Bizi Takip Edin

Asya

Tayland ve Kamboçya sınır çatışması 12 kişinin ölümüne yol açarken savaş korkusu tırmanıyor

Yayınlanma

Tayland, perşembe günü, sınırda uzun süredir devam eden gerginliklerin açık çatışmaya dönüşmesi üzerine Kamboçya’ya hava saldırıları düzenledi. Her iki tarafın askerleri ateş açarken, Kamboçya askerleri roket saldırısı düzenleyerek çoğu sivil olan en az 12 Taylandlıyı öldürdü.

Her iki ülke de, Tayland’ın doğu sınırında Kamboçya ile sınır anlaşmazlığı bulunan Ta Moan Thom tapınağında başlayan çatışmalardan birbirlerini sorumlu tuttu.

Uzun süredir ortak sınırları kapatılmış ve çatışmalar perşembe sabahı şiddetini artırmışken, Tayland ordusu sözcüsü Ritcha Suksuwanon’un açıklamasına göre, altı Tayland F-16 savaş uçağı görevlendirilerek Kamboçya mevzilerine ateş açtı ve “yerdeki iki askeri hedefi” vurdu.

Kamboçya savunma bakanlığı, komşusunu askerlerine ateş açmakla ve haftalardır süren toprak anlaşmazlığını yatıştırmak için yapılan anlaşmayı ihlal etmekle suçlayarak, “Tayland’ın pervasız ve acımasız askeri saldırısını” kınadı.

Çelişkili açıklamaların yaşandığı bir günde, Tayland ordusu, Kamboçya askerlerinin perşembe sabahı erken saatlerde insansız hava araçları ve roketatarlarla kendilerine yaklaşarak çatışmayı başlattığını söyledi. Kamboçya ise ilk ateşi Tayland tarafının açtığını iddia etti.

Çatışmaların şiddetlenmesiyle Kamboçya, Tayland sınırına Sovyet yapımı BM-21 roketleriyle çok sayıda salvo ateşledi.

Tayland Sağlık Bakanı Somsak Thepsuthin, sınırda çıkan çatışmalarda 11 Taylandlı sivil ve bir askerin öldüğünü söyledi ve gazetecilere, bir hastaneye saldırı da dahil olmak üzere Kamboçya’nın eylemlerinin savaş suçu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Tayland ordusu, ölenler arasında 8 yaşındaki bir çocuğun da olduğunu, bir roketin benzin istasyonundaki bir marketi vurması sonucu birkaç öğrencinin öldüğünü ve gökyüzüne siyah dumanların yükseldiğini bildirdi. Ordu, çatışmalarda 14 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Her iki ülke de Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi olup, önemli bir sınır ticareti gerçekleştirirken, milyonlarca Kamboçyalı Tayland’ın düşük ücretli hizmet ve inşaat sektörlerinde çalışmaktadır.

Çatışmanın daha da tırmanma riski artarken, şu an ASEAN dönem başkanı da olan Malezya Başbakanı Enver İbrahim, her iki ülkenin liderlerini daha fazla tırmanıştan vazgeçirmeye çalıştığını söyledi.

Kuala Lumpur’da gazetecilere verdiği demeçte, “Onlar ASEAN’ın önemli üyeleri. Malezya’ya çok yakınlar” dedi. “En azından geri çekilmelerini veya umarım müzakereye çalışacaklarını bekliyoruz… Barışın tek seçenek olduğunu düşünüyorum” diye ekledi.

Tayland’ın Kamboçya Büyükelçiliği, milliyetçi tepkilerin artması nedeniyle tüm Tayland vatandaşlarına “güvenli bir şekilde mümkün olan en kısa sürede” komşu ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Çin’den ‘endişe’ açıklaması

Çin perşembe günü Kamboçya’daki vatandaşlarına Tayland sınırına yakın bölgelerden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Büyükelçilik, çevrimiçi bir paylaşımda “Kamboçya’daki Çin Büyükelçiliği, Çin vatandaşlarına… yerel güvenlik durumunu yakından takip etmelerini, tetikte olmalarını, önlemlerini artırmalarını ve kişisel güvenliklerini sağlamalarını tavsiye ediyor” dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun daha sonra Çin’in çatışmalardan “derin endişe duyduğunu” söyledi. Perşembe günü yaptığı açıklamada, “Mevcut gelişmelerden derin endişe duyuyoruz ve her iki tarafın da diyalog ve istişareler yoluyla sorunları uygun şekilde çözmesini umuyoruz” dedi ve Pekin’in “adil ve tarafsız bir tutum” sergileyeceğini ekledi.

Mayın krizi

Tayland’ın önceki açıklamalarına yanıt olarak, Kamboçya devlet destekli Fresh News sosyal medyada, Phnom Penh ordusunun ilk ateş açan ve tapınak alanını Kamboçya vatandaşlarına kapatan “Taylandlı işgalcilere karşı saldırı başlattığını” yazdı.

Daha sonra başka bir sosyal medya paylaşımında, eski lider Hun Sen’in oğlu Kamboçya Başbakanı Hun Manet, Tayland’ın “saldırı başlattığını” söyledi.

“Kamboçya her zaman sorunları barışçıl yollarla çözme tavrını benimsemiştir, ancak bu durumda silahlı saldırıya karşı silahlı kuvvetlerle karşılık vermekten başka seçeneğimiz yoktur” diye yazan Hun Manet, halkı “vatanımızı korumak için cephede duran hükümet ve silahlı kuvvetlere inanmaya” çağırdı.

Haftalar süren sözlü tartışmaların ardından, Tayland’ın Kamboçya’yı tartışmalı bölgede yeni mayın döşemekle suçlamasıyla son günlerde gerginlik tırmandı. Taylandlı yetkililere göre, bu hafta devriye görevindeki iki Taylandlı asker uzuvlarını kaybetti.

Kamboçya, yeni mayın döşediğini reddederek, mayınların iç savaştan kalma olabileceğini söyledi.

Tayland çarşamba günü Kamboçya büyükelçisini sınır dışı etti ve Phnom Penh’deki büyükelçisini geri çağırdı. Kamboçya ise diplomatik ilişkileri düşürdü ve misilleme olarak diplomatlarını geri çekti.

Telefon görüşmesi sızmıştı

Tayland’ın eski başbakanı Thaksin Shinawatra’nın uzun süredir müttefiki olan eski Kamboçya lideri Hun Sen’in, Thaksin’in kızı ve görevden uzaklaştırılan başbakan Paetongtarn ile yaptığı telefon görüşmesinin içeriğinin kamuoyuna sızdırılmasıyla arkadaşlıkları bozulduğundan beri, daha geniş çaplı bir çatışmaya doğru gidişat hızlandı.

Görüşmede Paetongtarn, Kamboçya’nın eski güçlü adamına “amca” diye hitap ederek çok saygılı davranmakla ve sınır bölgesindeki üst düzey bir Taylandlı komutanı aşağılamakla suçlandı.

Sızan telefon görüşmesi, Paetongtarn’ın görevden uzaklaştırılmasına yol açtı. Tayland’ı yeni bir siyasi krize sürükleyen mahkeme kararı, Thaksin’in Pheu Thai partisi liderliğindeki hükümetin iktidar koalisyonu içinde ve genel kamuoyunda destek kaybetmesine neden oldu.

Paetongtarn, babasının partisiyle bağlantılı birkaç lideri görevden alan mahkeme tarafından yöneltilen etik ihlal iddialarına karşı savunmasını temmuz ayı sonuna kadar sunacak.

Her iki ülkenin sosyal medya kullanıcıları birbirlerine hakaretler ve suçlamalar yağdırırken, protestolar her iki hükümeti de diğerinin saldırgan tavrına karşı sert durmaya zorladı.

Fransız sömürgeciliğinden kalan sınır

Tayland ve Kamboçya, miras konusunda hassas tartışmaları alevlendiren tartışmalı tapınaklar ve bir asır önce Fransız sömürgecileri tarafından uzak ormanlık alanlarda çizilen sınırın mülkiyeti ile ilgili uzun bir sınır çatışması geçmişine sahip.

1907 yılında Fransız sömürge yönetimi altında olan Kamboçya’nın sınırları, Fransız yetkililer tarafından çizilen bir haritaya göre belirlendi. Ancak Tayland, bu sınır haritasının bazı bölgeleri — özellikle tapınak alanlarını — açıkça belirlemediğini öne sürerek sınır çizimine uzun süredir itiraz ediyor. 2011 yılında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Preah Vihear Tapınağı çevresinde çıkan çatışmalarda en az 20 kişi hayatını kaybetmiş, binlerce kişi evlerinden tahliye edilmişti.

Kamboçya, son anlaşmazlığı çözmek için Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu, ancak Tayland mahkemenin yargı yetkisini tanımıyor.

Anlaşmazlığın tırmanması, her iki ihracat odaklı ekonominin de ABD’nin gümrük vergileriyle karşı karşıya kalmasıyla birlikte geldi.

Milyonlarca Kamboçyalı, Tayland’daki inşaat şantiyelerinde, restoranlarda ve balıkçılık sektöründe çalışırken, meyve, kauçuk ve diğer malların sınır ötesi ticareti her iki ülke için milyarlarca dolarlık bir değer oluşturuyor.

Asya

Japon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı

Yayınlanma

Çin’in en üst düzey diplomatı, Tokyo’ya tarihten ders çıkarma çağrısı yaptı. Görüşme, ikili ilişkilerin kasım ayında bozulmasından bu yana bir Japon heyetinin Çin’de en üst düzeyde kabul edildiği temas oldu.

Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, 50 kişilik şirket yöneticileri heyetine başkanlık eden Japonya’nın eski Dışişleri Bakanı Takeshi Iwaya ile pazartesi günü Pekin’de bir araya geldi. Görüşme, yaklaşık bir yıldır Çin’i ziyaret eden bir Japon heyetinin Pekin’de bu düzeyde kabul edildiği en üst düzey temas oldu.

Çin Dışişleri Bakanlığının görüşmeye ilişkin açıklamasına göre Wang, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıl dönümü öncesinde ikili ilişkilerin “ciddi bir durumla” karşı karşıya olduğunu ve “henüz normalleşmediğini” söyledi.

Wang, “Savaş sonrası ‘barış anayasasına’ meydan okuyan ya da savaş dönemindeki saldırganlık tarihini yeniden yazmaya çalışan bir ülke, dünyayla yüzleşemez; geleceğe ise hiç açılamaz” dedi.

Wang, Tokyo’ya ülke yönetiminin Tayvan konusundaki “hatalı söz ve eylemlerini” mümkün olan en kısa sürede düzeltme çağrısında bulundu.

Çinli diplomat ayrıca Japonya’nın, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japon savaş suçlularını yargılamak üzere Müttefikler tarafından kurulan Tokyo Mahkemelerinin 80. yıl dönümünde tarihten ders çıkarması gerektiğini söyledi.

Wang, iktidardaki Çin Komünist Partisinin 24 üyeli Politbürosunda yer alıyor ve Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörlüğü görevini yürütüyor. Iwaya ise Shigeru Ishiba hükümetinde dışişleri bakanlığı yaptığı dönemde, Aralık 2024’te Pekin’i ziyaret etmişti.

Japon heyetinin Pekin’e gelişi, geçen hafta Washington’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan zirvenin hemen ardından gerçekleşti. İki lider görüşmede, ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’ya karşı kurduğu savaş dönemi ittifakına övgüde bulundu.

Tokyo, Pekin ile Washington arasındaki ilişkilerde istikrar yönünde ortaya çıkan işaretleri kaygıyla izliyor. Bu gelişmelerin ardından Trump ile Japonya Başbakanı Sanae Takaichi arasında cumartesi günü 20 dakikalık bir telefon görüşmesi yapıldı. Trump görüşmede, Washington’daki temasları hakkında Takaichi’ye bilgi verdi.

Iwaya’nın Japonya Uluslararası Ticaretin Teşviki Derneği (JAPIT) Başkanı sıfatıyla gerçekleştirdiği ziyaret, Takaichi’nin geçen yıl Tayvan konusunda yaptığı açıklamalarla başlayan uzun süreli ikili çıkmazın aşılmasına yönelik çabaların bir parçası.

Takaichi, kasım ayında Japon parlamentosunda yaptığı açıklamada, Tayvan’a ilişkin olası bir krizin Japonya açısından “ülkenin varlığını tehdit eden bir durum” oluşturabileceğini ve bunun Tokyo’ya kolektif meşru müdafaa kapsamında karşılık verme imkânı sağlayabileceğini savunmuştu.

Takaichi’nin açıklamalarının yol açtığı siyasi gerilim, Pekin ile Tokyo arasındaki resmi bakanlık düzeyindeki temasların aniden kesilmesine neden oldu.

Japonya ayrıca son yayımladığı savunma beyaz kitabında Çin’i tehdit olarak nitelendirerek, “kapsamlı ulusal gücü büyütme” çağrısı yaptı.

İlişkilerdeki soğukluğun boyutu temmuz ayında bir kez daha görüldü. Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi, Manila’da düzenlenen ASEAN bağlantılı toplantıların oturum aralarında Wang ile kısa bir görüşme yaptığını açıkladı. Pekin ise hızla buna karşılık vererek böyle bir temasın gerçekleştiğini kesin bir dille reddetti.

Resmi kanalların tıkanması üzerine Japon iş çevreleri ile parlamenter gruplar, iletişim kanallarını açık tutmak için devreye girdi.

Mevcut JAPIT heyetinin ziyareti aslında haziran ayında yapılacaktı. Ancak örgütün uzun yıllar başkanlığını yürüten eski Dışişleri Bakanı Yohei Kono’nun ölümü nedeniyle ziyaret ertelendi. Kono, geçen yıl benzer bir ticaret heyeti kapsamında Pekin’e gitmiş ve Çin Başbakanı Li Qiang ile görüşmüştü.

Pazartesi günkü görüşmelerde Iwaya da mevcut ilişkilerin “endişe verici” olduğunu kabul etti. Iwaya, JAPIT’in Kono’nun mirasını sürdüreceğini ve ilişkileri Çin-Japonya ilişkilerinin temelini oluşturan dört siyasi belgenin ilkelerine yeniden döndürmek için çalışacağını söyledi.

Bu görüşme, son dönemde Japon iş dünyası ve yasama organı temsilcilerinden oluşan çeşitli heyetlerin Pekin’e gerçekleştirdiği ziyaretlerin devamı niteliğinde.

Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hua Chunying, haziran ayında dört kişilik geçici bir JAPIT heyetini kabul etmişti. Çin Komünist Partisi Uluslararası İlişkiler Departmanı Başkan Yardımcısı Lu Kang ise ağustos ayı sonunda farklı partilerden genç Japon parlamenterlerden oluşan bir heyetle görüşmüştü.

Eylül ortasında ise Japonya-Çin Dostluk Parlamenterler Birliği’nden genç milletvekillerinden oluşan başka bir heyet, Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Bin tarafından kabul edildi.

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Yayınlanma

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.

Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.

Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.

İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.

Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.

Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.

Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.

Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.

Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.

CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.

Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.

Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.

The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.

Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.

Okumaya Devam Et

Asya

Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Yayınlanma

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.

Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.

Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.

Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.

Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi

Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.

Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.

Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.

Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı

Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.

Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.

Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.

Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.

İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı

İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.

Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.

İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.

İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.

Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.

Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English