Asya
Sızan belgeler: ABD Nepal’deki protestolar öncesi gençlik gruplarını fonladı

The Grayzone haber portalı tarafından incelenen sızdırılmış belgeler, ABD hükümetinin Nepal’de yönetimi değiştiren protestolar öncesinde gençlik gruplarını gizlice fonladığını ortaya koydu. Washington’ın Katmandu üzerindeki Çin ve Hindistan etkisini kırmak amacıyla “Z Kuşağı” görünümlü bir yapıyı mobilize ettiği belirtildi.
The Grayzone haber portalı tarafından incelenen sızdırılmış dosyalar, ABD hükümetine bağlı Ulusal Demokrasi Vakfı’nın (NED), Eylül 2025’te Nepal hükümetini deviren şiddetli darbe öncesinde onlarca Nepalli gence “protesto ve gösteri organize etme stratejileri ve becerileri” konusunda eğitim verdiğini ortaya çıkardı.
Belgeler, NED’in bir kolu olan Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (IRI) tarafından yürütülen gizli bir kampanyayı ifşa ediyor.
Söz konusu kampanya, “ABD çıkarlarını destekleyecek önemli bir güç haline gelmek” üzere tasarlanmış genç siyasi aktivistlerden oluşan bir “Nepal ağı” kurmayı hedefledi.
Sızan belgelerde IRI programının “canlı gençliği ve siyasi liderleri birbirine bağladığı” ve “insan hakları kampanyaları ile protestoların nasıl başlatılacağı konusunda kapsamlı eğitimler sağladığı” not edildi.
IRI raporunda, NED çatısı altında organize edilen gösterilerin Enstitü ve yerel işbirlikçileri tarafından “seçilen konularla” ilgili olacağı, böylece “ABD’nin Nepal demokrasisiyle ilgili endişelerinin giderilmesinin sağlanacağı” belirtildi.
Araştırmacı gazeteci Kit Klarenberg, IRI tarafından yürütülen benzer bir çalışmanın Ağustos 2024’te Bangladeş’te gerçekleşen darbeye de zemin hazırladığını bildirdi.
Sosyal medya yasağı şiddetli çatışmalara dönüştü
Nepal, yetkililerin Facebook, YouTube ve Twitter/X gibi sosyal medya platformlarına erişimi engellemesinin ardından Eylül 2025’te “Z Kuşağı” protestolarıyla sarsıldı.
Hükümet, bu şirketlerin yerel düzenlemelere uyarak devlete kayıt yaptırmamalarını yasaklama gerekçesi olarak gösterdi.
Çıkan şiddet olaylarında, aralarında çok sayıda polis memurunun da bulunduğu en az 76 kişi hayatını kaybetti.
Olaylar, komünist Başbakan K.P. Şarma Oli’nin şiddet olaylarının başlamasından bir hafta sonra istifa etmesiyle sonuçlandı.
Oli’nin istifasından günler sonra, Discord hesapları üzerinden kullanılan 10 binden az oyla belirlenen bir anket sonucunda seçilen geçici bir lider göreve getirildi.
Batı medyasında huzursuzluk, otoriter bir hükümete karşı barışçıl ve demokratik bir ayaklanma olarak nitelendirilse de olay yerinden gelen görüntüler farklı bir tablo çizdi.
Videolarda, yarı otomatik tüfeklerle donanmış protestocuların şehirlerde saldırılar düzenlediği görüldü. Filipinler, Endonezya ve Meksika’daki son hükümet karşıtı “Z Kuşağı” isyanlarında olduğu gibi, popüler anime serisi One Piece’e ait “Jolly Roger” bayrağı gösterilerde öne çıktı.
Nepal’in stratejik konumu ve Hint-Pasifik hedefi
Sızan belgeler, Nepal’in IRI için özel bir önem taşıdığını gösteriyor. Enstitü, Nepal’in Çin ve Hindistan arasındaki “stratejik coğrafi konumuna” vurgu yaparak, bu durumun ülkeyi Washington’ın “Hint-Pasifik” hedefleri için “merkezi” kıldığını belirtti.
Bu strateji, Pekin’i uyumlu hükümetler ve ABD askeri tesisleriyle çevrelemeyi amaçlıyor. IRI’nın Katmandu gençliğini “güçlerini politika müdahalesi için kullanmaya” ve “ulusal karar alma süreçlerini” etkilemeye yönelik eğitme girişimlerinin, projelerin süresinin ötesinde bir etki yaratması öngörüldü.
Program mezunlarının sadece sokak düzeyinde karışıklık çıkarmakla kalmayıp, siyasi partiler kurmaları ve göreve aday olmaları hedeflendi.
Belgeler, IRI’nın 2020 yazında Nepal’de hükümetin Kovid politikalarına tepki olarak ortaya çıkan “Artık Yeter” (Enough is Enough) protestolarından ilham aldığını gösteriyor.
Enstitü için bu gösteriler, gençlerin “Nepal siyasetini şekillendirmede ve önemli bir rol oynamada” ve hükümetten taviz koparmada yetenekli olduğunu kanıtladı.
NED iştiraki, bu “başarıyı” sürdürmek ve sermayeye dönüştürmek istedi. Enstitü, ülke gençliğine “ortak kaygıları etkili bir şekilde savunmak ve ABD tarafından desteklenen demokratik değişimin başarılı şampiyonları olmak için kapsamlı, sürdürülebilir ağlar geliştirme fırsatları ve platformları” sağlamaya karar verdi.
Genç aktivistler ABD yanlısı reformları teşvik ediyor
Nepal’deki en kritik IRI projelerinden biri, Temmuz 2021’den Haziran 2022’ye kadar 350 bin dolarlık başlangıç maliyetiyle yürütülen “Yuva Netritwa: Paradarshi Niti” (Gençlik Liderliği: Şeffaf Politika) programıydı.
Belgeler, IRI projesinin “yeni ortaya çıkan liderlere gençlik aktivizmi için ivme kazandırma ve Nepalli siyasi karar alıcılar üzerinde baskı kurma fırsatları sağlamayı” amaçladığını gösteriyor. Programın 60 ila 70 Nepalli gence fayda sağlaması öngörüldü.
Dosyalarda, Nepal’de “gençlik aktivistleri ve siyasi lider ağlarının” yetiştirileceği, onlara “bağlantılar kurmaları için beceriler, kaynaklar ve platformlar” sağlanacağı belirtildi.
Bu kişiler, şikayetlerini kamuoyuna duyurmak ve “siyasi kargaşa, hükümet yolsuzluğu ve ulusal politika yapımı konusundaki endişeleri savunmak” üzere eğitildi.
Washington’ın endişeleri, “Nepal hükümetini kaygılarına daha fazla dikkat etmeye çağıran ve ABD tarafından savunulan demokratik reformları teşvik eden insan hakları kampanyaları ve protestolar” yoluyla ele alınacaktı.
IRI, projesini güçlendirmek için Gelişen Liderler Akademisi’ni (ELA) devreye sokmayı taahhüt etti.
Enstitü, Sri Lanka ve Endonezya gibi Asya’nın diğer bölgelerindeki ELA programlarının, seçilmiş genç aktivistleri “toplulukları ve partileri içinde liderlik pozisyonları üstlenmeye” hazırlamada başarı sağladığını vurguladı.
Raporda, IRI’nın Nepal ELA programına “siyasi partiler, sivil toplum ve medya dahil olmak üzere farklı sektörlerden genç katılımcıların başvurularını özellikle talep edeceği” belirtildi.
Bu “genç liderlere”, gelecekteki protestoların “daha fazla insanı ABD onaylı siyasi eylemlere katılmaya teşvik edecek kadar etkili ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak beceri ve bilgi” verilecekti.
Enstitü, katılımcıların günlük yaşamlarına döndüklerinde “kendi siyasi partilerinde daha yüksek pozisyonlar için çabalamalarını teşvik edeceğini ve destekleyeceğini” kaydetti.
Washington’ın ‘Z Kuşağı’ ordusu sahaya iniyor
Sızan bir başka dosya, IRI’nın hem Yuva Netritwa hem de NED’in yerel ELA şubesi hedeflerini ilerletmek için “Gençlik Güçlendirme Atölyeleri için eğitim kılavuzları” geliştirdiğini ortaya koyuyor.
Bu etkinlikler, “olumlu değişim yaratma kapasitelerini güçlendirmek ve liderlik niteliklerini geliştirmek” amacıyla ülke genelinden hem siyasi bağlantısı olan hem de olmayan genç Nepallileri çekmeyi hedefledi.
Oturumlar, katılımcıların “topluluk önünde konuşma, stratejik mesajlaşma, kaynak mobilizasyonu, insan hakları kampanyası ve protesto yönetimi” konularındaki bilgilerini tazelemeyi amaçladı.
Atölye katılımcılarına, genç aktivistlerin dünya genelinde nasıl “sosyo-ekonomik ve siyasi değişimler” elde ettiği öğretildi ve bu hareketleri yerel düzeyde yeniden yaratma konusunda ipuçları verildi.
Aynı zamanda katılımcılar “liderlik potansiyeli” açısından bireysel olarak değerlendirildi. “Genç liderlerin protesto yoluyla siyasi değişimi nasıl yönlendirebileceği” üzerine dersler verildi.
IRI’nın gizli müfredatı, “yerel, bölgesel ve ulusal” siyaseti etkilemek amacıyla “protesto ve gösteri organize etme stratejileri ve becerileri” üzerine dersleri de içeriyordu.
Bu süreçte Enstitü, Şubat-Nisan 2022 tarihleri arasında kapsamlı odak grubu çalışmaları yürütmek üzere Katmandu merkezli Solutions Consultant firmasıyla anlaştı. Amaç, “Nepalli gençlerin siyasi sürece katılırken karşılaştıkları engelleri belirlemek ve değerlendirmekti”.
Solutions Consultant firması, yedi odak grubu tartışması yürütmek ve her yüz yüze grup için 8-10 katılımcı, çevrimiçi gruplar için ise 5-7 katılımcı bulmakla görevlendirildi.
IRI personeli, odak grubu tartışmalarını şahsen veya uzaktan izlemeyi talep etti ve toplantıların “net sesli yüksek kaliteli” kayıtlarını ve tam dökümlerini istedi.
Katılımcıların 18 ile 35 yaşları arasında olması ve her oturumun cinsiyet açısından dengeli olması şart koşuldu.
Darbe sonrası monarşi yanlıları güç kazanıyor
“Nepal’de Gençlerin Siyasi Katılımı Üzerine Niteliksel Çalışma” başlıklı nihai ürün, yerel siyasi katılıma yönelik algılanan engeller hakkında kapsamlı bilgiler sundu.
Çalışmada görüşülen bazı kişiler, genç vatandaşların yerleşik siyasi partiler tarafından “sıklıkla kullanılıp atıldığını” ifade etti.
24 yaşındaki bir katılımcı, Katmandu’daki Kongre Partisi’nin “gösteriler sırasında gençleri kullandığını”, ancak daha sonra onları ve endişelerini görmezden geldiğini belirtti. Muhalefetteki Bibeksheel Sajha Partisi’nden isimsiz bir kaynak ise “yetenekli gençlerin anlamlı siyasetten uzak tutulduğunu ve yalnızca geleneksel partiler tarafından hükümete karşı düzenlenen gösteri ve isyanları güçlendirmek için kullanıldığını” söyledi.
Genç aktivistlerin hükümet politikalarına muhalefetle başlayan gösteriler yoluyla Nepal siyasetinde kargaşa yarattığı bu dinamik, sadece birkaç yıl sonra “Z Kuşağı” protestolarının Katmandu’daki seçilmiş hükümeti devirmesiyle net bir şekilde görüldü. Kargaşa, tam da IRI’nın istismar etmeye çalıştığı endişelerden kaynaklandı.
New York Times gazetesinin 15 Eylül tarihli başyazısında kabul ettiği üzere, “her kesimden Nepalli, elde etmek için on yıllarca savaştıkları sistemi reddetmeye hazırken”, “bundan sonra ne olacağına dair net bir fikre” sahip değildi.
Bu boşluk, cumhuriyetçi güçlerin on yıllar süren siyasi direnişinin ardından 2008’de iktidardan uzaklaştırılan Nepal monarşisini geri getirmek isteyen güçlerin yeniden canlanmasını tetikledi.
NYT’nin belirttiği üzere, kundakçılar parlamento, parti ofisleri ve bakanların evleri dahil olmak üzere “devlet gücünün neredeyse her organını” hedef aldı.
Ancak askeri kurumlar ve “Z Kuşağı” isyancılarına destek açıklaması yapan Nepal’in eski kralı Gyanendra Şah’ın sarayı olaylardan zarar görmedi.
O tarihten bu yana ordu, protesto liderleriyle Katmandu’nun gelecekteki hükümeti hakkında yapılan görüşmelere monarşi yanlısı figürleri dahil ederek onları güçlendirmeye çalışıyor.
IRI eğitimlerinin eylül darbesine katkıda bulunup bulunmadığı tartışılırken, ABD’nin emperyal çıkarlarını ilerletecek bir liderin, internet kaynaklı ve anarşik bir gençlik isyanı estetiğinin arkasına gizlenerek göreve getirilmesinin önünü açtığı değerlendiriliyor.
Asya
Çin Başbakanı Yaz Davos’unda Avrupa’nın sübvansiyon iddialarını reddetti

Çin Başbakanı Li Qiang, Dünya Ekonomik Forumu’nun “Yaz Davos’u” toplantısında Avrupalı ticaret ortaklarının sübvansyion şikâyetlerini reddetti.
Çin Başbakanı Li Qiang, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) konferansında ülkesinin rekabet gücünü teknolojik yeniliğe bağladı ve devlet sübvansiyonlarına ilişkin uluslararası şikâyetleri reddetti.
Çarşamba günü kuzeydeki liman kenti Dalian’da düzenlenen WEF’in “Yaz Davos’u” etkinliğinde konuşan Li, Çinli şirketlerin araştırma-geliştirme harcamalarını ve bataryalardan iletişim teknolojilerine kadar uzanan sektörlerde elde edilen başarıları öne çıkardı.
“Çin ürünlerinin rekabet gücünün anahtarı, bazılarının iddia ettiği gibi hükümet sübvansiyonlarına dayanması değildir” diyen Li, “Çin hükümeti o kadar zengin değil, bunu karşılayabilecek durumda da değil” ifadelerini kullandı.
Li’nin yorumları, Çin’in Avrupalı ticaret ortaklarının ülkenin ekonomik modeline yönelik eleştirilerinin ardından geldi. Bu eleştirilerde, Pekin’in öncelikli sektörlerde sanayi politikalarını kullanmasının aşırı kapasiteyi körüklediği savunuluyor. Çin’in ticaret fazlası, mal ihracatının gücüyle geçen yıl 1,2 trilyon dolarla rekor seviyeye ulaştı.
Yıllardır artan ticaret gerilimleri geçen yıl Washington ile Pekin arasında patlak veren sert tarife savaşıyla zirveye çıkarken, Avrupa Birliği’nin (AB) en büyük dört ekonomisi de “haksız ticaret uygulamalarının yükselişi” olarak niteledikleri duruma karşı Avrupa sanayisini savunmak için daha sert önlemler alınması yönünde baskı yapıyor.
IMF bu yıl Çin’e sübvansiyonlarını yarıya indirme çağrısında bulundu. Kurum, bu sübvansiyonların GSYİH’nin yüzde 4’üne denk geldiğini tahmin etmiş ve bunların “uluslararası taşma etkilerine ve baskılara yol açtığını” belirtmişti.
WEF’in “Yeni Şampiyonlar Yıllık Toplantısı” —Dalian ve Tianjin arasında dönüşümlü olarak düzenlenen ve Çin’in İsviçre’deki kış buluşmasına verdiği karşılık olarak görülen etkinlik— geçmişte uluslararası yöneticileri kendine çekmiş ve Pekin’in üst düzey politika yapıcılarının başlıca ekonomik eğilimlere dair açıklamaları nedeniyle yakından izlenmişti.
Son yıllarda Pekin’in iki numaralı yetkilisi olan Li, bu etkinliği Çin’i küresel ticaret sisteminin bir dayanağı olarak göstermek ve ülkenin hızla artan ihracatına ilişkin Batı’daki kaygıları yatıştırmak için kullandı.
Bu yılki açılış konuşmasını çarşamba günü yapan Li, “maliyetli Ar-Ge harcamaları” yapan ve “haksız dış baskılarla” karşı karşıya kalan yerli şirketleri övdü.
Li, ABD’nin ihracat kontrolleri nedeniyle en ileri çip üretim teknolojilerine erişimi kısıtlanan Huawei örneğini öne çıkardı.
Huawei’nin “uzun süredir mali ve teknolojik ablukalardan muzdarip olduğunu” ancak “direnç gösterdiğini” söyleyen Li, şirketin on yılda Ar-Ge’ye 1 trilyon RMB’den —147 milyar dolar— fazla yatırım yaptığını ve “öncü teknolojilerde bir dizi atılım gerçekleştirdiğini” belirtti.
Li, “ikinci Çin şoku” uyarıları gibi “dostane olmayan anlatıları” eleştirdi. Bu ifade, Çin’in 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasının ardından yaşanan ilk ihracat patlamasının bugünkü yankılarına gönderme yapıyor.
“Geçmişte Çin’in büyük pazarı ve düşük maliyetli üretim faktörleri dünyaya pazar getirileri sağlamıştı” diyen Li, şöyle devam etti:
“Bugün Çin, daha da büyük pazar getirileri sunmayı sürdürürken, teknolojik ilerlemesi ve sanayi modernizasyonuyla giderek daha fazla inovasyon getirisi de sağlıyor.”
Li, Batılı ticaret ortakları ve iş dünyası odalarının sıkça dile getirdiği bir şikâyet konusu olan pazara erişimi genişletme taahhüdünde bulunmasının yanı sıra, yapay zekânın taşıdığı riskler ve uluslararası düzenleyici işbirliği ihtiyacı konusunda da uyarıda bulundu.
Riskleri kontrol altına alacak “uygun bir yönetişim” olmaması halinde, “sonuçların ağır olabileceğini” söyledi.
Li ayrıca, perakende satışların mayısta 2022’den bu yana ilk kez gerilediği ve yılbaşından bu yana yatırımlardaki düşüşün derinleştiği iç ekonominin durumu konusunda da dinleyicilere güven vermeye çalıştı.
Çin ekonomisinin ikinci çeyrekte “sağlam ivmesini koruduğunu” söyledi.
Asya
Japon elektrik üreticisi JERA, ABD’deki veri merkezi için 3 milyar dolarlık büyük gaz yakıtlı santral kuracak

Nikkei Asia’nın pazartesi günü edindiği bilgiye göre Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, ABD’de aynı sahada yer alacak bir veri merkezi için yaklaşık 500 milyar yen, yani 3 milyar dolar değerinde büyük bir gaz yakıtlı elektrik santrali inşa edecek.
Bu adım, Japon şirketinin ABD’li teknoloji devlerinin yapay zekâya yönelik benzeri görülmemiş yatırımları karşısında hızla büyüyen enerji altyapısı talebinden pay alma hedefiyle birlikte geldi.
Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, büyük dil modellerinin eğitimi için bitişikteki veri merkezlerine elektrik sağlamak üzere ABD’de doğal gaz santrali inşa etmek amacıyla büyük Amerikan teknoloji şirketleriyle ortaklık kuruyor. 3 milyar dolarlık yatırım kapsamında kurulacak santralin 2028’de faaliyete geçmesi planlanıyor.
Bu proje, yapay zekâ eğitimi için istikrarlı elektrik arzına duyulan acil ihtiyacı yansıtıyor. Doğal gaz santralleri, veri merkezlerinin yüksek yük taleplerini karşılamak için geçiş dönemi çözümü işlevi görüyor.
Piyasa mekanizmaları açısından bakıldığında, yapay zekâ sermaye harcamaları elektrik üretimi ile veri merkezlerinin birlikte gelişimini tetikliyor. Finansman doğal gaz altyapısına ve hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerine yönelirken, elektrik ekipmanı tedarikçileri ve bulut hizmet sağlayıcıları bu süreçten fayda sağlıyor.
JERA daha önce yurt dışı enerji varlıklarına yönelik yatırımlarını aktif biçimde geliştirmişti. ABD’li teknoloji devleriyle bu santral işbirliği, Japon şirketlerinin küresel yapay zekâ tedarik zincirine katılma stratejisinin devamı niteliğinde. Bu eğilim, Microsoft gibi şirketlerin kendi veri merkezi enerji kaynaklarını inşa etmesine benzer bir yönelimi yansıtıyor.
Sermaye akışları bakımından proje, altyapı fonlarını ve enerji dönüşümü sermayesini kendine çekecek. Bu da doğal gazın yapay zekâ veri merkezleri için güvenilir bir baz yük enerji kaynağı rolünü güçlendirirken, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarını da teşvik edecek.
Google ve Amazon’un veri merkezleri için uzun vadeli elektrik alım anlaşmaları imzalamasına benzer şekilde, Japon şirketleri de doğrudan yatırımlar yoluyla yapay zekâ büyümesinden doğan kazançları güvence altına alıyor. Bu süreç, küresel enerji ve bilişim altyapısının entegrasyonunu hızlandırıyor.
Özünde bu gelişme, teknolojik ikame ve sanayi zincirinin yeniden yapılandırılması anlamına geliyor. Yapay zekâ eğitiminde kullanılan hesaplama gücündeki patlayıcı büyüme, yerel elektrik tedarikini zorunlu kılıyor. Bu durum, fiyatlama gücünü geleneksel kamu hizmeti şirketlerinden veri merkezleri ile elektrik üretiminin birleşimine doğru kaydırıyor ve küresel enerji sermayesinin tahsisini yeniden şekillendiriyor.
Japon sanayiciler ve yöneticiler, ABD’ye ‘sonu gelmez’ yatırımlar konusunda uyardı
Asya
Güney Kore, Orta Doğu’da savaş sonrası yeniden imar için görev gücü kurdu

Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun pazartesi günü yaptığı açıklamada, Güney Kore hükümetinin, Güney Koreli şirketlerin çatışma sonrası yeniden imar çalışmalarına katılımını desteklemek amacıyla Orta Doğu genelinde ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını belirlemek üzere bir görev gücü kurduğunu söyledi.
Cho, düzenlediği basın toplantısında, “Güney Koreli şirketlerin Orta Doğu’daki yeniden imar çalışmalarına katılımını kolaylaştırmak ve bölgeyle daha geniş ekonomik işbirliği geliştirmek amacıyla bakanlık özel bir görev gücü kurdu ve yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını aktif biçimde tespit etti” dedi.
Cho, “Krizlere verdiğimiz yanıtlar, Orta Doğu ülkeleri nezdinde Güney Kore’nin zor zamanlarda yanlarında duran güvenilir bir ortak olduğu algısını güçlendirdi” diye ekledi.
Geçen hafta ABD ve İran, aylar süren savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı. Söz konusu mutabakat, iki ülke arasındaki ateşkesi 60 gün uzatacak; bu süre içinde nükleer meseleler ve diğer başlıkların ele alınarak nihai bir barış anlaşmasına varılması için müzakereler yürütülecek.
Cho, anlaşmanın yalnızca kısa vadeli bir gerilimi azaltma tedbiri olarak kalmaması, aynı zamanda bölgede kalıcı barış ve istikrarın temeli haline gelmesi için ABD ve daha geniş uluslararası toplumla birlikte çalışacaklarını taahhüt etti.
Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan Güney Kore bağlantılı gemilere ilişkin olarak Cho, hükümetin ilgili koşulları ve Kore gemileri ile mürettebatının güvenliğini yakından izlemeyi sürdürdüğünü söyledi.
Cho, “Bizim gemilerimiz de dahil olmak üzere tüm gemiler için serbest ve güvenli geçişin hızla yeniden tesis edilmesini sağlamak amacıyla ilgili ülkelerle işbirliğimizi sürdüreceğiz” dedi. “Yakın gelecekte İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yapılması için Tahran ile koordinasyon halindeyiz” diye ekledi.
Okyanuslar Bakanlığı’na göre, Güney Kore tarafından işletilen iki gemi pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan çıktı. Bu gemiler, geçen haftaki ABD-İran anlaşmasıyla stratejik deniz yolunun yeniden açılmasının ardından su yolundan geçen ilk Güney Kore bağlantılı gemiler oldu.
Bu çıkışla birlikte bölgede kalan Güney Kore bağlantılı gemi sayısı 22’ye düştü.
Daha sonra bakanlıktan üst düzey bir yetkili, Güney Kore ile ABD’nin bu yıl içinde, Seul’ün nükleer denizaltı arayışı ile uranyum zenginleştirme ve kullanılmış yakıtı yeniden işleme kabiliyetleri dahil olmak üzere temel nükleer işbirliği konularında anlaşmaya varmasının beklendiğini söyledi.
Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, “Son görüşmeler Güney Kore’de yapıldı ve yakın gelecekte ABD’de yeni bir turun gerçekleştirilmesi bekleniyor” dedi.
Güney Kore’nin zenginleştirme ve yeniden işleme haklarını elde edebilmesi için ABD ile ikili nükleer işbirliği anlaşmasında, 123 Anlaşması olarak bilinen düzenlemede, kısmi ya da kapsamlı değişiklikler yapılmasını veya bir ek protokol kabul edilmesini sağlaması gerekecek.
Yetkili, “Bir anlaşmanın biçiminden çok içeriği önemlidir” dedi ve aynı ilkenin nükleer denizaltılara ilişkin görüşmeler için de geçerli olduğunu belirtti. “Mümkün olan en kısa sürede bir anlaşmaya varmak gibi net bir hedef belirledik” dedi.
Kuzey Kore konusunda ise yetkili, Çin’in Pyongyang’ın nükleer silah programına fiilen göz yumduğu yönündeki spekülasyonları reddederek, Pekin’in “bu konuyu kamuoyu önünde tartışmaktan kaçınmış göründüğünü” söyledi.
Bu açıklamalar, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in kısa süre önce Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile görüşmek üzere Pyongyang’a yaptığı ziyaretin ardından geldi. Önceki görüşmelerinin aksine, bu ziyarette Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması konusu kamuoyu önünde dile getirilmedi.
Bakanlık yetkilisi, “Çin’in bu konuyu kamuoyu önünde ele alma konusundaki isteksizliği, Kuzey Kore ile ilişkileri ve Pyongyang ile Moskova arasındaki büyüyen ilişki bağlamında daha geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir” dedi.
Yetkili ayrıca Kuzey Kore, Çin ve Rusya arasında derinleşen hizalanmanın arzu edilmeyen bir durum olacağı uyarısında bulundu ve Güney Kore, Çin ve Japonya arasındaki üçlü işbirliğinin önemini vurguladı.
Başkan Lee Jae Myung’un kısa süre önce G7 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump’a Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılmasının aşamalı olarak yürütülmesi yönünde yaptığı öneriye ilişkin olarak yetkili, Seul ile Washington’ın büyük ölçüde aynı çizgide kalmaya devam ettiğini söyledi.
“Çalışma düzeyindeki istişareler yoluyla ABD ile koordinasyonu sürdürdük; bu nedenle pozisyonlarımız arasında temel bir fark olduğunu düşünmüyorum” dedi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









