Diplomasi
NATO üyeleri Trump’ı Rusya’ya baskıyı artırmaya ikna etmeye çalışacak

Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesinde üye ülkelerin iç görüş ayrılıklarına rağmen dışarıya birlik mesajı vermeye odaklanması bekleniyor. Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırma sözü vererek ABD Başkanı Donald Trump’ı Ukrayna desteğini sürdürmeye ve Rusya üzerindeki baskıyı korumaya ikna etmeye çalışacağı tahmin ediliyor.
NATO üyesi ülkelerin, ittifak içindeki derin görüş ayrılıklarına rağmen Ankara zirvesinde dış dünyaya karşı birlik sergilemek için çaba göstereceği tahmin ediliyor.
Rusya merkezli HSE Üniversitesi Kapsamlı Avrupa ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Başuzmanı Yuliya Semke, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, sonuç bildirgesi üzerindeki tartışmaların bir kriz göstergesi olarak okunmaması gerektiğini belirtti.
Bu tür belgelerin hazırlık aşamasındaki anlaşmazlıkların NATO için sıradan bir uygulama olduğunu vurgulayan Semke, tartışmalara rağmen ortak bildirinin kabul edilme olasılığının yüksek olduğunu kaydetti.
Semke, “NATO ülkeleri, iç çelişkilere rağmen her yolu deneyerek dışarıya karşı ortak bir duruş sergilemeye çalışacak” ifadesini kullandı.
Semke’nin değerlendirmesine göre, ABD Başkanı Donald Trump zirvede öncelikle müttefiklerin savunma harcamalarını artırması konusuna odaklanacak ve Avrupalı ortaklarına İran ile mücadelede yeterli destek vermediklerini hatırlatacak. Avrupalı ülkelerin ise Trump’ı Avrupa ve Ukrayna’dan uzaklaşmamaya ikna etmeye çalışacağını belirten Semke, müttefiklerin Trump’ın taleplerini karşılamak adına askeri harcamaları artırmaya ve başta ABD yapımı olmak üzere silah alımlarını hızlandırmaya hazır olduklarını teyit edeceklerini öngörüyor.
MGIMO Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Vladimir Pavlov ise Avrupalı ortakların, Rusya üzerindeki baskıyı sürdürmesi ve Avrupa üzerindeki baskısını azaltması için Trump’ı ikna etmeye çalışacağı görüşünü paylaştı.
Pavlov, liderlerin Ukrayna ve enerji altyapısının yanı sıra yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesi ile Çin ile rekabet konularını da ele alacağını tahmin ediyor. Washington’ın ittifak içi yükümlülüklerin dağılımını gözden geçirmeyi sürdüreceğini kaydeden Pavlov, müttefiklere yapılacak yardımların büyük ölçüde ilgili devletlerin kendi faaliyet düzeyine bağlı olacağını ifade etti.
Pavlov, “NATO bünyesinde belirli gruplaşmalar oluşacak. Ancak henüz yıkıcı bir değişim beklenmiyor çünkü yerleşik düzen, Trump’ın NATO yükümlülüklerini kökten değiştirmesine izin vermeyecek” değerlendirmesini yaptı.
Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesinin kaynaklara dayandırdığı 1 Temmuz tarihli haberine göre, NATO ülkeleri Ukrayna’ya 2027 yılı için yapılacak uzun vadeli askeri yardımlarda uzlaşma sağlayamadı.
İtalya’nın uzun vadeli taahhütlere karşı çıkması nedeniyle müzakereciler yalnızca 2026 yılı için Kiev’e 70 milyar avro tahsis edilmesi konusunda anlaşabildi.
FAZ ayrıca ABD’nin, sonuç bildirgesi taslağında yer alan “Ukrayna ve Avrupa’nın güvenliğinin ayrılmaz bağı” ifadesine itiraz ettiğini yazdı.
Bu itiraz neticesinde belgede yalnızca “Ukrayna’nın transatlantik güvenliğe katkı sağladığı” yönündeki hüküm korundu.
ABD Başkanı Donald Trump, 6 Temmuz’da yaptığı açıklamada, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesinin en önemli gündem maddelerinden birinin Ukrayna krizinin çözümü olacağını açıklamıştı.
Trump, “NATO zirvesine gidiyoruz ve bunu ele alacağız. Bu duruma bir son vereceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuşmuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Donald Trump, 4 Temmuz’da gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde yaklaşan zirveyi de göz önünde bulundurarak Ukrayna konusunu ele almıştı.
Kremlin Danışmanı Yuriy Uşakov, ABD Başkanı’nın görüşmede çatışmaya barışçıl bir çözüm bulunması yönünde kolaylaştırıcı rol oynamaya hazır olduğunu teyit ettiğini aktarmıştı.
Diplomasi
Norveç, Gazze’de Hamas ile görüşmüş

Norveç hükümeti tarafından kurulan, finanse edilen ve atamaları yapılan bir vakıf, beş yıl önce Gazze’deki üst düzey Hamas yetkilileriyle, örgüt ile AB arasındaki ilişkileri geliştirmenin yollarını değerlendirmek üzere gizli toplantılar düzenledi.
Times of Israel’in elde ettiği Hamas’ın iç belgelerine göre, Norveç Çatışma Çözüm Merkezi (NOREF) üst düzey yetkilileri, 15 Mayıs 2021 tarihinde Hamas’ın Gazze’deki Dış İlişkiler Ofisi Başkanı Bessam Naim ve aynı departmandan Abdullah Velid ile bir araya geldi.
Naim, aynı zamanda Hamas’ın karar alma organı olan Siyasi Büro’nun da bir üyesi.
Örgütün siyasi bürosuna sunulan Temmuz 2021 tarihli bir Hamas raporuna göre, toplantının gündeminin en üst sırasını “Hamas ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde arabuluculuk yapmak” oluşturuyordu. Norveç, AB üyesi değil.
Toplantıda NOREF, başkan yardımcısı Marte Heian-Engdal ve Orta Doğu Departmanı başkanı Frida Nome tarafından temsil edildi.
Resmi Filistin belgeleri, NOREF ile Hamas arasındaki iletişimin sonraki yıl boyunca da devam ettiğini ortaya koydu.
Gazze Savaşı sırasında ele geçirilen ve İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından gizlilik derecesi kaldırılan Hamas belgeleri, İsrail yanlısı izleme kuruluşu NGO Monitor tarafından Times of Israel’e sunuldu.
Hamas’ın Mayıs 2021 tarihli toplantıya ilişkin özetine göre, Naim Norveçli misafirlerine Hamas’ın “en önemli görevlerinden” birinin “uluslararası toplumla iletişim kanalları açmak” olduğunu söyledi.
Rapora göre Nome, Hamas ile AB arasında mevcut iletişim kanallarının neler olduğunu sordu ve NOREF’in bu diyaloga nasıl katkıda bulunabileceğini sordu.
Naim, “Hamas ile temas halinde olan birkaç Avrupa ülkesi var ve bu ülkeler bu temasları gizli ve açıkça beyan edilmemiş tutmaya çalışıyorlar,” dedi.
Ayrıca, Hamas’ın Norveç ile olan ilişkisinin “büyük ve tarihi bir ilişki olduğunu ve iki halk arasında karşılıklı saygı bulunduğunu” vurguladı.
Naim, Hamas’ın 2006 Filistin seçimlerinde galip gelmesinin ardından dönemin Hamas başbakanı İsmail Haniye ile görüşen tek Avrupalı yetkilinin, 2007 yılında Hamas lideriyle bir araya gelen Norveç Dışişleri Bakan Yardımcısı Raymond Johansen olduğunu belirtti.
Gazzeli NOREF danışmanı Ziyad Ebu Mustafa ise, “Avrupa’nın tutumunu değiştirmeye yönelik baskı oluşturmak için Filistin topraklarındaki olumsuz gerçeklikten yararlanılması” önerisinde bulundu.
Naim, İsrail’in Doha’daki Hamas liderlerini hedef alan ve başarısızlıkla sonuçlanan 2025 saldırısının hedeflerinden biriydi.
NOREF ile yapılan görüşme, 2021 yılında Gazze’de yaşanan 11 günlük çatışma sırasında gerçekleşti.
3 Ağustos 2022 tarihli Filistin Yönetimi İçişleri Bakanlığı belgesine göre, Hamas, 18 Ağustos 2022 tarihinde Gazze Şeridini ziyaret edecek bir NOREF heyetine hazırlık yapıyordu.
Belgede, ziyaretin, “bölgesel hedeflerinin bir parçası olarak [Filistinli gruplar arasında] siyasi ve sosyal uzlaşmayı sağlamayı öncelikli amaç edinen” ama ayrıntıları açıklanmayan bir NOREF projesini tanıtmak amacıyla gerçekleştirileceği belirtildi.
Belgede, NOREF girişiminin, El Fetih, Hamas, İslami Cihad, Filistin Kurtuluş Halk Cephesi ve Filistin Kurtuluş Demokratik Cephesi dahil olmak üzere Filistinli siyasi grupların tüm yelpazesinden 30 Gazze sakinini kapsadığı belirtildi.
Proje, o yılın eylül ayında düzenlenen bir kapanış atölyesi de dahil olmak üzere, çatışma çözümü ve diplomasi konulu 10 haftalık bir dizi görüşmeyi içeriyordu.
Filistin Yönetimi belgesinde, “Yukarıda bahsedilen kurumun yürüttüğü tüm program ve faaliyetler medyada duyurulmamaktadır,” denildi.
Belgeye göre, NOREF, Naim tarafından Gazze’de bir ofis açmaya davet edildi fakat bu teklifi reddetti.
Naim, 2022 ziyaretinde NOREF’in ana irtibat kişisi olarak belirlendi.
Belgelerde toplantının planlandığı gibi gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğine dair herhangi bir ipucu yoktu ve NOREF bu konuda yorum yapmadı.
NGO Monitor’un kurucusu ve başkanı Gerald Steinberg, “Norveç, Avrupa ve diğer demokratik hükümetlerin aksine, Hamas’ı terör örgütü olarak tanımlamayı reddederek uzun süredir kanıtları görmezden gelmeyi tercih etmiştir. Norveç’in STK sektörü, geç de olsa Avrupa’daki genel görüşe katılmalı ve terör örgütüyle özel ya da kamusal, doğrudan ya da aracılar vasıtasıyla her türlü koordinasyonu sonlandırmalıdır,” dedi.
NOREF, 2008 yılında Norveç hükümeti tarafından kuruldu. Kuruluş, bağımsız bir yönetim kuruluna sahip olduğunu iddia etse de, kurul üyeleri Norveç Dışişleri Bakanlığı tarafından atanıyor.
NOREF, devletten finansman alıyor ve Norveç hükümetinin barış çabalarını destekliyor.
Kuruluş, Times of Israel’e yaptığı açıklamada bu toplantıları yalanlamadı:
“NOREF, Norveç Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen bağımsız bir vakıftır ve görevi, çatışmaların çözümünü desteklemek ve gayri resmi diyalog girişimlerini kolaylaştırmaktır. Diyalog çalışmaları, farklı çatışma taraflarıyla temas kurmayı gerektirir ve bu tür temaslar, herhangi bir tarafı veya onun tutumlarını desteklediği anlamına gelmez. Diyalog çalışmaları genellikle gizliliğe dayandığından, NOREF, iddia edilen belirli toplantılar, belgeler veya temaslar hakkında yorum yapmamaktadır.”
Norveç, 1993 Oslo Anlaşmalarına yol açan İsrail ile Filistinliler arasındaki gizli görüşmelere aracılık etmiş olması nedeniyle, iki devletli bir çözümün sağlanmasına yönelik çabalarla ilgili uluslararası diplomasi alanında önemli bir rol oynadı.
Ayrıca, Filistinlilere yönelik kalkınma yardımlarını koordine eden Geçici İrtibat Komitesi’nin başkanlığını da yürütüyor.
Bununla birlikte, Norveç’in tutumları son yıllarda İsrail’i kızdırmıştır. Norveç’in 2024 yılında Filistin devletini tanımasının ardından İsrail, Norveç’in Filistin Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Norveçli diplomatların akreditasyonunu iptal etmişti.
Norveç, 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik Aksa Tufanı operasyonunu kınadı ama Hamas’ı “terör örgütü” olarak tanımamasıyla Avrupa’da bir istisna olmaya devam ediyor.
Diplomasi
Trump’tan Umman’ı bombalama tehdidi

ABD Başkanı Donald Trump, Umman’ın İran’la yürütülen görüşmelerin “önüne çıkması” halinde ülkeyi bombalamakla tehdit etti.
Başkan, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için Körfez ülkesiyle müzakerelerde olduğunu açıklamasının ardından Umman’ı tehdit etti.
Trump, Fox News’e verdiği demeçte, “Umman yolumuza çıkarsa, orayı yerle bir ederiz” dedi.
Washington ile Tahran arasında imzalanan 60 günlük mutabakat metninin süresi bugün doluyor.
Bu ayın başlarında Tahran, bu hayati su yolunun diğer tarafında yer alan Umman ile Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir deniz yolu üzerinde anlaştığını açıklamıştı.
İran İslam Cumhuriyeti, boğazdan geçen seyir kanalının “coğrafi koordinatları” konusunda bir anlaşmaya vardığını belirtti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, daha fazla ayrıntı vermedi ama sürecin “son aşamalarında” olduğunu belirtti.
Öte yandan ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürdüğü sürece boğazdan geçişin garanti edilemeyeceğini de ekledi.
Bu su yolunun yeniden açılması, savaşı sona erdirmek için yürütülen barış görüşmelerinde bir pürüz oluşturuyordu.
Gemilere yönelik saldırılar ve ablukalar, trafiği durdurarak küresel petrol piyasalarını olumsuz etkiledi.
ABD Başkanı, çatışmayı sona erdirmek için acele etmediğini belirtti fakat Devrim Muhafızları ile gizli bir iletişim kanalı kurduğunu doğruladı.
Trump, Devrim Muhafızları hakkında, “Onlar iyi poker oyuncuları, ama can çekişiyorlar. Zaman çizelgem yok. Acelem yok,” dedi.
Başkan, İran ile savaştaki “bir numaralı hedefinin”, ülkenin asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak olduğunu yineledi.
Pazartesi günü Truth Social ağında paylaştığı bir gönderide şöyle yazdı:
“Bir numaralı hedef, İran’ın hiçbir şekilde, hiçbir biçimde nükleer silaha sahip olamaması ve her zaman da öyle olacak. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim! Başkan DONALD J TRUMP.”
Diplomasi
İsrailli düşünce kuruluşu ABD’nin BM’den ayrılmasını istiyor

İsrailli sağcı bir düşünce kuruluşu, Kongre ve Trump yönetiminin BM’den ayrılmasını sağlamak için Washington’daki önde gelen lobi şirketlerinden birini görevlendirdi.
Haaretz’in edindiği bilgilere göre lobi hizmetleri, Misgav Enstitüsü tarafından talep edildi.
Lobi sözleşmesine göre, bu girişim, İsrail’in eski Birleşmiş Milletler Büyükelçisi ve yakın zamana kadar Misgav Enstitüsü’nün üst düzey bir üyesi olan Gilad Erdan tarafından yazılan ve ABD’yi BM’den çekilmeye çağıran bir raporu tanıtmak amacıyla tasarlandı.
Lobi şirketi ayrıca, Kongre ve Beyaz Saray’daki üst düzey isimlerle toplantılar düzenlemek üzere de görevlendirildi.
Lobi şirketi Mercury Public Affairs, ABD’deki Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası’nın gerektirdiği bir bildirimde Misgav Enstitüsü ile olan sözleşmesini açıkladı.
Bu yasa, Amerikalı lobicilerin yabancı kuruluşlar adına yürüttükleri faaliyetleri bildirmelerini zorunlu kılıyor.
Mercury, Türkiye, Japonya ve Güney Kore hükümetleri gibi müşterileri de temsil ediyor ve geçmişte Pegasus casus yazılımının İsrailli üreticisi NSO’yu da temsil etmişti.
Sözleşmeye göre, Misgav Enstitüsü iki aşamalı bir lobi çalışmasının masraflarını karşılayacaktı. İlk aşamada Mercury, Kongre’de ve yönetim ofislerinde bir rapor dağıtacaktı.
Bu rapor, Misgav’ın icra direktörü Asher Fredman ile Misgav’da resmi bir görevde bulunan ve yeni bir parti ile yaklaşan İsrail seçimlerine katılan Erdan tarafından ortaklaşa kaleme alınmıştı.
Bu aşamada Mercury, raporun yazarları için sanal toplantılar da düzenleyecekti.
İkinci aşamada ise Mercury, Misgav temsilcileri için Washington’da üç günlük bir gezi organize edecekti.
