Asya
Sızan belgeler: ABD Nepal’deki protestolar öncesi gençlik gruplarını fonladı

The Grayzone haber portalı tarafından incelenen sızdırılmış belgeler, ABD hükümetinin Nepal’de yönetimi değiştiren protestolar öncesinde gençlik gruplarını gizlice fonladığını ortaya koydu. Washington’ın Katmandu üzerindeki Çin ve Hindistan etkisini kırmak amacıyla “Z Kuşağı” görünümlü bir yapıyı mobilize ettiği belirtildi.
The Grayzone haber portalı tarafından incelenen sızdırılmış dosyalar, ABD hükümetine bağlı Ulusal Demokrasi Vakfı’nın (NED), Eylül 2025’te Nepal hükümetini deviren şiddetli darbe öncesinde onlarca Nepalli gence “protesto ve gösteri organize etme stratejileri ve becerileri” konusunda eğitim verdiğini ortaya çıkardı.
Belgeler, NED’in bir kolu olan Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsü (IRI) tarafından yürütülen gizli bir kampanyayı ifşa ediyor.
Söz konusu kampanya, “ABD çıkarlarını destekleyecek önemli bir güç haline gelmek” üzere tasarlanmış genç siyasi aktivistlerden oluşan bir “Nepal ağı” kurmayı hedefledi.
Sızan belgelerde IRI programının “canlı gençliği ve siyasi liderleri birbirine bağladığı” ve “insan hakları kampanyaları ile protestoların nasıl başlatılacağı konusunda kapsamlı eğitimler sağladığı” not edildi.
IRI raporunda, NED çatısı altında organize edilen gösterilerin Enstitü ve yerel işbirlikçileri tarafından “seçilen konularla” ilgili olacağı, böylece “ABD’nin Nepal demokrasisiyle ilgili endişelerinin giderilmesinin sağlanacağı” belirtildi.
Araştırmacı gazeteci Kit Klarenberg, IRI tarafından yürütülen benzer bir çalışmanın Ağustos 2024’te Bangladeş’te gerçekleşen darbeye de zemin hazırladığını bildirdi.
Sosyal medya yasağı şiddetli çatışmalara dönüştü
Nepal, yetkililerin Facebook, YouTube ve Twitter/X gibi sosyal medya platformlarına erişimi engellemesinin ardından Eylül 2025’te “Z Kuşağı” protestolarıyla sarsıldı.
Hükümet, bu şirketlerin yerel düzenlemelere uyarak devlete kayıt yaptırmamalarını yasaklama gerekçesi olarak gösterdi.
Çıkan şiddet olaylarında, aralarında çok sayıda polis memurunun da bulunduğu en az 76 kişi hayatını kaybetti.
Olaylar, komünist Başbakan K.P. Şarma Oli’nin şiddet olaylarının başlamasından bir hafta sonra istifa etmesiyle sonuçlandı.
Oli’nin istifasından günler sonra, Discord hesapları üzerinden kullanılan 10 binden az oyla belirlenen bir anket sonucunda seçilen geçici bir lider göreve getirildi.
Batı medyasında huzursuzluk, otoriter bir hükümete karşı barışçıl ve demokratik bir ayaklanma olarak nitelendirilse de olay yerinden gelen görüntüler farklı bir tablo çizdi.
Videolarda, yarı otomatik tüfeklerle donanmış protestocuların şehirlerde saldırılar düzenlediği görüldü. Filipinler, Endonezya ve Meksika’daki son hükümet karşıtı “Z Kuşağı” isyanlarında olduğu gibi, popüler anime serisi One Piece’e ait “Jolly Roger” bayrağı gösterilerde öne çıktı.
Nepal’in stratejik konumu ve Hint-Pasifik hedefi
Sızan belgeler, Nepal’in IRI için özel bir önem taşıdığını gösteriyor. Enstitü, Nepal’in Çin ve Hindistan arasındaki “stratejik coğrafi konumuna” vurgu yaparak, bu durumun ülkeyi Washington’ın “Hint-Pasifik” hedefleri için “merkezi” kıldığını belirtti.
Bu strateji, Pekin’i uyumlu hükümetler ve ABD askeri tesisleriyle çevrelemeyi amaçlıyor. IRI’nın Katmandu gençliğini “güçlerini politika müdahalesi için kullanmaya” ve “ulusal karar alma süreçlerini” etkilemeye yönelik eğitme girişimlerinin, projelerin süresinin ötesinde bir etki yaratması öngörüldü.
Program mezunlarının sadece sokak düzeyinde karışıklık çıkarmakla kalmayıp, siyasi partiler kurmaları ve göreve aday olmaları hedeflendi.
Belgeler, IRI’nın 2020 yazında Nepal’de hükümetin Kovid politikalarına tepki olarak ortaya çıkan “Artık Yeter” (Enough is Enough) protestolarından ilham aldığını gösteriyor.
Enstitü için bu gösteriler, gençlerin “Nepal siyasetini şekillendirmede ve önemli bir rol oynamada” ve hükümetten taviz koparmada yetenekli olduğunu kanıtladı.
NED iştiraki, bu “başarıyı” sürdürmek ve sermayeye dönüştürmek istedi. Enstitü, ülke gençliğine “ortak kaygıları etkili bir şekilde savunmak ve ABD tarafından desteklenen demokratik değişimin başarılı şampiyonları olmak için kapsamlı, sürdürülebilir ağlar geliştirme fırsatları ve platformları” sağlamaya karar verdi.
Genç aktivistler ABD yanlısı reformları teşvik ediyor
Nepal’deki en kritik IRI projelerinden biri, Temmuz 2021’den Haziran 2022’ye kadar 350 bin dolarlık başlangıç maliyetiyle yürütülen “Yuva Netritwa: Paradarshi Niti” (Gençlik Liderliği: Şeffaf Politika) programıydı.
Belgeler, IRI projesinin “yeni ortaya çıkan liderlere gençlik aktivizmi için ivme kazandırma ve Nepalli siyasi karar alıcılar üzerinde baskı kurma fırsatları sağlamayı” amaçladığını gösteriyor. Programın 60 ila 70 Nepalli gence fayda sağlaması öngörüldü.
Dosyalarda, Nepal’de “gençlik aktivistleri ve siyasi lider ağlarının” yetiştirileceği, onlara “bağlantılar kurmaları için beceriler, kaynaklar ve platformlar” sağlanacağı belirtildi.
Bu kişiler, şikayetlerini kamuoyuna duyurmak ve “siyasi kargaşa, hükümet yolsuzluğu ve ulusal politika yapımı konusundaki endişeleri savunmak” üzere eğitildi.
Washington’ın endişeleri, “Nepal hükümetini kaygılarına daha fazla dikkat etmeye çağıran ve ABD tarafından savunulan demokratik reformları teşvik eden insan hakları kampanyaları ve protestolar” yoluyla ele alınacaktı.
IRI, projesini güçlendirmek için Gelişen Liderler Akademisi’ni (ELA) devreye sokmayı taahhüt etti.
Enstitü, Sri Lanka ve Endonezya gibi Asya’nın diğer bölgelerindeki ELA programlarının, seçilmiş genç aktivistleri “toplulukları ve partileri içinde liderlik pozisyonları üstlenmeye” hazırlamada başarı sağladığını vurguladı.
Raporda, IRI’nın Nepal ELA programına “siyasi partiler, sivil toplum ve medya dahil olmak üzere farklı sektörlerden genç katılımcıların başvurularını özellikle talep edeceği” belirtildi.
Bu “genç liderlere”, gelecekteki protestoların “daha fazla insanı ABD onaylı siyasi eylemlere katılmaya teşvik edecek kadar etkili ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak beceri ve bilgi” verilecekti.
Enstitü, katılımcıların günlük yaşamlarına döndüklerinde “kendi siyasi partilerinde daha yüksek pozisyonlar için çabalamalarını teşvik edeceğini ve destekleyeceğini” kaydetti.
Washington’ın ‘Z Kuşağı’ ordusu sahaya iniyor
Sızan bir başka dosya, IRI’nın hem Yuva Netritwa hem de NED’in yerel ELA şubesi hedeflerini ilerletmek için “Gençlik Güçlendirme Atölyeleri için eğitim kılavuzları” geliştirdiğini ortaya koyuyor.
Bu etkinlikler, “olumlu değişim yaratma kapasitelerini güçlendirmek ve liderlik niteliklerini geliştirmek” amacıyla ülke genelinden hem siyasi bağlantısı olan hem de olmayan genç Nepallileri çekmeyi hedefledi.
Oturumlar, katılımcıların “topluluk önünde konuşma, stratejik mesajlaşma, kaynak mobilizasyonu, insan hakları kampanyası ve protesto yönetimi” konularındaki bilgilerini tazelemeyi amaçladı.
Atölye katılımcılarına, genç aktivistlerin dünya genelinde nasıl “sosyo-ekonomik ve siyasi değişimler” elde ettiği öğretildi ve bu hareketleri yerel düzeyde yeniden yaratma konusunda ipuçları verildi.
Aynı zamanda katılımcılar “liderlik potansiyeli” açısından bireysel olarak değerlendirildi. “Genç liderlerin protesto yoluyla siyasi değişimi nasıl yönlendirebileceği” üzerine dersler verildi.
IRI’nın gizli müfredatı, “yerel, bölgesel ve ulusal” siyaseti etkilemek amacıyla “protesto ve gösteri organize etme stratejileri ve becerileri” üzerine dersleri de içeriyordu.
Bu süreçte Enstitü, Şubat-Nisan 2022 tarihleri arasında kapsamlı odak grubu çalışmaları yürütmek üzere Katmandu merkezli Solutions Consultant firmasıyla anlaştı. Amaç, “Nepalli gençlerin siyasi sürece katılırken karşılaştıkları engelleri belirlemek ve değerlendirmekti”.
Solutions Consultant firması, yedi odak grubu tartışması yürütmek ve her yüz yüze grup için 8-10 katılımcı, çevrimiçi gruplar için ise 5-7 katılımcı bulmakla görevlendirildi.
IRI personeli, odak grubu tartışmalarını şahsen veya uzaktan izlemeyi talep etti ve toplantıların “net sesli yüksek kaliteli” kayıtlarını ve tam dökümlerini istedi.
Katılımcıların 18 ile 35 yaşları arasında olması ve her oturumun cinsiyet açısından dengeli olması şart koşuldu.
Darbe sonrası monarşi yanlıları güç kazanıyor
“Nepal’de Gençlerin Siyasi Katılımı Üzerine Niteliksel Çalışma” başlıklı nihai ürün, yerel siyasi katılıma yönelik algılanan engeller hakkında kapsamlı bilgiler sundu.
Çalışmada görüşülen bazı kişiler, genç vatandaşların yerleşik siyasi partiler tarafından “sıklıkla kullanılıp atıldığını” ifade etti.
24 yaşındaki bir katılımcı, Katmandu’daki Kongre Partisi’nin “gösteriler sırasında gençleri kullandığını”, ancak daha sonra onları ve endişelerini görmezden geldiğini belirtti. Muhalefetteki Bibeksheel Sajha Partisi’nden isimsiz bir kaynak ise “yetenekli gençlerin anlamlı siyasetten uzak tutulduğunu ve yalnızca geleneksel partiler tarafından hükümete karşı düzenlenen gösteri ve isyanları güçlendirmek için kullanıldığını” söyledi.
Genç aktivistlerin hükümet politikalarına muhalefetle başlayan gösteriler yoluyla Nepal siyasetinde kargaşa yarattığı bu dinamik, sadece birkaç yıl sonra “Z Kuşağı” protestolarının Katmandu’daki seçilmiş hükümeti devirmesiyle net bir şekilde görüldü. Kargaşa, tam da IRI’nın istismar etmeye çalıştığı endişelerden kaynaklandı.
New York Times gazetesinin 15 Eylül tarihli başyazısında kabul ettiği üzere, “her kesimden Nepalli, elde etmek için on yıllarca savaştıkları sistemi reddetmeye hazırken”, “bundan sonra ne olacağına dair net bir fikre” sahip değildi.
Bu boşluk, cumhuriyetçi güçlerin on yıllar süren siyasi direnişinin ardından 2008’de iktidardan uzaklaştırılan Nepal monarşisini geri getirmek isteyen güçlerin yeniden canlanmasını tetikledi.
NYT’nin belirttiği üzere, kundakçılar parlamento, parti ofisleri ve bakanların evleri dahil olmak üzere “devlet gücünün neredeyse her organını” hedef aldı.
Ancak askeri kurumlar ve “Z Kuşağı” isyancılarına destek açıklaması yapan Nepal’in eski kralı Gyanendra Şah’ın sarayı olaylardan zarar görmedi.
O tarihten bu yana ordu, protesto liderleriyle Katmandu’nun gelecekteki hükümeti hakkında yapılan görüşmelere monarşi yanlısı figürleri dahil ederek onları güçlendirmeye çalışıyor.
IRI eğitimlerinin eylül darbesine katkıda bulunup bulunmadığı tartışılırken, ABD’nin emperyal çıkarlarını ilerletecek bir liderin, internet kaynaklı ve anarşik bir gençlik isyanı estetiğinin arkasına gizlenerek göreve getirilmesinin önünü açtığı değerlendiriliyor.
Asya
Çin’le 110 milyar dolarlık ilaç anlaşmaları ABD’nin hedefinde

ABD Hazine Bakanlığı Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yatırımı kısıtlamayı önerirken Pekin de hücre ve gen tedavisi gibi teknolojilerin yabancılara satışını yasaklamaya hazırlanıyor. Çinli şirketlerin yalnızca 2026’nın ilk yarısında yaklaşık 110 milyar dolarlık 81 lisans anlaşması imzaladığı sektörde, Mart 2027’ye kadar netleşmesi beklenen kurallar ilaç devlerinin tepkisini çekti.
ABD ile Çin arasındaki ticari rekabette biyoteknoloji yatırımları yeni cephe haline geldi.
Politico’nun ABD kural taslağına ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre Washington, Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yapılacak yatırımları kısıtlamayı önerirken Pekin de teknolojilerin yurt dışına satışını sınırlamaya hazırlanıyor.
ABD Hazine Bakanlığının hazırladığı taslak; biyoüretim, biyolojik tasarım ve dizileme teknolojileri, beyin-bilgisayar arayüzleri ile otomatikleştirilmiş bilimsel araştırmalara yönelik belirli yatırımların yasaklanmasını öngörüyor.
Nihai kuralların Mart 2027’ye kadar kabul edilmesi gerekiyor.
Hazine Bakanlığı yetkilisi, lisans anlaşmalarının taslak kapsamına girmediğini belirtti ancak kısıtlamaların ilaçların ortak geliştirilmesini ve tanıtımını etkileyip etkilemeyeceğine açıklık getirmedi.
Haberde, ilaç üreticileri Pfizer, Bristol Myers Squibb ve Roche’un bu yıl Çinli geliştiricilerle milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzaladığı hatırlatıldı.
İlaç şirketleri kısıtlamalara karşı çıkıyor, Pekin karşı adım hazırlıyor
ABD’li ilaç şirketleri, gelecek vaat eden ilaçlara erişimin tehlikeye gireceği endişesiyle kısıtlamalara itiraz ediyor.
Biotechnology Innovation Organization Başkanı John Crowley, “Çin’deki bir laboratuvar çocuklarda görülen nadir bir kanser türüne ilaç geliştirirse, ABD vatandaşlarına ve şirketlerine buna dokunamayacaklarını nasıl açıklayacağız?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
PhRMA Başkan Yardımcısı Jocelyn Ulrich ise ilaçlar ABD’de geliştirildiği, test edildiği ve tescil edildiği sürece Çin kaynaklı bir ulusal güvenlik tehdidi görmediğini vurguladı.
ABD Kongresinde kısıtlamaları savunanlar ise Amerikan sermayesinin Çin’deki sektörü güçlendirmesinden endişe duyuyor.
Temsilciler Meclisi Çin Özel Komisyonu Başkanı John Moolenaar, biyoteknoloji yatırımlarının sınırlandırılması ve lisans anlaşmalarının denetlenmesi çağrısı yapmıştı. Pekin cephesinde de benzer bir kısıtlama hazırlığı var.
Politico’nun aktardığına göre Çin yönetimi, hücre ve gen tedavisi dahil bir dizi biyofarmasötik teknolojinin yabancılara satışını yasaklamayı, erişimi yalnızca lisanslar üzerinden sürdürmeyi önerdi.
Çin sağlık sistemi uzmanı Yanzhong Huang, bu adımla temel fikri mülkiyetin ülke içinde tutulmasının ve şirketlerin bundan gelir elde etmesinin hedeflendiğini değerlendirdi.
Adı açıklanmayan ABD’li bir sektör temsilcisi ise söz konusu önlemlerin Washington’a karşı koz oluşturduğunu ileri sürdü.
Reuters’ın temmuz ayında Çin ilaç piyasası düzenleyici kurumunun verilerine dayandırdığı haberine göre, Çinli şirketler 2026’nın ilk yarısında yenilikçi ilaçların yurt dışında lisanslanması için toplam değeri yaklaşık 110 milyar doları bulan 81 anlaşma imzaladı; hakları satın alanlar arasında ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya’dan şirketler de yer aldı.
Washington, Çin’in diğer teknoloji sektörlerine yönelik yatırımları halihazırda sınırlandırıyor. ABD Hazine Bakanlığı; yarı iletkenleri, mikroelektroniği, kuantum teknolojilerini ve belirli yapay zeka sistemlerini kapsayan kuralları Ekim 2024’te onaylamıştı.
2 Ocak 2025’te yürürlüğe giren bu düzenlemelere gerekçe olarak, söz konusu teknolojilerin askeri alanda, istihbaratta ve siber operasyonlarda kullanılma riski gösterilmişti.
Asya
Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.
Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.
Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.
Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.
Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.
Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.
Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.
Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.
Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.
Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü
Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.
O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.
Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.
Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.
Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.
Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.
Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor
Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.
Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.
Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.
Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.
Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.
Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.
Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.
Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.
Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor
Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.
Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.
Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.
Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.
Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.
Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.
Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.
Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.
Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.
Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.
Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.
Asya
Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.
Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.
Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.
Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.
Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.
Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.
Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.
Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.
Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.
Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.
Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.
Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.
Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.
Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.
Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.
Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.
Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.
Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.
SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.
Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.
Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi










