Diplomasi
Bağlanabilirliğin inşası: Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin Küresel Güney’deki on yılı

Yingshi Gao, Gazeteci – CGTN
Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ni (KYG) yürürlüğe koymasının üzerinden on yıl geçti. Bu eylül ayında Endonezya’daki Jakarta-Bandung Yüksek Hızlı Demiryolu trafiğe açıldı ve bu, uluslararası basının ilgisini çekerek Batı’da yeni bir kuşkuculuk dalgası yarattı. Batı basınındaki pek çok yayın organı bu demiryolunun iktisadi açıdan uygulanabilirliğine şüpheyle yaklaşarak KYG ile ilişkilendirilen sözüm ona ‘borç tuzağı’ diplomasisi olduğu yönündeki söylemi ateşledi. Neo-kolonyalizmin yankıları küresel diyalog koridorlarında da yankılanıyor ve Çin’in geniş altyapı çabasını emperyal hırsın tonlarına boyuyor.
Hem istatistiki veriler hem de yerel liderler bu tasviri reddettiler. Sahra altı Afrika örneğini ele alalım; 2022 yılında bu bölgede borcun GSYİH’ye oranı yaklaşık yüzde 56,3 iken, küresel olarak bu oran yüzde 247’ydi.
2018 yılında eski Liberya Bayındırlık Bakanı W. Gyude Moore, bir makale kaleme alarak şu yorumu yapmıştı: “‘Borç tuzağı diplomasisi’ dili daha çok Batı ülkelerinde, özellikle de ABD’de yankı buluyor ve Afrika gerçeğinden ziyade Çin’in küresel bir güç olarak yükselişine ilişkin endişeden kaynaklanıyor.” 2022 yılında Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi tarafından yapılan bir çalışma da temerrüt dalgasına yol açma ihtimalinde Çin’in entrikalarından ziyade özel sektörün manevralarının etkili olduğunu öne sürmüştü.
Bir başka popüler anlatı ise Çin’i ‘otoriter devletlere’ yardım etmek adına ‘şeffaf olmayan’ borçları stratejik olarak kullanıyor olarak tanımlıyor. Bazıları ‘Çin yardımlarının şartlı yardımlara meydan okuduğunu, dolayısıyla demokrasinin teşvik edilmesini zayıflattığını’ savunuyor. Almanya’daki Jena Üniversitesi’nden Profesör Andreas Freytag, 2022 yılında bu konuda bir araştırma yapmıştı. Araştırması, Çin’in yardımının demokrasinin desteklenmesi üzerinde nötr veya olumlu bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştu. Dahası, Çin’e karşı olumlu duygular besleyen insanlar demokratik değerlere daha fazla önem vermeye meyilli görünüyor. Öte yandan, ABD’nin olumlu görüşleri demokratik desteği tutarlı bir şekilde etkilemiyor.
Borçla mukayese edildiğinde Küresel Güney’in karşılaştığı en acil sorun, bu ülkelerde daha hızlı kalkınmayı engelleyen yeterli kamu mallarının sağlanamaması. Afrika’nın enerji sektöründe, güvenilir bir elektrik sistemi inşa etmek onlarca yıldır ciddi zorluklardan biri oldu. Sahra altı Afrika’da elektriğe erişim 2022’de sadece yüzde 47’ydi ve bu durum, yerli halkı kendi elektrik jeneratörlerini satın almaya zorlayarak üretim maliyetlerini artırdı ve daha fazla kirlilik yarattı.
Bu, Çinli bir kanaat önderi ve mühendis Cao Fengze’nin de fark ettiği bir şey. Zambiya’ya ilk geldiğinde, bir su barajının inşasına katılırken, bir fritöz satın almaya çalıştı ve fritözün fiyatının beklediğinden çok daha yüksek olduğuna şahit oldu. Daha ucuz fritözler de mevcuttu (genellikle 200 RMB’den daha az), ancak Zambiya’daki elektrik sistemi son derece istikrarsız olduğundan ve günlük olarak birden fazla elektrik kesintisi olması epey normal olduğundan herkes ona bir taneyle kalmamasını tavsiye etti. Voltajdaki birkaç iniş çıkıştan sonra düşük kaliteli cihazlar hızla yanıyordu. Kendisiyle saha çalışması hakkında mülakat yaptım. Onun bakış açısına göre, yerli sanayi sistemi kurmak ancak istikrarlı bir enerji tedariki ile mümkün ve bir cazibe barajı Zambiya açısından en uygun maliyetli enerji planını temsil ediyor. Kemer baraj inşa edildikten sonra daha az bakım gerektiriyor ve uzun ömürlü oluyor. Kendi sözleriyle, “Eğer baraja bir bozuk para atarsam, bir sonra gelen belki de anca yüzyıllar sonra görebilir.”
Zambiya’nın tarım sektörünü yeterli kamu malının olmaması da büyük ölçüde etkiliyor. Örneğin, Zambiya ile potansiyel pazarı olan Doğu Afrika arasındaki fiyat farklılıkları önemli boyutlarda. Mısır ve soya fasulyesi gibi ürünler Nairobi ve Kampala’da daha yüksek fiyatlara satılabiliyor. Haziran 2022’de Nairobi’deki mısır fiyatı metrik ton başına 500 doları geçerken, Lusaka’daki fiyat metrik ton başına 200 doların biraz üzerindeydi. Ancak Zambiya’daki çiftçiler, sınır ötesi pazarlardaki ve nakliye lojistiğindeki verimsizlikler nedeniyle bu potansiyel kârlardan yararlanamıyor. Bu durum olumsuz bir az besleme döngüsü oluşturuyor: Yoksullukla baş başa kalan Küresel Güney ülkeleri, genelde birbiriyle bağlantılı otoyolların inşası ve bakımına yatırım yapamıyor. Bu önemli ulaşım bağlantıları olmaksızın, iktisadi potansiyellerini açığa çıkaramadan yoksulluk içinde sıkışıp kalıyorlar.
Peki bu döngü nasıl kırılacak? Çinlilerin gözünde cevap, dış gıda yardımı değil, kendine kan üretebilen bir sistem inşa etmek için kamu mallarına yapılacak büyük yatırımlar.
Çin’in KYG katılımcısı ülkeler arasında elektrik ve ulaşım tesisleri inşa etmeye odaklanmasının nedeni de bu.
Elektrik açığının üstesinden gelmek için Çin, Zambiya’nın bağımsızlığından bu yana üstlendiği en büyük enerji projesi olan Kafue Gorge Lower hidroelektrik santralini finanse etti ve inşasına yardımcı oldu. Bu barajdaki Çin yapımı beş yeni jeneratör, ülkenin yerel şebekesine 750 megawatt ekleyerek bu ülkenin elektrik kapasitesinin neredeyse üçte birini oluşturdu. Zambiya Cumhurbaşkanı Hakainde Hichilema da açılış törenine katıldı ve her iki ülkenin de projeyi ‘ustaca bir şekilde’ tamamlamasından övgüyle söz etti.
Çin’in altyapı projeleri sadece karayolları ve demiryolları inşa etmekten öte, gelecekteki kalkınma için sistematik bir temel oluşturmayı amaçlıyor.
Örneğin su barajları inşa etmek, yerli işçilerin inşaat çalışmalarına katılarak yeni beceriler öğrenmelerine yardımcı oldu. Yerli hükümet de büyük projeleri yönetme, farklı çıkarları bir araya getirme ve her şeyin sorunsuz yürümesini sağlama konusunda Çin ile yakın çalışmanın faydasını gördü.
Bu, iyi yağlanmış bir makineye ince ayar yapmak gibi; sadece ticaretin akmaya devam etmesini sağlamakla ilgili değil, beceri setlerini geliştirmek ve gelecek için bir temel oluşturmakla da ilgili.
Bu avantajlara rağmen, Kuşak ve Yol Girişimi’nin hâlâ geliştirilmesi gereken yönleri mevcut. Örneğin, projelerden etkilenen yerliler eşit tazminat talebinde bulundular. Ayrıca, daha fazla şeffaflık ve daha katı işgücü uygulamalarına bağlılık çağrısında bulunuldu. Bu endişelerin giderilmesi KYG’yi daha sağlam ve karşılıklı fayda sağlayan bir girişim haline getirecektir.
Diplomasi
ABD ve Avrupa’dan Ukrayna için dört maddelik barış planı

The Washington Post yazarı David Ignatius, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna savaşını sona erdirmek için dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı. Plan, Ukrayna’ya NATO’nun 5. maddesine denk güvenlik garantisi sağlanmasını, savaş sonrası imar fonunu, cephe hattının dondurulmasını ve Rus enerjisine dayalı ortak gelir modelini kapsıyor.
The Washington Post köşe yazarı David Ignatius, ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek amacıyla dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı.
Müzakerelerin seyrine hakim bir Amerikalı yetkiliye dayandırılan makalede, Washington ile Avrupalı müttefiklerin iki tarafın savaş hedeflerinin gerisinde kalan ancak her iki ülkeye de güvenlik ve mali kazanımlar sunan bir çerçeve üzerinde çalıştığı kaydedildi.
Hazırlanan teklifin temel mantığını aktaran Amerikalı yetkili, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da savaş sonrası durumu görmelerine ve ardından taviz vermelerine yardımcı olmak için sorunu da çözümü de büyütmemiz gerekiyor” dedi.
Görüşmelerin geçen cuma günü ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un ev sahipliğinde, Florida’daki Hallandale Beach’te yer alan Shell Bay Golf Kulübü’nde altı saat süren bir toplantıda ele alındığı belirtildi.
Toplantıya Ukraynalı yetkililerin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Almanya temsilcileri katıldı.
Ignatius, diplomatik girişimlerin merkezinde yer alan dört temel başlığı ayrıntılandırdı. Planın ilk ayağını Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik restorasyonu oluşturuyor.
Makalede, Dünya Bankası ile yatırım şirketi BlackRock’ın Ukrayna’nın yıkıma uğrayan bölgelerini yeniden imara açmak, ölen ve yaralanan askerlerin ailelerine yardım sağlamak ve çöken ekonomiyi canlandırmak üzere bir finansman çerçevesi kurmayı amaçladığı bildirildi.
Müzakerecilerin Kiev’den maliyet tahminleri ile sağlanan fonların “savaş sonrası rantçılar tarafından yağmalanmayacağına” dair güvence istediği, Ukrayna tarafının ise rakamları birkaç gün içinde iletmesinin beklendiği aktarıldı.
İkinci ayağı ise güvenlik garantileri kapsıyor. Tasarıya göre ABD ve Avrupalı ülkeler, Rusya’nın saldırılarını yeniden başlatması durumunda Ukrayna’ya askeri karşılık verme taahhüdünde bulunacak.
Amerikalı yetkili bu yapıyı, NATO kurucu anlaşmasının kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine denk olarak nitelendirdi.
Düzenlemenin Moskova’nın Avrupa ile kendi güvenlik kaygılarını ele alacağı bir anlaşma müzakere etmesini de içerdiği ifade edildi.
Rusya ile kârın paylaşılacağı enerji anlaşması
Planın üçüncü ayağı, enerji işbirliği yoluyla Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu hedefliyor.
Değerlendirilen seçenekler arasında, Rus petrol ve doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak, gelirinin ise Rusya ile Ukrayna arasında paylaşıldığı bir boru hattı projesi yer alıyor.
Amerikalı yetkili, bu hattın Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi oranda düşüreceğini ve Moskova’ya Avrupa pazarında uzun vadeli erişim imkanı tanıyacağını dile getirdi. Çerçevenin ayrıca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağını belirlemesi öngörülüyor.
Teklifin en zor kabul edilebilir dördüncü ayağı ise cephe hattında çatışmaların dondurulması olarak kayda geçti.
Planda Rusya’nın mevcut kontrol hattı boyunca ateşkese razı olması, Ukrayna’nın ise Donbass dahil Rusya ordusunun kontrolü altındaki toprakların Moskova’nın denetiminde kalmasına izin vermesi tasarlanıyor.
Ignatius, cephe hattında neredeyse her gün yaşanan küçük çaplı kaymalar sebebiyle sınırın belirsiz olmasını önemli bir engel olarak tanımladı.
Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş
“Rafineri saldırılarını durdurursa Moskova’ya gideriz”
Makalede, barış girişiminin ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilimin gölgesinde kaldığı belirtildi.
Trump’ın her iki ülkeden de karşılıklı rafineri bombardımanlarını durdurmasını istediğini aktaran Ignatius, Ukrayna’nın en büyük rafinerisinin zaten vurulmuş olması sebebiyle bu şartın Rusya için kolay, ancak rafineri saldırılarını ekonomik koz olarak kullanan Zelenskiy için ağır bir taviz olduğunu yazdı.
Yetkilinin aktardığına göre Kushner ve Witkoff cuma günkü toplantıda Ukrayna heyetinden rafineri saldırılarını durdurmasını istedi ve aksi halde Trump’ın Moskova ile dizel anlaşması yapacağı uyarısında bulundu.
Zelenskiy’nin geri adım atmaması üzerine Trump, ara seçimler öncesinde fiyatları düşürme amacıyla Rusya ile dizel ticaretine onay verdi. Zelenskiy kararı “zayıflık” olarak niteledi; Beyaz Saray ise Kiev’e sağlanan kritik istihbarat desteğini kesme tehdidinde bulundu.
Amerikalı yetkili, “Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse yeniden masaya döneriz ve Moskova’ya gideriz” dedi.
Makalede değerlendirmelerine yer verilen bir Avrupalı diplomat ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tutumuna dikkat çekerek, “Putin barış konusunda ciddi görünmüyor” ifadesini kullandı.
Diplomasi
Meksikalı kartel mensupları Ukrayna’da: Hükümet soruşturma başlattı

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda savaştığını gösteren görüntüler üzerine resmi inceleme başlattı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, videonun gerçekliği ile kişilerin bölgeye nasıl ulaştığının araştırıldığını duyurdu.
Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda paralı asker olarak savaştığı yönündeki iddialar ve sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine inceleme başlattı.
Sosyal medyada yayımlanan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan videoda, Ukrayna askeri teçhizatı giymiş silahlı kişilerin çatışma bölgesinde Meksika’daki suç örgütlerine ait sloganlar attığı görülüyor.
Kayıttaki bir kişi, gruptaki diğer savaşçıların Sinaloa Karteli’nin bir kolu olan La Chapiza ile Jalisco Yeni Nesil Karteli mensubu olduğunu ima ediyor. Sigara içen gruptakilerin görüntülerde “Ukrayna’ya zafer. Çok yaşa Meksika, çok yaşa Kolombiya, çok yaşa Panama” dediği duyuluyor.
Sinaloa cartel sicarios just filmed themselves on the Ukrainian front, shouting greetings home while wearing full AFU kit. Mexican officials keep insisting “it’s only Colombians.”
Watch the video.
These aren’t idealistic volunteers but actual cartel foot soldiers using someone… pic.twitter.com/6kDtGUGFCO
— THE ISLANDER (@IslanderWORLD) October 12, 2026
Görüntülerin ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, hükümetin olayı iki aşamalı olarak ele aldığını açıkladı.
Sheinbaum, “Öncelikle videonun gerçek olup olmadığını, ikinci olarak da bu kişilerin o bölgeye nasıl ulaştığını belirlemek üzere inceleme yürütüyoruz” dedi.
İnceleme sonucunda videonun doğrulanması halinde yetkililerin, suç örgütlerine mensup olabilecek Meksikalıların Avrupa’daki bir silahlı çatışmaya nasıl dahil olduğunu tespit etmeye çalışacağını belirten Sheinbaum, bu kişilerin çatışmalarda yer alan özel bir şirket, bir ordu ya da bir hükümet tarafından silah altına alınmış olabileceğini dile getirdi.
Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda ise söz konusu kişilerin çatışma bölgesini FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar, fiber optik yönlendirme sistemleri ve modern piyade taktikleri alanında ileri düzey bir eğitim sahası olarak kullandığı, cephe deneyiminin ardından Meksika’ya ve ABD sınırına dönecek kişilerin güvenlik tehdidi oluşturacağı iddiaları dile getiriliyor.
Meksika’da ele geçirilen FPV dron sevkiyatları ve fiber optik makaraların bu yetenek aktarımının başladığını gösterdiği savunuluyor.
Ukrayna makamları ise Sheinbaum’un açıklamalarına veya söz konusu videoya ilişkin henüz kamuoyuna izahat sunmadı.
Meksikalı karteller, Ukrayna’da savaşan paralı askerleri bünyesine katıyor
Latin Amerika’da dron saldırıları artıyor
Öte yandan Fransız bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Intelligence Online, Haziran 2025’te yayımladığı haberde, Meksika Ulusal İstihbarat Merkezinin (CNI) Ukrayna’yı uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Uluslararası Lejyon’a katılma girişimleri konusunda uyardığını aktarmıştı.
Habere göre istihbarat birimi, paralı asker olmak isteyen bu kişilerin dayanışma amacıyla değil, Meksika güvenlik güçlerine ve rakip kartellere karşı kullanmak üzere FPV kamikaze dronlarını operasyonel düzeyde kullanmayı öğrenmek için cepheye gitmek istediğini bildirmişti.
Latin Amerika’daki suç örgütlerinin silahlı insansız hava araçlarını kullanımına ilişkin kaygılar, bölgedeki can kayıplarıyla da gündeme geliyor.
Foreign Policy dergisi de Kolombiya’da Temmuz 2024’te arkadaşlarıyla oynadığı sahaya dronla patlayıcı atılması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Dilan Camilo Erazo Yela’nın, Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Veri Projesi’ne (ACLED) göre ülkede dron saldırısıyla öldürüldüğü bilinen ilk kişi olduğunu aktardı.
ACLED verileri ve haber kaynakları, bu olayın ardından Kolombiya’da Ağustos 2025’te Antioquia’da 13 polisin ve Aguachica’da 7 askerin hedef alındığı benzer saldırıların düzenlendiğini kaydetti.
ACLED uzmanları, ülkedeki silahlı grupların bu savaş yöntemini Meksika’daki suç örgütlerinden öğrendiğini değerlendiriyor.
Aşırıcılık ve Teknoloji Küresel Ağı (GNET) bünyesinde çalışan Mathilde Gamba da yayımladığı analizde, silahlandırılmış dronların rakip örgütleri hedef almak, kolluk kuvvetlerine saldırmak, sivil halkı korkutmak ve toprak hakimiyeti sağlamak amacıyla rutin biçimde kullanıldığını belirtti.
Gamba, Meksikalı kartel mensuplarının Ukrayna savaşında geliştirilen taktikleri çevrim içi ortamlar üzerinden uyarlamakla kalmayıp doğrudan çatışma deneyimi kazanma arayışında olabileceğine dair kanıtların arttığını kaydetti.
Diplomasi
Newsweek Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört adayı açıkladı

Newsweek dergisi, Ukrayna’da Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıralarken eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı en güçlü rakip olarak gösterdi. Anketlerde Zalujnıy’a güven oranı yüzde 64 ile Zelenskiy’nin önünde seyrediyor.
ABD merkezli haber dergisi Newsweek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıraladı.
ABD yönetiminden Ukrayna’da yeni bir devlet başkanlığı seçimi yapılması yönünde gelen çağrının ardından hazırlanan değerlendirmede, Zelenskiy’nin karşısındaki en güçlü rakip olarak eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy öne çıkarıldı.
Derginin paylaştığı listede, şu anda Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi olarak görev yapan eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatının (GUR) eski başkanı ve mevcut Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kırilo Budanov, eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov ile ülkenin beşinci devlet başkanı ve muhalefetteki Avrupa Dayanışması partisinin lideri Petro Poroşenko yer alıyor.
Ekim ayında Reyting adlı sosyolojik araştırma grubunun yayımladığı anket verileri, olası bir başkanlık yarışında Zalujnıy’ın Zelenskiy’ye en yakın isim olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü Zelenskiy’ye, yüzde 20’den fazlası ise Zalujnıy’a oy vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.
Kamuoyu güveninde ise eski Genelkurmay Başkanı önde görünüyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü Zalujnıy’a güvendiğini belirtirken, mevcut Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yönelik güven oranı yüzde 53 düzeyinde kalıyor.
Aberystwyth Üniversitesinden uluslararası politika uzmanı Jenny Mathers, Newsweek’e yaptığı değerlendirmede, siyasetçiler ve askeri figürlerin savaş sürecinde edindikleri itibarın seçmen tercihleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi.
Mathers bununla birlikte, eski Devlet Başkanı Poroşenko’nun makam için şansı en düşük adaylardan biri olduğunu kaydetti.
Görevden ayrılışı ülke çapında kitlesel gösterilere yol açan eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, ağustos ayında çatışmalara rağmen Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması gerektiğini ifade etmişti.
Fedorov daha önceki beyanlarında aday olmayacağını vurgulamış, istifasının ardından lehine düzenlenen mitingleri de “siyasi mücadele” olarak değerlendirmediğini açıklamıştı.
Trump seçim çağrısı yaptı, Zelenskiy ateşkes şartı koştu
ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’da yeni bir seçime gidilmesi önerisinde bulunarak Zelenskiy’yi ABD’ye zarar vermek istemekle suçlamıştı.
Trump, “Anlaşmaya varabilecek yeni bir lider bulunmasını öneriyorum. Çünkü o pek çok anlaşma yapabilirdi fakat bir nedenle bunu hiçbir zaman yapmadı” ifadelerini kullanmıştı.
Milyarder Elon Musk da Trump’ın Ukrayna’da devlet başkanının değişmesi yönündeki çağrısına destek vermişti.
Zelenskiy ise ertesi gün ABC News kanalına verdiği mülakatta, Rusya’nın 60 günlük tam bir ateşkesi kabul etmesi durumunda Ukrayna’nın devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye hazır olduğunu duyurmuştu.
Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin Mart 2024 sonunda düzenlenmesi planlanıyordu ancak yürürlükteki sıkıyönetim sebebiyle sandık kurulmadı.
Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin Mayıs 2024’te dolmasının ardından Moskova yönetimi Ukrayna liderini gayrimeşru ilan etti.
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı ise görev süresinin sona ermesine rağmen Zelenskiy’yi Ukrayna Devlet Başkanı olarak tanımayı sürdürüyor.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını6 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı










