Diplomasi
Azerbaycan, Rus Evi’nin faaliyetlerine son verdi

Azerbaycan, Rusya’nın ‘yumuşak güç’ aracı olarak görülen Rossotrudniçestvo’nun ‘Rus Evi’ projesini yasal kayıt eksikliği gerekçesiyle kapattı. Bu karar, USAID’in Azerbaycan ofisinin kapatılmasının ardından geldi.
Azerbaycan makamları, Avrupa Birliği’nin yaptırım uyguladığı Yevgeniy Primakov’un başkanlık ettiği Rossotrudniçestvo’nun Rus Evi projesinin kapatılacağını duyurdu.
Yerel basında çıkan haberlere göre, Azerbaycan hükümeti “dış müdahaleye daha fazla tahammül etmek istemiyor”. Daha önce de Amerikan Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID)’in Azerbaycan ofisi kapatılmıştı. Her iki kuruluş da “yumuşak güç unsuru” olarak değerlendiriliyor.
Azeri Report yayın organı kaynaklarına dayandırdığı haberinde, “Azerbaycan artık bağışçı ülke konumuna gelmiştir ve özellikle şeffaf olmayan yöntemlerle ve yapısı istihbarat amaçlı olduğu açıkça görülen kuruluşlar aracılığıyla sağlanan dış yardıma ihtiyaç duymamaktadır,” ifadelerini kullandı.
Aynı kaynaklara göre, Rus tarafına Rossotrudniçestvo’nun faaliyetlerinin durdurulmasına dair resmi bir bildirim yapıldı. Yayın organı, Azerbaycan’ın artık “iç işlerine dış müdahaleye tahammül etmek” istemediğini aktardı. Azerbaycan makamları ise resmi gerekçe olarak ‘Rus Evi’nin’ yasal kayıt eksikliğini gösteriyor.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ayhan Hacızade yaptığı açıklamada, “Rossotrudniçestvo’nun Azerbaycan’daki temsilciliği olan Rus Bilgi ve Kültür Merkezi — ‘Rus Evi’, yasal bir tüzel kişilik olarak kayıtlı değildir,” diye konuştu.
Rossotrudniçestvo Başkanı Yevgeniy Primakov ise bu duruma karşılık olarak, kuruluşun yıllardır kayıt için talepte bulunduğunu ifade etti.
Primakov, “Mesele şu ki hem Rusya’nın Azerbaycan Cumhuriyeti Büyükelçiliği hem temsilciliğimiz hem de Dışişleri Bakanlığımız, tüm bu yıllar boyunca defalarca Adalet Bakanlığı’na ve Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na kayıt sürecinde yardımcı olmaları için başvurdu. Biz her zaman bu kaydı yaptırmaya hazır olduk, ancak tüm çağrılarımız yanıtsız kaldı,” dedi.
Baku.tv ocak ayında yer verdiği haberde, Rus Evi’nin Rus kültürünü yayma kisvesi altında casusluk faaliyetlerinde bulunduğunu iddia etmişti.
Bu haberin ardından Azerbaycan’ın Moskova Büyükelçisi Rahman Mustafayev, Rusya Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak kendisine hoşnutsuzluk dile getirildi. Primakov ise iş itibarını korumak için dava açmaya hazırlandığını belirtti.
Baku.tv kanalı, daha sonra yetkililer tarafından dolandırıcılık ve casuslukla suçlanan bağımsız ve hükümeti eleştiren basın mensuplarının faaliyetlerine yönelik araştırmalarıyla tanınıyor. Kısa süre sonra bu gazeteciler hapse giriyor.
Rus Evleri hakkında bilineneler
Rossotrudniçestvo’nun Rus Evleri, dünya genelinde onlarca ülkede faaliyet gösteriyor. Kurum, Temmuz 2022’den beri Avrupa Birliği’nin yaptırım listesinde yer almasına rağmen, Rus Evleri Avrupa’daki bazı ülkelerde hâlâ faaliyetlerini sürdürüyor.
Rus Evleri, yurt dışında Rusça öğrenimini destekliyor, şiir yarışmaları düzenliyor, çocuk etkinlikleri organize ediyor ve tiyatro oyunları sahneliyor.
Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesinin ardından Avrupa ülkeleri, Rossotrudniçestvo’yu “Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve bağımsızlığını baltalayan veya tehdit eden eylemleri veya politikaları desteklediği veya hayata geçirdiği için” yaptırım listesine aldı.
Kısa bir süre sonra Kanada da “Rusya’nın Ukrayna’yı haksız işgalini kolaylaştırdığı ve desteklediği için” yaptırımlar uyguladı. Kuruluş, Ukrayna’da ise 2021’den beri yaptırım altında bulunuyor.
Rusya Dışişleri: Batı, Azerbaycan ve Ermenistan’ı Moskova ile işbirliğinden koparmak istiyor
Aliyev: Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekliyoruz
Öte yandan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev çarşamba günü Ukrayna’ya 1 milyon dolar tutarında insani yardım gönderilmesi yönünde bir kararname imzaladı. Bakü’nün geçen yılın sonuna kadar Ukrayna’ya sağladığı toplam destek yaklaşık 40 milyon doları buldu.
Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, “Ukrayna’daki mevcut durum nedeniyle Azerbaycan devleti Ukrayna halkına defalarca insani yardım göndermiştir,” denildi. Bu parayla Ukrayna’da elektrik ekipmanları alınması planlanıyor.
Aliyev, Ukrayna’daki savaşı “her iki halk için de büyük bir trajedi” olarak nitelendirdi ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne desteklerini dile getirdi: “Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü diğer ülkeler gibi biz de destekliyoruz ve bunu açıkça ifade ediyoruz, saklanmıyoruz.” Fakat Bakü, Kiev’e silah tedarik etmedi.
AZAL uçağı
Fakat yaşananların Ukrayna’daki savaşla doğrudan bir ilgisi olmayabilir. Rusya ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, uzmanlara göre Ukrayna dronlarının saldırısını püskürtmeye çalışan Rus hava savunma sistemlerinin hatasıyla Bakü’den Grozni’ye giden AZAL uçağının Kazakistan’ın Aktau kentine düşmesinin ardından aralık ayı sonunda bozulmaya başladı.
Azerbaycan, Rus basınının uçakta gaz tüpünün patlaması veya kuş sürüsüyle çarpışma anlatısına inanmadı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İlham Aliyev’i arayarak özür diledi, ancak Azerbaycan Cumhurbaşkanı kapsamlı bir soruşturma ve sorumluların tespit edilmesi konusunda ısrarcı oldu.
Azerbaycan, Rusya vatandaşlarının ülkede kalış süresine kısıtlama getirdi
Bakü, yabancı ‘yumuşak güce’ karşı
Azerbaycan, 2020’deki Karabağ savaşındaki zaferin ardından, “bağımsız politika yürütebilen ve yabancı müdahaleye tahammül etmeyen güçlü bir bölgesel aktör” olarak kendini daha sık konumlandırmaya başladı.
Yerel basın, Rus Evi’nin kapatılmasıyla ilgili olarak USAID ile paralellikler kuruyor. Azerbaycan, bu yılın başında bu kuruluşun faaliyetlerine resmen son verdi ve Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, kuruluşun sadece ABD’nin ülkedeki çıkarlarını desteklemekle kalmayıp aynı zamanda şeffaf olmayan bir şekilde faaliyet gösterdiğini dile getirmişti.
Öte yandan İlham Aliyev, Avrupa ve ABD’yi “Azerbaycan karşıtı” politikalar izlemekle suçladı ve yerel medyanın bir daha asla yabancı kaynaklardan “yüzde bir bile” para almayacağına söz verdi.
Ülkedeki güvenlik güçleri, son bir buçuk yılda yabancı bağışçılarla işbirliği yaptığını düşündükleri şahıslara yönelik yüzyılın en büyük gözaltı dalgasını başlattı.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








