Diplomasi
FT: ABD Kiev’e Rusya’daki İHA hedefleri için rota desteği sağladı

Financial Times gazetesi, ABD istihbaratının Ukrayna’ya Rusya topraklarındaki hedeflere yönelik insansız hava aracı saldırılarında rota belirleme ve hava savunma sistemlerini aşma konusunda destek sağladığını bildirdi.
ABD istihbaratının, Ukrayna’ya Rusya topraklarındaki hedeflere yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarında en uygun rotaları belirleme ve Rus hava savunma sistemlerini aşma konularında yardımcı olduğu belirtildi.
Financial Times (FT) gazetesinin Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, ABD tarafından sağlanan istihbarat verileri Kiev’in operasyonlarında kolaylık sağlıyor.
Gazete, daha önce yayımladığı bir haberde de ABD’nin Ukrayna’ya sunduğu istihbarat bilgilerinin, Moskova yakınları dahil olmak üzere çeşitli bölgelere düzenlenen saldırılarda kullanıldığını yazmıştı.
Rusya, Ukrayna çatışması süresince Kiev yönetimine yönelik her türlü askeri yardımı kınayan bir yaklaşım sergiliyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, askeri üniversitelerin mezunlarıyla gerçekleştirdiği gayriresmi görüşmede, tüm Batı dünyasının Ukrayna’ya destek verdiğini ifade etti.
Putin, Batı’nın Rusya’nın olası yanıtından çekindiği için kendi topraklarından doğrudan saldırı düzenlemeye ise yanaşmadığını dile getirdi. Rus lider ayrıca, Ukrayna’nın Rusya’daki sivil altyapıyı hedef alan saldırılarını, toplumun dengesini bozma girişimi olarak nitelendirdi.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da konuya ilişkin açıklamasında, Berlin, Paris, Lahey, Oslo ve Washington gibi başkentlerin Kiev’in arkasında durması nedeniyle Ukrayna’daki askeri operasyonun farklı bir boyuta evrildiğini kaydetti.
Diğer taraftan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna konusundaki yaklaşımında bazı değişimlerin gözlendiği aktarılıyor.
Bloomberg’in haberine göre, Fransa’daki G7 Zirvesi sürecinde Trump’ın pozisyonunda bir kayma yaşandı. Cumhuriyetçi liderin, daha önce Kiev’e taviz vermesi yönünde yaptığı çağrıların ardından, çatışmadaki güç dengesine ilişkin görüşlerinin Avrupa’nın yaklaşımına yakınlaştığı belirtiliyor.
FT de Kiev yönetiminin Trump’ın pozisyonundaki bu değişimi yakından takip ettiğini aktardı.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Beyaz Saray’dan gelen çelişkili açıklamaların, sürecin niteliğini değiştirdiğine işaret etti. Lavrov, Washington’dan önce tarafsızlık, ardından destek yönünde gelen farklı sinyallerin, çatışmanın seyrinde yeni bir aşamaya geçildiğini gösterdiğini ifade etti.
Rus diplomat, Trump’ın kendi kararlarını alan bir lider olması sebebiyle Avrupa’nın onu kendi çizgisine çekmesinin kolay olmadığını ekledi. ABD Başkanı Trump ise hem Moskova’dan hem de Kiev’den karşılıklı tavizler beklediğini dile getirdi.
Diplomasi
İngiltere ile Amerikan istihbarat kurumları arasında irtibat durma noktasında

İngiliz dış istihbarat servisi MI6, Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemini Salem cadı mahkemeleri ve Kral 8. Henry dönemini anlatan edebi eserlere benzetti. Washington ile Londra arasındaki ilişkilerin gerilmesi üzerine İngiliz istihbarat yönetiminin, personeline CIA meslektaşlarıyla ABD Başkanı hakkında konuşmama talimatı verdiği belirtildi.
İngiliz dış istihbarat servisi MI6, hazırladığı bir raporda Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemini, Salem cadı mahkemelerini konu alan “Cadı Kazanı” (The Crucible) ve öfkeli İngiliz Kralı 8. Henry’nin sarayını anlatan “Wolf Hall” adlı edebi eserlerle karşılaştırdı.
The Wall Street Journal gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, söz konusu benzetmeler İngiltere Başbakanı’na sunulan raporda yer alıyor.
İngiltere ve ABD arasındaki ilişkilerin gerilmesi nedeniyle İngiliz istihbarat yönetimi, personeline CIA’deki meslektaşlarıyla ABD Başkanı hakkında konuşmama talimatı verdi.
MI6 raporunda, “övgü ve dalkavukluğa dayalı kırılgan uzlaşının çökmeye başladığı” tespiti paylaşıldı. İstihbarat yetkilileri, bu tür bir diplomasinin artık azalan verim yasasına tabi olduğunu değerlendiriyor.
Salem süreci, 1692-1693 yıllarında ABD’nin Massachusetts eyaletindeki bir püriten kolonisinde büyücülükle suçlanan kişilerin yargılandığı mahkeme süreçlerini kapsıyor.
Bu davalarda iddia makamının temel dayanağını, sanıkların hayaletlerini gördüklerini iddia eden kız çocuklarının ifadeleri oluşturuyordu.
Hakimin bu asılsız iddiaları delil kabul etmesi, suçlanan kişilerin kendilerini aklamasını neredeyse imkansız hale getiriyordu.
Öte yandan bir Güney Avrupa ülkesinin kendi liderine sunduğu raporda, ABD ile temas kurarken “belirli prosedürlere sahip bir yönetimle değil, tek bir dengesiz kişiyle” muhatap olunduğu uyarısı yapıldı.
Buna karşın bazı Avrupalı liderler Washington ile ilişkilerdeki gerilimi azaltmaya çalışıyor. Slovakya Başbakanı Robert Fico, ülkesine savunma harcamalarını artırması yönünde baskı yaptığı için Trump’ı tebrik etti.
Fico, “Slovakların ne kadar inatçı olabileceğini bilen biri varsa o da Melania Trump’ın eşidir” ifadesini kullandı. Trump’ın bu şakadan memnun kaldığı belirtilirken, Bulgaristan eski Başbakanı Rosen Jelyazkov bu ortamı “gergin” olarak nitelendirdi.
Jelyazkov konuya dair açıklamasında, “Salonda gülüşmeler vardı ancak arkasında derin bir endişe gizliydi. Avrupalı liderler, diplomatik övgüler ve kişisel cazibe yoluyla Donald Trump’ı hala yönetebileceklerine inanıyordu” değerlendirmesini paylaştı.
Trump ise açıklamasında, Avrupa’nın üçüncü dünya ülkelerinden gelen suçluları kabul etmesi nedeniyle kendisinin de “üçüncü dünya ülkesine” dönüşme riski taşıdığını öne sürdü. Trump ayrıca, kendisinin “tam zamanında” seçildiğini ifade etti.
Foreign Affairs dergisinde yer alan bir değerlendirmede, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün Avrupa ülkelerini kendi güvenliklerine farklı bir gözle bakmaya zorladığı ve silahlanma süreçlerini hızlandırdığı belirtildi.
Analizde, Avrupa’nın bir tehdit anında ABD’nin askeri desteğine tamamen güvenebileceğinden artık emin olmadığı kaydedildi.
The New York Times gazetesi ise Avrupalı liderlerin Trump ile ilişkilerinde, onun siyasi tarzına benzer şekilde “özür dilememe” taktiğini giderek daha fazla benimsediğini yazdı.
Habere göre, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikaları karşısında Avrupalı siyasetçiler, Washington’dan gelecek sert tepkilere aldırmadan Trump’ı ve ABD’nin Ortadoğu stratejisini kamuoyu önünde açıkça eleştirmeye başladı.
Diplomasi
NATO, Ankara zirvesinde Zelenskiy’i arka plana itiyor

İngiliz The Telegraph gazetesi, NATO liderlerinin Donald Trump’ı memnun etmek amacıyla Ankara zirvesinde Ukrayna konusunu ve Volodimir Zelenskiy’i arka plana ittiğini yazdı. Orta Avrupa ülkelerinin askeri desteği azaltma eğilimi ittifak içinde mali kriz endişesi yaratırken, Ukrayna liderinin zirvede konuşma yapmayacağı belirtiliyor.
İngiliz The Telegraph gazetesinin haberine göre, NATO ülkelerinin liderleri, ABD Başkanı Donald Trump’ı öfkelendirmeme düşüncesiyle Ankara’da yapılacak zirvede Ukrayna konusunu ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i arka plana itti.
Gazete, 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek zirve öncesinde ittifakın birlik, kararlılık ve güvenlik algısına yönelik ciddi tehditler bulunduğunu yazdı.
Zirvede üye ülkelerin karşı karşıya kalacağı ilk risk, ittifaktan destek göremediğini savunan ve Amerikan birliklerini Avrupa’dan çekme adımı atan Trump’tan kaynaklanıyor.
İkinci tehdit ise Ukrayna’ya yönelik askeri finansman konusunda ittifak içinde derinleşen bölünme olarak öne çıkıyor.
Orta Avrupa’daki bazı müttefiklerin Kiev’e fon sağlamayı reddetmesi, Zelenskiy için olumsuz bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Ukrayna liderinin bu zirvede bir konuşma yapmayacağı, ancak buna rağmen daha fazla mali kaynak talep etmeyi planladığı belirtiliyor.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, savunma ve dışişleri bakanlarına Ukrayna’ya yönelik yeni mali destek taahhütleri konusunda temkinli davranma talimatı verdi.
Tusk, hükümetin öncelikle kendi askeri harcamalarına odaklanmasını istedi. Slovakya Başbakanı Robert Fico da ülkesinin Ukrayna’nın askeri masraflarını karşılamayacağını açıklayarak NATO’nun yardım planlarına destek vermeyi reddetti.
Benzer şekilde, Çekya Başbakanı Andrej Babiş ve Macaristan Başbakanı Peter Magyar da Kiev’e yönelik askeri finansmana karşı çıkıyor.
Kiev’in Varşova ve diğer bölge ülkeleriyle yaşadığı bu gerilimlerin son derece olumsuz bir zamana denk geldiği vurgulanıyor.
“Avrupa’nın savunmasını dış kaynaklara devretme dönemi sona erdi”
Geçen yıl Trump’ın Ukrayna’ya yönelik fonları kesmesi ve Avrupa’nın dondurulmuş Rus varlıklarını Kiev için kullanma çabalarının sonuçsuz kalması nedeniyle ittifakta bir mali kriz yaşanıyor.
Belgeler, NATO ülkelerinin Ukrayna’ya 70 milyar avro tahsis etmeyi planladığını gösteriyor. Ancak bu bütçenin yeni bir kaynak aktarımı değil, mevcut fonların yeniden dağıtılmasından ibaret olduğu kaydediliyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenecek zirveyi “karar anı” olarak nitelendirirken, ittifakın geleceğine ilişkin kritik kararlar alınacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ise liderlerin zirvede Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği, Ukrayna’daki durum ve NATO’nun güney sınırları üzerindeki gelişmelere odaklanacağını bildirdi.
Zirve, ABD’nin Avrupa güvenliğindeki rolünün tartışıldığı bir dönemde gerçekleşiyor.
Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile düzenlediği basın toplantısında, İran ile yaşanan gerilimde kendisini desteklemeyen bazı müttefiklerden hayal kırıklığı duyduğunu belirtmiş, bu nedenle ABD’nin ittifaktan ayrılabileceği ihtimalini gündeme getirmişti.
Diplomasi
Hakan Fidan: NATO’nun gerekliliğini kimse tartışmıyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ve diğer Avrupa ülkeleri arasında bir mutabakat olduğunu belirtti ve “Kimse NATO’nun gerekliliğini tartışmıyor,” dedi.
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki sıcak ilişkileri, Ankara zirvesi sırasında NATO içindeki görüş ayrılıklarını aşmak için kullanmaya çalışacaklarını belirtti.
Zirveden bir hafta önce New York Times’a konuşan Fidan, Erdoğan’ın ABD Başkanı ile olan ilişkisinin NATO içindeki gerilimleri hafifletmeye yardımcı olabileceğini söyledi.
Fidan, “Bu, Trump için sadece bir güven ve dostluk meselesi” dedi. Türkiye’nin “bu dostluğu, tüm NATO ailesinin yararına, daha büyük bir iyilik için kullanmayı” amaçladığını da sözlerine ekledi.
Zirvenin büyük bir kısmı askeri bütçelere odaklanacak ve müttefiklerin, gayri safi yurtiçi hasılalarının yüzde 5’ini savunma harcamalarına ayırma hedefi doğrultusunda ilerleme kaydetmeleri bekleniyor.
Fidan, röportajda Trump’ın NATO’ya yönelik tehditlerine rağmen bu teknik görüşmelerin sorunsuz geçeceğini umduğunu söyledi:
“Bu konuda herhangi bir sorun görmüyorum. Birçok söz söyleniyor. Fakat pratik açıdan hiçbir şey değişemez. Kuvvetler zaten orada.”
Fidan, Türkiye ve diğer Avrupa ülkeleri arasında ittifakın önemli olduğu konusunda bir mutabakat olduğunu belirtti ve “Kimse NATO’nun gerekliliğini tartışmıyor,” dedi.
Yaşar Güler: NATO, Avro-Atlantik güvenliği için eşsiz ve temel bir platform
Fakat Trump’ın ısrarlı eleştirileri, bazı NATO yetkilileri arasında, örneğin Rusya’nın bir Avrupa üyesine saldırması durumunda ABD’nin ittifakın karşılıklı savunma maddesine uymayabileceği endişesini uyandırdı.
Trump, ABD güçlerini Almanya’dan ve başka yerlerden çekmekle tehdit etti; bu da Avrupalılar arasında, Avrupa Birliği veya önerilen diğer oluşumlar çatısı altında kolektif savunmalarını nasıl güçlendireceklerine dair tartışmaları hızlandırdı.
Fidan, bu tür görüşleri “NATO içindeki yapısal bir sorun” olarak eleştirdi ve Avrupa Birliği içindeki savunma işbirliğinin artmasının, Avrupa ülkelerinin NATO’ya karşı taahhütlerine aykırı olduğunu savundu.
Bakan, Türkiye ve Avrupa’nın birbirlerini kolektif güvenlikleri açısından hayati öneme sahip olarak görmeleri gerektiğini belirtti:
“Biz de Avrupa’nın bir parçasıyız ve Avrupa coğrafyasında bir araya gelip kendi güvenlik platformumuzu oluşturmadıkça, kendimizi asla yeterince güvende hissetmeyeceğiz.”
Fidan, geçen ay ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının kalıcı bir barışa yol açıp açmayacağı konusunda “ihtiyatlı bir iyimserlik” sergiledi.
Fidan, “Siyasi irade açısından, her iki taraf da nihai hedefler konusunda çok ciddi,” dedi.
Fakat Fidan, 60 günlük anlaşmanın, İran’ın nükleer programı, İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması ve Hürmüz Boğazı’nı düzenleyecek kurallar da dahil olmak üzere birçok tartışmalı detayı gelecekteki görüşmelere bıraktığını belirtti.
Bakan, Türkiye’nin Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan yeni görüşmelere aracılık etmeye hazır olduğunu fakat bunların yakın zamanda gerçekleşmesini beklemediğini belirtti.
Fidan, “Genel olarak vardığım sonuç, tarafların görüşme ve müzakerelere hazır oldukları yönünde fakat ABD’nin baskı yapması gerekiyor. Bizim için önemli olan, her iki taraftan da barış için gerçek ve samimi bir niyet ve çaba görmek,” dedi.
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önce‘İran küresel ekonominin boğaz noktalarını silaha dönüştürdü’
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor







