Amerika
Pentagon, AUKUS nükleer denizaltı anlaşmasını gözden geçirmeye başladı

Pentagon, İngiltere ve Avustralya ile 2021 yılında imzalanan AUKUS denizaltı anlaşmasını gözden geçirmeye başladı.
Financial Times’ın konuya yakın altı kaynaktan aktardığına göre, ABD’nin projeyi iptal edip etmemesi konusunda karar verilecek gözden geçirme süreci, daha önce AUKUS hakkında şüphelerini dile getiren üst düzey savunma bakanlığı yetkilisi Elbridge Colby tarafından yürütülüyor.
Gözden geçirme, Londra ve Canberra’da endişe yarattı.
Bazı eleştirmenler ve uzmanlar, Çin’in deniz gücünün artmasıyla, donanmanın daha fazla Amerikan denizaltısı üretmekte zorlandığı için AUKUS anlaşmasının ülkenin güvenliğini zedeleyebileceğini söylüyordu.
Avustralya ve İngiltere, 2040’ların başında hizmete girecek SSN-Aukus adlı saldırı denizaltı sınıfını ortaklaşa üretmeyi planlıyor. Ancak ABD, mevcut filosunu emekliye ayırırken bu açığı kapatmak için 2032’den itibaren Avustralya’ya beş adet Virginia sınıfı denizaltı satmayı taahhüt etti.
ABD’nin AUKUS’tan çekilmesi halinde bu taahhüt neredeyse kesin olarak geçersiz hale gelecektir.
Geçen yıl, Colby X’te AUKUS’a şüpheyle yaklaştığını ve Tayvan konusunda bir çatışma durumunda ABD’nin SSN olarak bilinen nükleer güçle çalışan saldırı denizaltılarının sayısının azalmasının “delilik” olacağını yazdı.
Mart ayında Colby, Avustralya’nın SSN’lere sahip olmasının “harika” olacağını söyledi, ancak “önümüzdeki yıllarda çok gerçek bir çatışma tehdidi” olduğu ve ABD SSN’lerinin Tayvan’ı savunmak için “kesinlikle gerekli” olacağı konusunda uyarıda bulundu.
Nükleer teknoloji paylaşımı anlaşmasına şüpheyle yaklaşanlar, ABD’nin Avustralya’ya, Çin ile herhangi bir savaşta kullanma taahhüdü olmadan denizaltıları edinmesine yardım edip etmemesi gerektiğini de sorguladılar.
AUKUS’un ABD’li mimarı olan Biden yönetiminin dışişleri bakan yardımcısı Kurt Campbell, geçen yıl Avustralya’nın Tayvan üzerinde bir savaş durumunda ABD ile yakın işbirliği içinde çalışabilecek SSN’lere sahip olmasının önemini vurgulamıştı. Ancak Canberra, bu gemilere olan ihtiyacı Tayvan üzerinde bir çatışmayla ilişkilendirmemişti.
Bu gözden geçirme, ABD’nin müttefikleri arasında Trump yönetiminin bazı tutumlarına ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde geliyor. Colby, İngiltere ve diğer Avrupalı müttefiklere, Avrupa-Atlantik bölgesine daha fazla odaklanmalarını ve Hint-Pasifik’teki faaliyetlerini azaltmalarını söyledi.
AUKUS ile ilgili tartışmalara yakın bir kaynak, Canberra ve Londra’nın anlaşmanın gözden geçirilmesinden “inanılmaz derecede endişeli” olduğunu söyledi.
Campbell, Financial Times’a verdiği demeçte, “AUKUS, nesiller boyu ABD, Avustralya ve İngiltere arasında gerçekleştirilen en önemli askeri ve stratejik girişimdir” dedi.
“Koordinasyonu, savunma harcamalarını ve ortak hedefleri artırma çabaları memnuniyetle karşılanmalıdır. AUKUS’u baltalamaya yönelik her türlü bürokratik girişim, en yakın güvenlik ve siyasi ortaklarımız arasında güven krizine yol açacaktır” diye ekledi.
Savunma harcamalarını artırma baskısı
Pentagon, Avustralya’yı savunma harcamalarını artırmaya zorladı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, bu ay Canberra’yı harcamaları GSYİH’nin yüzde 2’sinden yüzde 3,5’e çıkarmaya çağırdı. Buna yanıt olarak Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, “Savunma politikamızı biz belirleyeceğiz” dedi.
Washington’daki CSIS düşünce kuruluşunda Avustralya uzmanı Charles Edel, “Avustralya’nın savunma harcamaları kademeli olarak artıyor, ancak diğer demokratik devletler kadar hızlı değil ve ne AUKUS ne de mevcut konvansiyonel kuvvetlerinin masraflarını karşılayacak düzeyde” dedi.
Hudson Enstitüsü’nde Avustralya savunma uzmanı John Lee, ABD’nin bu on yıl içinde Çin’i Tayvan’ı saldırmaktan caydırmaya odaklanması nedeniyle Canberra üzerindeki baskının arttığını söyledi.
Lee, Avustralya’nın savunma harcamalarını GSYİH’sinin yüzde 3’üne çıkarmazsa donanmasının hızla zayıflayacağını da sözlerine ekledi.
Lee, “Bu, Trump yönetimi için kabul edilemez” dedi. “Avustralya bu yolda devam ederse, Trump yönetiminin Avustralya’yı önümüzdeki beş yıl içinde askeri harcamalarını artırmaya zorlamak için Aukus’un 1. ayağını [denizaltılarla ilgili kısmı] dondurması veya iptal etmesi olasıdır” diye belirtti.
Önce Amerika
İncelemeye yakın bir kaynak, Colby’nin tek başına mı yoksa Trump yönetiminin daha geniş bir çabasının parçası olarak mı hareket ettiğinin belirsiz olduğunu söyledi. “Genel kanı, ilk seçeneğin doğru olduğu yönünde, ancak belirsizlik Kongre, diğer hükümet daireleri ve Avustralya’yı karıştırdı” dedi.
Pentagon sözcüsü, bakanlığın “önceki yönetimin bu girişiminin başkanın ‘Önce Amerika’ gündemiyle uyumlu olduğundan emin olmak için” AUKUS’u incelediğini söyledi. Hegseth’in “[savunma] bakanlığının öncelikle Hint-Pasifik bölgesine odaklanmasını sağlamak niyetinde olduğunu açıkça belirttiğini” de sözlerine ekledi.
Konuya yakın birkaç kişi, incelemenin 30 gün süreceğini söyledi, ancak sözcü zamanlamayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. “AUKUS’a yönelik yönetimin yaklaşımında herhangi bir değişiklik olması halinde, uygun olduğu zaman resmi kanallardan duyurulacaktır” dedi.
Bir İngiliz hükümet yetkilisi, Birleşik Krallık’ın incelemeyi bildiğini söyledi. “Bu, yeni bir yönetim için mantıklı” diyen yetkili, İşçi Partisi hükümetinin de AUKUS’u incelediğini kaydetti.
Yetkili, “Birleşik Krallık-ABD ilişkilerinin stratejik önemini yineledik, ek savunma harcamaları açıkladık ve AUKUS’a bağlılığımızı teyit ettik” diye ekledi.
Avustralya’nın Washington büyükelçiliği yorum yapmaktan kaçındı.
AUKUS anlaşması ve Çin’in tepkisi
ABD ve İngiltere’nin teknoloji transferiyle Avustralya’nın nükleer enerjiyle çalışan denizaltı filosu oluşturmasını hedefleyen AUKUS anlaşması, 16 Eylül 2021’de imzalanmıştı.
3 ülkenin isimlerinin İngilizcedeki kısaltmasından oluşan “AUKUS” adlı güvenlik anlaşması uyarınca Güney Avustralya eyaletinin başkenti Adelaide’deki tersanelerde nükleer enerjiyle çalışan en az 8 denizaltı inşa edilecek.
Anlaşma, Çin’in bölgedeki askeri gücünü dengelemeye yönelik bir pakt olarak değerlendiriliyor.
Çin, anlaşmaya tepki göstermiş, ittifakın bölgesel barış ve istikrarın yanı sıra nükleer silahların yayılmasına yönelik uluslararası çabalara zarar vereceğini vurgulamıştı.
AUKUS planları Çin’i mi endişelendirmeli yoksa Avustralya’yı mı?
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









