Asya
Çin’in iki toplantısı sona erdi: İşte öne çıkan başlıklar

Çin’in yıllık en önemli siyasi etkinliği olan ve Pekin’de “iki toplantı” olarak bilinen toplantılar salı günü sona erdi.
Delegeler, “Yeni Bir Dönem için Çin Özelliklerine Sahip Sosyalizm Üzerine Xi Jinping Düşüncesi”ne bağlı kalınması gerektiğini vurgulayan ulusal ve yerel kongre delegelerine ilişkin bir yasanın revize edilmesi önerisi de dahil olmak üzere yedi maddeyi kabul etti.
Alışılmadık bir şekilde, Çin’in 3 numaralı yetkilisi ve Ulusal Halk Kongresi (NPC) Daimi Komitesi Başkanı Zhao Leji kapanış törenine katılmadı. Zhao’nun, “solunum yolu enfeksiyonu” nedeniyle katılmadığı açıklandı.
Bunun dışında, en üst siyasi danışma organı olan Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı (CPPCC) ve yasama organı olan NPC’nin bu yılki toplantılarında sürpriz gelişmeler yoktu. Yine de toplantılar, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında kısasa kısas gümrük vergileri furyasını başlatan ABD Başkanı Donald Trump’la başa çıkmaya çalışan Çin’in yeni dönem perspektifine ilişkin fikir verdi.
Çin’de meclis başkanı ‘iki oturum’ sonunda neden ortalıkta yoktu?
YAPAY ZEKA VE İLERİ TEKNOLOJİ VURGUSU
Yapay zeka (AI) bu yılki toplantının en önemli konusuydu ve Çin’in teknolojiye olan ilgisi teknoloji firması DeepSeek’in çığır açan başarısıyla daha da arttı.
DeepSeek, oturumların gündemindeydi. NPC açılmadan önce bir sözcü, şirketin “Çin bilgeliğini” dünyayla paylaşmaya yönelik açık kaynak yaklaşımını övdü.
Geçtiğimiz çarşamba günü Başbakan Li Qiang tarafından sunulan hükümet çalışma raporu, DeepSeek’in adını özellikle anmasa da Çin’in yapay zeka alanındaki “yeni başarılarını” vurguladı ve yapay zeka destekli robotlar gibi gelişmekte olan endüstriler için finansman sözü verdi.
Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu (CSRC) Başkanı Wu Qing toplantılar sırasında yaptığı açıklamada “DeepSeek hakkında konuşmayanlar trende ayak uyduramıyor gibi görünüyor” dedi.
Geçtiğimiz hafta yapılan yeni kurumsal duyurular, yatırımcıların Çin yapay zekası konusundaki heyecanını artırdı.
Alibaba Group Holding’in hisse senedi fiyatı, geçtiğimiz perşembe günü yeni bir yapay zeka modelini piyasaya sürmesinin ardından sıçradı. Başka bir startup’ın iki toplantı sırasında piyasaya sürdüğü Manus AI “agent”, hizmet halka açık olmasa da bazı yerel medya kuruluşları tarafından “ikinci DeepSeek” olarak adlandırıldı.
DeepSeek’in kurucusu Liang Wenfeng, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve teknoloji patronlarının yer aldığı yüksek profilli bir sempozyuma katıldıktan sonra bu toplantılarda kamuoyu önüne çıkmadı. Ancak diğer yıldız yöneticiler Pekin’in özel sektöre yönelik yenilenen desteğini sembolize etmek üzere hazır bulundular.
Akıllı telefon üreticisi Xiaomi’nin CEO’su Lei Jun, Başbakan Li’nin çalışma raporu öncesinde “delegeler koridorunda” medyaya konuşan ilk temsilci olarak seçildi. Xi ile geçen ayki sempozyuma da katılan Lei, toplantının “kendime olan güvenimi büyük ölçüde artırdığını” söyledi.
Elektrikli araç üreticisi XPeng’in CEO’su He Xiaopeng cumartesi günü Büyük Halk Salonu koridorlarındaydı ve uçan arabaları geniş ölçekte üreten ilk şirket olma hedeflerini anlattı. Lazer ekipmanı üreticisi Huagong Tech’in başkanı Ma Xinqiang, şirketinin “yaklaşık 40 yıllık yabancı teknoloji tekelini kırdığını” ve “yabancı ürünlerin fiyatının %40’tan fazla düşmesine neden olduğunu” söyledi.
Pekin Üniversitesi Çin Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nde profesör olan Yao Yang, “Bu yıldan itibaren ruh hali daha iyimser hale geldi” dedi ve bunu Çin’in DeepSeek gibi yerli başarılarına bağladı.
“Ancak bu havanın devam etmesi gerçekten hükümet politikasına bağlı. Hükümetin ekonomiyi canlandırmaya ve özel teşebbüsü desteklemeye yönelik hamleleri belirleyici olmazsa, bu ruh hali ortadan kalkacaktır” diye ekledi.
HÜKÜMET ÇALIŞMA RAPORUNDAN ÖNE ÇIKANLAR
Delegeler, Pekin’in kendi kendine yeterlilik istediği stratejik, gelişmiş alanları temsil ediyordu. Ancak özel işletmelere yönelik daha geniş kapsamlı destek belirsizliğini koruyor. Bazı analistlerin NPC’de görüşülmesini bekledikleri özel ekonomiyi teşvik yasası gündem dışı bırakıldı. Bir NPC sözcüsü tasarının gelecekteki NPC Daimi Komite toplantılarında görüşüleceğini söyledi.
Hükümet çalışma raporu, 2025 yılı için geçen yılki gibi “%5 civarında ” bir gayri safi yurtiçi hasıla büyüme hedefi belirledi ve bu hedefe ulaşmak için çeşitli teşvik planlarının ana hatlarını çizdi. Bunlar arasında 300 milyar yuan (41.5 milyar dolar) tüketici sübvansiyon programı, devlet bankalarına 500 milyar yuan enjeksiyon ve yerel yönetim özel tahvil kotasında 500 milyar yuan artış yer alıyor. Ayrıca bütçe açığının GSYH’ye oranı geçen yılki %3 seviyesinden %4’e yükseltildi.
Yetkililer, Komünist Parti liderliğinin geçen sonbaharda üst düzey bir toplantıda daha fazla teşvik önlemi sinyali vermesinin ardından ekonominin ivme kazandığını söyledi. İskan Bakanı Ni Hong Pazar günü gazetecilere yaptığı açıklamada emlak piyasasında “olumlu değişikliklerin” ortaya çıktığını söylerken, insan kaynakları bakanı Wang Xiaoping istihdam durumunun “iyileşme eğilimi gösterdiğini” belirtti.
Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu (NDRC) direktörü Zheng Shanjie, “Bu yıl yaklaşık %5’lik büyüme hedefine ulaşmak için sağlam bir temelimiz, güçlü desteğimiz ve güvenilir garantilerimiz var” dedi.
Ancak teşvik tedbirleri çoğunlukla analistlerin mütevazı beklentileri doğrultusunda gerçekleşti ve pazar günü açıklanan ekonomik veriler tüketici fiyat endeksinin şubat ayında keskin bir şekilde negatife dönerek deflasyonist baskının altını çizdiğini gösterdi.
Bu arada ABD ile hızla tırmanan ticaret savaşı, birçok analistin iddialı bulduğu GSYH hedefine gölge düşürüyor. Çin’in Amerikan tarım ürünlerine uyguladığı misilleme gümrük vergileri de pazartesi günü yürürlüğe girdi.
Ticaret Savaşı 2.0: Çin, ABD tarım ürünlerine gümrük vergisi getirdi
Etkileyici yeni girişimlerin eksikliği, iki toplantıya yönelik borsa tepkisinin sessiz kalmasına yol açtı. Anakarada listelenen hisse senetlerinin bir ölçütü olan CSI 300 Endeksi, toplantıların başlamasından bu yana sadece marjinal bir artış gösterdi.
Çin’in 10 yıllık devlet tahvili getirisi geçtiğimiz cuma günü %1,793’e yükselerek yaklaşık üç ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bazı analistler bu yükselişi kısmen Merkez Bankası Başkanı Pan Gongsheng’in bir gün önceki brifingde faiz indirimleri için belirli bir takvim taahhüt etmediği ve sadece faizlerde ve zorunlu karşılık oranlarında indirimlerin “zamanında” yapılacağını söylediği yorumlarına bağladı.
Maliye Bakanı Lan Fo’an, Çin’in belirsizliklerle başa çıkmak için hala “yeterli rezerv araçlarına ve politika alanına” sahip olduğunu söyledi.
SAVAŞ YETENEKLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ VE TAYVAN
Silahlı kuvvetlerin 2025 yılı bütçe büyüme hedefi %7.2 olarak belirlenirken, askeri bütçe ekonomiden daha hızlı büyümeye devam ediyor. PLA sözcüsü Wu Qian Pazar günü yaptığı açıklamada harcamaların 1.81 trilyon yuana (249 milyar dolar) ulaşacağını ve bunun daha önce belirtilen 1.78 trilyon yuan rakamından biraz daha fazla olduğunu söyledi. Her iki durumda da bu rakam Asya’daki en büyük savunma ödeneği olup, Japonya’nın nisan ayından itibaren yeni mali yıl için düşündüğü yıllık savunma harcamasının dört katından fazla. Öte yandan ABD’nin savunma bütçesinin ise 3’te birinden daha az.
Başbakan Li’nin çalışma raporuna göre bütçedeki bu genişleme “askeri eğitimi ve savaşa hazır olma durumunu artırma ve yeni savaş yeteneklerinin geliştirilmesini hızlandırma” çabasına işaret ediyor. Li, hükümetin “Çin’in egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını sıkı bir şekilde korumaya” kararlı olduğunu söyledi.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping de, NPC sırasında bir konferansta kadrolara zorlukları vurguladı. Devlete ait haber ajansı Xinhua’ya göre cuma günü Halk Kurtuluş Ordusu ve Silahlı Polis Gücü temsilcilerine yaptığı “önemli konuşmada” onlara “ele alınması gereken birçok zorluk ve sorun” olduğunu söyledi.
Başkomutan askeri planların “daha sistematik, bütüncül ve koordineli bir şekilde” uygulanabilmesi için “modern yönetim kavram ve yöntemlerinin kullanılmasının önemini” vurguladı. Xi ayrıca kalite ve verimliliği artırmak için “sivil-asker ortak çabalarının” yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı.
Xinhua raporunda ayrıca Xi’nin “ yolsuzluğun kapsamlı bir şekilde araştırılması ve ele alınması için sağlam ve etkili bir gözetim sistemi” talep ettiği belirtildi.
PLA sözcüsü Wu Qian da pazar günü yaptığı açıklamada Çin kuvvetlerinin “Tayvan bağımsızlık ayrılıkçılarına” karşı koymaya odaklandığını söyledi. Wu’ya göre Taipei’deki Demokratik İlerleme Partisi iktidarında bu tür faaliyetler “ne kadar yaygınlaşırsa”, “boyunlarındaki ilmik o kadar sıkılaşacak ve başlarının üzerinde sallanan kılıç o kadar keskinleşecektir.”
ABD’nin Tayvan değişikliği, Çin’in tepkisini çekti: Derhal düzeltin
1.4 MİLYAR İNSAN İÇİN GIDA GÜVENCESİ
Gıda güvenliği Çin için bir başka odak noktası. Geçen yıl ülkenin toplam tahıl üretimi 1.4 trilyon jin ya da 700 milyon ton gibi rekor bir seviyeyi aşmış olsa da, Başbakan Li’nin çalışma raporunda gıda kaynaklarının “çok yönlü bir şekilde” geliştirilmesi çağrısında bulunuldu.
Li sözlerine şöyle devam etti: “Tüm yerel yönetimler Çin’in gıda güvenliğinin sağlanmasında kendi paylarına düşen sorumluluğu üstlenmeli ve ülkemizin gıda tedarikinin sağlam bir şekilde kendi ellerimizde kalması için ortak çaba sarf etmelidir.” Ülkenin kendi kendine yeterlilik oranı, yüzyılın başında %90’ın üzerindeyken 2020’ye kadar üçte ikinin altına düşüyor.
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Han Jun, cumartesi günü iki toplantı arasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bir başka bereketli yıla rağmen, ulusumuzun gıda durumunun belirli bir işareti geçtiğini söyleyemeyiz” dedi ve ekledi: “Yurt içi gıda arz ve talebinde bir dengeye ulaşmak için hala ithalata güvenmemiz gerekiyor.”
Ticaret savaşının giderek büyümesi, kendi kendine yeterliliği daha da artırma aciliyetini hızlandırabilir. Çin’in Trump’a karşı ikinci tur misillemesi, tavuktan mısıra, buğdaydan soya fasulyesine ve diğer ürünlere kadar geniş bir yelpazede ABD’nin tarımsal ithalatına daha yüksek gümrük vergileri getirdi. Kolza tohumu yağı, küspe, bezelye, domuz eti ve su ürünleri de dâhil olmak üzere Kanada gıdalarına 20 Mart’ta ayrı bir gümrük tarifesi uygulanacak.
Gıda ürünlerini hedef alma kararı Çinli yetkililerin kendilerine güvendiklerini gösteriyor. Han yine de rehavete kapılınmaması konusunda uyardı.
“1.4 milyar insanın yaşadığı bizimki gibi büyük bir ülkede kendimizi beslemek için kendimize güvenmeliyiz” dedi.
DIŞİŞLERİ BAKANI KONUŞTU
Başbakan’ın geleneksel NPC sonrası basın toplantısının geçen yıl kaldırılmasının ardından, Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin sözleri Pekin’in dünyaya resmi mesajı olarak daha fazla ağırlık taşıyor.
Wang, tarihi imaların ağırlıkta olduğu basın toplantısında, Çin’in Rusya ile olan sıkı ilişkisini ve gelişmekte olan Küresel Güney ülkeleri ile ilişkilerini vurguladı. Ayrıca, çözüm bekleyen sorunlara rağmen Avrupa ve Hindistan’a zeytin dalı uzattı. Öte yandan Wang, ABD ve yakın müttefiki Japonya’ya karşı sert bir ton kullandı. Tayvan söz konusu olduğunda Wang eleştirilerini sadece ABD’ye değil Tokyo’ya odakladı ve “Tayvan’daki bir acil durumun Japonya’daki bir acil durum olduğu” düşüncesini kınadı. Ayrıca bu yılın Tayvan’ın “kurtuluşunun” ve “Çin halkının Japon karşıtı muzaffer savaşının bir sonucu olarak Çin topraklarına geri dönüşünün” 80. yıldönümü olduğunu vurguladı.
Washington’un, Trump’ın cezalandırıcı gümrük vergilerinin görünürdeki nedeni olan yasadışı fentanil akışından Çin’in sorumlu olduğu yönündeki iddialarını “temelsiz” olarak nitelendiren Wang, Washington’un tutumunu “iki yüzlü” olmakla eleştirdi.
“Hiçbir ülke bir yandan Çin’i baskı altında tutarken diğer yandan Çin ile iyi ilişkiler geliştirebileceğini hayal etmemeli” dedi.
Wang, bölgesel sürtüşme noktalarına değinirken, Trump yönetimiyle diyalog için kapıyı açık bırakmaya çalıştı.
Çin ve ABD’nin “en büyük gelişmekte olan ülke ve en büyük gelişmiş ülke olarak gelecekte uzun bir süre var olacaklarını” söyledi. “Bu nedenle barış içinde bir arada yaşamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
İki Toplantı: Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin açıklamalarından öne çıkanlar
Asya
Japonya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?

Tokyo ve Manila’nın, Japonya ile Filipinler arasındaki münhasır ekonomik bölgelerin (MEB) ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlayacaklarını açıklamasının ardından, Tayvan’ın doğusundaki sular yeni bir gerilim noktası hâline geldi.
Batı Pasifik Okyanusu’nda yeni bir gerilim noktası ortaya çıkarken, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesi bekleniyor.
Pazartesi günü Çin Sahil Güvenliği bölgede kolluk devriyeleri gerçekleştirdi ve Pekin’in hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kapsamında kendi MEB ve kıta sahanlığı haklarını koruma iddiasını uygulamaya koydu.
Tayvan Sahil Güvenliği, pazartesi günü saat 11.00 sularında ana adanın güneydoğu kıyısından yaklaşık 64 km açıkta yer alan Orchid Adası’nın yaklaşık 51 ila 52 deniz mili güneydoğusunda tespit edilen iki Çin gemisini izlediğini ve takip ettiğini açıkladı.
South China Morning Post, Japonya ile Filipinler arasındaki sınır görüşmeleri ve bunların uluslararası hukuk ile jeopolitik açısından sonuçları hakkında bilinmesi gerekenleri derledi:
Tokyo ve Manila neden sınırlandırma görüşmeleri istiyor?
Japonya ve Filipinler’in ortak kara sınırı yok. Ancak kıyı devletleri olarak, kıyılarından itibaren 200 deniz mili —370 km ya da 230 mil— genişliğinde bir münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkına sahipler.
Okinawa Adası’nın yaklaşık 400 km güneybatısındaki Yaeyama Adaları ile Filipinler’in en kuzeyindeki Mavulis Adası esas alınarak ölçüm yapıldığında, iki ülkenin MEB’leri Batı Pasifik Okyanusu’nda birbirine temas ediyor; hatta örtüşüyor.
Ayrıca bu alan, Çin’e bağlı olan ve Pekin’in egemenliği için ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak yeniden birleştirmeyi hedeflediği Tayvan adasının 200 deniz millik MEB’iyle de örtüşüyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dâhil çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu Birleşmiş Milletler kararıyla kabul ediyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etmeyi taahhüt ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Görüşmeler hakkında ne biliyoruz?
