Ortadoğu
Gazze bombalarının perde arkası

Hükümet karşıtı protestolar ve İran’ın normalleşme süreci nedeniyle caydırıcılığını kaybetmekle eleştirilen Netanyahu hükümeti, Gazze’ye yağdırdığı bombalarla hem “imajını” düzeltmeyi hem de kritik bütçe oylaması öncesi dağılmanın eşiğindeki koalisyonunu hayata döndürmeyi hedefliyor.
İsrail’in, İslami Cihad Hareketi’nin 3 liderini hedef aldığı hava saldırısı sonrası gerilim tırmanıyor. İsrail’in saldırılarına yanıt olarak Gazze’den roketler atılıyor. Ateşkes görüşmelerinden henüz olumlu bir sonuç çıkmadı. Peki İsrail hükümeti, topyekûn savaş riskini beraberinde getiren ve iki günü geride bırakan bu saldırıları neden başlattı?
İsrail, salı günü Gazze Şeridi’ndeki İslami Cihad hareketinin askeri kolu Kudüs Tugayları’nın önemli liderlerinden üçünü aileleriyle birlikte katletti. İsrail ordusunun abluka altındaki Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda aralarında çocukların da olduğu 15 kişi hayatını kaybetti, 22 kişi yaralandı. İslami Cihad, saldırıya yanıt olarak işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Dotan Yahudi yerleşim birimine yönelik saldırı düzenlendiğini duyurdu. İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ndeki saldırılarını sürdürürken Filistinli gruplar da bu saldırılara roket atışlarıyla karşılık vermeye devam ediyor. İsrail’in saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 25’e yükselirken 76 kişi de yaralandı. İsrail Savunma Kuvvetlerinden (IDF) yapılan açıklamada, Gazze’den atılan 469 roketten 333’ünün İsrail’e ulaştığı, 107’sinin ise Gazze Şeridi sınırlarında düştüğü belirtildi. Geriye kalan 29 rokete ilişkin ise bilgi paylaşılmadı. Hava savunma sisteminin 153 roketi engellediği, bazı roketlerin yerleşim birimlerine isabet ederek maddi hasara yol açtığı aktarıldı.
İsrail’in saldırılarının hedefindeki İslami Cihad, İsrail’in bölgede evleri bombalamaya devam etmesi durumunda Tel Aviv ve İsrail’in iç kesimlerine misilleme saldırılarının düzenleneceği duyurdu. Hamas ise Gazze Şeridi’nden İsrail’e fırlatılan roketlerin, İsrail saldırılarına karşı direniş güçlerinin ortak olarak verdiği karşılığın bir parçası olduğunu belirtti. Hamas Sözcüsü Abdullatif el-Kanu, yaptığı yazılı açıklamada, “Direniş güçlerinin birlikte düzenlediği saldırılar, işgal güçlerinin gerçekleştirdiği katliama yanıt verme sürecinin bir parçası” ifadesini kullandı. İsrail’in, Filistin halkına karşı artırdığı saldırıların yansımalarından sorumlu olduğunu vurgulayan Kanu, İsrail’in yaptıklarının bedelini ödeyeceğini kaydetti.
Neden şimdi?
İsrail’i bu pervasız saldırılara götüren sürecin fitili, mayıs başında ateşlendi. Filistinli tutuklu Hıdır Adnan’ın hapishanede 87 gün sürdürdüğü açlık grevinin ardından 2 Mayıs’ta hayatını kaybetmesi üzerine Gazze Şeridi’nden İsrail yönüne 30’dan fazla roket atıldı. İsrail de misilleme olarak Gazze’yi bombaladı. İsrail savaş uçaklarının saldırılarında bir Filistinli hayatını kaybetti, 5 Filistinli yaralandı. Söz konusu saldırının hemen ardından 3 Mayıs’ta Gazze Şeridi’ndeki silahlı gruplar ile İsrail arasında ateşkes sağlandı. Bir günde sağlanan ateşkes, iç politik tartışmalarla sarsılan ülkede zaten var olan “İsrail’in caydırıcılığının kalmadığı” yönündeki eleştirilerin dozunu yükseltti.
Netanyahu liderliğindeki hükümetin yargı reformu nedeniyle ülke çapına yayılan eylemlerin İsrail’in “düşmanlarını” cesaretlendirdiği argümanı, hükümet karşıtı eylemler başladığından beri dile getirilen bir eleştiriydi.
Üstelik İsrail’in “ezeli düşmanı” İran’ın, Tel Aviv’in potansiyel müttefikleriyle normalleşme sürecine girmesi ve nükleer programında kaydettiği ilerleme alarm zillerinin çalmasına neden oldu. “Düşman” bu ilerlemesini sürdürürken ülkeyi iç savaşın eşiğine getirmekle eleştirilen Netanyahu’nun, mayıs başında yaşanan gerilimde 24 saat içinde ateşkes ilan etmesi sadece muhalefet değil hükümetin hatta Netanyahu’nun kendi partisi Likud’un içinden de eleştirilerin yükselmesine yol açtı.
Likud Partisi Milletvekili Danny Danon, sosyal medya hesabı Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Caydırıcılığı yeniden sağlamak için sabah uyandığımızda dün gece kaç tane teröristin kararlı bir şekilde ortadan kaldırıldığını duymamız gerekiyordu” ifadelerini kullandı. İsrailli aşırı sağcı Yahudi Gücü Partisi Milletvekili Almog Cohen de yine sosyal medya hesabından “Bahaneler bitti. Ezici ve acı verici bir tepki vermenin zamanı geldi” paylaşımı yaptı. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in liderliğini yaptığı Yahudi Gücü Partisi ise İsrail Meclisi’nin oturumlarını boykot ettiğini açıkladı.
İran, Hamas ve Hizbullah koordinasyonu İsrail’i endişelendiriyor
‘İsrail’in caydırıcılık kapasitesi aşındı’
İsrail’in askeri bürokrasisinin görüşlerini yansıtan Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü (INSS), mayıs başında yayınladığı analizde “İsrail’e yönelik bu operasyonlar ve daha önce yaşanan bir dizi olay, İkinci Lübnan Savaşı sonrasında gelişen caydırıcılık denklemi çerçevesinde oyunun kurallarını iyileştirmek için yorulmak bilmeden çalışan Hizbullah karşısında İsrail’in caydırıcılık kapasitesini aşındırdı” ifadelerini kullandırdı. Bu aşınmanın göstergeleri olarak şunlar sıralandı:
- Hizbullah’ın son iki yıl içinde, kendi faaliyetlerinin İsrail’i Lübnan hava sahasındaki operasyonlarını azaltmaya zorladığı iddiası
- Hizbullah ajanlarının İsrail sınırı boyunca gözlem noktalarındaki varlığını genişletmesi
- İsrail güçleriyle sınır boyunca yaşanan çatışmalar
- Nasrallah’ın Hizbullah için bir zafer olduğunu iddia ettiği İsrail ve Lübnan arasındaki deniz sınırı anlaşmasının Ekim 2022’de imzalanması
Analizde Hizbullah’ın (direniş) ekseninin diğer üyeleri gibi İsrail’in anayasal krizle ilgili iç tartışmalarını ve İsrail hükümetine karşı yaygın protestoları İsrail’in içsel zayıflığının bir ifadesi olarak gördüğü belirtildi ve “Nasrallah’ın özellikle son 12 ayda ortaya attığı ve konuşmalarında öne çıkan yanlış anlatı, öyle görünüyor ki, son olaylarda sergilediği aşırı cüretkârlığın sebebi” denildi.
Analizde, İsrail’in ne yapması gerektiği ile ilgili şu fikirler yer aldı: “Her halükârda, son olaylar İsrail’in Hizbullah ve direniş eksenindeki ortakları karşısındaki caydırıcılığının aşınmakta olduğunu gösteriyor. Bu koşullar altında İsrail’in siyasi liderliği, geniş eksenin öncüsü olan ve şu anda İsrail’in güvenliğine yönelik en büyük konvansiyonel tehdidi oluşturan Hizbullah’a karşı caydırıcılığı güçlendirecek bir strateji oluşturmak için güvenlik kurumlarıyla derin ve kapsamlı bir tartışma başlatmalı. Görünen o ki Hizbullah’a yönelik askeri bir operasyon, örgüte provokasyonlarına devam etmesi halinde ağır bir bedel ödetileceğini açıkça göstermek ve Hamas’ın attığı füzeler de dahil Lübnan’dan yapılan terör saldırılarının rutin hale gelmesini engellemek için gerekli. İsrail karmaşık bir sorunla karşı karşıya: gerilimi tırmandırmadan ve topyekûn savaş riskine girmeden Hizbullah ve Hamas’a karşı caydırıcılığını nasıl güçlendireceği. İsrail’in hareket alanı var ve tercih ettiği hareket tarzına ve zamanlamaya karar vermeli ve olası sonuçlara karşı kendini hazırlamalı.”
Koalisyonu kurtarma hamlesi
Muhalefetten yükselen caydırıcılığın aşındığı eleştirisi bu son saldırıların önemli bir nedeni ancak Netanyahu için daha kritik olan koalisyon içi tartışma. Özellikle ilan edilen ateşkes nedeniyle Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Meclis oturumlarını boykot edeceğini duyurması. Çünkü Netanyahu’nun 2023-2024 bütçesini bu ay sonuna kadar Meclis’ten geçirmek zorunda. Bütçe 29 Mayıs’a kadar Meclis’te kabul edilmezse hükümet otomatik olarak düşecek ve erken seçime gidilecek. Bu yüzden Ben-Gvir’in Meclis oturumlarını boykot açıklaması Netanyahu’nun göz ardı edebileceği bir koz değil. Üstelik bütçe oylamasını koz olarak kullanan tek koalisyon ortağı da Ben-Gvir değil. Birleşik Tevrat Yahudiliği, bu ay sonuna kadar hükümeti Haredilerin zorunlu askerlikten muaf tutulması konusunda adım atmaya zorluyor. Geniş kapsamlı Gazze saldırıları Ben-Gvir’in Meclis boykotunu sonlandırırken diğer aşırı sağcı koalisyon ortaklarının talepleri konusunda yumuşamaya ve düşmana karşı Netanyahu etrafında kenetlenmelerini de sağlıyor. Özetle, kritik bütçe oylaması önce Netanyahu Gazze saldırıları sayesinde koalisyonundaki çatlakları yamamış durumda.
İsrail’in köklü yayın organlarından sol görüşlü Haaretz gazetesinin yazarlarından Zvi Bar’el de kaleme aldığı yazıda bu tespiti yapıyor: “Gazze’deki ölümler İsrail koalisyonunu hayata döndürdü.”
Yine aynı gazetenin editöryal başyazısında da aynı tespite yer verildi. “Gazze suikastları tamamen İsrail siyasetiyle ilgili” başlıklı başyazıda, “…hükümet, ‘zayıf tepkisi’, ‘utanç verici çevreleme politikası’ ve fırsatı varken ‘terörist altyapıyı’ çökertememesi nedeniyle kamuoyunun bir kısmı ve birçok siyasetçi tarafından sert bir şekilde eleştirildi. Aşırı uçlara meyleden sağcı hükümet bir anda zavallı ve omurgasız, hatta kendisinden önceki ‘solcu’ hükümetten bile daha zayıf görülmeye başlandı. Hükümetin imajına verilen zararın ne kadar ciddi olduğunu en hızlı anlayan kişi, en kıdemli isimlerinden biri olan Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir oldu. Kendisinin davet edilmediği güvenlik müzakerelerinin bir parçası olmayı talep etmekle kalmadı, aynı zamanda hükümetin daha agresif davranmasını, o korkunç ‘itidal’ politikasından vazgeçmesini ve terör örgütlerinin liderlerini vurmasını istedi.”
“Ben-Gvir kışkırtıcı söylemler kullanmakla yetinmedi. Kabineyi ve Meclis’i boykot ederek koalisyonun bütünlüğünü tehdit etti ve hatta tam da Meclis’te bütçe oylaması yaklaşırken hükümetin tamamen çökmesi riskini aldı. Ben-Gvir’in tehditleri Başbakan Binyamin Netanyahu’ya çatışmaların son “raundunun” bir düzeltmeye ihtiyacı olduğunu açıkça gösterdi. Bu doğrultuda İsrail Savunma Kuvvetleri ve Şin Bet güvenlik servisinden bazı öneriler getirmeleri istendi ve sonuçta üç üst düzey İslami Cihat yetkilisine suikast düzenlenmesi kararlaştırıldı.”
Hamas doğrudan hedef değil
İsrail’in saldırılarda doğrudan Hamas’ı hedef almaktan imtina etmesi, topyekûn bir savaşı istemediğini gösteriyor. Nitekim İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bugün yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında Gazze’deki İslami Cihad hedeflerini yoğun biçimde hedef aldıklarını özellikle vurguladı. Ancak başlattıkları “askeri harekatın sona ermediğini” ve Gazze’ye şiddetli biçimde saldırmaya devam ettiklerini de söyledi. Netanyahu, “yeni teknolojik gelişmeler, operasyon becerileri ve aldıkları inisiyatifle yeni denge oluşturduklarını” belirterek, “teröristlere saldıracakları zaman ve yeri kendileri seçeceklerini, seçme önceliğinin kendilerinde olduğunu” savundu.
Görüşmeler tıkandı
Öte yandan İsrail ve Filistinli gruplar arasında yürütülen ateşkes görüşmelerinin tıkandığı belirtildi. AA’nın haberine göre İsrail ve Filistinli gruplar arasındaki görüşmelere yakın Filistinli kaynak, Filistinli grupların İsrail’den “suikast siyasetini” durdurmasını istediğini, Tel Aviv’in bunu reddettiğini aktardı. Kaynak, Mısır, Katar ve Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla ateşkes görüşmelerinin devam ettiği bilgisini paylaştı.
Ortadoğu
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.
ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.
The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.
Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.
Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.
Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.
Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.
Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.
Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.
Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor
Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.
Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.
Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.
Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.
İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.
Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.
Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.
Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.
Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.
Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum












