Bizi Takip Edin

Diplomasi

Fransız askerlerini Güney Kıbrıs’a konuşlandıracak anlaşma imzalanacak

Yayınlanma

Fransa ve Güney Kıbrıs’ın, Paris’in Ada’da asker konuşlandırmasına olanak tanıyan bir kuvvet statüsü anlaşması imzalayacağı açıklandı.

Anlaşma, Fransız Silahlı Kuvvetler Bakanı Catherine Vautrin ve Güney Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas tarafından Lefkoşa’da imzalanacak.

Her iki bakan da aynı gün savunma konfigürasyonunda düzenlenecek gayri resmi Avrupa Dışişleri Konseyi toplantısına katılacak.

Güney Kıbrıs lideri Nikos Hristodulidis’e göre, anlaşma “Fransız hükümetiyle olan gelişmiş işbirliğimizin bir parçası olarak, tamamen insani amaçlarla Fransız kuvvetlerinin Kıbrıs topraklarında bulunmasını sağlayacak.”

Anlaşma, ulusal egemenliğe saygı gösterilmek kaydıyla Fransız kuvvetlerinin Kıbrıs’ta konuşlandırılması, eğitimi ve faaliyet göstermesi için gerekli şartları belirleyecek.

Anlaşma, askeri koordinasyon ve birlikte çalışabilirlik, savunma teknolojisi ve sanayi bağlantıları, ortak askeri tatbikatlar ve eğitim faaliyetleri, personel değişimi ve birbirlerinin topraklarında faaliyet gösteren kuvvetler için idari düzenlemeleri kapsayacak.

Anlaşma, nisan ayında Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Adayı ziyareti sırasında Hristodulidis tarafından planları açıklandığından beri tartışmalara yol açtı.

Kuzey Kıbrıs yönetimi, anlaşmanın açıklanmasından kısa bir süre sonra anlaşmayı geçersiz ilan etti ve bunun adadaki güç dengesini değiştirebileceği, Kıbrıs Türklerinin haklarını göz ardı edebileceği ve gerginlik yaratabileceği endişelerini dile getirdi.

Kıbrıs Türk yönetimi ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Ada adına böyle bir anlaşmayı imzalama yetkisi olmadığını savundu.

Diplomasi

Trump: Netanyahu’nun İran anlaşmasını kabul etmekten başka seçeneği yok

Yayınlanma

Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD’nin İran’la müzakere edeceği herhangi bir anlaşmayı kabul etmekten başka seçeneği olmayacağını, çünkü kararları verenin ABD Başkanı olduğunu söyledi.

Trump, Financial Times’a (FT) verdiği telefon röportajında, “Onun başka seçeneği olmayacak. Kararları ben veriyorum. Her şeyi ben belirliyorum. O [Netanyahu] kararları vermiyor,” dedi.

Trump, İran’ın nisan ayı başında imzalanan ateşkes sürerken, Beyrut’a saldırı düzenleyen İsrail’e bir dizi balistik füze misillemesi düzenlemesinden kısa bir süre sonra konuştu.

Başkan ayrıca Fox News’e, Netanyahu’ya İran’a karşı misilleme eyleminden kaçınması talimatını vereceğini söyledi ki bu tutum, İsrail ordusunun açıklamalarıyla çelişiyor.

Trump, İran’ın saldırılarının ABD-İran müzakerelerini sonuçlandırma arzusunu değiştirmediğini söyledi:

Anlaşma üzerinde hiçbir etkisi olmayacak. Sonucun ne olacağını göreceğiz. Ama bunlar [İsrail’e yönelik füze saldırıları] hiç etki yaratmayan saldırılardı. Bu, nasıl saydığına bağlı olarak 3.000 yıldır ya da 47 yıldır devam eden şeylerden biri.”

Bununla birlikte, nisan ayı başında Başkan Yardımcısı JD Vance’in İran ile ilk müzakereleri yürütmesinden bu yana sergilediği tutumun aksine, Trump İran ile bir anlaşmanın yakın olduğu konusunda pek iyimser görünmüyordu.

Trump, “Müzakerelerin devam ettiğini düşünüyorum. Ne olacağını göreceğiz,” dedi.

İran’ın füze saldırısının hesaplarını etkilemeyeceğini savunan Başkan, “Anlaşma kendi başına başarılı olabilir ya da olmayabilir ama bu durumun üzerinde hiçbir etkisi olmayacak,” ifadelerini kullandı.

Böyle bir anlaşmanın “kendi başına” başarısız olması durumunda ne olacağı sorulduğunda Trump, İran’a komando baskını düzenlemeyi düşüneceğini söyledi:

“Bu iki şeyden birini ifade ediyor. Birincisi, muhtemelen oraya girip askeri olarak halletmediğimiz geri kalan işleri halledeceğimiz anlamına gelir. Ya da sadece İran’a uyguladığımız ablukayı sürdüreceğimiz anlamına gelir, çünkü abluka muhtemelen o ülkeye yapılan herhangi bir saldırıdan daha etkili olmuştur.”

Trump’ın Netanyahu hakkındaki yorumları, geçen hafta Axios’a sızdırılan iki lider arasındaki sert telefon görüşmesi haberinin ardından geldi.

Bu görüşmede bir ABD’li yetkili, Başkanın Netanyahu’ya “Sen delisin. Ben olmasam hapiste olurdun. Artık herkes senden nefret ediyor. Bu yüzden herkes İsrail’den nefret ediyor,” dediğini aktardı.

Trump, görüşmenin gerçekleştiğini doğruladı ve içeriğin aktarılma şekline itiraz etmedi.

Geçen hafta yürürlüğe giren ateşkes de dahil olmak üzere, ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında yapılan birkaç ateşkes anlaşmasına rağmen, Trump, İsrail’in Lübnan’daki hedefleri neredeyse her gün vurmasını engellemedi.

Bu saldırılar arasında pazar günü erken saatlerde Beyrut’taki Dahiye mahallesine yapılan saldırı da bulunuyor.

İran’ın saldırıları, bu saldırıya misilleme olarak gerçekleşti. İran, İsrail ile kalıcı bir ateşkesin, ABD ile İran arasında yapılacak herhangi bir anlaşmanın ön koşulu olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

IMF Başkanı Georgieva, yapay zeka riski konusunda uyardı

Yayınlanma

Uluslararası Para Fonu Başkanı Kristalina Georgieva, küresel sarsıntıların geçici bir durum olmadığını, aksine yeni bir gerçekliğe dönüştüğünü belirterek dünya genelinin bu duruma henüz hazır olmadığını ifade etti.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Bloomberg podcast yayınında yaptığı açıklamada, küresel sarsıntıların geçici anomaliler olmaktan çıktığını ancak küresel topluluğun bu durumu henüz tam olarak idrak edemediğini belirtti.

Son yıllarda art arda yaşanan krizlerin ardından dünyanın sıklaşan sarsıntılara dayanabilecek bir temel atması gerektiğini ifade eden Georgieva, “Beni endişelendiren husus, dünyanın tam olarak bu hale geleceğini henüz tamamen idrak edememiş olmamızdır. Sarsıntıların ortadan kalkacağı bir noktaya ulaşmayacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Küresel ekonominin gelecek yıllarda karşı karşıya kalabileceği temel zorluklar arasında yapay zekanın hızla yayılmasının da bulunduğuna dikkat çeken Georgieva, bu süreç ile geçmişteki küreselleşme dalgaları arasında bir paralellik kurdu.

Küreselleşmenin dünya ekonomisinde genel bir büyümeye yol açmasına rağmen bazı bölgeleri olumsuz etkilediğini hatırlatan Georgieva, “Dünya ekonomisinin genel olarak daha iyi gelişmesi, buna karşılık işlerini kaybeden toplulukların gerilemesi ve kendilerine yeterince dikkat gösterilmemesi nedeniyle oluşan küreselleşme karşıtı tepkiden, fon dahil hepimiz memnuniyetsizlik duyduk. Aynı durumun yapay zekayla tekrar etmesini hiç istemiyorum” ifadelerini kullandı.

Krizlerle mücadelede en önemli aracın “objektif analiz” olduğunu kaydeden Georgieva, IMF’nin Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından askıya alınan Rusya ekonomisine yönelik incelemeleri 2024 yılında yeniden başlatma girişimini ertelemek zorunda kaldığını hatırlattı.

Ticaret ile ithalat ve ihracat verilerinin toplanmasının, Rusya’nın bilgi paylaşımı konusundaki isteksiz tutumu sebebiyle zorlaştığına işaret eden Georgieva, net bir takvim belirtmeden, “Gelecekte bir noktada düzenli değerlendirmelerimize yeniden başlayacağız” dedi.

Diğer taraftan haziran ayının başında Bloomberg, Avrupa Komisyonunun, Ortadoğu’daki çatışmalardan kaynaklanan yüksek enerji fiyatlarının etkilerini telafi edebilmeleri amacıyla Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere ek bütçe esnekliği sağlama planlarını değerlendirdiğini yazmıştı.

Bundan önce Financial Times gazetesi de AB’nin, üye ülkelerin hükümetlerine enerji krizinin bir finansal krize dönüşmesini engelleme çağrısında bulunduğunu aktarmıştı.

Bununla birlikte havayolu şirketi Finnair’in Üst Yöneticisi Sanna Suvanto-Harsaae, iş dünyasını geleceğe yönelik en kötü senaryoyu temel almaya çağırdı.

Avustralya’daki bir tavşanın hapşırmasının bile Avrupa’daki uçuş rotalarını değiştirdiği bir dünyada, kazanan tarafın ancak sürekli kaos koşullarında çalışmayı öğrenebilenler olacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Finlandiya Cumhurbaşkanı Rusya ile diyalog çağrısı yaptı

Yayınlanma

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rusya’nın yakın zamanda bir NATO ülkesine saldırma niyetinde olduğundan şüphe duyduğunu belirterek Avrupa’yı Vladimir Putin ile müzakerelere başlamaya çağırdı. Stubb, Rusya ile ancak güçlü konumda olunmadığı zaman ve ABD ile ortaklaşa müzakere yürütülebileceğini ifade etti.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, İsviçre merkezli Neue Zürcher Zeitung gazetesine verdiği mülakatta, Rusya’nın yakın gelecekte Kuzey Atlantik İttifakı üyesi ülkelerden birine saldırma niyetinde olduğundan şüphe duyduğunu dile getirdi.

Stubb, “Rusya, dört yılda Ukrayna’yı ele geçirmeyi başaramamışken neden kolektif savunmaya ilişkin 5. maddeyi test etsin? İkinci Dünya Savaşı sırasında Rusya’nın Berlin’e ulaşması dört yıl sürmüştü ve 1600 kilometre katetmişlerdi, şimdi ise aktif savaş sırasında Ukrayna’da yaklaşık 60 kilometre ilerleyebildiler” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte Finlandiya Cumhurbaşkanı, Rusya tarafından NATO ülkelerine yönelik sabotajlar ve siber saldırılar gibi hibrit faaliyetlerin her zaman var olacağını vurguladı.

Stubb, “İnsanların sadece sakinleşmesi gerekiyor. Kamuoyundaki tartışmaları anlıyorum ancak tüm istihbarat raporlarını görüyorum ve bunları çok dikkatli bir şekilde inceliyorum” dedi. Avrupa’nın Vladimir Putin ile barış müzakerelerine başlaması gerektiğini de savunan Stubb, “Ruslarla ancak onlar güçlü konumda olmadıklarında müzakere edilebilir. Bunu Amerikalılarla birlikte yapmalıyız” şeklinde konuştu.

İdeal senaryoda ilk adımın Avrupa Birliği’nden gelmesi gerektiğini belirten Stubb, bunun işe yaramaması durumunda Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’tan oluşan “Avrupa üçlüsünün” devreye girmesi gerektiğini ekledi.

Finlandiya Cumhurbaşkanı, “Eğer bu da bir sonuç vermezse o zaman başka bir format bulmamız gerekecek” vurgusunda bulundu. Stubb, aynı zamanda Avrupa Birliği adına Rusya ile görüşecek tek bir müzakereci bulma fikrini ise “aşırı basitleştirilmiş” olarak nitelendirdi.

Daha önce Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Moskova ile yapılması muhtemel müzakerelerde sadece Ukrayna’daki savaşın değil, Avrupa güvenliğiyle bağlantılı daha küresel meselelerin de ele alınacağını belirtmişti.

Kallas, Rusya’dan askeri güçlerinin sayısını azaltmasının yanı sıra birliklerini Güney Osetya, Abhazya ve Transdinyester’den çekmesinin talep edilmesini önermişti. Kallas, “Elbette bu maksimalist bir yaklaşım, ancak Rusya’nın şu ana kadarki yaklaşımı da maksimalist talepler içeriyor” değerlendirmesini yapmıştı.

Almanya hükümetinden de daha önce Rusya ile yavaşça açılan bir “diyalog penceresi” görüldüğüne dair açıklamalar gelmişti.

Ancak Reuters ajansına konuşan bir kaynak, Moskova ile yürütülecek ve AB ülkelerinin meşru kabul edeceği diyalog formatının henüz belirlenmesi gerektiğini ifade etmişti.

Alman yetkili ayrıca, müzakerelerin Ukrayna ve ABD ile tam bir koordinasyon içinde yürütülmesi gerektiğinin altını çizmişti.

Yetkili, Avrupa Birliği ile Rusya arasında tam kapsamlı müzakerelerin başlamasından önce ayların geçeceği öngörüsünde bulunmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English