Ortadoğu
Netanyahu’nun siyasi ölümünü Gazze’nin ‘ertesi günü’ belirleyecek

Aşağıda çevirisini okuyacağınız makale, üç aydan uzun süredir Gazze’ye saldırılarını sürdüren İsrail’in neden ertesi gün için bir plan açıklayamadığını anlatıyor. Netanyahu’nun Gazze’nin geleceği için bir karar almaktan neden kaçındığına odaklanan makale, bu kararsızlığın ordu ile siyaset arasında nasıl sorunlar açtığına değiniyor:
***
Netanyahu siyasi olarak hayatta kalmayı Gazze’de alınacak zor kararların önüne koyuyor
İsrail ordusu, ABD ve Arap hükümetleri, Hamas’tan sonra bölgeyi kimin yöneteceğini belirlemek için bir plana ihtiyaç olduğunu söylüyor
Rory Jones ve Dov Lieber
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu uzun kariyerinin en zor siyasi kararlarından biriyle karşı karşıya: Hamas’tan sonra Gazze’yi kim yönetmeli?
Şu ana kadar bu sorudan kaçıyor.
Bu soru her İsrailli lider için zor olurdu çünkü kolay bir seçenek yok. Ancak Netanyahu için özellikle siyasi açıdan kritik bir soru çünkü İsrail ordusunu ve başta ABD olmak üzere başlıca uluslararası ortaklarını tatmin edecek herhangi bir cevap, aynı zamanda iktidar koalisyonunu dağıtma ve iktidarını sona erdirme riskini de taşıyor.
ABD ve önemli Arap hükümetleri, Batı Şeria’nın bir kısmını yöneten ve Hamas’ın Filistin siyasetindeki başlıca rakibi olan Filistin Yönetimi’nin Gazze’yi denetlemesini istiyor. Netanyahu’nun sağcı Likud partisinin büyük bir kısmı ve özellikle de İsrail’in Gazze’yi yeniden işgal etmesini ve yeniden yerleştirmesini isteyen aşırı sağcı koalisyon ortakları buna karşı çıkıyor. İsrail Savunma Bakanlığı bunu reddediyor ve Gazze’yi Filistinlilerin yönetmesi gerektiğini söylüyor. Gazze’de Hamas’ın yeniden güçlenmesine olanak tanıyacak bir siyasi boşluk nedeniyle savaşta elde edilen kazanımların kaybedileceğinden korkan bakanlık bir an önce bir planın yürürlüğe girmesini istiyor.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant geçen günlerde yaptığı açıklamada “Siyasi kararsızlık askeri operasyonun ilerlemesine zarar verebilir” diyerek Hamas’ı fiziksel olarak yok etmenin ötesinde planın ne olacağının hükümet içinde tartışılmamasından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. “Planı tartışmak… ve hedefi belirlemek kabinenin ve hükümetin görevidir” diyen Gallant, askeri harekatın kendisine rehberlik edecek bir politikaya ihtiyacı olduğunu da sözlerine ekledi.
Netanyahu için Gazze’nin geleceğiyle ilgili karar verme baskısı, siyasi kariyerini ayakta tutma çabasında şimdiye kadarki en büyük sınav. 74 yaşındaki İsrail Başbakanı güvenliğe odaklanarak ülkenin en uzun süre görev yapan lideri oldu ancak 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’in güneyine saldırmasına ve bin 200 kişiyi öldürmesine yol açan büyük ihmallerle İsrail’in en kötü güvenlik başarısızlığını yönetti.
Kamuoyu keskin bir şekilde ona karşı döndü. Netanyahu’nun iktidarı, erken seçimden kaçınmasına ve parlamentodaki dar çoğunluğunu korumasına bağlı. İsrail’i Hamas’a karşı “tam zafere” ulaştırana kadar görevde kalmaya yemin etti. Analistlere göre Netanyahu’nun umudu, Hamas’ın Gazze’deki üst düzey liderlerinin öldürülmesi gibi gözle görülür bir zaferin kendisini toparlamasına yardımcı olması.
İsrail’in Reichman Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Gadi Wolfsfeld, “Ne kadar uzun süre erteleyebilir ve muğlak kalabilirse, onun bakış açısından en iyi durum budur” dedi: “Karar almamak da bir karardır.”
Ancak mevcut ve eski yetkililer Netanyahu’nun kararsızlığının savaşı kazanmayı zorlaştırdığı konusunda uyarıyor. Geçen hafta İsrail’in askeri ve istihbarat servislerinden 43 eski üst düzey yetkili, ülkenin Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’a bir mektup yazarak Netanyahu’nun başbakanlıktan azledilmesi çağrısında bulundu. İmzacıları arasında Netanyahu’nun emrinde çalışmış birçok istihbarat ve güvenlik şefinin de bulunduğu mektupta, Netanyahu’nun savaşın siyasi hedeflerini tanımlamayı reddetmesinin İsrail için “açık ve mevcut bir tehlike” teşkil ettiği belirtildi.
Mektupta, “Netanyahu, İsrail tarihinin en ağır krizinin yaşandığı bu karanlık saatte bile, kamuoyu önünde hesap vermekten kaçmaya çalışıyor ve iktidara yapışıyor” denildi.
Herhangi bir İsrailli lider, Gazze’deki hâkim güç olan Hamas’ı değiştirmek için kolay bir çözüm bulamayacaktı. Halihazırda Batı Şeria’nın bir bölümünü yöneten Filistin Yönetimi uluslararası alanda yolsuzluğa bulaşmış ve revizyona ihtiyacı olan bir kurum olarak görülüyor. Ayrıca Filistinliler arasında sevilmiyor ve terörizme karşı yumuşak olduğunu düşünen İsrailliler tarafından da güvenilmiyor.
İsrailli yetkililere göre İsrail ordusu, Gazze’deki savaş çabalarının insani yardım ulaştırmak, düzeni ve temel hizmetleri yeniden tesis etmek ve yerinden edilmiş yaklaşık iki milyon sakini yönetmek için acilen bir sivil otoriteye ihtiyaç duyduğuna inanıyor. Yetkililer ve analistler, Gazze’nin güneyinde daralan bir alanda artan mülteci nüfusunun insani krizi kötüleştirdiğini ve İsrail güçlerinin Hamas’ı yenilgiye uğratma çabalarını büyük ölçüde zorlaştırdığını söylüyor.
ABD, Suudi Arabistan ve Mısır da İsrail’i, savaştan sonra Gazze’nin yeniden inşasını denetlemek de dahil Gazze’yi kimin yöneteceği konusunda bir anlaşmaya varmaya çağırıyor.
Bir stratejinin yokluğunda, İsrailli askeri yetkililer Hamas’ın, İsrail’in geçen yılın sonlarında bölgeyi ele geçirdikten sonra birkaç tugayını geri çektiği Gazze’nin kuzeyindeki Gazze şehrinde yeniden toparlanmaya çalıştığı konusunda uyarıyor. İsrail güçleri bu hafta Gazze’nin daha önce çekildikleri bölgelerinde Hamas’a karşı yeni bir operasyon başlattı.
Eski bir İsrailli subay ve King’s College London’da savaş çalışmaları uzmanı olan Ofer Fridman “İşte bu yüzden ordu ile hükümet arasında bu kadar gerilim var. Bir alternatifiniz olmadığı sürece Hamas’ı askeri ve siyasi bir güç olarak yok etme hedefine ulaşmanız mümkün değil” diyor: “Sivil bir otoriteye, bir ortağa ihtiyacınız var. Siyasi bir karar gerekli.”
İsrail’in 7 Ekim’den sonra Gazze’yi bombalaması ve işgali, savaşçılarla siviller arasında ayrım yapmayan sağlık yetkililerine göre 26 binden fazla Filistinlinin ölümüne neden oldu ve İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı artırdı.
Netanyahu, İsrail’in Gazze’yi işgalinin amacının Hamas’ı ortadan kaldırmak, bölgede tutulan yaklaşık 130 rehineyi kurtarmak ve Şeridin 7 Ekim’de olduğu gibi bir daha İsrail’e saldırmak için kullanılmamasını sağlamak olduğunu söyledi. Ancak İsrail lideri, Gazze Şeridi’ni kimin yönetmesi gerektiği gibi çetrefilli bir konuda çok şey söylemedi.
Aşırı sağcı koalisyon ortakları İsrail’in Gazze’yi yeniden işgal etmesini ve orada yerleşim yerleri inşa etmesini istiyor ki bu plan İsrail’in uluslararası ortakları, özellikle de İsrail’in şeridin yeniden inşasını finanse edeceğini umduğu Arap devletleri tarafından kabul edilemez.
ABD, Suudi Arabistan ve Mısır, Hamas’tan sonra Gazze’yi yenilenmiş Filistin Yönetimi’nin yönetmesinde ısrar ediyor. Suudiler ayrıca, İsrail’in bir Filistin devleti kurulmasını amaçlayan süreci kabul etmesi halinde Netanyahu’nun da desteklediği, Riyad ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkileri normalleştirmeyi amaçlayan ABD destekli görüşmeleri yeniden başlatmayı teklif etti. ABD, yüzyıllardır süren çatışmanın bir Filistin devleti olmadan çözülemeyeceğini söylüyor.
Netanyahu’nun aşırı sağcı koalisyon ortakları ve kendi sağcı partisi Likud’un büyük bir kısmı hem Filistin Yönetimi’nin Gazze’yi yönetmesine hem de Filistinliler için gelecekte bir devlet kurulmasına şiddetle karşı çıkıyor.
Netanyahu 18 Ocak’ta bir basın toplantısında İsrail’in terör saldırılarını önlemek için Gazze ve Batı Şeria’nın “güvenlik kontrolünü” elinde tutması gerektiğini söyleyerek Filistin devleti fikrini kesin bir dille reddetti. Filistinliler için “egemenlik fikriyle çelişiyor” dedi.
İsrail ordusu, Gazze’de kendi toplumunda iyi bir yeri olan ve Hamas’la bağlantısı olmayan sivillerle çalışmayı önerdi. Bazı hükümet yetkilileri de benzer fikirler ortaya attı. Ancak diğer hükümet üyeleri uygun kişilerin bulunamadığını söylüyor. Bazı analistler Hamas’ın İsrail ile işbirliği yapan Gazzelilere suikast düzenleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Bazı aşırı sağcı hükümet üyeleri İsrail ordusunun Gazze’de Hamas’a alternatif tek güç olduğunu söylüyor. Ancak ordu, İsrail’in 2005’te çekildiği Gazze’yi yeniden işgal etmek istemiyor. Savunma Bakanı Gallant, Filistinlilerin bölgeyi yönetmesi gerektiğinde ısrar ediyor.
Çoğu analist çözümün Hamas üyesi olmayan Gazzelileri de içermesi ve yenilenmiş Filistin Yönetimi’ne de bir rol verilmesi gerektiğini söylüyor. Netanyahu’nun ulusal güvenlik danışmanı çözümün bu olabileceğini söyledi. Ancak başbakanın kendisi bunu desteklemedi.
Kamuoyu yoklamaları hiçbir seçeneğin İsrailliler arasında popüler olmadığını gösteriyor. Yine de siyasi analistler bir başbakanın rolünün kriz anında popüler olmayan kararlar almak ve ulusal çıkarların bunu neden gerektirdiğini açıklamak olduğunu söylüyor.
Wolfsfeld, “Doğru zamanda doğru lidere sahip olursanız, iki devletli çözüm gibi konularda kamuoyunun görüşünün çok hızlı bir şekilde değişebileceğini görüyorum” dedi.
Eğer seçimler şimdi yapılsaydı, anketler Benny Gantz’ın Ulusal Birlik Partisi’nin Netanyahu’nun Likud’unu kolayca yeneceğini söylüyor. Gantz, Filistin Yönetimi ile birlikte çalışmayı ve bir Filistin devleti için çalışmayı ne istedi ne de reddetti.
İsrail’in savaş kabinesine 7 Ekim’den sonra katılan Gantz, her iki konuda da Netanyahu’dan daha esnek görülüyor. Netanyahu ise Gantz’ı muğlak olmakla suçluyor. Gantz liderliğindeki bir koalisyonda Netanyahu’yu kısıtlayan aşırı sağcı partiler yer almayacak.
Ortadoğu
Trump’ın Barış Kurulu Filistin devletini boğmaya çalışıyor

Drop Site News’in ulaştığı belgelere göre ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze için kurduğu Barış Kurulu, Filistin devleti ihtimalini ortadan kaldırmak ve Filistinlileri teslim olmaya zorlamak amacıyla faaliyet yürütüyor. Kurulun sızan belgeleri, İsrail’in taahhütlerinden kaçınmasına imkan tanırken direniş güçlerine tek taraflı silahsızlanma şartı koşulduğunu gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze için oluşturulan Barış Kurulu’nun, Filistin devleti ihtimalini tamamen ortadan kaldırmak ve Filistinlileri teslim olmaya zorlamak için faaliyet yürüttüğü belirlendi.
Drop Site News’in ulaştığı belgeler, Trump başkanlığındaki Barış Kurulu ile Filistinli müzakereciler arasında yapılan son görüşmelerin kayıtlarına dayanıyor.
Elde edilen ilk belge, Gazze’deki direniş unsurlarının silahsızlandırılmasına ilişkin Barış Kurulu yol haritasına Filistin heyetinin yaptığı değişiklik taleplerini içeriyor.
İkinci belge ise Barış Kurulu Direktörü ve eski Bulgar diplomat Nickolay Mladenov’un geçen hafta bu taleplere verdiği resmi yanıttan oluşuyor.
Filistin tarafının hazırladığı taslakta, direniş güçlerinin silahlarını teslim etmesinin ancak Filistin halkının bağımsız bir devlet kurma ve kendi kaderini tayin hakkını güvence altına alan kapsamlı bir süreç dahilinde ele alınabileceği vurgulanıyor.
Buna karşın kurulun dayattığı şartlar, bağımsız devlet kurmaya yönelik inandırıcı bir yolun açılabilmesi için öncelikle eksiksiz bir silahsızlanmanın gerçekleşmesi gerektiğini savunuyor.
İsrail ve kurul; Gazze’nin yeniden imarı, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesi ve yeni yönetim düzenlemelerinin hayata geçirilmesinden önce Hamas, Filistin İslami Cihadı ve diğer direniş gruplarının silahlarını tamamen teslim etmesini talep ediyor.
Ancak Tel Aviv yönetimi, Gazze’yi işgal altında tutmayı, insani yardımları kısıtlamayı ve bölgeyi bombalamayı sürdürerek mevcut anlaşmanın şartlarına uymuyor.
Haberde görüşlerine yer verilen Filistinli müzakereciler, Barış Kurulu’yla yürütülen müzakereleri, İsrail’in askeri yöntemlerle ve savaşla başaramadığı hedefleri diplomasi yoluyla Filistin tarafına dayatma girişimi olarak nitelendiriyor.
Drop Site News haberinde, “Filistin tarafına güvenlik ve silahsızlanma konusunda çok sıkı şartlar koşan Trump’ın kurulu, iş İsrail’e gelince ucu açık ve muğlak vaatlerle yetindi. Üstelik İsrail sözünü tutmadığında Filistin’in eline hiçbir hukuki koz vermeyen bu yaklaşım, aslında Tel Aviv’in onlarca yıldır uyguladığı klasik oyalama taktiğinin bir kopyasıydı” ifadelerine yer verdi.
Bir Hamas yetkilisi de Drop Site News’e yaptığı açıklamada, Mladenov’un son yanıtının, direniş hareketi kendisine yöneltilen tüm taleplere uymasına rağmen işgalci İsrail’in bir anlaşmaya varma konusundaki isteksizliğini açıkça yansıttığını dile getirdi. Hamas yetkilisi, mevcut haliyle bu belgenin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve herhangi bir uzlaşıya temel oluşturamayacağını belirtti.
Barış Kurulu ise söz konusu habere verdiği yanıtta, müzakerelerde İsrail tarafını Filistin tarafına tercih ettiği yönündeki iddiaları reddetti.
Politico’ya konuşan Avrupa Birliği yetkililerine göre kurul, İran ile yaşanan savaşın son birkaç ayda uluslararası dikkati tamamen başka yöne kaydırmasının ardından, Gazze ateşkes sürecini yeniden başlatmak amacıyla gelecek hafta Güney Kıbrıs’ta bir araya gelecek.
Son haberler, kurulun başlangıçta projeye destek sözü veren ülkelerden somut taahhütler almakta zorlanmaya devam ettiğini gösteriyor.
Kurul ayrıca Gazze için bir Uluslararası İstikrar Gücü kurma planında da amacına ulaşamadı. Bölge ülkelerini Hamas ile doğrudan karşı karşıya getirmeyi hedefleyen bu plan, iki yıllık soykırıma rağmen direniş hareketinin ortadan kaldırılamamasının ardından, bölge devletleri tarafından büyük ölçüde reddedilen bir girişim olarak kaldı.
Ekim 2025’te Gazze’de sözde ateşkesin ilan edilmesinden bu yana İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda binden fazla Filistinli öldü. İsrail işgal güçleri, abluka ve kuşatma altındaki Gazze Şeridi’nin yüzde 60’ından fazlasında kontrol alanını genişletti.
Bölgede çok sayıda kalıcı askeri ileri karakol inşa edilirken, Tel Aviv yönetimi bir yandan Gazze’ye insani yardım girişini engellemeyi sürdürüyor, diğer yandan ise işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim birimlerini ciddi biçimde büyütüyor.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Batı Şeria bölgesini tamamen ilhak etme planlarını uygulamaya koymaya devam ediyor.
Şubat ayında İsrail hükümeti, Filistinlilerin mülkiyet haklarını resmi olarak kanıtlayamamaları halinde işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan arazilerin İsrail tarafından doğrudan devlet mülkü ilan edilmesine imkan tanıyan bir tapu kayıt sürecini onaylamıştı.
Söz konusu kararın alındığı tarihten bu yana bölgede onlarca yeni yasa dışı yerleşim yerinin inşasına resmi onay verildi.
Ortadoğu
Umman, Hürmüz Boğazı’nda geçici transit koridor açtı

Umman, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ile koordinasyon içinde Hürmüz Boğazı’nda gemiler için geçici bir transit koridor açtığını duyurdu. Geçişlerden ücret alınmayacağı belirtilirken, uygulamanın ABD ile İran arasında varılan mutabakat kapsamında hayata geçirildiği ifade edildi. Yeni güzergahı kullanmak isteyen gemilerin IMO ve Umman makamlarıyla koordinasyon sağlaması gerekiyor.
Umman Ulaştırma Bakanlığı, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ile koordinasyon içinde Hürmüz Boğazı’nda gemiler için geçici bir transit koridor açıldığını duyurdu.
Bakanlığın X hesabında yayımlanan açıklamada, koridordan yapılacak geçişlerden ücret alınmayacağı belirtildi.
Açıklamada, “Bu adım, ABD ile İran arasında varılan mutabakat kapsamında atılmıştır. Yeni rota üzerinden boğazdan geçmek isteyen gemiler, örgüt ve Umman makamları tarafından belirlenen koordinatlar doğrultusunda IMO ile koordinasyon sağlamalıdır” ifadelerine yer verildi.
Bakanlık, Umman’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin sorumluluğunun ve boğazın küresel ekonomi açısından taşıdığı önemin farkında olduğunu belirterek, uluslararası hukuk kurallarına ve seyrüsefer serbestisine bağlılığını teyit etti.
Financial Times’ın daha önce aktardığına göre, ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptının imzalanmasının ardından Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği yeniden başlamasına rağmen, armatörler Tahran, Washington ve sigorta şirketlerinden gelen çelişkili yönlendirmeler nedeniyle belirsizlik yaşamayı sürdürüyor.
Gazetenin haberine göre İran, gemilerin İran kıyılarına yakın rotaları kullanmasını ve mayıs ayında kurulan Basra Körfezi Boğaz İşleri İdaresi’nden izin almasını talep ediyor. Bu şartlara uyulmaması halinde gemi sahiplerini para cezası bekliyor.
ABD ve bazı Batılı sigorta şirketleri ise gemilere, Amerikan güçlerinin hava koruması altında boğazın Umman tarafındaki güzergahını kullanmalarını tavsiye ediyor. Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Merkezi (UKMTO) de denizcilere, boğazdan geçiş sırasında bölgede bulunan mayınları ve askeri deniz unsurlarını dikkate almaları çağrısında bulundu.
Ortadoğu
İsrail ve Lübnan, ‘pilot bölgeler’ planını görüşüyor

İsrail basınında yer alan haberlere göre İsrail ve Lübnan heyetleri, Washington’da yürütülen görüşmelerde Güney Lübnan’da “pilot bölgeler” oluşturulmasını ele alıyor. Taslağa göre Lübnan ordusunun Hizbullah’ın sınır hattına dönmesini engellemesi karşılığında İsrail ordusu bazı noktalardan kademeli olarak çekilecek. Görüşmelerde güvenlik denetimleri, çekilme takvimi ve sahadaki uygulama mekanizmaları da değerlendiriliyor.
İsrail basınında diplomatik kaynaklara dayandırılan haberlere göre İsrail ve Lübnan heyetleri, ABD’nin başkenti Washington’da yürütülen görüşmelerde Güney Lübnan’da kurulacak “pilot bölgeler” üzerinden yeni bir güvenlik düzenlemesini ele alıyor. Görüşmelerde, Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin sınır hattında Hizbullah’ın yeniden konuşlanmasını engellemesi karşılığında İsrail ordusunun işgal altında tuttuğu bazı stratejik noktalardan sınırlı ölçüde çekilmesini öngören plan ve buna ilişkin uygulama mekanizmaları değerlendiriliyor.
Maariv gazetesinin haberine göre taraflar, planın operasyonel ayrıntıları üzerinde kapsamlı değerlendirmelerde bulunuyor. Pilot uygulamaya dahil edilecek bölgeler, askeri tahliye takvimi, sınır boyunca kurulacak gözlem ve takip mekanizmaları ile planın başarısını ölçmeye yönelik kriterler görüşmelerin gündeminde yer alıyor.
Üç aşamalı görüşmeler sürüyor
Washington’da gerçekleştirilen ve üç aşamadan oluşan görüşmeler 23 Haziran’da siyasi konuların ele alınmasıyla başladı. Müzakereler 24 Haziran’da askeri ve güvenlik başlıklarıyla devam ederken, 25 Haziran’da siyasi ve güvenlik heyetlerinin ortak katılımıyla nihai uzlaşmaya ulaşılması hedefleniyor.
Habere göre İsrailli askeri heyetin, pilot uygulamanın sınırlarını gösteren ayrıntılı haritalar ve operasyonel bir plan sunması bekleniyor. Tarafların uzlaşması halinde İsrail ordusunun Güney Lübnan’daki konuşlanma düzeninde önemli değişikliklere gitmeyi planladığı belirtiliyor.
Yedioth Ahronoth gazetesi ile Reuters‘ın aktardığına göre süreçte öne çıkan unsurlardan biri de bölgede görev yapacak Lübnan askerlerine ilişkin güvenlik prosedürleri. Haberlere göre söz konusu askerler, Hizbullah ile bağlantılarının bulunmadığından emin olunması amacıyla ABD tarafından askeri eğitim ve güvenlik taramasından geçirilecek. Bu süreçte İsrail güçlerinin sınır boyunca uzanan tampon bölgedeki askeri varlığını ve denetimini sürdürmesi öngörülüyor.
Lübnan tarafı çekilme takvimine vurgu yaptı
İsrail basınında yer alan bilgiler hakkında görüşü sorulan üst düzey bir Lübnanlı güvenlik yetkilisi, Washington’daki diplomatik temasların yoğun şekilde sürdüğünü doğruladı. Yetkili, çarşamba günü yapılacak oturumlarda pilot bölgeler de dahil olmak üzere bazı askeri teknik konuların ele alınacağını söyledi.
Müzakerelerin esas olarak İsrail ordusunun Lübnan topraklarından çekilme takvimine odaklandığını belirten yetkili, somut bir planın ancak perşembe günü yapılacak son değerlendirme toplantısının ardından netleşeceğini ifade etti. Aynı kaynak, Lübnan askerlerinin ABD tarafından güvenlik taramasından geçirileceği yönündeki iddialar hakkında yorum yapmadı.
ABD arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler, iki ülke sınırındaki gerilimin azaltılması ve uzun vadeli bir güvenlik mekanizması oluşturulması amacıyla sürdürülen daha geniş kapsamlı diplomatik girişimin parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail ile Lübnan arasında resmi diplomatik ilişki bulunmuyor. İki ülke hukuken halen savaş halinde bulunurken, Lübnan yasaları düşman ülke olarak tanımlanan İsrail ile doğrudan teması yasaklıyor.
İsrail çekilme için şartlarını sıraladı
Lübnan merkezli El Ahbar gazetesinin aktardığına göre İsrail yönetimi, işgal altında tuttuğu bölgelerden çekilmeden önce bir dizi şartın yerine getirilmesini talep ediyor.
Israel Hayom’un hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Tel Aviv yönetimi üç asgari koşul belirledi. Bunlar, Hizbullah unsurlarının derhal Litani Nehri’nin kuzeyine çekilmesi, nehrin güneyindeki tüm Hizbullah askeri altyapısının ortadan kaldırılması ve İsrail ordusuna olası tehditlere karşı sınır ötesinde müdahale serbestisi tanınması olarak sıralanıyor.
Habere göre üst düzey İsrailli yetkililer, bu koşulların eksiksiz yerine getirilmesi durumunda dahi sınır hattında tampon görevi görecek stratejik bir “savunma hattının” İsrail ordusunun kontrolünde kalacağını belirtiyor.
Ron Arad dosyası da gündemde
El Ahbar’a göre müzakerelerin en hassas başlıklarından biri geçmiş dönemlere ilişkin esir ve kayıp dosyaları. İsrail tarafı, ileride Lübnan hükümetiyle yapılabilecek herhangi bir esir takası anlaşmasını, 1986 yılında Lübnan’da Hizbullah bağlantılı gruplar tarafından esir alındıktan sonra kaybolan İsrailli Hava Kuvvetleri subayı Ron Arad’ın naaşının iadesiyle ilişkilendiriyor.
Haberde yer alan mevcut formüle göre İsrail, Arad’ın akıbetine ilişkin somut ve belgelenmiş ilerleme sağlanmadan İsrail cezaevlerinde bulunan Lübnanlı mahkumların serbest bırakılmasını değerlendirmeye almayacak.
Doğrudan koordinasyon mekanizması önerisi
İsrail’in gündeme getirdiği bir diğer talep ise iki ülke ordusu arasında sahada doğrudan ve aracısız bir koordinasyon mekanizması kurulması. Bu çerçevede Lübnan ordusunun hareket alanı ve konuşlanma noktalarına belirli sınırlamalar getirilmesi öngörülüyor.
Ayrıca Lübnan askerlerinin İsrail mevzileri ve sınır hattına yakın bölgelerde gerçekleştireceği rutin operasyonlar ile devriyelerin önceden İsrail tarafıyla koordine edilmesi talep ediliyor.
El Ahbar’ın değerlendirmesine göre İsrail’in sunduğu öneriler aşamalı bir stratejiye dayanıyor. Plan, ilk aşamada Hizbullah altyapısının yerel düzeyde ortadan kaldırılmasını, ardından belirlenen pilot alanlardan sınırlı çekilmelerin gerçekleştirilmesini ve modelin başarılı olması halinde uygulamanın zamanla Güney Lübnan’ın daha geniş bölgelerine yayılmasını öngörüyor.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Avrupa1 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4











