Avrupa
Paris, Fransız Guyanası’nda yüksek güvenlikli hapishane inşa edecek

Cumartesi günü Paris, Fransa’nın batısındaki Fransız Guyanası’nda 2028 yılına kadar 500 kişilik bir hapishane inşa edileceğini duyurdu.
Fransa Adalet Bakanı Gérald Darmanin, ünlü sağcı Journal du Dimanche gazetesinde tesisin, uyuşturucu kaçakçılığı suçundan hüküm giymiş mahkumların yanı sıra “İslamcılar” için tasarlanmış bir “yüksek güvenlikli birim” içereceğini söyledi.
Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi en önemli önceliği haline getiren Darmanin’e göre, ormanın ortasında onlarca hektarlık bir alana inşa edilecek cezaevi, “uyuşturucu kaçakçılığı çetelerinin liderlerini kalıcı olarak ortadan kaldırmak” ve “suç şebekeleriyle hiçbir şekilde iletişim kurmalarını engellemek” amacıyla inşa edilecek.
Ocak ayında Adalet Bakanı, yaz aylarına kadar “en büyük uyuşturucu kaçakçılarını” “yüksek güvenlikli birimlerde” tecrit etme niyetini açıklamıştı.
Bu birimlerde mahkumlar tam tecrit altında tutulacak. Bazı avukatlar, bu tür önlemlerin mahkumların aile bağlarını sürdürme ve uygun bir hukuki savunma hakkını ihlal edebileceği uyarısında bulundu.
2017’den beri, kronik hapishane aşırı kalabalıklaşmasına yanıt olarak Fransız Guyanası’nda yeni bir hapishane inşa etme planları devam ediyor.
Fakat bakanın Fransa anakarasından mahkumların nakledileceğinden bahsetmesi, 1795 ile 1953 yılları arasında eski Amazon kolonisinde kurulan sömürgeci “ceza kamplarının” anılarını yeniden canlandırdı.
Toplamda 70.000 ila 75.000 mahkum ceza kamplarından geçti ve bunların üçte birinin, çoğu ilk yıl içinde, yorgunluk veya hastalıktan dolayı öldüğü tahmin ediliyor.
Gérald Darmanin’in açıklaması, pazar günü muhafazakâr Les Républicains (LR) partisinin başkanlığına da seçilen İçişleri Bakanı Bruno Retailleau tarafından olumlu karşılandı fakat Fransız Guyanası’ndaki seçilmiş yetkililerin tepkisi çok daha temkinli oldu.
Fransız Guyanası Bölgesel Otoritesi (CTG) yaptığı açıklamada, bölgenin Fransa anakarasından gelen “teröristleri ve suçluları barındırmaya mahkum olmadığını” belirtti ve “inatçı ve aşağılayıcı stereotiplerin” devam etmesinden yakındı.
Cayenne senatörü ve belediye başkanı Marie-Laure Phinéra-Horth, “Saint-Laurent-du-Maroni’deki yüksek güvenlikli hapishane projesine şiddetle karşıyım. Fransız Guyanası’nın ihtiyacı olan şey okullar ve yollar,” dedi.
Avrupa
İspanya’ya göç dalgası, İtalya’da “Schengen” tepkisini yükseltti

Komşu ülke Fas’tan İspanya’ya giren binlerce göçmen, çarşamba gününden bu yana özerk şehir Ceuta’yı kaosa sürükledi.
Yaşananlar, Başbakan Pedro Sánchez’in göç politikalarına yönelik yeni tepkilere yol açtı.
Yerel yetkililer çarşamba günü, giderek artan sayıda göçmenin deniz yoluyla Ceuta’ya geçtiği konusunda uyarıda bulundu.
Ceuta Başkanı Juan Jesús Vivas, gazetecilere yaptığı açıklamada durumun “tam anlamıyla insani ve sosyal bir acil durum” olduğunu belirtti ve hükümetten önlem alınmasını talep etti.
Perşembe günü durum daha da tırmandı; karadan ve denizden Ceuta’ya giren binlerce kişi, karşılama merkezlerini aşırı yükledi.
İnternette paylaşılan videolarda, insanların karaya yüzmek için dalış kıyafetleri ve can yelekleri kullandıkları görüldü.
Sánchez, perşembe günü X üzerinden yaptığı açıklamada, durumu bir an önce normale döndürmek için Faslı yetkililerle birlikte çalıştığını duyurdu ve acil bir müdahale sözü verdi.
Sınırdaki kaos, deniz yoluyla gelen göçmenlerin doğrudan sınır dışı edilmesini engelleyen İspanyol Yargıtay kararının alınmasından sadece birkaç hafta sonra yaşandı.
Sánchez’in siyasi rakipleri de krizden başbakanı sorumlu tuttu. Sağcı Vox lideri Santiago Abascal durumu bir “işgal” olarak nitelendirirken, “merkez sağ” Halk Partisi lideri Alberto Núñez Feijóo da başbakanı kınayanlar arasında yer aldı.
Bu haber, Avrupa genelinde göç karşıtı kesimlerden de tepki gördü. Almanya için Alternatif’in (AfD) eşbaşkanı Alice Weidel ve Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük grup Avrupa Halk Partisi (EPP) Başkanı Manfred Weber de bu tepkilere katıldı.
Weber, “Bu durum tek bir şeyi kanıtlıyor: Göç Paktı ve geri dönüş düzenlemeleri yarın değil, bugün yürürlüğe konulmalı. Ayrıca Frontex güçlendirilmeli,” diye yazdı.
Sánchez hükümetinin, izinsiz göçmenlerin yasal statü başvurusunda bulunmalarına ve ülkede kalmalarına olanak tanıyan bir programı başlatmasından bu yana İspanya’da gerginlik yüksek seviyede seyrediyor. Bu programa bir milyondan fazla kişi başvuru yaptı.
Bu, 2021 yılında en az 8.000 kişinin Fas üzerinden bu bölgeye giriş yaptığı zamandan bu yana Ceuta’yı vuran en ciddi sınır krizi.
Özerk İspanyol şehirleri Ceuta ve Melilla, Afrika ile kara sınırı paylaşan tek AB bölgeleri.
Öte yandan İspanya’daki göç krizine en sert tepki İtalya’dan geldi. İtalya’nın en üst düzey siyasetçileri, gerginliğin tırmandığı ortam sürerken, İspanya’nın Schengen Bölgesi’nden çıkarılmasını talep ettiler.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni X’te yaptığı açıklamada, “Ceuta’dan gelen görüntüler şok edici ve kontrolsüz yasadışı göçün Avrupa sınırlarının güvenliği için gerçek bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha ortaya koyuyor,” dedi.
Meloni, İtalyan sınırlarını korumak ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için “olağanüstü önlemler de dahil olmak üzere” harekete geçmeye hazır olduklarını ekledi.
Meloni, İtalyan sağ koalisyonundaki partilerin en üst düzey bakanları olan İtalya Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile birlikte, Schengen Anlaşması’nın askıya alınmasını ya da İspanya’nın serbest seyahat bölgesinden çıkarılmasını talep etti.
Anlaşma uyarınca, insanlar anlaşmaya imza atan 29 Avrupa ülkesi arasında serbestçe dolaşabiliyor.
Fakat bazı ülkeler, göç risklerini gerekçe göstererek, anlaşma kapsamında izin verilen şekilde bazı sınırlarında kontrolleri yeniden uygulamaya koydu.
İtalya, kaçakçılık ve terörizmi önlemek amacıyla Slovenya sınırında kontrolleri geçici olarak yeniden uygulamaya koymuştu.
Tajani, İspanya’nın Schengen’den dışlanmasını talep etmekle kalmadı, Ceuta’daki olayların sorumluluğunu, yüzbinlerce izinsiz göçmeni yasallaştırmayı vaat eden İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in göç politikasına yükledi.
Bakan, bu politikayı “son derece yanlış” olarak nitelendirdi ve “insan kaçakçılığına teşvik sağladığını” iddia etti.
Bu sözler, İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares’in sert tepkisine yol açtı. Albares, Tajani’nin açıklamalarıyla ilgili hesap vermesi için İtalyan büyükelçisini çağırdı.
İspanyol bakan, X’te Tajani’ye verdiği cevapta, “Bu mesaj, bizden Avrupa dayanışması beklediğimiz, partizanca demagoji değil, bir ortak ve dost ülkenin dışişleri bakanına yakışmaz,” dedi.
Öte yandan aynı zamanda EPP üyesi olan Avrupa Göç Komiseri Magnus Brunner, Avrupa Komisyonu’nun Ceuta da dahil olmak üzere sınırlarının bütünlüğünü korumak konusunda İspanya’ya destek verdiğini ve bu konuyla ilgili olarak İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska ile temas halinde olduğunu belirtti.
Bir sözcü, Komisyon’un “bu göç akımlarıyla mücadele etmek ve Ceuta’ya yasadışı olarak giren kişilerin yürürlükteki kurallara uygun olarak hızlı bir şekilde geri gönderilmesini sağlamak amacıyla Fas ile İspanya arasında kurulan yakın işbirliğini” memnuniyetle karşıladığını belirtti.
Sözcü, “Ortak ülkelerle olan işbirliğimiz söz konusu olduğunda Fas, AB’nin kilit ve güvenilir bir ortağıdır. Geçtiğimiz yıllarda, göç ve sınır yönetimi ile kaçakçılıkla mücadele alanlarında işbirliğimizi yoğunlaştırdık. Şu anda ilişkilerimizi kapsamlı ve stratejik bir ortaklığa dönüştürmek için çalışıyoruz,” diye ekledi.
Avrupa
AB, Ukrayna’ya kredi programı kapsamında ek 8,3 milyar euro verecek

AB Konseyi, Ukrayna yardım planında yapılan değişiklikler kapsamında Kiev’e 2026 yılı için 8,3 milyar euro tutarında ek kaynak ayrılmasını onayladı. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, güncellenen planda reform adımlarının da öngörüldüğü bildirildi.
AB Konseyi, Ukrayna yardım planında yapılan değişiklikler çerçevesinde, Kiev yönetimine 2026 yılı için 8,3 milyar euro tutarında ek kaynak sağlanmasını onayladı.
Avrupa Komisyonunun resmi internet sitesinde yer alan açıklamada, “Avrupa Komisyonunun teklifi doğrultusunda, değiştirilen Ukrayna planında hukukun üstünlüğü ve yolsuzlukla mücadele alanları da dahil olmak üzere ek reform adımları öngörülmektedir” ifadesine yer verildi.
Avrupa Komisyonu, Mart 2024’ten bu yana uygulanan destek programı kapsamında Ukrayna’ya köprü finansman olarak 6 milyar euro, ön finansman olarak 1,89 milyar euro ve toplam tutarı yaklaşık 21,6 milyar euro olan yedi dilim halinde kaynak aktarıldığını bildirdi.
AB ülkeleri Kiev’e verilmesi planlanan krediyi 22 Nisan’da onaylamış, karar daha sonra Avrupa Birliği Liderler Zirvesi (AB Konseyi) tarafından kabul edilmişti.
AB, kredinin onaylanmasıyla eş zamanlı olarak Rusya’ya yönelik 20’nci yaptırım paketini kabul etmişti. Rusya ise yaptırımların etkisiz ve yasadışı olduğunu belirterek bunlara karşı çıkmayı sürdürüyor.
Ukrayna merkezli Yevropeyska Pravda (EP) gazetesinin Nisan ayında aktardığı bilgilere göre, AB’den sağlanacak kaynağın 30 milyar eurosu bütçe desteği, 60 milyar eurosu ise savunma harcamaları için kullanılacak. Bu miktar Ukrayna’nın iki yıllık finansman ihtiyacının üçte ikisini karşılıyor.
Bütçe finansmanı reform şartına bağlı kılınırken, askeri yardımlar Ukrayna’ya herhangi bir ek koşul öne sürülmeksizin aktarılıyor.
Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, Haziran ayı sonunda yaptığı açıklamada, kredi kapsamındaki 3,2 milyar euroluk ilk dilimin serbest bırakıldığını bildirmişti.
Öte yandan Uluslararası Para Fonu (IMF) Yönetim Kurulu, 8,1 milyar dolarlık kredi programı çerçevesinde Ukrayna’ya 690 milyon dolarlık bir dilim verilmesini onayladı.
Ukrayna hükümeti söz konusu dilime ilişkin anlaşmayı IMF ile teknik düzeyde 12 Haziran’da kararlaştırmıştı.
AB Konseyi, geçen yılın Kasım ayında Ukrayna’ya 1,8 milyar eurodan fazla kaynak ayrılmasını kararlaştırmıştı. Aynı ay içinde Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, dondurulan Rus varlıklarının gelirleriyle ödenen ERA Loans kredi programı ve Ukraine Facility hibe mekanizması kapsamında Ukrayna’ya 6 milyar euroluk finansal yardım sağlanacağını duyurmuştu.
Ukrayna, Ukraine Facility programı kapsamında 2025 yılının 2,3 milyar euro tutarındaki son dilimini Aralık ayında almıştı.
Avrupa
AB üyeleri İtalya’nın kararsızlığı nedeniyle savunma fonuna erişemiyor

İtalya, Avrupa Birliği’nin 14,9 milyar avroluk SAFE savunma kredisine ilişkin anlaşmayı imzalamayı geciktiriyor. Roma yönetiminin enerji krizi ve iç siyasi tartışmalar nedeniyle net bir tutum takınmaması, fondan yararlanmak isteyen diğer üye ülkelerin kaynağa erişimini engelliyor. Euronews, bu gecikme nedeniyle İtalya’nın Avrupa ülkelerini adeta “rehin aldığı” değerlendirmesinde bulundu.
İtalya, Avrupa Birliği’nin SAFE adlı savunma programı kapsamında tahsis edilen 14,9 milyar avroluk kredi sözleşmesini imzalamayı geciktiriyor.
Roma yönetiminin enerji krizi ve iç siyasette süregelen tartışmalar yüzünden talep edeceği nihai miktarı netleştirmemesi, diğer üye ülkelerin kullanılmayan kaynaklara erişmesini engelliyor.
Yeniden dağıtım için belirlenen sürenin yıl sonunda dolacağını aktaran Euronews, İtalya’nın bu tutumuyla Avrupa ülkelerini “rehin tuttuğunu” yazdı.
İtalya hükümeti daha önce 14,9 milyar avroluk kredi talebinde bulunmuş, bu başvuru Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Konseyi tarafından hızla onaylanmıştı. Ancak Roma yönetimi, çekilecek net miktar konusunda henüz nihai kararını vermedi.
İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani bu hafta yaptığı açıklamada, ülkesinin olası en yüksek miktar olarak 14,9 milyar avronun tamamını “rezerve ettiğini” ifade etti.
Tajani, hükümetin gerçek kredi hacmini ancak yıl sonuna doğru belirleyeceğini kaydetti. Dışişleri Bakanı’nın değerlendirmesine göre bu miktarın 6 ila 9 milyar avro arasında şekillenmesi bekleniyor.
Doğu bloğu ülkeleri kararsızlıktan rahatsız
Euronews’un haberine göre Roma’nın sergilediği bu kararsızlık Avrupa’da giderek büyüyen bir rahatsızlığa yol açıyor. Avrupa Birliği üyesi 17 ülke Avrupa Komisyonu ile anlaşmalarını tamamlamış durumda.
Ancak İtalya’nın pozisyonu nedeniyle, talep edilmeyen fona erişim sağlayamıyorlar. Başlangıçta aldıklarından daha fazla kaynak talep etmiş olan Polonya ve Litvanya’nın da aralarında bulunduğu doğu kanadı ülkelerinin bu fonlara özellikle ihtiyaç duyduğu kaydedildi.
SAFE kurallarına göre, harcanmayan tüm kaynakların yıl sonuna kadar yeniden dağıtılması gerekiyor. Euronews, İtalya’nın adım atmakta gecikmesi halinde Avrupa Komisyonu’nun eylül ayında İtalyan başvurusunu resmen kısıtlayabileceğini ve kalan yaklaşık 10 milyar avro için diğer ülkelerden başvuru almaya başlayabileceğini bildirdi.
Avrupa’nın Güvenlik Eylemi (SAFE), Avrupa hükümetlerinin askeri kapasitelerindeki eksikleri gidermeleri ve Ukrayna’ya verilen desteği sürdürebilmeleri için düşük faizli kredi sağlayan bir AB finansman mekanizması olarak işlev görüyor.
Toplam 150 milyar avro hacme sahip olan SAFE kredi mekanizması, birliğin yeniden silahlanması amacıyla geçen yılın mayıs ayında AB büyükelçileri tarafından onaylanmıştı.
Program, Avrupa Komisyonu’nun mart ayında duyurduğu 800 milyar avroluk “ReArm Europe” (Avrupa’yı Yeniden Silahlandırma) planının bir parçası niteliğini taşıyor.
Enerji krizi ve iç siyaset kararı zorlaştırıyor
İtalya’nın tereddütlü tutumunun arkasında bir dizi iç siyasi ve ekonomik gerekçe yatıyor. Ülke, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle yükselen enerji fiyatlarından olumsuz etkileniyor.
Bunun karşısında İtalyan hükümeti, enerji harcamalarını karşılayabilmek için AB’den bütçe esnekliği talep ediyor.
Diğer yandan, İtalya Fratelli d’Italia (İtalya’nın Kardeşleri), Lega (Lig) ve Forza Italia (Haydi İtalya) partilerinden oluşan iktidar koalisyonu içinde, yaklaşan seçimler öncesinde savunma harcamalarının artırılmasını eleştiren aşırı sağ kanadın baskısı artıyor. İtalya’da bir sonraki parlamento seçimlerinin en geç 22 Aralık 2027 tarihine kadar yapılması gerekiyor.
Euronews, mayıs ayında yayımladığı haberde İtalya’nın SAFE programında 14,9 milyar avro rezerve etmesine rağmen, daha sonra yalnızca imzalanmış sözleşmeleri kapsayacak şekilde 4 ila 5 milyar avro talep etme kararı aldığını duyurmuştu.
Başbakan Giorgia Meloni ve Dışişleri Bakanı Tajani, bu durumu enerji krizine öncelik verilmesi gereğiyle açıklamıştı. Roma’nın enerji harcamaları konusunda Brüksel’den bütçe esnekliği istediği ve bu nedenle SAFE projelerini sunma son tarihini kaçırdığı aktarılmıştı.
Meloni konuya ilişkin olarak, “Vatandaşlarımıza sadece savunma için para olduğunu söyleyemeyiz” ifadelerini kullanmıştı.
La Repubblica gazetesi de Meloni ile AB liderleri arasında Ukrayna konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını yazmıştı. Haziran ayı sonunda Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi, NATO müttefiklerinin Ankara Zirvesi’nde üzerinde uzlaşmayı planladığı metinde, Kiev’e 2026 yılında sağlanması öngörülen 70 milyar avroluk desteğin 2027 yılında da aynı seviyede korunmasının yer aldığını aktarmıştı.
Ancak İtalya, Kiev’e yönelik bu uzun vadeli finansman taahhüdüne karşı çıkarak ilgili taslak metne onay vermemişti.
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Dünya Basını4 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Görüş2 hafta önceEndüstriyel futbolun kıskacında bir dev: 2026 Dünya Kupası ve küresel ticaretin gölgesi
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek
Asya2 hafta önceRusya’nın benzin talebine Hindistan’dan ret
Dünya Basını3 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor












