Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

CNN: Danimarka, Trump’ın Grönland konusunda bu sefer ciddi olduğunu düşünüyor

Yayınlanma

ABD’nin yeni başkanı Donald Trump, ilk yönetimi sırasında Danimarka’dan Grönland’ı satın almayı düşündüğünü söylediğinde, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen bu fikri “saçma” olarak nitelendirmiş ve Trump’ı açıkça reddetmişti.

CNN’e konuşan çok sayıda Danimarkalı yetkiliye göre şimdi Kopenhag, Trump’ın müttefikleri ve danışmanları tarafından yeni başkanın ciddi olduğu konusunda uyarılıyor. Danimarkalılar, yakın bir müttefik ve NATO üyesi ile büyük bir kırılmaya yol açmadan nasıl karşılık vereceklerini dikkatle tartıyorlar.

Üst düzey bir Danimarkalı yetkili, “Bu fikri destekleyen ekosistem şu anda Trump’ın ilk kez önerdiği 2019’dakinden tamamen farklı,” dedi. Bir başka üst düzey Danimarkalı yetkili ise bu seferkinin “çok daha ciddi göründüğünü” söyledi.

Trump, ‘ulusal güvenlik’ gerekçesiyle adayı istiyor

Trump salı günü yaptığı açıklamada, “Grönland’a ulusal güvenlik için ihtiyacımız var,” demişti.

Florida’daki Mar-a-Lago’da düzenlediği basın toplantısında Trump, “İnsanlar Danimarka’nın Grönland üzerinde herhangi bir yasal hakkı olup olmadığını bile bilmiyorlar, ama eğer varsa, bundan vazgeçmeliler, çünkü ulusal güvenlik için buna ihtiyacımız var” ifadelerini kullanmıştı.

Görevden ayrılacak Dışişleri Bakanı Antony Blinken, çarşamba günü Trump’ın yorumlarıyla ilgili olarak, “Grönland’la ilgili olarak dile getirilen fikrin iyi bir fikir olmadığı açık, ancak belki de daha önemlisi, bunun gerçekleşmeyeceği açık, bu yüzden muhtemelen bu konuda konuşarak çok fazla zaman kaybetmemeliyiz,” dedi.

Danimarka’dan Grönland’ın statüsü için ABD ile müzakereye açık olma sinyali

CNN’e konuşan Danimarkalı yetkililer aynı fikirde olmadıklarını, Trump’ın sözlerinin ciddi olmadığını varsaymak yerine açık yüreklilikle konuşmanın bir krizi önlemenin tek yolu olduğunu söylüyorlar.

Bu amaçla Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkesinin konuyu yeni gelen Trump yönetimiyle daha fazla tartışmak istediğinin sinyalini verdi.

Rasmussen gazetecilere verdiği demeçte, “Amerikalılarla, Amerikan emellerinin gerçekleşmesini sağlamak için nasıl daha yakın işbirliği yapabileceğimiz konusunda diyaloğa açığız,” dedi.

ABD, Kuzey Kutbunda ve ABD’nin en kuzeydeki askeri üssünün bulunduğu Grönland’da Danimarka ile uzun zamandır yakın işbirliği içinde çalışıyor.

Trump Salı günü yaptığı açıklamada Danimarka’nın Grönland’ın kontrolünü bırakmaması halinde yüksek gümrük vergileriyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu ve Grönland’ı askeri yoldan ele geçirme fikrinin de gündemde olduğunun sinyalini verdi.

Ayrıca salı günü Trump’ın en büyük oğlu Donald Trump Jr “şahsi bir şekilde” Grönland’ı ziyaret etti. Bu, Danimarkalı yetkililer tarafından yakından izlenen fakat herhangi bir resmi hükümet toplantısı içermeyen bir geziydi.

Kopenhag: Grönland’ın savunmasını ihmal ettik

Öte yandan Danimarka, geniş ve stratejik açıdan önemli bir Arktik adası olan Grönland’ın savunmasını uzun süredir ihmal ettiğini kabul etti.

Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen gazetecilere yaptığı açıklamada, “Krallığımızı izlemeye yardımcı olacak gemi ve uçaklara gerekli yatırımları yapmayı uzun yıllar ihmal ettik ve şimdi bu konuda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz,” dedi.

Kopenhag’daki ABD Büyükelçiliği dün yaptığı açıklamada ABD’nin Grönland’daki askeri varlığını arttırma gibi bir planının olmadığını belirtti.

ABD ordusu Grönland’ın kuzeybatısındaki Pituffik hava üssünde daimi bir varlık sürdürüyor.

Grönland, ABD ordusu ve balistik füze erken uyarı sistemi için hayati önem taşıyor çünkü Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya giden en kısa rota ada üzerinden geçiyor.

Kutup bölgesinin jeopolitik önemi artıyor

Bu konuya ne kadar müdahil olmak istediğinin bir işareti olarak Trump, çarşamba günü Grönland’ın Nuuk kenti sakinleriyle yaptığı bir toplantıya telefonla bağlanarak ABD’nin ve dünyanın Grönland’a “ihtiyacı olduğunu” çünkü Grönland’ın çok stratejik bir konumda bulunduğunu söyledi.

Trump’ın yorumları ABD’nin ortakları ve müttefikleri arasında şimdiden gerilim yaratmaya başladı. Grönland başbakanı Mute Egede salı günü yaptığı açıklamada, bölgenin ABD ve Danimarka arasındaki siyasi gidiş gelişlere dahil olmak istemediğinin sinyalini verdi ve “Grönland, Grönlandlılarındır,” dedi.

Grönland uzun zamandır ABD’nin ulusal güvenlik çıkarları açısından, özellikle de olası bir Rusya saldırısını püskürtmek için kilit önemde görülüyor. 

Fakat Trump’ın eski bir üst düzey danışmanının CNN’e verdiği demece göre, başkanın ilk döneminde ulusal güvenlik yetkilileri özellikle Çin’in Kuzey Kutbundaki faaliyetlerinden endişe duyuyorlardı ki o dönemde bu nispeten yeni bir tehditti.

Grönland’ın bağımsızlığı ihtimali endişe yaratıyor

Yine de ABD’li ve Danimarkalı yetkililer, Trump’ın “mutlak bir gereklilik” olarak nitelendirdiği Grönland’ı satın alma konusunda yeni başkanın takıntısını anlamadıklarını söylüyorlar; özellikle de ABD’nin bu bölgeyle on yıllardır süren ve ABD’nin dünyanın en büyük adasında askerler ve radar sistemleri de dahil olmak üzere önemli bir askeri varlık oluşturmasına izin veren bir savunma anlaşması olduğu için.

Fakat bir savunma yetkilisi Grönland’ın ABD ve NATO’nun önemli bir müttefiki olan Danimarka’dan bağımsızlığını ilan etmesinden endişe duyulduğunu da kabul etti. Grönland’ın bağımsız olması halinde bu durum adayı siyasi açıdan daha istikrarsız ve Rusya ve Çin etkisine karşı daha savunmasız hale getirebilir.

Yetkili, Grönland’ın bağımsızlığını ilan etmesi halinde hâlâ NATO üyesi olup olmayacağının da “tartışmalı” olduğunu söyledi.

Yetkili, “Danimarka sadık bir NATO müttefiki ve Grönland şu anda olduğu gibi Danimarka Krallığının bir parçası ve NATO’nun bir parçası olarak kaldığı sürece, bu durumda daha az güvende değiliz,” dedi. 

Fakat yetkili, Grönland’ın bağımsızlığını ilan etmeye karar vermesi halinde ABD-Grönland ilişkisinin daha “belirsiz” hale geleceğini söyledi.

Arktik’te Çin-Rusya ittifakı ABD’yi kızdırıyor

Çin’in Rusya ile Kuzey Kutbundaki askeri işbirliği son beş yılda daha da arttı.

Çin ve Rusya düzenli olarak ortak hava devriyeleri gerçekleştiriyor ve ekim ayında Çin Sahil Güvenliği, Ruslarla birlikte ilk kez Arktik Okyanusu sularına girdiğini iddia etti.

Pentagon geçtiğimiz temmuz ayında yayınladığı Kuzey Kutbu stratejisinde bu işbirliğinin “Kuzey Kutbunun istikrarını ve tehdit resmini değiştirme potansiyeline” sahip olduğu uyarısında bulunmuştu.

Buzların erimesi ile birlikte Kuzey Kutbunda yeni su yolları açılması, bölgeyi gemicilik ve askeri güç projeksiyonu için daha da çekişmeli bir alan haline getiriyor.

Grönland’ı devralmak ABD için maliyetli olabilir

Yine de ABD’li ve Danimarkalı yetkililer Grönland’ın güvenlik idaresini devralmanın ABD için ağır bir yük olacağını ve yeni yatırımlar gerektireceğini söyledi.

Danimarka Kraliyet Donanması şu anda Grönland çevresindeki sularda devriye gezmekten ve kıyı şeridindeki buzları kırmaktan sorumlu. İlhak durumunda ABD’nin yaşlanan buz kırıcı filosuyla bu sorumluluğu üstlenmesi gerekebilir.

Danimarka ayrıca köpekli kızak devriyeleriyle Grönland’ın geniş alanlarının izlenmesine yardımcı oluyor.

Savunma yetkilisi, en azından Trump’ın yorumlarının Kuzey Kutbunun ABD’nin ulusal güvenlik çıkarları için değeri konusunda zaten önemli olan tartışmaya aciliyet kattığını söyledi.

Yetkili, “Bu durum Grönland’ın dünya için muazzam bir jeostratejik değere sahip olduğunu gösteriyor,” dedi.

DİPLOMASİ

Politico: İmamoğlu’nun tutuklanmasına rağmen AB, Türkiye’ye para göndermeye devam edecek

Yayınlanma

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından başlayan protesto gösterileri, Avrupa’yı zor durumda bırakmış gibi görünüyor.

Politico’da yayınlanan “AB, Türkiye krizinde milyar avroluk bir ikilemle karşı karşıya” başlıklı değerlenmede görüşlerine yer verilen siyasetçi ve yetkililer, İstanbul sokaklarında ne olursa olsun Ankara’nın yabancılaştırılamayacak kadar önemli bir müttefik olduğunu söylüyor.

Haberde, “Avrupa Birliği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi muhaliflere yönelik kapsamlı baskılarına rağmen Türkiye’ye milyarlarca avro aktarmaya devam edecek,” deniyor.

Avrupalı yetkililerin Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından güney komşusunu “demokratik değerlere sahip çıkması” konusunda uyardığını hatırlatan Politico, “Fakat Türkiye’nin stratejik önemi, bloğun muhtemelen görmezden geleceği anlamına geliyor. Erdoğan da bunu biliyor,” diye yazıyor.

Oxford Üniversitesi öğretim görevlisi Dimitar Bechev, “Türk lider ne yaparsa yapsın, AB de onun peşine takılmak zorunda kalacak,” diyor.

Politico’ya konuşan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen iki Avrupalı yetkili, Türkiye’nin AB adayı statüsünün demokratik değerleri korumasını zorunlu kıldığını ve Brüksel’in ihlallere karşılık vereceğini söyledi. İçlerinden biri “Türkiye’de gelişen durumu büyük bir endişeyle takip ediyoruz” ve “Son gelişmeler AB üyeliğinin mantığına ters düşüyor,” dese de, Türkiye’nin göç, ticaret, enerji ve savunma konularındaki önemi göz önüne alındığında, AB’den gelecek herhangi bir tepkinin Brüksel ile Ankara arasındaki ilişkileri bozma ihtimalinin düşük olduğunu da kabul ediyor.

Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinin son on yılda durma noktasına gelmiş olsa da, ülkenin hâlâ milyarlarca avro katılım fonu aldığına dikkat çeken Politico, “Ankara ayrıca Orta Doğu’dan gelen mültecileri ağırlamak için yaklaşık 9 milyar avro yardım aldı ve Avrupa savunma sanayilerini desteklemek için büyük miktarlarda para almak için sırada bekliyor,” diyor.

Petrol ve gaz ihracatında önemli bir merkez haline gelen Türkiye’nin, AB ile yılda 200 milyar avroyu yu aşan bir ticaret akışına sahip olduğunun altını çizen yayın, “[Türkiye] Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı tamamen işgal etmesinden bu yana Karadeniz’e erişimin kontrol edilmesinde ve Moskova’ya karşı yaptırımların uygulanmasında da kilit rol oynamıştır. Yakın zamanda Ukrayna’da olası bir barışı koruma misyonuna önemli bir katkıda bulunması gündeme geldi,” diye yazıyor.

Bechev, “İmamoğlu’nun tutuklanmasından önceki statüko AB için rahattı çünkü yeterince demokrasi vardı,” diyor ve son gelişmelerin bunu değiştirecek kadar vahim olmadığını da ileri sürüyor.

Geçen hafta AB liderleri tarafından sunulan “Hazırlık 2030” planına göre, AB’ye aday bir ülke olarak Türkiye, bloğun savunma harcamalarını artırmak için tasarlanan fonlardan 800 milyar avro değerinde ortak alımlara erişme potansiyeline sahip. 

Fakat her ikisi de Türkiye ile uzun süredir ihtilaf halinde olan Yunanistan ve Kıbrıs kısıtlamalar getirilmesi için bastırıyor. Politico’ya konuşan diplomatlar, savunma hamlesinin “belirli Üye Devletlerin güvenlik ve savunma politikasının özel karakterine halel getirmeksizin” gerçekleşmesini gerektirecek bir maddeyi yürürlüğe koyma niyetinde olduklarını söylediler.

Son krizden önce Ankara ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olan Atina ve Lefkoşa’nın şimdi ‘hassas bir dengeleme hareketi’ yapmak zorunda olduğunu savunan Politico, üst düzey bir Yunan yetkilinin, “Atina’nın bile çok ileri gidemeyeceğini kabul ettiğini” aktarıyor.

İlgili Yunan yetkili, “Elbette Türkiye’deki mevcut gelişmeleri kınayan sert bir tutumu destekleyeceğiz, ama tetikleyici olmadan. Savunma sanayi Avrupa için büyük bir boşluk olmaya devam ediyor ve bu da gerçekleştiğini gördüğümüz bu takas politikasının önünü açıyor,” diyor.

Kıbrıslı AP üyesi Michalis Hadjipantela dahi “AB’nin etkin baskısı şarttır” diyerek “hedefe yönelik yaptırımlar” çağrısında bulunsa da, aynı zamanda “yaptırımların hedefe yönelik olması ve ülkenin daha fazla yabancılaşmasını önlemek için yukarıdaki konularda kaydedilecek ilerlemeyle bağlantılı olması gerektiğini” söyledi.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Rubio: ABD, Karadeniz ateşkesi için Rusya’nın koşullarını inceleyecek

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Rusya’nın Karadeniz’de deniz seyrüsefer güvenliğini sağlamaya yönelik ateşkes girişimine genel onay vermesinin ardından Moskova’nın sunduğu koşulları Washington’un inceleyeceğini açıkladı. Rubio, bu koşulların analizi sonrası Başkan Donald Trump’a rapor sunulacağını belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, dün yaptığı açıklamada, Rusya’nın Karadeniz’de deniz seyrüsefer güvenliğini sağlamaya yönelik ateşkes girişimine genel olarak onay vermesinin ardından Moskova tarafından öne sürülen koşulları Washington’un değerlendireceğini söyledi.

Rusya ve ABD, Riyad’da gerçekleştirdikleri görüşmelerde, Karadeniz’de deniz seyrüsefer güvenliğinin sağlanmasını içeren Karadeniz Girişimi’nin hayata geçirilmesi konusunda anlaşmaya varmıştı.

Taraflar ayrıca, Rusya ve Ukrayna tarafından saldırılara ara verilmesi amacıyla enerji altyapısı tesislerinin bir listesi üzerinde de mutabık kalmıştı.

Rubio, Jamaika ziyareti sırasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “(Suudi Arabistan’daki) görüşmemizin ardından Rus tarafı, bunun gerçekleşmesi için yerine getirilmesini istedikleri bir dizi koşul sundu ve şimdi bunları analiz edeceğiz,” dedi.

Dışişleri Bakanı Rubio, Amerikalı yetkililerin Moskova’nın tutumunu ve koşullarını daha derinlemesine anlamak için çalışma yürüteceklerini belirtti.

Bakan, bu çalışmanın ardından ABD Başkanı Donald Trump’a bir rapor sunulacağını ve sonraki eylem planının belirleneceğini de sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Sudan’da neler oluyor?

Yayınlanma

Sudan ordusu, başkent Hartum’un büyük bölümünde kontrolü sağladığını duyurdu. Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Hartum Uluslararası Havalimanı’nı ziyaret ederek başkentin ‘özgürleştiğini’ ilan etti. Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) ise stratejik noktaları kaybederek Hartum’dan çekildiği ve unsurlarının Cebel Evliya Köprüsü üzerinden yaya olarak kaçtığı bildirildi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, dün başkent Hartum’un merkezindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayından yaptığı açıklamada, başkentin “özgürleştiğini” duyurdu.

Burhan’ın, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık iki yıl sonra Hartum Uluslararası Havalimanı’na helikopterle inerek burayı ziyaret eden ilk yetkili olduğu belirtildi.

Ordu sözcülüğünden yapılan açıklamaya göre, Burhan havalimanındaki ilerleyen birlikleri ve Cumhurbaşkanlığı Sarayındaki kuvvetleri denetledi.

Analistler, Burhan’ın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan “Hartum’un özgürleştiğini” ilan etmesinin, sadece başkentteki isyanın bittiğini duyurmanın ötesinde, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Sudan genelindeki yenilgisini teyit eden bir anlam taşıdığını belirtiyor.

Askeri uzman Tuğgeneral Cemal eş-Şehid, el-Ahbar‘a yaptığı değerlendirmede, “Kazanılan zaferler ve ardından Burhan’ın Hartum’da ilk ziyaret ettiği egemenlik alanı olarak Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gitmesi, büyük bir başarı ve dönüm noktasıdır,” dedi.

Eş-Şehid, “Bu başarılar, Silahlı Kuvvetlerin hak ettiği bir sonuç olup operasyonlar için önceden yapılan tüm stratejik planlama ve hazırlığı özetlemektedir,” diye ekledi.

Tuğgeneral eş-Şehid, ordunun HDK üzerinde kurduğu “yoğun baskı” sonucunda, HDK unsurlarının “Hartum’dan kaçmak ve kamplarını, silahlarını, teçhizatlarını geride bırakmak zorunda kaldığını” belirtti.

Hartum’daki milislerin en büyük askeri üssü olan Taybe kampı geri alındı’

Eş-Şehid, “Hartum’daki milislerin en büyük askeri üssü olan Taybe kampı geri alındı. Bu kamp, ordunun ele geçirdiği mühimmat ve silahlar için sığınaklar ve depolar içeren askeri teçhizatla donatılmıştı,” bilgisini paylaştı.

Uzman, “Hartum’da kazanılan zaferin önemli sonuçları olacaktır; bu, Silahlı Kuvvetlerin Sudan’ın tüm vilayetlerindeki isyanı bastırma planını sürdürmesi için büyük bir moral kaynağı teşkil edecektir,” değerlendirmesinde bulundu.

Sudan ordusu, bir haftadır çatışmaların sürdüğü Hartum’daki ilerleyişine devam etti.

Ordu birlikleri dün sabah itibarıyla, Hartum Havalimanı’nı ve başkentin güneyi ile doğusundaki Merkezi İhtiyat Kuvvetleri karargahı, Harekat Başkanlığı binaları, Nucumi Hava Üssü, HDK’nin başkentteki en büyük kamplarından Taybe Kampı ve Yermuk teçhizat fabrikası gibi stratejik noktaları geri alarak başkentin büyük bölümünde kontrolü sağladı.

Ordunun Menşiye Köprüsü’nün batı yakasında kontrolü sağlaması, HDK unsurlarının kuşatılmasını kolaylaştırdı.

Bu gelişme, HDK’nin Burri, Nasır, Riyad, Taif, Arkovit gibi başkentin doğusundaki yerleşim bölgelerinden ve Kalaklat, Cebel Evliya, Ezheri gibi güney bölgelerinden çıkarılmasına olanak tanıdı.

Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Nebil Abdullah, Silahlı Kuvvetlerin ayrıca Hartum’un güneydoğu girişi olan el-Cezire vilayetindeki el-Bakir bölgesini ve buradaki Birinci Piyade Tümeni komutanlığını da “temizlediğini” doğruladı.

Hızlı Destek Kuvvetleri çöküş yaşadı

Buna karşılık, Hartum vilayetindeki HDK unsurları tam bir çöküş yaşadı.

Ordu tarafından yayınlanan video görüntülerinde, HDK piyadelerinin Cebel Evliya Köprüsü’nden kafileler hâlinde geçtiği görüldü.

Ordunun, kaçan HDK güçlerinin Hartum dışına çekilebilmesi için bu köprüyü kasıtlı olarak açık bıraktığı belirtildi.

Görüntülere göre, HDK mensupları köprüyü geçerken savaş uçaklarının hedefi olmamak için savaş araçlarını ve diğer taşıtları geride bırakarak yaya olarak topluca kaçtı.

Kaçan HDK güçlerinin yeniden toparlanabileceği yönündeki endişelere karşın, askeri uzman Tuğgeneral Cemal eş-Şehid bu ihtimali düşük görüyor.

Eş-Şehid, “Kaçan kuvvetler düzenli bir geri çekilme yapmadı. Bu, milis liderlerinin daha önce ailelerini güvenceye alma bahanesiyle Darfur’a kaçmasıyla başlayan toplu bir firar ve çöküştür,” ifadelerini kullandı.

HDK güçleri Cebel Evliya Köprüsü’nden silahsız ve yaya olarak kaçtı’

Tuğgeneral, “HDK güçleri Cebel Evliya Köprüsü’nden silahsız ve yaya olarak kaçtı. Bu durum, nihayet modern silah ve teçhizat edinen, şehir ve meskûn mahal savaşları konusunda eğitimli birlikleri devreye sokan Silahlı Kuvvetler sayesinde çatışmaların seyrinde ulaşılan önemli bir aşamaya işaret ediyor. Ordu böylece HDK’nin belini kırmayı başardı,” diye ekledi.

Eş-Şehid ayrıca, “Bu yenilgi sadece HDK ile sınırlı kalmayacak, onlara destek sağlayan tüm ülkelere de uzanacaktır,” yorumunu yaptı.

Çok sayıda ordu komutanının açıklamasına göre, Silahlı Kuvvetler “kaçan HDK unsurlarını batıdaki Darfur’a kadar takip ederek el-Faşir üzerindeki kuşatmayı kırmayı ve HDK kontrolündeki bölgeler ile vilayetleri kurtarmayı” hedefliyor.

Bu esnada, HDK güçlerinin Hartum’daki çöküşünün başka bölgelerde de yankı bulduğu anlaşılıyor.

Nitekim, başkenti el-Ubeyd olan Kuzey Kordofan’daki Beşinci Piyade Tümeni Komutanlığı, tümen karargahına bir grup HDK unsurunun teslim olduğunu duyurdu.

Gelişmeler hakkında HDK liderliğinden henüz resmi bir açıklama yapılmazken, liderin danışmanlarından Başa Tabik, X (eski adıyla Twitter) platformundan yaptığı paylaşımda, “Güçlerimizi Omdurman’da yeniden konuşlandırdık. Ordu, Hartum’da herhangi bir zafer kazanmadı,” açıklamasında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English