Ortadoğu
Pentagon’un İran ikilemi: Trump ‘seçenek çok’ diyor, sahadaki gerçekler aksini söylüyor

Trump yönetimi, İran’a devreye sokabileceği çok sayıda askeri seçeneği bulunduğunda ısrarcı. Ancak bu menü, bir yıl öncesine kıyasla çok daha sınırlı.
Bir zamanlar Başkan’ın emrine amade olan Amerikan birlikleri ve gemileri Karayipler’e kaydırılmış durumda. Geçen yıl Orta Doğu’ya gönderilen kritik bir Amerikan savunma sistemi ise Güney Kore’ye geri döndü. Yönetimden yetkililer, büyük askeri varlıkların bölgeye sevkiyatına dair bir plan bulunmadığını belirtiyor.
Trump, İran liderliğini veya askeri tesisleri hedef alan hava saldırıları emrini hâlâ verebilir. Fakat seçenekleri, ABD’nin İran’ın nükleer tesislerini vurduğu Haziran ayına göre bile daha azalmış durumda.
Üstelik Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılması emrini verdikten sadece bir hafta sonra, yeni bir saldırının ABD’yi bölgede başka bir savaşa sürükleyip sürüklemeyeceğini sorgulayan yasa yapıcılarla da mücadele etmek zorunda.
“Amaç ne? Askeri güç sizi bu amaca nasıl ulaştıracak?”
Politico’ya konuşan Senato Silahlı Hizmetler Komisyonunun en kıdemli Demokrat üyesi Rhode Island Senatörü Jack Reed, yönetimin stratejisini sorgularken şu ifadeleri kullandı:
“Amaç ne? Askeri güç sizi bu amaca nasıl ulaştıracak? Halklarını baskı altına aldıkları kesin, ancak Başkan, askeri bir saldırının halka yardım edeceğini veya hükümetin tutumunu dramatik bir şekilde değiştireceğini henüz kanıtlayabilmiş değil.”
Trump yönetimi, Kızıldeniz, İran ve Venezuela’daki askeri operasyonların yüksek temposu nedeniyle giderek azalan ABD silah stoklarını tüketiyor.
Bu darboğaz, özellikle İran silahlarının menzili içindeki ABD güçlerini koruyan hava savunma sistemleri için belirgin hale geldi.
Washington’un bir saldırı düzenlemesi ve İran’ın buna güçlü bir karşılık vermesi durumunda, ABD’nin elinde Amerikan güçlerini Tahran’ın roket ve füze cephaneliğine karşı savunacak sınırlı sayıda önleyici füze kalabilir.
Pentagon, Katar’daki el-Udeyd Hava Üssü’nde 10 bin asker bulundururken, Irak, Suriye ve Ürdün’de daha küçük birlikler konuşlandırıyor.
Ulusal güvenlik konularını konuşmak üzere isminin gizli kalması koşuluyla konuşan eski bir savunma yetkilisi, “Eğer bu uzun vadeli bir karşılıklı saldırı silsilesine dönüşürse, önleyici kapasiteniz çok daha önemli hale gelir. Bu cephede çok hızlı bir şekilde zor bir duruma düşebiliriz” uyarısında bulundu.
Beyaz Saray: “Başkan’ın elinde tam bir menü var”
Beyaz Saray ise Başkan’ın elinde çok sayıda seçenek olduğu konusunda ısrarlı. Sözcü Anna Kelly, “Başkan Trump’ın elinde İran ile ilgili tam bir seçenekler menüsü var” dedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, gazetecilere yaptığı açıklamada, üst düzey yetkililerin Salı günü ABD’nin vereceği yanıtı görüşmek üzere toplandığını, ancak Trump’ın toplantıya katılmadığını aktardı.
Dün Truth Social üzerinden bir paylaşım yapan Trump, İran yönetiminin “büyük bir bedel ödeyeceğini” savundu. Trump, açıktan darbe çağrısı yaparak “Protestocuların anlamsızca öldürülmesi DURANA kadar İranlı yetkililerle tüm görüşmeleri iptal ettim. YARDIM YOLDA” ifadelerini kullandı.
Donanma Karayipler’de, Patriotlar Kore’de
Ancak Politico’ya konuşan bir yönetim yetkilisi, ABD birlikleri veya varlıkları için büyük bir sevkiyat hazırlığı olmadığını belirtti.
Geçen yıl Orta Doğu’dan rotası değiştirilen USS Ford, Venezuela operasyonunun ardından Karayipler’de kalmaya devam ediyor. Trump’ın Haziran ayında Orta Doğu’ya gönderdiği iki uçak gemisi USS Vinson ve USS Nimitz ise bölgeden çoktan ayrıldı.
Honolulu Savunma Forumu’nda konuşan General Xavier Brunson, geçen yıl Güney Kore’den Orta Doğu’ya gönderilen Patriot füze savunma sisteminin Kasım ayında geri döndüğünü açıkladı. Brunson, “Şu anda yarımadadalar” dedi.
Pentagon Sözcüsü Kingsley Wilson ise yaptığı açıklamada, “Savunma Bakanlığı, Başkomutan’ın emirlerini her zaman ve her yerde yerine getirmeye hazırdır” diyerek kurumun Başkan’ın kararlarına desteğini vurguladı.
ABD, haziran ayında Trump’ın Amerikan bombardıman uçaklarına Atlantik’i geçip İran’ın nükleer tesislerini vurma emri verdiği operasyonda olduğu gibi, asker, gemi ve uçak yığmak yerine bölgeye hızla varlık sokup çıkarabilir.
Yetkililer, diplomasinin başarısız olması durumunda şiddetli siber saldırıların da bir ihtimal olduğunu belirtiyor.
“Büyük bir yığınak beklemeyin”
Deniz Kuvvetleri’nin Orta Doğu’daki güçlerinin son komutanı olan emekli Koramiral John Miller, “Körfez bölgesinde büyük bir askeri yığınak görmeyi beklememeniz gerektiğini düşünüyorum, buna gerçekten ihtiyacımız da yok” değerlendirmesinde bulundu.
Miller, “Göreceğimiz şey, ya Körfez’deki üslerimizden gelen ya da Amerika Birleşik Devletleri’nden kalkan küresel bir saldırı görevi olacaktır” dedi.
Miller, yönetimin hava saldırılarını tercih etmesi halinde, komuta sığınakları, askeri alanlar ve kilit iletişim noktaları dahil olmak üzere “İran yönetiminin ağırlık merkezlerine” odaklanmasını beklediğini ifade etti.
Fakat Kongre’deki en sıkı Trump müttefikleri bile ABD askerlerini içeren bir İran operasyonuna destek verme konusunda isteksiz görünüyor.
Oklahoma Senatörü Cumhuriyetçi Markwayne Mullin, “İran’ı işgal etmek bize düşmez, görevimiz İran halkını korumak. Oraya kara gücü göndermeyeceğiz” diye konuştu.
Kuzey Dakota Senatörü Kevin Cramer, müttefiklerle koordine edilebilecek ek yaptırımlar ve ekonomik baskı gibi “kinetik olmayan çözümleri” tercih ettiğini söyledi.
Hem Senato Çoğunluk Lideri John Thune hem de Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker, İran’a yönelik olası saldırılar konusunda kendilerine brifing verilmediğini belirtti.
Böylesi bir hamle, Kongre’den yeni bir uyarıyı da beraberinde getirme riski taşıyor. Geçen hafta beş Cumhuriyetçi senatör, Başkan’ın ABD silahlı kuvvetlerini Venezuela’da kullanmasını engellemeyi öngören tasarıyı ilerletmek için Demokratlarla birlikte hareket etti. Bu oylama, Trump’a yönelik en güçlü itirazlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Trump’ın yetkilerini sınırlama yönünde oy kullanan Kentucky Senatörü Rand Paul, “Eğer askeri olarak başka bir ülkeye agresif bir şekilde girecekseniz, Anayasa gereği Kongre’den izin istemek zorundasınız” uyarısında bulundu.
Ortadoğu
Kuveyt iki İranlı diplomatı istenmeyen kişi ilan etti

Kuveyt, gece saatlerinde ülke topraklarını hedef alan İran İHA ve balistik füze saldırılarının ardından iki İranlı büyükelçilik personelini “istenmeyen kişi” ilan etti ve ülkeyi terk etmeleri için 24 saat süre verdi. İran ise ABD’nin son saldırılarında Kuveyt ve Bahreyn topraklarının kullanıldığını belirterek iki ülkenin siyasi liderliğini doğrudan sorumlu tuttu.
Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, gece saatlerinde ülke topraklarını hedef alan İran İHA ve balistik füze saldırılarına tepki olarak iki İranlı büyükelçilik personelini “istenmeyen kişi” (persona non grata) ilan etti. Diplomatlara ülkeyi terk etmeleri için 24 saat süre verildi.
Bakanlık, iki İranlı diplomatik personelin görevine son verildiğini ve sınır dışı edilmelerine karar verildiğini açıkladı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamad Süleyman el-Maşan, İran’ın Kuveyt Maslahatgüzarı Hamid Yakubi Far’ı bakanlığa çağırdı ve saldırıları kınayan resmi protesto notasını kendisine iletti.
Kuveyt yönetimi, füze saldırılarının ülkenin egemenlik haklarını ihlal ettiğini belirtti. Yetkililer, Kuveyt’in kendisini savunma konusunda “tam ve doğal bir hakka” sahip olduğunu vurguladı.
İran tarafı ise operasyonun, kendisine yönelik düşmanca eylemlerde kullanılan yabancı askeri unsurlara ev sahipliği yapan Kuveyt’e karşı “meşru bir yanıt” olduğunu ifade etti.
Saldırılar havalimanı ve askeri tesislerin yakınlarını vurdu
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından düzenlenen saldırıların, batılı güçlerin lojistik merkezi olarak değerlendirilen Kuveyt Uluslararası Havalimanı çevresi dahil kritik stratejik tesisleri hedef aldığı bildirildi.
Kuveytli yetkililer, havalimanındaki Terminal 1’in füze saldırıları nedeniyle ağır hasar gördüğünü açıkladı. Yetkililer, saldırılarda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 63 kişinin yaralandığını bildirdi.
İran füzelerinin asıl hedefinin ise İran’a yönelik hava saldırılarında kullanıldığı belirtilen Ali el-Salem ve Arifcan hava üsleri olduğu kaydedildi.
Bu nedenle, sivil havalimanında meydana gelen ağır hasarın, İran füzelerini önlemeye çalışırken başarısız olan Kuveyt hava savunma sistemine ait bir önleme füzesinden kaynaklanmış olabileceği ihtimali gündeme geldi.
Aynı gece İran Devrim Muhafızları’nın Kuveyt ile eş zamanlı olarak Bahreyn’deki hedeflere de füze fırlattığı aktarıldı.
İran Kuveyt ve Bahreyn’i sorumlu tuttu
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ordusunun Keşm Adası’ndaki bir telekomünikasyon kulesi ile Hürmüz Boğazı’ndaki bir petrol tankerini hedef alan son bombardımanlarına tepki gösterdi.
Bakanlık, ABD uçakları ile füzelerinin Bahreyn ve Kuveyt topraklarından çıkış yaptığını tespit ettiklerini açıkladı. İran, her iki ülkenin siyasi liderliğini bu saldırılardan doğrudan sorumlu tuttuğunu bildirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin söz konusu eylemlerinin 8 Nisan’da sağlanan ateşkesi açık biçimde ihlal ettiğini belirtti. Bakanlık ayrıca bu saldırıların Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ulusal egemenliği güvence altına alan 2. Maddesinin 4. Fıkrasına aykırı olduğunu ifade etti.
Tahran yönetimi, gelecekte yaşanabilecek herhangi bir saldırganlığa karşı, saldırının çıkış noktası olan ülkeleri doğrudan hedef alacak şekilde tüm savunma kapasitesini seferber edeceği uyarısında bulundu.
Şubat ayı sonlarında İran’a karşı başlayan ABD-İsrail savaşı bölgedeki gerilimi yüksek seviyede tutmayı sürdürüyor.
Ortadoğu
İsrail’in Lübnan saldırılarında can kayıpları artıyor

ABD’nin tek taraflı ateşkes ilan etmesinin üçüncü gününde, İsrail ordusu Lübnan genelindeki hava saldırılarını ve zorunlu tahliye emirlerini artırdı. Ülkenin güneyindeki bombardımanlarda aralarında bir ilkyardım görevlisinin de bulunduğu çok sayıda sivil hayatını kaybederken, Washington’da yürütülen diplomatik görüşmelerde askeri hareket özgürlüğü dayatması pürüz yaratmaya devam ediyor.
İsrail ordusu, Washington’ın tek taraflı ateşkes ilanının ardından Lübnan genelindeki hava saldırılarını ve zorunlu tahliye emirlerini artırdı.
Son olarak başkent Beyrut’un hemen güneyindeki Halde otoyolunda seyir halindeki bir araç insansız hava aracı (İHA) tarafından vurulurken, ülkenin güneyindeki bombardımanlarda en az yedi kişi öldü, onlarca kişi de yaralandı.
İsrail’in Lübnan’a yönelik askeri tırmanışı, ABD’nin tek taraflı ateşkes açıklamasına rağmen 3 Haziran’da da hız kesmeden devam etti. Tel Aviv yönetimi, ülkenin güneyi başta olmak üzere birçok bölgede düzenlediği bombardımanları ve yoğun hava saldırılarını artırdı.
Çarşamba günü öğle saatlerinde, başkent Beyrut’un hemen güneyinde yer alan Halde otoyolundaki bir araç, İsrail İHA’sı tarafından hedef alındı. Saldırıda bir kişinin yaralandığı bildirildi.
Ülkenin güneyindeki el-Huş kasabasına düzenlenen İsrail saldırısında ise en az altı sivil hayatını kaybetti. Ayrıca, Arabsalim köyüne yönelik bir başka İHA saldırısında, er-Risale İzciler Derneği’ne bağlı ilkyardım görevlisi Ali Selman Nasr öldü.
Bu son kayıpla birlikte, 2 Mart’tan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Lübnanlı ilkyardım ve arama kurtarma görevlisi sayısının en az 134’e yükseldiği belirtildi.
Güneydeki Kevseriyet el-Riz ve Zirariye kasabaları da gün içinde düzenlenen iki ayrı hava saldırısının hedefi oldu. Halde otoyolundaki saldırı öncesinde, güney bölgelerinde en az beş aracın daha İsrail İHA’ları tarafından vurulduğu aktarıldı. Sur, Nebatiye ve güneyin diğer bölgelerinde yıkıcı hava saldırıları ile yoğun topçu atışları gün boyu kesintisiz sürdü.
Tel Aviv yönetimi, çarşamba sabahından itibaren Lübnan’ın güneyindeki Arzi, Kevseriyet el-Riz, Zirariye, Cbaa, Humin el-Fevka, İrkay ve Harayeb’in bir kısmını kapsayan üç yeni zorunlu tahliye emri yayımladı.
Bölge sakinlerine, planlanan hava saldırıları öncesinde evlerini derhal terk etmeleri yönünde uyarılarda bulunuldu.
İsrail’in bu aralıksız saldırıları, Lübnan ile İsrail arasında Washington’da yürütülen doğrudan görüşmelerin ikinci gününde meydana geldi.
Söz konusu doğrudan müzakerelerin yürütülmesi, Lübnan yasalarına aykırı olması gerekçesiyle iç kamuoyunda tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Diğer taraftan Hizbullah, Lübnan’ın güneyindeki İsrail askeri birliklerine karşı eylemlerini sürdürüyor.
Bununla birlikte direniş güçlerinin sınır ötesi operasyonlarını büyük ölçüde azalttığı, son iki günde ise yalnızca Kiryat Şimona bölgesine yönelik birkaç şüpheli İHA sızması gerçekleştirdiği bildiriliyor.
Diplomatik temaslar ve hareket özgürlüğü şartı
ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi geç saatlerde Lübnan’da tek taraflı bir ateşkes ilan etmişti. Bu ilan, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerinin tamamı için tahliye emri çıkararak başkente yönelik büyük bir bombardıman dalgası tehdidinde bulunmasından birkaç saat sonra gelmişti.
Ancak Tel Aviv’in, İran’ın Washington ile görüşmeleri sonlandırma ve İsrail’i yeniden vurma tehditleri üzerine ABD’den gelen baskıyla bu planlanan büyük saldırıdan geri adım atmak durumunda kaldığı ifade ediliyor.
Washington yönetimi ve Lübnan’ın ABD Büyükelçiliği, Hizbullah’ın karşılıklı saldırıların durdurulmasını öngören ABD teklifini kabul ettiğini öne sürdü.
Bu teklife göre İsrail sadece başkent Beyrut’a saldırmaktan kaçınacak, buna karşılık Hizbullah da İsrail topraklarına yönelik eylemlerine son verecekti.
Ancak Hizbullah yönetimi ve Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri bu kısmi teklifi reddederek, tüm Lübnan topraklarını kapsayacak eksiksiz ve topyekûn bir ateşkes talebini yineledi.
İsrail ise Hizbullah’ın operasyonları tamamen durmadığı takdirde Beyrut’a yönelik askeri harekat planını devreye sokacağını belirtiyor.
Tel Aviv ayrıca, varılacak herhangi bir ateşkes anlaşmasında Lübnan topraklarında askeri açıdan “hareket özgürlüğü” talep ediyor. Bu şart, egemenlik ihlali oluşturduğu gerekçesiyle Lübnan tarafınca tamamen reddediliyor.
Ortadoğu
ABD, Hürmüz’de gizli taktiğe geçti

ABD ordusunun, Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat etmeyi öngören “Özgürlük Projesi” askıya alınmasına rağmen bölgedeki ticari gemilere yardım etmeyi sürdürdüğü ancak bu faaliyetleri artık gizli tuttuğu bildirildi. Bloomberg’in askeri kaynaklara dayandırdığı habere göre, ABD güçleri doğrudan eşlik etmek yerine bölgede uzaktan koordinasyon, gözetleme ve anlık müdahale taktiklerini devreye soktu.
ABD Deniz Kuvvetleri, Washington’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere eşlik etmeyi öngören “Özgürlük Projesi” adlı girişimi durdurma kararının ardından, bölgeden geçen gemilere yardım etmeye devam ediyor.
Bloomberg’ün kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Amerikan ordusu bu faaliyetlerini artık kamuoyuna duyurmaktan kaçınıyor.
Bloomberg’in verileri ve ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) açıklamalarından derlenen bilgilere göre, boğazdan geçen ticari gemiler İran mayınlarından kaçınmak için transponder cihazlarını kapatıyor ve güneye, Umman kıyılarına daha yakın rotalar izliyor. Amerikan askeri unsurları ise bu süreçte gemilere destek sağlıyor.
CENTCOM Halkla İlişkiler Direktörü Deniz Albay Tim Hawkins pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Amerikan kuvvetleri gemilere doğrudan refakat etmese de bölgesel ve küresel ekonomi için hayati bir uluslararası koridor olan Hürmüz Boğazı’ndan engelsiz ve güvenli bir şekilde geçmek isteyen ticari gemilerle iletişim kurmaya ve koordinasyon sağlamaya devam ediyoruz” dedi.
Bloomberg, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in cumartesi günü yaptığı açıklamada, ABD’nin bölgedeki adımları sayesinde Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin eninde sonunda normale döneceğini belirttiğine dikkat çekti.
Hudson Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Bryan Clark, Amerikan kuvvetlerinin bölgedeki güncel taktiğini şu sözlerle açıkladı:
“Eğer ticari gemiler İran’ın karşı kıyısı boyunca ilerler ve transponderlarını kapatırlarsa, İran güçlerinin bu hareketliliği tespit etmek ve insansız hava araçları veya füzelerle saldırı düzenlemek için radarlar ya da gözlemciler kullanması gerekir. ABD Deniz Kuvvetleri ise bu faaliyetleri tespit edebilir ve İran ünitelerine misilleme saldırısı düzenleyebilir.”
Nitekim iki taşımacılık şirketi, boğazdan geçiş yaptıkları sırada gemilerinden birine İran’a ait hızlı hücum botlarının yaklaştığını, bu sırada helikopterlerin ortaya çıkarak botları bölgeden uzaklaştırdığını bildirdi.
Şirket yetkilileri, geçiş sürecinde ABD ordusuyla iletişim halinde olduklarını teyit etti.
CENTCOM’un salı akşamı yaptığı açıklama da ABD’nin bölgedeki aktif varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Komutanlık, bölge sularında yasal olarak seyreden sivil denizcileri hedef alan İran insansız hava araçlarının imha edildiğini duyurdu.
Denizcilik Ligi Deniz Stratejileri Merkezi uzmanı Steve Wills, ABD ordusunun hava ve füze savunmasını entegre eden modern AEGIS komuta kontrol sistemiyle donatılmış savaş gemilerini ve E-2D erken uyarı uçaklarını kullanarak gemi koruma faaliyetlerini koordine edebileceğini ekledi.
Wills, bu sistemlerin bölgede kapsamlı bir görüş sağladığını ve Hürmüz Boğazı üzerinde bir tür uzaktan fakat doğrudan gözetleme imkanı sunduğunu ifade etti.
Bloomberg, ABD Deniz Kuvvetlerinin mevcut aşamadaki adımlarının, Tahran’ın sert direnişiyle karşılaşan “Özgürlük Projesi”ne kıyasla taktiksel bir değişiklik gösterdiğini belirtiyor.
“Özgürlük Projesi” askıya alınmıştı
ABD Başkanı Donald Trump, 4 Mayıs gecesi yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından Basra Körfezi’nde mahsur kalan ticari gemilerin geçiş özgürlüğünü güvence altına alacaklarını duyurmuştu.
Trump, Ortadoğu’daki çatışmalara doğrudan dahil olmayan birçok ülkenin ABD’den bu yönde talepte bulunduğunu belirtmişti. “Özgürlük Projesi” adı verilen operasyon, bu açıklamanın ertesi sabahı başlatılmıştı.
Ancak Trump, 6 Mayıs’ta operasyonu askıya aldı. Kararını Pakistan ve diğer ülkelerden gelen taleplere bağlayan Trump, İran’a karşı yürütülen kampanyadaki “büyük askeri başarıları” ve Tahran ile nihai bir anlaşmaya varılması konusundaki “önemli ilerlemeyi” gerekçe gösterdi.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ise 18 Mayıs’ta Hürmüz Boğazı’nı yönetmek üzere devlet düzeyinde yeni bir kurum kurulduğunu açıkladı.
Bu kurumun, boğazdaki operasyonlara ilişkin gerçek zamanlı güncel bilgiler paylaşacağı belirtildi. İran parlamentosundan yapılan açıklamada ise Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer trafiğini yönetmek için profesyonel bir mekanizma hazırlandığı ve bu rotanın “Özgürlük Projesi”ne katılan ülkelere kapatılacağı vurgulandı.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı









