Diplomasi
NATO üyeleri Trump’ı Rusya’ya baskıyı artırmaya ikna etmeye çalışacak

Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesinde üye ülkelerin iç görüş ayrılıklarına rağmen dışarıya birlik mesajı vermeye odaklanması bekleniyor. Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırma sözü vererek ABD Başkanı Donald Trump’ı Ukrayna desteğini sürdürmeye ve Rusya üzerindeki baskıyı korumaya ikna etmeye çalışacağı tahmin ediliyor.
NATO üyesi ülkelerin, ittifak içindeki derin görüş ayrılıklarına rağmen Ankara zirvesinde dış dünyaya karşı birlik sergilemek için çaba göstereceği tahmin ediliyor.
Rusya merkezli HSE Üniversitesi Kapsamlı Avrupa ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Başuzmanı Yuliya Semke, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, sonuç bildirgesi üzerindeki tartışmaların bir kriz göstergesi olarak okunmaması gerektiğini belirtti.
Bu tür belgelerin hazırlık aşamasındaki anlaşmazlıkların NATO için sıradan bir uygulama olduğunu vurgulayan Semke, tartışmalara rağmen ortak bildirinin kabul edilme olasılığının yüksek olduğunu kaydetti.
Semke, “NATO ülkeleri, iç çelişkilere rağmen her yolu deneyerek dışarıya karşı ortak bir duruş sergilemeye çalışacak” ifadesini kullandı.
Semke’nin değerlendirmesine göre, ABD Başkanı Donald Trump zirvede öncelikle müttefiklerin savunma harcamalarını artırması konusuna odaklanacak ve Avrupalı ortaklarına İran ile mücadelede yeterli destek vermediklerini hatırlatacak. Avrupalı ülkelerin ise Trump’ı Avrupa ve Ukrayna’dan uzaklaşmamaya ikna etmeye çalışacağını belirten Semke, müttefiklerin Trump’ın taleplerini karşılamak adına askeri harcamaları artırmaya ve başta ABD yapımı olmak üzere silah alımlarını hızlandırmaya hazır olduklarını teyit edeceklerini öngörüyor.
MGIMO Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Vladimir Pavlov ise Avrupalı ortakların, Rusya üzerindeki baskıyı sürdürmesi ve Avrupa üzerindeki baskısını azaltması için Trump’ı ikna etmeye çalışacağı görüşünü paylaştı.
Pavlov, liderlerin Ukrayna ve enerji altyapısının yanı sıra yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesi ile Çin ile rekabet konularını da ele alacağını tahmin ediyor. Washington’ın ittifak içi yükümlülüklerin dağılımını gözden geçirmeyi sürdüreceğini kaydeden Pavlov, müttefiklere yapılacak yardımların büyük ölçüde ilgili devletlerin kendi faaliyet düzeyine bağlı olacağını ifade etti.
Pavlov, “NATO bünyesinde belirli gruplaşmalar oluşacak. Ancak henüz yıkıcı bir değişim beklenmiyor çünkü yerleşik düzen, Trump’ın NATO yükümlülüklerini kökten değiştirmesine izin vermeyecek” değerlendirmesini yaptı.
Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinin kaynaklara dayandırdığı 1 Temmuz tarihli haberine göre, NATO ülkeleri Ukrayna’ya 2027 yılı için yapılacak uzun vadeli askeri yardımlarda uzlaşma sağlayamadı.
İtalya’nın uzun vadeli taahhütlere karşı çıkması nedeniyle müzakereciler yalnızca 2026 yılı için Kiev’e 70 milyar avro tahsis edilmesi konusunda anlaşabildi.
FAZ ayrıca ABD’nin, sonuç bildirgesi taslağında yer alan “Ukrayna ve Avrupa’nın güvenliğinin ayrılmaz bağı” ifadesine itiraz ettiğini yazdı.
Bu itiraz neticesinde belgede yalnızca “Ukrayna’nın transatlantik güvenliğe katkı sağladığı” yönündeki hüküm korundu.
ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz’da yaptığı açıklamada, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesinin en önemli gündem maddelerinden birinin Ukrayna krizinin çözümü olacağını açıklamıştı.
Trump, “NATO zirvesine gidiyoruz ve bunu ele alacağız. Bu duruma bir son vereceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuşmuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Donald Trump, 4 Temmuz’da gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde yaklaşan zirveyi de göz önünde bulundurarak Ukrayna konusunu ele almıştı.
Kremlin Danışmanı Yuriy Uşakov, ABD Başkanı’nın görüşmede çatışmaya barışçıl bir çözüm bulunması yönünde kolaylaştırıcı rol oynamaya hazır olduğunu teyit ettiğini aktarmıştı.
Diplomasi
ABD ile Avrupa’nın “NATO 3.0” sınavı

NATO’nun 36. liderler zirvesi, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarının ve ittifakın geleceğine yönelik tartışmaların gölgesinde 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımıyla düzenlenecek zirvede, savunma harcamalarının artırılması baskısı ve Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların geleceği masaya yatırılacak. Türkiye ise ev sahipliği yapacağı bu zirveyi ittifak içindeki artan savunma sanayisi gücünü ve stratejik konumunu pekiştirmek için bir fırsat olarak görüyor.
NATO liderleri, ittifakın geleceğine dair yapısal tartışmaların ve Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki bütçe gerilimlerinin gölgesinde, 36. liderler zirvesi için 7-8 Temmuz’da Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geliyor.
Türkiye’nin 2004 yılındaki İstanbul zirvesinden sonra ev sahipliği yapacağı bu ikinci NATO zirvesine, ABD Başkanı Donald Trump dahil 32 üye ülkenin liderlerinin yanı sıra davetli yaklaşık on ülkenin heyetleri katılacak.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 70 trilyon doları bulan 40’tan fazla ülkenin temsilcilerinin toplanacağını bildirdi.
Katılımcılar arasında ABD Başkanı Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştirmesi beklenen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin yanı sıra Avustralya, Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortakları Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) temsilcileri yer alıyor. Avrupa Birliği ise zirvede Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı António Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından temsil edilecek.
Zirve kapsamında ayrıca Trump’ın Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara ile görüşmesi planlanıyor ancak el Şara’nın ittifak etkinliklerine doğrudan katılıp katılmayacağı henüz netleşmedi.
Reuters’a konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili, Trump’ın Ankara’da Zelenski ile yapacağı görüşmenin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile temas kurabileceğini aktardı. Yetkili, ABD Başkanı’nın Ukrayna’daki çatışmayı sona erdirmek konusunda “yoğun bir aciliyet” hissettiğini belirtti.
Trump, 6 i̇mza öncesinde yaptığı açıklamada Ukrayna’da çözüme “tahmin edilenden çok daha yakın” olunduğunu ifade etmişti. Rusya liderinin yardımcısı Yuri Uşakov da iki liderin gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Trump’ın Ankara’daki zirveye katılımını da dikkate alarak Ukrayna konusunu ele aldıklarını doğrulamıştı.
Müttefikler savunmaya ne kadar bütçe ayırdı?
Washington yönetimi için Ankara zirvesi, müttefiklerin geçen yıl Lahey’de alınan kararları ne ölçüde uyguladığını denetleme fırsatı taşıyor. Lahey zirvesinde Trump’ın baskısıyla müttefikler, savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ine (yüzde 3,5 doğrudan askeri harcamalar, yüzde 1,5 ise altyapı ve siber güvenlik gibi ilgili alanlar) çıkarma taahhüdünde bulunmuştu.
ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi Matthew Whitaker, müttefiklerin Ankara’da ilk “başarı karnelerini” alacaklarını belirterek, “Başkan Trump, tüm müttefiklerin yüzde 5 hedefine ulaşmak için derhal ve hızlı adımlar atmasını bekliyor” dedi.
Trump, zirve öncesinde sosyal medya platformu Truth Social üzerinden müttefiklerini hedef alarak, ABD’nin NATO’ya diğer tüm ülkelerden “açık ara” daha fazla yatırım yaptığını ancak karşılığında hiçbir avantaj elde edemediğini yazdı.
2025 yılı savunma bütçelerine atıfta bulunan Trump, ABD’nin 999 milyar dolar harcamasına karşın İngiltere’nin 90,5 milyar, Fransa’nın 66,5 mlyar, İtalya’nın 48,8 milyar ve Polonya’nın 44,3 milyar dolar harcadığını belirtti.
Trump, “Almanya dahil diğerleri çok daha az harcıyor. Bize yardıma gelmediler” diyerek özellikle İran krizinde Avrupa ülkelerinin ABD uçaklarına hava sahası ve üs açmamasını eleştirdi.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in eleştirilerine tepki gösteren Trump, Federal Cumhuriyet’teki ABD askerlerinin sayısını azaltma tehdidinde bulunmuş ve mayıs ayında 5 bin ABD askerinin Almanya’dan çekileceği açıklanmıştı.
Aynı dönemde Polonya’daki 4 bin askerin rotasyonu durdurularak mevcut güç 6 bine indirilmiş, ancak Trump daha sonra Polonya’nın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile ilişkiler temelinde bu ülkeye 5 bin ek asker göndereceğini duyurmuştu.
Pentagon, Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirmek için altı ay sürecek bir çalışma başlatırken, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in askerleri tamamen çekme önerisi Beyaz Saray’da kabul görmedi.
Pentagon’un ocak ayında yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi, ABD’nin önceliği Çin’i çevrelemeye ve Batı Yarımküre’ye vereceğini, Avrupa’nın ise kendi savunma sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
“NATO 3.0” olarak adlandırılan bu yeni modelde, savunma harcamalarını hızlı artıran müttefiklere ABD silah alımlarında ve liderlikle temaslarda öncelik verilmesi planlanıyor.
Türkiye’nin “merkez ülke” arayışı
Ev sahibi Türkiye için bu zirve, ittifak içindeki konumunu güçlendirme arayışını temsil ediyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’nin artık güneydoğu sınırında bir “cephe ülkesi” olmaktan çıkıp NATO’nun merkezine taşındığını vurguladı.
Nisan ayında Türkiye’yi ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Rutte de Türk savunma sanayisini tüm ittifaka örnek göstererek Ankara’nın bu alanda bir devrim gerçekleştirdiğini ifade etmişti.
Türkiye’nin savunma ihracatı 2020’den bu yana yaklaşık dört kat artarak 10 milyar dolar seviyesine ulaştı. Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alınmasının ardından F-35 programından çıkarılan ve Avrupa’daki bazı tedarik zincirlerinden dışlanan Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savunma ticaretindeki kısıtlamaların kaldırılmasını beklediğini ve Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkısının hak ettiği değeri görmesi gerektiğini belirtti.
Ukrayna’ya yardımların ölçeği nasıl şekillenecek?
Zirve öncesinde WSJ’ye konuşan Genel Sekreter Rutte, Kanada ve Avrupalı müttefiklerin önümüzdeki iki yıl içinde savunma harcamalarını 250 milyar dolar daha artıracağını açıkladı.
Mart ayında yayımlanan rapora göre, Avrupalı üyeler askeri harcamalarını geçen yıl yüzde 20 artırarak 2025’te toplam 574 milyar dolara (GSYİH’nin yüzde 2,33’ü) ulaştırdı. Polonya GSYİH’sinin yüzde 4,4’ünü savunmaya ayırarak başı çekerken, onu Litvanya (yüzde 4), Letonya (yüzde 3,7), Estonya (yüzde 3,4), Danimarka (yüzde 3,3) ve Norveç (yüzde 3,2) izledi. Portekiz, Kanada, Belçika, Arnavutluk ve İspanya ise henüz yüzde 2 barajını aşamadı. İspanya, geçen yıl Lahey’de yüzde 5 hedefine karşı çıkan tek ülke olmuştu.
İngiltere’de görevden ayrılmak üzere olan Başbakan Keir Starmer, ülkenin savunma bütçesini 2029’a kadar yıllık 80 milyar sterline (GSYİH’nin yüzde 2,7’si) çıkarma taahhüdünde bulundu ve Prince of Wales uçak gemisini İzlanda açıklarındaki NATO tatbikatına gönderdi.
Ancak İngiliz basınında yer alan analizlere göre bu adımların Trump’ın müttefiklere yönelik sert tutumunu değiştirmesi beklenmiyor. Trump, görev süresinin bitimine bir gün kala Starmer’ın istifasını ima eden paylaşımlar yapmış, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile de “uzaklaştırma kararı gerekiyor” diyerek alay etmişti. Trump’ın Ankara’da G7 liderleriyle resmi bir ikili görüşme programı bulunmuyor.
Avrupa ülkeleri, Haziran ayındaki G7 zirvesinde sağlanan ortak mutabakatı Ankara’da da sürdürerek Trump’ı Ukrayna’ya destek konusunda ikna etmeyi hedefliyor. Reuters’ın ele geçirdiği sonuç bildirgesi taslağına göre NATO, Ukrayna’ya 2026 yılı için 70 milyar euro askeri yardım ve sonraki yıl için en az aynı seviyede destek taahhüt etmeye hazırlanıyor.
Rusya ise Batı’nın Kiev’e yönelik silah sevkiyatlarının çatışmayı uzattığını savunarak bu yardımlara karşı çıkmaya devam ediyor.
Ukrayna ile Trump arasında Patriot kavgası
The Telegraph’ın haberine göre zirve organizatörleri, Trump’ı kızdırmamak adına Ukrayna konusunu resmi gündemde arka plana itmeyi planlıyor.
Zelenski’nin Patriot füzelerinin Ukrayna’da lisanslı üretimi konusunda Washington’dan onay alıp alamayacağı belirsizliğini koruyor.
Zelenski, 6 Temmuz’daki ulusa sesleniş konuşmasında ABD’nin siyasi iradesinin hava savunma açığını kapatmaya yeteceğini ancak desteğin henüz yetersiz olduğunu belirtti. Trump, temmuz ayında müttefiklerin Ukrayna’ya eldeki sistemleri devredebilmesi için Avrupa’ya 17 yeni Patriot sistemi sevk edileceğini duyurmuştu.
Patriot konusu, Ukrayna ile Polonya arasında da diplomatik krize yol açtı. Polonya Sejm Başkan Vekili Krzysztof Bosak’ın, Polonya’nın ilkbaharda Ukrayna’ya gizlice Patriot füzeleri vermiş olabileceğini iddia etmesi üzerine Polonya Savunma Bakanlığı, 2022’den bu yana yapılan tüm askeri yardımları belgesiyle açıklayacağını duyurdu.
Polonya ayrıca, Kiev’in insansız hava araçları deneyimini paylaşma sözünü tutmadığı gerekçesiyle Ukrayna’ya MiG-29 savaş uçaklarını vermeyi reddetti.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, doğu sınırındaki kendi yükümlülüklerini hatırlatarak bakanlarına Ukrayna’ya yönelik yeni mali taahhütler konusunda “temkinli olmaları” talimatını verdi.
İki ülke arasındaki ilişkiler, Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki’nin, Zelenski’ye verilen Beyaz Kartal Nişanı’nı geri almasıyla daha da gerildi.
Karara gerekçe olarak Ukrayna ordusundaki bir birliğe Polonyalı sivillerin katledilmesinden sorumlu tutulan UPA’nın adının verilmesi gösterildi. Zelenski ödülü posta yoluyla iade ederek Gdansk’taki Ukrayna’nın yeniden inşası konferansına katılmaktan vazgeçti.
Öte yandan ittifak içinde Kiev’e yönelik yardımlara karşı çıkanların sayısı artıyor. Slovakya Başbakanı Robert Fico, “Ukrayna’nın askeri masraflarını ödemeyeceklerini” yinelerken, Çekya Başbakanı Andrej Babis AB’nin Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk kredi paketine karşı çıktı ve L-159 uçaklarının teslimatını bloke etti.
Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar da Ukrayna’ya askeri malzeme gönderilmesine karşı duruşunu koruyor.
Diplomasi
NYT: Trump Türkiye ile F-35 takvimini görüşmeye hazırlanıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın, NATO zirvesi için Ankara’ya gerçekleştireceği ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programına yeniden kabul etmeye hazır olduğunu iletmesi bekleniyor. New York Times gazetesinin üst düzey yetkililere dayandırdığı haberde, iki lider arasında konuya ilişkin bir mektup teatisi gerçekleştirilebileceği belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, NATO zirvesi kapsamında bir araya geleceği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına yeniden katılmasına izin vermeye hazır olduğunu iletmesi bekleniyor.
New York Times gazetesinin yönetimden dört üst düzey yetkiliye dayandırdığı haberine göre, iki lider arasındaki görüşmede bu yönde bir irade beyanı masaya gelecek.
Salı akşamı başlayacak NATO zirvesine katılmak üzere Ankara’ya gitmeye hazırlanan Trump’ın, burada Erdoğan ile ikili bir görüşme gerçekleştireceği bildirildi.
Zirve öncesinde basına yansıyan haberlere göre, ABD yönetimindeki kaynaklar Trump’ın Kongre tarafından uygulanan yasal kısıtlamaları ve yaptırımları nasıl aşacağı konusunda farklı görüşlere sahip.
Yetkililer, bu kısıtlamaların aşılması ve sürecin başlatılması amacıyla iki lider arasında konuya ilişkin birer mektup teatisi yapılabileceğini kaydediyor.
Türkiye’nin 2019 yılında Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması, Washington ile ilişkilerin gerilmesine yol açmış ve ABD Kongresi’nin Ankara’ya yönelik desteğini azaltmıştı. Gelişmeler üzerine Washington yönetimi Türkiye’ye yaptırım uygulamış ve ülkeyi F-35 savaş uçağı ortaklık programından çıkarmıştı.
Kongre, Rus savunma sisteminin ABD yapımı savaş uçakları için bir güvenlik riski oluşturduğunu gerekçe göstererek, Türkiye S-400 sistemine sahip olduğu sürece Ankara’ya hiçbir F-35 satışına izin verilmemesini öngören bir yasayı kabul etmişti.
F-35 konusu, Trump döneminde iki ülke arasında daha yakın ilişkiler kurulmasına rağmen ikili ilişkilerdeki en önemli anlaşmazlık noktalarından biri olmaya devam ediyor.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’nin çalışmalarına yeniden başlamasının ardından savunma harcamaları için 350 milyar dolar kaynak ayrılmasını öngören “Reconciliation 3.0” bütçe paketinin ve oy kullanma ile seçmen kaydı süreçlerine daha sıkı kurallar getirmeyi amaçlayan SAVE America Act’in kabul edilmesi çağrısını yineledi.
Temsilciler Meclisi ve Senato yönetimine seslenen Trump, bu iki düzenlemenin en önemli öncelik haline getirilmesini talep etti.
ABD Başkanı, Reconciliation 3.0 kapsamında savunma alanı için ayrılan 350 milyar dolarlık kaynağın Kongre yeniden mesaiye başladığında en kısa sürede Bütçe Komisyonu’ndan geçirilmesini sağlamalarını istedi.
Diplomasi
Stubb: NATO Ukrayna’nın Rusya topraklarındaki saldırılarını destekliyor

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rusya’nın ekonomik gerileme nedeniyle savaşı durdurmayacağını, bunun ancak Rus kamuoyunun değişmesiyle mümkün olacağını iddia etti. Stubb, aralarında ABD’nin de bulunduğu NATO üyelerinin, Moskova’yı müzakere masasına dönmeye zorlamak amacıyla Ukrayna’nın Rusya topraklarına yönelik genişleyen saldırılarını desteklediğini belirtti.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Financial Times gazetesine verdiği mülakatta, Rusya’daki toplumsal algının değişmeye başladığını öne sürdü.
Stubb, aralarında ABD’nin de yer aldığı NATO ülkelerinin, Moskova yönetimini müzakere masasına geri döndürmek amacıyla Ukrayna’nın Rusya topraklarındaki derinlikli hedeflere yönelik genişleyen operasyonlarını desteklediğini ifade etti.
Rusya tarafının nükleer silah kullanımı dahil olası misilleme adımlarına yönelik endişelere rağmen, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin insansız hava araçlarıyla yürüttüğü harekatın ABD’nin savaşa yönelik stratejik yaklaşımını değiştirdiği ve Kiev’in müzakere konumunu güçlendirdiği bildirildi.
Süreci değerlendiren Stubb, şu ifadeleri kullandı:
“Amerikalı dostlarımız dahil herkes, Ukrayna’nın sahada üstünlük sağladığını görüyor. Bu durum, barış sürecinde arabuluculuk yapmaya çalışan aktörlerin stratejik bakış açılarını değiştirdi.”
Bütün NATO liderlerinin Ukrayna’nın bu adımları atma gerekçesini anladığını belirten Stubb, baskının artırılarak sürdürülmesi gerektiği yönünde ortak bir kanaat olduğunu dile getirdi.
Finlandiya Cumhurbaşkanı, Ukrayna’nın askeri, siyasi ve finansal açıdan savaşın başlangıcından bu yana en güçlü konumunda bulunduğunu, Rusya’daki mevcut huzursuzluğun temel nedeninin de bu durum olduğunu sözlerine ekledi.
Haziran ayında düzenlenen G7 zirvesinde, Avrupa ülkeleri ile ABD’nin Ukrayna’nın konumunun güçlendiği konusunda fikir birliğine vardığı aktarıldı.
Bloomberg’e konuşan G7 temsilcileri, Rusya’nın sahada askeri bir zafer kazanamayacağına yönelik ortak bir görüşün şekillendiğini bildirdi.
Bunun, Donald Trump’ın Ağustos 2025’te Anchorage kentinde Putin ile yaptığı görüşmenin ardından ihtilafa yönelik paylaştığı değerlendirmelere kıyasla pozisyonunda ciddi bir değişiklik olduğunu gösterdiği kaydedildi.
The Economist dergisinin Beyaz Saray’a yakın kaynaklara dayandırdığı haberlerde de çatışmanın gidişatına yönelik benzer yaklaşım değişikliklerinin tespit edildiği aktarıldı.
Çin ve bazı NATO üyelerinin, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin başlattığı uzun menzilli saldırı harekatına, Moskova’nın yanıt olarak gerilimi yükseltmesinden çekinerek başlangıçta temkinli yaklaştığı ifade edildi.
Olası riskleri değerlendiren Stubb, “Tırmanma her zaman ihtimal dahilinde ve biz farklı senaryoları inceliyoruz” açıklamasını yaptı. Finlandiya Cumhurbaşkanı, hafta sonu Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya geldiğini belirterek, “Nükleer tırmanma konusu açıldığında, Çin tarafının yanıtı çok kararlıydı ve birçok uyarı sinyali içeriyordu” dedi.
Öte yandan Financial Times’ın uluslararası ilişkiler baş yorumcusu Gideon Rachman, Batılı siyasetçilerin artık bu tehditleri savaşın başlangıcındaki kadar ciddi bulmadığını yazdı.
Siyasetçilerin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Putin’i nükleer silah kullanmaması yönünde uyardığı kanısında olduğu aktarıldı.
Batılı yetkililerin ayrıca, Moskova’nın nükleer silah kullanması durumunda Batı’nın savaşa doğrudan müdahale etme riskinin farkında olduğunu düşündüğü belirtildi.
Rachman, nükleer tehditlerin sıkça tekrarlanmasının caydırıcılık etkisini azalttığına işaret ederek, Batılı bir yetkilinin “Putin bu para biriminin değerini düşürdü” şeklindeki ifadesine yer verdi.
Öte yandan Savaşın sona ermesi için bu noktada bir fırsat doğduğunu savunan Stubb, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Savaş bireysel bir mesele haline geldiğinde… Rus halkı buna karşı çıkacaktır. Bu durum bize, sanırım hepimizin canıgönülden istediği müzakere masasına geri dönme fırsatını verecektir. Hepimiz bu savaşın sona ermesini istiyoruz.”
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Dünya Basını2 hafta önceProf. Diesen: ABD sadece zaman kazanıyor, İran’ı yok etme hedefi değişmedi
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önce‘İran küresel ekonominin boğaz noktalarını silaha dönüştürdü’
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor








