Bizi Takip Edin

Diplomasi

CNN: Danimarka, Trump’ın Grönland konusunda bu sefer ciddi olduğunu düşünüyor

Yayınlanma

ABD’nin yeni başkanı Donald Trump, ilk yönetimi sırasında Danimarka’dan Grönland’ı satın almayı düşündüğünü söylediğinde, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen bu fikri “saçma” olarak nitelendirmiş ve Trump’ı açıkça reddetmişti.

CNN’e konuşan çok sayıda Danimarkalı yetkiliye göre şimdi Kopenhag, Trump’ın müttefikleri ve danışmanları tarafından yeni başkanın ciddi olduğu konusunda uyarılıyor. Danimarkalılar, yakın bir müttefik ve NATO üyesi ile büyük bir kırılmaya yol açmadan nasıl karşılık vereceklerini dikkatle tartıyorlar.

Üst düzey bir Danimarkalı yetkili, “Bu fikri destekleyen ekosistem şu anda Trump’ın ilk kez önerdiği 2019’dakinden tamamen farklı,” dedi. Bir başka üst düzey Danimarkalı yetkili ise bu seferkinin “çok daha ciddi göründüğünü” söyledi.

Trump, ‘ulusal güvenlik’ gerekçesiyle adayı istiyor

Trump salı günü yaptığı açıklamada, “Grönland’a ulusal güvenlik için ihtiyacımız var,” demişti.

Florida’daki Mar-a-Lago’da düzenlediği basın toplantısında Trump, “İnsanlar Danimarka’nın Grönland üzerinde herhangi bir yasal hakkı olup olmadığını bile bilmiyorlar, ama eğer varsa, bundan vazgeçmeliler, çünkü ulusal güvenlik için buna ihtiyacımız var” ifadelerini kullanmıştı.

Görevden ayrılacak Dışişleri Bakanı Antony Blinken, çarşamba günü Trump’ın yorumlarıyla ilgili olarak, “Grönland’la ilgili olarak dile getirilen fikrin iyi bir fikir olmadığı açık, ancak belki de daha önemlisi, bunun gerçekleşmeyeceği açık, bu yüzden muhtemelen bu konuda konuşarak çok fazla zaman kaybetmemeliyiz,” dedi.

Danimarka’dan Grönland’ın statüsü için ABD ile müzakereye açık olma sinyali

CNN’e konuşan Danimarkalı yetkililer aynı fikirde olmadıklarını, Trump’ın sözlerinin ciddi olmadığını varsaymak yerine açık yüreklilikle konuşmanın bir krizi önlemenin tek yolu olduğunu söylüyorlar.

Bu amaçla Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkesinin konuyu yeni gelen Trump yönetimiyle daha fazla tartışmak istediğinin sinyalini verdi.

Rasmussen gazetecilere verdiği demeçte, “Amerikalılarla, Amerikan emellerinin gerçekleşmesini sağlamak için nasıl daha yakın işbirliği yapabileceğimiz konusunda diyaloğa açığız,” dedi.

ABD, Kuzey Kutbunda ve ABD’nin en kuzeydeki askeri üssünün bulunduğu Grönland’da Danimarka ile uzun zamandır yakın işbirliği içinde çalışıyor.

Trump Salı günü yaptığı açıklamada Danimarka’nın Grönland’ın kontrolünü bırakmaması halinde yüksek gümrük vergileriyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu ve Grönland’ı askeri yoldan ele geçirme fikrinin de gündemde olduğunun sinyalini verdi.

Ayrıca salı günü Trump’ın en büyük oğlu Donald Trump Jr “şahsi bir şekilde” Grönland’ı ziyaret etti. Bu, Danimarkalı yetkililer tarafından yakından izlenen fakat herhangi bir resmi hükümet toplantısı içermeyen bir geziydi.

Kopenhag: Grönland’ın savunmasını ihmal ettik

Öte yandan Danimarka, geniş ve stratejik açıdan önemli bir Arktik adası olan Grönland’ın savunmasını uzun süredir ihmal ettiğini kabul etti.

Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen gazetecilere yaptığı açıklamada, “Krallığımızı izlemeye yardımcı olacak gemi ve uçaklara gerekli yatırımları yapmayı uzun yıllar ihmal ettik ve şimdi bu konuda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz,” dedi.

Kopenhag’daki ABD Büyükelçiliği dün yaptığı açıklamada ABD’nin Grönland’daki askeri varlığını arttırma gibi bir planının olmadığını belirtti.

ABD ordusu Grönland’ın kuzeybatısındaki Pituffik hava üssünde daimi bir varlık sürdürüyor.

Grönland, ABD ordusu ve balistik füze erken uyarı sistemi için hayati önem taşıyor çünkü Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya giden en kısa rota ada üzerinden geçiyor.

Kutup bölgesinin jeopolitik önemi artıyor

Bu konuya ne kadar müdahil olmak istediğinin bir işareti olarak Trump, çarşamba günü Grönland’ın Nuuk kenti sakinleriyle yaptığı bir toplantıya telefonla bağlanarak ABD’nin ve dünyanın Grönland’a “ihtiyacı olduğunu” çünkü Grönland’ın çok stratejik bir konumda bulunduğunu söyledi.

Trump’ın yorumları ABD’nin ortakları ve müttefikleri arasında şimdiden gerilim yaratmaya başladı. Grönland başbakanı Mute Egede salı günü yaptığı açıklamada, bölgenin ABD ve Danimarka arasındaki siyasi gidiş gelişlere dahil olmak istemediğinin sinyalini verdi ve “Grönland, Grönlandlılarındır,” dedi.

Grönland uzun zamandır ABD’nin ulusal güvenlik çıkarları açısından, özellikle de olası bir Rusya saldırısını püskürtmek için kilit önemde görülüyor. 

Fakat Trump’ın eski bir üst düzey danışmanının CNN’e verdiği demece göre, başkanın ilk döneminde ulusal güvenlik yetkilileri özellikle Çin’in Kuzey Kutbundaki faaliyetlerinden endişe duyuyorlardı ki o dönemde bu nispeten yeni bir tehditti.

Grönland’ın bağımsızlığı ihtimali endişe yaratıyor

Yine de ABD’li ve Danimarkalı yetkililer, Trump’ın “mutlak bir gereklilik” olarak nitelendirdiği Grönland’ı satın alma konusunda yeni başkanın takıntısını anlamadıklarını söylüyorlar; özellikle de ABD’nin bu bölgeyle on yıllardır süren ve ABD’nin dünyanın en büyük adasında askerler ve radar sistemleri de dahil olmak üzere önemli bir askeri varlık oluşturmasına izin veren bir savunma anlaşması olduğu için.

Fakat bir savunma yetkilisi Grönland’ın ABD ve NATO’nun önemli bir müttefiki olan Danimarka’dan bağımsızlığını ilan etmesinden endişe duyulduğunu da kabul etti. Grönland’ın bağımsız olması halinde bu durum adayı siyasi açıdan daha istikrarsız ve Rusya ve Çin etkisine karşı daha savunmasız hale getirebilir.

Yetkili, Grönland’ın bağımsızlığını ilan etmesi halinde hâlâ NATO üyesi olup olmayacağının da “tartışmalı” olduğunu söyledi.

Yetkili, “Danimarka sadık bir NATO müttefiki ve Grönland şu anda olduğu gibi Danimarka Krallığının bir parçası ve NATO’nun bir parçası olarak kaldığı sürece, bu durumda daha az güvende değiliz,” dedi. 

Fakat yetkili, Grönland’ın bağımsızlığını ilan etmeye karar vermesi halinde ABD-Grönland ilişkisinin daha “belirsiz” hale geleceğini söyledi.

Arktik’te Çin-Rusya ittifakı ABD’yi kızdırıyor

Çin’in Rusya ile Kuzey Kutbundaki askeri işbirliği son beş yılda daha da arttı.

Çin ve Rusya düzenli olarak ortak hava devriyeleri gerçekleştiriyor ve ekim ayında Çin Sahil Güvenliği, Ruslarla birlikte ilk kez Arktik Okyanusu sularına girdiğini iddia etti.

Pentagon geçtiğimiz temmuz ayında yayınladığı Kuzey Kutbu stratejisinde bu işbirliğinin “Kuzey Kutbunun istikrarını ve tehdit resmini değiştirme potansiyeline” sahip olduğu uyarısında bulunmuştu.

Buzların erimesi ile birlikte Kuzey Kutbunda yeni su yolları açılması, bölgeyi gemicilik ve askeri güç projeksiyonu için daha da çekişmeli bir alan haline getiriyor.

Grönland’ı devralmak ABD için maliyetli olabilir

Yine de ABD’li ve Danimarkalı yetkililer Grönland’ın güvenlik idaresini devralmanın ABD için ağır bir yük olacağını ve yeni yatırımlar gerektireceğini söyledi.

Danimarka Kraliyet Donanması şu anda Grönland çevresindeki sularda devriye gezmekten ve kıyı şeridindeki buzları kırmaktan sorumlu. İlhak durumunda ABD’nin yaşlanan buz kırıcı filosuyla bu sorumluluğu üstlenmesi gerekebilir.

Danimarka ayrıca köpekli kızak devriyeleriyle Grönland’ın geniş alanlarının izlenmesine yardımcı oluyor.

Savunma yetkilisi, en azından Trump’ın yorumlarının Kuzey Kutbunun ABD’nin ulusal güvenlik çıkarları için değeri konusunda zaten önemli olan tartışmaya aciliyet kattığını söyledi.

Yetkili, “Bu durum Grönland’ın dünya için muazzam bir jeostratejik değere sahip olduğunu gösteriyor,” dedi.

Diplomasi

Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Yayınlanma

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.

BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.

Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.

Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.

Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.

Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.

Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.

Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.

Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.

Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.

Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.

Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.

Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.

Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.

Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.

Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.

Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.

Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı

İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.

Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.

Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.

Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.

Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.

Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı

Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.

Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.

Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.

20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.

Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.

Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.

Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.

Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.

Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.

“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”

Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:

“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”

İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.

İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.

Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.

ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.

Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.

Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.

Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.

ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.

Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.

Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English