Diplomasi
Trump istediğini alırken, AB Kiev’den alacaklarını nasıl tahsil edecek?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna ile, bu ülkenin kritik minerallerine el koyacağı anlaşmayı imzalaması beklenirken gözler Brüksel’in ne yapacağına çevrildi.
Trump, Washington’un Kiev’in hammaddelerine ya da bunların satışından elde edilen gelire erişiminin sağlanması talebini, ABD’nin Ukrayna’ya verdiği desteği büyük ölçüde hibe şeklinde ödediğine ve AB de dahil olmak üzere diğerleri gibi bunun büyük bir kısmını kredi olarak vermediğine işaret ederek gerekçelendiriyor.
Liège’de faaliyet gösteren Comité pour l’abolition des dettes illégitimes (Gayrimeşru Borçların Kaldırılması Komitesi – CADTM) tarafından ocak ayında yayınlanan analiz bunu kısmen doğruluyor.
Buna göre Kiev’in Brüksel’e olan borcu 2022 başında 5 milyar dolar iken Kasım 2024’te 43 milyar dolara yükseldi. Kiev’in Avrupa Yatırım Bankası (EIB) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’ndan (EBRD) aldığı krediler de eklenince, toplam borç neredeyse 50 milyar dolara ulaşıyor.
CADTM’nin hesaplamalarına göre bu rakam Ukrayna devletinin toplam dış borcunun yaklaşık yüzde 44’üne tekabül ediyor ve öngörülebilir gelecekte daha fazlasının da ekleneceği anlaşılıyor.
AB, 2024 yılında G7 tarafından kabul edilen 50 milyar avroluk yardım paketindeki payının bir parçası olarak, bir kez daha yaklaşık yüzde 85’ini (33 milyar avro) geri ödenebilir kredi olarak sağlayacak. Bunun 12,4 milyar avroluk kısmı halihazırda ödenmiş durumda, dolayısıyla önümüzdeki iki yıl içinde 20 milyar avrodan fazla borç eklenecek.
CADTM analizinin de gösterdiği gibi AB, Ukrayna’nın en büyük alacaklısı konumunda. Ukrayna’nın dış borcunun yüzde 18’i Dünya Bankası kredilerinden, yüzde 15’i Uluslararası Para Fonu (IMF) kredilerinden kaynaklanıyor; Kiev’in Kanada’ya yüzde dört, Japonya’ya ise yüzde bir oranında ödeme yapması gerekiyor. Yaklaşık yüzde 18’i ise BlackRock gibi yatırım fonları başta olmak üzere özel alacaklılara olan borçlardan oluşuyor.
CADTM, Ukrayna’nın Dünya Bankası ve IMF kredilerini savaş sırasında bile geri ödemesi gerektiğini vurguluyor; IMF’nin yüzde 8’e varan faiz talep ettiği söyleniyor. Kiev’in 2022 ve 2024 yılları arasında IMF’ye yaklaşık 9 milyar dolar geri ödeme yapması gerekiyordu.
Ayrıca Ukrayna’nın kredi verilmesi karşılığında çok sayıda koşulu yerine getirmesi ve “reform” tedbirlerini uygulamaya koyması gerektiği de biliniyor, ki bu sadece Dünya Bankası ve IMF tarafından değil, aynı zamanda AB tarafından da açıkça talep ediliyor. CADTM, Ukrayna Maliye Bakanlığına atıfta bulunarak, yerine getirilmesi gereken bağlayıcı koşul ve tedbirlerin sayısının 325 olduğunu belirtiyor.
Orta ve Doğu Avrupa’nın Alman ekonomisi için önemi giderek artıyor
ABD’nin Ukrayna hammaddelerinin satışından elde edilen gelirlere erişiminin artık garanti altına alınmasıyla birlikte, Kiev’in Brüksel’e olan borçlarını ödeyebileceği bir finansman kaynağı artık mevcut değil.
Bunun yerine, AB’nin Ukrayna savunma sanayiine göz dikmesi muhtemel. Bu sektör savaşın başlamasından bu yana hızla büyüdü. Örneğin Stockholm merkezli araştırma enstitüsü SIPRI, yakın tarihli bir analizinde Ukrayna Savunma Sanayii (eski adıyla UkrOboronProm) adlı silah şirketinin sadece 2023 yılında gelirlerini yüzde 69 artırarak 2,2 milyar dolara çıkarabileceğine işaret ediyor.
Daha küçük silah şirketleri de patlama yaşıyor. Örneğin Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü (ASPI), Ukrayna silahlı kuvvetlerine tedarik sağlayan startup sayısının 2024’te iki kattan fazla arttığını ve şu anda yaklaşık 1.500 olduğunu bildiriyor. Bu şirketler fiber optik teknolojisiyle kontrol edilen ve bu nedenle müdahale edilmesi imkansız görülen dronlardan insansız kara araçları için uzaktan kumandalı makineli tüfeklere ve insansız hava aracı savunma dronlarına kadar çok çeşitli ürünler üretiyor.
SIPRI, sektörü “dinamik, çeşitli ve yenilikçi” olarak nitelendiriyor. Ayrıca, ürünlerinin düzenli olarak savaşta test edildiği de vurgulanıyor.
Ukraynalı yetkililer ve sektör uzmanları düzenli olarak Ukraynalı savunma şirketlerine, özellikle de bazı yeni kurulan şirketlere, yapılacak yatırımların uzun vadede Batılı şirketler için çok değerli olabileceğine dikkat çekiyor.
Aralarında Alman savunma devi Rheinmetall’in de bulunduğu bazı Batı Avrupalı şirketler artık Ukrayna’da yer edinmiş durumda. Bugüne kadar yapılan yatırım hacmi hâlâ düşük; raporlar en iyi ihtimalle toplam 20 ila 40 milyon dolar arasında olduğunu gösteriyor fakat şimdi gözle görülür bir yükselişin işaretleri var.
Almanya’da, Ukrayna’ya yatırım yapmayı düşünen şirketlerin projelerinin Alman devleti tarafından Ukrayna hükümeti nezdinde garanti alınarak harekete geçeceği de verilen bilgiler arasında. Almanya’nın Ukrayna’dan yaptığı ithalat ve bu ülkeye yaptığı ihracat artış gösterirken, savaşa rağmen, Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi ve KPMG tarafından yapılan ankete katılan şirketlerin neredeyse yarısı (yüzde 46) önümüzdeki on iki ay içinde Ukrayna’ya yatırım yapmayı düşünüyor.
Buna ek olarak, Ukrayna savunma sanayii kârlı silah ihracatları için de umutlanmaya başladı. Kısa bir süre önce Ukraynalı silah üreticileri Kiev hükümetine savaş nedeniyle halen yürürlükte olan ihracat yasağını gevşetme çağrısında bulundu.
Aralık ayında bir sektör temsilcisi, bazı durumlarda Ukrayna silahlı kuvvetlerinin ihtiyacını aşan üretim kapasitelerinin yaratıldığını açıkladı ve “Ordumuzun ihtiyaç duymadığı ya da satın alamadığı her şeyi Ramstein Grubundaki ülkelere kontrollü bir şekilde ihraç etmeyi öneriyoruz,” dedi.
Bu kapsamda 10 milyar avronun üzerinde bir savunma ekipmanı ihracat potansiyelinden söz ediliyor. Üstelik Ukrayna’daki üretim maliyetleri Batı Avrupa’dakilerin çok altında.
Ukrayna’nın silah üretimi arttıkça vergiler ve harçlar yüksek borçlu devlet kasasına para akıtıyor; bunun da AB’den gelen milyarlarca dolarlık kredinin geri ödenmesini kolaylaştıracağı öne sürülüyor.
AB’nin Ukrayna’ya silah yardımına devam etme planının da özel bir yeri bulunuyor. Geçen haftalarda Reuters tarafından görülen kısa bir belgede yer alan AB önerisi, bu yıl teslim edilecek 1,5 milyon topçu mühimmatını da içeren bir paketin üretilmesi için her üye ülkenin ekonomisinin büyüklüğüne bağlı olarak mali bir kotayı yerine getirmesini öneriyor.
Diplomatlar, ilk olarak Politico tarafından haberleştirilen planla ilgili ilk görüşmeleri Brüksel’de yaptıklarını ve AB dışişleri bakanlarının da planı görüşebileceklerini söyledi.
AB Dış Eylem Servisi’nin önerisi pakete tahmini bir değer biçmiyor fakat diplomatlar amacın milyarlarca avro değerinde bir plan ortaya çıkarmak olduğunu vurguladı.
Teklifte paketin ana hedeflerinin en az 1,5 milyon adet büyük kalibreli topçu mühimmatının yanı sıra hava savunma sistemleri, derin hassas saldırılar için füzeler ve insansız hava araçları tedarik etmek olacağı belirtiliyor.
Teklife göre finansmanın bir kısmı AB’de dondurulan Rus varlıklarından elde edilecek gelirden karşılanabilir.
Nitekim Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de hafta başında Kiev’e yaptığı ziyarette, Ukrayna’nın zor durumdaki bütçesine ek likidite sağlamak ve diğer hususların yanı sıra yerli sanayiden askeri teçhizat alımını kolaylaştırmak üzere 3,5 milyar avroluk bir AB mali yardım paketini açıkladı.
3,5 milyar avro, Avrupa Birliği’nin 2024 yılı başında kurduğu ve “Ukrayna Aracı” olarak adlandırılan 50 milyar avroluk daha büyük bir yardım fonunun avansı niteliğinde.
Diplomasi
Almanya, Rusya ile Ukrayna diyaloğu için fırsat görüyor

Almanya hükümeti yetkilileri, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını belirtiyor. Reuters’a konuşan Berlin kaynakları sürecin haftalar değil aylar alacağını öngörüyor.
Almanya hükümetinden ismi açıklanmayan bir yetkili, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını gördüklerini belirtti.
Reuters haber ajansının aktardığına göre, Alman hükümet temsilcisi gazetecilere yaptığı açıklamada, bu müzakerelerin muhtemelen haftalar değil, aylar alacak bir mesele haline geleceğini ifade etti.
Hazırlık sürecinin karmaşık olacağını dile getiren yetkili, Avrupa’nın temel görevinin tüm taraflarca kabul edilecek ve tanınacak etkili bir diplomatik mekanizma oluşturmak olduğunu kaydetti.
Şu an için sürece kimin liderlik edeceği sorusunun açıkta kaldığını belirten kaynak, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’dan oluşan üçlünün bu konuda önemli bir rol oynamaya devam etmesinin muhtemel olduğunu aktardı.
Kaynak ayrıca, Berlin’in Washington ile rekabet etmek yerine koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdiğini belirtti.
Reuters, söz konusu kaynağın açıklamalar yaptığı brifing sırasında potansiyel arabulucular konusunun da ele alındığını yazdı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, Moskova’nın daha önceki önerileri temelinde çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu ifade etmişti.
Bu öneriler arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Herson ve Zaporojye bölgelerinin idari sınırlarından çekilmesi de yer alıyordu. Putin, çatışmanın ancak temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla barışçıl yollarla çözülebileceğini söylemişti.
Mayıs ayında Putin, Avrupa tarafında tercih edilen müzakerecinin eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.
Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan Der Spiegel, Süddeutsche Zeitung, ARD-aktuell ve Tagesspiegel haberlerine göre Berlin bu fikre şüpheyle yaklaştı.
Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ise Schröder’in müzakerelere katılımı olasılığını reddetti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski şansölyenin böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturmuş olacağını dile getirdi.
Rusya cephesinde ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin askıda kalmaya devam ettiğini bildirdi.
Peskov, buna karşın Moskova’nın Washington ile mevcut kanallar üzerinden temaslarını sürdürdüğünü ve tarafların düzenli olarak iletişim kurduğunu açıkladı.
Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de benzer bir duruma işaret ederek, belirli temasların korunduğunu gizlemeyeceğini ancak halihazırda doğrudan müzakerelerin yürütülmediğini ifade etmişti.
Diplomasi
“Beş Göz” istihbarat servislerinden Çin ve LinkedIn uyarısı

“Beş Göz” uluslararası istihbarat ittifakına üye teşkilatlar, Çinli casusların ABD ve müttefiklerine karşı taktiksel bir avantaj elde etmek amacıyla hükümet ve askeri personeli kendi saflarına çekmeye ve güvenlerini sarsmaya çalıştıkları konusunda uyarıda bulundu.
ABD, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada ve Yeni Zelanda istihbarat teşkilatları, nadir görülen bir ortak bildiride, Çin’in gizli bilgilere erişim sağlamak için LinkedIn ve Indeed gibi profesyonel ağ sitelerini ve iş platformlarını giderek daha fazla kullandığını ileri sürdü.
Bildiride, Beş Göz teşkilatlarının hassas bilgileri teslim eden kişilerin vakalarını ortaya çıkardığı ve bunun cezai kovuşturmalara yol açtığı belirtildi.
Çinli istihbarat görevlileri ve suç ortakları, danışman, insan kaynakları uzmanı veya düşünce kuruluşu personeli gibi davranarak, dış politika ve savunma analisti gibi pozisyonlar için çevrimiçi iş ilanları yayınlıyor.
Ortak açıklamada, Çinli casusların “nihai olarak Çin’e Beş Göz üzerinde stratejik ve taktiksel bir avantaj sağlayabilecek ayrıcalıklı askeri, siyasi ve ekonomik istihbarat elde etmeyi amaçladıkları” belirtildi.
Açıklamaya göre, Batılı istihbarat birimleri, hedef alınanlar arasında en üst düzey güvenlik iznine sahip kişiler ve Hint-Pasifik bölgesinde görevli olanlar da dahil olmak üzere askeri personelin bulunduğunu değerlendirdi.
Buna göre Çin devletinin hedefleme çabaları, akademisyenlere, gazetecilere ve serbest yazarlara da uzanıyor.
Beş Göz ajansları, Çin, savunma ve Hint-Pasifik ile ilgili hassas bilgilere dayalı raporların hazırlatılmasını da içeren, işe alım operasyonları için beş aşamalı bir plan belgeledi.
Çin’in rapor başına birkaç yüz ila birkaç bin dolar arasında ödeme yapmaya hazır olduğu belirtildi.
Açıklama, “Bazı veri türleri, cephedeki askeri veya diğer personelin hayatını tehlikeye atabilir, iktisadi refahımızı zayıflatabilir ve demokratik süreçlerimize müdahaleye olanak sağlayabilir” dedi ve gizli olmayan bilgilerin bile, istihbarat kurumlarının halihazırda elde ettiği diğer bilgilerle birleştirildiğinde Çin devleti için faydalı olabileceğini ekledi.
Bülten ayrıca, bilgi sızdıran kişilerin casusluk yasaları kapsamında cezai kovuşturmaya maruz kalabileceğini de belirtti.
Bu uyarı, geçen yıl Çinli ajanların LinkedIn’i kullanarak İngiliz milletvekillerini hedef aldığına dair önceki MI5 uyarısının ardından geldi.
Birleşik Krallık Güvenlik Bakanı Dan Jarvis yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın “Çin dahil çeşitli devletlerin düşmanca eylemleriyle mücadele etmeye devam edeceğini” söyledi.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) de büyük şirketlere erişim sağlamak için sahte uzaktan çalışan BT çalışanları kullandığı ileri sürüldü.
Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu tarafından kısmen ortaya çıkarılan bu ülkenin metodolojisinin, devlet hedeflerini yerine getirme ve kişisel mali kazanç elde etme gibi “çift motivasyonu” beslediği ve bu durumun onları özellikle tehlikeli kıldığı belirtildi.
Jarvis, yeni uyarıya rağmen Birleşik Krallık’ın Çin ile diplomatik ilişkilerini sürdüreceğini belirtti:
“Çin ile ilişkiler kurmanın ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda netiz; en azından bu, MI5 ve ortaklarımız tarafından ortaya çıkarılan bu faaliyet gibi hoş görmeyeceğimiz davranışlara doğrudan karşı çıkmamızı sağlarken, Birleşik Krallık için açık faydalar sağlayan alanlarda işbirliği yapmamızı mümkün kılıyor.”
Diplomasi
AfD’li Frohnmaier, Petersburg’da Gazprom şefi Miller ile görüştü

Almanya için Alternatif (AfD) partisinin üst düzey yetkililerinden Markus Frohnmaier, Gazprom’un patronu Aleksey Miller ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir başka yakın danışmanıyla bir araya geldi.
Partinin dış politika sözcüsü Frohnmaier, St. Petersburg ziyareti sırasında Rusya’nın enerji devi Gazprom’un CEO’su Aleksey Miller ile bir araya geldi.
Alman milletvekili, St. Petersburg’da düzenlenen ekonomi forumuna katılmak üzere Rusya’ya gitmişti.
Aynı zamanda AfD’nin Federal Meclis’teki genel başkan yardımcısı olan Frohnmaier, Rusya’nın varlık fonu başkanı Kirill Dmitriev ile de görüştü.
Dmitriev, X’te paylaştığı mesajda, “Almanya’nın en popüler partisi olan AfD ile birlikte harika bir GELECEK inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum,” diye yazdı.
Frohnmaier, görüşmelerinin odak noktasının Kuzey Akım boru hatlarının yeniden açılması ve Avrupa’nın en büyük ekonomisine Rus gazı tedarikinin yeniden başlatılması fikri olduğunu söyledi.
Anketler, AfD’nin bu yılın sonlarında, Kuzey Akım boru hatlarının sonlandığı Mecklenburg-Vorpommern dahil olmak üzere, iki doğu Almanya eyaletindeki seçimlerde birinci olacağını gösteriyor.
Komşu Saksonya-Anhalt’ta ise AfD, mutlak çoğunluğu kazanıp iktidara gelmeye çok yakın görünüyor.
Gazprom, çarşamba günü Telegram kanalında yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile Miller arasındaki toplantının Alman tarafı tarafından istendiğini belirtti.
Taraflar, Gazprom’un “Almanya’da son beş yılın en düşük gaz depolama seviyeleri” olarak nitelendirdiği durum da dahil olmak üzere Avrupa’daki enerji durumunu görüştü.
Frohnmaier toplantı sonrasında sosyal medyada şu bilgileri paylaştı:
“Almanya ciddi bir iktisadi düşüş sarmalının içinde sıkışmış durumda ve bunun temel nedenlerinden biri, tüm ekonomimizi pahalı hale getiren, şirketleri taşınmaya zorlayan ve vatandaşlara her gün yük olan yüksek enerji maliyetleri. Rusya, en önemli gaz ve petrol tedarikçisiydi. Bu nedenle, Kuzey Akım’ın yeniden başlatılması ve Rusya ile ticari ilişkilerin yeniden kurulması da dahil olmak üzere tüm seçenekler masaya yatırılmalı. Görevimiz, Alman ulusal çıkarlarını tavizsiz bir şekilde merkeze koymak.”
Almanya, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşından önce Avrupa’nın en büyük Rus gazı ithalatçısıydı.
Yıllık 27,5 milyar metreküp kapasiteye sahip kalan Kuzey Akım 2 boru hattı hiçbir zaman kullanılmadı.
Kuzey Akım boru hatlarının onarımı ve yeniden devreye alınması, geçen yılki federal parlamento seçimleri öncesinde AfD’nin platformunun resmi bir ayağıydı.
Fakat St. Petersburg forumu, Moskova’ya yönelik yaptırımlara ve Ukrayna’ya askeri yardım gönderilmesine de karşı çıkan AfD’nin bir temsilcisiyle bir Gazprom yetkilisi arasında bilinen ilk toplantıydı.
Dmitriev, X’te yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile görüşmelerinin “Rusya-Almanya-ABD iş diyaloğunun yeniden başlatılması” da dahil olmak üzere “iktisadi işbirliği” konusunu da kapsadığını belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump ve onun MAGA hareketine yakın isimlerle yakın ilişkiler kuran Frohnmaier, son yıllarda Rusya’ya kamuoyuna duyurulan bir ziyaret gerçekleştiren en üst düzey AfD milletvekili. St. Petersburg ziyaretinde kendisine üç AfD milletvekili daha eşlik etti.
Bu hafta Dmitriev’in başkanlık edeceği “yumuşak güç” konulu panelde konuşma yapması planlanan Frohnmaier, seyahate çıkmadan önce Merz hükümetinden eleştiri aldı.
Fakat diyaloğu teşvik etmenin önemli olduğunu belirten Frohnmaier, ekonomi forumuna katılımının “Ukrayna’daki savaşı desteklediği” anlamına gelmediğini de ekledi.
Kuzey Akım üzerinden gaz akışını yeniden başlatmak, Avrupa pazarından elde ettiği gelirlerdeki büyük düşüşü telafi etmekte zorlanan Rusya’nın boru hattı gaz ihracatı tekeli Gazprom için hâlâ hayati önem taşıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor










