Bizi Takip Edin

Amerika

Trump ön seçimlerde zafer elde etti: İki eyalette kritik ön seçim yarışları tamamlandı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinde Donald Trump’ın desteklediği Senatör Darline Graham Güney Karolina’da, eski eyalet senatörü Mike Mazzei ise Oklahoma’da zafer elde etti. İki adayın galibiyeti, bu seçim döneminde Vali ve Temsilciler Meclisi seviyesindeki bazı ön seçim başarısızlıklarının ardından Trump’ın parti içindeki gücünü yeniden tescilledi.

ABD’de Cumhuriyetçi Parti ön seçimlerinin ikinci turunda Senatör Darline Graham Güney Karolina’da, eski eyalet senatörü Mike Mazzei ise Oklahoma’da zafer kazandı. Bu sonuçlar, bu seçim döneminde bazı Vali ve Temsilciler Meclisi ön seçimlerinde desteklediği adaylar kaybeden eski ABD Başkanı Donald Trump’ın parti üzerindeki etkisinin önemli bir sınavı olarak değerlendirildi.

Decision Desk HQ verilerine göre Graham, Temsilciler Meclisi Üyesi Ralph Norman’ı yaklaşık yüzde 5 puan farkla mağlup etti. Oklahoma’daki yarışta ise Mazzei, Eyalet Başsavcısı Gentner Drummond’u yaklaşık yarım puanlık bir farkla geride bıraktı.

Hayatını kaybeden ağabeyi Senatör Lindsey Graham’ın Senato’daki görev süresini tamamlamak üzere atanan Darline Graham, geçen hafta katıldığı bir münazara sahnesindeki gafının ardından siyasi tecrübesizliğiyle ilgili eleştirilerle karşı karşıya kalmıştı. Ancak Trump’ın desteği, Graham ve Mazzei’yi kasım ayındaki ara seçimler öncesinde zafere taşıdı. Trump, salı günkü yarıştan önceki günlerde Mazzei’nin rakibi Drummond’a yönelik sert eleştirilerde bulunmuştu.

Aynı seçim gününde Oklahoma’da Demokratik Sosyalist bir aday Senato ön seçimini kazanırken, Georgia’da yeni bir Demokrat aday hayatını kaybeden Temsilciler Meclisi Üyesi David Scott’ın görev süresini tamamlamak üzere Washington D.C.’ye gitmeye hak kazandı.

Güney Karolina’da Trump desteği belirleyici oldu

Graham’ın Güney Karolina’daki zaferi, Trump’ın muhtemel bir ön seçim yenilgisinden kaçınmasını sağladı. Trump, görevdeki adayı desteklemek amacıyla geçen hafta eyaleti ziyaret ederek Graham ile ortak bir miting düzenlemişti. Trump’ı destekleyen MAGA Inc. adlı süper PAC da bu yarışa 827 bin dolar harcayarak bu seçim dönemindeki en büyük tekil yatırımı gerçekleştirdi.

Darline Graham, salı gecesi yaptığı zafer konuşmasında destekçilerine hitaben, “Güney Karolina gerçekten Trump’ın ülkesidir” dedi. Konuşmasında doğrudan Trump’a seslenen Graham, “Lindsey sizi gerçekten severdi ve en yakın dostlarından biri olarak görürdü. Bu bağı takdir ediyorum ve ülkemiz için yaptığınız her şey için teşekkür ediyorum. Zaferimiz siz olmasaydınız mümkün olamazdı, minnettarız” ifadelerini kullandı.

Salı günkü yarış öncesinde yayımlanan anketler, geçen haftaki münazara gafının ardından Graham ile Norman’ın kafa kafaya olduğunu gösteriyordu. Münazara moderatörünün Tayvan ve Güney Çin Denizi ile ilgili sorusuna Graham, “Dürüst olacağım. Ulusal güvenlik konusunda o kadar bilgili değilim. Ancak orduyu destekliyorum” yanıtını vermişti.

Norman, Temsilciler Meclisi’ndeki yaklaşık 10 yıllık tecrübesini öne çıkararak Graham’ın siyasi tecrübesizliğine vurgu yaptı. Ancak Güney Karolina Senatörü Tim Scott ve Donald Trump da dahil olmak üzere birçok Cumhuriyetçi Graham’ı savundu. Trump cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “O çok zeki ve dürüst davranıyordu. Gıda fiyatlarıyla ilgileniyor… Ordunun ve gerçekten başkanın ne istediğini yapacak” dedi.

Graham’ın zaferi, Trump’ın eyaletteki önceki vali adayı Güney Karolina Vali Yardımcısı Pamela Evette’in kaybetmesinin ardından dikkat çekti. Trump yarışta Başsavcı Alan Wilson’ı da desteklemiş, bu durum Güney Karolina Cumhuriyetçilerinin Trump’ın adayını tekrar reddedip etmeyeceği sorularını gündeme getirmişti.

Cumhuriyetçi aday, genel seçimde çocuk doktoru olan Demokrat aday Annie Andrews ile karşılaşacak.

Oklahoma’da valilik yarışı sonuçlandı

Trump, Oklahoma’daki çekişmeli Cumhuriyetçi vali ön seçiminde Mazzei’nin Drummond karşısındaki zaferiyle eyalet düzeyindeki yenilgi serisini sonlandırdı.

Trump’ın bu yıl vali ön seçimlerindeki destek karnesi dalgalı bir seyir izledi. Minnesota, Iowa, Güney Karolina, Georgia ve Wyoming’deki ilk vali adayları ön seçimleri kaybetti. Ayrıca Temsilciler Meclisi üyeleri Andy Ogles (Tennessee) ve Cory Mills (Florida) dahil olmak üzere bu ay Temsilciler Meclisi düzeyinde de dikkat çeken mağlubiyetler yaşadı. Buna karşın Trump’ın Senato için desteklediği hiçbir aday bu yıl ön seçim kaybetmedi.

Yine de Trump hafta başında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Desteklerim her zamankinden daha güçlü” ifadelerini kullanarak ön seçim karnesiyle övündü.

Drummond, haziran ayındaki ilk ön seçimde Mazzei’nin az farkla önündeydi. İkili arasındaki yarış, Drummond’ın kamuoyu baskısının ardından Mazzei’nin uyuşturucu testi sonuçlarını açıklamasıyla sertleşti.

Seçim öncesindeki günlerde Trump, Eyalet Başsavcısı Drummond’ı sert bir dille eleştirerek onu “sahte Cumhuriyetçi” olarak niteledi. Çiftçi olan Drummond, eyalette Trump destekli bir alüminyum tesisine karşı çıkmış ve son günlerde başkanın sığır eti ithalatı ve Kanada mallarına yönelik gümrük vergisi kararlarını eleştirmişti.

Drummond pazar günü NewsNation’a yaptığı açıklamada, “Başkan haksız olduğunda onunla çelişmekten korkmam; gümrük vergileri ve ucuz sığır eti ithalatı konusunda haksız” diye konuşmuştu.

Mazzei, kasım ayındaki genel seçimde eyalet Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Demokrat Cyndi Munson ile karşı karşıya gelecek.

Oklahoma’da sosyalist adayın başarısı

Demokratik Sosyalistler salı günü Oklahoma’da bir zafer daha elde etti. Hemşire olan N’Kiyla Jasmine Thomas, merkez sol aday Jim Priest’i geride bırakarak Senato yarışında Cumhuriyetçi Senatör Kevin Hern’ün karşısına çıkmak üzere Demokrat Parti adaylığını garantiledi.

Oklahoma’da 1994’ten bu yana hiçbir Demokrat Senato seçimini kazanamadığı için Thomas’ın kasım ayında kazanma ihtimali düşük görülse de, bu zafer sol kanattaki yükselen enerjiyi gösteriyor.

İlericiler ve Demokratik Sosyalistler bu yıl ülke genelinde görevdeki isimleri mağlup ederek kritik parti adaylıklarını kazandı. Florida’da eyalet temsilcisi Demokratik Sosyalist Angie Nixon, Cumhuriyetçi Senatör Ashley Moody ile yarışmak üzere sürpriz bir zafer elde etti. Michigan’da ise kendisini sosyalist olarak tanımlamayan ilerici Abdul El-Sayed, ılımlı aday Haley Stevens’ı az farkla geride bırakarak Senato adaylığını aldı.

Öte yandan Demokrat yerleşik nizam temsilcileri, çekişmeli ve muhafazakar eyaletlerde genel seçimleri kazanmak için ılımlı adayların daha donanımlı olduğunu savunuyor. Buna karşın son anketler, Demokrat seçmenlerin sosyalizme kapitalizmden daha olumlu baktığını ve Demokratların üçte birinin kendisini Demokratik Sosyalist olarak tanımladığını gösteriyor.

Georgia’dan Kongre’ye yeni isim

Hayatını kaybeden Temsilciler Meclisi Üyesi David Scott’ın kızı, Atlanta merkezli sandalye için düzenlenen özel seçim ikinci turunda mağlup oldu. Kongre’ye ilk kez 2002’de seçilen ve Temsilciler Meclisi Tarım Komisyonu’nun ilk siyahi başkanı olarak görev yapan David Scott, nisan ayında 80 yaşında hayatını kaybetmişti.

Gwinnett Eyalet Eğitim Kurulu eski başkanı Everton Blair, oyların yüzde 95’inin sayıldığı salı gecesi itibarıyla Marcye Scott’ı yaklaşık 6 puan farkla geride bıraktı. Marcye Scott, temmuz ayındaki ilk özel seçimde Blair’in 10 puan önündeydi. Marcye Scott’ı Temsilciler Meclisi Üyeleri Maxine Waters ve Nikema Williams desteklerken, Blair Georgia Temsilcisi Lucy McBath’in desteğini almıştı.

Blair, Kongre’de yalnızca birkaç ay görev yapacak. Demokrat eyalet temsilcisi Jasmine Clark, David Scott’ın sandalyesinin iki yıllık tam dönemi için mayıs ayındaki ön seçimi kazandı ve kasım ayında kolay bir zafer kazanması bekleniyor.

Blair, Temsilciler Meclisi tekrar toplandığında California’da eski üye Eric Swalwell’in sandalyesi için düzenlenen özel seçimi kazanan Demokrat Aisha Wahab ile birlikte 119. Kongre’ye katılacak. Swalwell, hakkındaki cinsel saldırı iddiaları üzerine istifa etmişti.

Blair ve Wahab’ın Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson tarafından hangi tarihte yemin ettirileceği henüz netleşmedi. Temsilciler Meclisi 31 Ağustos’ta tatilden dönecek. İki Demokrat adayın göreve başlamasıyla azınlıktaki Demokratların sandalye sayısı 212’den 214’e çıkacak. Cumhuriyetçiler ise 218 sandalyeyle çoğunluğu elinde bulunduruyor.

Amerika

Gatun Gölü’nde su çekildi: Panama Kanalı gemi trafiğini kısıyor

Yayınlanma

Panama Kanalı yönetimi, El Niño hava olayının tetiklediği şiddetli kuraklık nedeniyle günlük gemi geçiş kotasını Ekim ayından itibaren yüzde 18 düşürme kararı aldı. Kararla birlikte günlük azami geçiş sayısı 36’dan 29,5’e gerileyecek. Küresel deniz ticaretinin yüzde 5’ini taşıyan su yolunda kısıtlamaların yıl sonunda daha da artması bekleniyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Panama Kanalı, El Niño hava olayının tetiklediği şiddetli kuraklık nedeniyle Ekim ayından itibaren günlük gemi geçiş kapasitesini Ağustos seviyesine kıyasla yüzde 18 oranında düşürecek.

Yeni kısıtlamayla birlikte kanaldan geçen günlük gemi sayısı 36’dan 29,5’e gerileyecek.

Küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 5’ine ve ABD konteyner trafiğinin yaklaşık yüzde 40’ına aracılık eden su yolunda kuraklık baskısı giderek artıyor.

Kanal yetkilileri, su seviyesindeki düşüş gerekçesiyle günlük gemi geçiş sınırını Eylül ayında 36’dan 32’ye çekmişti.

Kanal havuzlarının çalışması Gatun Gölü’nden sağlanan tatlı suya dayanıyor. Yetkililer, Eylül ayında yaptıkları açıklamada gölün su toplama havzasına beklenen tahminlerin altında yağış düştüğünü duyurdu.

El Niño’nun yılın ilerleyen dönemlerinde zirve noktasına ulaşmasıyla birlikte mevcut kısıtlamaların daha da sertleşmesi bekleniyor.

Düşük su seviyesi nedeniyle 2023 yılında da günlük geçiş kotası 38’den 22’ye kadar indirilmişti.

Söz konusu kısıntı su yolunda uzun kuyruklar oluşturmuş, taşımacılık şirketlerini alternatif rotalara yönelmek zorunda bırakmıştı.

Küresel deniz taşımacılığındaki tablo, ABD ile İsrail’in İran ile yürüttüğü savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer aksaklıkları sebebiyle ek bir baskıyla karşı karşıya kaldı.

Panama Kanalı İdaresi Başkan Yardımcısı Ilya Espino de Marotta, El Niño’nun derinleştirdiği kuraklık nedeniyle geçişlere yönelik yeni kısıtlamaların gündeme gelebileceğini belirtti.

De Marotta, 2023–2024 döneminde su rezervlerini korumak amacıyla geçiş sayısını kısmak zorunda kaldıklarını, bu durumun kanaldan planlanandan 2 bin 700 daha az gemi geçmesine yol açtığını aktardı.

Günlük gemi geçişlerinin 29 seviyesine kadar gerileyebileceğine işaret eden De Marotta, dört ya da beş aylık kısa vadeli kısıtlamaların küresel ticarete ağır bir darbe vurmayacağını, ancak beş ila yedi yıl sürecek bir krizin çok ciddi bir sınamaya dönüşeceğini vurguladı.

The Wall Street Journal gazetesi Ağustos ayı sonunda yayımladığı haberde, son kuşağın en sert El Niño dalgasının deniz taşımacılığından bakır madenciliğine ve balık yemi üretimine kadar pek çok sektörü etkileyerek küresel ekonomide büyük sarsıntı yarattığını yazdı.

Bilim insanları Haziran ayında bu doğa olayının başladığını duyururken, okyanus sıcaklıkları da kayıt altındaki en yüksek seviyeye ulaştı.

Pasifik Okyanusu’nun ekvatoral kesimindeki su sıcaklığının normalin en fazla 3 derece üzerine çıkmasıyla gelişen bu doğa olayı El Niño olarak adlandırılıyor.

Suyun yaklaşık aynı derecede soğuduğu zıt döngüye ise La Niña ismi veriliyor.

İspanyolcada sırasıyla “erkek çocuk” ve “kız çocuk” anlamına gelen bu hava hareketleri her iki ila yedi yılda bir tekrarlanarak gezegen genelinde iklim koşullarını doğrudan etkiliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Amerikalı gazeteci Ken Klippenstein: Şirketlerin yapay zeka kıyameti kurgusu gerçeği yansıtmıyor

Yayınlanma

Gazeteci Ken Klippenstein, ABD istihbarat raporlarına dayanarak yapay zekanın insanlığı yok edeceği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını aktardı. Resmi analizler, teknolojinin yeni kıyamet senaryoları üretmek yerine sadece mevcut suç, dezenformasyon ve ulusal güvenlik risklerinin hızını artırdığına işaret ediyor. Teknoloji tekelleri ile regülasyon karşıtı gruplar ise gerçek tehlikeleri perdeleyerek dikkat çekme ve kâr sağlama yarışı yürütüyor.

Yapay zekanın doğurduğu tehlikelere ilişkin tartışmada neredeyse herkes bir ürün pazarlamaya çalışıyor.

Ana akım medya yapay zekayı kapıda bekleyen kitlesel bir yok oluş vakası gibi sunarken, ABD Başkanı Donald Trump konuyu Çin ile yürütülen yeni Soğuk Savaş bağlamında ele alıyor ve ABD’nin yavaşlama lüksü olmadığını savunuyor.

Gazeteci Ken Klippenstein, kaleme aldığı analizde Silikon Vadisi seçkinlerinin bu yoğun ilgiden doğrudan kazanç sağladığını vurguluyor.

Biyoterörizmden makinelerin dünyayı ele geçirmesine kadar çeşitli felaket senaryolarıyla kamuoyunu meşgul eden yeni nesil bir teknoloji sınıfı var.

Bu tablo yapay zekayı bir “ulusal güvenlik” meselesine dönüştürürken, teknolojiyi nükleer silahlarla aynı seviyeye çıkarıp halkın denetiminden kaçırıyor.

Tehditleri abartma eğiliminden muaf olmasalar da ABD istihbarat kurumlarının raporları medyadaki histerik havadan oldukça uzak bir tablo çiziyor.

Amerikan istihbarat camiası, yapay zekanın sadece halihazırda var olan riskleri büyüttüğünü değerlendiriyor.

Eski tarz medyanın attığı sansasyonel başlıkları, insanlığın yok oluşuna dair iddiaları milyonlarca takipçisine yayan sosyal medya figürleri besliyor. Böylece “varoluşsal risk” veya “kıyamet” temalı korkular kamuoyunun zihnine yerleşiyor.

Madalyonun diğer yüzünde ise felaket anlatılarına karşı çıkan ancak kendi ticari çıkarlarını gözeten bir kesim yer alıyor.

Bu cephenin önde gelen isimleri arasında Meta’nın eski baş yapay zeka bilimcisi Yann LeCun ile Google Brain kurucularından ve AI Fund yöneticisi Andrew Ng öne çıkıyor.

LeCun, Ekim 2023’te OpenAI yöneticisi Sam Altman, Google DeepMind yöneticisi Demis Hassabis ve Anthropic yöneticisi Dario Amodei’yi kuralları kendi lehlerine bağlamak amacıyla “devasa bir lobi faaliyeti” yürütmekle suçladı.

LeCun, bu korku siyasetinin başarılı olması halinde yapay zekanın az sayıda şirketin tekeline gireceği uyarısını yaptı.

Ng ise yapay zekanın insanlığı yok edeceği iddiasını “akılalmaz derecede aptalca” olarak nitelendirdi ve büyük şirketlerin açık kaynaklı modellerle rekabet etmemek adına yok oluş korkusunu körüklediğini söyledi.

Eleştiriler şirket hedefleri bakımından doğruluk payı taşısa da tarafların kendi çıkar çatışmaları dikkat çekiyor.

LeCun ve Ng, açık kaynak kodlu yapay zeka modellerini savunurken; Anthropic ve OpenAI, kodlarını gizli tutarak kullanıcılara kiralayan tescilli modelleri tercih ediyor.

Tescilli modelleri üreten büyük aktörler olası federal lisanslama kurallarını karşılama gücüne sahipken, açık kaynak işletmeleri bu tür yasal zorunluluklardan zarar görecek bir yapıda duruyor. Felaket tellalları ile düzenleme karşıtlarının ortak noktası ise yapay zekanın yarattığı gerçek risklerle ilgilenmemeleri.

ABD istihbarat camiası somut tehlikeler konusunda daha makul bir çerçeve çiziyor.

DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”

Çin’in askeri gücünü, Rusya’nın nüfuz operasyonlarını ve uyuşturucu kartellerini listeleyen Yıllık Tehdit Değerlendirmesi raporunda yapay zekanın yarattığı tehditler yalnızca üç maddede özetleniyor:

“Makinelerin ve yapay zekanın kullanım biçiminin insanların kontrolünde kalmasını sağlamak esastır.”

“Bu uygulamalar, geniş çapta devreye alınmadan önce yapay zekanın özerklik riskini uygun şekilde azaltmak adına dikkatli bir insan mühendisliği gerektiren riskler de taşımaktadır.”

“Yapay zeka ve kuantum bilişim gibi gelişen teknolojilerin ulusal güvenlik üzerinde önemli etkiler yaratması beklenmektedir.”

Amerikan istihbaratını oluşturan 18 kurumun yapay zeka tehlikelerine dair resmi değerlendirmesi bu ifadelerle sınırlı kalıyor. Raporlarda süper zekaya, insanlığın yok oluşuna veya makinelerin isyanına dair hiçbir tespit yer almıyor.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı Tehdit Değerlendirmesi ise yapay zekanın mevcut tehditlere yalnızca yeni karmaşıklık katmanları eklediğine dikkat çekiyor. Bakanlık beş temel sorun sıralıyor:

Dezenformasyon, sahte video veya ses kayıtları (deepfake) ve seçimlere müdahale;

Siber operasyonlar ve mali suçlar;

Şiddet yanlısı aşırılıkçıların bu teknolojiyi istismar etmesi ve radikalleşme;

Kimyasal ve biyolojik bilgi birikiminin yayılması;

Yapay zekanın güvenlik kontrollerinin aşılması ve eğitim verilerinin zehirlenmesi.

Bu risklerin tamamı yapay zekadan önce de biliniyordu. Yapay zeka destekli dezenformasyon, eski propaganda yöntemlerinin daha hızlı ve yoğun şekilde devreye sokulmasını sağlıyor.

Siber operasyonlar, mali suçlar ve radikalleşme unsurları da uzun yıllardır bilinen başlıklar arasında duruyor.

Biyolojik ve kimyasal tehditlere yönelik kaygılar Bill Clinton yönetimine kadar uzanırken, beşinci madde ise tamamen insanların yapay zekanın güvenlik kontrollerine müdahale etmesinden kaynaklanıyor.

Pentagon tarafından finanse edilen RAND Corporation düşünce kuruluşunun Küresel Felaket Riskleri Değerlendirmesi raporu, yapay zekayı bir “entropi kaynağı” olarak tanımlıyor.

Raporda şu ifadelere yer veriliyor:

“Yapay zekanın, insanların karşılaştığı çetrefilli sorunlara entropi ve kaos eklediği düşünülebilir. Kaos, süper zeki veya süper yetenekli yapay zekanın geliştirilmesini gerektirmez; mevcut ve yakın gelecekteki yapay zeka yetenekleriyle de mümkündür.”

RAND bünyesinde hazırlanan bir diğer araştırma, insanlığın yok oluşuna yol açabilecek üç olası yol olarak genetiği değiştirilmiş patojenleri, jeomühendisliği ve nükleer savaşı gösteriyor.

Fakat yapay zekanın bu felaketleri tetiklemesini engelleyen çok sayıda fiziki ve operasyonel kısıtlama var.

Büyük dil modellerinin geniş çaplı bir biyolojik saldırı planlamayı kolaylaştırıp kolaylaştırmadığını inceleyen takip raporunda RAND Corp. araştırmacıları, yapay zeka yardımıyla hazırlanan planlar ile bağımsız hazırlananlar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark saptamadı.

ABD Ulusal Bilimler Akademisi de biyoterörizmin önündeki asıl engelin bilgiye erişim eksikliği olmadığını belirtiyor.

Asıl tıkanıklık; DNA sentezi taraması, doğrudan laboratuvar becerisi, kültür üretimi, formülasyon ve aerosol haline getirme gibi tamamı insan müdahalesi gerektiren, maliyetli ve başarısızlığa açık süreçlerde yaşanıyor.

Piyasaya sürecek bir ürünleri ya da savunacakları şirket hisseleri bulunmayan resmi analistler, yapay zekanın mevcut sorunların boyutunu ve hızını artırmaktan öteye geçmediğini dengeli bir dille kayıtlara geçiriyor.

Tüm tarafların dikkat çekmek için abartılı bir üsluba yöneldiğini belirten Klippenstein, bir sohbet robotunun tanrıya dönüşüp dönüşmeyeceğine dair tartışmada büyük aktörlerin faturayı topluma keserek kâr sağladığına işaret ediyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

OpenAI editörleri ChatGPT sohbetlerinizi okuyor

Yayınlanma

OpenAI, gerçek kullanıcıların ChatGPT’ye gönderdiği muazzam hacimli komut akışını inceleyen yüzlerce sözleşmeli çalışan istihdam ediyor.

404 Media’nın edindiği bilgilere göre bu komutlar bazen hassas kişisel bilgiler de içeriyor.

Bu kişilerin incelediği komutlar, kullanıcılar ile sohbet robotu arasındaki tüm konuşmaları içerebilir.

ChatGPT’nin 900 milyondan fazla kullanıcısının çoğunun, bu konuşmaların gerçek kişiler tarafından okunabileceğinin muhtemelen farkında olmadığı konuşmalar.

Bu komut inceleme ekiplerinin amacı, ChatGPT’nin kullanıcılarına verdiği yanıtları iyileştirmek.

Sözleşmeli çalışanlar, sohbet robotunun ürettiği yanıtları derecelendirip eleştiriyor.

404 Media’nın gördüğü iç belgelere göre, sözleşmeli çalışanlar ChatGPT’yi kendisini “insanlaştırmamak” ve daha az “dalkavukça” davranmak üzere eğitiyor.

Bu, OpenAI için önemli bir sorun çünkü çeşitli davalara göre, “aşırı dalkavukça” davranan 4o modeli, birçok kişinin intihar etmesi ile ilişkilendiriliyor.

Bu haber, ChatGPT kullanıcıları için ciddi bir gizlilik riski oluşturuyor; zira kullanıcılar genellikle ChatGPT’yi bir terapist, profesyonel asistan veya dijital arkadaş olarak kullanıyor ve ona hayatlarıyla ilgili her türlü özel ayrıntıyı paylaşıyor.

Sözleşmeli çalışanlar ChatGPT kullanıcı adlarını görmüyor ve OpenAI, komutların gözden geçirenlere ulaşmadan önce kişisel bilgileri kaldırmaya çalıştığını belirtiyor.

Fakat şirket, hassas ayrıntıların yine de sızabileceğini kabul ediyor. 

Bu haber, bu modellerin yalnızca OpenAI’nin interneti kitlesel olarak taraması, yüksek maaşlı mühendislik ve yapay zeka ekiplerinin yeteneği ya da yeni modellerinin gücü sayesinde geliştiği yönündeki yanlış kanıyı da ortadan kaldırıyor.

Önemli ama gözden kaçan bir unsur ise, gerçek istemlere verilen ChatGPT yanıtlarını defalarca okumak ve incelemek üzere ücretlendirilen dış yükleniciler.

Anthropic de 404 Media’ya modellerini geliştirmek için insan denetiminden de yararlandığını doğruladı.

Komutlarla çalışan bir kişi, ChatGPT kullanıcılarının sohbetlerini insanların okuduğunu bilip bilmedikleri sorulduğunda, “Hayır” yanıtını verdi.

Kaynak, “Bir yerlerde bir yüklenicinin […] konuşmaları analiz ettiğini hayal edebileceklerini sanmıyorum,” dedi.

“Project Lily” adı verilen proje için kullanılan kılavuzlardan birinde şöyle yazıyor:

“Mükemmel bir yanıt, kullanıcının niyetini anlamalı, yararlı ve doğru yardım sunmalı ve açık, doğal ve uygun derecede sıcak bir üslupla yazılmalıdır.”

Yükleniciler bunu üç aşamada gerçekleştiriyor: Gerçek ChatGPT kullanıcısının komutunu okumak; kullanıcının ChatGPT’den ne yapmasını istediğini düşündüklerini özetlemek; ve ardından komuta yönelik ChatGPT tarafından üretilen yanıtları derecelendirmek ve eleştirmek.

Çalışanların erişebildiği bir kontrol panelinde, insan denetçiler hangi “görevi” üstlenmek istediklerini seçebiliyorlar.

Seçtikleri anda, gerçek ChatGPT kullanıcısının komutu karşılarına çıkıyor. 404 Media, çok sayıda gerçek komut gördü ama kaynak koruma nedenleriyle bunların hiçbirini aktarmadı.

Bazı komutlar, ChatGPT kullanıcısının, içeriği kendilerine saklamasını istediği için, bir insanın konuşmalarını okuyabileceğini beklemediğini gösteriyor.

Komutlar, kontrol panelinde komutu giren ChatGPT kullanıcısının kullanıcı adı yer almadığı için anonimleştiriliyor.

Fakat bazı komutlar yine de hassas veya kişisel bilgiler içerebilir.

Komutun üstündeki bir bölümde bazen, o kullanıcının daha önce sohbet robotunu ne amaçla kullanmaya çalıştığına dair genel bir bakış sunan bir “kullanıcı geçmişi özeti” yer alıyor ve bazı durumlarda bu kişinin dünyanın neresinde yaşadığına dair bilgiler ile kişisel bağlamda diğer ayrıntılar da bulunabilir.

404 Media’nın eline geçen, yükleniciler için hazırlanmış bir talimat kılavuzu, denetçilere “potansiyel güvenlik endişeleri” barındıran veya kişisel bilgiler içeren görevleri üst düzey yetkililere iletmelerini söylüyor.

OpenAI, 404 Media’ya, kullanıcıların konuşmalarını yüklenicilere ulaşmadan önce Gizlilik Filtresi modelinin bir sürümü aracılığıyla işlediğini belirtti.

OpenAI, bunun kişisel bilgileri tespit etmek ve kaldırmak amacıyla tasarlandığını açıkladı.

404 Media’nın incelediği belgede, insan denetçilerin hangi OpenAI modelini eğittiği ve bunun halihazırda mevcut bir model mi yoksa gelecekte piyasaya sürülmesi planlanan bir model mi olduğu belirtilmiyor. 

Belgede yalnızca “Project Lily” adlı bir kod adı kullanılıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English