Bizi Takip Edin

Diplomasi

İsrail: Londra, İran füzelerinin menzilinde

Yayınlanma

İsrail, Başbakan Keir Starmer’a, İran’ın Londra’yı vurabilecek kıtalararası balistik füzeler geliştirdiği uyarısında bulundu.

İran’ın, Chagos Adaları’ndaki İngiliz-ABD ortak Diego Garcia askeri üssüne iki füzeyle saldırı girişiminde bulunduğu ileri sürüldü.

İngiltere hükümeti kaynakları cumartesi sabahı (21 Mart), füzelerden birinin bir ABD savaş gemisi tarafından önlendiğini, ikincisinin ise uçuş sırasında arızalandığını söyledi.

Yaklaşık 2.400 mil (3.862 km) uzaklıktan başlatılan bu saldırı girişimi, Tahran’ın uzun menzilli balistik füzeleri kullandığına dair ilk teyit edilen olay oldu.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve Batılı askeri uzmanlar, bunun rejimin artık İngiltere’nin yanı sıra Avrupa başkentlerini de vurabilecek silahlara sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.

Cumartesi gecesi IDF, saldırının İran’ın 4.000 km mesafeye ulaşabilen silahlara sahip olduğunu ilk kez gösterdiğini ve bunun “Avrupa, Asya ve Afrika’daki onlarca ülkeye” acil bir tehdit oluşturduğunu ileri sürdü.

IDF, “Biz bunu hep söylüyoruz: İran terörist rejimi küresel bir tehdit oluşturuyor. Artık, Londra, Paris veya Berlin’e ulaşabilen füzelerle,” dedi.

Diego Garcia’ya yönelik saldırı girişiminin önemine rağmen, İngiliz kamuoyu bu konuda hemen bilgilendirilmedi. Saldırı haberi ancak Amerikan medyasında çıkan haberlerin ardından gün yüzüne çıktı.

Muhalefet lideri Kemi Badenoch Starmer’ı “gerçeği örtbas etmeye çalışmakla” suçladı, Reform UK lideri Nigel Farage ise “bu haber medyada yer almamış olsaydı, hükümetin kamuoyuna bilgi vermeyeceğinden hiç şüphesi olmadığını” söyledi.

Farage, The Telegraph’a verdiği demeçte şunları söyledi:

“Sir Keir Starmer, kendi egemen İngiliz topraklarımızın saldırıya uğradığını İngiliz halkına söylemeyerek aldatıcı ve dürüst olmayan bir tavır sergiledi. Artık Chagos anlaşmasının tamamen battığını biliyorlar. Starmer Hükümeti’nin en önemli dış politika vaadi Chagos’u vermekti ve bununla her şeyin bittiğini, finito, gitti, bitti olduğunu biliyorlar. Ve bununla yüzleşmek istemiyorlar. Başbakan bir korkak ve İngiliz egemenlik çıkarlarını savunmaya hazır değil, bunlara karşı sorumluluk almaktan bahsetmiyorum bile. Kendi partisi çok aşırı bir solcu, İslamcılarla ittifak halindeki bir pozisyona doğru kayıyor ve bu yüzden böyle davranıyor. Durum umutsuz.”

Bayan Badenoch ise, Starmer’ın İran çatışması konusunda başından beri kararsız davrandığını ve süreci geciktirdiğini savunarak, “Şimdi de, Başbakan’dan değil medyadan öğreniyoruz ki, Diego Garcia’daki İngiliz üssü İran’ın füze saldırılarının hedefi olmuş,” dedi.

Peter Mandelson olayına işaret ederek, “Starmer’ın ilk içgüdüsünün her zaman gerçeği örtbas etmek” olduğunu savunan Muhafazakâr lider, Başbakanın, İngiliz birliklerine yönelik bu son saldırının ayrıntılarını ve halkın neden daha önce bilgilendirilmediğini derhal açıklamasını istedi.

Bu gelişme, Starmer’ın, İngiltere’yi tırmanan çatışmanın dışında tutması için kendi milletvekillerinden gelen baskıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşandı.

Hükümet, saldırının tam olarak ne zaman gerçekleştiğini henüz doğrulamadı ve sadece saldırının, cuma günü ABD’nin Diego Garcia ve RAF Fairford’dan İran’a saldırı düzenlemesine izin vermeden önce gerçekleştiğini belirtti.

İranlı yetkililer The Telegraph’a, başarısız olan saldırının İngiltere’ye yönelik “bir uyarı atışı” olduğunu söyledi.

Fakat Dışişleri Bakanı Yvette Cooper cumartesi günü yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın İran’ın İngiliz-Amerikan üssüne yönelik saldırı girişimine yanıt olarak saldırı amaçlı hava saldırıları düzenlemeyeceğini söyledi.

Cooper, hükümetin “savunma amaçlı harekatı” destekleyeceğini belirterek, Birleşik Krallık’ın ABD ve İsrail’inkinden farklı bir tutum benimsediğini ekledi.

Cooper şöyle konuştu:

“Bu çatışmaya yaklaşımımız başından beri aynı olmuştur. Saldırı eylemlerine dahil olmadık ve olmaya da devam etmiyoruz; bu konuda ABD ve İsrail’den farklı bir görüş benimsedik, fakat Birleşik Krallık’ın ulusal çıkarlarını korumak amacıyla savunma eylemlerini destekliyoruz. Başbakanın da açıkça belirttiği gibi, İran’ın bu pervasız tehditlerine karşı savunma desteği sağlayacağız, fakat saldırı eylemlerine dahil olmadık ve olmaya da devam etmiyoruz; bu sorunun mümkün olan en hızlı şekilde çözülmesini istiyoruz.”

ABD Başkanı Donald Trump, daha önce İran’ın Avrupa’yı vurabilecek uzun menzilli füzeler geliştirdiğini uyarmış ve bunu ABD-İsrail saldırılarının ardındaki temel nedenlerden biri olarak göstermişti.

Cumartesi günü Starmer, Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamad el-Halife ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis dahil olmak üzere yabancı liderlerle telefon görüşmeleri yaptı.

Başbakan, Hristodulidis ile yaptığı görüşmede, RAF Akrotiri’nin savaşta İngiliz üslerinin kullanımı konusunda Trump ile yaptığı anlaşmaya dahil edilmeyeceğine dair taahhüdünü yineledi.

Bu açıklama, Hristodulidis’in bu hafta başında, savaş bittiğinde adadaki İngiltere’nin “sömürgeci” askeri üslerinin geleceği hakkında müzakereler talep edeceğini söylemesinin ardından geldi.

Diplomasi

Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.

ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.

Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.

Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.

Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.

ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.

Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı

İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.

Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.

Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.

Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.

Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.

Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı

Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.

Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.

Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.

Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.

20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.

Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.

Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.

Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

Yayınlanma

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.

Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.

Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.

“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”

Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:

“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”

İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.

İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.

Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.

ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.

Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.

Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.

Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.

ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.

Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.

Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.

“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, AB’ye yapay zeka ittifakına katılmasını teklif etti

Yayınlanma

Çin, Avrupa Komisyonu’na, kendi uluslararası yapay zeka ittifakında bir yer teklif etti.

Rapporteur’ün edindiği bilgiye göre, Brüksel kısa süre önce AB hükümetlerine Pekin’in teklifini bildirdi.

Çin ve ABD, bu teknolojiyi yönlendirmek için yeni siyasi yapılar tasarlayarak, daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirme yarışındaki liderliklerini pekiştirmeye çalışıyor.

Bu yarışta en iyi ihtimalle orta düzey bir güç olan Avrupa ise, kendi yapay zeka rotasını nasıl çizeceğine karar veriyor.

Bu yaz Çin, yapay zeka konusunda uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü’nü (WAICO) kurdu.

Başlangıçta 28 ülke daha bu örgüte katıldı; bildirildiğine göre bu ülkeler arasında Rusya, Endonezya ve Kazakistan da yer alıyor.

Şimdi ise WAICO’nun destekçileri arasında AB yürütme organının da yer alabileceği ortaya çıktı.

Görüşmeler hakkında bilgilendirilen üç diplomata göre, salı günü Komisyon, ulusal uzmanlara Pekin’in kendisine bu girişime katılma teklifi sunduğunu bildirdi.

Rapporteur, Pekin’in teklifini doğrulamak için Komisyon’a başvurduğunda, Komisyon yorum yapmadı ve teklife yanıt verip vermediğini de belirtmedi.

Şu ana kadar hiçbir AB ülkesinin WAICO’ya katıldığı bildirilmedi. Almanya’nın dijital bakanlığı, Ağustos ayında Rapporteur’e bu konuda herhangi bir planı olmadığını belirtmişti.

Avrupa’nın WAICO’ya yönelik şüpheci tutumu şaşırtıcı değil; özellikle de yapay zeka konusunda Çin ile uyum sağlama yönündeki herhangi bir adımın Washington tarafından düşmanca bir hareket olarak değerlendirileceği düşünülürse.

ABD, geçen yılın sonlarında kendi uluslararası teknoloji örgütü olan Pax Silica’yı kurdu. Resmi olarak bu girişim, yapay zeka için karmaşık küresel tedarik zincirini güvence altına almayı amaçlıyor; ancak pratikteki amacı hâlâ belirsizliğini koruyor.

Avrupa Komisyonu, bu yaz tüm AB adına Pax Silica’yı imzaladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı da Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda ve İsveç gibi birkaç Avrupa hükümetini imza sahibi olarak listeliyor.

Pax Silica’nın ayrıca, tamamen yapay zeka fırsatlarına odaklanan ikincil bir girişimi de bulunuyor.

Bu girişimin imza sahipleri arasında 20 AB hükümeti yer alıyor ama Komisyon’un kendisi yer almıyor.

Ağustos ayında, Reuters bir haberinde, Washington’un Pax Silica’nın yapay zeka fırsatları kısmına imza atanlara, Çin’in WAICO’suna da katılamayacakları konusunda uyarıda bulunmaya hazırlandığını bildirdi.

Bu durum, her iki grubu da potansiyel olarak birbirine zıt yapay zeka blokları olarak resmileştirecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English