Bizi Takip Edin

Diplomasi

Rusya, Myanmar üzerinden Güneydoğu Asya’da güç kazanıyor

Yayınlanma

Myanmar, Rusya, Çin ve Hindistan’ın katılımıyla topraklarındaki lojistik projeleri ve enerji altyapısı çalışmalarını hızlandırıyor. Nikkei gazetesinin analizine göre yaptırımlar nedeniyle pazar kaybeden Moskova için bu ortaklık, Güneydoğu Asya bölgesinde kalıcı bir konum elde etme fırsatı sunuyor.

Myanmar, Rusya, Çin ve Hindistan’ın katılımıyla ülke topraklarındaki lojistik projeleri ve enerji altyapısı geliştirme çalışmalarına hız verdi.

Nikkei gazetesinin analizine göre bu işbirliği, Moskova açısından Güneydoğu Asya pazarında kalıcı bir konum elde etme fırsatı sunuyor.

Rus enerji şirketi Inter RAO, 5 Haziran günü Myanmar ile elektrik üretimi alanında işbirliği yapılması amacıyla bir mutabakat zaptı imzaladı. Nisan ayında ise taraflar; petrol rafinasyonu, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesisleri ve gübre üretimini kapsayan işbirliği çerçevesini Inter RAO ve RC-Investments fonu ile birlikte onayladı.

İşbirliğinin merkezinde Dawei Özel Ekonomik Bölgesi projesi yer alıyor.

Nikkei gazetesi, Moskova’nın bu projede daha önce çekilen Japonya ve Tayland’ın yerini alabileceğini belirtiyor.

Rusya ile Myanmar, Dawei bölgesine Rus LNG’sinin sevk edilmesini, burada gazlaştırma işlemi yapıldıktan sonra Tayland’a ihraç edilmesini görüşüyor.

Yaptırımlar nedeniyle geleneksel pazarlarının bir kısmını kaybeden Rusya için Myanmar alternatif bir ticaret yolu niteliği taşıyor.

Myanmar Başbakan Yardımcısı Nyo Saw, ülkesini Büyük Okyanus ile Hint Okyanusu arasında bir “kara köprüsü” olarak tanımlıyor.

Aynı zamanda Çin, Myanmar üzerinden Hint Okyanusu kıyısındaki Kyaukpyu limanına uzanacak ekonomik koridorun inşasını hızlandırıyor. Bu kapsamda inşa edilen demiryolunun önümüzdeki yıllarda sınır kenti Ruili’ye ulaşması bekleniyor.

Hindistan ise Myanmar üzerinden geçen Kaladan çok modlu transit ulaşım projesini ve Tayland’a uzanan otoyol projesini destekliyor.

Ancak bu projelerin ilerleyişi, ülkede 2021 yılından bu yana ordu ile etnik gruplar arasında süren çatışmalar nedeniyle yavaşlıyor.

Şubat ayında Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, Myanmar’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında askeri yönetimin lideri Min Aung Hlaing’e, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tüm alanlarda işbirliğini derinleştirme kararlılığını teyit eden mesajını iletti.

Rusya, Myanmar’a endüstriyel ekipman, mineral gübreler, petrol ürünleri ve tıbbi malzemeler ihraç ediyor.

Moskova aynı zamanda ülkeye Su-30 savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve helikopterler de dahil olmak üzere yüksek teknolojili silah tedarik eden ana aktör konumunda bulunuyor. Geçen yıl ekim ayında iki ülke arasında karşılıklı olarak vize muafiyeti uygulaması başlatıldı.

Diplomasi

İngiltere, Ukrayna’ya çok uluslu güç göndermeye hazır olduğunu açıkladı

Yayınlanma

Büyük Britanya Başbakanı Andy Burnham, ateşkes sağlandıktan sonra Ukrayna topraklarında çok uluslu bir güç konuşlandırmaya hazır olduklarını açıkladı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelen Burnham, Kiev’e elektronik harp teknolojisi devredileceğini de duyurdu.

Büyük Britanya, Ukrayna topraklarında ateşkes rejimine ulaşıldıktan sonra çok uluslu bir güç konuşlandırmaya hazır olduğunu duyurdu.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmede açıklamalarda bulundu.

Portsmouth kentinde yer alan Queen Elizabeth uçak gemisinde yapılan görüşmede Zelenskiy, göreve gelmesinden bu yana yeni İngiliz Başbakanı tarafından kabul edilen ilk yabancı lider oldu.

Independent gazetesinin aktardığına göre Burnham görüşmede, “Barışı güvence altına almanıza yardımcı olacağız. Müttefiklerimizle birlikte istekliler koalisyonuna liderlik etmeyi sürdüreceğiz. Nihayet bir ateşkes sağlandığında, Ukrayna’nın uzun vadeli güvenliğini pekiştirmek için çok uluslu bir güç konuşlandırmaya hazır olacağız” ifadelerini kullandı.

Kiev’e “tam ve koşulsuz bir ateşkes” sağlanması ve müzakerelerin yeniden başlaması konusunda destek sözü veren Burnham, “Yüzde yüz Ukrayna’nın yanındayız. Sayın Cumhurbaşkanı, ben şahsen yüzde yüz sizinleyim. Bu ülkenin Ukrayna’ya karşı üstlendiği tüm taahhütleri eksiksiz yerine getireceğim” dedi.

Başbakan Burnham ayrıca Ukrayna’ya ait “Stone Cloak” insansız hava araçlarının korunması için yeni İngiliz elektronik harp teknolojilerinin Kiev’e devredileceğini açıkladı. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, bu elektronik harp cihazlarından binlercesinin daha önce Ukrayna’ya teslim edildiği belirtildi.

Tablet büyüklüğündeki bir elektronik harp sistemi olan Stone Cloak, insansız hava araçlarına monte edilerek bunların hava savunma sistemleri tarafından tespit edilmesini zorlaştırıyor.

Yapılan açıklamada, “Fikri mülkiyet haklarının devredilmesi sayesinde Ukrayna artık Stone Cloak sistemini kendi bünyesinde büyük miktarlarda üretebilecek. Bu durum cephe hattındaki ve genel olarak Avrupa’daki savunmayı güçlendirecek” denildi.

Burnham daha önce yaptığı açıklamada da Moskova’nın Londra’nın kararlılığından “şüphe duymaması” gerektiğini vurgulamıştı. İngiltere Başbakanı, ülkesinin Ukrayna’nın yanında kalmayı sürdüreceğini ve İngiltere’nin Kiev’e desteğinin sarsılmaz olduğunu belirtmişti.

Kremlin ise daha önce yaptığı açıklamalarda, Ukrayna’ya Avrupa askeri yerleştirilmesinin Rusya sınırlarında bir NATO varlığının ortaya çıkması olarak değerlendirileceğini duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da bu durumu kabul edilemez olarak nitelendirmiş ve bu tür askeri güçlerin meşru askeri hedefler olarak görüleceğini açıklamıştı. Bakanlık, Ukrayna’ya asker sevk edilmesinin “yabancı müdahale” anlamına geleceğini kaydetmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Silah tekelleri askeri startup’lara büyük paralar yatırıyor

Yayınlanma

Dünyanın en büyük silah şirketleri, hızla değişen modern savaş ortamına uyum sağlamaya çalışırken, bu yıl askeri startup’lara rekor düzeyde yatırım yaptı.

Financial Times’ın (FT) Dealroom tarafından derlenen verilerden aktardığına göre, Lockheed Martin ve BAE Systems gibi Batı hükümetleri ve ordularıyla uzun süredir bağları olan savunma devleri, bu yılın başından bu yana toplam 4,1 milyar dolarlık rekor bir risk sermayesi turuna katıldı.

Danışmanlık odaklı yatırım bankası PJT’nin havacılık ve savunma alanındaki faaliyetlerini yöneten ortaklarından Gwen Billo şöyle konuştu:

“Son dönemdeki çatışmalar, mevcut yerleşik platformların yeni ve devrim niteliğindeki teknolojilerle bir arada var olduğu modern bir savaş türüne duyulan ihtiyacı ortaya koydu. Yeni savunma teknolojileri kalıcı olacak ve savunma devleri bu teknolojilere erişimlerini sağlamak istiyor.”

Bu değişim, Londra’nın dışındaki Farnborough’da düzenlenen bu yılki sektörün en önemli etkinliğinde de gözle görülür bir şekilde ortaya çıktı.

Geleneksel olarak sivil havacılık sektörünün hakim olduğu bu etkinlikte, 1.636 katılımcının rekor bir oranda yarısı savunma sektöründen geliyordu.

Etkinliği en son ürünlerini sergilemek için kullanan savunma teknolojisi startup’ları, bankacılar ve potansiyel yatırımcılar tarafından ilgi gördü.

Bu yatırımcılar arasında askeri donanım sektörünün en büyük isimleri de yer alıyordu.

Hükümetler, son dönemdeki çatışmalar, özellikle de Ukrayna Savaşı karşısında askeri harcamalarını artırdı.

Bu durum, önleme füzelerinden otonom insansız hava araçlarına kadar, üretimi daha hızlı ve daha ucuz olan silahlara olan ihtiyacı daha da belirgin hale getirdi.

Dealogic tarafından derlenen verilere göre, birleşme ve satın almalar ile fon toplama faaliyetleri de dahil olmak üzere küresel savunma sektöründeki anlaşmaların toplam değeri bu yıl şimdiden 40 milyar doları aştı.

Bu rakam, 2019’da kaydedilen 59 milyar dolarlık önceki yıllık rekoru kırma yolunda ilerliyor.

En büyük silah üreticileri, artan devlet harcamaları ve hızlı dönüşüm dalgasından yararlanmak isteyen, daha hızlı ve teknoloji odaklı rakiplerle giderek daha fazla rekabet etmek zorunda kalıyor.

Bir zamanlar avcı uçakları, savaş gemileri ve küçük silahlar gibi ana pazarlarına odaklanabilen savunma sektörünün önde gelen şirketleri, artık risk sermayesi yatırımcıları gibi düşünmeye adapte olmak zorunda kalıyor.

Fransız savunma teknolojisi grubu Thales, deniz robotik ve navigasyon şirketi Exail Technologies’i 3,9 milyar avro değer biçilen bir anlaşma ile satın almayı planlıyor.

Thales, anlaşmayı kazanmak için bir diğer Fransız grubu Safran’ı geride bıraktı.

Aynı gün, Lockheed Martin, Thales dahil rakiplerini geride bırakarak, özel sermaye şirketi Advent’ten deniz teknolojisi grubu Ultra Maritime’i 3,45 milyar dolara satın aldı.

Bu teklif savaşları, büyük savunma holdinglerinin hem birleşme ve satın almalar yoluyla hem de büyük ölçekli sermaye artırımı yatırımlarıyla savunma teknolojisi portföylerini güçlendirme konusundaki artan istekliliğini ortaya koyuyor.

Etkinlik organizatörlerine göre, bu yoğun faaliyet, Farnborough’da finans sektöründen rekor düzeyde katılımla da kendini gösterdi.

350 kuruluştan yatırımcılar, bankacılar ve fon temsilcileri dahil olmak üzere 650’den fazla kişi etkinliğe katıldı.

Bu ayın başlarında, Alman drone üreticisi Quantum Systems, Airbus da dahil olmak üzere yatırımcıların desteğiyle yaklaşık 8 milyar dolarlık bir değerlemeyle 1,2 milyar dolarlık yeni fon topladı.

İngiliz deniz savunma şirketi Kraken Technology ise 9 Temmuz’da, Rheinmetall da dahil olmak üzere yatırımcıların desteğiyle 1 milyar dolarlık “unicorn” değerlemesinde 175 milyon dolarlık bir fon topladığını duyurdu.

Avrupa’nın önde gelen bir savunma şirketinden bir yönetici ve bir havacılık danışmanı, yatırımcıların şirketlere çoğunlukla savunma teknolojileri ve savaşın geleceği hakkında sorular yönelttiğini belirtti.

Bu sorular, hava ve deniz insansız hava araçları ile karşı önlemlerin giderek daha önemli bir rol oynadığı, Ukrayna’da devam eden savaş ve ABD’nin İran’la çatışmasından çıkarılan derslere dayanıyordu.

Önde gelen savunma şirketleri, potansiyel olarak kârlı teknolojilere erken aşamada erişim sağlamak amacıyla hem araştırma ve geliştirme faaliyetlerine hem de risk sermayesi fonlarına yaptıkları yatırımları artırdı.

Vertical Research Partners’ın analizine göre, büyük sivil faaliyetleri nedeniyle Airbus ve Boeing hariç tutulduğunda, dünyanın en büyük silah üreticilerinden 13’ünün 2021’den 2026’ya kadar iç Ar-Ge harcamalarını yüzde 25’in üzerinde artırarak 11,6 milyar dolara çıkardığı tahmin ediliyor.

İngiltere merkezli BAE, geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın en tanınmış savunma sektörü girişim destekçilerinden Lakestar ve Expeditions’ın yönettiği iki fona 50 milyon avro tutarında yatırım taahhüdünde bulundu.

Benzer şekilde, ciro açısından dünyanın en büyük silah üreticisi olan Lockheed, geçen hafta Birleşik Krallık ve Avrupa’daki savunma teknolojisi girişimlerine en az 100 milyon dolar yatırım yapacağını açıkladı.

Bu adım, şirketin girişim yatırım kolunu 400 milyon dolardan 1 milyar dolara çıkarma planlarının ardından geldi.

Lockheed’in operasyon direktörü Frank St John, FT’ye verdiği demeçte, şirketin savunma teknolojisi alanında “Avrupa’da henüz keşfedilmemiş bir potansiyel” gördüğünü belirterek, “bu bahçeyi sulayıp neyin filizleneceğini görmek” istediklerini ekledi.

St John, fon kapsamında ABD’li grubun, startup’ları yeni projeler üzerinde çalışan mühendisleriyle eşleştirerek “bu teknolojileri kendi ürün yelpazesine nasıl entegre edebileceğini” değerlendirdiğini söyledi.

Almanya merkezli Airbus’ın savunma ve uzay iş kolu, geçen hafta hem sivil hem de askeri kullanım amaçlı teknolojileri hedefleyen yeni bir fonun ana yatırımcısı olduğunu açıkladı.

Hedef büyüklüğü 500 milyon avro olan E2D fonu, hava, deniz ve uzay alanlarındaki yatırımları hedefleyecek.

Avrupalı havacılık ve savunma grubu, Ukrayna merkezli SkyFall ve Estonyalı füze üreticisi Frankenburg Technologies dahil olmak üzere birçok savunma teknolojisi girişimi ile ortaklıklar kurdu.

Airbus Defence and Space’in savunma dijital ve siber satış müdürü Andreas Reinecke, Ukrayna dahil olmak üzere son dönemdeki çatışmaların modern savaşta teknolojik değişimin hızını ortaya koyduğunu belirtti.

Reinecke, bu nedenle Airbus için hızlı değişimlere ayak uydurabilmek amacıyla daha küçük ve daha çevik oyuncularla “işlevsel bir ortaklık sistemi” kurmanın “hayati önem taşıdığını” söyledi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan gemi saldırısı sonrası Ukrayna elçisini çağırdı

Yayınlanma

Hindistan Dışişleri Bakanlığı, Karadeniz’de MV OMORFI adlı ticari gemiye düzenlenen ve bir Hindistan vatandaşının ölümüyle sonuçlanan saldırının ardından Ukrayna’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Oleksandr Polişçuk’u bakanlığa çağırdı. Saldırıyı kınayan bakanlık, sivil denizcilerin hayatını tehlikeye atan bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğunu duyurdu.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı, Hint denizcilerin bulunduğu bir ticari gemiye düzenlenen saldırının ardından Ukrayna’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Oleksandr Polişçuk’u bakanlığa çağırdı. Konuya ilişkin açıklama bakanlığın basın servisi tarafından yapıldı.

Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, “Ukrayna’nın Hindistan Büyükelçisi Oleksandr Polişçuk, bir Hindistan vatandaşının trajik şekilde hayatını kaybettiği ticari gemi MV OMORFI’ye yönelik saldırı nedeniyle bugün Dışişleri Bakanlığına çağrıldı” ifadeleri yer aldı.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, MV OMORFI gemisinde üçü Hindistan vatandaşı olmak üzere toplam 10 mürettebat yer alıyordu. Saldırıda Hint denizcilerden biri hayatını kaybederken, diğer iki vatandaşın güvende olduğu açıklandı.

Olaydan dolayı duyduğu derin kaygıyı dile getiren bakanlık, bu tür vakaları kınadığını duyurdu.

Açıklamada, yaşanan olayların seyir güvenliğini, seyrüsefer serbestisini ve uluslararası ticareti olumsuz etkilediği kaydedildi.

Ukraynalı büyükelçiye, Hindistan’ın ticari gemilere yönelik saldırılara ilişkin duyduğu kaygıyı Kiev yönetimine iletmesi talimatı verildi.

Bakanlık açıklamasında ayrıca, “Dışişleri Bakanlığı, masum sivil denizcilerin hayatını tehlikeye atan bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğunu ve engellenmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı” ifadelerine yer verildi.

Indian Express gazetesi, diplomatın bakanlığa çağrılması kararının, Yeni Delhi yönetiminin Karadeniz’deki çatışma bölgesinde yer alan vatandaşlarının güvenliğine dair duyduğu endişelerin gölgesinde alındığını yazdı.

Hindistan yönetimi daha önce de vatandaşlarına Karadeniz’deki gemilerde çalışma risklerini değerlendirmeleri yönünde çağrıda bulunmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English