Asya
Tayland ve Kamboçya sınır çatışması 12 kişinin ölümüne yol açarken savaş korkusu tırmanıyor

Tayland, perşembe günü, sınırda uzun süredir devam eden gerginliklerin açık çatışmaya dönüşmesi üzerine Kamboçya’ya hava saldırıları düzenledi. Her iki tarafın askerleri ateş açarken, Kamboçya askerleri roket saldırısı düzenleyerek çoğu sivil olan en az 12 Taylandlıyı öldürdü.
Her iki ülke de, Tayland’ın doğu sınırında Kamboçya ile sınır anlaşmazlığı bulunan Ta Moan Thom tapınağında başlayan çatışmalardan birbirlerini sorumlu tuttu.
Uzun süredir ortak sınırları kapatılmış ve çatışmalar perşembe sabahı şiddetini artırmışken, Tayland ordusu sözcüsü Ritcha Suksuwanon’un açıklamasına göre, altı Tayland F-16 savaş uçağı görevlendirilerek Kamboçya mevzilerine ateş açtı ve “yerdeki iki askeri hedefi” vurdu.
Kamboçya savunma bakanlığı, komşusunu askerlerine ateş açmakla ve haftalardır süren toprak anlaşmazlığını yatıştırmak için yapılan anlaşmayı ihlal etmekle suçlayarak, “Tayland’ın pervasız ve acımasız askeri saldırısını” kınadı.
Çelişkili açıklamaların yaşandığı bir günde, Tayland ordusu, Kamboçya askerlerinin perşembe sabahı erken saatlerde insansız hava araçları ve roketatarlarla kendilerine yaklaşarak çatışmayı başlattığını söyledi. Kamboçya ise ilk ateşi Tayland tarafının açtığını iddia etti.
Çatışmaların şiddetlenmesiyle Kamboçya, Tayland sınırına Sovyet yapımı BM-21 roketleriyle çok sayıda salvo ateşledi.
Tayland Sağlık Bakanı Somsak Thepsuthin, sınırda çıkan çatışmalarda 11 Taylandlı sivil ve bir askerin öldüğünü söyledi ve gazetecilere, bir hastaneye saldırı da dahil olmak üzere Kamboçya’nın eylemlerinin savaş suçu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Tayland ordusu, ölenler arasında 8 yaşındaki bir çocuğun da olduğunu, bir roketin benzin istasyonundaki bir marketi vurması sonucu birkaç öğrencinin öldüğünü ve gökyüzüne siyah dumanların yükseldiğini bildirdi. Ordu, çatışmalarda 14 kişinin de yaralandığını açıkladı.
Her iki ülke de Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi olup, önemli bir sınır ticareti gerçekleştirirken, milyonlarca Kamboçyalı Tayland’ın düşük ücretli hizmet ve inşaat sektörlerinde çalışmaktadır.
Çatışmanın daha da tırmanma riski artarken, şu an ASEAN dönem başkanı da olan Malezya Başbakanı Enver İbrahim, her iki ülkenin liderlerini daha fazla tırmanıştan vazgeçirmeye çalıştığını söyledi.
Kuala Lumpur’da gazetecilere verdiği demeçte, “Onlar ASEAN’ın önemli üyeleri. Malezya’ya çok yakınlar” dedi. “En azından geri çekilmelerini veya umarım müzakereye çalışacaklarını bekliyoruz… Barışın tek seçenek olduğunu düşünüyorum” diye ekledi.
Tayland’ın Kamboçya Büyükelçiliği, milliyetçi tepkilerin artması nedeniyle tüm Tayland vatandaşlarına “güvenli bir şekilde mümkün olan en kısa sürede” komşu ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Çin’den ‘endişe’ açıklaması
Çin perşembe günü Kamboçya’daki vatandaşlarına Tayland sınırına yakın bölgelerden uzak durmaları çağrısında bulundu.
Büyükelçilik, çevrimiçi bir paylaşımda “Kamboçya’daki Çin Büyükelçiliği, Çin vatandaşlarına… yerel güvenlik durumunu yakından takip etmelerini, tetikte olmalarını, önlemlerini artırmalarını ve kişisel güvenliklerini sağlamalarını tavsiye ediyor” dedi.