Bu gezi kapsamında Kongre üyeleriyle, Trump yönetiminin kilit yetkilileriyle, uzmanlarla ve düşünce kuruluşlarıyla toplantılar yapılacaktı.
“BM Bürokrasisinden Amerikan Küresel Liderliğine: Başarısız Bir BM’den Ayrılmak Yoluyla Amerikan Çıkarlarını İlerletme Stratejisi” başlıklı rapor, ABD yönetimini bu uluslararası örgütün üyeliğinden çekilmeye çağırıyor.
Erdan, 2020 ile 2024 yılları arasında dört yıl süreyle İsrail’in BM Büyükelçisi olarak görev yaptı. Bu süre içinde yaklaşık bir yıl boyunca eş zamanlı olarak İsrail’in ABD Büyükelçisi olarak da görev yaptı.
Misgav Enstitüsü’nde ise Diplomasi ve Uluslararası İşbirliği Merkezi’nin direktörlüğünü yürüttü.
Lobi şirketiyle yapılan anlaşma kapsamında, söz konusu materyallerin Kongre’nin her iki meclisine, Dış İlişkiler, Dışişleri, Bütçe ve Silahlı Kuvvetler komiteleri dahil olmak üzere, ayrıca İsrail’in müttefikleri için oluşturulan Kongre grubu ve İbrahim Anlaşmaları grubuna da sunulması planlanmıştı.
Ayrıca, bu materyallerin Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi’ne, Dışişleri Bakanlığı’nın Yakın Doğu İşleri Bürosu’na, ABD’nin Birleşmiş Milletler Nezdindeki Temsilciliği’ne ve hükümet bakanlıklarıyla kurumlarının harcamalarını denetleyen güçlü bir yürütme organı olan Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi’ne dağıtılması planlanmıştı.
Misgav Enstitüsü, 2004 yılında “Siyonist Stratejiler Enstitüsü” adıyla kuruldu. Kurucusu, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim girişimlerini destekleme konusunda aktif rol oynayan Israel Harel’di.
Enstitü, yıllarca daha sonra Knesset üyesi ve ardından bakan olan Yoaz Hendel tarafından yönetildi.
Enstitü, sonunda Netanyahu hükümetinin yargı reformunu yönlendiren kilit aktörlerden biri olan Kohelet Politika Forumu ile bağlantılı kişilere devredildi.
2023 yılında yargı reformunun duyurulmasının ardından Ulusal Güvenlik ve Siyonist Strateji Enstitüsü adıyla faaliyet göstermeye başlayan enstitü, Kohelet Forumu’na “şahin” bir güvenlik söyleminin yaygınlaştırılmasında destek verdi.
Bu gelişme, Kohelet’in yargı reformu yasasına önemli ölçüde dahil olması nedeniyle sert eleştirilere maruz kaldığı bir dönemde gerçekleşti.
Kohelet’in genel müdürü Meir Rubin, Misgav Enstitüsü’nün yönetim kurulu üyesi ve imza yetkisine sahiptir. Araştırmacılar Yitzhak Klein ve Yair Ansbacher da dahil olmak üzere Kohelet Forumu’ndan birçok isim Misgav Enstitüsü’ne katıldı.
Enstitü, diğer faaliyetlerinin yanı sıra, güvenlik camiasından şahin eğilimli isimler arasında toplantılar düzenliyor ve yurt dışından üst düzey yetkilileri ağırlıyor.
Kohelet ve Misgav’ın ofisleri Kudüs’te aynı adrese kayıtlı.
2024-2025 yıllarında Misgav Enstitüsü, yaklaşık 7 milyon şekel (2,3 milyon dolar) tutarında bağış aldı.
Bu bağışların büyük çoğunluğu, iki ABD’li kâr amacı gütmeyen kuruluş aracılığıyla isimsiz bağışçılardan geldi.
2008 yılında New York’tan İsrail’e göç eden Fredman, Kohelet’te araştırma görevlisi olarak ve İbrahim Anlaşmaları Barış Enstitüsü’nün İsrail direktörü olarak görev yaptı.
Şu anda, Kohelet Forumu’nun örnek alındığı ve Trump yönetimi için bir çalışma planı olarak “Proje 2025”i hazırlayan ABD merkezli Heritage Vakfı’nda misafir araştırmacı olarak da görev yapıyor.
Dünya Basını2 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını6 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi







