Diplomasi
Elbridge Colby: ABD’nin Asya’daki hedefi, kimsenin hegemon olamayacağı bir düzen

Çevirmenin notu: Aşağıda çevirisini verdiğimiz konuşma, Trump yönetimindeki Pentagon stratejisini belirlemede kritik bir rol oynayan Elbridge Colby tarafından yapıldı. Colby, Trump’ın ilk döneminde hazırlanan 2018 tarihli Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin (NSS) yazılmasında da önemli bir rol oynamış ve daha izolasyonist, Monroe Doktrini taraftarı ve askeri güçlerin Çin’e odaklanmasını isteyen bir Amerikan politikasının sadık bir destekçisi olmuştu. Zaten yeni NSS’i okuyanlar, Colby’nin konuşmasındaki temalardan yola çıkarak bu versiyonda da müsteşarın ağır izlerini fark edebilir. Pentagon’da devam eden “Asya-Orta Doğu” ayrışmasında askeri kuvvetlerin Asya’ya kaydırılması gerektiğini savunan kampın başını da Colby çekiyor. Daha önce de ABD’nin Ukrayna’ya taahhütlerinin fazla olduğunu savunan Colby, ülkesine ve çıkarlarına yönelik en somut meydan okumanın, iktisadi ve askeri olarak Çin’den geldiğinin altını çizmiş, Doğu Avrupa’ya daha fazla kuvvet kaydırılmasına karşı çıkmış ve Çin’i Rusya’dan çok daha tehlikeli bir rakip olarak gördüğünü açıkça belirtmişti. Colby, konuşmasında birkaç kez Çin’i boğmak istemediklerini ve saygılı bir iletişim istediklerini söylese de kuvvet postürü, müttefiklerin (Japonya, Güney Kore, Filipinler, vd.) silahlandırılması ve “hegemonsuz denge” arayışları çatışmasızlıktan ziyade, çatışmaların Hint-Pasifik bölgesine yayılması anlamına geliyor gibi görünüyor.
Güney Kore’deki Sejong Enstitüsü’nde Savaş Bakanlığı Politika Müsteşarı Elbridge Colby’nin Konuşması
ABD Savaş Bakanlığı
26 Ocak 2026
Bu nazik takdim için teşekkür ederim, Dr. Kim, teşekkür ederim Büyükelçi Lee ve bugün beni burada ağırlayan Sejong Enstitüsüne teşekkür ederim. Bu benim için büyük bir onur. Enstitü, bölgesel ve küresel güvenliği en doğrudan etkileyen konular hakkında ciddi tartışmalar düzenleyerek mükemmel bir itibar kazanmıştır. Bu nedenle, burada bulunmak benim için büyük bir ayrıcalık ve onur. Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı olarak ilk uluslararası gezimde Güney Kore’de bulunmak da benim için büyük bir ayrıcalık ve onur. Bugün sizlere hitap ederek Savaş Bakanlığı ve yönetimimizin düşüncelerini aktarabilmek de benim için bir ayrıcalık.
Gerçek bir stratejik geçiş döneminden geçiyoruz. Soğuk Savaş sonrası dönemin büyük bir bölümünde, Amerikan savunma politikası soyutlamalar, kalıcı tek kutupluluk varsayımları ve jeopolitik gerçeklikten kopuk emeller tarafından şekillendirildi. Strateji, güç, coğrafya ve kısıtlar gibi somut konulardan koparak sürüklendi. Sonuç, istikrar ya da tarihin sonu değil, daha çok hayal kırıklığı ve kaynakların, güvenilirliğin ve halkın güveninin israfı oldu.
Başkan Trump, büyük ölçüde bu üzücü gidişatı tersine çevirmek için seçildi. Başından beri, Amerikan çıkarlarını ve gücün hakikatlerini inatçı bir şekilde değerlendirmeyi tercih ederek belirsiz vaatleri ve odağı belirsiz taahhütleri reddetti. Onun liderliğinde, 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin çok net bir şekilde ortaya koyduğu gibi, Amerika Birleşik Devletleri, NSS (Ulusal Güvenlik Stratejisi) tarafından esnek gerçekçilik olarak adlandırılan strateji yaklaşımına geri döndü: öncelikler konusunda netlik, taahhütler konusunda disiplin, gerekeni yapma konusunda azim ve caydırıcılık konusunda ciddiyet.
Yeni Pentagon stratejisi: Çin ile denge arayışı ve “savaşçı ruhu”
Amerika Birleşik Devletleri, Başkan Trump’ın liderliğinde muazzam bir iktisadi canlanma dönemine girmiş olması nedeniyle büyük bir şansa sahip. Aynı zamanda, Ulusal Güvenlik Stratejisi ve yeni yayınlanan Ulusal Savunma Stratejisi’nde belirtildiği gibi, Hint-Pasifik bölgesi artık küresel büyümenin ana merkezlerinden biri, Güney Kore de dahil olmak üzere küresel üretimin merkezi ve 21. yüzyılın jeopolitik ekseni. Sonuç olarak, bu belgelerin de açıkça belirttiği gibi, Amerikalıların uzun vadeli güvenliği, refahı ve özgürlükleri, bu bölgedeki gelişmeler tarafından belirleyici bir şekilde şekillenecek.
Bu büyüklükteki çıkarlar söz konusu olduğunda, netlik önemli. Amerikalılar, Asya’daki çıkarlarımızın ne olduğu, bu çıkarları savunmak için ne yapmaya hazır olduğumuz ve tatmin edici bir dengenin neye benzediği konusunda net bir görüşe sahip olmalı. Asya’da tatmin edici bir istikrar, afili retorik, varsayılan normlar veya görünüşte iyi niyetlerle elde edilip korunamaz. Karşılıklı iktisadi bağımlılık veya diplomatik sembolizmle garanti edilemez. Aksine, akıllıca ve doğru bir şekilde uygulanan güçle, özellikle de Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde belirtildiği gibi, bu önemli bölgenin tek bir devlet tarafından hakimiyet altına alınmasını önleyen, kalıcı ve elverişli bir güç dengesi ile korunabilir.
Bu, Başkan Trump’ın uzun süredir vurguladığı, Savaş Bakanlığı’nın 2026 Ulusal Savunma Stratejisi’nde çok açık bir şekilde yansıtılan, güç yoluyla barış mantığının ardındaki mantık. Bu, gereksiz çatışmalarla ilgili değil. Bu, sonsuz savaşlarla ilgili değil. Bunun yerine, güvenilir caydırıcılık ve stratejik dengeye dayanan bir istikrar yoluyla Amerika ve müttefiklerinin çıkarlarının korunmasıyla ilgili.
Gerçi bunu başarmak, söylemek kadar kolay değil. Bu nedenle, hem hedeflerimizi hem de bu hedeflere ulaşmak için kullanacağımız araçları net bir şekilde belirlememiz gerek.
Bu amaçla, Başkan Trump, ABD ve müttefiklerimizin çıkarlarını koruyan, Çin ile istikrarlı ve barışçıl bir ilişki kurmaya çalışabileceğimizi ve çalışmamız gerektiğini açıkça belirtti. Başkan Trump’ın bilge liderliği altındaki ABD, Çin’i egemenliği altına almaya, onu boğmaya veya küçük düşürmeye çalışmıyor. Aradığımız şey –ve Başkanın sürekli olarak ifade ettiği gibi– Amerikalılar ve müttefiklerimiz için uygun olan, hiçbir devletin hegemonyasını dayatamayacağı, gerçekten istikrarlı bir denge: elverişli bir güç dengesi. Bu istikrar, birbirimizle ticaret yapmamızı ve ülkelerimizin refah içinde yaşamalarını sağlayacak, saygılı ve net bir şekilde, anlaşabildiğimiz konularda anlaşacak ve anlaşamadığımız konularda farklı görüşlere sahip olabileceğiz. Bakan Hegseth’in 2025 Shangri-La’daki önemli konuşmasında belirttiği gibi, bu bizim izlediğimiz pratik yaklaşım ve kendisi, bu yaklaşımın sadece Amerikalılar için değil, daha fazla iktisadi büyüme ve ulusal geleceklerini çizmede bağımsız egemenlikleri için çabalayan tüm bölge halkları için de işe yaradığını vurguladı. Bu, makul bir barışın temeli.
Aynı zamanda, Bakan Hegseth’in en son aralık ayında Reagan Ulusal Savunma Forumunda yaptığı tarihi konuşmada da açıkça belirttiği gibi, Çin’in devam eden askeri modernizasyonu ve güçlenişi ile bu bölgede ve giderek daha uzak bölgelerde artan askeri faaliyetleri konusunda net olmalıyız. Bunu bir suçlama olarak değil, basit ama açık bir gözlem olarak söylüyorum; ciddiye almamız gereken somut bir gerçek.
Yine de bunu gereksiz bir çatışma tavrıyla değil, odaklanmış, kasıtlı bir güç ve hedeflerimiz ve bunları gerçekleştirmek için gerekli araçlar konusunda makul bir netlikle ele alabiliriz ve alacağız. Bakanın da söylediği gibi, güçlü ve net, ama sessiz. Pekin’e karşı rejim değişikliği peşinde değiliz, Çin’i domine etmeye çalışmıyoruz. Çin’in gururlu tarihini kabul ediyor ve saygı duyuyoruz.
Bunun yerine, bakanın geçen ay açıkladığı ve Ulusal Savunma Stratejisi’nde açıkça belirtildiği gibi, Hint-Pasifik’teki savunma stratejimiz, ilk ada zinciri boyunca reddetme yoluyla caydırıcılık üzerine odaklanıyor. Başkanın Ulusal Güvenlik ve Ulusal Savunma stratejilerindeki talimatları doğrultusunda, Batı Pasifik’te, ilk ada zinciri boyunca saldırganlığın imkansız, tırmanmanın cazip olmayan ve savaşın gerçekten mantıksız olmasını sağlayan bir askeri duruş oluşturmaya odaklanıyoruz. Bu, Japonya, Filipinler, Kore Yarımadası ve bölgenin diğer yerlerinde dayanıklı, yayılmış ve modernize edilmiş bir kuvvet postürü, askeri güçle hızlı veya belirleyici kazanımları engellemek için optimize edilmiş, kırılgan değil dayanıklı ve bizi barış ve istikrar arayışında bir araya getiren bir postürü içeriyor.
Bu yaklaşım, barış ve istikrar arzusu ile motive ediliyor. Fakat caydırıcılığın en güçlü olduğu zamanın, tehditlerin yüksek sesle dile getirildiği ama desteklenmediği zaman değil, sonuçların öngörülebilir şekilde olumlu olduğu ve güvenilir bir şekilde iletildiği zaman olduğu şeklindeki eski bir atasözüne dayanıyor. Başka bir deyişle, bu, pozitif gerçekçilik jeopolitik stratejisine uygun bir askeri stratejidir.
Aynı ruhla, Ulusal Savunma Stratejisi’nin de belirttiği gibi, aynı zamanda zeytin dalını da taşıyoruz. Başkan Trump’ın haklı olarak vurguladığı gibi, güç ve diplomasi birlikte çalışmalı ve bu nedenle istikrarlı bir güç dengesi, iletişim, şeffaflık ve risk azaltma ile pekiştirilir. Bu nedenle Bakanlık, stratejik istikrar, kriz yönetimi ve yanlış hesaplama ve yanlış iletişim riskini azaltmaya odaklanarak Çin ile saygılı ve profesyonel iletişimi sürdürmeye devam edecek.
Bakan ve ben, Çinli meslektaşlarımızla saygı ve açıklıkla, ama aynı zamanda kendinden emin bir güç ve netlikle iletişim kurduk; biz ve diğer Bakanlık liderleri bunu sürdüreceğiz. Bu etkileşimlerin neyi başarabileceği konusunda naif değiliz. Yine de mesajları net bir şekilde iletmek ve almak için değil, saygı göstermek için de bunların değerini kabul ediyoruz.
Bu, motivasyonumuzun netliğinden kaynaklanıyor: Pekin ile düşmanca bir ilişki aramıyoruz. İstikrarlı bir ilişki, yani makul bir barış arıyoruz.
Fakat istikrar umut üzerine inşa edilemezken, onu sağlamaktan kimin sorumlu olduğu konusunda da eşitsiz bir dağılım olamaz. Bu tür bir istikrarlı barış, caydırıcılıkla desteklenmeli ve bu nedenle sert güç kapasitesi, yeteneği ve iradesi ile güvence altına alınmalı; elbette bizimki, ama aynı zamanda müttefiklerimizin de.
Burada da Başkan Trump, birçok liderin bir nesildir görmezden geldiği bir gerçeği açıkça dile getirerek yol gösterdi: Çok uzun süredir, kilit bölgelerin güvenliği orantısız bir şekilde Amerika’nın kararlılığı ve katkılarına dayanırken, birçok müttefik kendi savunmalarına yeterince yatırım yapmadı. Bu dengesizlik ne adil ne de sürdürülebilir.
Bu, Başkan Trump’ı göreve getiren sıradan Amerikalılar için mantıklı değil. Ayrıca, sıradan Amerikalılara makul olmayan bir şekilde aşırı yük bindiren sürdürülemez bir modele fazla güvenmeye teşvik edilen müttefiklerimiz için de mantıklı değil.
Bunu düzeltmek için açık bir gerçeği kabul etmek gerek: Elverişli bir güç dengesi, gerçek askeri güce, gerçek endüstriyel kapasiteye ve gerçek siyasi kararlılığa sahip yetenekli müttefikler gerektirir. Başkan Trump, ittifakların kalıcı bağımlılıktan ziyade ortak sorumluluğa dayandığında en güçlü olduğunu sürekli savunageldi. Ortaya koyduğu model, basit bir sağduyuya dayanıyor: İttifaklar, ortaklıklar olduklarında en dayanıklı ve en güçlüdür – her üye kendi ülkesine olan sevgisiyle motive olduğunda, ittifaklar ortak çıkarlar üzerine kurulduğunda ve pragmatik karşılıklı saygı ve uyumla yönetildiğinde.
Başkan Trump, bu modelin üstün sonuçlarını kısa sürede zaten gösterdi. Sadece Amerikalılar için değil, müttefiklerimiz için de. Bir nesil boyunca, Amerikalıların Avrupalılara savunma harcamalarını artırmaları yönündeki nazik ricaları kulak ardı edildi. Aksine, Avrupalılar, harcamalarını düşük tutmaya devam edebileceklerini ve Amerika’nın “kurallara dayalı uluslararası düzen” gibi belirsiz soyut kavramlarla motive olarak, ABD’deki deyimimizle kabağın yine başımızda patlayacağını hesapladılar. Bunun sonucu, Avrupa’nın askeri gücünün dramatik bir şekilde zayıflaması oldu. Bu durum ne Avrupa’ya ne de Amerika’ya fayda sağladı ve Avrupa’nın çok daha fazla ağırlığını koyduğu Soğuk Savaş döneminin asil örneğine aykırıydı.
Şimdi, Başkan Trump’ın liderliği sayesinde, NATO müttefiklerimiz –on yıllarca yetersiz yatırım yaptıktan sonra– Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Ulusal Savunma Stratejisi’nin müttefik savunma harcamaları için yeni bir küresel standart olarak belirlediği hedefi, yani temel askeri işlevler için GSYİH’nin %3,5’ini ayırmayı taahhüt ettiler.
Fakat bu ilkelerin Avrupa’da olduğu kadar Asya’da da geçerli olduğunu vurgulamalıyım.
Bu durum, bu büyük ülke Güney Kore’de tam olarak anlaşıldı ve eylemlerine yansıtıldı. Bu nedenle, Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı olarak ilk uluslararası gezim Güney Kore Cumhuriyeti’ne oluyor.
Güney Kore stratejik gerçekliği anlıyor. Elbette, savaşı gerçeklikten soyutlama lüksüne sahip değil. Güney Kore, coğrafyayı, tehdidi ve somut askeri gücün merkezi önemini anladığı için kendi savunmasına sürekli yatırım yaptı. Ve bu dönemde, Başkan Lee’nin savunma harcamalarını bu yeni küresel standarda uygun olarak %3,5’e çıkarma ve Güney Kore’nin konvansiyonel savunması için daha fazla sorumluluk üstlenme kararı, hepimizin karşı karşıya olduğu güvenlik ortamını nasıl ele alacağımız ve uzun vadede tarihi ittifakımızı sağlam bir temele oturtmak için nasıl hareket edeceğimiz konusunda net ve bilgece bir anlayışı yansıtıyor.
Bu, ortaklığı güçlendirmek için rasyonel, pratik ve gerçekçi bir tepki. Bu, elbette Amerika’nın çıkarına, ama daha da önemlisi, Güney Kore’nin çıkarına. Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin müttefiklerinden beklediği türden bir eylem ve mantık.
Ve tam da bu, ittifaklarımızın uzun vadede en sağlam temellere oturtulmasını sağlayacağımızın yolu.
Bu nedenle, örnek bir müttefik olan Güney Kore ile ittifakımız konusunda bu kadar iyimseriz. Dünya değişiyor, bu nedenle Güney Kore Cumhuriyeti ile ittifakımız da buna uyum sağlıyor. Bu uyum, karşı karşıya olduğumuz durum ve yüklerin paylaşılmasında daha büyük bir dengeye duyulan ihtiyaç konusunda net bir gerçekçilik, caydırıcılığın bu değişen dünyada güvenilir, sürdürülebilir ve dirençli kalmasını sağlayacak. Bu da yine sağduyunun bir gereği. Amerika Birleşik Devletleri ile Güney Kore arasındaki ittifak gibi güçlü ortaklıklar ve ittifaklar elbette ortak tarih ve değerlere dayanır.
Ve tabii ki geçen yıl, halklarımızın birlikte unutulmaz bir şekilde savaştığı Kore Savaşı’nın patlak verişini andık. Birkaç yıl sonra ittifakın 75. yıldönümünü anacağız. Elbette, bu ortak tarihi kutlamak ve onurlandırmak çok önemli.
Ama sonuçta, ittifaklar sadece duygular üzerine kurulamaz. İttifaklar, uyumlu çıkarlar, paylaşılan riskler, orantılı katkılar ve karşılıklı fayda üzerine kurulmalı.
Bu nedenle, basit bir gözlemle bitirmek istiyorum. Güç dengesi uygun olduğunda barış mümkündür. Bu denge bozulduğunda ise çatışma olasılığı çok daha yüksek hale gelir. Barış, odaklanmış güç ve hazırlığın bir ürünüdür, hafife alınabilecek bir durum değildir.
Başkan Trump, bu sağduyuyu geri getirmiştir, fakat başkanlık döneminden önce, Amerika Birleşik Devletleri’nde devlet yönetimine çok heterodoks bir yaklaşım vardı. Barış, sadece soyut kavramlarla değil, adil ve sürdürülebilir yollarla gücü seferber ederek korunur. Görünüşte asil hedeflerle değil, gücün temelleriyle akıllıca mücadele ederek korunur. Sloganlarla değil, disiplin ve gerçekçi stratejilerle korunur.
Bu bağlamda, Amerika’nın Asya’daki savunma politikasının hedefi herkes için açık ve makul olmalı. Bu hedef, Çin veya başka herhangi bir ülkeyle çatışma değil. Amaç, Amerikalılar, müttefiklerimiz ve aslında tüm bölge için uygun olan makul bir denge sağlamak. Bu, formalist ve katı bir bölgesel düzen değil, uyarlanabilir ve gelişen bir düzen. Hegemonyadan ziyade, egemenliğin saygı gördüğü ve barışın sürdürüldüğü, rahatlatıcı hayallerle değil, netlik, güç ve kararlılıkla tanımlanan uygun bir denge ile tanımlanan bir düzen.
Bu, güç yoluyla barış mantığı. Bu, inkâr yoluyla caydırıcılık mantığı. Bu, stratejimizin mantığı.
Ve bu, nihayetinde Hint-Pasifik bölgesinde sadece Amerikalılara değil, bu hayati bölgedeki tüm insanlara fayda sağlayacak, makul ve kalıcı bir barışın temeli.
Çok teşekkür ederim.
Diplomasi
BRICS Zirvesi: 13 dünya lideri Hindistan’da buluşuyor. Kimler geliyor, beklentiler ne?

Dünya liderleri BRICS Zirvesi kapsamında Yeni Delhi’de bir araya geliyor.
Başkent Yeni Delhi, cuma gününden itibaren BRICS Liderler Zirvesi için 12 devlet veya hükümet başkanını ağırlayacak. Ülkeler ve uluslararası kuruluşlardan gelecek 17 ayrı heyete ise dışişleri bakanları ve devlet başkan yardımcıları dahil olmak üzere farklı düzeylerde yetkililer başkanlık edecek.
Liderler, zirvenin gerçekleştirileceği iki gün olan cumartesi ve pazar günü yapılacak görüşmelere katılacak. BRICS, 11 üye ülke ve 10 ortak ülkeden oluşuyor.
Başbakan Narendra Modi, aralarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da bulunduğu en az 15 konuk lider ve üst düzey yetkiliyle ikili görüşmeler gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Droupadi Murmu da Pezeşkiyan ile görüşecek.
ThePrint, Hindistan’ın zirveye katılan heyetlerle ilişkilerinin mevcut durumunu ve görüşmelerde hangi konuların gündeme gelmesinin beklendiğini derledi:
Brezilya
Brezilya heyetine, cuma günü Yeni Delhi’ye ulaşan Dışişleri Bakanı Mauro Vieira başkanlık ediyor. Güney Amerika ülkesinde devlet başkanlığı seçimlerinin ekim ayının ilk haftasında yapılacak olması nedeniyle Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva zirveye katılmayacak.
Lula, şubat ayında AI Impact Summit için Hindistan’a gelmiş ve Başbakan Modi ile ikili bir görüşme gerçekleştirmişti. Hindistan-Brezilya ilişkileri son bir yılda daha da yoğunlaştı. Modi geçen yıl BRICS Zirvesi için Rio de Janeiro’ya gitmişti.
İki ülke ayrıca Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile Hindistan arasındaki tercihli ticaret anlaşmasının 2026 sonuna kadar genişletilmesi hedefini belirledi.
Vieira’nın zirve sırasında Modi ile görüşmesi mümkün olsa da şu ana kadar resmi bir görüşme planlanmış değil.
Rusya
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin cuma günü erken saatlerde Yeni Delhi’ye ulaştı ve saat 15.30’da Modi ile zirve kapsamındaki ilk ikili görüşmeyi gerçekleştirdi.
Putin Hindistan’ı son olarak Aralık 2025’te yıllık Hindistan-Rusya Zirvesi için ziyaret etmişti.
Bu, iki liderin bu yılki ikinci görüşmesi oldu ve yaklaşık 45 dk sürdü. Modi ve Putin geçen ay Kırgızistan’da düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin marjında da bir araya gelmişti.
Modi’nin bu yılın ilerleyen dönemlerinde yıllık zirve için Rusya’ya gitmesi de planlanıyor.
İki tarafın ekonomik ve stratejik ilişkilerin derinleştirilmesine odaklanması bekleniyor.
Çin
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, yedi yıl aradan sonra ilk kez Hindistan’ı ziyaret ediyor. Bu aynı zamanda iki ülkenin 2020’de Doğu Ladakh’taki Galwan bölgesinde yaşadığı çatışmalardan bu yana Xi’nin Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret.
Xi’nin ziyareti, iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması sürecinin devamı açısından kritik önem taşıyor.
Modi, Ağustos 2025’te Tianjin’de düzenlenen ŞİÖ Zirvesi için Çin’e gitmişti.
Hindistan-Çin ilişkileri, iki ülkenin Ekim 2024’te Fiili Kontrol Hattı (LAC) boyunca sürtüşme yaşanan bölgelerde karşılıklı olarak askerleri geri çekme konusunda anlaşmasından bu yana geçen iki yılda iyileşti.
Modi ve Xi’nin cumartesi günü saat 17.45’te liderler zirvesinin marjında ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.
Bu, iki liderin Ekim 2024’ten bu yana yapacağı üçüncü ikili görüşme olacak.
Güney Afrika
Güney Afrika heyetine Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa başkanlık edecek.
Modi ve Ramaphosa’nın pazar günü saat 16.10’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.
Modi son yıllarda Güney Afrika’yı birkaç kez ziyaret etti. 2023’te Johannesburg’da düzenlenen BRICS Zirvesi’ne ve geçen yıl Güney Afrika’nın ev sahipliği yaptığı G20 Zirvesi’ne katıldı.
Güney Afrika, 2011’de BRIC grubuna katılarak oluşumun BRICS adını almasını sağlamıştı.
Mısır
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, BRICS Zirvesi için cuma günü geç saatlerde Hindistan’a ulaşacak.
Bu, Sisi’nin Eylül 2023’te düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nden bu yana Hindistan’a yapacağı ilk ziyaret olacak. Sisi ayrıca Ocak 2023’te Hindistan’ın Cumhuriyet Günü kutlamalarının onur konuğu olmuştu.
İki ülke aynı yıl ilişkilerini “stratejik ortaklık” seviyesine yükseltti.
Bununla birlikte Modi ve Sisi son bir buçuk yıl içinde yalnızca bir kez, bu yıl G7 kapsamında gerçekleştirilen kısa bir görüşmede bir araya geldi.
Modi ile Sisi, pazar günü saat 15.30’da zirvenin marjında ikili görüşme gerçekleştirecek.
Etiyopya
Etiyopya heyetine Başbakan Abiy Ahmed başkanlık edecek.
Hindistan-Etiyopya ilişkileri son yıllarda gelişme gösterdi. Modi, Aralık 2025’te Afrika ülkesine ilk ikili ziyaretini gerçekleştirmiş ve kendisine “Etiyopya Büyük Nişanı” takdim edilmişti.
Bu görüşme, iki liderin son bir yıl içindeki ikinci buluşması olacak.
Modi ve Ahmed cumartesi günü saat 10.00’da ikili görüşme gerçekleştirecek.
İran
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2024’te İran Cumhurbaşkanı olmasından bu yana Hindistan’a ilk ziyaretini gerçekleştiriyor.
Pezeşkiyan, ülkesini ABD ile devam eden çatışma sürecinde yönetiyor. Modi ile Pezeşkiyan geçen ay Bişkek’te düzenlenen ŞİÖ Zirvesi’nin marjında görüşmüştü.
İki lider Batı Asya’daki durum konusunda temaslarını sürdürüyor.
İran, 2019’daki ABD yaptırımlarının ekonomik ilişkileri olumsuz etkilemesine rağmen Hindistan açısından önemli bir bölgesel ortak olmayı sürdürüyor.
Hindistan açısından İran’la daha derin bir angajman, zirve sonrasında tüm BRICS üyelerinin üzerinde uzlaşacağı bir liderler bildirisi yayımlanabilmesi bakımından da önem taşıyor.
Modi ve Pezeşkiyan cuma akşamı ikili görüşme gerçekleştirecek.
İran Cumhurbaşkanı ayrıca cumartesi günü saat 11.30’da Cumhurbaşkanı Murmu ile görüşecek.
Birleşik Arap Emirlikleri
Abu Dabi Veliaht Prensi Halid bin Muhammed bin Zayid Al Nahyan, BAE heyetine başkanlık edecek.
Bu, kendisinin şubat ayında AI Impact Summit için BAE heyetine başkanlık etmesinin ardından bu yıl Hindistan’a yapacağı ikinci ziyaret olacak.
BAE, Hindistan’ın Batı Asya’daki en yakın stratejik ortaklarından biri haline geldi.
Modi, bölgedeki çatışmaların yoğunluğunun azaldığı bu yıl içerisinde BAE’yi ziyaret etmişti.
BAE ile İran, bölgedeki çatışmada karşıt taraflarda yer alıyor.
Suudi Arabistan
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, krallığın Hindistan’a göndereceği heyete başkanlık edecek.
Suudi heyeti, cumartesi günü geç saatlerde gelmesi planlanan son heyet olacak.
Suudi Arabistan BRICS üyeliğini kabul ettiğini gruba resmi olarak bildirmemiş olsa da Riyad, BRICS toplantılarına ve çalışma gruplarına katılmaya davet edilmeye devam ediyor.
Dışişleri Bakanı, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş katılımlı zirve toplantısına katılacak.
Endonezya
Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Ocak 2025’te Hindistan Cumhuriyet Günü’nün onur konuğu olarak gerçekleştirdiği son ziyaretin ardından yeniden Hindistan’a gelecek.
Prabowo o dönemde resmi devlet ziyareti kapsamında davet edilmiş ve Hindistan’da dört gün kalmıştı.
Hindistan-Endonezya ilişkileri son yıllarda daha da gelişti.
2022’de G20 dönem başkanlığını yürüten Endonezya, Bali’de düzenlenen zirveye ev sahipliği yapmıştı. Modi ile Xi, o zirvedeki akşam yemeğinde kısa bir görüşme gerçekleştirmişti. Bu görüşme, Galwan çatışmalarından bu yana iki lider arasındaki ilk temas olmuştu.
Modi, Hindistan’ın G20 Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasından kısa süre önce, Eylül 2023’te ASEAN-Hindistan Zirvesi ve bağlantılı toplantılar için Endonezya’yı ziyaret etmişti.
BRICS Zirvesi sırasında Modi ile Prabowo arasında planlanmış resmi bir ikili görüşme bulunmuyor. Ancak iki liderin iki günlük zirve sırasında kısa bir görüşme gerçekleştirmesi bekleniyor.
Endonezya, Ocak 2025’te gruba katılarak BRICS’in en yeni üyesi oldu.
Ortak ülke heyetleri
BRICS’in 11 üyesinin yanı sıra, zirveye 10 ortak ülke de davet edildi.
Başbakan Modi, bu ülkelerin bazı liderleriyle de ikili görüşmeler gerçekleştirecek.
Belarus
Doğu Avrupa ülkesi Belarus’u Dışişleri Bakanı Maksim Rıjenkov temsil edecek.
Hindistan-Belarus ilişkileri son yıllarda gelişti. Birçok Hint şirketi, askeri teçhizat satın almak amacıyla Belaruslu savunma şirketleriyle ortaklıklar kurdu.
Belarus aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) önemli üyelerinden biri.
Hindistan, AEB ile serbest ticaret anlaşması müzakereleri yürütüyor.
Belarus ayrıca 2024 yılında ŞİÖ’ye katıldı.
Bolivya
Bolivya’yı, ülkenin Yeni Delhi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Arlette Garcia temsil edecek.
Güney Amerika ülkesi BRICS’e katılmak istediğini daha önce açıklamıştı.
Hindistan Cumhurbaşkanı Ram Nath Kovind, 2019’da Bolivya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu, bir Hindistan cumhurbaşkanının ülkeye yaptığı ilk ziyaretti.
Hindistan’ın La Paz’da büyükelçiliği bulunuyor.
Küba
Küba heyetine Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parrilla başkanlık edecek.
Küba, Batı Yarımküre’deki son büyük komünist ülke olmayı sürdürüyor.
Ülke son aylarda ABD’nin sert yakıt ve petrol ablukasıyla karşı karşıya kaldı. Washington, Havana’daki hükümeti değiştirmeyi ya da hükümeti müzakereye zorlamayı amaçlıyor.
Kazakistan
Kazakistan heyetine Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev başkanlık edecek.
Tokayev, pazar günü düzenlenecek genişletilmiş zirvede Avrasya Ekonomik Birliği’ni de temsil edecek.
Modi ile Tokayev’in pazar günü saat 14.30’da Bharat Mandapam’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.
Tokayev, Yeni Delhi’den Güney Kore’ye geçerek Seul’e resmi bir devlet ziyareti gerçekleştirecek.
Malezya
Malezya Başbakanı Enver İbrahim, BRICS genişletilmiş zirvesinde ülkesinin heyetine başkanlık edecek.
Enver İbrahim başbakan olarak Hindistan’a ilk ziyaretini 2024’te gerçekleştirmiş, Modi ise bu yıl şubat ayında Malezya’ya bağımsız bir ikili ziyaret yapmıştı.
Modi’nin geçen yıl Malezya’nın ev sahipliği yaptığı ASEAN Zirvesi’ne katılması planlanmıştı ancak onun yerine Dışişleri Bakanı S. Jaishankar ülkeye gitmişti.
Modi ve İbrahim cumartesi günü saat 10.30’da ikili görüşme gerçekleştirecek.
Nijerya
Nijerya heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Kashim Shettima başkanlık edecek.
Shettima ile Modi, pazar günü saat 17.10’da ikili görüşme gerçekleştirecek.
Nijerya, Hindistan açısından önemli bir enerji ortağı haline geldi.
Modi, Kasım 2024’te Nijerya’yı ziyaret etmiş ve kendisine “Nijer Nişanı Büyük Komutanı” unvanı verilmişti.
Tayland
Tayland heyetine Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow başkanlık edecek.
Tayland geçen yıl BRICS ortak ülkesi oldu.
Modi, Nisan 2025’te BIMSTEC Zirvesi için Bangkok’u ziyaret etmişti.
Tayland, Hindistan ve bölgedeki diğer ülkelerle birlikte BIMSTEC üyesi.
Hindistan ile Tayland arasında ayrıca yakın kültürel bağlar bulunuyor. Hindistan’dan çeşitli Budist kutsal emanetleri daha önce Tayland’a gönderilmişti.
Uganda
Uganda heyetine Devlet Başkan Yardımcısı Jessica Alupo başkanlık edecek.
Modi, zirve kapsamındaki son ikili görüşmesini pazar günü saat 17.40’ta Alupo ile gerçekleştirecek.
Modi 2018’de Uganda’yı ziyaret etmiş ve ülke parlamentosuna hitap etmişti.
Bu konuşmasında Hindistan’ın Afrika ile ilişkilerinde izlenecek 10 temel ilkeyi açıklamıştı.
Özbekistan
Özbekistan heyetine Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Jamshid Kuchkarov başkanlık edecek.
Modi geçen ay bağımsız bir ikili ziyaret kapsamında Özbekistan’a gitmiş ve Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ile görüşmüştü.
Özbekistan, Hindistan’ın Orta Asya’ya yönelik açılımında kilit ortaklardan biri olmayı sürdürüyor.
Vietnam
Vietnam heyetine Başbakan Le Minh Hung başkanlık ediyor.
Bu, bu yıl Vietnam’dan Hindistan’a yapılan ikinci üst düzey ziyaret olacak. Cumhurbaşkanı To Lam da yılın başlarında Hindistan’ı ziyaret etmişti.
Modi’nin Hung ile cumartesi günü saat 11.30’da ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor.
Diplomasi
Putin ve Modi Yeni Delhi’deki BRICS Zirvesi kapsamında görüştü

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında 45 dakikalık ikili görüşme gerçekleştirdi. Bharat Mandapam Kongre Merkezi’ndeki buluşmada Modi, Rus mevkidaşına 2 bin yıllık antik Hint felsefe eseri “Tirukkural”ın Rusça çevirisini takdim etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi’de düzenlenen BRICS Zirvesi kapsamında ikili görüşme yaptı.
Bharat Mandapam Kongre ve Sergi Merkezi’nde gerçekleşen ve 45 dakika süren görüşmede iki lider, ülkeleri arasındaki işbirliğini ele aldı.
Görüşmenin başlangıcında Modi, Putin’e antik Hint düşünürü Tiruvalluvar’ın kaleme aldığı ve Rusçaya çevrilen yaşam felsefesi eseri “Tirukkural”ı hediye etti. Modi takdim sırasında, “Bu kitap 2 bin yıl önce Hindistan’da yazıldı. Büyük yazar Tiruvalluvar eserinde insan hayatından, şefkatten ve devlet yönetiminden söz etti. Düşünceleri günümüzde de geçerliliğini koruyor. Bu kitabı Rusçaya tercüme ettik. Kitabın iki ülke halkları arasındaki bağları güçlendirmemize yardımcı olacağına inanıyorum” dedi.
Hediyeye teşekkür eden Putin, Hindistan Başbakanı’nın ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik vurgusundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Rus lider, “Sizin bu değerlendirmelerinizle birlikte tam olarak böyle olacaktır” ifadesini kullandı. Modi, Aralık 2025’te Putin’in Hindistan ziyareti sırasında da Rus lidere “Bhagavad Gita” destanının Rusça baskısını vermişti.
Putin, Modi’yi 24’üncü Yıllık Rusya-Hindistan Zirvesi için Rusya’ya davet etti; Modi de bu daveti kabul etti.
Ziyaretin kesin tarihlerinin daha sonra belirleneceği açıklandı. İki lider görüşmenin tamamlanmasının ardından aynı limuzine binerek Yeni Delhi’deki “INNOPROM. Hindistan” sergisine geçti. Putin gün içinde ayrıca BRICS İş Forumu’nun yıllık genel kurul oturumuna hitap edecek.
İki lider en son 31 Ağustos’ta Bişkek’te toplanan Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi marjında Ala-Arça devlet konutunda bir araya gelmişti. Liderler o görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığı ve Ukrayna’daki durumu ele almıştı.
Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Moskova yönetiminin iki lider arasındaki güvene dayalı ilişkiye değer verdiğini ve tarafların güncel konuları gayriresmi ortamlarda açıkça değerlendirmeyi tercih ettiğini kaydetti.
Hindistan’a üç günlük bir çalışma ziyareti yapan Putin, örgütün kuruluşunun 20’nci yıldönümüne denk gelen 18’inci zirve programı kapsamında başka liderlerle de temaslarda bulunacak.
Uşakov’un aktardığı programa göre Rus lider; Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Etiyopya Başbakanı, Abu Dabi Veliaht Prensi ve BRICS Yeni Kalkınma Bankası Başkanı ile ayrı ayrı görüşmeler yapacak. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile de olası bir temas planlanıyor.
Adını kurucu ülkeleri Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’nın İngilizce baş harflerinden alan ve gelişmekte olan ekonomileri buluşturan BRICS’in 18’inci zirvesi, 11-13 Eylül tarihleri arasında Yeni Delhi’de düzenleniyor.
Diplomasi
Ermenistan, Rus gazına alternatif arıyor

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin doğalgaz tedarikinde Rusya’ya alternatif kaynakları araştırdığını açıkladı. Halihazırda tüketiminin yüzde 82’sinden fazlasını Rus enerji şirketi Gazprom üzerinden sağlayan Erivan yönetimi, farklı kaynaklara açık olduğunu vurguluyor.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ülkesinin doğalgaz tedarik kaynaklarını çeşitlendirme olanaklarını değerlendirdiğini açıkladı.
Newsarmenia haber portalının aktardığına göre Paşinyan, Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) ayrılma ihtimali karşısında Rus doğalgazına alternatif arayıp aramadıkları yönündeki soruya yanıt verdi.
Hükümetin çeşitlendirmeye gitmeyeceği hiçbir alanın olmadığını vurgulayan Paşinyan, gaz alımında farklı güzergahlara açık olduklarını belirtti.
Paşinyan açıklamasında, “Ermenistan’da doğalgaz ucuz değil. Sınırdan tüketiciye ulaşana kadar geçen süreçte, diğer ülkelerle kıyaslandığında en yüksek fiyat artışı Ermenistan’da yaşanıyor. Gazprom Armenia şirketi büyük kârlar elde ediyor ve bu da kayda geçirmemiz gereken ayrı bir gerçek” dedi.
Rus enerji şirketi Gazprom, halihazırda Ermenistan’ın tek doğrudan doğalgaz tedarikçisi konumunu koruyor. Ülkedeki doğalgaz iletim şebekesinin işletmesini ise tamamı Rus enerji devine ait olan yan kuruluş Gazprom Armenia yürütüyor.
Ermenistan, 2009 yılından bu yana İran’dan da doğalgaz alıyor. Ancak bu sevkiyat, 2030 yılına kadar geçerliliği korunan elektrik karşılığı doğalgaz takas anlaşması kapsamında gerçekleşiyor. Erivan yönetimi İran’dan aldığı gazı elektriğe dönüştürüyor ve bir metreküp doğalgaz karşılığında İran’a 3 kilovatsaat elektrik ihraç ediyor. Takas programına dahil santraller bir metreküp İran gazından 4 ila 4,5 kilovatsaat elektrik üretiyor; arta kalan elektrik ise Ermenistan’ın iç tüketiminde kalıyor.
FinPort verilerine göre 2025 yılında Ermenistan’ın doğalgaz ihtiyacının yüzde 82,4’ünü Rusya karşıladı. Bu oran 2 milyon 229 bin 697,4 metreküpe karşılık gelirken, kalan miktar İran’dan temin edildi.
ArmRadio’nun haberine göre Paşinyan enerji politikasındaki yaklaşımı şu sözlerle dile getirdi:
“İkinci bir kaynaktan gaz alma veya bu kaynaktan daha fazla gaz tedarik etme imkanı doğarsa bu yolu seçeriz; üçüncü bir kaynaktan alma imkanı çıkarsa o yönde ilerleriz; dördüncü bir seçenek oluşursa yine bu adımı atarız. TRIPP kapsamında Ermenistan üzerinden geçecek ve bize transit geçiş geliri sağlayacak bir boru hattı inşa etme olanağı doğarsa bu yolu da değerlendirebiliriz.”
Nisan ayı başında Ermenistan Parlamento Başkanı Alen Simonyan, Rusya’dan ithal edilen doğalgazın fiyatının artması halinde Erivan’ın Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) ile Avrasya Ekonomik Birliği’nden ayrılma sürecini başlatacağını söylemişti.
Paşinyan ise Rusya’yı saygı gösterilmesi gereken bir süper güç olarak nitelendirmiş ve Erivan’ın Moskova’ya asla zarar vermeyeceğini dile getirmişti. Ermenistan Başbakanı aynı zamanda Rusya’nın çıkarlarını Ermenistan’ın çıkarlarının önüne koymayacağının altını çizmişti.
Kremlin yönetimi, Ermenistan’ın KGAÖ üyeliğinin Erivan’ın egemen kararı olduğunu belirtmişti. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Paşinyan ile gerçekleştirdiği görüşmede Ermenistan’ın hem Avrupa Birliği hem de AEB Gümrük Birliği içinde aynı anda yer alamayacağını hatırlatmıştı.
Mayıs ayı sonunda Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Erivan yönetiminin Avrupa Birliği’ne katılım sürecini sürdürmesi halinde, Rusya Büyükelçiliğinin doğalgaz ve petrol ürünleri tedariki işbirliği anlaşmasının askıya alınabileceği veya feshedilebileceği konusunda Ermenistan’ı resmi olarak uyardığını açıklamıştı.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor