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun daha sonra Çin’in çatışmalardan “derin endişe duyduğunu” söyledi. Perşembe günü yaptığı açıklamada, “Mevcut gelişmelerden derin endişe duyuyoruz ve her iki tarafın da diyalog ve istişareler yoluyla sorunları uygun şekilde çözmesini umuyoruz” dedi ve Pekin’in “adil ve tarafsız bir tutum” sergileyeceğini ekledi.
Mayın krizi
Tayland’ın önceki açıklamalarına yanıt olarak, Kamboçya devlet destekli Fresh News sosyal medyada, Phnom Penh ordusunun ilk ateş açan ve tapınak alanını Kamboçya vatandaşlarına kapatan “Taylandlı işgalcilere karşı saldırı başlattığını” yazdı.
Daha sonra başka bir sosyal medya paylaşımında, eski lider Hun Sen’in oğlu Kamboçya Başbakanı Hun Manet, Tayland’ın “saldırı başlattığını” söyledi.
“Kamboçya her zaman sorunları barışçıl yollarla çözme tavrını benimsemiştir, ancak bu durumda silahlı saldırıya karşı silahlı kuvvetlerle karşılık vermekten başka seçeneğimiz yoktur” diye yazan Hun Manet, halkı “vatanımızı korumak için cephede duran hükümet ve silahlı kuvvetlere inanmaya” çağırdı.
Haftalar süren sözlü tartışmaların ardından, Tayland’ın Kamboçya’yı tartışmalı bölgede yeni mayın döşemekle suçlamasıyla son günlerde gerginlik tırmandı. Taylandlı yetkililere göre, bu hafta devriye görevindeki iki Taylandlı asker uzuvlarını kaybetti.
Kamboçya, yeni mayın döşediğini reddederek, mayınların iç savaştan kalma olabileceğini söyledi.
Tayland çarşamba günü Kamboçya büyükelçisini sınır dışı etti ve Phnom Penh’deki büyükelçisini geri çağırdı. Kamboçya ise diplomatik ilişkileri düşürdü ve misilleme olarak diplomatlarını geri çekti.
Telefon görüşmesi sızmıştı
Tayland’ın eski başbakanı Thaksin Shinawatra’nın uzun süredir müttefiki olan eski Kamboçya lideri Hun Sen’in, Thaksin’in kızı ve görevden uzaklaştırılan başbakan Paetongtarn ile yaptığı telefon görüşmesinin içeriğinin kamuoyuna sızdırılmasıyla arkadaşlıkları bozulduğundan beri, daha geniş çaplı bir çatışmaya doğru gidişat hızlandı.
Görüşmede Paetongtarn, Kamboçya’nın eski güçlü adamına “amca” diye hitap ederek çok saygılı davranmakla ve sınır bölgesindeki üst düzey bir Taylandlı komutanı aşağılamakla suçlandı.
Sızan telefon görüşmesi, Paetongtarn’ın görevden uzaklaştırılmasına yol açtı. Tayland’ı yeni bir siyasi krize sürükleyen mahkeme kararı, Thaksin’in Pheu Thai partisi liderliğindeki hükümetin iktidar koalisyonu içinde ve genel kamuoyunda destek kaybetmesine neden oldu.
Paetongtarn, babasının partisiyle bağlantılı birkaç lideri görevden alan mahkeme tarafından yöneltilen etik ihlal iddialarına karşı savunmasını temmuz ayı sonuna kadar sunacak.
Her iki ülkenin sosyal medya kullanıcıları birbirlerine hakaretler ve suçlamalar yağdırırken, protestolar her iki hükümeti de diğerinin saldırgan tavrına karşı sert durmaya zorladı.
Fransız sömürgeciliğinden kalan sınır
Tayland ve Kamboçya, miras konusunda hassas tartışmaları alevlendiren tartışmalı tapınaklar ve bir asır önce Fransız sömürgecileri tarafından uzak ormanlık alanlarda çizilen sınırın mülkiyeti ile ilgili uzun bir sınır çatışması geçmişine sahip.
1907 yılında Fransız sömürge yönetimi altında olan Kamboçya’nın sınırları, Fransız yetkililer tarafından çizilen bir haritaya göre belirlendi. Ancak Tayland, bu sınır haritasının bazı bölgeleri — özellikle tapınak alanlarını — açıkça belirlemediğini öne sürerek sınır çizimine uzun süredir itiraz ediyor. 2011 yılında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Preah Vihear Tapınağı çevresinde çıkan çatışmalarda en az 20 kişi hayatını kaybetmiş, binlerce kişi evlerinden tahliye edilmişti.
Kamboçya, son anlaşmazlığı çözmek için Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu, ancak Tayland mahkemenin yargı yetkisini tanımıyor.
Anlaşmazlığın tırmanması, her iki ihracat odaklı ekonominin de ABD’nin gümrük vergileriyle karşı karşıya kalmasıyla birlikte geldi.
Milyonlarca Kamboçyalı, Tayland’daki inşaat şantiyelerinde, restoranlarda ve balıkçılık sektöründe çalışırken, meyve, kauçuk ve diğer malların sınır ötesi ticareti her iki ülke için milyarlarca dolarlık bir değer oluşturuyor.
Asya
Çin yapay zekada yetenek sunumundan üretim altyapısını açmaya geçiyor

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, büyük dil modellerinde bilgi işlem maliyetlerini ve güç tüketimini düşürmek amacıyla geliştirdiği DeepInfer çıkarım altyapısını açık kaynak olarak kullanıma sundu. Sistem çatısı altındaki tek bir küme günde 155 trilyon belirteç işlerken, hem NVIDIA hem de Huawei donanımlarında çalışabiliyor.
Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, geniş ölçekli çıkarım süreçlerinde işlem gücü maliyetlerini ve enerji tüketimini azaltmak amacıyla geliştirdiği kurum içi çıkarım altyapısı DeepInfer’ı açık kaynak olarak paylaştı.
Salı günü WeChat hesabı üzerinden yapılan açıklamaya göre bu adım, yazılım geliştiricilerin ve işletmelerin yüksek hacimli yapay zeka operasyonlarında veri işleme hızını artırmalarını ve gecikme sürelerini düşürmelerini hedefliyor.
İsmi belirtilmeyen Çinli bir uzman, Global Times gazetesine verdiği demeçte, açık kaynaklı modellerden açık kaynaklı çıkarım altyapılarına geçişin önemli bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi.
Uzmana göre Çinli teknoloji şirketleri “yetenekleri erişime açma” aşamasından “üretkenliği erişime açma” evresine geçiyor; bu da kurulum maliyetlerini düşürerek öncü modellerin sağlık, eğitim ve üretim gibi alanlarda pratik uygulamalara dönüşmesini kolaylaştırıyor.
DeepSeek, model eğitiminin yapay zekanın öğrenme süreci, çıkarımın ise bu bilginin insanlar için somut bir faydaya dönüştüğü aşama olduğunu belirtti.
Günümüzde geleneksel sınırları aşan devasa kullanıcı talepleri karşısında çıkarım altyapıları geniş bilgi işlem kümelerini koordine edip yönetirken, bu sistemlerin verimliliği doğrudan yapay zeka hizmetlerinin elektrik tüketimini ve işlem maliyetini belirliyor.
DeepInfer, yüksek performanslı çekirdekleri derinlemesine optimize edilmiş çıkarım motoruyla bir araya getiriyor.
Dağıtık çıkarım, tahmine dayalı kod çözme ve yapılandırılmış çıktı gibi özellikleri destekleyen sistem, hem NVIDIA hem de Huawei Ascend donanımları üzerinde çalışıyor.
Girişim, DeepInfer üzerinde inşa ettiği mimariyle DeepSeek V4.1 Flash modeli için yüksek işlem hacmine sahip ve düşük gecikmeli çıkarım hizmetlerini devreye aldı. Sistemdeki tek bir küme şu anda günde 155 trilyon belirteç (token) işliyor.
Şirket ayrıca ana akım büyük dil modeli arayüz protokolleri ile model belirteç dizileri arasında hızlı ve hatasız dönüşüm sağlayan üretim sınıfı deepseek-recipe bileşenini de açık kaynak haline getirdi.
Bu bileşenin işlem mantığı doğrudan resmi DeepSeek API mimarisiyle bütünüyle uyumlu çalışıyor ve üçüncü taraf kurulumların resmi sistemle tamamen aynı biçimde işlemesini sağlıyor.
DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Teknoloji ve Strateji Araştırma Enstitüsü Başkan Yardımcısı Chen Jing, Global Times gazetesine yaptığı açıklamada, DeepSeek’in modelleri geniş ölçekte sunma konusundaki mühendislik deneyimini paylaştığını ifade etti. Chen, bu adımın diğer geliştiricilerin yetenekleri daha düşük maliyet, daha yüksek hız ve istikrarlı bir deneyimle sunmalarına katkı verdiğini belirtti.
Daha önce büyük dil modellerini de açık kaynak olarak paylaşan şirketin attığı adımı değerlendiren Chen, “Daha önce paylaşılan ‘beyin’di; bu kez paylaşılan ise ‘montaj hattı, güç kaynağı ve kullanım kılavuzu’ oldu” dedi.
Uzman, açık kaynaklı modellerin küresel çapta yeniden üretim ve araştırma yapma eşiğini düşürdüğünü, açık kaynaklı çıkarım altyapısının ise kurulum maliyetlerini, enerji kullanımını ve gecikmeyi azaltarak süreci bir adım ileri taşıdığını kaydetti.
Çin’in geliştirdiği açık kaynaklı modeller, küresel yapay zeka inovasyon ekosisteminde belirleyici bir yer ediniyor.
Hugging Face raporuna göre Çin merkezli Moonshot AI’ın Kimi, Zhipu’nun GLM ve Alibaba’nın Qwen serisi modelleri, zeka endeksinde dünya genelinde ilk yedi arasına girerken ABD’deki kapalı kaynaklı öncü sistemlerle aradaki farkı istikrarlı biçimde kapatıyor.
Raporda, Çin’de aylık olarak yayımlanan modellerin parametre tavanının 754 milyar ile 2,78 trilyon arasında değiştiği belirtiliyor.
Kimi K3, sahip olduğu 2,78 trilyon parametreyle dünyanın en büyük açık kaynaklı modeli haline gelirken hem zeka hem de kodlama endeksinde küresel düzeyde ilk sırada yer alıyor.
Çin yönetimi, teknolojik liderlik yarışının ötesinde, yapay zekanın sunduğu kalkınma kazanımlarını paylaşmayı ve teknolojinin daha geniş kitleler ile işletmeler tarafından yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla kullanılmasını hedeflediğini vurguluyor.
DeepSeek de yayımladığı metnin sonunda hedeflerini özetlerken, “Tamamen açık kaynaklı modeller, operatör kütüphaneleri ve çıkarım altyapılarıyla, yakın gelecekte dünya çapındaki yapay zeka hizmetlerinin kapsam ve kalitesinde eşi görülmemiş bir genişleme görmeyi; bu hizmetlerin daha adil, şeffaf ve güvenilir hale gelmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Yatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Asya
Japonya konut spekülasyonunu önlemek için kısa vadeli satışları kısıtlayacak

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti, büyük kentlerde artan konut fiyatlarını dizginlemek amacıyla mülklerin kısa vadeli alım satımına yönelik sınırlamaları gündemine aldı. Tokyo’da ortalama daire fiyatı yıllık yüzde 18,5 artışla 137,84 milyon yene çıkarken yıllık ortalama geliri 6,78 milyon yende kalan kent sakinleri için mülk edinmek zorlaştı.
Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP), Tokyo başta olmak üzere büyük kentlerde hızla yükselen konut fiyatlarını dizginlemek için mülklerin kısa vadeli alım satımına sınırlama getirmeyi planlıyor.
Başbakan Sanae Takaichi liderliğindeki parti, önümüzdeki yılın nisan ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde çalışan kesime yönelik desteği temel gündem maddesi yapmayı hedefliyor.
LDP’nin konut ve arsa politikaları araştırma komisyonu, konuyu ele almak üzere çarşamba günü toplandı.
Nikkei Asia gazetesinin haberine göre Komisyon Başkanı ve LDP Milletvekili Midori Matsushima, toplantının açılışında “Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni inşa edilen dairelerin fiyatları son on yılda ikiye katlandı. Bu konutlarda oturmak isteyen insanların ev alabilmesini sağlayacak önlemler üzerinde çalışmalıyız” dedi.
Başkentte ev sahibi olmak geniş kesimler için neredeyse imkansız hale geldi. Gayrimenkul İktisat Enstitüsü verilerine göre, Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni bir dairenin ortalama satış fiyatı 2025 mali yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,5 artarak 137,84 milyon yene (yaklaşık 872 bin dolar) ulaştı.
Çalışma Bakanlığı istatistikleri ise başkentte tam zamanlı çalışan bir kişinin ortalama yıllık gelirinin 2025 mali yılında 6,78 milyon yen seviyesinde kaldığını gösteriyor. Gelir ile konut fiyatları arasındaki bu uçurum, siyasetin önceliklerini de doğrudan etkiliyor.
LDP, şubat ayındaki Temsilciler Meclisi seçim kampanyasında Tokyo metropolü ve diğer bölgelerdeki spekülatif işlemleri dizginleme taahhüdü vermişti. Parti bünyesinde yabancılara yönelik politikalar üzerine çalışan bir proje ekibi de bu ayın başlarında hükümete konut fiyatlarındaki artışa karşı acil vergi düzenlemeleri getirilmesi çağrısı yapan bir tavsiye metni sundu.
Mevcut mevzuatta, satın alındıktan sonra beş yıl içinde elden çıkarılan konutlardan elde edilen kazançlar “kısa vadeli sermaye kazancı” sayılıyor. Bu gelirler, gelir vergisi ve yerel ikamet vergisi dahil olmak üzere yüzde 40’a yakın oranda vergilendiriliyor.
Beş yıldan uzun süre elde tutulan gayrimenkullere uygulanan yaklaşık yüzde 20’lik “uzun vadeli sermaye kazancı” vergisinin iki katı olan bu oran, bazı parti üyelerine göre spekülasyonu engellemeye yetmiyor. Düzenlemenin sertleştirilmesi talepleri, LDP’nin koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi ile aralık ayında hazırlayacağı yıllık vergi reformu çerçevesinde ele alınabilir.
İktidar kanadı, yerel meclis üyelerinin görev süresinin dolacağı Tokyo’nun 22 bölgesi dahil birçok kent merkezinde nisan ayında sandık başına gidecek seçmenlerin karşısına somut bir konut vaadiyle çıkmak istiyor.
Üst düzey bir LDP yetkilisi, “Genellikle ev alma aşamasına gelmiş çocuklu aileleri desteklememiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefet partileri de yalnızca ev almayı planlayanları değil, artan konut fiyatları nedeniyle kiralık evlere yönelen ve kiraların tırmanmasından etkilenen kesimleri hedefleyen alternatif öneriler hazırlıyor.
Yabancı alıcı sınırlamaları yerine vergi adımları öne çıkıyor
Konut krizine çözüm arayan birçok ülke yabancı alıcılara doğrudan kısıtlamalar getirdi. Güney Kore’de Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un gerileyen kamuoyu desteğinde gayrimenkul politikaları önemli rol oynadı.
Seul yönetimi, Ağustos 2025’te yabancıların başkent ve çevresinden konut almasını izne bağladı; ayrıca alıcılara bu evlerde en az iki yıl ikamet etme zorunluluğu getirdi.
Kanada ve Avustralya yabancıların konut alımına geçici yasaklar koyarken, Singapur yabancı alıcılardan yüzde 60 oranında ek damga vergisi tahsil ediyor.
Japonya’da da yabancı yatırımcıların gayrimenkul piyasasındaki rolü şubat seçimlerinde tartışma konusu oldu. Doğrudan yabancıları hedef alan kısıtlamaların uluslararası ticaret ve hizmet anlaşmalarıyla çelişebileceği değerlendiriliyor.
Hükümet bu nedenle alıcıların uyruğuna göre kısıtlama getirmek yerine, kısa vadeli el değiştirmeler gibi spekülatif gayrimenkul işlemlerine yönelik vergi tedbirlerini tartışıyor.
Sert piyasa tedbirlerinin bölgesel bankaları sarsmasından endişe ediliyor
Fiyatları aşağı çekmeye yönelik sert adımların ülke ekonomisine zarar verebileceğine dair kaygılar da dile getiriliyor.
LDP’nin kıdemli bir vergi yetkilisi, arsa fiyatlarındaki sert bir düşüşün yerel finans kuruluşlarını zayıflatabileceğini belirterek “Bölgesel bankalar üzerindeki etkileri değerlendirmeliyiz” uyarısı yaptı.
Gayrimenkul sektörü, Japon bankalarının toplam kredi hacminin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturuyor. Bu oran, Japonya’nın 1980’lerin ortasından sonuna kadar yaşadığı balon ekonomisi dönemindeki yüzde 10’luk seviyenin oldukça üzerinde seyrediyor.
Bazı bölgesel bankaların toplam kredi dağıtımında gayrimenkulün payı neredeyse yarıya yaklaşıyor.
Finansal Hizmetler Kurumunun Mart 2025 verilerine göre, bölgesel bankaların gayrimenkul sektörüne verdiği kredilerin yaklaşık dörtte biri doğrudan Tokyo’nun beş merkez bölgesinde toplanmış durumda.
Takaichi hükümetinin yüksek kamuoyu desteğinde, borsa endekslerindeki artışın da katkısıyla yükselen varlık değerleri etkili oldu. Piyasayı soğutacak gayrimenkul adımlarının hisse senedi fiyatlarını gerileterek hükümetin desteğini zedeleyebileceği öne sürülüyor.
LDP araştırma komisyonunun kıdemli bir yetkilisi, fiyat artışlarını kontrol altına almaya dönük adımların kapsamı ve zamanlaması konusunda karar vericilerin dikkatli davranması gerektiğini vurguladı.
Asya
“Öldü” demişlerdi: Kore lideri Kim Jong-un, ailesiyle sergide görüntülendi

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, komaya girdiği ve Çin’de tedavi gördüğü yönündeki iddiaların ardından eşi ve kızıyla bir sergide görüntülendi. Devlet medyası fotoğrafları paylaşırken, Pyongyang yönetimi Seul’ün tıbbi yardım teklifini siyasi provokasyon olarak nitelendirerek geri çevirdi.
Kuzey Kore devlet medyası, ülke lideri Kim Jong-un’un sağlık sorunları yaşadığı yönündeki haberlerin ardından yeni fotoğraflarını yayımladı.
Kore Merkezi Haber Ajansı’nın aktardığına göre Kim Jong-un, 19 Ekim’de hafif sanayi işletmelerinin düzenlediği giyim ve ayakkabı sergisini gezdi.
Yayımlanan fotoğraflarda Kuzey Kore lideri, sergilenen ürünleri eşi Ri Sol-ju ve kızı Kim Ju-ae ile birlikte inceliyor.

İngiliz basını koma ve tedavi iddialarını gündeme getirdi
Fotoğrafların paylaşılması öncesinde, yalan haberleriyle malul İngiliz tabloid gazetesi The Sun, doğrulanmamış bilgilere dayandırarak Kim Jong-un’un beyin kanaması geçirdiğini öne sürdü.
Gazete, liderin komaya girdiğini ve tedavi amacıyla Çin’e götürüldüğünü yazdı.
Haberde ayrıca Kim Jong-un’un ölümü halinde iktidarın, 13 yaşındaki kızı Kim Ju-ae ülkeyi yönetecek yaşa gelene kadar geçici olarak kız kardeşi Kim Yo-jong’a geçebileceği savunuldu.

Füze denemeleri ve insani yardım gerilimi sürüyor
Fotoğrafların paylaşıldığı dönemde Pyongyang yönetiminin askeri faaliyetleri de devam ediyor. Kuzey Kore, 14 Ekim’de Japon Denizi sularında denizaltıdan fırlatılan iki tip stratejik seyir füzesini test etti.
Diğer yandan Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi Daire Başkanı Kim Yo-jong, Seul yönetiminin insani yardım kapsamında göndermeyi planladığı tıbbi malzemeleri kabul etmeyeceklerini açıkladı.
Kim Yo-jong, Seul’ün insani yardım planlarını siyasi provokasyon ve egemenlik ihlali olarak nitelendirdi.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor












