Bizi Takip Edin

Amerika

Pentagon ve Wall Street’ten ortak uyarı: ‘Batı’nın hayatta kalması için sadece beş yılımız kaldı’

Yayınlanma

ABD’nin önde gelen askeri ve ekonomik aktörlerinin bir araya geldiği Reagan Ulusal Savunma Forumu’nda, Çin’in yükselişi ve küresel çatışmalar karşısında Amerikan savunma sanayisinin hantallığı masaya yatırıldı. Yeni yönetim, bütçe engellerini aşmak ve donanmayı hızla büyütmek için “savaş ekonomisi” refleksleriyle hareket edileceğinin sinyalini verdi.

Kaliforniya’da düzenlenen Reagan Ulusal Savunma Forumu, Washington’ın yeni dönem stratejisini şekillendiren kritik tartışmalara sahne oldu.

Forumun merkezinde, Çin’in askeri üretim kapasitesindeki devasa artış, Amerikan bürokrasisinin yavaşlığı ve Ukrayna’dan Venezuela’ya uzanan çatışma alanlarındaki stratejik belirsizlikler yer aldı.

Yönetim ve Bütçe Ofisi (OMB) Direktörü Russ Vought ile JPMorgan CEO’su Jamie Dimon’ın uyarıları, ABD’nin savunma anlayışında köklü bir “paradigma değişimi” arayışında olduğunu ortaya koydu.

Tartışmaların odağında, ABD’nin teknolojik üstünlüğünü koruması için gereken hız ve kaynağın nasıl sağlanacağı sorusu vardı.

Bürokrasiye karşı savaş ilanı

Forumun en dikkat çekici çıkışlarından birini yapan OMB Direktörü Russ Vought, Pentagon ve Beyaz Saray’ın önündeki en büyük engelin kaynak eksikliğinden ziyade zaman ve bürokrasi olduğunu vurguladı.

Çin’in gemi inşa kapasitesinin ABD’nin 200 katı olduğuna dikkat çeken Vought, mevcut yörüngeyi değiştirmek için radikal adımlar atılacağını duyurdu.

Vought, “Sadece ek bir milyar dolar vermek size bir gemiyi daha erken teslim etmez. Kendi deyimiyle bürokrasiyi buldozerle ezmeliyiz” dedi.

Yönetimin savunma harcamalarını artırmak için Senato’daki 60 oy barajını aşacak “bütçe uzlaştırma” yöntemini kullanabileceğini belirten Vought, zamanın siyasi sermayeden daha kıymetli olduğunu savundu.

Vought, “Siyasi sermaye en kıt kaynağımız değil, onu her zaman inşa edebilirsiniz. Zaman en kıt kaynağımız” ifadelerini kullandı.

Gemi inşaatındaki kriz, forumun ana gündem maddelerinden biriydi. Vought, ABD’nin gemi üretiminin sadece yüzde 2’sinin yerli bağlantılı olduğunu, Çin’in ise küresel pazarın yüzde 74’ünü elinde tuttuğunu hatırlattı.

Bu dengesizliği gidermek için Güney Kore gibi müttefiklerin sermayesini ve uzmanlığını kullanmayı planladıklarını belirten Vought, “Mevcut gidişatı değiştirmek benim görevim” diye konuştu.

Batı’nın geleceği için beş yıllık kritik pencere

Finans dünyasının ağır toplarından JPMorgan CEO’su Jamie Dimon, savunma sanayisine yönelik 1,5 trilyon dolarlık bir yatırım inisiyatifi başlattıklarını duyurdu.

Dimon, Ukrayna savaşının Batı’nın güvenliği konusundaki illüzyonları yıktığını ve Amerika’nın askeri üstünlüğünü korumasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı.

Avrupa’nın parçalanma riski konusunda sert uyarılarda bulunan Dimon, “Batı’nın nasıl kaybedildiğine dair bir kitap yazarsak şayet, bu, burada işimizi düzgün yapmadığımız ve Avrupa’nın parçalanmasına izin verdiğimiz üzerine olacak” dedi.

Dimon, gerekli önlemlerin alınması için ne kadar süre kaldığı sorusuna net bir yanıt vererek “Beş yılımız var” diye konuştu ve ekledi: “Beş yıl demek, doğru şeyi yapmaya bugünden başlamanız gerektiği anlamına gelir.”

RTX CEO’su Chris Calio da tedarik zincirindeki kırılganlığa dikkat çekerek, Ukrayna savaşının üretim kapasitesindeki boşlukları gün yüzüne çıkardığını belirtti.

Calio, “Patriot gibi sistemlerde iki yıllık üretim boşlukları vardı. Javelin için çok yıllı boşluklar oluşmuştu” diyerek endüstrinin hızla ölçeklendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yapay zeka yarışında “cehennem manzarası” stratejisi

Hint-Pasifik Kuvvetleri Komutanı Amiral Samuel Paparo, savaşın karakterinin değiştiğini ve bu değişimin merkezinde yapay zeka, otonom sistemler ve verinin bulunduğunu anlattı.

Paparo, Çin’e karşı caydırıcılığın, saldırıyı düşman için maliyetli hale getirmekten geçtiğini belirtti.

Paparo, “Savaşın doğası asla değişmez, ancak karakterini etkileyen üç meta trend var” diyerek, bunları enformasyon operasyonları, drone savaşının yaygınlaşması ve hassas vuruş kabiliyeti olarak sıraladı.

Komutan, ABD’nin hedefinin “karar üstünlüğü” sağlamak olduğunu vurgulayarak, “Düşmanın görme ve algılama kabiliyetini kör etmek, aldatmak ve yok etmek için yapay zekayı kullanmak istiyorum” dedi.

Yapay zeka paneline katılan teknoloji yatırımcısı Joe Lonsdale ise ABD’deki düzenleyici engellerden yakındı.

Lonsdale, eyaletlerde yapay zekayı düzenlemek için bekleyen binlerce yasa tasarısı olduğunu belirterek, “Eğer tüm bu düzenlemelerin geçmesine izin verirsek, Çin’e karşı yapay zeka yarışını kazanamayız” uyarısında bulundu.

Ukrayna savaşında “son 10 metre” tartışması

Ukrayna’daki savaşın geleceği, forumun en hararetli tartışma konularından biriydi. Müzakere süreçlerinde aktif rol alan Emekli Korgeneral Keith Kellogg, çatışmanın sona ermeye yakın olduğunu ima ederek, “Hedefe giden son 10 metre her zaman en zorudur” değerlendirmesini yaptı.

Kellogg, savaşın insani maliyetinin devasa boyutlara ulaştığını ve bir neslin kaybedilme riskiyle karşı karşıya olunduğunu hatırlattı.

Ancak Demokrat Senatör Chris Coons, Putin’e verilecek herhangi bir tavizin tehlikeli olacağını savundu. Coons, “Putin bir haydut ve gangsterdir. Bir gangsterle, ‘Başparmağımı aldın, elimi de ister misin?’ diyerek pazarlık yapmazsınız” ifadelerini kullandı.

Coons, Ukrayna’ya NATO üyeliği yolunun kapatılmasının veya toprak tavizi verilmesinin, Çin gibi diğer otoriter rejimlere yanlış mesaj göndereceğini belirtti.

Finlandiya Savunma Bakanı Antti Hakkanen ise Avrupa’nın Rusya’ya karşı daha sert ekonomik yaptırımlar uygulaması gerektiğini vurgulayarak, “Putin’i masaya getirecek olan şey Rus ekonomisinin sert bir şekilde çökmesidir” dedi.

Venezuela ve “arka bahçe” güvenliği

Yeni yönetimin Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde Batı Yarımküre’nin güvenliğine öncelik vermesi, Venezuela ve uyuşturucu kartelleriyle mücadele konusunu ön plana çıkardı.

Eski Savunma Bakanı Leon Panetta ve Emekli Orgeneral Jack Keane, bölgedeki askeri hareketliliği ve olası rejim değişikliği senaryolarını tartıştı.

Panetta, ABD donanmasının yüzde 25-30’unun Venezuela açıklarına konuşlandırıldığını belirterek, “Bu filonun konuşlanmasından sonra Maduro hala oradaysa, bu açıkça başarısız bir görevdir” dedi.

General Keane ise yönetimin bölgeye kapsamlı bir bakış açısıyla yaklaştığını ve Maduro rejiminin kartellerle iç içe geçtiğini vurguladı. Keane, “Başkan rejim değişikliğiyle ilgilendiğini zaten söyledi çünkü Maduro’dan gitmesini istedi” diye konuştu.

ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine de “Anavatanı korumak artık sadece söylediğimiz bir terim değil, gerçek bir şey” diyerek, ordunun kendi mahallesini korumak için harekete geçeceğini belirtti.

Caine, Çin ile bir yapay zeka silahlanma yarışına girilip girilmediği sorusuna ise “Bir yapay zeka silahlanma yarışına girme ihtimalimiz var” yanıtını verdi.

Pentagon’da teknoloji devrimi ve insansız hava araçları

ABD Ordusu’nun modernizasyon çabaları, Lockheed Martin CEO’su Jim Taiclet ve General Randy George tarafından ele alındı.

Taiclet, Kızıldeniz’deki Husilere karşı yürütülen operasyonlarda yapay zekanın nasıl kullanıldığını anlattı. Aegis radar sistemlerinden gelen verilerin Starlink üzerinden New Jersey’deki bir merkeze aktarıldığını ve burada işlenerek hedeflerin ayırt edildiğini belirten Taiclet, “38 yanlış hedefi ikiye indirmemiz yaklaşık bir ay sürdü” dedi.

Taiclet ayrıca, F-22 pilotlarının kokpitten dronları kontrol etmesini sağlayan yeni bir teknolojiden bahsetti. “Bunu Apple Store’dan alabileceğiniz bir tabletle yapıyoruz” diyen Taiclet, bir pilotun parmak ucuyla sekiz insansız hava aracını (CCA) yönetebildiğini açıkladı.

General George ise ordunun “bir milyon drone” hedefine ulaşmak için çalıştığını ve insansız sistemlerin birliklere entegre edilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

George, “Temasın ilk olarak dronlarla sağlanacağını düşünüyorum” diyerek, savaş alanındaki dönüşümün kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

Yeni ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi: Küreselleşmenin sonu ve Monroe Doktrini

Amerika

Pentagon, Tomahawk çiplerinde tedarik sorunu yaşıyor

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre ABD’li savunma şirketleri, Tomahawk füzelerinde kullanılan mikroelektronik bileşenlerin yerli tedarikinde zorluklarla karşılaşıyor. SkyWater Technology yöneticisi Jim Will, geçmişte bu çipleri üreten ABD’deki fabrikanın artık faaliyet göstermediğini söyledi. Pentagon ise mühimmat üretimini artırma çabaları kapsamında yeni nesil savunma şirketleriyle anlaşmalar yapıyor.

ABD’nin önde gelen savunma şirketlerinin, Tomahawk seyir füzelerinin üretimi için ihtiyaç duyulan yerli mikroelektronik tedarikçilerini bulmakta ciddi zorluklar yaşadığı bildirildi.

Minnesota merkezli çip üreticisi SkyWater Technology şirketinin Direktörü Jim Will, Financial Times (FT) gazetesine yaptığı açıklamada, tedarik zincirindeki aksamaları doğruladı.

Jim Will konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Tomahawk füzelerindeki elektronik aksam iki yıllık değil, 10 veya 15 yıllık teknolojilere dayanıyor. Ancak üretimin yurt dışına kaydırılması veya diğer belirsiz nedenlerden dolayı, 10 yıl önce bu çipleri üreten Amerikan fabrikası artık mevcut değil” ifadelerini kullandı.

Haberde, Pentagon’un üretimi artırma planları kapsamında, geleneksel yöntemler yerine ticari usullere ve teknolojilere daha fazla ağırlık veren yeni nesil savunma şirketlerine yöneldiği kaydedildi.

ABD’li savunma yüklenicilerinin, İran’daki savaş sürecinde tükenen askeri stokları hızla yenileme baskısı altında olduğu ve Pentagon’un mühimmat üretimini artırma taleplerini karşılamakta zorlandığı belirtildi.

Üretimdeki bu gecikmelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile ülkenin önde gelen savunma sanayisi yöneticileri arasında yapılacak toplantının ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Ulusal Savunma Sanayii Birliği Başkan Yardımcısı Jen Stewart, Washington’da şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması ve daha hızlı hareket edilmesi konusunda partiler üstü bir uzlaşma olduğunu ifade etti.

Stewart, buna karşın ABD’deki savunma işletmelerinin sayısının 1990’lardan bu yana ciddi oranda azaldığına dikkat çekti.

FT’nin aktardığı bilgilere göre ABD hükümeti, Mayıs ayında Anduril, CoAspire, Leidos ve Zone 5 firmalarıyla, 2027 yılından itibaren başlamak üzere üç yıl boyunca düşük maliyetli seyir füzeleri üretilmesi amacıyla bir çerçeve anlaşma imzaladı.

Gelişmelerin öncesinde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ford ve General Motors dahil bazı otomotiv üreticilerinin Patriot ve Tomahawk füzeleri ile diğer silah sistemlerinin üretimine başlayabileceğini belirtmişti.

Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Anduril Industries şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Brian Schimpf ise 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, ABD’nin mevcut ihracat kontrol sisteminin gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Schimpf, askeri ticaret alanındaki katı kuralların düşük maliyetli ve etkili silahların seri üretimini engellediğini savunmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de CEO maaşlarında rekor artış

Yayınlanma

The Wall Street Journal’ın 391 üst düzey yöneticiyi kapsayan araştırmasına göre, 70 yönetici geçen yıl 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Gazete, bu artışın temel nedeninin şirket performansına ve piyasa değerine bağlanan hisse ve opsiyon paketleri olduğunu yazdı. Bazı yöneticilerin yıllık tazminat paketleri 200 milyon doların üzerine çıktı.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) hazırladığı yeni sıralamaya göre, ABD’deki üst düzey yöneticilerin tazminat paketlerinde dikkat çekici bir artış yaşandı.

Gazetenin araştırmasına göre 100 milyon doların üzerinde gelir elde eden yönetici sayısı belirgin şekilde yükselirken, bazı yöneticilerin yıllık kazançları 200 milyon dolar eşiğini de geçti.

Gazete, toplam 391 üst düzey yöneticinin verilerini inceledi.

Araştırmaya göre bu yöneticilerden 70’i 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti.

Listenin zirvesinde yer alan Elon Musk’ın tazminat paketinin değeri 158 milyar dolar olarak hesaplandı. WSJ, bu tutarın sıralamadaki diğer tüm yöneticilere yapılan ödemelerin toplamının 16 katına karşılık geldiğini yazdı.

Gazetenin hesaplamalarına göre geçen yıl 200 milyon doların üzerinde tazminat paketi alan yöneticiler arasında Figma’nın kurucusu ve yöneticisi Dylan Field 864 milyon dolarla ilk sırada yer aldı.

Onu 821 milyon dolarla yatırım ortaklığı Welltower’ın yöneticisi Shankh Mitra, 741 milyon dolarla gayrimenkul işlem platformu Opendoor Technologies’in CEO’su Kaz Nejatian, 248 milyon dolarla siber güvenlik şirketi CrowdStrike’ın CEO’su George Kurtz ve 205 milyon dolarla yarı iletken üreticisi Broadcom’un CEO’su Hock Tan izledi.

Yaşlı bakım evleri, hastaneler ve polikliniklere yatırım yapan Welltower’da ise dört üst düzey yönetici 100 milyon doların üzerinde tazminat paketi aldı.

Bu dört yöneticiye verilen toplam ödeme 1,3 milyar dolara ulaştı. Şirketin finans direktörü Tim McHugh’un tazminat paketi ise 167 milyon dolar olarak hesaplandı.

Araştırmaya göre S&P 500 şirketlerindeki CEO’ların medyan yıllık geliri 17,9 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. Listede yer alan yöneticilerin yarısından fazlası bir önceki yıla göre yüzde 9,8’in üzerinde gelir artışı elde etti.

WSJ, bu yükselişin temel nedeninin nakit ödemelerden ziyade “moonshot packages” olarak adlandırılan uzun vadeli hisse ve opsiyon planları olduğunu belirtti.

“Moonshot” ifadesi, son derece iddialı ve dönüştürücü hedefleri ifade etmek için kullanılıyor. Bu tür planlarda yönetim kurulları, üst düzey yöneticilere belirli miktarda hisse veya opsiyon tahsis ediyor; ancak bu ödüller yalnızca şirketin piyasa değerinde çok büyük artışlar gerçekleşmesi halinde hak ediliyor.

Gazete ayrıca CEO ücretleri ile hissedar getirileri arasında güçlü bir ilişki bulunmadığını da kaydetti.

Örnek olarak Robinhood’u gösteren WSJ, şirketin CEO’sunun yıllık ücretinin 3 milyon dolar olduğunu, ancak geçmiş yıllarda verilen hisse bazlı ödüllerin şirket hisselerindeki yükseliş sayesinde yaklaşık 1,1 milyar dolar değerine ulaştığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de Altın Kubbe savunma sistemi ilk sınavını geçti

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Altın Kubbe füze savunma programı kapsamındaki ilk kritik testlerin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Hegseth, sistemin ileri yönlendirilmiş enerji teknolojileri kullanarak insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil yaklaşan hedefleri otonom şekilde tespit edip imha ettiğini belirtti. Altın Kubbe projesi, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız sistemlere karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir savunma ağı olarak geliştiriliyor.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik füze savunma sistemi testlerinin başarıyla tamamlandığını duyurdu.

Hegseth, “Bugün Amerika için Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik testler tam başarıyla sonuçlandı ve buna bizzat tanıklık etme fırsatı buldum” ifadelerini kullandı.

Savaş Bakanı, testlerde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını belirterek sistemin yaklaşan hedefleri otonom biçimde tespit edip imha ettiğini söyledi.

Hegseth’e göre testlerde insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil tüm hedefler vuruldu ve süreç planlandığı takvime uygun şekilde yürütüldü.

Hegseth ayrıca yeni nesil teknolojilerle askeri unsurların entegrasyonunu sahada gözlemlediğini belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, 40. ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu hayata geçirdiğini ifade eden Hegseth, “Altın Kubbe ile Savunma Bakanlığı ülkemizi daha önce hiç olmadığı kadar güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçek, güçlü ve planlandığı şekilde ilerliyor” dedi.

Altın Kubbe nedir?

Altın Kubbe, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarına karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi olarak tasarlanıyor.

Program, yaklaşan tehditleri tespit etmek, takip etmek ve gerektiğinde önlemek için geniş bir uydu ağı kurulmasını öngörüyor. Sistemin yüzlerce uydu içerebileceği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, küresel ölçekte bir füze savunma sistemi oluşturulmasına ilişkin kararı Ocak 2025’te imzaladı. Trump daha önce sistemin görev süresinin sona ereceği 2029 yılına kadar devreye alınmasını hedeflediğini açıklamıştı.

Projenin koordinasyonu Mayıs 2025’te ABD Uzay Kuvvetleri Generali Michael Guetlein’e verildi. Pentagon’un, Guetlein’in liderliğinde program planını Eylül 2025’te tamamladığı bildirildi.

Uzay tabanlı savunma ağı hedefleniyor

Trump, sistemin kara, deniz ve uzay tabanlı yeni nesil teknolojilerden oluşacağını açıkladı. Reuters’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre proje, füze tespiti ve takibi için 400 ila 1.000’in üzerinde uydu ile bunları imha etmek amacıyla kinetik önleyiciler veya lazerlerle donatılmış yaklaşık 200 saldırı uydusunun konuşlandırılmasını öngörüyor.

Japonya merkezli Nikkei, Japonya’nın da projeye katılabileceğini ve füze tespit sistemlerinde yapay zeka ile kuantum teknolojilerinin kullanılmasının değerlendirildiğini yazdı.

Trump, Altın Kubbe’nin maliyetini 175 milyar dolar olarak açıklarken, projeye yönelik ilk 25 milyar doların ekonomik düzenleme paketi “One Big Beautiful Bill” (Büyük, Güzel Yasa) içinde yer aldığını söyledi.

Buna karşılık ABD Kongresi Bütçe Ofisi, sistemin önümüzdeki 20 yıldaki toplam maliyetinin 831 milyar dolara ulaşabileceğini hesapladı.

Bloomberg ise Aralık 2025’te yayımladığı değerlendirmede, Çin, Rusya ve Kuzey Kore’nin birleşik kapasitesine karşı tam kapsamlı koruma sağlayacak bir sistemin maliyetinin 1,1 trilyon dolara çıkabileceğini öngördü.

Reuters, Nisan 2025’te Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin, yazılım firması Palantir ve insansız sistem üreticisi Anduril ile birlikte sistemin temel bileşenleri için yürütülen yarışta öne çıktığını aktardı.

Northrop Grumman, L3Harris Technologies, Boeing, RTX ve Lockheed Martin de potansiyel yükleniciler arasında gösteriliyor.

Guardian: Sistem aşamalı devreye alınacak

The Guardian daha önce yayımladığı haberinde, Trump’ın açıklamalarına rağmen Altın Kubbe’nin 2028 sonuna kadar tam kapasiteyle hizmete girmesinin beklenmediğini yazdı.

Habere göre sistem aşamalı olarak devreye alınacak; ilk aşamada Pentagon veri entegrasyonuna odaklanacak, daha sonra uzay tabanlı silah sistemlerinin geliştirilmesine geçilecek.

Kaynaklara göre ABD’nin yaklaşık 18 ay içinde yaklaşan füze tehditlerini takip edecek askeri uydu ve uzay iletişim ağını kurması mümkün görülüyor. Bu ağın Altın Kubbe’nin temelini oluşturacağı değerlendiriliyor.

Rusya ve Çin’den tepki

Altın Kubbe projesi Rusya ve Çin’in tepkisini çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada projenin stratejik istikrarı zayıflattığını belirtirken, Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova sistemi ABD’nin önleyici saldırı doktrininin “son derece tehlikeli” bir yansıması olarak nitelendirdi. Kremlin ise yeni füze savunma sistemi geliştirilmesini ABD’nin egemenlik hakkı olarak değerlendirdi.

Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zhang Xiaogang, projenin uzayda silahlanma yarışını hızlandırabileceği uyarısında bulundu. Rusya ve Çin daha sonra ortak açıklamalarında, uzayın silahlı çatışma amacıyla kullanılmasına yönelik girişimlere karşı olduklarını bildirdi.

Kuzey Kore de projeye karşı çıkarak bunun uzayda nükleer çatışma riskini artırabileceğini savundu. Kanada Başbakanı Mark Carney ise ülkesinin projeye yatırım yapma ihtimalini değerlendirdiğini açıkladı. Japonya da programda yer alma seçeneğini inceleyen ülkeler arasında bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English