Bizi Takip Edin

Asya

Hindistan Merkez Bankası Başkanı, ikinci Trump dönemine hazır olduklarını söyledi

Yayınlanma

Hindistan Merkez Bankası Başkanı, Donald Trump’ın ABD Başkanı olarak ikinci döneminde korumacılık ve ticaret savaşları hayaletinin ortaya çıkmasıyla birlikte, ülkenin ekonomik dayanıklılığını savunarak, ortaya çıkan küresel şokların yayılmasıyla başa çıkmak için “iyi bir konumda” olduğunu söyledi.

Hindistan Merkez Bankası (RBI) Başkanı Shaktikanta Das, dünyanın en kalabalık ülkesi için en büyük potansiyel zorluklar olarak “korumacılık ve gümrük tarifelerinin” yanı sıra “jeo-ekonomik parçalanma”, tedarik zinciri darboğazları ve çatışmalar nedeniyle artan emtia fiyatlarını gösterdi.

RBI’nin Mumbai’deki merkezinde Financial Times’a bir mülakat veren Das, “Bunlar üzerinde kontrolümüz olmayan konular” dedi.

Ancak Hindistan’ın “676 milyar dolarlık güçlü” döviz rezervlerine ve büyük ekonomiler arasında en hızlı büyüme oranına sahip olduğuna işaret ederek, “herhangi bir dış kaynaktan gelebilecek her türlü yayılmayla başa çıkmak için iyi bir konumda” olduğunu söyledi.

“Hindistan içinde ne olursa olsun, büyük ölçüde etkileyebiliriz, ancak dışarıda ne olursa olsun, onlara karşı savunmak zorundayız” dedi.

Das, yeni ABD yönetimi hakkında yorum yapmaktan kaçınırken, Başbakan Narendra Modi, Trump’ın görevdeki ilk döneminde onunla iyi bir kişisel ilişki kurdu ve Yeni Delhi, Washington ile daha sıkı bir stratejik ortaklık kurdu. Ancak Trump’ın öngördüğü ticaret engelleri, ilaçtan bilişim hizmetlerine kadar Hindistan’ın kritik ihracat sektörlerini vurabilir.

Das’a Trump’ın seçim kampanyasındaki kapsamlı gümrük vergisi vaadi sorulduğunda “Göreve geldiğinizde durum değişiyor. Dünyadaki tüm hükümetler gümrük vergisi koyarken bunun kendi iç enflasyonları üzerinde nasıl bir etki yaratacağını göz önünde bulundururlar” dedi.

İkinci dönemi yıl sonundan önce sona erecek olan Das, artan gıda fiyatları nedeniyle ekim ayında RBI’nin üst hedef eşiği olan yüzde 6’yı aşan enflasyonla mücadele ediyor.

Bu baskılar karşısında birçok ekonomist RBI’nin para politikası kurulunun gelecek ayki toplantısında temel faiz oranını yüzde 6,5’te tutmasını bekliyor ki bu da onu henüz gevşemeye başlamayan birkaç büyük merkez bankasından biri haline getirecek.

Bu ay Hindistan Ticaret Bakanı, RBI’nin büyümeye öncelik vermek için faiz oranlarını düşürmesi gerektiğini savundu.

Das, RBI’nin fiyatların önümüzdeki ay ılımlı seyretmeye başlamasını beklediğini söyledi. “Etrafta bu kadar belirsizlik varken” faizler konusunda ileriye dönük yönlendirme yapmanın ‘çok riskli’ olduğunu da sözlerine ekledi, ancak ‘manşet enflasyon bizim hedefimiz ve haklı olarak öyle’ dedi.

2018’de RBI’nin başına getirilen Das, Hindistan ekonomisini yönetmesi ve merkez bankasının piyasaya düzenli müdahaleleri sayesinde büyük ölçüde istikrarlı kalan rupiyi yönetmesi nedeniyle büyük övgü topladı.

Hint medyası Das’ın görev süresinin uzatılabileceğini ve böylece 1960’lardan bu yana en uzun süre görev yapan RBI başkanı olacağını öne sürdü.

Capital Economics’in gelişmekte olan piyasalar baş ekonomist yardımcısı Shilan Shah, Das’ın yeniden atanmasının “şimdilik politika gevşemesinin söz konusu olmadığı” anlamına geleceğini söyledi ve RBI başkanını “son aylardaki en şahin panel üyelerinden biri” olarak nitelendirdi.

Asya

Japonya tsunami uyarısı sonrası 181 bin kişiyi tahliye ediyor

Yayınlanma

Filipinler’de meydana gelen depremin ardından tsunami uyarısı yayınlayan Japon makamları, 10 eyalette yaşayan 181 bin 500 kişi için tahliye emri çıkardı. İtfaiye ve Afet Yönetim Ajansı verilerine göre tahliye kararı kıyı bölgelerindeki binlerce haneyi kapsarken, yetkililer vatandaşlara acilen güvenli alanlara sığınma çağrısı yaptı.

Japonya’da hükümet yetkilileri, tsunami tehdidinin ardından 10 eyalette yaşayan 181 bin 500 kişinin tahliye edilmesine karar verdi. Japon devlet televizyonu NHK’nin ülkenin İtfaiye ve Afet Yönetim Ajansına dayandırdığı haberine göre, tsunami uyarısının ardından yerel saatle 11.00 itibarıyla tahliye emirleri yayınlandı.

Yayınlanan resmi bilgilere göre tahliye emri İbaraki, Chiba, Shizuoka, Aichi, Mie, Wakayama, Kochi, Miyazaki, Kagoshima ve Okinawa olmak üzere 10 eyaletteki 95 bin 961 haneyi ve toplam 181 bin 500 kişiyi kapsıyor.

NHK’nin daha önce aktardığı bilgilere göre Mie eyaletinde yetkililer, 22 bin hanenin ve 42 binden fazla nüfusun bulunduğu Şima kentinin tamamını tahliye etme kararı aldı. Kagoshima eyaletinde ise kıyı şeridinde yer alan Kimotsuki kentindeki 2 bin 200 aileye, yani yaklaşık 3 bin 800 kişiye evlerini terk etmeleri talimatı verildi.

Tahliye kararlarının ayrıca Nichinan, Toyohashi, Numazu, Kochi ve Naha kentlerini de kapsadığı bildirildi. Chiba ve İbaraki eyaletlerinde ise yetkililer Hitachi, Kitaibaraki ve Hokota kentlerinde yaşayan sakinlere tahliye emirlerini ulaştırdı.

Afet yönetimi yetkilileri, kıyı şeridinde bulunan herkesin acilen ve zaman kaybetmeden güvenli sığınaklara geçmesi gerektiği uyarısını yineledi.

Japonya’daki bu önlemler öncesinde, Filipinler’in Mindanao Adası açıklarında meydana gelen 8,1 büyüklüğündeki depremin ardından bölgede tsunami uyarısı yapılmıştı.

Filipinler Volkanoloji ve Sismoloji Enstitüsü tarafından yapılan açıklamada, tsunami dalgalarının yüksekliğinin normal seviyenin bir metre üzerine çıkmasının beklendiği, kapalı koylarda ve boğazlarda ise bu yüksekliğin daha da fazla olabileceği kaydedilmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore, yaptırımlara rağmen lüks tüketim ve inşaat hamlesi yapıyor

Yayınlanma

Uluslararası yaptırımlara rağmen Kuzey Kore iktidar elitinin tarihinin en zengin dönemini yaşadığı ve ülkenin silah satışları ile Çin’den gelen destek sayesinde ekonomik hareketlilik sürdürdüğü bildirildi. The Wall Street Journal gazetesinin ülkeyi ziyaret eden kaynaklara dayandırdığı haberde, başkent Pyongyang’da lüks tüketim, inşaat projeleri ve teknolojik hizmetlerin hızla arttığı belirtildi.

Kuzey Kore son yıllarda dikkat çeken bir ekonomik büyüme süreci yaşıyor. The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ülkeyi ziyaret etme fırsatı bulan kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Çin’in desteği ve silah dahil olmak üzere kendi ürettiği ürünlerin satışı bu hareketlilikte önemli rol oynuyor.

Haberde, uluslararası yaptırımlara maruz kalan Kuzey Kore’nin mevcut durumu “dünyanın en şaşırtıcı ekonomik başarı hikayesi” olarak nitelendirildi. Gazete, ülkeyi yöneten seçkin tabakanın şu anda “hiç olmadığı kadar zengin” olduğunu belirtti.

Kuzey Kore ekonomisinin, silah satışlarının yanı sıra Çin’den gelen mal tedariki ve finansman sayesinde canlılık gösterdiği aktarıldı.

Makalede, ülkede uzun yıllardır bu boyutta bir hareketliliğin görülmediği ifade edildi. Pyongyang yönetiminin sadece kendi ürünlerini satıp ortaklarından destek almakla kalmadığı, aynı zamanda uluslararası yaptırımları aşarak daha fazla enerji, yedek parça ve çeşitli malzemeler ithal etme imkanı bulduğu kaydedildi.

Kuzey Kore ekonomisinin son yıllarda kaydettiği gelişmeye örnek olarak başkentteki taksi hizmetlerinin iyileşmesi gösterildi.

Habere göre, araçlar özel bir uygulama üzerinden çağrılıp takip edilebiliyor ve eskiye kıyasla çok daha hızlı adrese ulaşıyor. Pyongyang’daki restoranlarda odun ateşinde pişmiş pizza ve tavuk kanatları servis edilirken, müşteriler ödemelerini QR kodları aracılığıyla yapabiliyor.

Ayrıca başkent caddelerinde çok sayıda Çin yapımı elektrikli otomobil ve diğer yabancı marka araçların faaliyet gösterdiği bildirildi.

Başkent Pyongyang’da yeni evcil hayvan mağazaları, insanların bilgisayar oyunları oynadığı internet kafeler ve BMW marka araç satan otomobil bayileri açıldığı aktarıldı.

Şehirde sadece geçen yıl 10 bin yeni konut inşa edildiği, bu rakamın Los Angeles veya Chicago’daki yıllık konut üretiminden daha fazla olduğu vurgulandı.

Kuzey Kore, son bir yıl içinde uzun süredir dondurulmuş halde bekleyen büyük inşaat projelerini tamamladı. Bu projeler arasında Pyongyang’ın şu anki en büyük hastanesi, New York’taki Central Park’tan daha büyük bir alana yayılan sera kompleksi ve yeni bir tatil köyü bulunuyor. Ülke yönetimi ayrıca, önümüzdeki on yıl boyunca her yıl 20 şehir ve ilçede yeni fabrikalar kurulmasını öngören “20×10” adlı yeni bir kalkınma hamlesi başlattı.

Eş zamanlı olarak Kuzey Kore’de, Pyongyang yönetiminin karaborsa faaliyetlerinin yerini almasını hedeflediği devlet mağazaları ve eczane ağları genişletiliyor.

Kuzey Koreli yönetici elitlere yakın kaynakları bulunan araştırmacı Lee Sang-yong, kırsal bölgelerde kurulan yeni fabrikaların daha önce kaçakçılıkla uğraşan tüccarlar için istihdam alanları yarattığını belirtti.

WSJ’nin haberinde, Güney Koreli düşünce kuruluşlarının verilerine de atıfta bulunuldu. Bu verilere göre Kuzey Kore, petrol depolama tesislerinin kapasitesini aktif olarak genişletiyor ve ülkenin limanlarına daha fazla enerji taşıyan gemi yanaşıyor.

Analistler, ülkenin geceleri beş yıl öncesine kıyasla üç kat daha fazla aydınlandığını bildiriyor.

Buna rağmen, Pyongyang sınırlarının dışında kalan Kuzey Kore toprakları hala yoksul bir görünüm sergilemeye devam ediyor.

Gazete, Birleşmiş Milletler’in (BM) 2025 yılı raporuna atıfta bulunarak, 26 milyonluk Kuzey Kore nüfusunun neredeyse yarısının yetersiz beslenmeden muzdarip olduğunu hatırlattı.

Kuzey Kore, 2022 yılında Rusya’ya silah tedarik ettiğine yönelik iddiaları defalarca yalanlamıştı. Kremlin de Kuzey Kore’den Rusya’ya silah teslimatı yapıldığına dair hiçbir kanıt bulunmadığını vurgulamıştı.

Ancak Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Choe Son-hui, 1 Kasım tarihinde Moskova’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile gerçekleştirdiği görüşmede, Pyongyang’ın Ukrayna’daki askeri çatışmada Moskova’ya yardım sağladığını ilk kez resmi olarak doğrulamıştı.

Rus yetkililer de Kuzey Kore’nin, Kursk bölgesinin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nden geri alınması sürecine katkıda bulunduğunu teyit etmişti.

Nisan 2025’te Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova’nın ihtiyaç halinde Kuzey Kore’ye askeri yardım sağlamaya hazır olduğunu açıklamıştı. Bu açıklamadan bir yıl sonra Pyongyang’ı ziyaret eden Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov ise Rus tarafının Kuzey Kore ile 2031 yılına kadar geçerli olacak bir askeri işbirliği planı imzalamaya hazır olduğunu beyan etmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya ve Endonezya, Asagiri sınıfı destroyer ihracatı için görüşmelere başlayacak

Yayınlanma

Asagiri destroyeri adımı, Japonya’nın savunma teçhizatı ihracatına ilişkin politikasını gözden geçirmesinin ardından geldi.

Japonya Savunma Bakanlığı cuma günü yaptığı açıklamada, ülkenin Deniz Öz Savunma Kuvvetleri tarafından hâlihazırda kullanılan Asagiri sınıfı destroyerin Endonezya’ya ihracatı konusunda görüşmelere başlanması için Endonezya ile mutabakata varıldığını duyurdu.

Japonya Savunma Bakanı Şinjiro Koizumi, Endonezyalı mevkidaşı Sjafrie Sjamsoeddin ile Tokyo’da bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Endonezya Savunma Bakanı, söz konusu destroyeri ithal etmeye ilgi duyduklarını ifade etti. İki ülke, ihracat sonrası bakım ve onarım alanındaki işbirliği de dahil olmak üzere konuyu çalışma düzeyindeki görüşmelerde ele alma konusunda anlaştı.

Mayıs ayında Endonezya’da yapılan bir toplantıda iki lider, Japonya’dan Endonezya’ya savunma teçhizatı ihracatına ilişkin çalışma düzeyinde görüşmeler için bir çerçeve oluşturma konusunda mutabakata varmıştı. Bu adım, Japonya’nın nisan ayında ölümcül teçhizat ihracatı yasağını kaldıran politika revizyonunun ardından geldi.

Asagiri sınıfı destroyer; füzeler, torpido fırlatma sistemi ve denizaltıları tespit/inceleme görevlerinde kullanılan bir helikopterle donatılmış durumda. Endonezya, savaş gemisinin yanı sıra Japonya’dan ikinci el denizaltı ithal etmeye de ilgi gösteriyor.

Görüşmede iki bakan, geçen ay imzalanan savunma işbirliği anlaşması temelinde güvenlik işbirliğini güçlendirme niyetlerini teyit etti. Anlaşma; savunma teçhizatı ve teknolojisi, ortak eğitim faaliyetleri ve personel değişimi gibi alanlarda işbirliğini genişletmeyi amaçlıyor.

İki bakan ayrıca Hint-Pasifik bölgesindeki jeopolitik durumun yanı sıra ABD ile İran arasındaki askeri çatışmaların sürdüğü Orta Doğu’daki gelişmeleri de ele aldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English