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., perşembe günü Tokyo’da gerçekleştirdikleri zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamaya göre, “münhasır ekonomik bölgenin ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlamayı” kabul etti.
Açıklamada, bu kararın “uluslararası hukuka, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin —UNCLOS— ilgili hükümlerine uygun olarak ve bölgedeki hukuki kesinliği artırmak amacıyla ilgili uluslararası içtihatlar rehberliğinde” alındığı belirtildi.
Ancak iki taraf, müzakerelerin kesin coğrafi kapsamını açıklamadı. Bu da, eğer Pekin ya da Taipei tarafından talep edilen alanları kesecek şekilde ikili bir hat çizerlerse, söz konusu sınırın dışarıda bırakılan hak sahiplerine karşı hukuken ileri sürülemeyeceği anlamına geliyor.
Buna bir örnek, Doğu Çin Denizi’nde Pekin’in kıta sahanlığı iddialarını devre dışı bırakan 1974 tarihli Japonya-Güney Kore ortak kalkınma anlaşmasıdır. Pekin, bu anlaşmayı derhâl tamamen yasadışı ve geçersiz ilan etmişti; bu tutumunu bugün de sürdürüyor.
Tokyo ve Manila sınırlandırmadan ne elde eder?
UNCLOS’a göre bir kıyı devleti, 200 deniz millik MEB’i içinde tüm doğal kaynakları araştırma, işletme ve yönetme konusunda münhasır haklara sahiptir. Bu haklar, deniz yatağı ve deniz altı toprağındaki petrol, doğal gaz ve diğer mineralleri kapsar ve kıta sahanlığı haklarıyla büyük ölçüde örtüşür.
Uluslararası hukuk ayrıca bir kıyı devletine, MEB içinde tüm yapay tesislerin inşasını ve işletilmesini, ayrıca deniz bilimsel araştırmalarını yetkilendirme, düzenleme ve denetleme yönünde yürütme yetkileri tanır.
Hainan Adası merkezli Güney Çin Denizi Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’ndeki Uluslararası ve Bölgesel Meseleler Araştırma Merkezi Direktörü Ding Duo, Tokyo ve Manila’nın deniz sınırı görüşmelerinin kapsadığı alanlarda güvenlik işbirliğini artırmayı ve ortak kaynak geliştirme faaliyetleri yürütmeyi de hedefleyebileceğini söyledi.
Dikkat çekici biçimde, Yaeyama Adaları Japonya’nın en güneybatıdaki takımadalarını oluşturuyor ve Çin’in Batı Pasifik’e askerî erişimini kısıtlamayı amaçlayan, Doğu Asya kıyı şeridi boyunca uzanan takımadalar dizisi olarak bilinen “birinci ada zinciri” üzerinde yer alıyor.
Ding, “Sınırlandırma aynı zamanda Çin’in birinci ada zinciri içindeki operasyon alanını daraltmayı da hedefleyebilir” dedi.
Pekin ve Taipei nasıl tepki verdi?
Pekin, cuma günü müzakereleri “tamamen yasadışı ve hükümsüz” olarak kınadı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’in iki hükümete protesto girişiminde bulunduğunu söyledi.
Pazartesi günü yaptığı açıklamada Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue, sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeye devam edeceğini ve “Çin’in toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını belirtti.
Salı sabahı düzenlenen olağan basın toplantısında Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hsiao Kuang-wei, Japonya ve Filipinler’den açıklamalarında bahsettikleri deniz sınırı belirleme sürecine ilişkin ayrıntı vermelerini istediklerini söyledi.
Japonya ve Filipinler’in müzakere ettiği suların Tayvan’ın sularıyla önemli ölçüde örtüştüğünü dikkate alan bakanlık, iki ülkeyi süreç boyunca bu gerçeği göz önünde bulundurmaya çağırdı.
Hsiao, Tokyo ve Manila’nın Tayvan’ın hak ve çıkarlarını dışlamaması ya da ihlal etmemesi gerektiğini belirterek, Tayvan ile istişarelerde bulunmaları gerektiğini söyledi.
Çin’deki gözlemciler, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesini beklediklerini ifade etti.
Çin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı örtüşen bir bölgede müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın doğusundaki sular üzerindeki yetki alanımızı ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz” dedi.
Devlet yayıncısı CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’ın aktardığına göre Yang, “Karşı taraf pervasız ve yıkıcı adımlar atacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor











