Diplomasi
Erdoğan: Avrupalı müttefikler olarak transatlantik ilişkileri zayıflatabilecek tasarruflardan kaçınmalıyız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin açılış toplantısında konuştu.
Türkiye’nin 2030 yılından önce savunma harcamalarının oranını yüzde 3,5 düzeyine yükseltmek için tedbirlerini aldığını belirten Cumhurbaşkanı, güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise şimdiden yüzde 1,5’lik bütçe payına ulaştıklarını bildirdi.
Türkiye’nin asıl başarısını savunma sanayiindeki atılımda gören Erdoğan, üretim ve ihracat kapasitesi itibarıyla dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdiklerini vurguladı.
Erdoğan, AA’nın aktardığına göre şöyle devam etti:
“İttifak’ta bize tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını 3 yıl içinde taahhüt edilen tarihin de öncesinde karşılamış olacağız. İttifak’ımızda eksikliği en çok hissedilen hava ve füze savunma kabiliyetlerine Çelik Kubbe Proje’mizle 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdık. Avrupa’daki en büyük kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ihtiyaç duyulan aşamada İttifak’ın hizmetine sunmanın gayretindeyiz.”
Türkiye’nin Kosova, Karadeniz, Baltıklar ve diğer coğrafyalarda NATO’nun “harekat, misyon ve tatbikatlarına katkı veren” müttefiklerin başında geldiğini vurgulayan Erdoğan, “İHA ve SİHA’ları gerçek muharebe alanlarında başarıyla kullanan bir müttefik olarak tesisini öngördüğümüz İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi’mizi NATO’ya akredite etmeyi temenni ediyoruz. Bu merkezin bilhassa hava ve deniz dron tehditlerine karşı mukabele kabiliyetimizi destekleyeceğine inanıyorum,” dedi.
AB ile ilişkilere ve transatlantik gerilimlere de değinen Cumhurbaşkanı, “NATO 3.0” hedefine en kısa zamanda ulaşmak için iki hususa özellikle dikkat çekmek çekti:
“Birincisi, savunma sanayi başta olmak üzere savunma işbirliğinde müttefikler arasındaki kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Savunma Sanayii Forumu’nda bu mesajın hem endüstri hem hükümet yetkilileri tarafından vurgulanmış olmasını memnuniyetle karşılıyorum. İkincisi, Avrupalı müttefikler olarak kıta savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenir, İttifak’ın bütünlüğünü ve transatlantik ilişkileri zayıflatabilecek tasarruflardan da kaçınmamız gerekiyor.”
Özellikle AB üyesi NATO üyelerine seslenen Erdoğan, Brüksel’in güvenlik alanındaki çabalarında azami faydanın “ancak ve ancak NATO ile gereksiz tekrarlardan kaçınılmasıyla” mümkün olacağını savundu.
Erdoğan, “Aklın ve mantığın emrettiği bir işbirliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması kısıtlı kaynakların boşa sarf edilmesine ve Avrupa’da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır. Bu tutumun Sayın Genel Sekreter’in işaret ettiği transatlantik savunma sanayi altyapısına hizmet etmediği de açıktır,” diyerek Türkiye’nin AB’nin yeniden silahlanma programına (SAFE) erişim meselesini gündeme getirdi.
Ukrayna Savaşı ile ilgili olarak ABD Başkanı Trump’ın “barış vizyonunu” paylaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı, “Ukrayna’nın öncelikli ihtiyaç listeleri girişimine desteğimi bildiriyorum. Ukrayna’ya kendi milli envanterimizden sağladığımız askeri desteğe ek olarak, PURL [Ukrayna İçin Öncelikli Gereksinimler Listesi] erişimi kapsamında katkımızı sürdüreceğiz. Ukrayna’yı desteklerken Rusya’yı da barışa yönlendirecek şekilde iletişim kanallarımızdan istifade ediyoruz,” ifadelerini kullandı.
İran krizinin çözüm yoluna girmesinde “sabotaj teşebbüslerine rağmen” Trump’ın sergilediği “kararlı tutumu” takdirle karşıladığını kaydeden Erdoğan, “Diplomatik çabalarımıza ilave olarak Hürmüz Boğazı’nın mayınlardan temizlenmesi için gerekli katkıyı vermeye hazırız,” dedi.
Erdoğan, bu vesileyle Türkiye’yi hedef aldığını söylediği füzelere karşı NATO unsurları tarafından sağlanan destek için ABD ve İspanya başta olmak üzere ilave hava savunma bataryaları konuşlandıran Almanya ve İtalya’ya teşekkürlerini iletti.
Erdoğan, “Konuşmamızı artırmamızın şart olduğuna inandığım İstanbul İşbirliği Girişimi mensubu ortaklarımızın bugün bizlerle olmalarını önemsiyorum,” dedi.
İstanbul İşbirliği Girişimi’nde Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt yer alıyor.
Orta Doğu’da kalıcı barışın anahtarının Filistin’de iki devletli çözüm olduğunu bir kez daha savunan Erdoğan, sözlerini “Özellikle Gazze ve Lübnan’da sükunetin sağlanması için hepimize görev düştüğünü ifade etmek istiyorum. Son olarak terörün tüm biçim ve tezahürleriyle mücadele konusunda tam bir dayanışma içinde olmamız gerektiğini hatırlatıyorum. Ankara Zirvesi’nin hayırlara vesile olmasını diliyor. Zirve’nin hazırlıklarında emeği geçenlere teşekkür ediyorum,” diye tamamladı.
Diplomasi
NATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti

Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde kabul edilen Ankara Deklarasyonu ile liderler, ittifakın kolektif savunma taahhüdünü yineledi. Ortak bildiride, Ukrayna’ya 2026 yılı için 70 milyar avroluk askeri yardım taahhüt edilirken, savunma sanayisi yatırımlarının artırılacağı ve yeni tedarik adımlarının atılacağı duyuruldu.
Ankara, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi ülkelerin liderlerinin katılımıyla tarihi bir zirveye ev sahipliği yapıyor. Başkent Ankara’da bir araya gelen liderler, iki gün sürecek yoğun bir program kapsamında NATO tarihinin en kritik zirvelerinden biri olarak nitelenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için toplandı.
Zirve kapsamında üye ülkelerin liderleri tarafından kabul edilen ortak bildiri, “Ankara Zirvesi Deklarasyonu” başlığıyla yayımlandı.
Yayımlanan deklarasyonda liderler, Washington Antlaşması’nın 5. maddesi altındaki kolektif savunma taahhütlerine ve transatlantik bağına olan sarsılmaz bağlılıklarını teyit ettiler. Deklarasyonda ittifak üyeleri, “Bizler, Kuzey Atlantik İttifakı Devlet ve Hükümet Başkanları olarak, Washington Antlaşması’nın 5. maddesi kapsamındaki kolektif savunmamıza ve transatlantik bağına olan sarsılmaz bağlılığımızı teyit etmek üzere Ankara’da bir araya geldik” ifadesini kullandı.
“Birimize yapılan saldırı, hepimize yapılmış sayılır” ilkesinin vurgulandığı metinde, ittifakın birlik, dayanışma ve ortak gücünün, özgür ve demokratik uluslardan oluşan ittifaktaki bir milyar vatandaş için barış, güvenlik ve refahın temeli olmayı sürdürdüğü kaydedildi. Liderler, caydırıcılık ve savunmaya yönelik 360 derecelik yaklaşımlarına bağlı kalmaya devam edeceklerini belirtti.
Müttefikler savunma harcamalarını artırmayı taahhüt ediyor
Rusya’nın Avro-Atlantik güvenliği ile istikrarına yönelik oluşturduğu uzun vadeli tehdit ve terörün süregelen tehdidiyle mücadele etmek amacıyla müttefiklerin Lahey savunma taahhüdünü yerine getirdikleri bildirildi.
Deklarasyonda, Avrupa müttefikleri ile Kanada’nın 2025 yılında temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar dolardan fazla artırdığı bilgisine yer verildi. Yapılan yatırımların bir yandan ihtiyaç duyulan yetenekleri sağlarken diğer yandan endüstriyel tabanı ve dayanıklılığı güçlendirdiği ifade edildi.
Ankara’da bir araya gelen liderler, 50 milyar dolardan fazla yeni tedarik yapılacağını duyurarak ortak üretim kapasitesini genişletme ve inovasyonu hızlandırmak için endüstriyle birlikte çalışma taahhüdünde bulundu. Ayrıca müttefikler arasında savunma ticareti engellerinin ortadan kaldırılması, savunma sanayisinin derinliğini ve işbirliğini en üst düzeye çıkarmak için NATO ortaklıklarından yararlanılması yönündeki çalışmaların sürdürüleceği aktarıldı.
Deklarasyonda geleceğin inşa edildiği belirtilerek, “Geleceği inşa ediyoruz: Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa; modernize edilmiş bir İttifak” ifadesine yer verildi.
Avrupalı müttefikler ile Kanada’nın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile işbirliği içinde ittifak savunması için daha fazla sorumluluk üstlendiği kaydedildi. NATO’nun caydırıcılık ve savunmasının; nükleer, konvansiyonel ve füze savunma yeteneklerinin uygun bir bileşimine dayandığı, bu unsurların uzay ve siber varlıklarla tamamlandığı açıklandı.
Çatışma üstünlüğünü koruma taahhüdünde bulunan liderler; kuvvetleri konuşlandırma, etkinleştirme, idame ettirme yeteneklerinin yanı sıra derin hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, öncü teknolojiler ve istihbarat yetenekleri dahil tüm alanlardaki hedef yetenekleri hayata geçirmek için yatırım yaptıklarını bildirdi.
Ayrıca, birlikte çalışabilir bir transatlantik muharebe bulutu geliştirildiği ve güçlü yapay zeka modellerinin benimsendiği ifade edildi.
Müttefikler Ukrayna için 70 milyar avroluk yardım paketini açıkladı
Ukrayna’nın transatlantik güvenliğine katkıda bulunduğunun altını çizen müttefikler, Ukrayna’nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasındaki sarsılmaz desteklerinde birlik içinde olduklarını beyan etti. Deklarasyonda, “Ukrayna transatlantik güvenliğe katkıda bulunmaktadır ve Müttefikler, özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunan Ukrayna’ya yönelik sarsılmaz desteklerinde birlik içindedir” denildi.
Avrupalı müttefiklerin ve Kanada’nın şu anda Ukrayna’ya yönelik güvenlik yardımının büyük çoğunluğunu ikili ve çok taraflı yollarla finanse ettiği belirtildi. Müttefikler bu desteğin uzun vadede adil, öngörülebilir ve sürdürülebilir olması gerektiğini vurguladı.
Liderler, 2026 yılı için Ukrayna’ya askeri teçhizat, yardım ve eğitim alanlarında 70 milyar avro taahhüt ettiklerini, 2027 yılında da en az buna eşdeğer seviyeleri sürdürme yönündeki egemen taahhütlerini teyit ettiklerini açıkladı. Bu kapsamda, Avrupa Birliği’nin Ukrayna Destek Kredisi aracılığıyla Ukrayna’ya çok yıllı finansman sağlama kararının memnuniyetle karşılandığı ifade edildi.
İttifakın, daha geniş güvenlik ortamını tanımlayan stratejik rekabete, yaygın istikrarsızlığa, hibrit tehditlere ve tekrarlayan şoklara yanıt vermeye ve uyum sağlamaya devam ettiği kaydedildi.
Liderler, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineleyerek, İran’a Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer serbestisine tam saygı göstermesi çağrısında bulundu.
Diplomasi
Britanya ve Türkiye savunma ve güvenlik anlaşması imzalayacak

Birleşik Krallık ve Türkiye, NATO zirvesi kapsamında bir güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması imzalamaya hazırlanıyor.
Bloomberg’e konuşan kaynaklar, imzanın bugün (8 Temmuz) öğleden sonra görev süresi sona eren Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmede gerçekleşmesinin planlandığını belirtti.
Kaynaklara göre, anlaşma kapsamında iki ülke siber tehditler, terörle mücadele ve savunma sanayisi alanlarında işbirliği yapacak.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve Starmer’ın ofisinden yetkililer yorum yapmaktan kaçındı.
Britanya ve Türkiye, Londra’nın Ankara’ya 20 adet Eurofighter Typhoon uçağı satması anlaşmasıyla temellendirilmiş, ittifak içinde zaten güçlü bir ilişkiye sahip.
Bu yeni ortaklık, ABD’nin Avrupa güvenliğine yönelik uzun vadeli taahhütlerini yeniden gözden geçirdiği bir dönemde ortaya çıkıyor ve Türkiye, bu boşluğu dolduracak potansiyel bir ortak olarak öne çıkıyor.
Britanya ayrıca, Avrupalıların ABD Başkanı Donald Trump’ı kendi tarafında tutmakta zorlandığı bir ortamda, Türkiye’nin ABD dış politikası üzerinde artan bir etkiye sahip olduğunu düşünüyor.
Trump, Ankara’daki NATO zirvesi sırasında Erdoğan ile bir araya geldiğinde Türkiye’yi “harika bir müttefik” olarak övdü.
Trump, anlaşmanın ayrıntıları henüz netleşmemiş olsa da, ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı CAATSA savunma yaptırımlarını kaldıracağını ve böylece Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarını satın alabileceğini söyledi.
Middle East Eye’da yer alan habere göre ise yetkililer, karşılıklı savunma anlaşmalarının kapsamı hakkında ayrıntılara girmeden, anlaşmanın “kapsamlı” olacağını belirttiler.
Belgeye aşina olan bir kişi, anlaşmanın Fransa ile Yunanistan arasında 2021 yılında imzalanan ikili savunma anlaşmasıyla aynı ruhu taşıdığını belirtti.
Söz konusu anlaşma, karşılıklı savunma maddesini içeriyordu. Fakat kaynaklar, Türkiye-Britanya belgesinde benzer bir maddenin yer alıp almadığı konusunda açıklama yapmaktan kaçındı.
Kaynaklar, Ankara ve Londra’nın belgenin metnini kamuoyuna açıklamayacağının beklendiğini belirterek, bu durumun belgedeki hükümlerin hassasiyetini vurguladığını ifade etti.
Diplomasi
Wood Mackenzie enerji sektörünü nakliye krizine karşı uyardı

Küresel sıvılaştırılmış doğalgaz arzındaki tarihi büyümenin, taşıma gemilerinin üretiminde Asya tersanelerine olan aşırı bağımlılık nedeniyle yavaşlayabileceği bildirildi. Enerji danışmanlık şirketi Wood Mackenzie tarafından yayımlanan raporda, ABD ve Katar öncülüğündeki projeler için sipariş edilen gemilerin neredeyse tamamının Güney Kore ve Çin’de inşa edildiği belirtildi.
Küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzında ABD ve Katar öncülüğünde gerçekleşen tarihin en büyük genişleme hamlesinin, yakıtı taşımak için ihtiyaç duyulan gemilerin çoğunun Güney Kore ve Çin’de inşa edilmesi nedeniyle yavaşlayabileceği açıklandı.
Enerji danışmanlık kuruluşu Wood Mackenzie tarafından çarşamba günü yayımlanan raporda, nakliye zincirindeki bu yoğunlaşmanın risklerine dikkat çekildi.
Wood Mackenzie Araştırma Direktörü Ekram El Loumi raporda konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “LNG sektörü sürekli olarak enerji güvenliği, çeşitlendirme ve esneklik üzerine konuşuyor.
Ancak sektörün en kritik bağımlılıklarından biri olan gazı fiziksel olarak taşıma yeteneği, kontrol edemediği ve hızla ikame edemeyeceği bir tedarik zincirine dayanıyor” ifadelerini kullandı.
Raporda yer alan temel bulgulara göre, ABD, Katar ve Afrika öncülüğündeki ihracat projelerini desteklemek amacıyla 2027 yılı ve sonrasında teslim edilmek üzere 260’tan fazla LNG taşıyıcı gemi siparişi verilmiş durumda.
Bu siparişlerin yaklaşık üçte ikisi Güney Kore’de inşa edilirken, geri kalan kısmın büyük bölümünün yapımı ise Çin’deki tersanelerde devam ediyor.
Güney Kore ve Çin tersanelerinin LNG taşıyıcı gemi inşasındaki bu hakimiyeti, onlarca yıllık teknolojik yatırıma ve uzmanlığa dayanıyor.
Raporda, bu yüksek yoğunlaşmanın teslimatlarda gecikme riskini artırdığı ve gemi maliyetlerini yukarı çektiği vurgulandı.
Sektörün gelecekteki arzı taşıma kapasitesinin, sıvılaştırma tesislerinin geliştirilmesi kadar kritik bir öneme sahip olabileceği belirtildi.
Mevcut tabloda küresel LNG ticareti; ABD Körfez Kıyısı, Katar, Afrika ve Avustralya dahil olmak üzere az sayıda büyük ihracatçı etrafında giderek daha fazla yoğunlaşıyor. Buna karşın talep artışı ise Avrupa ve Asya merkezli kalmaya devam ediyor.
Rapora göre bu durum, arz ve talebin küresel LNG taşıyıcı filosu tarafından oluşturulan dar bir nakliye bağlantısına bağımlı olduğu bir “kum saati” sistemi yaratıyor.
LNG taşıyıcı gemi inşası için alternatif merkezler kurmanın ise yıllarca sürecek yatırımlar ve on milyarlarca dolarlık bütçe gerektireceği kaydedildi.
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Avrupa2 hafta önceRomanya parlamentosunda Moldova ile birleşme adımı
Dünya Basını1 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor








