Amerika
Küba, kara sularına girip ateş açan ABD’ye ait teknedeki 4 kişiyi öldürdü

Küba, karasularını ihlal ettikten sonra sınır muhafızlarına ateş açan Florida’ya kayıtlı bir teknede bulunan 4 ABD’linin öldürüldüğünü açıkladı.
Küba İçişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada, 25 Şubat 2026 sabahı, Küba karasularında ihlal yapan bir sürat teknesinin tespit edildiği belirtildi. ABD’nin Florida eyaletinde FL7726SH sicil numarasıyla kayıtlı olan gemi, Villa Clara eyaleti, Corralillo belediyesi, Cayo Falcones’deki El Pino kanalının kuzeydoğusunda 1 deniz mili mesafeye kadar yaklaştı.
Açıklamaya göre, İçişleri Bakanlığı Sınır Muhafız Birliklerine ait, beş görevliyi taşıyan bir yüzey birimi, kimlik tespiti için gemiye yaklaşınca, ihlalde bulunan sürat teknesinin mürettebatı Küba personeline ateş açtı ve Küba gemisinin komutanı yaralandı.
Bakanlığa göre çatışmanın sonucunda, yabancı gemideki dört saldırgan öldürüldü ve altı kişi yaralandı. Yaralılar tahliye edilerek tıbbi yardım aldı.
Küba İçişleri Bakanlığı şöyle devam etti:
“Mevcut zorluklar karşısında Küba, ulusal savunmanın Küba Devleti’nin egemenliğini korumak ve bölgede istikrarı sağlamak için temel bir dayanak olduğu ilkesine dayanarak, karasularını koruma kararlılığını yeniden teyit etmektedir.
Olayları tam olarak aydınlatmak için yetkili makamlarca soruşturmalar devam etmektedir.”
ABD’li yayın organı NPR’da yer alan habere göre Küba hükümeti, teknede bulunan 10 kişinin çoğunun “bilinen bir suç ve şiddet geçmişi olduğunu” açıkladı.
Küba hükümeti, teknedeki yolcuların ikisinin Amijail Sánchez González ve Leordan Enrique Cruz Gómez olduğunu belirledi.
Bu kişiler, “terör eylemleriyle bağlantılı olarak ulusal topraklarında veya diğer ülkelerde gerçekleştirilen eylemlerin teşvik edilmesi, planlanması, organize edilmesi, finanse edilmesi, desteklenmesi veya gerçekleştirilmesinde rol aldıkları” gerekçesiyle Küba makamları tarafından aranıyordu.
Hükümet açıklamasında, “Saldırı tüfeği, tabanca, ev yapımı patlayıcı cihazlar (Molotof kokteyli), kurşun geçirmez yelekler, teleskopik nişangahlar ve kamuflaj üniformaları ele geçirildi,” denildi.
Hükümet, Duniel Hernández Santos’u da tutukladığını belirterek, “silahlı sızmanın kabulünü garanti etmek için ABD’den gönderilen ve şu anda eylemlerini itiraf eden” kişi olduğunu ekledi.
Küba hükümeti, çatışmanın ardından gözaltına alınan şüphelilerden teknedeki yolcuların kimlik bilgilerini elde ettiğini açıkladı.
Conrado Galindo Sariol, José Manuel Rodríguez Castelló, Cristian Ernesto Acosta Guevara ve Roberto Azcorra Consuegra dahil olmak üzere 10 yolcudan 7’sinin kimliği tespit edildi.
Küba hükümeti, ölen 4 kişiden birinin Michel Ortega Casanova olduğunu açıkladı. Diğer 3 kişinin kimliği henüz tespit edilemedi.
Michel Ortega Casanova’nın kardeşi Misael Ortega Casanova, çarşamba günü geç saatlerde Associated Press’e yaptığı açıklamada, kardeşinin ölümünün yasını tuttuğunu, fakat onun Küba’nın özgürlüğü için “takıntılı ve şeytani” bir arayışa düştüğünü üzülerek belirtti.
Misael Ortega Casanova, kendisi ve adadaki diğer Kübalıların yaşadığı “büyük acıları” kastederek, “Sadece orada yaşamış olan biz Kübalılar anlayabiliriz,” dedi.
Kamyon şoförü ve 20 yıldan fazla bir süredir ABD’de yaşayan bir Amerikan vatandaşı olan kardeşinin geride eşi, annesi, biri Küba’da yaşayan iki kız kardeşi ve hamile bir kızı bıraktığını belirtti.
Misael, kardeşinin planları hakkında, “Kimse bilmiyordu. Annem yıkılmış durumda. O kadar takıntılı hale geldiler ki, sonuçları ya da kendi hayatlarını düşünmediler,” diye ekledi.
Misael, Küba hükümetinin açıkladığı isimlerin hiçbirini tanımadığını söyledi.
Kahramanlara inanmadığını fakat kardeşinin ölümünün “değerli bir fedakarlık” olmasını umduğunu söyledi: “Belki bu, bir gün Küba’nın özgür olmasını haklı çıkaracaktır.”
Küba hükümeti tarafından kimliği tespit edilen kişilerden biri olan Conrado Galindo Sariol, Haziran 2025’te Küba’da rejim değişikliği çağrısı yapan ABD merkezli haber sitesi Martí Noticias’a röportaj vermişti.
Sunucu tarafından “efsane” ve eski siyasi tutuklu olarak nitelendirilen Galindo, Kübalıların, özellikle adanın doğu kesiminde “ihtiyaç duyulan özgürlüğü elde etmek” için verdikleri mücadeleleri desteklemek istediğini söyledi.
O dönemde Küba’daki protestoların “sönüp gidecek bir kıvılcım” olmadığını savunan Galindo’nun, “Rejim liderleri Küba’yı boydan boya dolaşarak çok yakında olacakları hafifletmeye çalışıyorlar çünkü… iktidardan düşeceklerini, bu konuda hiçbir şey yapamayacaklarını biliyorlar ve protestoların ülkenin diğer bölgelerinde yayılmasını önlemenin yollarını arıyorlar,” dediği aktarılmıştı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, gazetecilere yaptığı açıklamada, olaydan haberdar olduğunu ve ABD’nin şu anda kurbanların Amerikan vatandaşı mı yoksa daimi ikamet edenler mi olduğunu belirlemek için kendi bilgilerini topladığını söyledi.
Rubio, Karayip liderleriyle bölgesel bir zirveye katılmak üzere bulunduğu St. Kitts’in Basseterre havaalanında yaptığı açıklamada, “ABD hükümetinin çeşitli birimleri, şu anda bize sağlanmayan olayın ayrıntılarını belirlemeye çalışıyor,” dedi.
Bakan, olanlar hakkında spekülasyon yapmayı reddetti ve bunun “çok çeşitli şeyler” olabileceğini, ABD’nin sadece Küba yetkililerinin şu ana kadar sağladığı bilgilere güvenmeyeceğini söyledi:
“Açık denizde böyle silahlı çatışmaların yaşanması son derece olağandışıdır. Bu her gün olan bir şey değil. Açıkçası, Küba’da çok uzun zamandır yaşanmamış bir olay.”
Hem ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın hem de ABD Sahil Güvenlik’in olayı soruşturduğunu belirten Rubio, gerçekleri doğrulamak istediğini vurguladı:
“Kamuoyuna açıklanan gerçeklerin çoğu Kübalılar tarafından sağlanan bilgilere dayanıyor. Daha fazla bilgi topladıkça bunu bağımsız olarak doğrulayacağız ve buna göre yanıt vermeye hazır olacağız. Bu konuda kendi bilgilerimiz olacak. Tam olarak ne olduğunu anlayacağız.”
Bunun ABD hükümetinin bir operasyonu olmadığını ve “teknenin kime ait olduğu, ne yaptıkları, neden orada oldukları, gerçekte ne olduğu hakkında spekülasyon yapmayacağını” söyledi.
Rubio, Küba hükümeti sosyal medyada paylaşım yapmadan önce silahlı saldırıyı öğrendiğini belirterek, ABD’nin “Sahil Güvenlik düzeyinde” ülkeyle “sürekli temas halinde” olduğunu kaydetti.
Florida Güney Bölgesi ABD Savcılığı, “mevcut tüm yasal ve diplomatik kanallardan” cevap arayacağını belirterek, “gerçeklerin hâlâ belirsiz ve çelişkili olduğunu” ekledi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance çarşamba günü öğleden sonra Rubio’nun kendisine olayla ilgili bilgi verdiğini söyledi. Vance, Beyaz Saray’ın durumu izlediğini de ekledi ve “Umarım durum korktuğumuz kadar kötü değildir,” dedi.
Bu arada, Florida Başsavcısı James Uthmeier, savcılara federal, eyalet ve kolluk kuvvetleri ortaklarıyla işbirliği yaparak soruşturma başlatmalarını emrettiğini söyledi.
Uthmeier, “Küba hükümetine güvenilemez ve bu komünistleri sorumlu tutmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız,” diye yazdı.
Amerika
Musk halka arzla ilk trilyoner olmaya yaklaşıyor

SpaceX şirketinin 12 Haziran’da başlayacak halka arzı kapsamında hisse fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesiyle Elon Musk’ın servetinin 988 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde yüzde 2,2 oranında değer kazanması yetecek.
Uzay teknolojileri firması SpaceX’in gerçekleştireceği ilk halka arz (IPO) sonrasında milyarder iş insanı Elon Musk’ın kişisel servetinin 988 milyar dolara yükseleceği bildirildi.
Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre dünyanın en zengin insanı unvanına sahip olan Musk’ın ilk trilyoner statüsüne ulaşması için 12 milyar dolarlık bir bakiye kalıyor.
Ajans, bu eksik miktarın ünlü yönetmen Steven Spielberg’ün yaklaşık 12,2 milyar dolar değerindeki toplam servetine denk geldiğine dikkat çekti.
Halka arz sürecinde SpaceX hisselerinin birim fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesi planlanıyor. Borsadaki işlemlerin 12 Haziran tarihinde başlayacağı belirtilirken, hisse değerinin ilk gün yüzde 2,2 oranında artarak 138 dolara yükselmesi durumunda Musk’ın serveti 1 trilyon dolar barajını aşmış olacak.
Halka arz için 1,75 trilyon dolarlık piyasa değeri hedefleniyor
Musk tarafından 2002 yılında kurulan SpaceX, bugüne kadar halka kapalı bir şirket olarak faaliyet gösterdi ve finansal verilerini resmi olarak kamuoyuyla paylaşmadı.
Musk, geçtiğimiz yaz döneminde SpaceX için halka arz sürecini başlatma teklifinde bulunmuştu. Reuters ajansının elde ettiği bilgilere göre şirket, halka arzda hisse başı sabit fiyatı 135 dolar olarak belirleyerek 75 milyar dolarlık rekor bir kaynak yaratmayı amaçlıyor.
Bu süreçte 555,6 milyon adet hissenin satışını planlayan şirketin hedeflediği toplam piyasa değeri ise 1,75 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Geçtiğimiz şubat ayında Musk, yapay zeka girişimi xAI ile SpaceX şirketlerini birleştirme kararı almıştı. Bloomberg ve The Wall Street Journal’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberlerde, birleşen şirketlerin toplam piyasa değerinin 1,25 trilyon dolara ulaştığı aktarılmıştı.
Sabit fiyatlı halka arz yöntemiyle şirket, yatırımcı talepleri toplanmaya başlamadan önce her bir hissenin kesin satış bedelini önceden ilan etmiş oluyor.
Tesla hisselerinin performansı trilyonerlik sürecini etkileyebilir
Şu anda 54 yaşında olan Musk, dünyanın en zengin insanı konumunu sürdürüyor. Güncel verilere göre serveti 726 milyar dolar olarak hesaplanan Musk, Forbes’un en zengin milyarderler listesinde ilk sırada yer alıyor.
Musk, şubat ayında elde ettiği başarıyla tarihte serveti 800 milyar doları aşan ilk kişi unvanını kazanmıştı.
Bloomberg, Musk’ın gelecekteki servet seyrinin en büyük ikinci varlığı konumundaki Tesla Inc. hisselerinin performansına da bağlı olduğunu hatırlattı.
Tesla hisselerinin mayıs ayının ortasında kaydedilen 445 dolar seviyesine geri dönmesi durumunda, Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde hızlı bir yükseliş kaydetmesine gerek kalmayacağı belirtiliyor.
Amerika
ABD Temsilciler Meclisi, Trump’tan İran savaşını bitirmesini istedi

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın Kongre onayı olmadan İran’la yürüttüğü savaşı sona erdirmesini öngören savaş yetkileri kararını kabul etti. Karar, dört Cumhuriyetçi vekilin Demokratlara katılmasıyla 215’e karşı 208 oyla geçti ve Temsilciler Meclisi’nin çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkmasına işaret etti.
ABD Temsilciler Meclisi çarşamba günü, Başkan Donald Trump’ın Kongre yetkilendirmesi olmadan İran’la yürütülen savaşı sona erdirmesini zorunlu kılacak tedbiri kabul etti.
Bu oylama, alt kanadın çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkması anlamına geliyor.
Temsilciler Meclisi, savaş yetkileri kararını dört Cumhuriyetçi vekilin desteğiyle 215’e karşı 208 oyla kabul etti.
Daha önceki üç başarısız girişimde karara karşı oy kullanan Maine Demokratı Jared Golden da bu kez tutumunu değiştirerek destek verdi. Böylece Demokrat Parti saflarında konuya ilişkin tam birlik sağlandı.
Kentucky’den Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, Pensilvanya’dan Brian Fitzpatrick, Michigan’dan Tom Barrett ve Ohio’dan Warren Davidson Demokratlarla birlikte karar lehine oy kullandı.
Kararın kabul edilmesinin ardından Demokrat vekiller salonda alkışlarla tepki verdi.
Oylamanın, Kongre üyeleri Memorial Day tatili için Washington’dan ayrılmadan önce yapılması planlanıyordu. Ancak Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderler, kararı engelleyecek yeterli sayıya sahip olmadıklarının anlaşılması üzerine oylamayı son anda gündemden çıkardı. Birden fazla Cumhuriyetçi vekil oturuma katılmamıştı. Diğer bazı Cumhuriyetçilerin de kararı desteklemesi bekleniyordu.
ABD Senatosu da mayıs ayında Trump’ın İran konusundaki yetkilerini sınırlamayı amaçlayan benzer bir düzenlemeyi ilerletmişti.
Dört Cumhuriyetçi senatör, bir Demokrat dışında tüm Demokratlarla birlikte hareket ederek sürecin ilerlemesini sağlamıştı. Yedi başarısız oylamanın ardından gelen bu gelişmede üç Cumhuriyetçi senatörün yokluğu da etkili olmuştu.
Ancak Senato’daki usul oylaması yalnızca olası kabul sürecinin ilk aşamasıydı. Cumhuriyetçilerin önümüzdeki günlerde tasarıyı engellemek için yeniden fırsat bulması bekleniyor.
Senato’nun Temsilciler Meclisi’nden geçen versiyonu ne zaman oylayacağı ise henüz netleşmedi. Temsilciler Meclisi Demokrat liderleri yayımladıkları açıklamada Senato Cumhuriyetçilerine “doğru olanı yapmaları” çağrısında bulundu.
Bazı Cumhuriyetçilerin savaşa verdiği destek, çatışmanın 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen 60 günlük süreyi aşmasının ardından zayıflamaya başladı. Söz konusu yasa, Kongre savaş için yetki vermemişse başkanın silahlı kuvvetleri çatışma alanından çekmesini öngörüyor.
Çatışma 1 Mayıs’ta bu süreyi aşmıştı. Ancak Trump yönetimi, nisan ayının başlarında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesin süre hesabını durdurduğunu belirtti. Buna rağmen her iki taraf da o tarihten sonra saldırılar gerçekleştirdi.
Trump yönetimi ayrıca 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade ediyor. Ancak bu görüş şimdiye kadar herhangi bir mahkeme tarafından test edilmedi.
Trump’ın İran konusundaki askeri yetkilerini sınırlayan girişimlere destek veren Cumhuriyetçiler, savaşın Kongre onayı olmadan sürdürülmesinden ve çatışmayı sona erdirecek bir stratejinin bulunmamasından rahatsızlık duyuyor.
Bazıları savaşın kamuoyundaki düşük desteğinin ve ekonomik sonuçlarının, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolünü sürdürme ihtimaline zarar verebileceğinden endişe ediyor.
Senato adaylığı için kampanya yürüten Iowa Cumhuriyetçisi Ashley Hinson, geçen hafta bir seçim etkinliğinde yaptığı özel bir görüşmede savaşın “önümüzdeki birkaç haftanın ötesine” uzaması halinde siyasi açıdan yük haline gelebileceğini söyledi.
CBS News’in ulaştığı ses kaydına göre Hinson, savaşın devam etmesinin “siyasi bir yükümlülük” oluşturabileceğini ifade etti.
Trump ise geçen ay yaptığı açıklamada ara seçimler öncesinde İran’la anlaşmaya varmak konusunda acele etmediğini söyledi.
Trump, “Herkes ‘Ara seçimler geliyor, acele ediyorum’ diyor. Hiç acelem yok” ifadelerini kullandı.
Çarşamba günü kabul edilen karar, Nisan ayında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi New York Temsilcisi Gregory Meeks tarafından sunuldu.
Karar, Kongre savaş ilan etmediği veya askeri güç kullanımına yetki vermediği sürece başkana “Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetlerini İran’la yürütülen çatışmalardan çekme” talimatı veriyor.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olan Florida Cumhuriyetçisi Brian Mast ise çarşamba günü daha önce yaptığı açıklamada kararı “aptalca bir siyasi oylama” olarak nitelendirdi.
Mast, kararın “başkanın İran’la yürüttüğü müzakerelerde elini zayıflattığını” söyledi.
Oylamanın ardından konuşan Meeks ise savaş yetkileri kararlarının İran’la yürütülen müzakerelerde başkanı zayıflattığı yönündeki değerlendirmeyi reddetti.
Demokratların İran savaşını sona erdirmek için benzer oylamaları gündeme getirip getirmeyeceği sorulduğunda Meeks, gazetecilere, “Görevimizi yapmayı sürdüreceğimizi bekleyebilirsiniz” dedi.
Meeks, “Anayasal sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Mayıs ayında da benzer bir savaş yetkileri kararına destek veren Fitzpatrick ise, “Yasa yasadır” dedi.
Fitzpatrick, “Yasaya uymak zorundayız. Yürürlükte bir yasa var” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi vekil sözlerini şöyle sürdürdü:
“Önünüzde iki seçenek var. Ya yasaya uyarsınız ya da yasayı değiştirirsiniz. Yasayı ihlal edemezsiniz. Bu bir seçenek değil.”
20 Mayıs’taki genel kurul görüşmeleri sırasında Demokratlar, Cumhuriyetçilerin neden Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarına hukuki çerçeve sağlayacak bir askeri güç kullanım yetkisi oylaması düzenlemediğini sorguladı.
Meeks, “Cumhuriyetçi meslektaşlarım bunun haklı olduğuna inanıyorsa, askeri güç kullanım yetkisini öngören bir tasarıyı genel kurul gündemine getirmeliler” dedi.
Barrett tarafından mayıs ayının başlarında sunulan böyle bir askeri güç kullanım yetkisi tasarısının ise şimdiye kadar kayda değer destek toplamadığı belirtiliyor.
Cumhuriyetçilerle birlikte hareket eden Kaliforniyalı bağımsız Temsilci Kevin Kiley ise Kongre’nin yetkisini ortaya koyması için “daha iyi araçlar” bulunduğunu söyledi.
Kiley, Kongre’nin bütçe üzerindeki yetkisine atıfta bulunarak, “Fonların nasıl kullanılacağı konusunda yönlendirme yapma imkanımız var” dedi.
Kiley, “İnsanların eldeki bütün araçları kullanmak istemesini anlıyorum. Ancak Kongre’nin burada gerçekten etkili sonuçlar doğurabilecek gözetim araçlarını ve Anayasa’nın birinci maddesinden kaynaklanan yetkilerini kullanması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Amerika
Hackerlar, Meta AI’ı “kandırarak” kullanıcı hesaplarını ele geçirdiler
Bilgisayar korsanlarının, Meta’nın yapay zeka destek ekibini (Meta AI) ünlü hesapları ele geçirmelerine yardım etmeleri için “kandırdığı” ortaya çıktı.
Henüz kaç hesabın etkilendiği belli değil ama mağdurlar arasında Barack Obama’nın Beyaz Saray hesabı, ABD Uzay Kuvvetleri’nin başçavuşu ve güvenlik araştırmacısı olan eski bir Meta çalışanı da bulunuyor gibi görünüyor.
Hackerların sosyal medya paylaşımlarının da gösterdiği gibi, Meta’nın sohbet robotunu kandırmak şaşırtıcı derecede kolaydı.
404 Media’ya göre, hackerlar ilk olarak bir VPN kullanarak kendilerini hedef hesap sahibinin bulunduğu coğrafi bölgedeymiş gibi gösterdiler ve böylece otomatik hesap korumalarını atlattılar.
Ardından, Meta AI Destek Asistanı’ndan hesaba yeni bir e-posta adresi eklemesini istediler ve botun bir kod göndermesini sağladılar.
Kodu ele geçiren hacker, şifre sıfırlama talebinde bulunabildi; bot da bunu yeni e-posta adresine göndererek hesabın kontrolünü devretti.
Fakat bot artık hackerlara kapılarını ardına kadar açmayacak. Dün bir Meta sözcüsü, sorunun “çözüldüğünü ve etkilenen hesapları güvence altına aldıklarını” söyledi.
Botun yaptığı bu hata, önemli iş fonksiyonlarını yapay zeka ajanlarına devretme gibi giderek yaygınlaşan uygulamanın risklerini ortaya koyuyor.
Instagram, birçok kullanıcının hesabının ele geçirilmesine yol açan güvenlik sorununu çözdüğünü açıkladı.
Hafta sonu boyunca, Reddit’teki birçok kullanıcı Instagram hesaplarının ele geçirildiğini iddia etti ve X’teki bir dizi kullanıcı da benzer hesap ele geçirme olaylarına karşı uyarıda bulundu.
Güvenlik araştırmacısı Jane Wong, kendi Instagram hesabının da ele geçirildiğini söyledi.
Wong, “Şifrem benden habersiz değiştirildi ve dün boyunca farklı şifre sıfırlama girişimleri aldım. Oldukça endişe verici,” dedi.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı











