Avrupa
Norveç varlık fonu bazı İsrail şirketlerindeki yatırımlarından çıktı

Norveç’in 1,9 trilyon dolarlık varlık fonu, Gazze’deki savaşla bağlantılı yatırımları nedeniyle kamuoyunda yükselen tepkiler üzerine 11 İsrail şirketindeki hisselerini sattı ve İsrail’deki “dış yöneticilerle” tüm sözleşmelerini feshetti.
Resmi adı Norges Bank Investment Management (NBIM) olan fonun üzerindeki baskı, Filistin topraklarındaki işgale ilişkin iç endişeleri yansıtarak son aylarda arttı. NBIM tarafından yapılan açıklamaya göre, fon bu yılın haziran sonu itibarıyla yaklaşık 61 İsrail şirketinde hisseye sahipti.
NBIM CEO’su Nicolai Tangen, Gazze’de yaşananları “ciddi bir insani kriz” olarak nitelendirerek, “Bu önlemleri çok özel bir çatışma ortamında alıyoruz,” dedi.
Bu karar, NBIM’in İsrail’deki varlıklarının maliye bakanlığı tarafından incelenmesinin ardından alındı.
Fon, büyük ölçüde bir endeks takipçisi olmakla birlikte, aktif yönetim için de bir miktar alan bırakıyor. NBIM, İsrail’deki tüm aktif yönetim faaliyetlerini sonlandıracağını açıkladı.
Fonun ülkedeki toplam varlıkları, fonun %0,1’ini veya elden çıkarma öncesinde yaklaşık 2 milyar doları temsil ediyor.
Endeksin bir parçası olmayan 11 şirketteki tüm hisselerini zaten satmış durumda. Fon ayrıca, endeksdeki İsrail şirketlerinin hepsine değil ama “bazılarına” yatırım yapmaya devam edeceğini açıkladı.
Dünya hisse senetlerinin yaklaşık %1,5’ine sahip olan NBIM, Bloomberg’e göre uzun süredir “apolitik” kalmaya çalışıyor, fakat görev tanımı, kara mayınlarından iklim değişikliğine kadar çeşitli konularda kamuoyunun genel görüşlerini yansıtan parlamentonun belirlediği kılavuz ilkeleri içeriyor.
NBIM, portföyü sürekli olarak değerlendiren ve hariç tutulması veya gözlem altına alınması gereken şirketleri öneren bağımsız bir etik konseyinden danışmanlık alıyor.
Yine de NBIM’in dünyanın en büyük varlık fonu olması, politikacıların ve aktivistlerin dikkatini çekiyor. 2022’de fon, Ukrayna savaşına yanıt olarak Rusya’daki varlıklarını dondurma ve satma kararı aldı. Aynı yılın ilerleyen aylarında, hükümet tarafından atanan bir panel, fonun giderek daha zorlu ahlaki ikilemlerle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunmuştu.
Yakın zamanda yapılan bir ankette, katılımcıların %78’i NBIM’in insan haklarına saygı göstermeyen şirketleri portföyünden çıkarmayı istediğini belirtti.
Fon, daha önce Batı Şeria’daki faaliyetleri nedeniyle 11 şirketi portföyünden çıkarmıştı.
Norveç, geçen yıl mayıs ayında Filistin devletini tanımış ve İsrail’e Gazze’ye daha fazla insani yardım ulaştırması için defalarca çağrıda bulunmuştu.
Maliye Bakanı Jens Stoltenberg, Aftenposten gazetesinde fonun sahip olduğu şirketlerden biri olan Bet Shemesh Engines’in Gazze’ye saldırıda kullanılan savaş uçaklarına hizmet verdiğinin ortaya çıkmasının ardından geçen hafta tüm İsrail yatırımlarının gözden geçirilmesini emretmişti.
NBIM’in internet sitesine göre, fon 2023 yılında Bet Shemesh Engines’in %1,3 hissesini satın almış ve geçen yıl bu oranı %2,1’e çıkarmıştı.
Stoltenberg pazartesi günü Oslo’da gazetecilere verdiği demeçte, “Belirleyici faktör, bunların İsrail’e ait olup olmadığı değil. Belirleyici faktör, bunların uluslararası hukukun ihlaline katkıda bulunup bulunmadığı,” dedi.
Fonun İsrail’deki hisseleriyle ilgili tartışma, gelecek ay yapılacak parlamento seçimleri öncesinde kamuoyu yoklamalarında önde giden iktidardaki İşçi Partisi için hassas bir dönemde ortaya çıktı.
İşçi Partisi, İsrail’i uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle eleştiriyor. Küçük muhalefet partilerinden Yeşil Parti, fonun CEO’su Tangen’in istifasını isterken, Sosyalist Sol ise hükümetin yatırımlar hakkında ne bildiğinin incelenmesini talep ediyor.
Norveç Ekonomi Okulu ve Pennsylvania Üniversitesindeki Wharton School’da öğretim görevlisi Karin Thorburn, “Seçimlere yaklaşıyoruz, bu yüzden çeşitli partiler bunu kendi çıkarları için kullanıyor ve kendilerini tanımlamak için kullanıyor,” dedi.
Öte yandan Thorburn, yine de, petrol fonunun siyasi bir araca dönüşmesini kimse istemediğini, çünkü bunun “tehlikeli bir yol” olduğunu savundu.
Avrupa
ASML başkanı, AB’yi çip tedarikini yönlendirmemesi konusunda uyardı

Avrupa’nın en değerli şirketi ASML’nin başkanı, yabancı teknolojiye olan bağımlılığı azaltmak için kıtada daha güçlü şirketler kurulması gerektiğini savunarak, AB’yi yarı iletken tedarik zincirlerine doğrudan müdahale etmekten kaçınması konusunda uyardı.
Hollandalı çip ekipmanı üreticisi ASML’nin CEO’su Christophe Fouquet, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, “Kendi tedarik zinciriniz yoksa, [tedarik zincirine] nasıl müdahale edebilirsiniz?” diye sordu.
ASML’nin satışlarının sadece yaklaşık yüzde 1’i Avrupa’da gerçekleşirken, bu oran Asya’da yaklaşık yüzde 80.
Fouquet, bunun ASML’yi çok “savunmasız” hale getirdiğini, “çünkü işin doğası gereği müşteriye çok yakın olmak gerekeceğini” kaydetti.
Fouquet’nin bu yorumları, AB’nin darboğaz dönemlerinde tedariki yönlendirmek için acil durum yetkileri ve Avrupa’nın yarı iletken endüstrisini güçlendirmeyi amaçlayan önlemleri içeren yeni bir çip stratejisi planlarını açıklamasından birkaç gün sonra geldi.
Brüksel, ABD’li teknoloji şirketlerine ve Asyalı üreticilere olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken, politika yapıcılar, Avrupa şirketlerinin büyümesi ve küresel olarak rekabet edebilmesi için gerekli koşulları yaratma çabalarıyla endüstriyel müdahaleyi giderek daha fazla tartıyor.
2024 yılında ASML’nin başına geçen Fouquet, “İnsanlar ‘önce Avrupa’dan alalım’ diyor. Bence bu harika, ama satın alacak bir şeyin olması gerekiyor,” dedi.
Fransa ve diğer ülkeler de kamu alımlarında daha fazla “Avrupalı ürünleri satın al” maddesi eklenmesi için baskı yaparken, eleştirmenler ise Avrupa’nın rekabetçi yerli alternatifleri yoksa Avrupa’ya öncelik vermenin pek bir etkisi olmayacağını savunuyor.
Fouquet, Avrupa’nın yarı iletken tedarik zinciri boyunca “mümkün olduğunca çok sayıda lider şirket” oluşturması ve Avrupa’nın küresel çip faaliyetlerindeki payını, dünya GSYİH’sindeki yaklaşık yüzde 18’lik payına yaklaştırması gerektiğini söyledi.
Fakat Fouquet, Avrupa’nın gelecek vaat eden şirketleri yurt dışına iten düzenlemelerden de kaçınması gerektiğini vurguladı.
ASML, özellikle yapay zeka alanında düzenleyici yüklerin hafifletilmesi için Brüksel’e lobi yapan bir grup Avrupalı teknoloji şirketi arasında yer alıyor.
Fouquet, uzun izin prosedürlerini, sermayeye erişimi ve AB’nin yapay zeka düzenlemesini işinin önündeki engeller olarak vurguladı.
Fouquet, veri merkezleri ve çip üretim tesisleri geliştirme planlarına atıfta bulunarak, “Komisyon’un sektörün işini yapmaya çalışması için çok güçlü bir cazibe” olduğunu söyledi.
AI veri merkezlerinden gelen talep, üreticilerin üretim kapasitesini aşıyor. Dünyanın en gelişmiş yongalarının üretiminde kullanılan aşırı ultraviyole (EUV) litografi makinelerinin tedarikçisi olan Fouquet, şirketin talep artışına hazırlandığını ve makinelerinin verimliliğini artırırken daha da genişlemeyi planladığını söyledi.
Şirket, Hollanda’nın Veldhoven kentindeki genel merkezinin yakınında genişliyor ve bu yıl en yeni EUV makinelerinin üretimini yüzde 50 artırmayı planlıyor.
Öte yandan Fouquet, planlama kısıtlamaları ve uzun izin süreçleri nedeniyle Avrupa’da bir fabrika kurmanın hâlâ yaklaşık dört yıl sürdüğünü belirtti.
Başkan, personel bulma ve eğitme ile tedarik ağını genişletmenin de büyümeyi kısıtladığını ekledi.
Fransız CEO, üretimin genişletilmesinin ötesinde, ASML’nin Avrupa’nın teknoloji sahnesinde bir yatırımcı olarak daha büyük bir rol oynayabileceğini söyledi.
Fransız yapay zeka şirketi Mistral ve Alman optik şirketi Zeiss’e yatırım yaptıktan sonra Fouquet, şirketin geleneksel tedarik zincirlerinin hem içinde hem de dışında daha fazla fırsat aradığını söyledi:
“Şirket zenginleştikçe, elbette bunu yapmak için daha fazla imkânımız oluyor. Size söz verebilirim ki, bunu yapmak için daha fazla fırsat arayacağız çünkü bu iyi bir şey. Öncelikle şirket için, insanlar için ve nihayetinde Avrupa için.”
Avrupa
Ukrayna ve AB arasında müzakere takvimi çatlağı

Politico’nun haberine göre Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne hızlı katılım çabaları Kiev ile Brüksel ve üye ülkeler arasında derin görüş ayrılıklarına yol açıyor. Fransa ve Almanya’nın tam üyelik yerine ara çözümler önermesi ve Kiev’in müzakere takvimini hızlandırma talebi, üyelik sürecinin geleceği konusunda belirsizlik yaratıyor.
Ukrayna makamlarının Avrupa Birliği’ne (AB) katılım prosedürlerini hızlandırma yönündeki yoğun çabaları, Kiev ile birlik yönetimi ve bazı Avrupa başkentleri arasında görüş ayrılıklarına neden oluyor.
Politico’nun kaynaklara dayandırdığı habere göre, Fransa ve Almanya Ukrayna’nın tam üyeliğini hemen kabul etmeye hazır değil.
Brüksel ve Kiev’in 15 Haziran’da ilk müzakere kümesinin açılmasını kamuoyu önünde onaylamasına rağmen Ukrayna, AB içindeki siyasi süreçler nedeniyle adaylığının “kenara itilmesinden” endişe ediyor.
Kaynaklara göre Kiev, gelecek yıl Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi unsurlar nedeniyle sürecin aksamasını istemiyor ve yaz sonuna kadar birden fazla müzakere kümesinin açılmasını hedefliyor.
Brüksel ise Ukrayna’nın üyelik için tamamlaması gereken reformların hızı ve geleceği konusunda çekinceler taşıyor. Kaynaklar, Verhovna Rada’daki (Ukrayna Parlamentosu) boş koltuklar nedeniyle son aylarda yasa yapım sürecinin yavaşladığını belirtiyor.
Birlik yönetimi, bazı kritik reformların oylamaya sunulması halinde gerekli çoğunluğu sağlayamayabileceğinden endişe ediyor.
Fransa ve Almanya’nın Ukrayna’yı tam üye olarak kabul etmeye henüz hazır olmadığı, bunun yerine “ortak üyelik” veya benzeri ara formüller önerdiği kaydedildi.
Ukrayna’nın AB Nezdindeki Daimi Temsilcisi Vsevolod Çentsov, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Pratikte Ukrayna’ya tam üyelik dışında her şey teklif ediliyor” ifadelerini kullandı.
Kiev’in bu önerileri kesin bir dille reddetmediği, ancak kabul etmeleri durumunda yolun sonuna dair daha net garantiler beklediği bildirildi.
AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, birliğin Ukrayna için iki senaryo üzerinde durduğunu açıkladı. İlk senaryo, mevcut kurallar çerçevesinde tam üyelik sonrası entegrasyonu kapsıyor.
İkinci senaryo ise Norveç ve İsviçre modeline benzer şekilde, belirli alanlardaki şartların yerine getirilmesiyle “kısmi sektörel entegrasyonu” öngörüyor. Kos, Ukrayna’nın “avans” niteliğinde birliğe alınmasını içeren “tersine üyelik” fikrinin ise reddedildiğini ekledi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Mayıs ayında gündeme getirdiği “ortak üyelik” statüsü önerisini değerlendiren Kos, bunun henüz sadece bir fikir olduğunu belirtti.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise Merz’in önerisini “adaletsiz” bularak, Kiev’in Avrupa’yı “yarım önlemlerle değil, bütünüyle” savunduğunu vurguladı.
Haziran 2022’den bu yana aday ülke statüsünde olan Ukrayna’da Zelenskiy, ülkenin 2027 yılına kadar tam üyelik için “teknik olarak hazır” olacağını ifade etmişti.
Ancak Komiser Kos, mevcut prosedürler dahilinde 2027’de üyeliğin imkansız olduğunu dile getirdi. Merz de Kiev’in 1 Ocak 2027, hatta 1 Ocak 2028 tarihlerinde birliğe katılımının gerçekçi olmadığını belirtmişti.
Avrupa
Avrupa Komisyonu savunma ve dijital kadrolarını genişletiyor

Avrupa Komisyonu, savunma sanayii ve dijital politika birimlerini genişletme kararı aldı. Bu kapsamda yeni bütçe döneminde 2 bin 400 ek personelin istihdam edilmesi ve stratejik birimlere kurum içi transferler yapılması planlanıyor.
Politico’nun kaynaklara dayandırdığı habere göre, Avrupa Komisyonu savunma ve dijital departmanlarının kadrosunu genişletme kararı aldı. Kurumun, gelecek dönemde personel sayısını toplamda yaklaşık 2 bin 400 kişi daha artırmayı planladığı bildirildi.
Avrupa Komisyonu, Savunma Sanayii ve Uzay Genel Müdürlüğü (DG DEFIS) ile Dijital Politika Genel Müdürlüğü’nün (DG CONNECT) kadrolarında artışa gitmeyi hedefliyor. Kaynaklar, resmi atamaların bu hafta içinde duyurulmasının beklendiğini aktardı.
DG DEFIS’teki genişlemenin, “SAFE” kredilerinin dağıtılmasına yönelik yeni görev tanımlarıyla ilişkili olduğu belirtildi. Birimin yönetim düzeyinde de güçlendirilmesi öngörülürken, AB diplomatik biriminde halihazırda yönetici direktör olarak görev yapan Alman bürokrat Benedikta von Seherr-Thoss’un üst düzey bir pozisyona geçme ihtimalini değerlendirdiği ifade edildi.
DG CONNECT tarafındaki personel artışının ise Yapay Zeka Yasası (AI Act) dahil olmak üzere kapsamlı düzenleyici yasaların hayata geçirilmesi gerekliliğinden kaynaklandığı bildirildi.
Söz konusu değişikliklerin yıllık rotasyon prosedürünün bir parçasını oluşturduğu kaydedildi. Mevcut kurallara göre, Avrupa Komisyonu personelinin yaklaşık yüzde 1’inin, yani yaklaşık 330 kişinin, iş yükü yüksek olan departmanlara kurum içinde transfer edilmesi gerekiyor.
Çok yıllı bütçe kapsamında 2 bin 400 yeni istihdam planlanıyor
Politico, Avrupa Komisyonu’nun uzun vadeli bir genişleme öngördüğünü ve bir sonraki çok yıllı bütçe çerçevesinde yaklaşık 2 bin 400 yeni personeli istihdam etmeyi planladığını belirtti.
AB Bütçe Komiseri Peter Serafin, bu önlemlerin savunma ve güvenlik alanındaki görevlerin yerine getirilmesi için gerekli olduğunu vurguladı. Mevcut personel düzenlemelerinin, 2014-2020 dönemindeki kadro daralmalarının ardından çalışma verimliliğini artırmayı amaçladığı kaydedildi.
Brüksel’in bu planları Avusturya’nın tepkisini çekti. Avusturya Avrupa İşleri Bakanı Claudia Bauer, ulusal hükümetlerin personel kesintisine gitmek zorunda kaldığı bir dönemde Avrupa Komisyonu’nun idari harcamalarını artırmaması gerektiğini ifade etti.
DG DEFIS, AB üyesi ülkeler arasında savunma araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemenin yanı sıra birliğin Ukrayna’ya yönelik askeri yardım faaliyetlerini koordine ediyor.
Görüş1 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş1 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş2 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş6 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Diplomasi5 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Rusya2 hafta önceFSB Direktörü: Batı, BDT ülkelerine yapay zeka kullanarak renkli devrim planlıyor











