Bizi Takip Edin

AVRUPA

Macaristan ‘anti-demokratik’ ilan edildi: AB’nin havuç-sopa taktiği

Yayınlanma

Avrupa Parlamentosu’na göre Victor Orban başkanlığındaki Macaristan artık “seçimli otokrasi” ile yönetilen bir ülke. Kararın bir bağlayıcılığı yok ancak AB’nin Rusya yaptırımları da dahil olmak üzere pek çok konuda anlaşamadığı Orban’ı “yola getirmek” için ekonomi kartını daha sert biçimde kullanacağının işaretini veriyor.

Avrupa Parlamentosu (AP) Macaristan’ın AB’nin değerlerini sistemik olarak tehdit ettiğine ve “artık demokratik olarak yönetilmediğine” karar verdi. AP Genel Kurulu’nda 433 lehte, 123 aleyhte ve 28 çekimser oyla kabul edilen kararın bir bağlayıcılığı bulunmuyor. Ancak AP, Avrupa Birliği (AB) Konseyi’ne “Macaristan hükümetinin demokrasi ve temel insan haklarının altını oymaya yönelik kasıtlı ve sistematik uygulamalarına” karşı kararlı adımlar atması çağrısında bulundu. AB’nin temel değerlerine yönelik saldırı karşısında, Birlik, “elindeki tüm araçları kullanmaya” davet edildi.

Ülkedeki seçim sisteminin işleyişinden yargı bağımsızlığına ve basın özgürlüğüne kadar birçok konuda endişenin aktarıldığı kararda, “Akademik özgürlük, din özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, LGBTİ hakları, azınlıkların hakları ile göçmenlerin, sığınmacıların ve mültecilerin hakları da sorunludur” denildi. Kararda ayrıca, “Konseyde Rusya’ya karşı kısıtlayıcı tedbirlerin engellenmesinin AB için bir güvenlik sorunu oluşturduğu” da belirtildi. Kararda, AB’den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa Adalet Divanı’nın (AAD) kararlarını uygulayana kadar Macaristan’a ayrılan fonları kesmesi talep edildi.

Böylece ilk kez AB üyesi bir ülke, bir AB kurumu tarafından anti-demokratik ilan edilmiş oldu. Karar, 2010’dan beri görevde olan ve bu sürenin büyük bölümünde parlamentoda üçte iki çoğunluğu elinde tutan Viktor Orban hükümetini dize getirmek için AB’nin ekonomi kartını daha sert kullanacağını gösteriyor.

Fon kesintisi gündemde

AP, 29 Ekim 2021’de hukukun üstünlüğü ilkesini ihlal eden Macaristan’ın AB bütçesinden fon almasını engellemediği gerekçesiyle AB Komisyonu’ndan davacı olmuştu. Avrupa Adalet Divanı Savcısı, 2 Aralık 2021’da yayımladığı yazılı mütalaasında, AB’nin Macaristan’a yapılacak mali yardımların askıya alınması yolunda görüş belirtmiş, Budapeşte buna itiraz etmişti. AB’nin en yüksek mahkemesi 16 Şubat’ta, temyiz edilemeyecek bir kararla bu itirazı reddetmiş, ülkenin Birlik bütçesinden faydalanmasının hukukun üstünlüğüne uymasına bağlanmasının önü açılmıştı.

AB Komisyonu da Temmuz ayında gerekli önlemleri almadığı takdirde Budapeşte’nin AB’nin 2021-2027 bütçesinden alması öngörülen fonların askıya alınmasını üye ülkelerden isteyeceğini duyurmuştu. AB Komisyonu’nun getirdiği eleştiriler konusunda Macaristan yetkilileri, Brüksel ile çalışmaya hazır olduğunu açıklamış ve hükümet yasalar yapılırken daha şeffaf ve kapsayıcı bir yöntem izlemle konusunda taahhütte bulunmuşu. Özellikle, Haziran ve Temmuz ayındaki AB-Macaristan arasındaki görüşmelerinde ilerleme kaydedilmiş olsa da Budapeşte’nin “Kovid-19 toparlanma fonu”na erişimi engellendi. Enflasyon kıskacında, para birimi sürekli değer kaybeden Macaristan’ın üye ülkeler içinde söz konusu fonu alamayan tek ülke olması dikkat çekiyor.

Rusya vetosu huzursuzluğu zirveye taşıdı

Fon sorunu henüz çözüme kavuşmadan Victor Orban, Rusya’ya uygulanan AB yaptırımlarını veto ederek tüm okları üzerine çekti. Orban, ancak itiraz noktalarını yaptırım listesinden çıkartarak ikna edildi. Orban’ın adımı AB’deki huzursuzluğu zirveye çıkardı ve Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, “… artık dış politikada ulusal vetoları göze alamayız” açıklaması yapmak zorunda kaldı.

Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının altı ayda bir güncellenmesi gerektiği ve bunun için de tüm AB üyesi ülkelerin onayının gerektiğini hesaba katılırsa, AB’nin Orban’ı “havuç-sopa” taktiği ile yola getirmek istediği anlaşılıyor. AB Komisyonu’nun fon kesintisi teklifini bu ay içinde AB Genel Kurulu’na sunması bekleniyor. Teklif diğer AB üyelerince kabul edilirse Macaristan’ın GSYİH’sının onda biri kadar olan fona erişimi engellenecek. Nitekim AP kararından bir gün önce AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen AB’nin “demokrasi için savaşması gerektiğini” söyledi. Leyen, üye devletleri “karşı karşıya kaldıkları dış tehditlerden ve onları içeriden aşındıran kötülüklerden” korumak için çalışacağını belirterek isim vermeden Macaristan’a işaret etti ve yasadışı zenginleşme, nüfuz ticareti ve gücün kötüye kullanılması sa dahil olmak üzere yolsuzlukla mücadeleye karşı yasal süreç başlatma sözü verdi.

AVRUPA

Birleşik Krallık hükümetinden büyük kemer sıkma paketi

Yayınlanma

Birleşik Krallık Maliye Bakanı Rachel Reeves, çarşamba günü parlamentoya ülkenin bütçe güncellemesini sunarken hükümet harcamalarında kesintiler yapılacağını açıkladı.

“Artan küresel belirsizliğin iki sonucu oldu. Birincisi, kamu maliyemiz üzerinde. İkincisi ise ekonomi üzerinde,” diyen Reeves, 2025 yılı için öngörülen büyümenin sonbaharda açıklanan %2’den şimdi %1’e revize edildiğini kaydetti.

Reeves ayrıca önümüzdeki on yıl içinde daha önce düşünülenden daha fazla büyüme öngörüldüğünü bildirdi.

Bununla birlikte, daha önce %2,6 olan enflasyonun 2026’da %2,1’e düşmeden önce ortalama %3,2 olacağı ve 2027’den itibaren %2’de sabit kalacağı tahmin ediliyor.

Sosyal yardımlar konusunda, İngiltere’nin işsiz ya da düşük gelirli kişileri desteklemek için kullandığı ana yöntem olan genel kredi ödemelerinin sağlık unsuru, yeni hak sahipleri için yarıya indirilecek ve ardından dondurulacak.

İnsanların işe geri dönmelerine yardımcı olmak için 1 milyar sterlinlik bir bütçe ve iş merkezlerini desteklemek için 400 milyon sterlinlik bir bütçe de uygulamaya konulacak. Bu, iş göremezlik yardımlarına bel bağlayan insan sayısını azaltma girişimi olarak görülüyor.

Bütçe Sorumluluk Ofisi, sosyal yardım tasarruf paketinin 4,8 milyar sterlin tasarruf sağlayacağını tahmin ediyor.

Reeves, partisinin Birleşik Krallık’ı, savunma harcamalarının iktisadi büyümenin merkezinde yer aldığı bir “savunma sanayi süper gücü” haline getirme arzusunu vurguladı.

Ayrıca “artan küresel belirsizlikle” başa çıkabilmek için önümüzdeki mali yılda Savunma Bakanlığına fazladan 2,2 milyar sterlin verilecek.

Hükümet, bakanlığın ekipman bütçesinin en az %10’unu yeni teknolojiye harcayarak Derby, Glasgow ve Newport gibi yerlerde üretimi artıracak.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

AB, Ukrayna için Starlink’e alternatif arıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Ukrayna’nın Starlink’e olan bağımlılığı ve olası hizmet kesintisi riskleri nedeniyle yerel alternatifler arıyor. Ancak uzmanlar, Elon Musk’ın şirketinin sağladığı geniş kapsamlı, düşük maliyetli ve istikrarlı hizmetin yerini doldurmanın teknik ve ekonomik zorluklarına dikkat çekiyor. AB, Eutelsat ve SES gibi yerli sağlayıcılarla çözümler geliştirmeyi hedefliyor.

Ukrayna ordusu için sahada elzem olan Starlink’in kaybedilme tehdidi, Avrupalı yetkilileri milyarder Elon Musk’ın uydu iletişim hizmetine alternatif aramaya yöneltti.

Ancak teknik ve ekonomik nedenlerden dolayı bunu yapmak son derece zor görünüyor.

Financial Times‘ın (FT) incelediği ve geçen hafta hazırlanan Avrupa Komisyonu iç belgesine göre Brüksel, Donald Trump yönetiminin tutumu nedeniyle şirketin iletişimi kesme ihtimaline ilişkin riskler karşısında Starlink’e Avrupa merkezli bir alternatifin geliştirilmesini finanse etmeyi öneriyor.

Belgede, Brüksel’in “Ukrayna ordusunun AB merkezli ticari sağlayıcılar tarafından sunulabilecek hizmetlere erişimini finanse etmesi gerektiği” ifade ediliyor.

Fakat uzmanlar, Ukrayna’da kullanılan 40 bin adet kompakt ve kullanışlı terminali değiştirmenin son derece zor olacağını kabul ediyor.

7 bin uydu tarafından desteklenen ve Ukrayna’ya düşük maliyetli, istikrarlı geniş bant iletişim sağlayan bu sistemi ikame etmek kolay değil.

FT, hiçbir Avrupalı uydu operatörünün Starlink’i tüm parametrelerde değiştiremeyeceğini; yerel seçeneğin farklı yörüngelerde, farklı özelliklere sahip uydulardan ve farklı ağlar için farklı kullanıcı terminallerinden oluşan “yamalı bir bohça” gibi olacağını yazıyor.

İspanyol Hispasat’ın CEO’su Miguel Ángel Panduro, gazeteye verdiği demeçte, “Bugün Starlink’in yerini alacak bir şey yok,” dedi.

Panduro, Avrupa Komisyonu’nun kendi şirketinin yanı sıra Fransız Eutelsat ve Lüksemburglu SES’ten Ukrayna’ya sunabilecekleri hizmetlerin bir “listesini” sunmalarını istediğini dile getirdi.

Panduro, “Fakat, tam bir ikame olmasa da bu yeteneklerin yokluğunu hafifletmeye yardımcı olabilecek alternatifler ortaya çıkabilir,” diye ekledi.

Başka bir uydu operatörünün üst düzey yöneticisi ise daha net konuştu: “Starlink son derece çığır açıcı, ucuz, her yerde bulunan ve mükemmel bir sistem.”

Avrupalı uydu operatörlerinin hisseleri, AB’nin Starlink ile rekabet etmelerine yardımcı olacağı beklentisiyle mart ayında yükselişe geçti.

Borç yükü altındaki Eutelsat’ın hisseleri, Donald Trump ile Vladimir Zelenskiy arasında Beyaz Saray’da yaşanan ve Washington’un Ukrayna’ya askeri yardımı ile istihbarat paylaşımını durdurmasına yol açan tartışmanın yaşandığı 28 Şubat Cuma günü kapanışta 1,2 avro değerindeydi.

Ancak Eutelsat hisseleri 3 Mart Pazartesi günü yükselişe geçerek 5 Mart’ta 7,85 avroya ulaştı. Bir düzeltmenin ardından hisseler şu anda 5,1 avro seviyesinde.

Eutelsat, uzaydan internet dağıtımı için uydu takımyıldızı kuran iletişim operatörü OneWeb’in de sahibi.

Starlink gibi OneWeb uyduları da alçak Dünya yörüngesinde bulunuyor, fakat Musk’ın şirketinin 550 km’deki uydularına kıyasla 1200 km yükseklikte yer alıyor; bu da Starlink uydularının sinyali Dünya’ya daha hızlı iletmesini sağlıyor.

Ayrıca, OneWeb’in sadece 630 uydusu bulunuyor, bu nedenle Starlink Dünya’yı daha iyi “kapsıyor”.

Kurumsal ve kamu müşterileri için tasarlanan OneWeb terminalleri daha büyük, yapılandırılması daha zor ve Starlink’in 2 bin dolarlık terminaline kıyasla 5 bin ila 10 bin dolar arasında maliyete sahip (Starlink ise tüketici pazarına odaklanarak terminallerini aktif olarak sübvanse etmiş ve 500 ila 600 dolara satmıştı).

SES CEO’su Adel al-Saleh, FT‘ye yaptığı açıklamada, “Starlink’i bir günde değiştirmek imkansız,” diye konuştu.

Şirketinin uyduları Dünya’nın 36 bin km üzerinde dönüyor. Al-Saleh, “Ancak uzun vadede Avrupa bunu yapabilir. Dirençlilik, yedeklilik ve trafiği taşıma kabiliyeti sağlamak için çok yörüngeli bir ağa ihtiyaç var,” diye ekledi.

Bernstein bankasından küçük ve orta ölçekli şirketler analiz direktörü Alexander Peters ise değişen jeopolitik durumun Eutelsat ve SES’i Avrupa için egemen savunma altyapısının kritik bileşenleri haline getirdiğini ifade etti.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Almanya’da koalisyon programı taslağı medyaya sızdırıldı

Yayınlanma

Geçtiğimiz pazar gününe kadar, federal erken seçimlerden birinci parti çıkan CDU/CSU ile üçüncü olan SPD 16 çalışma grubunda koalisyon anlaşmasını müzakere etti.

Öngörülen gizliliğe rağmen, nihai belgelerin çoğu medyaya sızdırıldı. Belgelerdeki çok sayıda değişiklik önerisi, tarafların pek çok noktada anlaşmaya varmaktan hâlâ çok uzak olduğunu gösteriyor.

Müzakere edilen politika gündemleri arasında göç; ısıtma, enerji ve iklim; zorunlu askerlik hizmeti ve askeri teçhizat; ulaşım, inşaat ve konut; vatandaşlık geliri; ve finans/maliye yer alıyor.

Göç

Göç konusu en hararetli tartışmaların yaşandığı konulardan biri. CDU lideri Friedrich Merz, göç politikasında bir dönüşümü ilan etse de SPD her yerde buna uymak istemiyor.

Almanya’nın sürekli kontrol altında tutulan sınırlarında polisin komşularıyla “koordinasyon halinde” sığınmacıları geri çevirebilmesi gerektiği konusunda bir mutabakat var ama henüz bunun ne anlama geldiği belirsiz.

Bunun yanı sıra Cezayir, Hindistan, Fas ve Tunus da hızlı bir şekilde güvenli menşe ülkeler kategorisine alınarak sığınma hakkı elde etmek daha zor hale getirilecek. Ağır suç işleyen göçmenler sınır dışı edilecek.

Bir başka net karar ise, hassas durumdaki yabancılar için yeni kabul programlarının açılmaması. Örneğin Afganlar için olduğu gibi halihazırda mevcut olanlar “mümkün olduğunca” sona erdirilecek. İkincil koruma hakkına sahip kişilerin ailelerini kendi ülkelerinden geri getirmelerine de izin verilmeyecek fakat bu durum geçici olarak tanınan mültecilerin sadece üçte birini etkileyecek.

Göç çalışma grubunun nihai raporuna göre, Suriye’deki yeni yöneticiler azınlıklara zulmediyor olsa da, “suçlular ve risk altındaki insanlardan başlayarak” Afganistan ve Suriye’ye sınır dışı edilmeleri planlanıyor.

Daha fazla insanı daha hızlı bir şekilde sınır dışı edebilmek için birkaç küçük önlem üzerinde anlaşmaya varıldı. Örneğin, sınır dışı edilmeden önce hukuki danışmanlık hizmeti kaldırılacak; oysa daha önce yasal olarak reddedilenler yasal olarak temsil edilmeye devam edebiliyordu.

Gelecekte Federal Polis de ülkeyi terk etmek zorunda kalanların kaçmasını önlemek için gözaltı talebinde bulunabilecek. Daha önce bunu sadece göçmenlik makamları yapabiliyordu.

Isıtma, enerji ve iklim

CDU/CSU, yeni hükümetin enerji politikasını “yeni bir başlangıç” olarak görmek istese de halihazırda üzerinde mutabık kalınan hususların çoğu, geçen sene çöken trafik lambası hükümetinin başlattıklarının bir devamı gibi görünüyor.

Muhtemel CDU-SPD hükümeti iklim ve enerji politikasının temel taşlarını, 2045’te iklim nötrlüğü taahhüdünü, 2038’de kömürün kullanımdan kaldırılmasını, emisyon ticaretini, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılmasını ve hidrojen kullanımını değiştirmek istemiyor.

Koalisyon hükümeti tarafından planlanan çok sayıda yeni gaz yakıtlı elektrik santralinin inşası da devam edecek. Fakat, Yeşillerin bir zamanlar istediği 2030 yılına kadar kömür ile enerji üretiminin erken aşamalı olarak durdurulması iptal edilecek.

‘Siyah-Kırmızı’ hükümet şimdi elektrik vergisi ve şebeke ücretlerini düşürerek elektriği kilovat saat başına en az beş sent kalıcı olarak daha ucuz hale getirmek istiyor. Enerji yoğun sanayi şirketleri de sanayi elektriği fiyatı ile rahatlatılacak fakat bu, devlete milyarlarca dolara mal olacak.

Elektrik şebekelerinin genişletilmesi konusunda nasıl bir yol izleneceği belirsiz. CDU/CSU, yeraltı kablolarından daha ucuz ama daha açıktaki olan yüksek gerilim hatlarının inşasına öncelik vermek istiyor. SPD ise protestoları önlemek için yeraltı kablolarını tercih ediyor.

CDU/CSU “Almanya’daki konvansiyonel gaz üretim potansiyelinden faydalanmak” istiyor ve yeni nesil nükleer santrallerle bir atılım yapmayı umuyor.

Ayrıca, uzmanların bu konuda ciddi şüpheleri olmasına rağmen, yakın zamanda kapatılan nükleer santrallerin yeniden faaliyete geçirilip geçirilemeyeceğinin hızlı bir şekilde gözden geçirilmesini istiyor. SPD bunların hiçbirini istemiyor.

Uzun süredir gündemde olan ısınma yasa tasarısı konusunda da liderleri zor saatler bekliyor gibi görünüyor. CDU/CSU yasanın açıklandığı şekliyle yürürlükten kaldırılmasını ama “ısınma sübvansiyonunun” devam etmesini istiyor. Sosyal Demokratlar ise sadece yasayı değiştirmek ve sübvansiyonu sosyal olarak kademeli hale getirmek istiyor.

İklim parası konusunda bir anlaşma olduğu açık fakat bu da muhtemelen teoride kalacak. CO₂ fiyatından elde edilen geliri vatandaşlara iade etmek istediklerini söylüyorlar fakat “bürokratik olmayan ve sosyal olarak kademelendirilmiş yardımlar ve konut ve hareketlilik için sübvansiyonlar” getirmek şartıyla. Milyarlarca yeni borca rağmen, toplu ödeme için para yok.

Zorunlu askerlik hizmeti ve Bundeswehr

Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) geleceğine ilişkin tartışmalar da sürüyor. Dış İlişkiler ve Savunma Çalışma Grubu’nun çalışma belgesinde, Bundeswehr’in “kısa vadede, kesin ve sürdürülebilir bir şekilde” daha güçlü hale gelmesi konusunda bir mutabakat var.

Yatırımlar bir “Bundeswehr Altyapı Hızlandırma Yasası” ile hızlı bir şekilde başlatılabilecek fakat bu yasa 2022’den beri yürürlükte ve silah ve teçhizatın hızlı bir şekilde tedarik edilmesinin önündeki en büyük engel bürokrasi.

CDU/CSU bu nedenle Koblenz Tedarik Ofisi’nden bazı yetkileri almak ve bu amaçla bir ajans atamak istiyor. Ayrıca “çok yıllı bir yatırım planı” hedefliyorlar. Bunun nedeni ise, tek bir seçim döneminin silah geliştirme ve satın alma için çok kısa sayılması.

CDU/CSU ayrıca zorunlu askerlik hizmetini yeniden etkinleştirmek istiyor. SPD ise buna karşı çıkıyor ve herkes için gönüllü hizmet, ayrıca bunun başlatılması konusunda “toplum genelinde geniş bir tartışma” istiyor.

Ulaşım, inşaat ve konut

Ulaşım söz konusu olduğunda SPD ve CDU/CSU’nun anlaşamadığı tek bir nokta var: otoyollarda hız sınırı. SPD saatte 130 kilometre hız isterken, CDU/CSU herhangi bir sınırı reddediyor.

Öte yandan, Deutschlandticket’in (otobüsler ve trenler için alınan abonelik bileti) 2025’ten sonraki geleceği konusunda netlik var. CDU/CSU içinde önceden bir direnç vardı ama şimdi aboneliğin devamı konusunda anlaşma sağlandı. Fakat fiyat 2027’den itibaren “kademeli olarak ve sosyal sorumluluk bilinciyle” artacak.

Yeni koalisyon ortakları demiryolu ağını yenileme planları için özel altyapı fonundan tam olarak yararlanmayı planlıyor: SPD yatırımları artırmayı ve demiryolları için bağlayıcı, uzun vadeli bir finansman taahhüdü ile bir altyapı fonu oluşturmayı başardı.

Özel fondan gelen para aynı zamanda yoğun yüksek hızlı tren hatları için mevcut yenileme konseptine aktarılacak ve böylece ihmal edilen ikincil hatlar için bütçe fonları serbest bırakılacak.

Aynı zamanda, gelecekteki hükümet ortakları demiryolu için 5 milyar avroluk yeni bir finansman boşluğu açıyor. Şimdiye kadar karayolu ağı, kamyon geçiş ücretinden elde edilen gelirin yardımıyla demiryolu ağını çapraz finanse etmişti. Fakat gelecekte, bir ulaştırma sektöründeki finansman döngüleri kapalı kalacak ve kamyon geçiş ücreti Autobahn GmbH’ye akacak.

İklim politikası açısından hava taşımacılığı geriye gidiyor gibi görünüyor. Muhtemel yeni federal hükümet hava trafik vergisindeki artışı tersine çevirmek ve genellikle kârlı olmayan bölgesel havalimanlarını desteklemeye devam etmek istiyor.

Bununla birlikte, yerel toplu taşıma için en azından bir rahatlama var: SPD, federal hükümetin bölgeselleşme fonlarının öncelikle yerel ulaşıma akmasını sağlamayı başardı.

SPD konut konusunda da bir zafer kazandı. CDU/CSU tarafından pek sevilmeyen kira dondurma uygulaması iki yıl daha uzatılacak. 

Vatandaşlık geliri uygulaması

Koalisyon hükümeti tarafından uygulamaya konulan Vatandaşlık Gelirinin (Bürgergeld) “yeni temel gelir” olarak adlandırılması konusunda anlaşmaya varıldı.

İş bulma merkezlerine yönetim için daha fazla para verilecek. Koşullar sıkılaştırılacak. Buna göre her işsizin “iş bulmak için aktif olarak çaba göstermesi” gerektiği belirtiliyor.

Yaptırımlar “daha hızlı, daha basit ve daha az bürokratik” bir şekilde uygulanacak. Çalışmayı ısrarla reddedenlerin yardımları Karlsruhe içtihadına uygun olarak tamamen kesilecek.

Ukraynalıların da aldığı ve devletin zaman zaman yaptırım uygulamadan verdiği vatandaşlık ödeneği, geçmişte adalet konusunda hararetli tartışmalara yol açmıştı.  

Kamu maliyesi

Müzakereciler mali detaylar konusunda neredeyse hiç anlaşamadılar. CDU/CSU ve SPD, federal bütçede savunma harcamaları için borç frenini gevşeterek biraz nefes alabildi. Bununla birlikte, ek mali hareket alanı sınırlı ve her iki tarafın da uygulamak istediği pahalı seçim vaatlerinin listesi uzun.

Sonuçta Federal Anayasa Mahkemesi çarşamba günü dayanışma sürşarjının (ek vergi) yasal olduğunu ilan etti. Bu da federal hükümetin yıllık 13 milyar avroluk geliri elinde tutacağı anlamına geliyor.

Asıl anlaşmazlık noktası vergiler açısından neyin mümkün olduğu. Örneğin gelir vergisinde geniş kapsamlı indirimler için yeterli para omadığı ileri sürülüyor. SPD yüksek gelirliler üzerindeki vergi yükünü artırmak istiyor. Bu federal gelirleri arttırabilir, fakat CDU/CSU’nun vergi artışlarını kabul edip etmeyeceği şüpheli.

CDU/CSU özellikle kurumlar vergisini mevcut yüzde 30 seviyesinden yüzde 25’e düşürmek istiyor. Fakat SPD bunu sadece 2029’dan itibaren yapmaya hazır ve sadece yüzde bir puan düşürmek istiyor.

Almanya’daki yatırımların daha cazip hale getirilmesi konusunda anlaşma var. Yatırım maliyetlerinin vergiden düşülebilmesi için amortisman kurallarının iyileştirilmesi planlanıyor. 

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English