Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Süveyda’da temkinli sakinlik: İsrail yardım gönderdi

Yayınlanma

Çatışmalarda ağır hasar gören Dürzi kenti Süveyda’da ateşkes sonrası sakinlik sürerken İsrail yardım gönderdi. Yardım teslimatı, ABD ve Suriye hükümetiyle yapılan koordinasyonla gerçekleşti. Şam hükümeti, BM Göç Örgütü’ne göre,128 binden fazla kişi yerinden edildiği Süveyda’dan Bedevileri tahliye etmeye çalışıyor.

İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre yardım teslimatı gece saatlerinde gerçekleşti. Yardımın ulaştırılmasında ABD’nin Suriye hükümetiyle de koordinasyon sağladığı aktarıldı.

İsrail Sağlık Bakanlığı, önceki gün yaptığı açıklamada, çatışmalarda ağır hasar gören Süveyda’daki bir hastaneye tıbbi ekipman ve ilaç gönderileceğini duyurmuştu. Bakan Uriel Buso, kararla ilgili, “Dürzi toplumu ile kardeşliğimiz biliniyor. Ancak bunun ötesinde, hayat sözleşmesine bağlıyız. İsrail içinde veya dışındaki toplum üyeleri  tehlike altındayken sessiz kalamayız” ifadelerini kullandı.

Bu gelişme, cumartesi günü ilan edilen ateşkesin uygulanmaya başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Daha önceki anlaşmalar başarısız olmuş, Dürzi savaşçılar ile Bedevi aşiretler arasında başlayan ve daha sonra İslamcı liderliğindeki Suriye hükümeti, İsrail ordusu ve Suriye’nin diğer bölgelerinden gelen silahlı aşiretleri de içine alan çatışmalarda yüzlerce kişi öldü.

İlk yardım konvoyu girdi

Times of Israelin aktardığına göre Kızılhaç yetkilisi Ömer el-Malki, pazar günü Süveyda’ya ilk insani yardım konvoyunun ulaştığını, ardından başka konvoyların da yola çıkacağını duyurdu. Konvoyun, yerel Dürzi liderler ve Suriye hükümetiyle koordinasyon içinde gönderildiği belirtildi.

Ancak Suriye hükümeti, bir Dürzi grubun kendi yardım konvoylarının girişini engellediğini açıkladı. Hükümet güçleri ayrıca Bedevi aşiret savaşçılarının kente ulaşmasını engellemek için bazı yolları kapattı.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Süveyda’da gece yarısından bu yana “temkinli bir sakinlik” yaşandığını bildirdi. Kurum, çatışmaların başlamasından bu yana ölü sayısının bin 120’ye yükseldiğini açıkladı. Ölenler arasında 427 Dürzi savaşçı, 298 Dürzi sivil, 354 hükümet güvenlik görevlisi ve 21 Sünni Bedevi bulunuyor.

Dürzi gruplar ve SOHR, hükümet güçlerini Bedevilerin tarafını tutmak ve kente girdiklerinde yargısız infazlar gibi ihlallerde bulunmakla suçluyor.

‘Şehir bir hafta sonra ilk kez sakin’

Süveyda’da görev yapan 39 yaşındaki doktor Hanadi Ubeyd, AFP’ye yaptığı açıklamada “şehir bir haftadır ilk kez bu kadar sakin” dedi. İçişleri Bakanlığı da kentin gece saatlerinde “tüm aşiret savaşçılarından arındırıldığını” ve mahallelerdeki çatışmaların durduğunu duyurdu. Gözlemevi ise Dürzi savaşçıların cumartesi akşamı şehrin kontrolünü yeniden ele geçirdiğini açıkladı.

Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, cumartesi günü yaptığı açıklamada ateşkes ilan etmiş ve ülkedeki etnik ve dini azınlıkları koruma sözü vermişti. Suriye Aşiretler ve Kabileler Konseyi’nden bir sözcü de El Cezire’ye yaptığı açıklamada, savaşçıların Şara’nın çağrısı ve anlaşma şartları doğrultusunda şehirden çekildiğini söyledi.

Süveyda kentinde yaklaşık 150 bin kişinin yaşadığı, halkın günlerdir elektrik, su ve gıdadan yoksun şekilde evlerinde mahsur kaldığı bildiriliyor. AFP fotoğrafçısı, Süveyda’daki ana hastanenin morgunun dolduğunu ve cesetlerin hastane dışında yerlere bırakıldığını aktardı. BM Göç Örgütü’ne göre, Süveyda vilayetinde çatışmalardan dolayı 128 binden fazla kişi yerinden edildi.

Şam yönetimi, Bedevileri tahliye ediyor

Öte yandan Suriye hükümeti, Dürzi grupların yerinden ettiği ve bölgede mahsur kalan Bedevi aileleri tahliye etmeye başladı.

Tahliye kapsamında Bedevi aileleri taşıyan otobüslere, Suriye Arap Kızılayı’na ait araçlar ve ambulanslar eşlik etti. Bazı aileler ise eşyalarıyla birlikte kamyonlara binerek bölgeden ayrıldı.

Suriye makamları, tahliyenin detaylarına ya da daha geniş kapsamlı bir anlaşmayla bağlantısına dair resmi bir açıklama yapmadı.

Ancak Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), yapılan anlaşmanın bir parçası olarak, Bedevi savaşçıların ellerindeki Dürzi kadın rehineleri serbest bırakmayı ve vilayeti tamamen terk etmeyi kabul ettiğini bildirdi.

1500 Bedevi için tahliye hazırlığı

Tahliye, Suriye devlet medyasının önceki gün hükümetin bazı Süveyda yetkilileriyle koordinasyon kurarak yaklaşık bin 500 Bedevi’yi kentten tahliye etmek üzere otobüs gönderdiğini bildirmesinin ardından gerçekleşti.

Suriye İçişleri Bakanı Ahmed el-Dalati, SANA’ya yaptığı açıklamada, bu girişimin Süveyda’dan çatışmalar nedeniyle kaçan sivillerin geri dönüşüne de olanak sağlayacağını belirtti. Dalati, “Süveyda çevresinde güvenlik çemberi oluşturduk. Bu önlem, kenti güvenceye alacak ve çatışmaları durduracak. Böylece uzlaşma ve istikrar süreci korunmuş olacak” dedi.

Ortadoğu

Netanyahu, Batı Şeria’daki izinsiz yerleşimci karakollarının dağıtılmasını emretti

Yayınlanma

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahun Batı Şeria’daki izinsiz İsrail yerleşimci ileri karakollarının sökülmesini emretti.

Reuters’a konuşan kaynaklar, Netanyahu’nun bu emri, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine karşı sert önlem alınması yönündeki ABD baskısına yanıt olarak verdiğini belirtti.

Söküm işlemlerinin ne zaman başlayacağı ise hemen belli olmadı.

Haber, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, yerleşimciler tarafından defalarca hedef alınan Batı Şeria’daki Turmus Ayya kasabasında Filistin kökenli Amerikalılarla bir araya gelmesinden bir gün sonra yayınlandı.

Huckabee, Filistinlilere yönelik yasa dışı Yahudi yerleşimcilerinin düzenlediği saldırıları “terör eylemleri” olarak nitelendirmişti.

İsrail yerleşimlerinin uzun süredir destekçisi olan Huckabee, son haftalarda yerleşimcilerin şiddet eylemlerini defalarca kınadı.

Ağustos ayında, Batı Şeria’nın Kusra köyünde Filistinlilere ait evleri kuşatan yerleşimcileri “İsrailli teröristler” olarak nitelendirdi ve daha sonra Filistinli Amerikalılara ait mülkleri ele geçiren yerleşimcilerin ABD’nin yaptırımlarına veya ülkeye giriş yasaklarına maruz kalabileceği uyarısında bulundu.

Huckabee, suçu kimin işlediğine bağlı olarak “farklı bir adalet standardı” olmaması gerektiğini belirterek, İsrail’i sorumluları soruşturmaya ve yargılamaya çağırdı.

İzinsiz yerleşim noktaları genellikle az sayıda yerleşimciyi barındıran prefabrik yapılardan oluşur. İsrail, bu tür yerleşim noktalarını zaman zaman söküp kaldırırken, diğerlerine geriye dönük olarak izin veriyor ve bunların devlet fonlarından yararlanmasını sağlıyor.

Son yıllarda Batı Şeria’da yerleşimcilerin şiddet eylemleri keskin bir artış gösterdi. Filistinliler ve insan hakları örgütleri, İsrail makamlarını saldırıları yeterince soruşturmamak veya faillerini adalete teslim etmemekle suçluyor.

Birleşmiş Milletler ve çoğu ülke, Batı Şeria’daki tüm İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuk kapsamında yasadışı kabul ediyor ve bu bölgeyi “işgal altındaki topraklar” olarak değerlendiriyor.

İsrail ise bu tanımlamaya itiraz ediyor ve bölgenin işgal altında değil, “ihtilaflı bir bölge” olduğunu savunuyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran, Hürmüz için yeni harita açıklayacak

Yayınlanma

İran, önümüzdeki günlerde Körfez’de yeni bir kısıtlı bölge ilan edeceğini ve Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için oluşturulacak yeni denizcilik koridorunun haritalarını açıklayacağını duyurdu. Hafta sonu gemilere yönelik karşılıklı saldırılar, pazartesi günü petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, pazar günü devlet televizyonuna verdiği röportajda, yeni kısıtlı bölgenin ABD’nin İran’a yönelik ablukasının başladığı noktadan başlayacağını ve Körfez’deki bazı alanlara kadar uzanacağını söyledi.

Plana ilişkin ayrıntılı bilgi verilmezken Rızai, yeni bölgeye giren herhangi bir geminin yaptırım listesine alınacağını belirtti.

Rızai ayrıca, tanker trafiğine büyük ölçüde kapalı olan ve küresel enerji taşımacılığı açısından hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güzergâhlarını ayrıntılı şekilde gösteren haritaların da yakında onaylanacağını söyledi.

Rızai, “İran ve Umman karasularında yer alan ve yönetiminde İran’ın söz sahibi olacağı yeni uluslararası koridorun haritaları üzerinde anlaşmaya varıldı. Bunların önümüzdeki günlerde imzalanması gerekiyor” dedi.

Rızai, “Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasını ancak onlar [Amerikalılar] İran’a yönelik sabotaj, tehdit ve saldırıları durdurduğunda taahhüt edeceğiz” diye ekledi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının savaşı tetiklemesinin üzerinden altı ay geçerken çatışma çıkmaza girmiş görünüyor. Haziran ayında varılan ön ateşkes anlaşması çökerken, barış sürecini yeniden rayına oturtmayı amaçlayan diplomatik girişimlerde de çok az ilerleme sağlandı.

Ağustos ayının büyük bölümünde askeri faaliyetlere ara verilmesinin ardından karşılıklı saldırılar yeniden başladı. ABD Merkez Komutanlığına (CENTCOM) göre ABD güçleri, İran Devrim Muhafızları Ordusunun bölgedeki ABD savaş gemilerine düzenlediği saldırıların ardından cumartesi günü üç İran petrol tankerini vurdu. Vurulan tankerlerden biri, İran’ın başlıca petrol ihracat merkezi olan Hark Adası açıklarındaydı. İran da ABD saldırılarına bölgedeki üsleri hedef alarak yanıt verdi. ABD ordusunun çok sayıda kayıp verdiği basına yansıdı.

Tahran, bölgedeki ABD çıkarlarını vurma ve çatışma öncesinde küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışını durdurma kapasitesini koruduğunu gösterdi.

Pazartesi günü yayımlanan deniz taşımacılığı verilerine göre, son 10 günde Hürmüz Boğazı’ndan günde ortalama 10 ticari yük gemisi geçti. Bu, mayıs ayından bu yana görülen en düşük seviye oldu. Söz konusu gelişme, petrol fiyatlarının geçen haftaki sert yükselişini sürdürmesine katkıda bulunurken Brent petrol yüzde 0,8 artışla varil başına 97 doların üzerine çıktı.

Yaptırımlar ve petrol ablukası ekonomiyi sıkıştırıyor

İran, ekonomisini ağır biçimde etkileyen ABD yaptırımlarının yol açtığı sorunlarla mücadele çabalarını artıracağını açıkladı.

Ancak Reuters’a konuşan üç üst düzey İranlı kaynak, İran’ın petrol ihracatını abluka altına alarak ve yaptırımların delinmesini engelleyerek ülke ekonomisini boğmayı amaçlayan ABD kampanyasına direnmenin giderek zorlaştığını söyledi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, pazar günü yaptığı açıklamada ABD’nin “çok geç olmadan” oyunun kurallarının değiştiğini anlaması gerektiğini söyledi.

Kalibaf, Telegram kanalında yayımlanan konuşmasında, “Bundan böyle İran’ın çıkarlarına ve güvenliğine yönelik her saldırıya daha hızlı, daha ağır ve daha acı verici bir karşılık verilecek” dedi.

Kalibaf, askeri cephenin yanı sıra İran’ın temel mücadelesinin artık üretim ve halkın geçim koşulları alanında olduğunu söyledi.

Döviz kurundaki sert dalgalanmaları, enflasyonu, işsizliği ve piyasa yönetimini başlıca sorunlar arasında gösteren Kalibaf, İranlıların zorluklara katlanabileceğini ancak kötü yönetime veya eylemsizliğe tahammül edemeyeceğini ve hükümetten hızlı hareket etmesini beklediğini ifade etti.

İran devlet medyasının pazar günü aktardığına göre Ekonomi Bakanı Ali Medenizade, Tahran’ın ABD’nin ekonomik baskısına reformlarla karşılık vermeyi planladığını söyledi ve yaptırımların İran’ın izlediği politikayı değiştirmesine yol açacağı düşüncesini reddetti.

Medenizade, “Ekonomik baskıdan ve tecritten, finansal bağların koparılmasından söz ediyorlar ve bir ülkenin ekonomisine baskı uygulayarak o ülkenin halkının kararlarını değiştirebileceklerini düşünüyorlar” dedi.

“Bir noktayı açıklığa kavuşturmam gerekiyor: İran ekonomisini reforme etme sorumluluğu ABD Hazinesine değil, İran hükümetine ve halkına aittir” diye ekledi.

İran: Hark Adası önceki aylarda 550 kez vuruldu

İran, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) üçüncü büyük üreticisi konumunda bulunuyor ve savaş öncesinde ham petrolünün yüzde 90’ını Hark Adası’ndaki ihracat merkezi üzerinden ihraç ediyordu. ABD’nin İran petrol ihracatına yönelik ablukasının nisan ortasında başlamasından bu yana petrol akışı kesintiye uğradı.

ABD Merkez Komutanlığı, X üzerinden yaptığı açıklamada, pazar günü itibarıyla ablukaya sıkı şekilde uyulmasını sağlamak amacıyla 92 ticari geminin rotasını değiştirdiğini, üç gemiyi devre dışı bıraktığını ve iki gemiye çıkarak denetim gerçekleştirdiğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, 31 Ağustos’ta Hark Adası’nın “paramparça edildiğini” tasvir eden yapay zekâyla oluşturulmuş bir videonun eşlik ettiği tek cümlelik bir sosyal medya paylaşımı yaptı. İranlı yetkililer, Hark Adası’nın saldırıya uğraması halinde güçlü bir karşılık verileceğini açıkladı.

İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, pazar günü devlet televizyonunda yayımlanan röportajında adanın önceki aylarda yaklaşık 550 kez vurulduğunu ancak faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.

İran’ın Hürmüz Boğazı’na uyguladığı abluka, akaryakıt fiyatlarını yükselterek Trump’ın kamuoyu desteği üzerinde baskı oluşturuyor. Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi, Kongre’nin kontrolünün belirleneceği kasım seçimlerine hazırlanıyor.

Bununla birlikte ABD Enerji Bakanı Chris Wright, petrolün Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye devam ettiğini söyledi.

Wright, CNN’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerimiz şu anda günde ortalama 9 milyon varilin üzerinde. Boğazı bypass eden boru hatlarını da hesaba kattığımızda muhtemelen çatışma öncesindeki akışın üçte ikisine veya daha fazlasına ulaşmış durumdayız. Dolayısıyla İranlılar hâlâ sorun çıkarmaya devam ediyor ancak ABD Donanması bu mücadeleyi kazanıyor.”

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Özgürlük Filosu ekimde Gazze Şeridi için yeniden denize açılacak

Yayınlanma

Uluslararası aktivistler, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı deniz ablukasını kırmak amacıyla ekim ayında Akdeniz’i geçecek yeni bir filo oluşturmayı planlıyor. Özgürlük Filosu Koalisyonu, gemilerin Gazze Şeridi’ne ilerlemeden önce İspanya, Portekiz ve İtalya limanlarına uğrayacağını açıkladı.

Uluslararası aktivistler, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik deniz ablukasını kırmak amacıyla önümüzdeki ay Avrupa’dan yola çıkacak yeni bir filo hazırlığı yürütüyor.

Özgürlük Filosu Koalisyonu (FFC), 2 Eylül’de yaptığı açıklamada, gemilerin ekim ayında denize açılmasının planlandığını bildirdi. Açıklanan plana göre filo, Gazze Şeridi’ne yönelmeden önce İspanya, Portekiz ve İtalya’daki limanları ziyaret edecek.

2010 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Özgürlük Filosu ile 2025 yılında kurulan Küresel Sumud Filosu ayrı yapılar niteliği taşıyor; ancak iki oluşum Gazze ablukasını kırma hedefli seferlerde ortak hareket ediyor.

Özgürlük Filosu, Küresel Sumud Filosu’na destek verirken, koalisyon bünyesindeki bazı üyeler de Sumud seferlerine danışmanlık sağlıyor.

Aktivistler, mayıs ayındaki müdahalenin ardından ekim seferine mali kaynak ve kamuoyu desteği sağlamak üzere Avrupa genelinde çeşitli seferler düzenledi.

Mayıs seferinde 430 aktivist alıkonuldu

Özgürlük Filosu’nun destek sağladığı mayıs ayındaki Küresel Sumud Filosu seferi sırasında İsrail makamları, uluslararası sularda seyreden yaklaşık 54 gemiye müdahale etti.

Operasyonda, aralarında doktorların, gazetecilerin ve insani yardım çalışanlarının da yer aldığı 430 aktivist alıkonuldu.

Söz konusu müdahale, alıkonulan kişilerin İsrail cezaevlerinde darp, ölüm tehdidi ve tecavüz dahil cinsel şiddete maruz bırakıldıklarını aktarmasıyla uluslararası alanda tepki topladı.

Küresel Sumud Filosu, en az 67 katılımcının tıbbi müdahale gerektiren yaralanmalar yaşadığını, bu kişilerden 12’sinin hastaneye kaldırıldığını duyurdu.

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, alıkonulan aktivistlerin plastik kelepçelerle bağlandığı, diz çöktürüldüğü ve İsrail milli marşı eşliğinde zorlayıcı pozisyonlarda tutulduğu video kayıtlarını “İsrail’e hoş geldiniz” mesajıyla paylaştı.

Görüntülerde, elleri bağlı bir aktivist acı içinde bağırırken Ben-Gvir’in güvenlik görevlilerine “Çığlıklarından rahatsız olmayın” talimatı verdiği duyuldu.

Uluslararası Ceza Mahkemesine savaş suçu başvurusu

Yaşananların ardından 30 Mayıs’ta Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) savaş suçu başvurusunda bulunan 11 mağdur arasında Avustralyalı sinemacı Juliet Lamont da yer aldı.

Lamont, yük konteynerinden dönüştürülen bir alana götürüldüğünü, karanlıkta elleri arkadan bağlı ve ayak bilekleri zincirli şekilde zorlayıcı pozisyonda tutulduğunu açıkladı.

Erkek askerlerden birinin tecavüzüne uğradığını belirten Lamont, diğer tutukluların vücutlarına silah sokulduğunu ve 70 yaşındaki bir kadının kaburgalarının kırıldığını ifade etti.

Lamont, tutulduğu alandan işkence ve acı çığlıkları duyulduğunu kaydetti.

Çok sayıda mağdur ifadesi, video kaydı, tıbbi rapor ve yeminli beyan içeren başvuru dosyasında, Avustralyalı bir insani yardım görevlisine İsrailli yetkililerce zorla içeriği belirsiz bir madde enjekte edildiği yönündeki anlatım da yer buldu.

Birleşmiş Milletler (BM), yaşanan gelişmelerin ardından İsrail Cezaevi Servisini, çatışma bölgelerinde cinsel şiddetten sorumlu tarafların yer aldığı 2026 kara listesine dahil etti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, kararın gerekçesi olarak mahkumlara yönelik belgelenen “cinsel şiddet örüntülerini” işaret etti.

Aktivistlere yönelik tutum diplomatik krizlere de yol açtı.

İtalya, Fransa ve Kanada, kendi vatandaşlarına yönelik muamele nedeniyle İsrail büyükelçilerini dışişleri bakanlıklarına çağırarak izahat istedi. İspanya ve İrlanda yönetimleri ise Bakan Ben-Gvir’in sergilediği yaklaşımı “canavarca” ve “dehşet verici” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English