Amerika
Demokratlar: Trump gelecek seçimlere müdahale hazırlığında

ABD Başkanı Donald Trump’ın 2020 başkanlık seçimlerine ilişkin bazı gizli belgeleri kamuoyuna açıklaması ve yaptığı konuşmanın etkileri devam ediyor. Demokratlar, Trump’ın bu adımlarla gelecek seçimlere müdahale etmek için zemin hazırladığını savunurken istihbarat uzmanları sunulan belgelerin seçim sonuçlarının değiştiğine dair hiçbir kanıt sunmadığını belirtiyor. Federal hükümet ile eyaletler arasında yetki tartışmasına yol açan gelişmede, İç Güvenlik Bakanlığı eyaletlere yönelik baskıyı artıracağını duyurdu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 2020 başkanlık seçimlerine ilişkin bazı gizli belgeleri seçici bir şekilde kamuoyuna açıklaması, istihbarat topluluğunun “seçimde tek bir oyun bile değiştirilmediği” yönündeki temel tespitini değiştirmedi.
Buna karşılık Demokrat partililer, Trump’ın bu adımlarla gelecek seçimlere müdahale etmenin zeminini açıkça hazırladığını ifade ediyor.
Trump’ın konuşmasında Çin’in 18 eyaletteki seçmen verilerine eriştiğini açıklaması bazı kesimlerce eleştirildi. Siyasi kampanyaların seçmenlere ulaşmak amacıyla bu tür verileri piyasadan yasal olarak sıklıkla satın alabildiği biliniyor.
Demokratlar ise Trump’ın açıklamalarını, gelecek seçimlere yönelik bir müdahale sinyali olarak değerlendiriyor. Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Jim Himes konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Bu gece ne olduğunu iyi anlamak gerekiyor. Başkan bir zemin oluşturuyor. Seçim günü gece yarısı ortaya çıkıp ‘Sizi temmuz ayında Çinlilerin ve Venezuelalıların şunları yapacağı konusunda uyarmıştım, işte bu gece gerçekleşti’ demek için hazırlık yapıyor. Ardından yedi eyalete İç Güvenlik Bakanlığı federal görevlilerini konuşlandırıp oy sandıklarına el koyacaklarını söyleyecek.”
Seçim makineleri ve eyaletlere baskı tartışması
İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin, cuma sabahı düzenlediği basın toplantısında, ABD istihbarat kurumlarının raporlarının aksine oy verme makinelerinin hacklenebileceğini ileri sürdü.
Mullin, eyaletlerin seçmen bilgilerini bakanlık ile paylaşması yönünde baskıyı artıracaklarını belirterek yasadışı oyları tespit etmek için “maksimum baskı” uygulayacaklarını kaydetti.
Trump ise ulusa sesleniş konuşmasında, açıkladığı belgelerin seçim altyapısındaki büyük açıkları ortaya koyduğunu savundu.
Trump, “Bu kanıtlar, sahip olduğumuz seçim sisteminin hackleme, istismar ve dış müdahalelere daha önce hiç düşünülmemiş düzeyde açık olduğunu gösteriyor” dedi.
Ancak Trump yönetiminin açıkladığı e-posta, analiz ve raporlardan oluşan belgeler, istihbarat topluluğunun Trump’ın başkanlığı döneminde, 2021 yılında ulaştığı “2020’de hiçbir oy değişmedi” sonucunu çürütecek bir veri sunmadı.
Trump’ın Çin’e dair paylaştığı bilgilerin büyük bölümü, o dönem istihbarat birimleri tarafından gazetecilerle paylaşılan ve Pekin’in diğer ülkelerin etki çabalarını taklit etmeye yeni başladığını belirten raporlarda yer alıyordu.
İstihbarat birimleri o dönem seçimleri etkilemeye çalışan başat aktörlerin Rusya ve İran olduğunu açıklamıştı.
Gizli statüsü kaldırılan belgeler arasındaki bir şemada Çin, Rusya ve İran’ın faaliyetleri karşılaştırıldı. Şema, üç ülkeden yalnızca Rusya’nın ABD seçim süreçlerini doğrudan hedef almaya çalıştığını ortaya koydu.
İstihbarat uzmanlarından “cımbızlama” eleştirisi
İstihbarat uzmanları, Trump yönetimini geniş iddialarda bulunmak için belirli istihbarat verilerini cımbızlayarak kullanmakla eleştirdi.
