Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçiler yeni hükümet kapanmalarından endişe ediyor

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) iki aydır süren kapalı kalma sürecini sonlandırmaya çalışırken, Demokratların ekim ayında daha büyük bir hükümet kapanmasını tetiklemesinden endişe duyuyor. Cumhuriyetçi senatörler, Trump’ın ikinci dönemindeki bu siyasi riskleri önlemek adına bütçe mutabakatı ve yeni yasal düzenlemeler üzerinde stratejiler geliştiriyor.

Amerika Birleşik Devletleri Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler, İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) iki aydır devam eden kapalı kalma sürecini sona erdirmek için çabalarken, Demokratların ekim ayında daha geniş kapsamlı bir hükümet kapanmasına yol açabileceğinden endişe duyduklarını ifade ediyor.

Cumhuriyetçi kanat, siyasi açıdan ağır sonuçlar doğurabilecek bu senaryoyu engellemek için çeşitli stratejiler üzerinde çalışıyor.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, bu hafta Senato’dan bir bütçe tasarısı geçirmeyi planladığını bildirdi. Bu tasarı, Cumhuriyetçilerin bahar aylarında yasalaştırmayı hedeflediği bütçe mutabakat paketi için bir yol haritası niteliği taşıyacak.

Planlanan bu düzenleme ile Senato’daki Demokratların “filibuster” olarak bilinen engelleme taktikleri baypas edilerek, Göç ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Sınır Devriyesi birimlerinin 2029 yılına kadar fonlanması amaçlanıyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi senatörler arasında, Kongre’nin söz konusu birimleri gelecek üç buçuk yıl için fonlamayı başarması durumunda dahi Demokratların eylül ayında yeni bir çatışma başlatarak hükümetin bir kez daha kapanmasına neden olacağına dair kaygılar artıyor.

İç Güvenlik Bakanlığı’nın mevcut kapalı kalma süreci, Amerikan tarihindeki en uzun süreli kapanma olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Bu durum, geçtiğimiz yılın sonbaharında sağlık desteklerinin uzatılmasına yönelik talepler nedeniyle hükümetin 43 gün kapalı kaldığı önceki rekoru da geride bıraktı.

Cumhuriyetçiler, Başkan Trump’ın ikinci döneminde yaşanan bu iki ağır bütçe krizinin ardından, rutin hükümet fonlama sürecinin onarılamaz biçimde bozulmasından endişe ettiklerini belirtiyor.

Ödenek sürecine dair derin kaygıları olduğunu dile getiren John Thune, Trump görevde kaldığı sürece Demokratların ICE ve Sınır Devriyesi’nin fonlanmasına asla rıza göstermeyeceği öngörüsünde bulundu.

Diğer Cumhuriyetçi temsilciler de Demokratların bütçe üzerinden bir mücadeleye sıcak baktığından şüpheleniyor. Cumhuriyetçilere göre Demokratlar, yeni bir kapanmanın Kongre’de ve Washington’da kontrolü elinde tutan partiye daha fazla siyasi zarar vereceğinin bilinciyle hareket ediyor.

Kansas Senatörü Roger Marshall, Demokrat Senato Lideri Chuck Schumer’in planının her fırsatta hükümeti kapatmak olduğunu iddia ederek, sonbaharda yaşanabilecek benzer bir durumu engellemek için gereken her türlü yasayı geçirmekten yana olduğunu kaydetti.

Demokratlar ise bütçe fonlaması üzerinden siyasi bir oyun oynadıkları yönündeki suçlamaları defalarca reddetti. Demokrat temsilciler, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Washington’da ellerindeki kısıtlı nüfuzu, ObamaCare yardımlarının uzatılması veya göçmenlik yasası reformu gibi toplumda karşılığı olan öncelikleri hayata geçirmek için kullandıklarını ifade ediyor.

Teksas Senatörü Ted Cruz ise Salı günü CNBC’de katıldığı bir programda, Chuck Schumer’in eylül ayında bütçeyi engellemek için yeni bir gerekçe bulacağı tahmininde bulundu.

Cruz, Schumer’in 1 Ekim itibarıyla tüm federal hükümeti bir ay boyunca kapatmayı planladığını savunarak, seçim gününde havalimanlarındaki uzun kuyruklar üzerinden Cumhuriyetçilerin yönetme kabiliyetinin olmadığını iddia edeceğini öne sürdü.

Cruz ayrıca bu iddiası üzerine 100 dolarlık bir iddiaya girebileceğini de sözlerine ekledi.

Missouri Senatörü Josh Hawley de Demokratların seçim öncesinde “ne kadar çok kaos olursa o kadar iyi” mantığıyla yeni bir hükümet kapanmasını zorlayacaklarını düşündüğünü belirtti.

Cumhuriyetçiler kapanmayı engellemek için alternatif yasa tasarılarını tartışıyor

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Cumhuriyetçilerin bu süreçte senatörler Ron Johnson ve James Lankford tarafından sunulan iki farklı öneriyi değerlendirdiklerini açıkladı.

Bu öneriler, ya hükümet kapalıyken temel hizmetleri yürüten federal personelin maaşlarının ödenmesini ya da gelecekteki kapanmaları önlemek için otomatik geçici fonlama mekanizmalarının devreye alınmasını öngörüyor.

Cumhuriyetçi senatörler, bu önlemleri Salı günü gerçekleşen bir öğle yemeği toplantısında ele aldı. İç görüşmelere dair bilgi sahibi bir kaynak, hem Johnson hem de Lankford’un kendi önerileri hakkında sunum yaptıklarını aktardı.

Thune, hükümetin fonlanamaması durumunda ortaya çıkacak etkileri yumuşatacak yasal düzenlemeler için “Bu harika bir fikir, bunu destekliyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Demokratların hükümetin işleyişi üzerinden partizan siyasi oyunlar oynamasını engelleyecek her türlü adımın iyi bir sonuç doğuracağını vurgulayan Thune, hükümet çalışanlarının kapanma sürecinde maaşlarını almaya devam etmesini sağlamanın en iyi yolunu ciddi şekilde tartıştıklarını belirtti.

Tartışılan fikirler arasında, hükümetin kapanmasını engelleyecek veya etkilerini azaltacak bu yasal düzenlemelerin, gelecek birkaç hafta içinde geçirilmesi planlanan bütçe mutabakat paketine eklenmesi de yer alıyor.

Bu yöntemle yasalar, Demokratların engelleme taktiklerini aşarak basit çoğunlukla ve hızlı bir prosedürle ilerleyebilecek. Ancak bu noktada, Senato tüzük görevlisinin bu düzenlemelerin bütçe mutabakatı için geçerli olan katı “Byrd Kuralı” ile uyumlu olup olmadığına dair vereceği karar bir soru işareti oluşturuyor.

Thune, temel hizmetlerde çalışan federal personelin maaşlarının ödenmesine yönelik düzenleme için sendikalardan yoğun destek geldiğini ifade ederken, tüzük görevlisinin bu konudaki hukuki yorumunun ne olacağının belirsizliğini koruduğunu kaydetti.

Senato’da Salı günü yapılan oylamada, bütçe tasarısı üzerinde ilerleme kararı 46’ya karşı 52 oyla kabul edildi. Bu oylama, hafta sonuna doğru yapılması beklenen bir dizi değişiklik önergesinin de önünü açmış oldu.

Öte yandan Cumhuriyetçi senatörler, hükümetin kapanmasını önleyecek düzenlemelerin, DHS’nin ICE ve Sınır Devriyesi dışındaki birimlerini fonlamak için Paskalya öncesinde Senato’dan geçen tasarıya eklenmesini de gündeme getirdi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ise söz konusu Senato tasarısını oylamaya sunmayı reddetti. Johnson, Salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Senato’nun ICE ve Sınır Devriyesi’ni gelecek üç buçuk yıl boyunca fonlayacak olan bütçe mutabakat paketini geçirmesini beklemek istediğini ifade etti.

Wisconsin Senatörü Ron Johnson, hükümetin yeniden kapanmasını engelleyecek bir düzenlemenin eklenmesi durumunda Temsilciler Meclisi’ndeki muhafazakarların bütçe tasarısına daha sıcak bakabileceğini belirterek mevkidaşlarıyla iletişime geçtiğini bildirdi. J

ohnson, Temsilciler Meclisi’ne Senato’nun DHS fonlama tasarısını geçirmelerini ve buna “Hükümet Kapanmasında Adalet Yasası”nı (Shutdown Fairness Act) ekleyerek geri göndermelerini önerdiğini söyledi.

Kritik kamu çalışanlarının maaşlarının güvence altına alınması planlanıyor

Senatör Johnson tarafından sunulan Hükümet Kapanmasında Adalet Yasası, hükümet kapalıyken çalışmaya devam etmesi zorunlu olan kritik personelin maaşlarını zamanında almasını sağlamayı hedefliyor.

Bu öneri; hava trafik kontrolörleri ve Ulaştırma Güvenlik İdaresi (TSA) çalışanları gibi temel personelin bütçe krizlerinden etkilenmeden ödeme almalarını zorunlu kılıyor. Düzenlemenin, geçtiğimiz yılki 43 günlük kapanma ve mevcut İç Güvenlik Bakanlığı krizinde havalimanlarında yaşanan aksaklıkları gidermesi bekleniyor.

Johnson, bu önerinin federal işçi sendikalarından güçlü destek aldığını belirterek Demokrat meslektaşlarını da yasaya destek vermeye çağırdı.

Senatör James Lankford ise “Hükümet Kapanmalarını Önleme Yasası” adıyla farklı bir teklif sundu. Bu teklif, Kongre bütçe yasalarını zamanında geçiremezse otomatik olarak iki haftalık geçici fonlama mekanizmalarını devreye alıyor.

Lankford’un tasarısı, bütçe çıkana kadar milletvekillerinin Washington’da kalmasını zorunlu kılmak amacıyla, geçici fonlama süresince kamu kaynaklı seyahat harcamalarını yasaklıyor.

Lankford, Johnson’ın tasarısıyla aynı sorunu çözmeye çalıştıklarını ancak kendi önerisinin milletvekillerini işlerini bitirmeye zorladığını ifade etti.

Senato Ödenek Komisyonu üyelerinin kendi tasarısını tercih ettiğini belirten Lankford, bu düzenlemenin milletvekilleri üzerinde bütçe geçirme baskısı oluşturduğunu vurguladı.

Demokrat Senatör Maggie Hassan’ın da geçmişte destek verdiği Lankford tasarısına göre, ödenek çalışmaları bitene kadar milletvekillerinin haftada yedi gün oturumlara katılması ve ödenek dışında başka bir yasa tasarısını gündeme alamaması öngörülüyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English