Bizi Takip Edin

Rusya

İstanbul’da kurulan müzakere masasından beklentiler

Yayınlanma

Rusya ve Ukrayna heyetleri, Türkiye’nin arabuluculuğunda barış görüşmeleri için İstanbul’da bir araya gelmeye hazırlanırken, Rusya Devlet Başkanı Danışmanı Vladimir Medinskiy, Rus heyetinin 16 Mayıs sabah saat 10.00’dan itibaren Ukrayna tarafını İstanbul’da bekleyeceğini duyurdu.

Medinskiy, Rusya’nın Ukrayna ile ön koşulsuz doğrudan müzakerelere hazır olduğunu vurguladı. Bu gelişme, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rus heyetiyle Dolmabahçe Sarayı’nda yaptığı görüşmenin ardından geldi.

Anadolu Ajansı‘nın Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, 16 Mayıs’ta Rusya, Ukrayna ve Türkiye arasında üçlü bir toplantı yapılması planlanıyor.

Rusya Devlet Başkanı Danışmanı Vladimir Medinskiy, dün Rusya’nın İstanbul Başkonsolosluğu önünde düzenlediği basın toplantısında, Rus müzakere heyetinin İstanbul’daki görüşmeleri, 2022’de kesintiye uğrayan çözüm sürecinin devamı olarak gördüğünü belirtti.

Medinskiy, “Heyet, çözüm yolları ve ortak noktalar bulmaya odaklanmış durumda. Görev, çatışmanın temel nedenlerini ortadan kaldırarak uzun vadeli barışın tesis edilmesidir,” dedi.

Medinskiy’e göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 14 Mayıs arifesinde Ukrayna ile yürütülen askeri müdahalenin tüm komutanlarıyla yaptığı toplantının ardından görevleri belirledi ve müzakere pozisyonunu tanımladı.

Rus heyetinin “Ukrayna ile müzakerelerin yeniden başlamasına hazır olduğu ve İstanbul’daki görüşmeler öncesinde çalışma havasını koruduğu” ifade edildi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, 15 Mayıs sabahı Ankara’ya geldi. Zelenskiy’nin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Devlet Başkanlığı Sarayı’ndaki görüşmesi, planlanandan biraz geç, Türkiye saatiyle 13.00’te başladı. Zelenskiy, görüşme öncesinde Rusya’nın İstanbul’daki heyetinin yapısını ve seviyesini “göstermelik” olarak nitelendirdi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Zelenskiy’i “acınası bir insan” olarak tanımlayarak İstanbul’daki müzakerelerin bir “muamma” olarak kaldığını ve bir şans verilmesi gerektiğini belirtti.

Lavrov, “Hiç kimse her şeyin sorunsuz olacağını garanti etmiyor. Aksine, üç yıl önce İstanbul’da olduğu gibi kesinlikle sorunlar olacaktır,” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zelenskiy ile görüşmesinden önce yaptığı açıklamada, Rusya-Ukrayna ihtilafına ilişkin temasların “yeni fırsatlar doğurduğunu” söyledi.

Anadolu Ajansı‘nın aktardığına göre Erdoğan, “şansın kaçırılmayacağına” dair güvencesini dile getirdi. Erdoğan’ın Zelenskiy ile görüşmesi yaklaşık üç saat sürdü.

Moskova Devlet Dil Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. İkbal Dürre’ye göre, Türkiye 2022’den bu yana Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk deneyimi biriktirdi.

İstanbul 2025’in, İstanbul 2022’den farkı ne?

‘Erdoğan, Zelenskiy’i ikna etmeye çalıştı’

Vedomosti gazetesine konuşan Dürre, Ankara’nın daha önce tahıl anlaşması ve esir takasında önemli rol oynadığını hatırlatarak, Erdoğan’ın Türkiye içindeki dikkati ekonomik durumdan ve muhalefetle mücadeleden diplomatik zaferlere kaydırmak için dış politikada başarıya ilgi duyduğunu belirtti.

Uzman, çatışmanın sona ermesinin Erdoğan için bir diğer nedeninin de Ukrayna’nın yeniden inşasından Türk şirketlerinin kâr elde etme beklentisi olduğunu ekledi: “Türkiye, AB ve ABD’nin ülke üzerindeki artan baskısı nedeniyle artık Rusya-Ukrayna çatışmasından ekonomik çıkar sağlayamıyor.”

Dürre, Ankara’nın Moskova üzerinde neredeyse hiç baskı aracı bulunmadığını, ancak Kiev üzerinde bulunduğunu kaydederek, “Erdoğan, Ankara’da Zelenskiy’i gerçekten müzakere masasına oturmaya ikna etmeye çalıştı,” dedi.

Zelenskiy, Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin ardından Ukrayna Büyükelçiliği’nde basın toplantısı düzenledi. Burada yaptığı açıklamada, İstanbul’a Savunma Bakanı Rustem Umerov başkanlığında, Rusya’dan gelenlerden daha üst düzey bir heyet göndereceğini belirtti.

Zelenskiy, “Rusya’dan gelenler arasında karar alıcı kimseler görmüyoruz. Buna rağmen, ABD Başkanı Donald Trump’a, Türkiye’ye ve Erdoğan’a saygıdan dolayı, anlaşmayı denemek, gerilimi azaltmaya yönelik ilk adımları atmaya çalışmak istediğim için heyetimizi İstanbul’a göndermeye karar verdim,” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy’e göre, Ukrayna heyeti İstanbul’da Amerikalılarla görüşecek ve 16 Mayıs’ta da orada kalacak. Zelenskiy, sözlerinin sonunda ABD’nin Kiev’e Moskova’dan daha fazla baskı yaptığından yakındı.

Haber yayına hazırlandığı sırada Ukrayna tarafının Rusya’dan yetkililerle müzakereleri henüz başlamamıştı. Zelenskiy, görüşmelerin 15 Mayıs akşamı veya 16 Mayıs’ta olabileceğini belirtmişti.

TASS haber ajansı, 15 Mayıs akşamı kendi kaynaklarına dayandırarak, o gün Ukrayna ile “lojistik nedenlerle” görüşme olmayacağını bildirdi.

‘Heyet başkanı olarak Umerov’un atanması Kiev’in çatışmanın bitmesini istemediğini gösteriyor’

Öte yandan Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkeleri Enstitüsü Ukrayna Sektörü Başkanı İvan Skorikov, gazeteye yaptığı açıklamada, Umerov’un heyet başkanı olarak atanması ve müzakerelerin ilan edilen hedefinin 30 günlük ateşkes olmasının, Kiev’in çatışmanın sona ermesiyle ilgilenmediğini, sadece bir mola istediğini gösterdiğini savundu.

Uzman, bunun krizin derin nedenlerini çözmediği için Rusya’nın çıkarlarına uygun olmadığını söyledi.

Türkiye’nin güneyindeki Antalya’da 15 Mayıs’ta NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının gayri resmi zirvesi gerçekleştirildi. Zirve öncesinde Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrey Sibiga, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi.

Zirve marjında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, çatışmanın çözümü için bir fırsat penceresi açıldığını ve ittifak ülkelerinin sorunun çözümüne yönelik desteği görüşeceğini belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Rubio ise Antalya’daki zirvede Avrupa’nın Rusya-Ukrayna müzakerelerindeki kritik önemine değindi.

Fidan daha sonra ABD’den gözlemci bir heyetin İstanbul’a gönderileceğini teyit etti. Rubio ile birlikte Trump’ın özel elçisi Steve Witcoff’un da orada olması bekleniyor.

Skorikov’a göre, Zelenskiy İstanbul’daki müzakereleri, Moskova’yı anlaşmaya yanaşmamakla suçlamak ve Trump’ı kendi tarafına çekmeye çalışmak için bir enformasyon kampanyasında kullanmaya çalıştı.

Trump ise Katar’dan BAE’ye giderken yaptığı açıklamada, Putin’in Türkiye’ye gelmemesinden “hayal kırıklığına uğramadığını” söyledi.

Beyaz Saray’ın internet sitesinde yayınlanan ses kaydına göre Trump, “Neden hayal kırıklığına uğrayayım ki? Bu heyet hakkında hiçbir şey bilmiyorum, kontrol bile etmedim. Dinleyin, ben ve Putin görüşene kadar hiçbir şey yerinden oynamayacak. Belli ki o (Putin) gitmeyecekti. Hazırdı ama benim de gideceğimi düşündü. Bensiz gitmeyecekti,” ifadesini kullandı.

Trump başlangıçta Türkiye’ye gelme olasılığını dile getirmiş, ancak daha sonra Katar ziyareti nedeniyle meşgul olduğunu belirtmiş, ardından Reuters‘ın haberine göre fikrini değiştirmişti.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, 15 Mayıs akşamı yaptığı açıklamada, ABD’nin olası bir Putin-Trump görüşmesine ilişkin kararını İstanbul’daki Ukrayna müzakerelerinin sonuçlarına göre vereceğini belirtti.

‘Mesaj basit: Moskova’nın pozisyonu değişmedi, zira kendi anlayışına göre çatışmanın temel nedenleri ortadan kaldırılmadı’

Rusya Bilimler Akademisi ABD ve Kanada Çalışmaları Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Pavel Koşkin, Trump’ın uygun, hiçbir bağlayıcılığı olmayan bir pozisyon aldığını ve belki de demagojisinin ve Rusya’nın yanıtının dikkati ve müzakere yanılsamasını sürdürmek için bir test veya blöf olduğunu dile getirdi.

Geriye kalanın, acil canlandırma gerektiren durmuş bir süreç olduğunu kaydeden Koşkin, tarafların başladıkları noktaya geri döndüğünü ve daha önce Zelenskiy ile dayanışma gösteren Trump’ın yeniden söylem değiştirdiğini ifade etti.

Koşkin, “İstanbul formatına dönüş semboliktir ve 2022 başlarına bir gönderme olarak Rusya için daha avantajlıdır. Mesaj basit: Moskova’nın pozisyonu değişmedi, zira kendi anlayışına göre çatışmanın temel nedenleri ortadan kaldırılmadı,” diye konuştu.

Bununla birlikte Skorikov, İstanbul’daki müzakerelerin başarısız olması durumunda bile Beyaz Saray’ın arabuluculuk misyonundan vazgeçmeyeceği ve bazen Moskova’ya, bazen de Kiev’e baskı yapmaya devam edeceği görüşünde.

Putin’in çağrısıyla başlayan İstanbul süreci sarpa sardı: Taraflar ne diyor?

Rusya

Putin açıkladı: Türk şirketleri Akkuyu’dan hisse almaya hazır

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’deki şirketlerin 25 milyar dolarlık Akkuyu NGS projesinden hisse satın almaya hazır olduğunu ve Moskova’nın bu ortaklık talebini memnuniyetle karşıladığını açıkladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’deki bazı şirketlerin Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinden hisse almaya hazırlandığını duyurdu.

Rusya-Afrika Zirvesi kapsamındaki sergiyi ziyareti sırasında konuşan Putin, projenin tamamının bugüne dek Rus finansmanıyla ilerlediğini hatırlatarak Türk yatırımcıların ortaklık talebine olumlu baktıklarını söyledi.

Akkuyu projesinin toplam 25 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve bu kaynağın yüzde 100 Rus yatırımı olduğunu belirten Putin, inşaatın kendine has koşullarına dikkat çekti.

Rus lider, santralin “yap-işlet-devret” modeliyle hayata geçirildiğini vurgulayarak, “Türkiye’de işi bütünüyle tamamlıyoruz. Şimdi ülke içinden bazı şirketler bu sürecin parçası olmak istiyor ve hisselerin bir bölümünü satın almaya hazırlar. Biz bunu sadece memnuniyetle karşılarız, buyursunlar” dedi.

Projede yabancı veya yerel ortaklara pay satışı konusu aslında ilk kez gündeme gelmiyor.

Akkuyu Nükleer AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, 2025 yılında yaptığı açıklamada Rosatom’un projede yüzde 49’a kadar hisse satışı için müzakereler yürüttüğünü duyurmuştu.

Rosatom yetkilileri de bu hisse devri ihtimalinin Türkiye ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan hükümetlerarası anlaşmada zaten yer aldığını hatırlatıyor.

Rus devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Lihaçyov ise 2026 ilkbaharında, bir dizi Türk şirketiyle sermaye ortaklığı üzerine görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti.

Lihaçyov, Rus Enerji Haftası 2026 (REN-2026) etkinliğinde kendisine yöneltilen soruya karşılık yatırımcı çekme sürecinde somut ilerleme kaydedildiğini aktarmıştı.

Mersin’de inşa edilen ve Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali unvanını taşıyan Akkuyu NGS, her biri 1200 megavat kapasiteli dört güç ünitesinden oluşuyor. Santralde Rus tasarımı 3+ nesil VVER-1200 reaktörleri kullanılıyor. Rusya’nın santrali hem inşa edip işleteceği hem de mülkiyetini elinde tutacağı bu dev projede, ilk güç ünitesinin 2026 yılı sonuna kadar işletmeye alınması planlanıyor.

İlk ünitede kritik dayanıklılık testi başarıyla tamamlandı

Hissedarlık trafiğinin yanı sıra sahada teknik aşamalar da ilerliyor. Akkuyu NGS’nin ilk güç ünitesinde, reaktör tesisinin sıcak testlerine hazırlık kapısını açan ikinci çevrim ekipmanlarının hidrolik testleri tamamlandı.

Yapılan basınç denetimi, monte edilen sistemlerin sağlamlığını ve işçilik kalitesini doğruladı.

Üç gün süren testler boyunca uzmanlar dört buhar jeneratörünü, buhar vana bloklarını ve besleme suyu boru hatlarını denetledi.

Ekipmanlar, tasarımda öngörülen çalışma değerinin yüzde 15 üzerine çıkarılarak 12,6 megapascal (MPa) basınca tabi tutuldu. Test öncesinde buhar jeneratörleri 126 santigrat dereceye kadar ısıtılırken, denetim sırasında suyun sıcaklığı 135 santigrat dereceye ulaştı.

Basınç kademeli olarak yükseltilerek ekipmanın durumu ve bağlantı noktalarının sızdırmazlığı anlık izlendi. Azami seviyede belirli bir süre bekletilen basınç, nihai görsel inceleme için 10,1 MPa seviyesine düşürüldü.

Çalışmalarda Akkuyu Nükleer, Atomtehenergo ve Rosatom Servis uzmanlarının yanı sıra Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) temsilcileri de yer aldı.

Akkuyu Nükleer Genel Müdürü Sergey Butskih, test sonuçlarının ekipmanların güvenilirliğini ve kaynak bağlantılarının kalitesini kesinleştirdiğini bildirdi.

Böylece sahada reaktör tesisinin işletme öncesi en önemli adımlarından biri sayılan sıcak test hazırlıklarına geçiş için teknik onay alınmış oldu.

Okumaya Devam Et

Rusya

AB, Güney Kore’nin Rusya ile “yakınlaşmasından” endişeli

Yayınlanma

Financial Times’a konuşan Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya ile yakınlaşmasından ve Seul’ün ortak olarak güvenilirliğinden endişe duyuyor. Güney Kore gemisinin Kuzey Deniz Yolu’nu kullanması ve Rusya’ya 176 bin tondan fazla yakıt gönderilmesi kaygıları büyüttü.

Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya’ya yaklaşmasından endişe duyuyor ve Seul’ün güvenilir bir ortak olup olmadığını sorguluyor.

Financial Times (FT) gazetesinin Avrupalı yetkililere ve analistlere dayandırdığı haberine göre, Avrupa Birliği (AB) başkentlerinde Seul’ün Moskova ile kurduğu temaslar yakından izleniyor.

Rahatsızlığın ilk somut işaretlerinden biri, Güney Kore bandıralı PanStar Acro konteyner gemisinin Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca uzanan Kuzey Deniz Yolu üzerinden yaptığı ilk sefer oldu.

Gazetenin aktardığına göre AB, bu seferi “Seul’ün Moskova’ya doğru diplomatik ve ticari yatışı” olarak değerlendiriyor.

Üstelik gemi ekim ayında Güney Kore’ye döndüğünde, mürettebatı bizzat Devlet Başkanı Lee Jae-myung karşıladı.

Arktik Okyanusu’ndan geçen Kuzey Deniz Yolu, Avrupa ile Asya-Pasifik bölgesini birbirine bağlayan en kısa deniz güzergahı. Bu rota, Süveyş Kanalı geçişine kıyasla Avrupa yolculuğunu yaklaşık on gün kısaltıyor. Ancak FT’nin işaret ettiği üzere, bu hattı kullanmak Moskova ile sıkı bir işbirliği gerektiriyor.

Avrupalı diplomatların kaygılarını artıran bir diğer gelişme de yakıt sevkiyatı haberleri oldu. Temmuz ve ağustos aylarında Güney Kore’den Rusya’ya çoğu dizel olmak üzere 176 bin tondan fazla yakıt gönderildiği bildirildi.

Seul’de görev yapan ve adı açıklanmayan bir Avrupalı diplomat, gazeteye yaptığı değerlendirmede iki taraf arasındaki bakış farkını şu sözlerle özetledi:

“Güney Koreliler aslında bizimle tam anlamıyla aynı kafada değil. Ukrayna’daki çatışmanın sonsuza dek sürmeyeceği varsayımıyla hareket ediyorlar ve çatışma biter bitmez Rusya ile işbirliğine bir an önce dönmek istiyorlar.”

İstihbarat bağlantılı enstitüden Moskova açılımı

Hankuk Yabancı Diller Üniversitesi Uluslararası Politika Profesörü Mason Richey’ye göre, Moskova ile Seul arasındaki ilişkiler geçen yılın sonbaharından beri “sessiz sedasız” iyileşiyor.

Ülkenin istihbarat teşkilatıyla bağlantılı Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü (INSS), Kasım 2025’te Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi ile kapalı kapılar ardında bir konferans düzenledi. Haziran ayında ise INSS Başkanı Kim Sung-bae, Rus temsilcilerle stratejik diyalog yürütmek üzere Moskova’yı ziyaret etti.

Başkanlık sarayındaki kadro tercihleri de bu yönelimi destekliyor. Lee, ekim ayında iktidardaki Demokratik Parti’nin eski lideri Song Young-gil’i barış diplomasisi özel danışmanlığına atadı.

Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini savunan Song’un bu göreve getirilmesini değerlendiren Richey, bu yaklaşımı benimseyenlerin devlet başkanı üzerindeki nüfuzunun arttığını, Batılı ortaklarla işbirliğine odaklanan bazı yetkililerin ise güç kaybettiğini belirtiyor.

Avrupa’da asıl hoşnutsuzluk yaratan başlıkların başında, Seul’ün bilgisayarlı sayısal kontrol (CNC) tezgahlarına yönelik ihracat kısıtlamalarını “yeterince sıkı” uygulamaması geliyor.

Geçen yılın şubat ayında iki Güney Koreli girişimci, Rusya’ya 5,5 milyon dolar değerinde CNC tezgahını yasadışı yollarla ihraç etmekle suçlandı.

Yargılama sonucunda girişimcilere birer yıl ertelenmiş hapis cezası verilirken, şirkete yalnızca 30 bin dolar para cezası kesildi.

Güney Kore Dışişleri Bakanlığı ise Moskova ile aşırı yakınlaşma iddialarını reddetti. Bakanlık, “Bazı çevrelerde dile getirilen, Güney Kore’nin Rusya tarafına fazlasıyla meylettiğine dair endişeler gerçeği yansıtmıyor” açıklamasını yaptı.

Seul yönetimi, Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesi ve barışın yeniden tesisi için yürütülen uluslararası çabaları desteklediklerini de vurguladı.

Esir asker krizi Seul ile Kiev’i kopma noktasına getirdi

Moskova ile temasların arttığı bu dönemde, Güney Kore ile Ukrayna arasındaki ilişkiler Kuzey Koreli savaş esirleri yüzünden bozuldu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, esir alınan iki Kuzey Kore askerinin Seul’e teslim edildiğini duyurdu.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung ise bu bilginin açıklanmasının esirlerin ailelerinin güvenliğini ve Kore Yarımadası’ndaki istikrarı tehlikeye attığını belirterek Kiev’i gizlilik mutabakatını ihlal etmekle suçladı.

Lee, 2 Ekim’de Ukrayna’yı uyardı ve Kiev’in mutabakat ihlalini kabul edip özür dilememesi halinde misillemede bulunacaklarını açıkladı.

Seul daha sonra Ukrayna’dan özür mesajı ulaştığını doğruladı ama bunu yeterli görmedi.

Kiev yönetimi ise herhangi bir anlaşmayı ihlal ettiği iddiasını reddediyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhiy Tıhıy, anlaşmazlığın gizlilik şartlarının farklı yorumlanmasından kaynaklandığını söyledi.

Tıhıy’ın anlatımına göre, Kuzey Korelileri kendi anayasası uyarınca vatandaşı sayan Güney Kore, esirlerin kendilerine verilmesini bizzat talep etti; Ukrayna tarafı da iyi niyet göstergesi olarak bunu kabul etti.

Kriz kısa sürede diplomatik temsiliyetin daralmasına yol açtı. Güney Kore 8 Ekim’de Ukrayna’daki büyükelçisini geri çağırdı; ardından Kiev’in sorunu çözmek için olumlu adım atmadığını ve hava saldırısı tehdidini gerekçe göstererek diplomatik misyon personelini daha da azaltmaya karar verdi.

Dışişleri Bakanı Cho Hyun, 27 Ekim’de Ukrayna’dan sekiz diplomatik personelin geri çekildiğini duyurdu. Büyükelçilik şu anda geçici maslahatgüzar yönetiminde çalışmalarını sürdürüyor.

Gerilim bununla da sınırlı kalmadı; Dışişleri Bakanı Cho Hyun, önceki gün yaptığı açıklamada anlaşmazlığın daha da tırmanması halinde Ukrayna ile diplomatik ilişkileri kesebileceklerini söyledi.

Meclis Dışişleri ve Birleşme Komisyonu toplantısında konuşan Bakan, “Gerilim tırmanmaya devam ederse, sanırım böyle bir ihtimal de var” dedi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rus iş dünyasından ABD yaptırımlarına karşı geçici muafiyet adımı

Yayınlanma

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği, Washington’ın uyguladığı yaptırımların en azından geçici olarak askıya alınması için lisans başvurusunda bulunmaya hazırlanıyor. Girişim, ABD Hazine Bakanlığının Rus dizeli işlemlerine olanak sağlayan geçici lisansının ardından gündeme geldi.

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP), ABD yaptırımlarının en azından geçici olarak kaldırılması amacıyla Washington yönetimine başvurmaya hazırlanıyor.

Açıklamayı yapan RSPP Başkanı Aleksandr Şohin, bu yöndeki bir adımın ikili ilişkilerin seyrine olumlu yansıyacağını savundu.

Şohin, kurum içi değerlendirmeyi aktarırken meslektaşlarına lisans başvurusu yapma zamanının geldiğini söylediğini belirtti.

RSPP Başkanı, “ABD tarafından RSPP’ye uygulanan yaptırımların en azından geçici olarak kaldırılması amacıyla lisans talebinde bulunma zamanı geldi. Eğer bu gerçekleşirse, dizel anlaşmasının yakın gelecekte ilişkilerimizdeki tek olumlu gelişme olarak kalmayacağına dair iyi bir işaret olacak” ifadelerini kullandı.

Rus dizelinin ABD ve dünya pazarlarına sevkiyatına ilişkin uzlaşma, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki telefon görüşmesinin ardından 9 Ekim’de duyurulmuştu.

ABD Hazine Bakanlığı, Rus dizeliyle bağlantılı işlemlerin yürütülebilmesi için 7 Nisan 2027 tarihine kadar geçerli geçici bir genel lisans yayımladı.

RSPP Ağustos 2023’ten bu yana yaptırım listesinde

RSPP, ABD’nin yaptırım listesine Ağustos 2023’te dahil edildi. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), birliğe yönelik kısıtlamaların gerekçesi olarak bünyesindeki yapıların “ithal ikamesini, teknolojik bağımsızlığı ve teknolojik kalkınmayı desteklemesini” ve yaptırımlara karşı alınan önlemlerle bağlantılı olmasını gösterdi.

Öte yandan The New York Times gazetesinin haberine göre Trump yönetimi, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) üzerindeki yaptırımların kaldırılması olasılığını da ele alıyor.

Gazete, Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev’in yönettiği fona yönelik kısıtlamaların kaldırılması talebinin, Rus dizelinin ABD’ye ulaştırılmasında fonun rol almasına dair kapsamlı müzakereler çerçevesinde gündeme geldiğini öne sürdü.

Amerikalı bir yetkili gazeteye yaptığı açıklamada, yönetimin RDIF başvurusunu standart prosedür kapsamında değerlendirdiğini bildirdi.

Habere göre fonun listeden çıkarılması için, başlangıçta getirilen yaptırım gerekçelerinin artık geçerli olmadığını kanıtlaması gerekiyor.

RDIF ve Dmitriyev, ABD yaptırımları kapsamına Şubat 2022’nin sonunda alındı. Washington yönetimi o dönemde fonu Rus ekonomisine yabancı yatırım çekme aracı olarak nitelendirdi ve faaliyetlerini Kremlin’in çıkarlarıyla ilişkilendirdi.

Suçlamaları karalama olarak nitelendiren RDIF ise haklarını ve itibarını mahkemeler dahil olmak üzere hukuki yollarla koruyacağını açıkladı.

Batı yaptırımlarını hukuka aykırı saydığını belirten Moskova yönetimi, kısıtlamaların meşruiyeti bulunmadığını savunuyor.

Rusya Devlet Başkanı Putin, ülkeye yönelik 30 binden fazla kısıtlama kararı alındığını, bu sayının dünyadaki diğer tüm devletlere yönelik yaptırımların toplamının neredeyse iki katı olduğunu dile getirdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da 2025 yazında yaptığı açıklamada, Rus ekonomisinin kısıtlamalara uyum sağladığını ve yaptırım baskısına karşı “belirli bir bağışıklık” geliştirdiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English