Bizi Takip Edin

Diplomasi

Stubb: NATO Ukrayna’nın Rusya topraklarındaki saldırılarını destekliyor

Yayınlanma

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Rusya’nın ekonomik gerileme nedeniyle savaşı durdurmayacağını, bunun ancak Rus kamuoyunun değişmesiyle mümkün olacağını iddia etti. Stubb, aralarında ABD’nin de bulunduğu NATO üyelerinin, Moskova’yı müzakere masasına dönmeye zorlamak amacıyla Ukrayna’nın Rusya topraklarına yönelik genişleyen saldırılarını desteklediğini belirtti.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Financial Times gazetesine verdiği mülakatta, Rusya’daki toplumsal algının değişmeye başladığını öne sürdü.

Stubb, aralarında ABD’nin de yer aldığı NATO ülkelerinin, Moskova yönetimini müzakere masasına geri döndürmek amacıyla Ukrayna’nın Rusya topraklarındaki derinlikli hedeflere yönelik genişleyen operasyonlarını desteklediğini ifade etti.

Rusya tarafının nükleer silah kullanımı dahil olası misilleme adımlarına yönelik endişelere rağmen, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin insansız hava araçlarıyla yürüttüğü harekatın ABD’nin savaşa yönelik stratejik yaklaşımını değiştirdiği ve Kiev’in müzakere konumunu güçlendirdiği bildirildi.

Süreci değerlendiren Stubb, şu ifadeleri kullandı:

“Amerikalı dostlarımız dahil herkes, Ukrayna’nın sahada üstünlük sağladığını görüyor. Bu durum, barış sürecinde arabuluculuk yapmaya çalışan aktörlerin stratejik bakış açılarını değiştirdi.”

Bütün NATO liderlerinin Ukrayna’nın bu adımları atma gerekçesini anladığını belirten Stubb, baskının artırılarak sürdürülmesi gerektiği yönünde ortak bir kanaat olduğunu dile getirdi.

Finlandiya Cumhurbaşkanı, Ukrayna’nın askeri, siyasi ve finansal açıdan savaşın başlangıcından bu yana en güçlü konumunda bulunduğunu, Rusya’daki mevcut huzursuzluğun temel nedeninin de bu durum olduğunu sözlerine ekledi.

Haziran ayında düzenlenen G7 zirvesinde, Avrupa ülkeleri ile ABD’nin Ukrayna’nın konumunun güçlendiği konusunda fikir birliğine vardığı aktarıldı.

Bloomberg’e konuşan G7 temsilcileri, Rusya’nın sahada askeri bir zafer kazanamayacağına yönelik ortak bir görüşün şekillendiğini bildirdi.

Bunun, Donald Trump’ın Ağustos 2025’te Anchorage kentinde Putin ile yaptığı görüşmenin ardından ihtilafa yönelik paylaştığı değerlendirmelere kıyasla pozisyonunda ciddi bir değişiklik olduğunu gösterdiği kaydedildi.

The Economist dergisinin Beyaz Saray’a yakın kaynaklara dayandırdığı haberlerde de çatışmanın gidişatına yönelik benzer yaklaşım değişikliklerinin tespit edildiği aktarıldı.

Çin ve bazı NATO üyelerinin, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin başlattığı uzun menzilli saldırı harekatına, Moskova’nın yanıt olarak gerilimi yükseltmesinden çekinerek başlangıçta temkinli yaklaştığı ifade edildi.

Olası riskleri değerlendiren Stubb, “Tırmanma her zaman ihtimal dahilinde ve biz farklı senaryoları inceliyoruz” açıklamasını yaptı. Finlandiya Cumhurbaşkanı, hafta sonu Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile bir araya geldiğini belirterek, “Nükleer tırmanma konusu açıldığında, Çin tarafının yanıtı çok kararlıydı ve birçok uyarı sinyali içeriyordu” dedi.

Öte yandan Financial Times’ın uluslararası ilişkiler baş yorumcusu Gideon Rachman, Batılı siyasetçilerin artık bu tehditleri savaşın başlangıcındaki kadar ciddi bulmadığını yazdı.

Siyasetçilerin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Putin’i nükleer silah kullanmaması yönünde uyardığı kanısında olduğu aktarıldı.

Batılı yetkililerin ayrıca, Moskova’nın nükleer silah kullanması durumunda Batı’nın savaşa doğrudan müdahale etme riskinin farkında olduğunu düşündüğü belirtildi.

Rachman, nükleer tehditlerin sıkça tekrarlanmasının caydırıcılık etkisini azalttığına işaret ederek, Batılı bir yetkilinin “Putin bu para biriminin değerini düşürdü” şeklindeki ifadesine yer verdi.

Öte yandan Savaşın sona ermesi için bu noktada bir fırsat doğduğunu savunan Stubb, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Savaş bireysel bir mesele haline geldiğinde… Rus halkı buna karşı çıkacaktır. Bu durum bize, sanırım hepimizin canıgönülden istediği müzakere masasına geri dönme fırsatını verecektir. Hepimiz bu savaşın sona ermesini istiyoruz.”

Diplomasi

Norveç, Gazze’de Hamas ile görüşmüş

Yayınlanma

Norveç hükümeti tarafından kurulan, finanse edilen ve atamaları yapılan bir vakıf, beş yıl önce Gazze’deki üst düzey Hamas yetkilileriyle, örgüt ile AB arasındaki ilişkileri geliştirmenin yollarını değerlendirmek üzere gizli toplantılar düzenledi.

Times of Israel’in elde ettiği Hamas’ın iç belgelerine göre, Norveç Çatışma Çözüm Merkezi (NOREF) üst düzey yetkilileri, 15 Mayıs 2021 tarihinde Hamas’ın Gazze’deki Dış İlişkiler Ofisi Başkanı Bessam Naim ve aynı departmandan Abdullah Velid ile bir araya geldi.

Naim, aynı zamanda Hamas’ın karar alma organı olan Siyasi Büro’nun da bir üyesi.

Örgütün siyasi bürosuna sunulan Temmuz 2021 tarihli bir Hamas raporuna göre, toplantının gündeminin en üst sırasını “Hamas ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde arabuluculuk yapmak” oluşturuyordu. Norveç, AB üyesi değil.

Toplantıda NOREF, başkan yardımcısı Marte Heian-Engdal ve Orta Doğu Departmanı başkanı Frida Nome tarafından temsil edildi.

Resmi Filistin belgeleri, NOREF ile Hamas arasındaki iletişimin sonraki yıl boyunca da devam ettiğini ortaya koydu.

Gazze Savaşı sırasında ele geçirilen ve İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından gizlilik derecesi kaldırılan Hamas belgeleri, İsrail yanlısı izleme kuruluşu NGO Monitor tarafından Times of Israel’e sunuldu.

Hamas’ın Mayıs 2021 tarihli toplantıya ilişkin özetine göre, Naim Norveçli misafirlerine Hamas’ın “en önemli görevlerinden” birinin “uluslararası toplumla iletişim kanalları açmak” olduğunu söyledi.

Rapora göre Nome, Hamas ile AB arasında mevcut iletişim kanallarının neler olduğunu sordu ve NOREF’in bu diyaloga nasıl katkıda bulunabileceğini sordu.

Naim, “Hamas ile temas halinde olan birkaç Avrupa ülkesi var ve bu ülkeler bu temasları gizli ve açıkça beyan edilmemiş tutmaya çalışıyorlar,” dedi.

Ayrıca, Hamas’ın Norveç ile olan ilişkisinin “büyük ve tarihi bir ilişki olduğunu ve iki halk arasında karşılıklı saygı bulunduğunu” vurguladı.

Naim, Hamas’ın 2006 Filistin seçimlerinde galip gelmesinin ardından dönemin Hamas başbakanı İsmail Haniye ile görüşen tek Avrupalı yetkilinin, 2007 yılında Hamas lideriyle bir araya gelen Norveç Dışişleri Bakan Yardımcısı Raymond Johansen olduğunu belirtti.

Gazzeli NOREF danışmanı Ziyad Ebu Mustafa ise, “Avrupa’nın tutumunu değiştirmeye yönelik baskı oluşturmak için Filistin topraklarındaki olumsuz gerçeklikten yararlanılması” önerisinde bulundu.

Naim, İsrail’in Doha’daki Hamas liderlerini hedef alan ve başarısızlıkla sonuçlanan 2025 saldırısının hedeflerinden biriydi.

NOREF ile yapılan görüşme, 2021 yılında Gazze’de yaşanan 11 günlük çatışma sırasında gerçekleşti.

3 Ağustos 2022 tarihli Filistin Yönetimi İçişleri Bakanlığı belgesine göre, Hamas, 18 Ağustos 2022 tarihinde Gazze Şeridini ziyaret edecek bir NOREF heyetine hazırlık yapıyordu.

Belgede, ziyaretin, “bölgesel hedeflerinin bir parçası olarak [Filistinli gruplar arasında] siyasi ve sosyal uzlaşmayı sağlamayı öncelikli amaç edinen” ama ayrıntıları açıklanmayan bir NOREF projesini tanıtmak amacıyla gerçekleştirileceği belirtildi.

Belgede, NOREF girişiminin, El Fetih, Hamas, İslami Cihad, Filistin Kurtuluş Halk Cephesi ve Filistin Kurtuluş Demokratik Cephesi dahil olmak üzere Filistinli siyasi grupların tüm yelpazesinden 30 Gazze sakinini kapsadığı belirtildi.

Proje, o yılın eylül ayında düzenlenen bir kapanış atölyesi de dahil olmak üzere, çatışma çözümü ve diplomasi konulu 10 haftalık bir dizi görüşmeyi içeriyordu.

Filistin Yönetimi belgesinde, “Yukarıda bahsedilen kurumun yürüttüğü tüm program ve faaliyetler medyada duyurulmamaktadır,” denildi.

Belgeye göre, NOREF, Naim tarafından Gazze’de bir ofis açmaya davet edildi fakat bu teklifi reddetti.

Naim, 2022 ziyaretinde NOREF’in ana irtibat kişisi olarak belirlendi.

Belgelerde toplantının planlandığı gibi gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğine dair herhangi bir ipucu yoktu ve NOREF bu konuda yorum yapmadı.

NGO Monitor’un kurucusu ve başkanı Gerald Steinberg, “Norveç, Avrupa ve diğer demokratik hükümetlerin aksine, Hamas’ı terör örgütü olarak tanımlamayı reddederek uzun süredir kanıtları görmezden gelmeyi tercih etmiştir. Norveç’in STK sektörü, geç de olsa Avrupa’daki genel görüşe katılmalı ve terör örgütüyle özel ya da kamusal, doğrudan ya da aracılar vasıtasıyla her türlü koordinasyonu sonlandırmalıdır,” dedi.

NOREF, 2008 yılında Norveç hükümeti tarafından kuruldu. Kuruluş, bağımsız bir yönetim kuruluna sahip olduğunu iddia etse de, kurul üyeleri Norveç Dışişleri Bakanlığı tarafından atanıyor.

NOREF, devletten finansman alıyor ve Norveç hükümetinin barış çabalarını destekliyor.

Kuruluş, Times of Israel’e yaptığı açıklamada bu toplantıları yalanlamadı:

“NOREF, Norveç Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen bağımsız bir vakıftır ve görevi, çatışmaların çözümünü desteklemek ve gayri resmi diyalog girişimlerini kolaylaştırmaktır. Diyalog çalışmaları, farklı çatışma taraflarıyla temas kurmayı gerektirir ve bu tür temaslar, herhangi bir tarafı veya onun tutumlarını desteklediği anlamına gelmez. Diyalog çalışmaları genellikle gizliliğe dayandığından, NOREF, iddia edilen belirli toplantılar, belgeler veya temaslar hakkında yorum yapmamaktadır.”

Norveç, 1993 Oslo Anlaşmalarına yol açan İsrail ile Filistinliler arasındaki gizli görüşmelere aracılık etmiş olması nedeniyle, iki devletli bir çözümün sağlanmasına yönelik çabalarla ilgili uluslararası diplomasi alanında önemli bir rol oynadı.

Ayrıca, Filistinlilere yönelik kalkınma yardımlarını koordine eden Geçici İrtibat Komitesi’nin başkanlığını da yürütüyor.

Bununla birlikte, Norveç’in tutumları son yıllarda İsrail’i kızdırmıştır. Norveç’in 2024 yılında Filistin devletini tanımasının ardından İsrail, Norveç’in Filistin Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Norveçli diplomatların akreditasyonunu iptal etmişti.

Norveç, 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik Aksa Tufanı operasyonunu kınadı ama Hamas’ı “terör örgütü” olarak tanımamasıyla Avrupa’da bir istisna olmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Trump’tan Umman’ı bombalama tehdidi

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Umman’ın İran’la yürütülen görüşmelerin “önüne çıkması” halinde ülkeyi bombalamakla tehdit etti.

Başkan, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için Körfez ülkesiyle müzakerelerde olduğunu açıklamasının ardından Umman’ı tehdit etti.

Trump, Fox News’e verdiği demeçte, “Umman yolumuza çıkarsa, orayı yerle bir ederiz” dedi.

Washington ile Tahran arasında imzalanan 60 günlük mutabakat metninin süresi bugün doluyor.

Bu ayın başlarında Tahran, bu hayati su yolunun diğer tarafında yer alan Umman ile Hürmüz Boğazı’ndan geçen bir deniz yolu üzerinde anlaştığını açıklamıştı.

İran İslam Cumhuriyeti, boğazdan geçen seyir kanalının “coğrafi koordinatları” konusunda bir anlaşmaya vardığını belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, daha fazla ayrıntı vermedi ama sürecin “son aşamalarında” olduğunu belirtti.

Öte yandan ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürdüğü sürece boğazdan geçişin garanti edilemeyeceğini de ekledi.

Bu su yolunun yeniden açılması, savaşı sona erdirmek için yürütülen barış görüşmelerinde bir pürüz oluşturuyordu.

Gemilere yönelik saldırılar ve ablukalar, trafiği durdurarak küresel petrol piyasalarını olumsuz etkiledi.

ABD Başkanı, çatışmayı sona erdirmek için acele etmediğini belirtti fakat Devrim Muhafızları ile gizli bir iletişim kanalı kurduğunu doğruladı.

Trump, Devrim Muhafızları hakkında, “Onlar iyi poker oyuncuları, ama can çekişiyorlar. Zaman çizelgem yok. Acelem yok,” dedi.

Başkan, İran ile savaştaki “bir numaralı hedefinin”, ülkenin asla nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak olduğunu yineledi.

Pazartesi günü Truth Social ağında paylaştığı bir gönderide şöyle yazdı:

“Bir numaralı hedef, İran’ın hiçbir şekilde, hiçbir biçimde nükleer silaha sahip olamaması ve her zaman da öyle olacak. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim! Başkan DONALD J TRUMP.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İsrailli düşünce kuruluşu ABD’nin BM’den ayrılmasını istiyor

Yayınlanma

İsrailli sağcı bir düşünce kuruluşu, Kongre ve Trump yönetiminin BM’den ayrılmasını sağlamak için Washington’daki önde gelen lobi şirketlerinden birini görevlendirdi.

Haaretz’in edindiği bilgilere göre lobi hizmetleri, Misgav Enstitüsü tarafından talep edildi.

Lobi sözleşmesine göre, bu girişim, İsrail’in eski Birleşmiş Milletler Büyükelçisi ve yakın zamana kadar Misgav Enstitüsü’nün üst düzey bir üyesi olan Gilad Erdan tarafından yazılan ve ABD’yi BM’den çekilmeye çağıran bir raporu tanıtmak amacıyla tasarlandı.

Lobi şirketi ayrıca, Kongre ve Beyaz Saray’daki üst düzey isimlerle toplantılar düzenlemek üzere de görevlendirildi.

Lobi şirketi Mercury Public Affairs, ABD’deki Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası’nın gerektirdiği bir bildirimde Misgav Enstitüsü ile olan sözleşmesini açıkladı.

Bu yasa, Amerikalı lobicilerin yabancı kuruluşlar adına yürüttükleri faaliyetleri bildirmelerini zorunlu kılıyor.

Mercury, Türkiye, Japonya ve Güney Kore hükümetleri gibi müşterileri de temsil ediyor ve geçmişte Pegasus casus yazılımının İsrailli üreticisi NSO’yu da temsil etmişti.

Sözleşmeye göre, Misgav Enstitüsü iki aşamalı bir lobi çalışmasının masraflarını karşılayacaktı. İlk aşamada Mercury, Kongre’de ve yönetim ofislerinde bir rapor dağıtacaktı.

Bu rapor, Misgav’ın icra direktörü Asher Fredman ile Misgav’da resmi bir görevde bulunan ve yeni bir parti ile yaklaşan İsrail seçimlerine katılan Erdan tarafından ortaklaşa kaleme alınmıştı. 

Bu aşamada Mercury, raporun yazarları için sanal toplantılar da düzenleyecekti.

İkinci aşamada ise Mercury, Misgav temsilcileri için Washington’da üç günlük bir gezi organize edecekti.

Bu gezi kapsamında Kongre üyeleriyle, Trump yönetiminin kilit yetkilileriyle, uzmanlarla ve düşünce kuruluşlarıyla toplantılar yapılacaktı.

“BM Bürokrasisinden Amerikan Küresel Liderliğine: Başarısız Bir BM’den Ayrılmak Yoluyla Amerikan Çıkarlarını İlerletme Stratejisi” başlıklı rapor, ABD yönetimini bu uluslararası örgütün üyeliğinden çekilmeye çağırıyor.

Erdan, 2020 ile 2024 yılları arasında dört yıl süreyle İsrail’in BM Büyükelçisi olarak görev yaptı. Bu süre içinde yaklaşık bir yıl boyunca eş zamanlı olarak İsrail’in ABD Büyükelçisi olarak da görev yaptı.

Misgav Enstitüsü’nde ise Diplomasi ve Uluslararası İşbirliği Merkezi’nin direktörlüğünü yürüttü.

Lobi şirketiyle yapılan anlaşma kapsamında, söz konusu materyallerin Kongre’nin her iki meclisine, Dış İlişkiler, Dışişleri, Bütçe ve Silahlı Kuvvetler komiteleri dahil olmak üzere, ayrıca İsrail’in müttefikleri için oluşturulan Kongre grubu ve İbrahim Anlaşmaları grubuna da sunulması planlanmıştı.

Ayrıca, bu materyallerin Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi’ne, Dışişleri Bakanlığı’nın Yakın Doğu İşleri Bürosu’na, ABD’nin Birleşmiş Milletler Nezdindeki Temsilciliği’ne ve hükümet bakanlıklarıyla kurumlarının harcamalarını denetleyen güçlü bir yürütme organı olan Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi’ne dağıtılması planlanmıştı.

Misgav Enstitüsü, 2004 yılında “Siyonist Stratejiler Enstitüsü” adıyla kuruldu. Kurucusu, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim girişimlerini destekleme konusunda aktif rol oynayan Israel Harel’di.

Enstitü, yıllarca daha sonra Knesset üyesi ve ardından bakan olan Yoaz Hendel tarafından yönetildi.

Enstitü, sonunda Netanyahu hükümetinin yargı reformunu yönlendiren kilit aktörlerden biri olan Kohelet Politika Forumu ile bağlantılı kişilere devredildi.

2023 yılında yargı reformunun duyurulmasının ardından Ulusal Güvenlik ve Siyonist Strateji Enstitüsü adıyla faaliyet göstermeye başlayan enstitü, Kohelet Forumu’na “şahin” bir güvenlik söyleminin yaygınlaştırılmasında destek verdi.

Bu gelişme, Kohelet’in yargı reformu yasasına önemli ölçüde dahil olması nedeniyle sert eleştirilere maruz kaldığı bir dönemde gerçekleşti.

Kohelet’in genel müdürü Meir Rubin, Misgav Enstitüsü’nün yönetim kurulu üyesi ve imza yetkisine sahiptir. Araştırmacılar Yitzhak Klein ve Yair Ansbacher da dahil olmak üzere Kohelet Forumu’ndan birçok isim Misgav Enstitüsü’ne katıldı.

Enstitü, diğer faaliyetlerinin yanı sıra, güvenlik camiasından şahin eğilimli isimler arasında toplantılar düzenliyor ve yurt dışından üst düzey yetkilileri ağırlıyor.

Kohelet ve Misgav’ın ofisleri Kudüs’te aynı adrese kayıtlı.

2024-2025 yıllarında Misgav Enstitüsü, yaklaşık 7 milyon şekel (2,3 milyon dolar) tutarında bağış aldı.

Bu bağışların büyük çoğunluğu, iki ABD’li kâr amacı gütmeyen kuruluş aracılığıyla isimsiz bağışçılardan geldi.

2008 yılında New York’tan İsrail’e göç eden Fredman, Kohelet’te araştırma görevlisi olarak ve İbrahim Anlaşmaları Barış Enstitüsü’nün İsrail direktörü olarak görev yaptı.

Şu anda, Kohelet Forumu’nun örnek alındığı ve Trump yönetimi için bir çalışma planı olarak “Proje 2025”i hazırlayan ABD merkezli Heritage Vakfı’nda misafir araştırmacı olarak da görev yapıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English