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Ulusal İstihbarat Direktör Yardımcısı olarak görev yapan Sue Gordon, CNN ekranlarında yaptığı değerlendirmede konuşmayı eleştirdi:
“Son derece önemli bir konuda, oldukça şüpheli çözüm önerileri sunan tehlikeli bir konuşmaydı. Başkan istihbarata kesin bir yargı gibi yaklaşıyor ancak istihbarat bir yargı değil, bir sürecin başlangıcıdır. Yeni veriler açıklansa bile bu hiçbir şeyi kanıtlamaz. Niyet eylem değildir, eylem etki yaratmaz ve etki de sonucu belirlemez.”
Eski CIA yöneticisi ve Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Analiz Direktör Yardımcısı Brian O’Neill ise Just Security için kaleme aldığı değerlendirmede, belgelerin Trump’ın iddialarını desteklemediğini kaydetti.
O’Neill, meselenin önceki değerlendirmelerin yanlış olup olmaması değil, yeni istihbaratın Çin veya diğer rakiplerin sadece veri toplamaktan seçim sürecinin kendisine yönelik daha agresif adımlara geçip geçmediğini göstermesi olduğunu belirtti. O’Neill, incelenen belgelerde bu yönde yeni ve koordineli bir istihbarat değerlendirmesinin yer almadığını yazdı.
O’Neill ayrıca, ham istihbarat verilerinin tek başına bir iddianın daha sonra doğrulanıp doğrulanmadığını, reddedilip edilmediğini veya daha geniş bir analize dahil edilip edilmediğini göstermeyeceğini vurguladı.
Ödenekleri kesme tehdidi
Bakan Mullin, anayasaya göre eyaletlerin yetkisinde olan seçim yönetimine federal hükümetin dahil olması gerektiğini savunurken Trump’ın açıkladığı belgeleri buna gerekçe gösterdi.
Eyaletlerin seçmen listelerine erişim taleplerinin daha önce mahkemeler tarafından reddedildiğini hatırlatan Mullin, İç Güvenlik Bakanlığının taleplerine uymayan eyaletlerin federal fonlarını kesme tehdidinde bulundu. Bakanlık, seçmenlerin vatandaşlık durumunu doğrulamak için sosyal yardım programlarında kullanılan tartışmalı bir veri tabanının kullanılmasını talep ediyor.
Mullin gazetecilere yaptığı açıklamada, “Makinelerin güvenli hale getirilmesi ve seçmen kayıt listelerinin temizlenmesi gerektiğini söylüyoruz. Bu konuda maksimum baskı uygulayacağız. Erken oylama sürecini ve seçim sonrasını aktif olarak inceleyeceğiz” dedi.
Mullin, yasadışı oy kullananların peşine düşeceklerini de sözlerine ekledi.
İç Güvenlik Bakanlığı, cuma günü yaptığı açıklamada dört eyaletteki seçmen listelerinde 250 bin kadar ABD vatandaşı olmayan kişinin yer aldığını iddia etti.
Ancak The Hill tarafından yapılan incelemede, bakanlığın kayıtlarındaki yabancılarla sadece 118 bin seçmenin isim ve doğum tarihinin eşleştiği belirlendi.
Siyasi eğilimleri farklı kuruluşların yaptığı araştırmalar, ABD’de son yıllarda vatandaş olmayan kişilerin oy kullandığı vakaların sayısının 30’un altında olduğunu gösteriyor.
Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) Seçim Hakları Projesi Direktörü Sophia Lin Lakin, ABD seçimlerinin güvenli olmasının arkasındaki temel nedenin merkeziyetçi olmayan yapı ve federal müdahalenin bulunmaması olduğunu vurguladı.
Lakin, “Anayasa hiçbir başkana kendi siyasi iradesini seçmenlerin oylarının yerine koyma yetkisi vermez. Seçim görevlileri ve mahkemeler, seçimlerin çok katmanlı güvenceler ve şeffaflık sayesinde güvenli olduğunu uzun süredir kanıtlamıştır” dedi.
Temsilciler Meclisi İdare Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Joseph Morelle ise Trump’ın bu adımla iki amaca hizmet ettiğini savundu:
“Bence ilk olarak, 2020 seçimlerini kaybettiği gerçeğini duygusal olarak kabullenemiyor ve tüm kanıtlara karşı çıkmanın yollarını arıyor. İkincisi ise ‘Bakın, artık Amerika’daki seçimlere güvenmemelisiniz’ diyebileceği bir ortam yaratmaya çalışıyor. Amerikan halkının seçimlere olan güvenini ne kadar sarsabilirse o kadar kaos yaratır ve bence asıl niyeti de bu.”
Amerika
ABD Senatosu’ndaki “YOLO grubu” Trump’ın atama kararlarını zora sokuyor

ABD Senatosunda haziran ayındaki ön seçimleri kaybeden veya emeklilik kararı alan Cumhuriyetçi senatörlerin oluşturduğu “YOLO grubu” (Yalnızca Bir Kez Yaşarsın), önümüzdeki haftalarda Trump yönetiminin üst düzey adaylarının kaderini belirleyecek. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri Direktörlüğüne aday gösterilen Erica Schwartz ile Adalet Bakanı adayı Todd Blanche, komisyon oturumlarında kendi partilerinden senatörlerin sert sorularıyla karşılaştı.
ABD’de Donald Trump yönetiminin en çok tartışılan bazı adayları, önümüzdeki haftalarda Senato komisyonlarında yapılacak kritik oylamalarda görev sürelerinin sonuna gelen Cumhuriyetçi senatörlerin bağımsızlık ve denetim iradesini test edecek.
Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) direktör adayı Erica Schwartz ile Adalet Bakanı adayı Todd Blanche, geride kalan hafta düzenlenen onay oturumlarında soğuk bir kabulle karşılaştı.
Bu direnç, kendi partilerinde gayriresmi olarak “YOLO (Yalnızca bir kez yaşarsın) grubu” diye adlandırılan senatörlerden geldi.
Grubun üyeleri arasında haziran ayındaki ön seçimlerde Başkan Trump’ın desteklediği rakiplerine kaybeden Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Bill Cassidy ile geçen yıl emekli olacağını duyuran Senatör Thom Tillis yer alıyor.
Komisyonlardaki dengeler açısından kritik öneme sahip bu isimlerden Cassidy, Schwartz’ın adaylığını inceleyen komisyonun başkanlığını yürütürken; Cornyn ve Tillis ise Blanche’ın adaylığını karara bağlayacak komisyonda kararsız oyları elinde tutuyor.
Kabine düzeyindeki diğer iki aday olan Çalışma Bakanı adayı Keith Sonderling ve Ulusal İstihbarat Direktörü adayı Jay Clayton da geçen hafta komisyonların önüne çıktı. Bu isimlerin adaylıklarının da önümüzdeki günlerde oylanması bekleniyor.
Seçim yenilgileri ve emeklilik kararları sonrası daha özgürce konuşmaya başlayan senatörler, Trump ile Senato Cumhuriyetçileri arasında yaz başında tırmanan gerilimin ardından ilk kez bu kadar çok sayıda önemli adayı sorguluyor.
Cassidy, Cornyn ve Tillis; Trump’ın tartışmalı adımlarına karşı bir barikat oluşturan ılımlı Cumhuriyetçi Senatörler Lisa Murkowski ve Susan Collins ile ortak hareket ediyor.
“Sadece emir alan bir direktör istemiyoruz”
Geçmişte yönetimin sağlık politikalarına eleştiriler yönelten ancak geçen yıl aşı karşıtı söylemlerine yönelik endişelerine rağmen Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın onaylanması yönünde oy veren Senatör Cassidy, tıp doktoru kimliğiyle bu kez daha seçici davranıyor.
Eski bir cerrah yardımcısı ve hekim olan Schwartz, CDC liderliği için ana akım bir isim olarak görülse de Cassidy’nin, adayın aşı güvenliği konusunda Trump veya Kennedy’ye boyun eğmeyip bağımsız kalacağına dair verdiği yanıtlardan tatmin olmadığı görüldü.
Oturum esnasında tepkisini dile getiren Cassidy, “CDC direktörü olup sadece emirleri yerine getirebilirsiniz. Ancak bizim, aşılara olan inancı sarsan çılgınca ve aptalca iddialara karşı gerçekten dik duracak bir CDC direktörüne ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Demokratların tamamının beklendiği gibi aşı kararına karşı oy kullanması durumunda, komisyondan tek bir Cumhuriyetçi üyenin “hayır” oyu vermesi Schwartz’ın adaylığının genel kurula sunulmasını engellemeye yetiyor. Cassidy ise oyunun yönüne dair henüz renk vermedi.
Benzer şekilde, Adalet Bakanı adayı Todd Blanche için Yargı Komisyonunda düzenlenen iki günlük oturumlar da Cornyn ve Tillis’i ikna etmekte yetersiz kaldı. Blanche’ın adaylığının komisyonda bloke edilmesi için de yine tek bir Cumhuriyetçi üyenin ret oyu yeterli bulunuyor.
“Mağdur fonu” tartışması
Trump’ın eski kişisel avukatı olan Blanche, Demokratların sert muhalefetinin yanı sıra kendi partisinden de ciddi çekincelerle karşı karşıya.
Cornyn ve Tillis, Blanche’ın vekil adalet bakanı olarak son aylardaki bazı uygulamalarından rahatsızlık duyduklarını belirtti. İki senatör, Blanche’a verecekleri desteğin, devlet mekanizmalarının kendilerine karşı “silah olarak kullanıldığını” iddia eden kişilere yönelik kurulması planlanan yasal savunma fonunun tamamen iptal edilmesine bağlı olduğunu vurguluyor.
Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında büyük tartışma yaratan bu fon projesi, mayıs ayında göçmenlik yasası fon paketinin geçmesini de engellemişti.
Blanche, söz konusu fon projesinin “bittiğini” ve yeniden canlandırılamayacağını söylese de bu güvenceyi henüz yazılı olarak sunmadı. Senatör Cornyn, Blanche’ın bu konudaki sözlü açıklamalarının ikna edici olmadığını belirterek çarşamba günü oturum çıkışında gazetecilere, “Argüman bu fonun öldüğü yönündeydi ancak kendisi aslında ölmediğini doğrulamış oldu” dedi ve oyuna dair kararını henüz vermediğini ekledi.
Blanche’ın adaylığına genel olarak olumlu bakan Tillis ise duruşmayı, Adalet Bakanlığının Jeffrey Epstein dosyalarını ele alış biçimini sorgulamak için kullandı.
Tillis, Blanche’ın bakanlıktan randevu talep eden ancak yanıt alamayan bazı Epstein kurbanlarıyla görüşmemesi halinde adaylığına onay vermeyeceğini beyan etti.
Bu uyarının ardından Blanche, perşembe öğleden sonra kurbanlarla bir araya gelse de görüşme mağdurları memnun etmedi. Kurbanlardan Annie Farmer, yaptığı açıklamada Blanche’ı “hırpalayıcı, tepeden bakan ve kasıtlı olarak net yanıtlar vermekten kaçınan” biri olarak tanımladı.
Blanche ise mağdurlara, kamuoyu önünde yaptığı gibi adalet arayışları için FBI’a başvurmalarını tavsiye ettiğini söyledi.
Tillis, Blanche’a bu görüşmeyi gerçekleştirdiği için teşekkür etmekle birlikte, iki hafta içinde yapılması planlanan oylamadaki tavrını açıklamadı.
Seçim güvenliği çıkmazı
Ulusal İstihbarat Direktörü adayı Jay Clayton’ın önünde ise daha az engelli bir yol uzanıyor. Ancak ABD istihbarat servislerinin yabancı tehditleri yurt dışında izlemesine olanak tanıyan gözetleme yasasının (FISA) Clayton yönetiminde yeniden yürürlüğe girip girmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Geçen ay süresi dolan yasanın uzatılması çabaları, Trump’ın istihbarat topluluğunun başına geçici olarak Bill Pulte’u atamasıyla Senatoda kesintiye uğramıştı.
Pulte, Federal Konut Finansmanı Ajansı direktörüyken Trump’ın siyasi rakiplerini soruşturmak için konut kredisi kayıtlarını kullandığı iddiaları nedeniyle hem Demokratlar hem de bazı Cumhuriyetçiler arasında tartışmalı bir figür olarak görülüyor.
Senatörler, New York’ta eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro gibi profili yüksek sanıkları ve terör zanlılarını yargılamış olan Clayton’a karşı daha sıcak yaklaşıyor.
Ancak Trump yönetiminin seçim güvenliği odaklı ajandası, Clayton’ın varlığına rağmen FISA yasasının yenilenmesini zorlaştırabilir.
Oturumda Demokrat senatörler, Clayton’ı 2020 başkanlık seçimlerini Trump’ın değil Joe Biden’ın kazandığını açıkça kabul etmediği için eleştirdi. Eski Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard’ın, Georgia eyaletinin Fulton ilçesindeki seçim ofislerine düzenlenen FBI baskınlarında yer alması da tartışma konusu oldu.
Clayton bu baskınlar hakkında detaylı bilgisi olmadığını iddia edince Senato İstihbarat Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Mark Warner duruma tepki göstererek, “Size güveniyorum ve sizi tanıyorum; fakat Direktör Gabbard’ın Fulton’daki yerel seçim faaliyetlerine müdahalesinden ve bunun yarattığı büyük endişeden haberiniz olmadığını düşünmek inandırıcılık sınırlarını zorluyor” dedi.
İstihbarat Komisyonu, pazartesi akşamı Clayton’ın adaylığını oylayacak. FISA konusu oturumda doğrudan gündeme gelmemiş olsa da senatörler, Pulte’un yerine Clayton’ın getirilmesinin yasanın uzatılması sürecini yeniden başlatabileceğine dair umut taşıyor.
Amerika
Amerikan bankaları kâr rekorları kırdı

ABD’deki en büyük beş banka, yapay zeka patlaması ve İran ile savaşın yol açtığı piyasa dalgalanmaları sayesinde rekor kâr rakamları açıkladı.
JPMorgan, Bank of America, Goldman Sachs, Wells Fargo ve Citigroup geçen hafta açıklanan verilere göre ikinci çeyrekte toplam 49 milyar dolarlık kâr elde ettiler.
SpaceX’in 85 milyar dolarlık halka arzı, iyimser perakende yatırımcıları akın akın çekti ve işin içinde olan bankalara yaklaşık 500 milyon dolar kazandırdı.
Hürmüz Boğazı’nın tekrar tekrar açılıp kapanması etrafındaki piyasa dalgalanmaları ve yapay zekanın ya daha parlak bir geleceği ya da dünyanın sonunu temsil ettiği yönündeki tartışmalar da bankaların gelirlerini artırdı.
Birleşme ve satın almaların yoğun olduğu dönemlerde yatırım bankacılığından elde edilen çok daha yüksek ücretler ile altyapılarını geliştiren yapay zeka şirketleriyle yapılan anlaşmalardan gelen gelirler de arttı.
Öte yandan JPMorgan Chase CEO’su Jamie Dimon, bankanın kazanç açıklamasında heyecanı biraz dizginledi.
Dimon, ABD ekonomisinin “dayanıklılığını” överek iş koşullarının neredeyse “olabileceği en iyi durumda” olduğunu belirtse de, aynı zamanda uyarıda bulundu:
“Jeopolitik gerilimler ve savaşlar, inatçı enflasyon, büyük küresel mali açıklar ve yüksek varlık fiyatları dahil olmak üzere birçok risk, tektonik plakalar gibi yüzeyin altında kayıyor.”
Dimon, “Bu güçlerin nihayetinde nasıl sonuçlanacağını öngöremiyoruz,” diye ekledi.
Goldman Sachs’ın kazanç açıklamasında ise CEO David Solomon, yapay zeka altyapı yatırımları nedeniyle bankacılık sektörünün “yapay zeka sermaye harcamaları süper döngüsünün ortasında” olduğunu belirtti.
Ayrıca yakında gerçekleşecek yapay zeka halka arzları da var: Anthropic’in halka arzı Goldman ve Morgan Stanley tarafından yönetilecek; OpenAI ise hangi bankaların sürece dahil olacağına henüz karar vermiş değil.
Amerika
AIPAC, İsrail yardımında fire veren Demokratları sildi

ABD’deki en güçlü İsrail lobisi AIPAC, bu hafta İsrail’e yönelik askeri yardımın kesilmesi yönünde oy kullanan Temsilciler Meclisi üyesi 10’dan fazla Demokrat vekilin internet sitesindeki bağış butonlarını kaldırdı. Siyasi eylem komitesi portalında “İsrail’in yanında duranlar” listesinde yer alan Kongre üyelerine yönelik çevrimiçi destek kanalları cuma günü itibarıyla kapatıldı.
Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesinin (AIPAC) seçim finansmanı kanadı, bu hafta İsrail’e yönelik askeri yardımın kesilmesi yönünde oy kullanan Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat vekillere yönelik internet üzerinden yapılan bağışları sınırlandırdı.
Bu hamle, Demokrat Parti ile nüfuzlu İsrail lobisi arasında var olan görüş ayrılıklarının son halkasını oluşturdu.
Cuma günü öğleden sonra itibarıyla AIPAC siyasi eylem komitesinin internet portalında, “İsrail’in yanında duran” mevcut Kongre üyelerinin listelendiği sayfada yer alan 10’dan fazla Demokrat vekilin yanındaki bağış butonları kaldırıldı.
Portalda bağış butonları devre dışı bırakılan isimler arasında Temsilciler Meclisindeki iki numaralı Demokrat konumundaki Massachusetts Temsilcisi Katherine Clark, parti yönetiminde yer alan bir diğer isim olan Colorado Temsilcisi Joe Neguse ve oylamanın ardından AIPAC fonlarını reddettiğini açıklayan New York Temsilcisi Pat Ryan da yer alıyor.
AIPAC Sözcüsü Deryn Sousa konuya dair Politico’ya yaptığı açıklamada, “AIPAC üyeleri, ilkeli bir duruş sergileyen temsilcilerine derinden minnettardır ve bu duruşu sergilemeyenlerden ötürü hayal kırıklığı yaşamaktadır” ifadelerini kullandı.
Yaşanan bu gelişme, AIPAC ile Temsilciler Meclisi Demokratları arasındaki siyasi ilişkilerde yaşanan büyük eksen kaymasının yeni bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Kongre ara seçimleri öncesinde, sol kanatta yer alan çok sayıda ilerici aday, AIPAC’ten mali destek almalarını eleştirdikleri rakiplerini ön seçimlerde mağlup etmişti. Bu durum, Demokratlar arasında İsrail yanlısı lobiyle ilişki kurmanın siyasi açıdan zarar verici olduğu kanaatini güçlendirdi.
İnternet Arşivi (Internet Archive) verilerine göre, söz konusu bağış butonları en son 6 Temmuz tarihinde aktif olarak görünüyordu.
O dönemde portalda eski Meclis Başkanı California Temsilcisi Nancy Pelosi’ye yönelik övgü dolu ifadeler de yer alıyordu. Portalda 6 Temmuz’da yer alan ve Pelosi’nin yeniden aday olmayacağını hatırlatan notun altında, “Kongre Üyesi Pelosi’ye, ABD-İsrail ilişkilerine verdiği destekten ötürü teşekkür ederiz” ifadesi yazılıydı.
Cuma günü itibarıyla bu teşekkür yazısının yanı sıra Pelosi’nin California’dan meslektaşı olan Demokrat Temsilci Julia Brownley’e yönelik teşekkür ifadesinin de siteden kaldırıldığı görüldü.
Çarşamba günü, 100’den fazla Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi, Dışişleri Bakanlığı bütçe tasarısına eklenmesi öngörülen ve ABD’nin İsrail’e yönelik askeri yardımını kesmeyi amaçlayan bir değişiklik önergesine lehte oy kullanmıştı. Bu da partinin Yahudi devletine yönelik bir dönem sarsılmaz olarak görülen desteğinde büyük bir kırılma olarak kayda geçti.
Önergeye destek veren vekillerin büyük bir kısmı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’deki savaşı yürütme biçimine yönelik rahatsızlıklarını gerekçe gösterdi.
Değişiklik önergesi, aralarında Azınlık Lideri New York Temsilcisi Hakeem Jeffries’in de olduğu 98 Demokrat vekilin karşı oy kullanmasıyla reddedildi.
Demokrat Temsilci Pat Ryan, çarşamba günü X hesabından yaptığı paylaşımda, AIPAC gibi grupların gelecekteki seçim kampanyalarına destek vermemesini beklediğini belirterek “Açıkçası onların desteğini zaten istemiyorum” dedi.
Ryan, paylaşımında ayrıca “Yozlaşmış ve giderek daha tehlikeli hale gelen Netanyahu rejimine karşı durmayı reddeden katı yaklaşımların siyasetimizde yeri yoktur” ifadesine yer verdi.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?









