Amerika
Haiti’ye fiili ABD müdahalesi başladı: Seçilmemiş Başbakan Henry istifa edecek

Haiti’nin seçilmemiş başbakanı Ariel Henry, pazartesi günü yaptığı açıklamada, 2021 yılında son cumhurbaşkanının suikast sonucu öldürülmesinden bu yana Karayip ülkesine liderlik ettikten sonra, bir geçiş konseyi ve geçici bir başbakan atandıktan sonra istifa edeceğini söyledi.
Henry’nin yönetimi altında servetlerini, nüfuzlarını ve topraklarını büyük ölçüde artıran silahlı çeteler, Birleşmiş Milletler destekli ve Kenya’nın liderlik edeceği bir güvenlik misyonunun kurulmasına neden olmuştu.
Geçen hafta Henry, destek aramak için Kenya’ya gitmişti. Ne var ki çatışma onun yokluğunda dramatik bir şekilde tırmandı ve 74 yaşındaki beyin cerrahı başbakan, ABD toprağı Porto Riko’da mahsur kaldı.
Henry gece geç saatlerde yaptığı bir video konuşmasında, “(Bir geçiş) konseyi kurulduktan hemen sonra başında bulunduğum hükümet istifa edecek. Bana tanınan bu fırsat için Haiti halkına teşekkür etmek istiyorum,” dedi.
Tüm Haitililerden sakin olmalarını ve barış ve istikrarın mümkün olduğunca hızlı bir şekilde geri gelmesi için ellerinden gelen her şeyi yapmalarını isteyen Henry’nin açıklamasının sosyal medyada yayılmasının ardından Haitililer sokaklarda kutlama yaptı.
Henry’nin istifası Porto Riko’da ABD’lilerle kararlaştırıldı
Reuters’ın aktardığına göre üst düzey bir ABD’li yetkili Henry’nin Porto Riko’da kalmakta ya da başka bir yere seyahat etmekte özgür olduğunu, fakat eve rahatça dönebilmesi için Haiti’de güvenliğin artması gerektiğini söyledi. Yetkili istifanın cuma günü kararlaştırıldığını söyleyerek ABD’nin de sürece müdahil olduğunu teşhir etti.
Henry’nin yerine iki gözlemci ve bir dizi siyasi koalisyondan, iş dünyasından, sivil toplumdan ve bir dini cemaatten temsilcilerin yer alacağı yedi oy hakkına sahip üyeden oluşan bir başkanlık konseyi kurulacak.
Konsey hızlı bir şekilde geçici bir başbakan atamakla görevlendirildi; Haiti’nin bir sonraki seçimlerinde aday olmak isteyen hiç kimse buna katılamayacak.
Ülke 2023 başından bu yana seçilmiş temsilcilerden yoksun ve bir sonraki seçimler 2016’dan bu yana yapılacak ilk seçimler olacak. Pek çok Haitilinin yolsuzluk yaptığını düşündüğü Henry, önce güvenliğin yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyleyerek seçimleri defalarca ertelemişti.
ABD bölge ülkelerini bir araya getiriyor
Bölgesel liderler, silahlı çeteler hükümeti devirmeye çalışırken ABD’nin geçen hafta ‘hızlandırılması’ çağrısında bulunduğu siyasi geçiş sürecinin çerçevesini görüşmek üzere pazartesi günü yakınlardaki Jamaika’da bir araya geldi.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken pazartesi günü erken saatlerde yaptığı açıklamada konseyin Haitililerin ‘acil ihtiyaçlarını’ karşılamak, güvenlik misyonunun konuşlanmasını sağlamak ve serbest seçimler için gerekli güvenlik koşullarını yaratmakla görevlendirileceğini söyledi.
Henry’nin istifası, acımasız bölge savaşları insani krizi körükleyen, gıda kaynaklarını kesen ve yüz binlerce kişiyi evlerinden eden çetelerle mücadelede polise yardım etmesi için talep ettiği uluslararası bir güce katılım konusundaki bölgesel görüşmelerle birlikte geldi.
Haiti’ye ‘yardım’ finansmanında transfer belirsizliği
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Pazartesi günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, ABD’nin bu güce 100 milyon dolar ve 33 milyon dolar insani yardımda bulunacağını, böylece ABD’nin bu güce yaptığı toplam taahhüdün 300 milyon dolara ulaşacağını söyledi.
Fakat finansmanın kanun yapıcılar tarafından onaylanmasının ve transfer edilmesinin ne kadar süreceği belli değildi. Bir BM sözcüsü pazartesi günü itibariyle BM’nin özel güven fonuna 11 milyon dolardan az para yatırıldığını ve Haiti’nin 3 Mart’ta olağanüstü hal ilan etmesinden bu yana yeni bir katkı yapılmadığını söyledi.
Meksika Dışişleri Bakanı, ülkenin belirtilmeyen bir miktarda fon katkısında bulunduğunu ekledi ve Haiti’ye silah kaçakçılığını durdurmak için daha fazla eylem çağrısında bulundu.
Haiti içinde ve yurtdışında pek çok Haitili, önceki BM misyonlarının geride yıkıcı bir kolera salgını ve hiçbir zaman telafisi yapılmayan cinsel istismar skandalları bırakmasının ardından uluslararası müdahalelere karşı temkinli yaklaşıyor.
Çetelere silah ABD’den geliyor
BM, Haitili çetelerin büyük ölçüde ABD’den kaçırılan silahlardan oluşan büyük cephanelikler biriktirdiğine inanıyor.
Silahlı gruplardan oluşan bir ittifakın lideri olan Jimmy ‘Barbecue’ Cherizier’in birleşerek Henry’yi devireceklerini söylemesinin ardından çatışmaların iletişime zarar vermesi ve iki hapishane firarına yol açması nedeniyle Haiti’de bu ayın başında olağanüstü hal ilan edilmişti.
BM, yarısı çocuk olmak üzere 362.000’den fazla kişinin ülke içinde yerinden edildiğini ve 2021’den bu yana yaygın tecavüz, işkence ve fidye için adam kaçırma olaylarıyla birlikte binlerce kişinin çatışmalarda öldürüldüğünü tahmin ediyor.
Financial Times, ülkedeki birçok çetenin, Haitili seçkinlerden önemli bir destek aldığına inanıldığını yazıyor. Latin Amerika’daki suç şebekelerini araştıran InSight Crime’a göre G-9, gelirinin yarısını 2021’de suikaste kurban gitmeden önce, Devlet Başkanı Moïse’nin hükümetinden alıyordu.
Çete liderinden ‘kanlı devrim’ açıklaması
Haiti’de G-9 çetesinin lideri ve eski polis memuru Cherizier, politikacıları saklayan ya da Henry ile işbirliği yapan otel sahiplerinin peşine düşmekle tehdit etti.
‘Barbecue’ ayrıca, ülkenin bir sonraki liderinin halk tarafından seçilmesini ve aileleriyle birlikte Haiti’de yaşamasını talep etti. Haitili birçok etkili siyasi figür yurtdışında yaşıyor.
Cherizier, “Barışçıl bir devrim içinde değiliz. Ülkede kanlı bir devrim yapıyoruz çünkü bu sistem bir apartheid sistemi, kötü bir sistem,” dedi.
FT’nin aktardığına göre kanalizasyon, elektrik ve akan su gibi devlet hizmetlerinin bulunmadığı Cherizier’in kontrolü altındaki geniş gecekondu mahallelerinde, kendisini Arjantinli devrimci Che Guevara olarak tasvir eden duvar resimleri mevcut.
Çete lideri ‘Barbecue’ Cherizier kimdir?
Benzer bir gözlemi The Guardian muhabiri de yapıyor. Röportajlarında ‘Tanrıdan korkan bir Karayip Robin Hood’u’ olarak poz verdiğini ileri süren The Guardian, çete liderinin Fidel Castro, Thomas Sankara ve Malcolm X gibi özgürlük savaşçılarını andığını aktarıyor. Geçen sene bir araya geldiklerinde, New Yorker muhabiri Jon Lee Anderson’a, “Martin Luther King’i ben de severim. Ama o silahlarla savaşmayı sevmezdi, ben ise silahlarla savaşırım,” demişti.
2022 yılında Vice’a verdiği bir röportajda Chérizier, kendi favela ordusunu ‘savunmasızlar adına savaşan sosyopolitik bir yapı ve güç’ olarak tanımlamıştı.
‘Barbecue’nün bir süredir batılı medya organlarını sık sık kendi kontrolündeki bölgelere soktuğu ve röportajlar verdiği görülüyor.
Sekiz çocuğun en küçüğü olan ve babası beş yaşındayken ölen Cherizier, 1957’den 1971’e kadar Haiti’yi yöneten acımasız diktatör François Duvalier’den ilham aldığını söylemişti. Fakat ‘Barbecue’, kendisiyle aynı toplumsal sınıftan olan insanları ‘asla katletmeyeceğini’ ileri sürüyor.
BM’ye göre G-9 gibi çeteler şu anda başkent Port-au-Prince’in yaklaşık yüzde 80’ini kontrol ediyor. İşyerlerinden zorla para alıyor ve hem zengin hem de fakir sakinleri fidye için kaçırıyorlar, bir yandan da bölge için birbirleriyle savaşıyorlar. Sadece 9.000 üyesi olan polisin gücü ise yetersiz.
Kendisini halktan yana bir politikacı olarak gösterme çabalarına rağmen Cherizier hakkında, BM tarafından bazıları hâlâ polis memuru iken olmak üzere birçok katliamda yer aldığı iddiaları var. Bunlardan birinde, 2018 yılında Port-au-Prince’in La Saline gecekondu mahallesinde 71’den fazla kişi öldürülmüş, 400 ev ateşe verilmiş ve en az yedi kadın çeteler tarafından tecavüze uğramıştı.
Cherizier ve G-9 çetesinin yanı sıra, ‘Izo’ olarak bilinen Johnson Andrï ve 5 Seconds çetesi de adlarından söz ettiriyorlar. Haiti’de tahminen 200 çete bulunuyor ve bunların 23’ünün Port-au-Prince metropol bölgesinde faaliyet gösterdiğine inanılıyor.
Amerika
Musk ara seçimler için Cumhuriyetçilere 445 milyon dolar bağışladı

Milyarder Elon Musk, ABD’de düzenlenecek Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bütçesinin 158 milyon dolarını Teksas’taki Senato yarışına aktaran Musk, Demokrat finansör George Soros’un harcamalarını geride bıraktı.
Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
Bloomberg’in haberine göre bu harcama, Musk’ı seçim tarihinin en büyük siyasi bağışçılarından biri konumuna getirdi.
Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Musk, yalnızca ekim ayının ilk iki haftasında Cumhuriyetçi adayları destekleyen America PAC adlı siyasi eylem komitesine 77 milyon dolar aktardı.
Musk’ın mali desteği, Demokrat Parti’ye kaynak sağlayan finansör George Soros gibi geleneksel bağışçıların harcamalarını geride bıraktı.
America PAC, Cumhuriyetçi adayların yarıştığı kritik eyaletlerdeki Senato seçimleri için 71 milyon dolar harcadı.
Bu kaynak Ohio, Michigan, Iowa ve Maine eyaletlerindeki yarışların yanı sıra Temsilciler Meclisi’ndeki 30’u aşkın çekişmeli bölgeye dağıtıldı.
En büyük harcama Teksas’taki Senato yarışı için yapıldı
Musk bütçesindeki en büyük payı Teksas eyaletindeki Senato seçimine ayırdı.
Eylül ayında Senate Leadership Fund adlı fona 158 milyon dolar aktaran Musk, bu kaynağın Texas PAC üzerinden Cumhuriyetçi Başsavcı Ken Paxton’a ulaştırılmasını sağladı.
Paxton’ın Demokrat rakibi James Talarico, seçim kampanyasında Musk’ın finansal gücünü gündeme taşıyarak milyarderi “Senato koltuğunu satın almaya çalışmakla” suçladı.
Seçim sonuçları, faaliyetleri federal düzenleyici kurumların denetimine bağlı şirketleri yöneten Musk için önem taşıyor.
SpaceX, Tesla, Boring Company ve Neuralink’in sahibi olan Musk’ın hükümet verimliliği birimindeki (DOGE) görevi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Kongre denetimine takılabilir.
The New York Times daha önce Musk’ı “tarihin en büyük Cumhuriyetçi bağışçısı” olarak nitelendirmişti.
Musk da ara seçimlerde partisinin adaylarına en az 100 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı.
Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026’da yapılacak.
Seçmenler, 100 üyeli Senato’nun 35 koltuğunu ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını yenilemek üzere sandık başına gidecek, ayrıca 36 eyalette vali seçecek.
Amerika
ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.
ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.
Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.
DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.
Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.
Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.
Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.
Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.
Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.
McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.
McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.
McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.
Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.
Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.
Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.
Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.
The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.
Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.
The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.
Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.
Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.
Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.
Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.
Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.
Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.
Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.
Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.
Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.
Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.
Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.
Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.
Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.
Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü











