını aktardı.

Geçmişteki yazılarını okuyan herkesin bu tür yasakları faydalı bir önlem olarak görmediğini bilmesi gerektiğini öne süren Amodei, “Hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça ifade edeyim: Anthropic, açık ağırlıklı modellerin yasaklanmasını hiçbir zaman savunmamıştır” değerlendirmesinde bulundu.

Tehlikeli kabiliyetler barındırmayan açık ağırlıklı modellerin kamu yararı taşıdığını belirten Amodei, bu sistemlerin çalıştırılması için gereken bilgi işlem gücü dışında ek bir maliyet getirmediğini, şirketler, geliştiriciler ve araştırmacılar için doğrudan değer ürettiğini kaydetti.

Nvidia, açık kaynaklı yapay zeka güvenlik ittifakı kurdu

“Korumacı yasaklar en ciddi ulusal güvenlik kaygılarımı gidermeyecektir”

Sektörde tartışılan korumacı yaklaşımın temel güvenlik sorunlarına çözüm sunmadığını savunan Amodei, “Korumacı yasaklar en ciddi ulusal güvenlik kaygılarımı gidermeyecektir” ifadesini kullandı. Sorumlu bir yaklaşım için yaklaşık altı ay önce kaleme aldığı “Teknoloji Ergenliği” (The Adolescence of Technology) başlıklı makalesinde de iki ana kriz senaryosunu detaylandırdığını ve yıllardır aynı çizgiyi koruduğunu belirtti.

Birincil kaygısının “otoriter rejimler” diye nitelediği ülkeleri ABD’den daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirmesi olduğunu vurgulayan Amodei, makalesinde şu ifadelere yer verdi:

“Birincil kaygım, yalnızca Çin Komünist Partisi (ÇKP) ile sınırlı kalmamakla birlikte ÇKP açıkça en kabiliyetli tehdit olmak üzere, otoriter hükümetlerin ABD tarafından inşa edilenlerden daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirmesi ve bunları kalıcı askeri üstünlük sağlamak ya da kendi halkları üzerinde son derece derin baskılar kurmak için kullanması riskidir.”

Bu kaygının ABD hükümeti bünyesinde de geniş kabul gördüğünü ifade eden Amodei, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in geçen yıl Paris’te yaptığı konuşmada “Otoriter rejimler askeri, istihbarat ve gözetleme kabiliyetlerini güçlendirmek için yapay zekayı çalmış ve kullanmıştır” diyerek uyarıda bulunduğunu hatırlattı.

Ayrıca ABD İstihbarat Topluluğu’nun 2026 Yıllık Tehdit Değerlendirmesi raporunda, diğer küresel güçlerin yapay zekadaki güçlü ilerleyişinin ABD’nin ekonomik rekabet gücünü ve ulusal güvenlik avantajlarını zorladığı yönündeki tespiti aktardı.

Geliştirilen tehlikeli modellerin açık ağırlıklı olarak yayımlanıp yayımlanmamasının ya da ABD şirketleri tarafından kullanılıp kullanılmamasının önemsiz olduğunu savunan Amodei, “Aslında en tehlikeli model, gizlice eğitilen ve yalnızca Halk Kurtuluş Ordusu’na insansız hava araçlarında kullanılmak üzere verilen ya da Devlet Güvenlik Bakanlığı’na gözetleme ve baskı amacıyla teslim edilen model olabilir” değerlendirmesini yaptı.

“Kötü niyetli aktörlerin meşru ABD şirketleri olması muhtemel değildir”

İkincil kaygısının ise güçlü yapay zeka sistemlerinin siber saldırılar veya biyolojik silahlar geliştirmek amacıyla kötüye kullanılması ve ciddi uyum (alignment) sorunları yaşanması riski olduğunu belirten Amodei, açık ağırlıklı modellerin kaynağı neresi olursa olsun kapalı modellere kıyasla potansiyel olarak daha yüksek risk taşıdığını ifade etti.

Bu modeller üzerine güvenlik sınırları (guardrails) koymanın veya kullanımlarını takip etmenin son derece zor olduğunu, ağırlıklar bir kez yayımlandıktan sonra geri çekilemeyeceğini vurguladı.

Buna karşın bu modellerin ABD şirketlerince kullanılmasını yasaklamanın riski ortadan kaldırmayacağını belirten Amodei, “Ancak bu modellerin ABD şirketleri tarafından kullanılmasını yasaklamak bu riski ele almakta hiçbir işe yaramaz; çünkü kötü niyetli aktörlerin meşru ABD şirketleri olması muhtemel değildir. Bu adım yalnızca ABD’li yapay zeka şirketlerini rekabetten korur ki benim hedefim hiçbir zaman bu olmamıştır” açıklamasında bulundu.

Endişelerin giderilmesi için üç somut önlemi desteklediğini ve Anthropic olarak bu adımları sürekli savunduklarını kaydeden Amodei, ilk olarak Çin’e güçlü çiplerin ve çip üretim ekipmanlarının satışının engellenmesi gerektiğini belirtti.

Yaygın kaçakçılık ve usulsüz erişim yöntemlerinin üzerine gidilmesi çağrısında bulunan Amodei, Çin’in yerli üretim kapasitesinin sınırlı olduğunu, ölçekleme yasaları gereği ABD çipleri olmadan ABD’den daha güçlü modeller üretemeyeceğini, bunun en etkili engelleyici adım olduğunu savundu.

İkinci önlem olarak sanayi ölçeğindeki model damıtma (distillation) işlemlerinin engellenmesi gerektiğini vurgulayan Amodei, sıfırdan model eğitmeye kıyasla çok daha az bilgi işlem gücü gerektiren bu yöntemin, Çin’in elindeki çip sayısıyla normalde ulaşamayacağı kalitede modeller geliştirmesine ve çip kısıtlamalarını kısmen aşmasına imkan tanıdığını kaydetti.

Damıtma işleminin Çin’e ABD ile tamamen eşdeğer veya üstün kabiliyetler kazandırmasa da Çin’in teknoloji sınırını ABD’nin yalnızca birkaç ay gerisine kadar getirebildiğini öne sürdü.

Bu tür operasyonları yürüten şirketlerin çoğunun açık ağırlıklı modeller yayımladığını doğrulayan Amodei, “Ancak açık ağırlıklar, bu operasyonların sınırda ABD’yi geçmeyi hedefleyen otoriter bir devlet tarafından destekleniyor olması gerçeğinden çok daha az önem taşımaktadır. Bu davranışı caydıracak politika müdahalelerine sahip olmalıyız. Açık ağırlıklı modellere yönelik toptan bir yasak ne doğru çözümdür ne de bizim talep ettiğimiz bir şeydir” ifadelerini kullandı.

“Yapay zekayı otoriter ellerden uzak tutmaya odaklanmalıyız”

Üçüncü önlem olarak açık veya kapalı ayrımı yapılmaksızın yeterince kabiliyetli tüm modellere zorunlu güvenlik testleri uygulanması gerektiğini belirten Amodei, modellerin kullanıma sunulmadan önce siber, biyolojik ve uyum risklerine karşı doğrudan test edilmesinin en doğru yöntem olduğunu ifade etti.

Bu fikrin sektörde bir uzlaşıya yakın olduğunu, Donald Trump yönetiminin son aylarda bu yönde adımlar atmasından ve menşeine bakılmaksızın en güçlü modellere bu testlerin uygulanmasını içeren sektör tekliflerinden memnuniyet duyduğunu aktardı.

Testlerin etkili olabilmesi için küresel çapta uygulanması ve Çin’in de bu sürece dahil olması gerektiğini kaydeden Amodei, biyolojik silahların önlenmesi konusunda Çin’in de çıkarı bulunduğu için sınırlı bir işbirliğinin mümkün olabileceğini değerlendirdi.

Teknoloji şirketlerinin imzaladığı ortak mektuba da değinen Amodei, mektuptaki birçok görüşe katıldığını, açık ağırlıkların yapay zeka ekonomisine erişimi genişlettiğini ve rekabeti güçlendirdiğini kabul etti.

Ancak açık ağırlıklı modellerin güvenlik önlemleri geliştirmeyi zorunlu olarak kolaylaştırdığı veya geniş erişimin savunuculara saldırganlardan daha fazla yardımcı olduğu yönündeki iddialara katılmadığını belirtti.

Biyoloji alanında güçlü modellerin salgın düzeyindeki virüsleri hızla silaha dönüştürebileceği, buna karşın savunma geliştirmenin yıllar alacağı uyarısında bulundu.

Görüşlerini özetleyen Amodei, “Kendimin ve Anthropic’in konumunu özetlemek gerekirse, bir kategori olarak açık ağırlıklı modellerin yasaklanmasını savunmadık ve savunmuyoruz. Bunun yerine güçlü çipleri otoriter ellerden uzak tutmaya, sanayi ölçeğindeki damıtmayı durdurmaya ve açık veya kapalı, yeterince kabiliyetli tüm modellerin güvenlik testlerinden geçirilmesini şart koşmaya odaklanmalıyız” açıklamasını yaptı.

Amerika

ABD, Latin Amerika’ya yüzlerce asker gönderiyor

Yayınlanma

ABD, Latin Amerika’daki yerel güçlerle eğitim ve tatbikatlar gerçekleştirmek üzere yüzlerce askerini bölgeye gönderiyor.

New York Times’a konuşan isimsiz yetkililer, New York eyaletindeki Fort Drum’da bulunan 10. Dağ Tümenine bağlı 600 kişilik taburun ilk birimlerinin Panama’daki yeni orman eğitim tesisine konuşlandırılmaya başladığını belirtti.

Yetkililer, birliklerin nihayetinde Kolombiya ve Honduras’taki yerel güçlerle eğitim yapacağını ve ayrıca, uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanan kişilere yönelik baskınlar düzenleyen ordulara danışmanlık yapan ABD Özel Harekat birliklerine destek verebileceğini belirtti.

Orta ve Güney Amerika’ya yapılan konuşlandırmaların yanı sıra, yetkililer, 10. Dağ Tümeninden birkaç yüz askerin, Miami’de bulunan “Batı Yarımküre operasyonları” için yeni bir komutanlığın kadrosuna katılmasının planlandığını da ifade etti.

Savunma Bakanı Pete Hegseth, ordunun uyuşturucu kartellerine karşı faaliyetlerini denetlemek üzere yakın zamanda Pentagon bünyesinde bir ofis kurdu.

Daha önce haber yapılmamış olan bu konuşlandırmalar ve genişleyen karargah, Pentagon’un son dönemde birkaç MQ-9 Reaper insansız hava aracını Afrika’dan Kolombiya ve Ekvador’a nakletmesiyle birlikte, Savunma Bakanlığı’nın bölgedeki uyuşturucu kaçakçılarına karşı mücadelesinin en son genişlemesini işaret ediyor.

Araştırma grubu Washington Office on Latin America’nın Savunma Denetimi Direktörü Adam Isacson, “işgal veya doğal afetler gibi olağanüstü durumlar hariç, 600’e yaklaşan herhangi bir ABD askerinin bölgeye konuşlandırılmasını” hatırlamadığını söyledi.

Bu hamleler, Trump yönetiminin bölge genelindeki liderleri uyuşturucu kaçakçılığı gruplarına karşı askeri operasyonlarını artırmaya ve ABD ile ortak operasyonlara izin vermeye çağırdığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Latin Amerika’nın büyük bir kısmından sorumlu en üst düzey ABD askeri komutanı General Francis L. Donovan, ABD’nin operasyonlarını teknelere yönelik saldırılardan karada gerçekleştirilen saldırılara doğru genişletmeyi planladığını belirtti.

ABD’nin Latin Amerika topraklarında operasyon düzenleme olasılığı, egemenlik konusunda endişelere yol açarken, bölgedeki uzun ve kanlı ABD müdahalesi tarihini de akıllara getirdi.

Birçok Latin Amerika ülkesi, suç örgütleriyle mücadele etmek amacıyla ABD öncülüğündeki yeni bir siyasi ve askeri ittifaka katılmış olsa da, Kolombiya ve Honduras dahil olmak üzere sadece birkaçı sınırları içinde ortak operasyonlara izin vermeyi resmi olarak kabul etti.

Her iki ülke de Başkan Donald Trump tarafından desteklenen ve yeni seçilmiş başkanlar tarafından yönetiliyor.

Bu konuşlandırmalar, ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın, savaş uçakları ve uçak gemilerinden gözetleme insansız hava araçları ve yakıt ikmal uçaklarına kadar tüm askeri gücü zorladığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Savaş ayrıca Pentagon’un kritik mühimmat stoklarını da tüketmiş durumda.

Ordunun Güney Komutanlığı (SOUTHCOM), yeni konuşlandırmalarla ilgili soruları Pentagon’a yönlendirdi.

Pentagon ise yaptığı açıklamada, bu hamleler hakkında yorum yapmaktan kaçındı fakat bakanlığın “işbirliğini derinleştirmek ve yarımküredeki tehdit ağlarına karşı sürekli baskı uygulamak için yetkin müttefikler ve ortaklarla çalışma yaklaşımına” bağlı olduğunu belirtti.

Trump yönetimi, Latin Amerika’da daha fazla etki yaratmayı bir öncelik haline getirdi.

Yönetim, kartellerin çökertilmesine yardım etme sözü veren, ABD’nin de dahil olduğu 19 bölgesel ortaktan oluşan bir askeri koalisyon kurdu.

Grubun resmi sloganı, “Kötü insanlara kötü şeyler yaparız.”

Bu haftanın başlarında, Kara Kuvvetleri’nin Batı Yarımküre Komutanlığı’nın başındaki General Joseph A. Ryan, ABD ordusunun on yıllardır ana odak noktası olmayan bir bölgeye geri dönerken karşı karşıya kaldığı ciddi zorlukları anlattı.

General Ryan, bu bölgenin Çin’in iktisadi etkisinin giderek arttığı ve uyuşturucu kartellerinin yasadışı ürünlerini satmak için sofistike küresel ağlar kurduğu bir bölge olduğunu ileri sürdü.

General Ryan, pazartesi günü Washington’da düzenlenen ABD Ordusu Derneği’nin yıllık konferansında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bölgedeki iktisadi hakimiyeti bir rakibe kaptırdık ve bu bir gerçek. Şu anda, daha önce vazgeçtiğimiz birçok alanda —deniz ve kara, insani alan, bilişsel alan— kontrolü geri kazanmak için mücadele ediyoruz.”

General Ryan, ABD Güney Komutanlığı’nın kartellerden kaynaklanan en acil tehditlere karşı koymak için bölgedeki ordularla yapılan eğitim ve tatbikatları güçlendirdiğini belirtti.

Yetkililer, 10. Dağ Piyade Tümeni askerlerinin konuşlandırılmasının Trump yönetiminin yeni odak noktasıyla uyumlu olduğunu belirtti.

Yetkililer, askerlerin ilk olarak Panama’ya gideceklerini ve burada orman eğitim tatbikatlarına katılacaklarını söyledi.

Oradan Kolombiya’ya geçecekler ve yetkililerin “Southern Vanguard” olarak adlandırdığı, bu ayın sonlarında başlaması planlanan tatbikata katılacaklar.

Diğer rotasyon grupları ise yerel ortaklarla eğitim yapmak üzere Honduras’a gidecek.

Askerlerin bir kısmı, bölgedeki ABD helikopterlerine ek güvenlik sağlamak için görevlendirilebilir. 

Bu helikopterler, ABD Özel Harekat güçlerine destek sağlıyor.

Yetkililer, 10. Dağ Piyade Tümeni askerlerinin, yerel ortak ordulara danışmanlık yapan Özel Harekat güçlerinin başı belaya girmesi durumunda müdahale etmek için de kullanılabileceğini belirtti.

Bu rotasyonlar geçici nitelikte olmakla birlikte, ABD ordusunun bölgedeki varlığının daha kalıcı bir parçası haline gelebilir.

Hegseth, ABD Güney Komutanlığı’nın bölgede daha saldırgan bir tutum sergilemesi için baskı yaparken, bazı üst düzey ABD’li yetkililer, kendisinin ve Trump yönetiminin diğer liderlerinin operasyon için net bir hedef ortaya koymadıkları konusunda endişelerini dile getirdiler.

Silahlı gruplar ABD askerlerine saldırırsa, Trump yönetimi durumu tırmandırmak zorunda kalabilir.

Bir yetkili, İran savaşı ve Avrupa ile Asya’daki yükümlülükler nedeniyle zaten zor durumda olan ABD kuvvetlerinin, oradan çekilmeye yönelik net bir plan olmaksızın dünyanın başka bir bölgesinde yaşanan çatışmaya daha da derin bir şekilde sürüklenebileceğini belirtti.

Ağustos ayında, ordunun Güney Komutanlığı, Batı Yarımküre Müşterek Görev Gücü’nü duyurarak, bölgesel müttefiklerle işbirliği içinde uyuşturucuya karşı mücadelesini genişletmek için gerekli altyapıyı oluşturdu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mamdani, NYPD şefi Tisch’in arkasında durdu

Yayınlanma

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, NYPD Komiseri Jessica Tisch’in görevden alınması yönündeki çağrıları reddetti.

Manhattan’da bir Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ajanı tarafından bir erkeğin vurulmasının ardından protestocuların polisle çatışmasından birkaç gün sonra, Amerika Demokratik Sosyalistleri (DSA) ve belediye başkanının bizzat desteklediği iki aday da dahil olmak üzere birçok solcu ses, polis şefinin görevden alınmasını talep etti.

Fakat Mamdani, Queens’te meydana gelen ve bu olayla ilgisi olmayan bir olayın ardından talepleri reddetti.

“Jessica Tisch polis komiseri ve bunu değiştirmeye niyetim yok,” diyen belediye başkanı bir muhabire verdiği demeçte, hem kendi liderliği hem de selefi Belediye Başkanı Eric Adams döneminde Tisch’in başarılarını övdü:

“Jessica Tisch’i polis komiseri olarak atama kararını almamın nedeni, NYPD’nin üst kademelerindeki yolsuzluğu kökünden söküp, aynı zamanda şehrimiz genelinde suç oranını düşürme konusundaki başarılarıydı.”

Kısa bir süre sonra belediye başkanı ve Tisch, ölen polis memurlarını anmak amacıyla düzenlenen bir etkinliğe birlikte katıldılar.

Bu etkinlikte belediye başkanı, onunla birlikte yer alma fırsatını “bir ayrıcalık” olarak nitelendirdi.

Bu tür söylemler, Mamdani’nin siyasi müttefiklerinin son günlerde komiseri hedef alan öfkeli tepkilerinden çok uzak.

Belediye başkanının desteğiyle Haziran ayında yapılan ön seçimlerde Temsilci Adriano Espaillat’ı mağlup eden Demokrat Kongre adayı Darializa Avila Chevalier, komiseri X üzerinden protestoları kontrol altına alarak New York’un sığınak şehir politikalarının “ruhunu ihlal etmekle” suçladı ve “Komiser Tisch istifa etmelidir” talebinde bulundu.

Bu yaz Mamdani’nin desteğiyle büyük bir başarı elde eden bir başka solcu aday olan Demokrat Meclis adayı Illapa Sairitupac ise, X hesabında “Tisch’i kovun” yazısını paylaştı.

Bu isimlerin her ikisi de DSA üyesi. Bu ulusal örgütün cumartesi günü attığı tweet’te, “Belediye Başkanı Zohran Mamdani’den NYPD Komiseri Jessica Tisch’i kovmasını talep ediyoruz,” denildi.

Mamdani’nin uzun süredir üyesi olduğu ve yönetimi ile yakın bağları bulunan DSA’nın New York Şubesi de komiserin, “federal göçmenlik uygulamalarıyla polisin suç ortaklığı” olarak görülen duruma son vermediği sürece “görevden alınması gerektiğini” belirtti.

Mamdani ise pazartesi günü NYPD’nin güç kullanımı politikalarının gözden geçirileceğini duyurarak eleştirileri yatıştırmaya çalıştı.

Belediye başkanı ve komiser, protestolarla ilgilenen ve Mamdani’nin uzun süredir lağvetmeye söz verdiği Stratejik Müdahale Grubu (SRG) konusunda kamuoyu önünde fikir ayrılığına düştü.

Tisch birimin mevcut haliyle kalması gerektiğini savunuyor.

Mamdani, bu konuda komiserin kararını geçersiz kılmak için harekete geçmedi fakat SRG’den tutuklama yapmadan önce Belediye Binası’ndan doğrudan onay almasını şart koştu.

Geçtiğimiz hafta, “demokratik sosyalist” belediye başkanı ile onu iktidara taşıyan hareket arasında bugüne kadarki en belirgin ayrılık yaşandı.

Mamdani, geçen çarşamba günü 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı operasyonunun kurbanlarını anmak için düzenlenen anma törenine katılması nedeniyle sol gruplardan yuhalamalara ve “hain” sloganlarına maruz kaldı.

Jessica Tisch, New York’un en önemli zenginlerinden James Tisch’in kızı. 

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçiler için Temsilciler Meclisi artık “kaybedilmiş bir dava”

Yayınlanma

Kongre’deki bazı üst düzey Cumhuriyetçiler, ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’ndeki kontrolü ellerinde tutmalarının muhtemelen imkânsız olduğu sonucuna vardı.

POLITICO’ya göre parti yöneticileri şu anda yenilginin boyutunu sınırlandırmaya ve partinin Senato’daki çoğunluğunu korumaya odaklanmış durumdadırlar.

Beş üst düzey Cumhuriyetçi milletvekili, POLITICO’ya Temsilciler Meclisi’nin fiilen kaybedildiğini söyledi.

Üst düzey bir Cumhuriyetçi Kongre üyesi, bu noktada partinin hedefinin “mümkün olduğunca çok sayıda Cumhuriyetçi koltuğu kurtarmak” olduğunu söyledi.

Bu kişiye göre, başkan bu konuda yardımcı olmuyor:

“Başkan Trump bu seçimi tamamen kendisiyle ilgili hale getirdi. Şimdi bu siyasi fırtınadan sağ çıkmamız gerekiyor.”

Kongre’deki ikinci bir Cumhuriyetçi üye, seçim kampanyası reklamlarının gidişatının ara seçimlerde hangi tarafın kontrolü elinde tuttuğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

Bu milletvekili, Demokratların yaklaşık 10 sandalye kazanacağını ve bunun Meclisi kontrol altına almak için fazlasıyla yeterli olacağını öngördü.

Bu kişi, Florida ve Teksas gibi yeniden seçim bölgeleri çizilen “kırmızı eyaletlerde” bile Cumhuriyetçi adayların “tırnaklarıyla tutunmaya çalıştıklarını” belirtti.

Cumhuriyetçiler, artık kazanılmayacağını düşündükleri birkaç çekişmeli Temsilciler Meclisi seçim bölgesinden çoktan çekildiler.

Bunlara Iowa’dan Temsilci Mariannette Miller-Meeks ve New Jersey’den Tom Kean Jr.’ın elinde bulunan bölgeler de dahil. Trump, bu bölgeleri iki yıl önce kazanmıştı.

Parti geçen hafta, emekliye ayrılan Temsilci Don Bacon’ın elinde bulunan Omaha merkezli bir seçim bölgesinden de vazgeçti.

Trump yönetimi yetkilileri ve diğer üst düzey Cumhuriyetçi parti yetkilileri, reklam bütçesini daha etkili olabilecek seçim yarışlarına kaydırmak amacıyla önümüzdeki günlerde daha fazla adayın listeden çıkarılabileceğini belirtiyor.

Cumhuriyetçi gruplar, bir zamanlar Demokratları koltuklarından etmek umuduyla girdikleri birçok yarıştan şimdiden vazgeçti.

Cumhuriyetçi Parti, Orta Batı’da aşırı baskı altında bulunuyor ve şu anda Iowa, Nebraska ve Kansas gibi bir zamanlar MAGA’ya sadık eyaletlerdeki Senato koltuklarını korumak için büyük harcamalar yapıyor.

Beyaz Saray ile sık sık çatışan Bacon, partisinin yaşadığı siyasi sıkıntılarda gizemli bir durum olmadığını söyledi.

Bacon, “Bu kararları veren bazı kişilerle konuştum: En büyük sorun, başkanın anket sonuçları ve olumsuz algısı,” dedi.

Beyaz Saray yetkilileri ise, Kongre’nin her iki meclisinde de yarışı sürdürdüklerini vurguluyor.

Beyaz Saray sözcüsü Liz Huston yaptığı açıklamada, Trump’ın “hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya kararlı” olduğunu belirtti.

Salı günü, zor durumda olan Cumhuriyetçi Senatör Dan Sullivan için Alaska’da seçim kampanyası yapmak üzere yola çıkan Trump, ara seçimler konusunda iyimser olduğunu dile getirdi fakat görevdeki başkanların genellikle ara seçim yıllarında partilerinin koltuk kaybettiğini kabul etti:

“Ama şu anda bir turne yapıyorum ve mitingler düzenliyorum. Cumhuriyetçi Parti’ye yönelik coşku seviyesi çok yükseldi.”

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ise daha da ileri giderek, Cumhuriyetçilerin kalesi sayılan Teksas’ta yaptığı bir seçim mitinginde, partisinin büyük bir yenilginin eşiğinde olduğunu gösteren “anketlerin yanlış olduğunu” kesin bir dille açıkladı.

Yine de taktiksel düzeyde, partinin kaynaklarını Temsilciler Meclisi’ni savunmaktan Senato’yu kurtarmaya kaydırma hamleleri yeterince açık.

Son günlerde, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri’nin en büyük süper PAC’ı (Siyasi Eylem Komitesi) olan Kongre Liderlik Fonu (CLF), Nebraska ve Iowa’daki kilit Temsilciler Meclisi adayları için reklamları iptal etti.

Üst meclise odaklanan bir Cumhuriyetçi grup olan Senato Liderlik Fonu (SLF) devreye girerek, Nebraska Senatörü Pete Ricketts ile Iowa’da Senato’ya aday olan Temsilci Ashley Hinson’ı desteklemek üzere reklam süresini CLF’den devraldı.

Cumhuriyetçi bir başka kaynağa göre  bunlar, Temsilciler Meclisi’ni elinde tutacak bir partinin hamleleri değil.

POLITICO’ya yaptıkları açıklamalarda hem CLF hem de Ulusal Cumhuriyetçi Kongre Komitesi (NRCC), Temsilciler Meclisi’nin kontrolü için verilen mücadeleden vazgeçme niyetinde olmadıklarını belirtti.

NRCC sözcüsü Mike Marinella, seçim bölgelerinin “tek tek” kazanıldığını ve Cumhuriyetçi Parti’nin “kazanmak için gerekli mali güce ve sahadaki organizasyona” sahip olduğunu söyledi.

CLF Başkanı Chris Winkelman, grubunun ulusal düzeyde etkiyi en üst düzeye çıkarmak için fonları yeniden dağıtmaya devam edeceğini söyledi.

Winkelman hedefin, “en savunmasız Demokratlar üzerinde baskı kurmak ve 218 sandalyeye ulaşma yolunu korumak” olduğunu belirtti.

Sekiz yıl önce Trump’ın ilk ara seçimlerinde çekişmeli seçim bölgesindeki koltuğunu kaybeden Floridalı Cumhuriyetçi eski Temsilci Carlos Curbelo, eski meslektaşlarının seçimin nereye doğru gittiği konusunda net bir görüşe sahip olduklarını söyledi.

Curbelo, “Ortam, beklenebileceği kadar zorlu. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu koruyabileceğine inandığını özel olarak belirten kimse yok; en azından son haftalarda,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English