Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya ekonomisinde resesyon ve bankacılık krizi sinyalleri güçleniyor

Yayınlanma

Rusya Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP), Ocak 2026 verilerine dayanan raporunda, ülkede daha önce öngörülen sistemik bankacılık krizinin resmen başladığını duyurdu. Raporda, reel döviz kurundaki aşırı değerlenme ve yüksek faiz oranlarının bileşimiyle ekonominin Temmuz 2026’ya kadar resesyona girmesinin “yüksek olasılık” olduğu vurgulanıyor.

Rusya Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP), Ocak 2026 itibarıyla elde edilen verilere dayanarak hazırladığı raporunda, Rusya finans sistemine ilişkin kritik bulguları paylaştı.

Raporda, finansal istikrara yönelik risklerin artık birer ihtimal olmaktan çıkıp gerçekleşmiş gerçeklere dönüştüğü vurgulandı.

Uzmanlar, “Sistemimiz tarafından daha önce tahmin edilen sistemik bankacılık krizi, artık bu olaya ilişkin resmi kriterlere göre tescil edilmiş durumdadır (bir süre önce de kötü borçlar krizi kriterlere göre tescil edilmişti)” değerlendirmesinde bulundu.

Raporda yer alan verilere göre, mevcut krizin ölçeği şimdilik “orta seviyeli” olarak tanımlanıyor.

Bankacılık sisteminin toplam varlıklarının ve toplam kredi portföyünün yüzde 10’undan biraz fazlasının sorunlu olduğu kaydedilirken, belirli alanlarda durumun daha vahim olduğu belirtiliyor.

TsMAKP uzmanları, “Bazı alanlarda hasarın derinliği daha fazla olabilir; örneğin KOBİ kredilerinde bu oran ortalama yüzde 19 seviyesindedir” ifadelerini kullandı.

Ekonomik resesyon sinyalleri beş aydır güçleniyor

Finansal krizin yanı sıra reel ekonomi üzerinde de ciddi baskıların arttığı gözlemleniyor. TsMAKP’nin erken uyarı sistemi, Rusya ekonomisinin fiziksel GSYH hacminde negatif büyüme olarak tanımlanan bir resesyona girme ihtimalini güçlü bir şekilde işaret ediyor.

Raporda, “Sistem, son beş aydır ve her ay daha yüksek sesle, ekonomik resesyonun meydana geleceğini öngörüyor” denildi.

Ancak merkez, bu sinyallerin mutlak bir kaçınılmazlık olarak görülmemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Raporda, “Sistemdeki yüksek resesyon olasılığı sinyalinin bu olayın kader olduğunu anlamına gelmediği unutulmamalıdır. İlgili modeller hem teknik hem de yapısal tahmin hatalarına izin vermektedir” uyarısı yapıldı.

Yapısal hataların, modellerin ülkeler arası tarihsel verilere göre kalibre edilmesinden ve mevcut yerel ile zamansal benzersiz koşulları tam olarak dikkate almamasından kaynaklanabileceği ifade edildi.

Rublenin aşırı değerlenmesi ve yüksek faiz kıskacı

Analistler, risklerin tetiklenmesindeki temel faktörlerin değişimine dikkat çekiyor.

Raporda, “Risklerin öncü göstergelerinin davranış analizi yoluyla bu sinyallerin nedenleri incelendiğinde, faiz oranlarının dinamikleri gibi istikrarsızlaştırıcı bir faktörün yerini ruble döviz kurunun dinamikleri faktörünün aldığı görülmektedir” tespiti yapıldı.

Özellikle ulusal paranın reel anlamda aşırı değer kazanması, yerli üreticiler ve ihracatçılar üzerinde yıkıcı bir baskı oluşturuyor. Raporda bu durum şu sözlerle açıklandı:

“Rublenin reel anlamda yıllık yüzde 25 gibi ekstrem düzeyde güçlenmesi, hala yüksek olan (yavaş yavaş düşse de) faiz oranlarıyla birleşerek yerli iş dünyası için son derece sert parasal koşullar yaratmaktadır.”

Bu tablo karşısında, kurumsal segmentte, özellikle de petrol-gaz ve maden-metalürji şirketlerine verilen kredilerde kredi portföy kalitesinde keskin bir bozulma kaydedildiği aktarıldı.

Mevduat sahiplerinin “kaçış” riski yüksek seyrediyor

Erken uyarı sistemi, bankacılık sistemindeki likidite dengelerini bozabilecek bir diğer risk faktörü olan “mevduat sahibi kaçışı” (bank run) etkisine dair de uyarılarda bulunuyor.

Raporda, “Erken uyarı sistemi ayrıca mevduat sahibi kaçışı etkisinin ortaya çıkmasına dair yüksek riskler kaydetmektedir” denildi.

Şu an için bu durumun kitlesel bir harekete dönüşmemesinin nedeni, krizin “örtülü” doğasına bağlanıyor. Uzmanlar, “Banka krizinin gizli doğası nedeniyle bu etki henüz ortaya çıkmamıştır. Ancak kriz süreçlerinin derinleşmesi durumunda bu riskler yüzeye çıkabilir” değerlendirmesinde bulundu.

TsMAKP, bankacılık krizinin mevcut aşamasında mevduatların büyük kamu bankalarında yoğunlaşmasının, banka iflaslarını ve paniği önleyen bir faktör olduğunu da ekledi.

Sistemik kredi riskleri ve devlet desteğinin rolü

Kredi piyasalarındaki bozulma, 2023 ve 2024 yıllarındaki hızlı borç artışının ve ardından 2024 sonundaki sert faiz artışlarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Raporda, “Borç dışı sektörün borç hacmindeki hızlı artış ve ardından gelen faiz yükselişleri, bankacılık sisteminin genel varlık ve kredi portföy kalitesinin daha da bozulmasını önceden belirlemiştir” denildi.

Sorunlu kredilerin (IV-V kategorisindeki sallar) toplam portföy içindeki payı Haziran 2025’te yüzde 6,9’a ulaşarak bir önceki yıla göre 1 puanlık artış göstermişti.

Fakat yapılandırmalar dahil edildiğinde durum daha ciddi görünüyor. Raporda, “Merkez Bankası verilerine dayanarak, riskli yapılandırmaları ve IV-V kategori kredileri içeren sorunlu kredilerin payı üçüncü çeyrek sonunda yüzde 9,9 olarak tahmin edilmektedir” bilgisi verildi.

Rusya Merkez Bankası’nın KOBİ’lere yönelik destek önlemlerini Aralık 2025’te uzatması ve bankalara borç yapılandırma tavsiyesinde bulunması, bu oranın daha da yükselmesini frenleyen bir unsur olarak görülüyor.

Raporda, “Büyük ihtimalle gelecek ayların istatistikleri bu payın istikrara kavuştuğunu gösterecektir. Rusya Merkez Bankası’nın yapılandırmaları teşvik eden politikası buna katkı sağlayacaktır” denildi.

Resesyonun süresi ve çıkış senaryoları

Ekonomik aktivitedeki yavaşlama, küresel etkiler ve içsel dengesizliklerle birleşerek resesyonun uzun sürebileceği endişesini doğuruyor.

Raporda, “Giriş göstergesinin (SOI) değeri Kasım ayında kritik eşik olan 0,18’in üzerinde kalarak 0,44 seviyesine ulaşmıştır. Böylece sistem, Rusya ekonomisinin Temmuz 2026’ya kadar yüksek olasılıkla resesyona gireceği sinyalini vermeye devam etmiştir” ifadeleri yer aldı.

Resesyondan çıkış göstergeleri de benzer şekilde karamsar bir tablo çiziyor. Çıkış göstergesinin 0,35 olan kritik eşiğin çok altında, 0,05 seviyesinde kaldığı belirtildi.

TsMAKP raporunda, “Gösterge, üst üste üçüncü ay boyunca yaklaşan resesyonun bir yıldan fazla sürebilecek uzun süreli bir karakter taşıyabileceği sinyalini vermektedir” tespiti yapıldı.

ABD ekonomisindeki beklenen yavaşlama ve Rusya’nın cari işlemler dengesindeki düşüş, bu karamsar beklentiyi destekleyen dış faktörler olarak sıralandı.

Döviz piyasasında ruble üzerindeki baskı tersine dönüyor

Döviz piyasası tarafında ise ruble üzerindeki baskı, tarihsel kriz dönemlerinin aksine, paranın değer kazanması yönünde seyrediyor.

Döviz baskı endeksinin (EMP) Aralık başında -0,44 seviyesinde kalarak negatif bölgede olduğu belirtildi.

Raporda, “Bu durum, piyasa baskısının rublenin güçlenmesi yönünde devam ettiğini göstermektedir. Sistemik döviz riski göstergesi ise sıfır seviyesinde kalarak kritik düzeyden maksimum uzaklıktadır” bilgisi paylaşıldı.

Sonuç olarak, TsMAKP’ye göre gelecek bir yıl içinde geleneksel bir döviz krizi (paranın sert değer kaybı) yaşanma olasılığı oldukça düşük değerlendiriliyor.

Rusya

Rusya tüm dış borcunu yakında kapatmayı planlıyor

Yayınlanma

Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ülkenin dış borcunun sadece yüzde 10 seviyesinde olduğunu ve bu borcu yakında kapatacaklarını açıkladı. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu bünyesinde düzenlenen oturumda konuşan Siluanov, Rusya’nın dış mali altyapıdan bağımsız olduğunu ve ekonomik kararlarını tamamen kendi önceliklerine göre aldığını belirtti.

Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu’nda (SPIEF-2026) yaptığı konuşmada, ülkenin dış borcunun “sadece yüzde 10” seviyesinde olduğunu ve bu borcu yakında kapatacaklarını, böylece bu tür borçların kalmamasını umduğunu açıkladı.

Bakan Siluanov, Rusya’nın dış mali altyapıdan bağımsız olduğunu belirtti. Dış finansal hizmetlere yönelik tüm kesintilerin Rusya’nın hesaplama ve mali işlem kabiliyetlerini kesinlikle etkilemediğini kaydeden Siluanov, bütçe meselelerinde kararları, ülkedeki ihtiyaçlar ile önceliklerden yola çıkarak tamamen bağımsız bir şekilde aldıklarını ifade etti.

Mevcut duruma rağmen Rusya’nın G20 ülkeleri arasında en düşük borç seviyelerinden birine sahip olduğunu ekleyen Siluanov, ülkenin bütçe açığı kontrolünde ise ilk beşte yer aldığını bildirdi.

Siluanov’a göre, en önemli unsur egemenliğin ta kendisi olan bağımsız bir ekonomik politikanın yürütülmesi. Egemenliğin korunması ve bütçe kararlarına ciddi yaklaşılması çağrısında bulunan Siluanov, dış yatırım yokluğunda sadece iç imkanlara dayanarak devlet finansmanının istikrarının sağlanması gerektiğini dile getirdi.

Oturumun moderatörlüğünü yürüten Devlet Duması Bütçe ve Vergiler Komisyonu Başkanı Andrey Makarov, Siluanov’un bu sözlerine karşılık olarak, “Bir hukukçu olarak borçların geri ödenmesi gerektiğini anlıyorum ama hiç canım istemiyor” şeklinde espri yaptı.

Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, 1 Mayıs 2026 itibarıyla devletin dış tahvil kredilerinden kaynaklanan borcu, tahvillerin sahiplerinin yerleşik olup olmadığına bakılmaksızın 33,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.

Rusya Merkez Bankasının 1 Nisan verileri ise yerleşik olmayanlara yönelik devlet borcunun 1 Nisan itibarıyla 23 milyar dolar olduğunu gösteriyor.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, SPIEF oturumunda yaptığı konuşmada, finansal egemenliğin Rusya’nın ekonomik sorunlarının çözülmesi için temel bir koşul olduğunu belirtti.

Bugün dışarıdan yatırım akışının bulunmadığı bir ortamda yaşadıklarını ifade eden Siluanov, tamamen iç mali imkanlara güvendiklerini ve bunları kullandıklarını kaydetti.

Son üç yılda ekonomik büyümenin yaklaşık yüzde 10 düzeyinde gerçekleştiğini aktaran Siluanov, bu nedenle mali istikrar ile finansal egemenliğin ekonomik meselelerin çözümünü sağlamak için bir temel oluşturduğunu söyledi.

Bakan Siluanov, “Dış akışlara ve dış borçlanmalara bağımlı değiliz” vurgusunda bulundu. Rusya’nın bütçe meselelerinde kendi kararlarını tamamen bağımsız bir şekilde, ülkedeki ihtiyaçlar ve öncelikler doğrultusunda aldığını yanıtlayan Siluanov, bu sayede bütçe açığını kontrol etmeyi başardıklarını ve halkın reel gelirlerinin arttığını dile getirdi.

Siluanov, Ekonomik Kalkınma Bakanı Maksim Reşetnikov ve Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin ile birlikte SPIEF kapsamında düzenlenen “Küresel Belirsizlik Koşullarında Sürdürülebilir Ekonomik Büyüme Trendine Nasıl Geri Dönülür?” başlıklı oturuma katılıyor. Forum, Saint Petersburg kentinde 3-6 Haziran tarihleri arasında düzenleniyor ve bu yılki etkinlik “Pragmatik Diyalog – İstikrarlı Geleceğe Giden Yol” temasına odaklanıyor.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, oturum moderatörü Andrey Makarov’un “yeni bir darbe vurulması” durumuna ilişkin plan hakkındaki sorusuna, “Bizde sürekli darbe vuruluyor” yanıtını verdi.

Rusya’nın yeni bir darbe olasılığına karşı belirli bir “panzehir” geliştirdiğini belirten Siluanov, Ulusal Refah Fonunu (NWF) gerektiğinde kullandıklarını, konjonktür düzeldiğinde ise fona birikim yaptıklarını açıkladı.

Oturumun moderatörü, Devlet Duması Bütçe ve Vergiler Komisyonu Başkanı Andrey Makarov, Siluanov’a hitaben, “Güvenlik marjımızın artık o kadar da güçlü olmadığı ve yeni bir darbe vurulması durumunda bu tehditlere, risklere yanıt verecek kaynaklara, yani o rezervlere sahip olup olmayacağımız konusunda bir endişeniz yok mu?” sorusunu yöneltti.

Siluanov bu soruya, “Bizde sürekli darbe vuruluyor Andrey Mihayloviç. Ve bana göre buna karşı belirli bir panzehir çoktan geliştirildi. Bu birincisi. İkincisi, Ulusal Refah Fonunun azaldığını söylüyorsunuz ama biz bu fonu tam olarak bunun için, iyi yıllarda biriktirmek ve ihtiyaç duyulan yıllarda kullanmak üzere kurduk” şeklinde cevap verdi.

Bakanın açıklamalarına göre, Ulusal Refah Fonu sadece bütçe harcamalarını desteklemek için değil, aynı zamanda ekonomiye yatırım yapmak amacıyla da kullanılıyor. Fonu altyapısal ve teknolojik kalkınma için de kullandıklarını kaydeden Siluanov, bunun da ekonomik kalkınmaya katkı sağladığını belirtti.

Konjonktürün şu an biraz daha iyi olduğunu ve fona tekrar birikim yaparak onu geri koyacaklarını ifade eden Siluanov, rezerv oluşturma mantığının tam olarak bu rezervleri kullanmak, bütçeye yardım etmek, finansal piyasa üzerindeki baskıyı azaltmak ve önlerindeki görevleri geçmişte biriktirilen stokları kullanarak gerçekleştirmek olduğunu sözlerine ekledi.

Siluanov, güvenlik marjının sadece finansmanda olmadığını, bu marjın öncelikle ülkedeki insanlar ve teknolojik imkanlar olduğunu vurgulayarak konuşmasını tamamladı.

Maliye Bakanı nisan ayında yaptığı açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılmasına atıfta bulunarak, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı Rusya bütçesinin bir güvenlik marjına sahip olması gerektiğini söylemişti.

Siluanov, bu nedenle Rusya’nın en az üç yıllık bir nakit rezervine ihtiyaç duyduğunu kaydetmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Petrol fiyatlarındaki artış Rusya’nın bütçe açığını kapatmaya yetmedi

Yayınlanma

Rusya federal bütçesinin petrol ve gaz gelirleri, mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34 artarak 678,9 milyar rubleye ulaşsa da ilk beş aylık toplam gelirler geçen yılın yüzde 30 gerisinde kaldı. Güvenlik harcamalarının bütçenin yaklaşık yüzde 40’ını yutması nedeniyle Maliye Bakanlığı, savunma dışındaki kalemlerde milyarlarca rublelik kesinti ve harcama dondurma kararı önerdi.

Petrol fiyatlarının yükselmesiyle elde edilen ham madde gelirleri, yıla ilk dört ayda 5,8 trilyon rublelik rekor açıkla başlayan Rusya bütçesine ulaştı.

Federal kasa mayıs ayında petrol ve gazdan, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34 artışla ve ocak ile şubat aylarına kıyasla yaklaşık yüzde 70 daha yüksek bir seviyede, toplam 678,9 milyar ruble gelir elde etti.

Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, petrol gelirleri yıllık bazda yüzde 28 artarak 550 milyar rubleye, gaz gelirleri ise yüzde 56 artışa imza attı.

Bununla birlikte, bütçedeki her beş rubleden birini sağlayan maden çıkarma vergisinden (NDPI) elde edilen gelirler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 57, ocak ve şubat aylarına göre ise iki kattan fazla artış gösterdi.

Buna karşılık Raiffeisenbank analistleri, Maliye Bakanlığının Ulusal Refah Fonunu (NWB) desteklemek için yönlendirdiği ek gelirlerin beklentilerin üçte bir oranında altında kaldığını kaydetti.

Analistler 330 milyar ruble ek gelir öngörürken, fiili rakam 208 milyar ruble olarak gerçekleşti. Mayıs vergileri için ortalama petrol fiyatının varil başına 95 dolara ulaşarak 2014 yılından bu yana en yüksek seviyesini görmesine rağmen, bütçenin topladığı miktar, petrol fiyatlarının 70 dolar civarında seyrettiği ve aylık ortalama 700 ila 800 milyar ruble toplandığı 2024 yılının gerisinde kaldı.

Arikapital Genel Müdürü Aleksey Tretyakov, bütçenin vergi gelirlerini eksik almaya devam ettiğini ifade etti. Tretyakov, bu durumun temel sebebinin, bahar aylarında petrol rafinerilerine yönelik bir dizi saldırıyla karşılaşan petrol şirketlerine ödenen sübvansiyonlar olduğunu belirtti.

Bütçenin maden çıkarma vergisinden 1 trilyon ruble toplamasına rağmen, her üç rubleden birini petrol üreticilerine iade ettiği aktarıldı.

Bu kapsamda petrol şirketlerine “damping mekanizması” üzerinden 204 milyar ruble, ters özel tüketim vergisi üzerinden ise 153 milyar ruble geri ödendi. Benzin perakende fiyatlarını istikrara kavuşturmayı amaçlayan damping mekanizması kapsamında, petrol şirketlerine sadece nisan ve mayıs aylarında bütçeden 400 milyar rubleden fazla ödeme yapıldığı ve bunun 2023 yılından bu yana en yüksek rekor tutar olduğu bildirildi.

Petrol gelirleri ilk beş ayda geçen yılın gerisinde kaldı

Yılın ilk 5 ayının birikimli toplamında petrol ve gaz gelirleri, geçen yılki 4,24 trilyon rubleye karşı 2,98 trilyon rublede kalarak geçen yılın yüzde 30 altında seyretmeye devam ediyor.

Raiffeisenbank raporuna göre, yılbaşından bu yana yüzde 6 değer kazanan güçlü ruble bütçeyi olumsuz etkiliyor.

Ayrıca petrol üretiminin geçen yılki günlük 9,2 milyon varilden günlük 8,8 milyon varile gerilemesi ve petrol rafinerisindeki zorluklar nedeniyle petrol şirketlerine yönelik sübvansiyonların artması da bütçe üzerinde baskı oluşturuyor.

Bütçeye ek petrol gelirleri girse de yetkililer, bu hacmin İçişleri Bakanlığı, Rusya Ulusal Muhafızları (Rosgvardiya), Federal Güvenlik Servisi (FSB) ve diğer kolluk kuvvetlerinin bütçeleri dahil federal kasanın neredeyse yüzde 40’ını, yani 16,8 trilyon rubleyi yutan “güvenlik” harcamalarını karşılamaya yetmediği görüşünü taşıyor.

Bloomberg’e konuşan hükümete yakın kaynaklar, ekonomide bir iyileşme hissedilebilmesi için petrol fiyatlarının yıl boyunca 100 dolar civarında kalması gerektiğini dile getirdi.

Financial Times’ın aktardığı verilere göre, artan bütçe açığı sebebiyle Maliye Bakanlığı, savunma ile ilgili kalemler dışındaki tüm maddelerde cari yıl bütçe harcamalarını 2,9 trilyon ruble tutarında dondurmayı teklif ediyor.

Maliye Bakanı Anton Siluanov’un mektubunda, harcamaların sınırlandırılmaması halinde, yıl sonuna kadar “olumsuz senaryoda” bütçe aşımının 4 trilyon rubleye ulaşabileceği uyarısı yer aldı.

Siluanov, artan askeri harcamaları karşılamak amacıyla cari 3 yıllık bütçe döneminin tamamında bütçe kısıntısına gidilmesini önerdi.

Bu kapsamda, bu yılki yaklaşık 3 trilyon rublenin yanı sıra, 2027 yılında 5,4 trilyon ruble ve 2028 yılında 7,1 trilyon rublelik harcamanın “dondurulması” öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’nın en büyük ekonomi forumunda dev anlaşmalar imzalandı

Yayınlanma

Rusya’nın en önemli iş etkinliği olan St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu, son yıllarda trilyonlarca ruble değerinde anlaşmalara ev sahipliği yaparak küresel iş bağlantılarının merkezi haline geldi. Bu yıl 130’dan fazla ülke ve bölgeden 20 bini aşkın katılımcıyı ağırlayacak olan forum, diplomatik ilişkilerin 100. yılı vesilesiyle Suudi Arabistan’ı konuk ülke olarak misafir edecek.

Rusya’nın en önemli iş etkinliği olan XXIX. St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF), 3 Haziran’da kapılarını açıyor.

Kuzey başkentinde 1997 yılından bu yana her yıl düzenlenen (sadece 2020 yılında Kovid-19 salgını nedeniyle gerçekleştirilemeyen) ve 2006 yılından beri Rusya Devlet Başkanı’nın himayesinde ve katılımıyla yürütülen forumun son yıllardaki öne çıkan verileri ve imzalanan en büyük anlaşmalar şöyle:

Bu yılki SPIEF-2026 organizasyonuna 130’dan fazla ülke ve bölgeden 20 binden fazla kişinin katılması bekleniyor. Diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yıl dönümü vesilesiyle bu yılki forumun konuk ülkesi Suudi Arabistan olacak.

Geçen yıl bu statü Bahreyn’e, 2024 yılında ise Umman’a verilmişti. Krallık heyetine Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman başkanlık edecek.

Forumun organizatörü olan Roscongress Vakfı’nın verilerine göre, 2025 yılındaki forum 144 ülkeden 24 bin 200 katılımcı ile tarihi bir rekor kırmıştı.

Genel katılımcı sayısındaki artışla birlikte, son yıllarda forumu ziyaret eden Rus ve yabancı şirket temsilcilerinin sayısı da yükseliyor. Geçen yıl bu sayı, bir önceki yılın 8 bin 300 ve 2022 yılının 1700 olan seviyelerini geride bırakarak 8 bin 700’ün üzerine çıktı.

SPIEF, iş bağlantıları kurma noktasında her geçen gün daha aktif bir platforma dönüşüyor. Roscongress ve Rusya Kamuoyu Araştırma Merkezi (VtSIOM) tarafından ortaklaşa yapılan bir ankete göre, 2022 yılında katılımcıların yalnızca yüzde 29’u forumdaki temel amaçlarının kendileri için önemli ortaklarla ilişkiler kurmak olduğunu belirtirken, bu oran 2025 yılında yüzde 44’e yükseldi.

Bunun yanı sıra, anketin yapıldığı an itibarıyla bu tür bağlantıları halihazırda kurmayı başarmış olan katılımcıların oranı da artış gösterdi. Bu gösterge 2022 yılındaki yüzde 12 seviyesinden 2025 yılında yüzde 27’ye ulaştı.

Ticari sır niteliğinde olan ve tutarı açıklanmayan anlaşmalar hariç tutulduğunda, 2007 yılından bu yana SPIEF kapsamında toplam değeri 47,5 trilyon rubleyi aşan anlaşmalar imzalandı.

Forum tarihinde 2013 yılı, toplam 9,6 trilyon ruble değerinde 102 anlaşmanın imzalanmasıyla rekor bir dönem oldu. O yıl ve aynı zamanda SPIEF tarihindeki en büyük işlem, Rosneft ile Çin Ulusal Petrol ve Gaz Şirketi (CNPC) arasında uzun vadeli petrol sevkiyatına yönelik yapılan 270 milyar dolarlık anlaşma olarak kayıtlara geçti.

2025 yılının sonuçlarına göre ise katılımcılar, toplam 6,48 trilyon ruble değerinde 1084 anlaşmaya imza attı. 2024 yılında ise 6,49 trilyon ruble tutarında 1073 anlaşma imzalanmıştı.

Son yılların en büyük anlaşmaları

SPIEF-2021 kapsamında imzalanan en büyük proje, Leningrad Bölge Valisi Aleksandr Drozdenko ile Rusgazdobıça AŞ Genel Müdürü Konstantin Mahov tarafından imzalanan, Ust-Luga’da 868 milyar ruble değerindeki entegre gaz işleme ve petrokimya tesisi inşaatı anlaşması oldu.

İnşaat süreci Gazprom ve Rusgazdobıça (operatör Ruskhimalliance) tarafından yürütülüyor. Etan içerikli gaz işleme kompleksi her yıl 45 milyar metreküp gaz işleyecek ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) üretimi 13,1 milyon ton olacak. Ham madde olarak Nadım-Pur-Tazovskiy bölgesinden gelen gaz kullanılacak. Gaz işleme kompleksinin ilk etabının 2026 yılında, LNG tesisinin ilk etabının ise 2027 yılında işletmeye alınması planlanıyor.

Aynı forumda Russkaya Platina, VEB ve VTB, Krasnoyarsk Krayı’ndaki Çernogorskoye maden yatağının geliştirilmesine yönelik toplam yatırım tutarı 570 billion ruble olan bir iyi niyet anlaşması imzaladı.

Yıllık 7 milyon ton bakır-nikel cevheri işleme kapasitesine sahip maden zenginleştirme tesisinin ilk etap inşaat maliyeti o dönemde 190 milyar ruble olarak öngörülürken, bu tutar daha sonra 240 milyar rubleye yükseldi. Yaptırımların etkisiyle tesisin işletmeye alınma tarihi 2026 yılının ikinci yarısına ertelendi.

2022 yılında ise çok sayıda büyük ölçekli anlaşma gerçekleştirildi. Rus şirketi Novıy Suhoputnıy Zernovıy Koridor (Yeni Kara Tahıl Koridoru) ile Çin devlet kuruluşu China Chengtong International Investment, Çin’e Sibirya tahılı tedarik edilmesini ve Ural, Sibirya ile Uzak Doğu bölgelerinde silo ağının geliştirilmesini öngören bir sözleşme imzaladı. Anlaşmanın toplam değeri yaklaşık 1 trilyon ruble olarak belirlendi ve sevkiyatlar 2023 yılının mayıs ayı sonunda başladı.

Aynı yıl St. Petersburg Forumu’nda Sber ve DOM.RF, 2022-2025 döneminde 1 trilyon rubleye kadar ipotek teminatlı menkul kıymet ihraç edilmesine yönelik bir mutabakat zaptı imzalayarak Rusya menkul kıymetleştirme piyasasında rekor bir seviyeye ulaştı. Bu hedefe Aralık 2025’te ulaşıldı.

Diğer bir büyük işlem ise Rusya Demiryolları (RJD) ile VTB arasında imzalanan beş yıl vadeli ve 630 milyar rubleye kadar olan kredi anlaşması oldu. Bu anlaşma, Avrupa kaynaklı kredilerin kısmen ikame edilmesine ve ulaşım altyapısının modernizasyonunun sürdürülmesine olanak tanıdı.

SPIEF-2023’ün en büyük işlemi, Rusal bünyesindeki Russkiy Alyuminiy Menedjment AŞ ile Leningrad Bölgesi hükümeti arasında bölgede iki etaplı bir alümina fabrikası inşa edilmesine yönelik anlaşma oldu. Proje; dört teknolojik alümina üretim hattı, derin deniz limanı ve liman altyapısı, çamur depolama alanı, enerji altyapısı ve yardımcı tesislerin inşasını kapsıyor.

Projeye yapılması planlanan yatırım tutarı 400 milyar ruble olarak açıklandı. İlk etabın 2028 yılında işletmeye alınması hedefleniyor. Tesisin inşası, yerli alüminyum sanayisinin ihtiyaç duyduğu ham maddenin ülke içinden karşılanmasına katkı sağlayacak.

Ayrıca Leningrad Bölgesi, Samolet Şirketler Grubu ile 323,2 milyar rublelik bir işbirliği sözleşmesi imzaladı. Sözleşme kapsamında sonraki 11 yıl içinde bölgede 2,26 milyon metrekare konut inşa edilmesi planlanıyor. Geliştirici firma ayrıca 2034 yılına kadar 13 anaokulu ve sekiz okul inşa edecek.

2024 yılındaki forum sırasında VEB.RF ve RusHydro, Uzak Doğu’da termik santral modernizasyonu projelerinin uygulanmasında işbirliği yapmak üzere bir anlaşma imzaladı.

Toplamda altı proje finanse edilecek: Partizanskaya GRES’in genişletilmesi, Neryungrinskaya GRES’in ikinci etabının inşası, Vladivostokskaya TETs-2’nin rekonstrüksiyonu, ayrıca Artemovskaya TETs-2, Habarovskaya TETs-4 ve Yakutskaya GRES-2’nin ikinci etabının inşası. Yeni veya modernize edilen enerji tesislerinin toplam elektrik kapasitesi 2100 MW, toplam yatırım hacmi ise 650 milyar ruble olacak.

SPIEF-2024 kapsamında Tomsk Bölgesi hükümeti de on yıl vadeli 500 milyar rublelik büyük bir sözleşmeye imza attı. Anlaşmaya göre Sibagro AŞ, Tom Nehri’nin sol yakasında konut, ticari, eğitim, spor ve kültür tesislerinin yer alacağı yeni bir bölge inşa edecek.

2025 yılının en büyük anlaşması, VEB.RF ile Natsproektstroy Şirketler Grubu arasında imzalanan kamu-özel ortaklığı projelerine yönelik işbirliği mutabakat zaptı oldu. Anlaşma çerçevesinde 2030 yılına kadar yaklaşık 1 trilyon ruble tutarında yatırım yapılması öngörülüyor.

Kaynaklar; büyük köprü geçişlerinin ve şehir çevre yollarının inşasına, ana altyapının geliştirilmesine, deniz ve nehir limanlarının genişletilmesine aktarılacak. VEB.RF, SPIEF-2025 kapsamında toplamda 1,6 trilyon ruble değerinde 12 anlaşma imzaladı.

2025 yılı forumunun diğer büyük işlemleri arasında, RJD ile Alfa-Bank arasında demiryolu altyapısının geliştirilmesini finanse etmek amacıyla kurulan 400 milyar rubleye kadar limitli kredi hattı anlaşması yer aldı.

Aynı dönemde St. Petersburg hükümeti ile Birleşik Gemi İnşa Şirketi, St. Petersburg’daki Severnaya Verf tersanesinin 2030 yılına kadar 300 milyar ruble yatırımla modernize edilmesi konusunda anlaşmaya vardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English