Diplomasi
‘Küresel avro’ iştahına stabilcoin darbesi

Dolara bağlı stabilcoin birimlerinin yükselişi, AB’nin avronun küresel konumunu yükseltme çabalarını tehdit ediyor ve nihayetinde Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ekonomi üzerindeki kontrolünü zayıflatabileceğinden endişe ediliyor.
POLITICO’ya konuşan üç ECB yetkilisinin açıklamaları, bankanın temmuz ayında düzenlediği olağan politika toplantısı ile eş zamanlı olarak düzenlenen, resmi para birimlerinin değerine sabitlenmiş kripto para birimleri olan stabilcoin konulu seminerin ardından geldi.
Politika yapıcılar, bu hızlı büyüyen dijital varlıkların piyasa değerinin iki yıl içinde 125 milyar dolardan yaklaşık 255 milyar dolara çıkmasıyla birlikte bu varlıkları daha yakından incelemeye başladı. Bu değerin yaklaşık yüzde 99’u ABD dolarına bağlı.
Yetkililer, stabilcoinlerin giderek daha fazla benimsenmesinin, küresel finans sisteminde doların hakimiyetini pekiştireceğinden ve avronun ABD para birimine ciddi bir rakip olabileceği umutlarını yok edeceğinden korkuyor.
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir Yönetim Konseyi üyesi, “Bu eğilim, avronun uluslararası rolünü ve bununla birlikte gelen jeopolitik etkisini güçlendirme çabalarına zarar veriyor,” dedi.
Son ABD-AB ticaret anlaşması, ABD’nin küresel finans sistemi üzerindeki hakimiyetinin transatlantik güç dengesini ne kadar etkilediğini bir kez daha açıkça gösterdi.
Avrupa’nın gücünün altında kaldığının farkında olan ECB Başkanı Christine Lagarde, Avrupa liderlerini, tek para biriminin rolünü güçlendirmek için küresel düzende yaşanan değişimle ortaya çıkan “avro fırsatını” değerlendirmeye çağırmıştı.
ABD yönetimi, kontrolsüz bütçe açıkları, düzensiz ticaret politikası ve para politikası ile iktisadi verilerin raporlanmasına yönelik siyasi müdahalelerle uluslararası güveni zayıflatırken, doları desteklemek için dolar bağlantılı stabilcoinlerin geliştirilmesini destekliyor.
Mevcut stabilcoin faaliyetlerinin çoğu gelişmekte olan pazarlarda yoğunlaşıyor ve bu durum ECB yönetim kurulu üyesi Piero Cipollone’yi, “dijital dolarizasyon”un, özellikle gelişmekte olan pazarlar ve daha az gelişmiş ekonomiler üzerinde “istikrarı bozucu etkileri” konusunda uyarmaya sevk etti.
Fakat ECB yetkilileri, Avrupalı tüketicilerin büyük ölçüde dolar destekli dijital varlıklara yönelmesi halinde, bu durumun Avro Bölgesindeki para arzının kontrolü için önemli bir risk oluşturabileceği konusunda uyarıyor.
ECB’nin Piyasa Altyapısı ve Ödemeler departmanında uzun süredir dijital avro danışmanı olarak görev yapan Jürgen Schaaf, geçen hafta bir blog yazısında, “ABD doları sabit coinleri Avro Bölgesinde ödeme, tasarruf veya takas amaçlı olarak yaygın bir şekilde kullanılır hale gelirse, ECB’nin para politikası üzerindeki kontrolü zayıflayabilir. Stratejik bir yanıt verilmezse, Avrupa’nın para egemenliği ve finansal istikrarı zayıflayabilir,” uyarısında bulundu.
Yıllardır ECB yetkilileri, dijital avronun piyasaya sürülmesini, yabancı dijital para birimlerinin oluşturduğu tehdide karşı Avrupa’nın en etkili yanıtı olarak nitelendiriyor.
Amaç, vatandaşların ve işletmelerin Avro Bölgesinin para birimi çerçevesinde kalmasını daha güvenli ve kolay hale getirecek, güvenilir, avro cinsinden bir alternatif sunmak. Dijital avro, para birimi ikame riski olmaksızın dijital para birimlerinin avantajlarını sunacak.
Lagarde, projeyi ilerletmek için çabalarını yoğunlaştırdı ve milletvekillerini hızlı hareket etmeye çağırdı. Haziran ayında Avrupa Parlamentosu’nda (AP) yaptığı konuşmada, “dijital avronun potansiyel olarak piyasaya sürülmesinin önünü açacak bir yasal çerçevenin hızla oluşturulması gerektiğini” belirterek, stabilcoinlerin oluşturduğu riskleri ele almanın “stratejik öncelik” olduğunu söylemişti.
Bir üyeye göre, Yönetim Konseyi, Uluslararası Ödemeler Bankasının stabilcoinlerin “sağlam para” standartlarını karşılamadığı ve yetersiz düzenlemeye tabi olduğu yönündeki endişelerini yineleyerek, stabilcoinlere karşı şüpheci tutumunu sürdürüyor.
Fakat başka bir meslektaşı, dijital avronun piyasaya sürülmesine kadar, iki sistem arasında köprü görevi gören avroya bağlı stabilcoinlerin sınırlı bir rolü olabileceğini kabul etti.
Dijital avronun piyasaya sürülmesi ise birkaç yıl alabilir. Benzer şekilde Schaaf, stabilcoinlerin “meşru piyasa ihtiyaçlarını karşılayabileceğini” ve “avronun uluslararası rolünü güçlendirebileceğini” belirtti.
Siyasi olarak sol ve sağ eğilimli iktisatçılar arasında genellikle geniş bir ayrım var ve sağ eğilimli iktisatçılar, büyük ölçüde özel sektör tarafından geliştirilen bir teknolojiyi desteklemeye daha açık bir tutum sergiliyorlar.
İktisatçılar Jens van’t Klooster, Edoardo Martino ve Eric Monnet, ABD’nin stabilcoin modelini taklit etmenin stratejik bir hata olacağına inanıyor.
Ekonomik Politika Araştırmaları Merkezi için kaleme aldıkları son makalede, “Doların mevcut avantajı göz önüne alındığında, bu ne gerçekçi ne de riskli stabilcoinler yoluyla üçüncü ülkelerin euroya geçişi AB için iyi bir şey,” diye yazdılar.
Bunun yerine, Brüksel’i, sağlam kurumlar ve düzenlemelerle desteklenen, küresel olarak güvenilir ve güvenli bir varlık olarak avronun konumlandırılmasına odaklanmaya çağırdılar.
AB’nin, kısıtlama olmaksızın tutulabilen güvenli bir varlık olarak avronun uluslararasılaşmasını teşvik etmeye devam etmesini savunan yazarlar, “Üçüncü ülkeler, stabilcoin kaynaklı dolarizasyon riskini dengelemek için avroyu kullanabilir ve bu da tek para birimine olan uzun vadeli talebi artırabilir,” diyorlar.
Diplomasi
Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.
Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.
Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.
Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.
Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.
Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.
Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.
Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.
Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.
Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.
Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.
Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.
Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.
Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.
Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.
Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.
Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.
Diplomasi
Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.
Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.
Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.
Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.
Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.
Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.
Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.
Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.
Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.
Diplomasi
Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.
Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.
Protestolar 16 şehre yayıldı
Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.
FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.
Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.
Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.
Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.
Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.
Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.
Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.
Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı
Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.
İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.
FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.
Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.
Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?











