Ortadoğu
Washington Post: İsrail, Suriye’deki Dürzilere gizlice silah sevkiyatı yapıyor

Washington Post gazetesi, İsrail’in Beşar Esad hükümetinin devrilmesinden bu yana Suriye’nin güneyindeki Dürzi azınlığa gizli yollarla silah ve askeri teçhizat sağladığını yazdı. Haberde, Tel Aviv yönetiminin Ahmed eş-Şaraa liderliğindeki yeni hükümete karşı Dürzileri kendisine sadık resmi bir vekil güce dönüştürmeyi hedeflediği belirtildi.
ABD’nin önde gelen medya kuruluşlarından Washington Post, İsrail’in Beşar Esad yönetiminin geçen yıl devrilmesinden bu yana Suriye’deki Dürzi azınlığa gizli yöntemlerle silah, mühimmat ve askeri teçhizat sağladığını yazdı. Gazetenin haberine göre, İsrail güvenlik bürokrasisi içindeki bir kesim, Suriye’deki Dürzilerin Tel Aviv’e bağlı resmi bir vekil güç haline getirilmesini savunuyor.
Yardım paketlerine gizlenmiş silahlar
Haberde, İsrail’in Aralık 2024’te Suriye’nin güneyindeki işgal sürecini başlatmasının ardından Dürzi topluluğuna yardım sevkiyatları gönderdiği bildirildi. Gazeteye konuşan iki eski İsrailli yetkili, insani yardım görüntüsü altında bölgeye silah sokulduğunu doğruladı. Yetkililer, “İnsani yardım paletlerinin arasına gizlenmiş şekilde 500 tüfek, mühimmat ve balistik yelek bulunuyordu. Bunlar, Askeri Konsey adlı bir Dürzi milis grubunu silahlandırmak için İsrail tarafından gizlice havadan bırakıldı” ifadelerini kullandı.
Suriye’deki Dürzi kaynaklar ve İsrailli yetkililer, Tel Aviv’in Dürzi milislere balistik yelek ve tıbbi malzeme gibi öldürücü olmayan askeri ekipmanları havadan bırakmaya devam ettiğini aktardı. Bu hamlenin, Ahmed eş-Şaraa yönetiminin ülkede merkezi otorite kurma kapasitesini zayıflattığına işaret edildi. Aynı kaynaklar, İsrail’in yaklaşık 3 bin Dürzi milise aylık 100 ila 200 dolar arasında ödeme yaptığını da öne sürdü.
“Vekil güç” stratejisi ve Hassun’un itirafları
Habere göre söz konusu destek, El Kaide’nin Suriye kolunun kurucusu ve Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şaraa başkanlığındaki yeni Suriye hükümetine yönelik İsrail’in duyduğu güvensizlikten kaynaklanıyor.
İsrail ordusunda daha önce tuğgeneral rütbesiyle görev yapan Dürzi kökenli Hassun Hassun, Washington Post’a verdiği demeçte, haberde “gizli işbirliği” olarak tanımlanan yardım sürecinde bizzat yer aldığını açıkladı. İsrail güvenlik kurumları içindeki bazı isimlerle birlikte Dürzilere verilen desteğin artırılmasını savunduğunu belirten Hassun, bu grupların Tel Aviv’e sadık resmi bir silahlı vekil güce dönüştürülmesini hedefledikleri kaydetti.
Hassun, “İsrail’in vites büyütmesi ve kendisini stratejik güç gibi konumlandırması gerekiyor. Her türden insan ve vekil aktörle ittifak kurmalı, onları kendisine sadık hale getirmeli ve onlara da sadık olmalı” diye konuştu.
Batı’nın yaklaşımına “naif” eleştirisi
Haberde, İsrailli yetkililerin Dürzileri silahlandırmayı iki temel gerekçeye dayandırdığı vurgulandı. Buna göre Tel Aviv, ABD ve Avrupa Birliği’nin (AB) Eş-Şaraa yönetimiyle işbirliği girişimlerini “naif” buluyor. İsrail tarafı, Eş-Şaraa’yı güç kazanması halinde kendileri için tehdit oluşturacak “ıslah olmamış bir İslamcı militan” olarak değerlendiriyor. Ayrıca İsrail’de etkili konuma sahip Dürzi toplumunun Suriye’deki mensuplarını koruma konusunda “ahlaki sorumluluk” hissedildiği iddia ediliyor.
İsrail’in Suriye’deki Dürzilere desteğinin nisan ayında zirveye ulaştığı, ancak Tel Aviv’in Eş-Şaraa hükümetiyle müzakerelere yönelmesinin ardından ağustos ayından itibaren azaldığı bildirildi. Aynı dönemde İsrail’in, “Suriye’deki Dürzi ayrılıkçıların güvenilirliği ve hedeflerinin uygulanabilirliği” konusunda şüpheler dile getirdiği ifade edildi.
Süveyda’daki çatışmalar ve Şam’a hava saldırısı
Temmuz ayında Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde Eş-Şaraa güçleri ile Dürzi milisler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Bu süreçte İsrail, Şam’a yönelik saldırılar düzenleyerek Suriye Savunma Bakanlığını ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı hedef aldı. Söz konusu saldırıların “Dürzi toplumunun korunması” gerekçesiyle yapıldığı savunuldu. Temmuz ayındaki çatışmalarda, Şam güçleri tarafından yüzlerce Dürzi sivilin infaz edildiği ileri sürüldü.
Müzakereler tıkandı
Tel Aviv ile yeni Suriye yönetiminin, aylardır doğrudan temaslar yürüterek güvenlik düzenlemesi sağlamaya çalıştığı belirtiliyor. Suriye hükümeti İsrail’le çatışma istemediğini açıklarken, İran, Hizbullah ve “Direniş Ekseni”ne karşı Tel Aviv ile koordinasyon taahhüdünde bulunduğu iddia ediliyor.
Ancak son aylarda önemli ilerleme kaydedildiği belirtilen görüşmelerin şu aşamada tıkandığı bildirildi. İsrail’in ülkedeki askerlerini çekmeyi reddettiği ve Suriye’nin güneyinin tamamen silahsızlandırılmasını talep ettiği kaydedildi. Tel Aviv’in olası bir çekilmeyi kapsamlı barış anlaşması şartına bağladığı ifade ediliyor.
Geçmişte Nusra Cephesi ile ilişkiler
İsrailli yetkililer, Eş-Şaraa ve hükümetini sık sık eleştirerek Tel Aviv için tehdit olarak tanımlasa da, geçmişte İsrail ordusunun, ABD destekli rejim değişikliği savaşı sırasında Eş-Şaraa’nın liderliğini yaptığı El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’ne destek verdiği biliniyor.
Savaşın ilk yıllarında Nusra mensuplarının Golan Tepeleri’ndeki İsrail hastanelerinde tedavi edildiği, 2014’te Suriye ordusu ve Hizbullah’la yaşanan çatışmalarda örgüte İsrail tarafından hava desteği sağlandığı hatırlatıldı.
Nusra Cephesi, yıllar içinde birkaç kez isim değiştirerek 2017’de Heyet Tahrir eş-Şam’a (HTŞ) dönüşmüştü. HTŞ, Aralık 2024’te Esad yönetimini devirirken, bugün Suriye’nin yönetim ve askeri yapısının büyük bölümünü oluşturuyor.
Ortadoğu
Suudi Arabistan’ın petrol stokları bir haftada tükenebilir

Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattının İHA saldırısı sonrası durması, küresel petrol arzının yüzde 4’ünü kesintiye uğratma riski doğurdu. Reuters’ın haberine göre Yanbu limanındaki mevcut rezervlerin ihracatı yalnızca beş ila yedi gün daha sürdürebileceği belirtilirken boru hattındaki onarımın altı haftaya kadar uzayabileceği kaydediliyor.
Kızıldeniz kıyısındaki Doğu-Batı boru hattının faaliyetine yeniden başlayamaması durumunda Suudi Arabistan’ın ihraç edebileceği petrol stoklarının tükenme riski taşıdığı bildirildi.
Reuters haber ajansının Suudi petrolü alan şirketler ve tüccarlara dayandırdığı haberine göre söz konusu gelişme, küresel petrol arzında ciddi oranda daralmaya yol açabilir.
Boru hattındaki petrol akışı, insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların ardından durduruldu. Riyad yönetimi hasarın boyutu ve onarım çalışmalarının ne kadar süreceği hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Sürece vakıf kaynaklar onarım takvimine ilişkin farklı tahminler dile getiriyor.
Reuters’a konuşan kaynaklardan biri çalışmaların beş ila altı hafta sürebileceğini kaydederken, bir diğer kaynak hasarın daha kısa sürede giderilebileceğini ve onarım tamamen bitmeden kısmi petrol akışının sağlanabileceğini dile getirdi.
Yanbu limanındaki stoklar kritik eşikte
Arap Yarımadası’nı katederek Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu limanına uzanan boru hattı, günde yaklaşık 4 milyon varil petrol taşıyor. Bu miktar, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 4’üne denk geliyor.
Hat, Ortadoğu’daki çatışmalar sebebiyle deniz trafiği aksayan Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakarak Suudi Arabistan’a petrolünü alternatif bir rotadan sevk etme imkanı sunuyordu.
Sevkiyat süreçlerini yakından izleyen üç kaynak, akışın kesilmesi nedeniyle Yanbu limanındaki petrol rezervlerinin ihracatı yalnızca beş ila yedi gün daha sürdürmeye yeteceğini aktardı.
Dördüncü bir kaynak ise Mısır’ın Kızıldeniz kıyısındaki Ayn Suhna ve Akdeniz sahilindeki Sidi Kerir limanlarında tutulan ek rezervlerin alıcılara birkaç gün daha sevkiyat sağlama imkanı tanıdığını belirtti.
Yanbu’daki petrol depolama tesislerinin kapasitesi yaklaşık 35 milyon varil, Ayn Suhna’nın 18 milyon varil, Sidi Kerir’in ise 20 milyon varil düzeyinde hesaplanıyor.
Fakat kaynaklar tesislerin halihazırda tam kapasiteyle dolu olmadığını ve boru hattı devreye girmediği takdirde bu stokların tamamen tükeneceğini vurguladı.
Üretim son 30 yılın en düşük seviyesinde
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz geçişlerindeki kesintiler Suudi Arabistan’ın petrol arzını ağustos ayında son 30 yılın en düşük seviyesine geriletti.
Riyad yönetiminin OPEC’e sunduğu kayıtlara göre krallığın ham petrol üretimi şubat ayındaki günlük 10,9 milyon varil düzeyinden ağustosta 6,2 milyon varile kadar indi.
Yemen’deki Husiler temmuz ayında Suudi Arabistan’a deniz ablukası başlattıklarını ilan etmişti. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, 8 Eylül’de ülkenin güneyindeki bazı enerji tesislerinin faaliyetini durdurduğunu duyurdu.
Aynı gün Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Abha, Hamis Müşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki tesislere düzenlediği saldırıları kınayan resmi bir açıklama yayımladı.
Riyad makamları, saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı 73 sivilin yaralandığını bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump ise Suudi Arabistan’a yönelik bu saldırının arkasında İran’ın olabileceğini dile getirdi.
Petrol piyasasında Brent ham petrol vadeli işlemleri, 10 Eylül Perşembe günü temmuz sonundan bu yana kaydedilen en sert günlük yükselişini gösterdi.
Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6,3 artış kaydederek 107,6 dolara ulaştı. Fiyatlar ertesi gün 105 dolar seviyesinin altına çekildi.
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa6 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya6 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor












