Bizi Takip Edin

Amerika

Trump strateji değiştiriyor: DHS bütçesi için Senato tasarısına destek sinyali

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi Parti’den kaynaklar, Başkan Trump’ın İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) birimlerini fonlayan ancak Göç ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Sınır Devriyesi’ni kapsam dışı bırakan Senato tasarısına destek vermesini bekliyor. Bu hamle, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ile yaşanan ve hükümetin kısmi kapalılık halini haftalarca uzatma riski taşıyan gerilimli çıkmazı sonlandırabilir.

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi Parti’den kaynaklar, Başkan Donald Trump’ın İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) büyük bir kısmını fonlayan ancak Göç ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Sınır Devriyesi’ni kapsam dışında tutan, Senato’da kabul edilmiş tasarıya destek vermesini bekliyor.

Bu adımın, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, ile yaşanan ve hükümetin kısmi kapalılık halini haftalarca uzatma tehdidi savuran gerilimli bekleyişi sona erdirmesi öngörülüyor.

Beyaz Saray ile yapılan görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir dizi kaynak, ICE’yi fonlamasa bile Trump’ın Senato tasarısını onaylamasını beklediklerini ifade etti. Kaynaklar, bunun hükümetin kapalılık halini sona erdirmenin ve göçmenlik yasalarının uygulanması ile muhtemelen Pentagon’un fonlanması için ikinci bir bütçe uzlaşma paketi üzerinde çalışmaya başlamanın en hızlı yolu olduğunu belirtti.

Thune ve Trump arasındaki kritik temas

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri ile yaşanan tıkanıklığı aşmanın bir yolunu bulmak amacıyla pazartesi günü Trump ile bir görüşme gerçekleştirdi. Kaynaklar, Trump’ın şu an için Johnson’a tasarıyı Temsilciler Meclisi genel kuruluna getirmesi için yeşil ışık yakacak olan Senato tasarısını desteklemeye açık olduğunu, ancak her an fikir değiştirebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Cumhuriyetçi Parti’den bir Senato danışmanı, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Thune üzerinde DHS planımızın ne olduğunu netleştirmesi için büyük bir baskı var” dedi.

Danışman, tabanın sabrının tükendiğini ve bir şeyler yapılması gerektiğini sözlerine ekledi. Kaynak ayrıca, Senato Demokratlarının bloke etme sözü vermesi nedeniyle, Beyaz Saray’ın DHS’nin tamamını fonlayan ve Temsilciler Meclisi’nden geçen iki aylık geçici bütçeye verdiği desteği yeniden gözden geçirdiğini kaydetti. Temsilciler Meclisi söz konusu geçici bütçeyi cuma günü kabul etmişti.

Beyaz Saray’dan Kongre’ye tatil dönüşü çağrısı

Trump, milletvekillerine iki haftalık Paskalya tatilinden Washington’a dönerek İç Güvenlik Bakanlığının bir an önce fonlanmasını sağlama çağrısında bulundu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, pazartesi günü muhabirlere yaptığı açıklamada, başkanın Kongre’ye “tekrar tekrar” toplanma çağrısı yaptığını belirtti.

Leavitt, başkanın “Eğer Kongre geri döner ve bu konuda Demokratlarla mücadele ederse, burada Beyaz Saray’da büyük bir Paskalya yemeği düzenleyeceğini” söylediğini aktardı.

Leavitt, “Bunu yapmalıyız çünkü Demokrat Parti yine hatalı tarafta yer alıyor” ifadelerini kullandı. Senato Cumhuriyetçileri, Demokratları, göçmenlik uygulamasını da fonlayan ve Temsilciler Meclisi’nden geçen İç Güvenlik bütçe tasarısına karşı yedi kez oy kullanmaya zorladı; ancak Cumhuriyetçi stratejistler bu mesajın siyasi getirisinin azalmaya başladığını değerlendiriyor.

Bütçe uzlaşma yöntemiyle çözüm planı

Diğer birkaç Senato Cumhuriyetçi kaynağı, pazartesi günü Thune ile görüştükten ve ICE ile Sınır Devriyesi fonlarını artırmak için hedeflenmiş bir bütçe uzlaşma tasarısına hızla geçmenin avantajları hakkında bilgilendirildikten sonra, Trump’ın Senato tasarısına yönelmesinin beklendiğini doğruladı. Bu planın ayrıca “SAVE America” yasasının unsurlarını da hayata geçirebileceği kaydedildi.

Ancak kaynaklar, Trump’ın Temsilciler Meclisi tasarısını desteklemenin Cumhuriyetçi taban seçmeniyle çok fazla sorun yaratacağına karar vermesi durumunda yeni bir stratejiyi benimseyebileceği konusunda temkinli konuştu.

Senato Tahsisatlar Komisyonu’nun kıdemli üyelerinden Senatör John Hoeven,, Trump’ın Temsilciler Meclisi Başkanı’nı ve Cumhuriyetçileri Senato’dan geçen tasarıyı oylamaya teşvik etmesinin yararlı olup olmayacağı sorusuna, “Üzerinde çalıştığımız şeyler tam olarak bunlar” yanıtını verdi.

Johnson ve Thune arasındaki düğüm çözülebilir

Trump’ın müdahalesi, Ulaştırma Güvenlik İdaresi (TSA), Sahil Güvenlik, Federal Acil Durum Yönetim Kurumu (FEMA) ve Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı’nı (CISA) fonlayacak mevzuatın hızla geçirilmesi için anlaşmayı hazırlayan Johnson ve Thune arasındaki tuhaf bekleyişi sona erdirecek.

Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerine Senato tasarısını genel kurula getirmeleri için baskı yapmak, Johnson’ın cuma günkü sert söyleminden geri adım atmasını gerektirecek. Johnson cuma günü, Cumhuriyetçilerin ICE’nin fonlarını kesmek olarak nitelendirilebilecek hiçbir mevzuatı desteklemeyeceğini açıklamıştı.

Johnson cuma günü düzenlediği basın toplantısında, “Cumhuriyetçiler sınırlarımızı yeniden açmaya veya göçmenlik uygulamasını durdurmaya yönelik hiçbir çabanın parçası olmayacaklar” dedi.

Johnson’ın bir milletvekiliyle yaptığı görüşme hakkında bilgi sahibi olan bir kişiye göre, Temsilciler Meclisi Başkanı üyelerine meclisin “Senato tasarısını kesinlikle geçirmeyeceğini” söylüyor.

Senato Cumhuriyetçileri, Trump’ın temmuz ayında imzaladığı yasayla ICE ve Sınır Devriyesi’ne dört yıllık fon sağlandığına dikkat çekiyor.

Göçmenlik uygulaması için daha fazla para sağlamak amacıyla bir bütçe uzlaşma paketi üzerinde hızla çalışmaya başlayabileceklerini belirtiyorlar. Ayrıca, Senato Demokratlarının, müzakerecilere ICE ve Gümrük ve Sınır Muhafaza Dairesi (CBP) reformları üzerinde anlaşmaya varmaları için zaman tanımak amacıyla DHS’nin tamamını daha kısa bir süreliğine fonlama tekliflerini zaten reddettiklerini not ediyorlar.

Cumhuriyetçi senatörler bu argümanları geçen hafta Trump’a sundular. Görüşmelere aşina kaynaklar, Trump’ın o dönemde İç Güvenlik Bakanlığının mümkün olduğunca büyük bir kısmını normal tahsisat süreciyle fonlayıp, ardından ICE ve Sınır Devriyesi’ni bütçe uzlaşması yoluyla takviye etme stratejisini destekleyeceğinin sinyalini verdiğini belirtti.

Cumhuriyetçi Parti’den bir danışman, Trump’ın Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri ve tabanın Senato tasarısına gösterdiği öfkeli tepkiyi gördükten sonra perşembeden cumaya “çark ettiğini” söyledi.

Danışman, “Bence Trump, Temsilciler Meclisi’nin bunu reddettiğini ve tabanın çıldırdığını görene kadar bu işe sıcak bakıyordu. Hiç kimse Donald Trump’tan daha iyi strateji değiştiremez” dedi.

Thune, DHS’nin büyük bölümlerini normal bir bütçe tasarısıyla fonlamanın, basit çoğunluk oyuyla geçebilecek bir bütçe uzlaşma paketinde ICE ve Sınır Devriyesi ödeneklerini artırmayı çok daha kolaylaştıracağını savundu.

Partiler Üstü Politika Merkezi’nden bütçe uzmanı Rachel Snyderman, Senato’daki engellemeyi aşmak için bütçe uzlaşma süreci aracılığıyla birden fazla kurum için ödenek fonlamaya çalışmanın karmaşık olacağını belirtti.

Snyderman, “Karmaşıklığı artırıyorsunuz çünkü ek komisyonları ve paydaşları işin içine katıyorsunuz. DHS, hepsi aynı tekil misyonu desteklemek için çok farklı faaliyetlerde bulunan kurum ve bürolardan oluşan bir İsviçre çakısı gibidir” dedi.

Trump, Senato Cumhuriyetçilerine çoğunluk oyuyla yeni bir emsal oluşturarak Senato engellemesini sonlandırmaları çağrısında bulundu.

Ancak Cumhuriyetçi Parti danışmanları, bunu yapmak için sadece sekiz kesin “evet” oyu olduğunu ve en fazla 20 Cumhuriyetçi senatörün bu seçeneği keşfetmeye açık olduğunu ifade ediyor.

Senato Cumhuriyetçi liderleri, tabanın tasarıya yönelik hararetli tepkisi dindikten sonra, Trump’ı geçen haftaki stratejilerine yeniden dahil etmek için yeni bir girişimde bulunuyor. Bir Cumhuriyetçi stratejist, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerinin cuma günü Senato’dan geçen DHS tasarısına bu kadar öfkeyle tepki vermesinin nedeninin, Senato’daki meslektaşlarının kendilerini hazırlıksız yakaladığını hissetmeleri olduğunu belirtti. Stratejist, “Günün sonunda Temsilciler Meclisi, Senato’nun kabul ettiği şeyi alabilir” dedi.

Stratejist ayrıca şunları ekledi: “Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri arasında, Senato Cumhuriyetçilerinin kendilerini nasıl yönettiği konusunda yoğun bir hayal kırıklığı var. Temsilciler Meclisi ve Senato arasındaki iletişim eksikliği her zaman kötüdür ama bu örnekte özellikle vahimdi. Bu yüzden ‘canınız cehenneme’ dediler ve bunu diyebildiler çünkü TSA zaten fonlanmıştı.”

Trump perşembe günü, İç Güvenlik kapalılığı sırasında TSA çalışanlarına ödeme yapmak için bir başkanlık kararnamesi imzalayacağını duyurmuş, bu da Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerine Senato tasarısını reddetmek için daha fazla alan tanımıştı.

Amerika

Gençler bütçe yetersizliğinden ilk buluşmaya çıkamıyor

Yayınlanma

New York’ta akşam yemeği, kokteyl ve sinema biletinden oluşan standart bir buluşmanın maliyeti yükselirken, Z Kuşağı yüksek masraflar nedeniyle ilişki kurmakta zorlanıyor. Araştırmalar, 22 ile 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlasının parasızlığı buluşmaların önündeki en büyük engel olarak gördüğünü gösteriyor. Artan kiralar ve sosyal medya baskısı, kentteki gençlerin romantik yaşamını kısıtlıyor.

New York’ta iki kişilik bir akşam yemeği 130 dolar, bir kokteyl 20 dolar, sinema bileti ise 28 dolar seviyesinde seyrediyor. Yetişkinliğe adım atan Z Kuşağı için romantizmin maliyeti, ilişki kurma yolunda ciddi bir engel oluşturuyor.

Brigham Young Üniversitesi ile Aile Araştırmaları Enstitüsünün gerçekleştirdiği ankete dayandırılan The New York Times haberine göre, 22 ila 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlası para eksikliğini buluşmaların önündeki temel engel olarak tanımlıyor.

New York kentinde bu durum özellikle keskin bir boyut kazanıyor.

Aylık kira giderlerinin bütçenin büyük kısmını yuttuğu kentte, dışarıda geçirilen sıradan bir akşam bile mali bir sınamaya dönüşüyor.

Complex medya şirketinin sunucusu Jillian Hardeman-Webb ile New York Belediye Başkanı Zoran Mamdani arasındaki diyalog da tablonun derinliğini yansıtıyor.

Sunucu Hardeman-Webb, “New Yorkluların bu koşullarda aşkı bulması nasıl beklenebilir? Karşındaki insanın seni irrite ettiğini daha yeni anlamaya başlamışken tüm paranı harcamış oluyorsun” ifadelerini kullandı.

Belediye Başkanı Mamdani ise bu duruma, “Bu şehirde yaşamak pahalı. Bu şehirde sevmek ise daha da pahalı” sözleriyle karşılık verdi.

Z Kuşağı üyesi New Yorklu kadınlar, düğün masraflarını ödemenin ve gelecekteki çocukların bakımını üstlenmenin “ulaşılmaz göründüğünü” aktarıyor.

Kadınlar, erkeklerin hesabı bölüşmeyi her geçen gün daha sık teklif ettiğini, bunun geçmişte nadir görülen bir durum olduğunu kaydediyor.

BMO Financial Group verilerine atıfta bulunan haberde, Z Kuşağı mensubu Amerikalıların ulaşım ve hazırlık masrafları dahil bir buluşma için harcadığı ortalama tutarın 200 doları aştığı ifade ediliyor.

Kentte ücretsiz müzeler, parklar ve bütçe dostu etkinlikler bulunsa da sosyal medyanın ve “kahve buluşmalarının çıtayı düşürdüğünü” savunan blog yazarlarının yarattığı baskı gençlerin kaygı düzeyini artırıyor.

Brigham Young Üniversitesinden Profesör Brian Willoughby, bugünün kuşağının ebeveynlerine kıyasla çok daha karmaşık bir gerçeklikle karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bu sadece bir akşam yemeğinden ibaret değil. Çöpçatanlık uygulaması Hinge için ödenen 30 dolarlık abonelik, kıyafetler ve doğru kişiyi bulmak için yapılan sonsuz kaydırmalar da bunun bir parçası.”

Bununla birlikte, çok sayıda genç New Yorklu fahiş masraflar nedeniyle buluşmalardan tamamen vazgeçiyor.

İçecekler dahil iki kişilik bir akşam yemeği 150 doları geçerken, ulaşım ve hazırlık aşamasıyla birlikte akşamın ortalama harcaması 200 dolara ulaşıyor. Asgari ücretin biraz üzerinde kazanan gençler kendilerini “istenmeyen” hissediyor.

Daha yüksek gelire sahip çiftler dahi dışarıda romantik bir akşam geçirme sıklığının ayda birin altına düştüğünü, evde yemek pişirmenin daha kolay olduğunu kabul ediyor.

Ekonomistler de konuya ilişkin bir kısır döngüye dikkat çekiyor. Gençlerin kirayı bölüşmek ve yılda 25 bin dolardan fazla tasarruf etmek için bir partnere ihtiyaç duyduğu, ancak bir partner bulmak için gereken yatırımı karşılayamadığı vurgulanıyor.

Kent sakinleri “Burada buluşmaya çıkmak berbat bir şey” sözleriyle şikayetlerini dile getirirken, yüksek maliyetler, zayıf istihdam piyasası ve uygulamaların yarattığı bıkkınlık romantizmi Z Kuşağının ertelemek zorunda kaldığı bir lükse dönüştürüyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, Exxon ve Chevron’a çattı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, yüksek benzin fiyatları nedeniyle Exxon Mobil ve Chevron’a yönelik baskıyı artırdı.

Başkan, Amerikalılar benzin istasyonlarındaki yüksek fiyatlarla boğuşurken, uzun süredir sektörde müttefiki olan bu şirketleri “çok fazla para kazanmakla” suçladı.

Büyük petrol şirketleri, Orta Doğu’daki arz kesintileri nedeniyle yükselen ham petrol fiyatları ve rafinerilerin hızla artan kâr marjlarının desteğiyle rekor düzeyde çeyrek kârları açıkladı.

Bu durum, şirketleri hedef tahtasına oturtmuş durumda; zira Trump yönetimi, ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarını düşürmek için çaba gösterdiğini kanıtlama konusunda artan bir baskı ile karşı karşıya.

Trump, pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bir kıtlığı bahane ederek çok fazla para kazanıyorlar. Bundan hoşlanmıyorum ve bunu söyleyecek en son kişi ben olmalıyım çünkü ben serbest piyasa ekonomisinin en büyük savunucusuyum; benden daha büyük kimse yok.”

Trump, cuma günü her ikisi de güçlü kazançlar açıkladığı için ABD’nin en büyük iki petrol üreticisini isimleriyle özellikle hedef aldı.

Başkan, “Chevron, çok fazla para. Exxon Mobil, çok fazla, çok fazla para. Bunun bir kısmını halka geri vermeliler ve perakende fiyatını, tüketici fiyatını düşürseler iyi olur,” dedi.

ABD’deki ortalama perakende benzin fiyatı, geçtiğimiz hafta boyunca galon başına 4,10 dolar civarında seyretti.

Bu fiyat, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını başlatmasından önce 3 doların altındaydı.

Haziran sonunda Trump, ham petrol fiyatları düştüğü halde benzin fiyatlarını yeterince hızlı düşürmedikleri gerekçesiyle büyük petrol şirketleri hakkında soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na talimat vermişti.

Benzin fiyatları genellikle büyük petrol üreticileri tarafından değil, benzin istasyonlarının sahibi olan ve çoğu zaman tek başına faaliyet gösteren perakendeciler tarafından belirleniyor.

İki şirketin CEO’ları cuma günü yapılan kazanç açıklamalarında, rafineri kapasitesi yetersizliğinin sonbahar boyunca benzin fiyatlarını yüksek tutabileceğini belirtti.

Büyük petrol üreticilerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü’nün sözcüsü Andrea Woods, yaptığı açıklamada, yüksek fiyatların “tek bir şirketten değil, küresel arz, talep ve Hürmüz Boğazı ile diğer kritik nakliye rotaları etrafındaki süregelen belirsizlikten kaynaklandığını” belirtti.

Woods, “Sektörümüz, tüketicilere uygun fiyatlı ve güvenilir enerji sunma hedefini paylaşıyor,” dedi.

Trump ayrıca pazartesi sabahı bir sosyal medya paylaşımında, şirketin rekor kıran çeyreğini kendi yönetiminin politikalarına atfetmemesi nedeniyle Chevron CEO’su Mike Wirth’i eleştirdi.

Trump, “Onun bahsetmeyi uygun bir şekilde unuttuğu tek şey, TRUMP Yönetimi’nin dehası, öngörüsü, gücü ve istikrarı olmasaydı, Petrol Sektörü’nün ve ülkemizin kendisinin ÖLMÜŞ olacağıdır!” diye yazdı ve tüm petrol şirketlerinin “tüketicilerin (perakende!) petrol fiyatlarını HEMEN DÜŞÜRMELERİ” gerektiğini ekledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de TPS kararının ardından Haitililer için sınırdışı süreci yaklaştı

Yayınlanma

ABD Yüksek Mahkemesi’nin Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) kaldırma kararının ardından 330 binden fazla Haitili sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldı. Karar Cumhuriyetçi Parti içinde derin bir bölünmeye yol açarken, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) Haitilileri çağırmaya başladı. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler uygulamanın insanı kriz yaratacağını savunarak karara tepki gösterdi.

ABD Yüksek Mahkemesi’nin haziran ayında aldığı kararın ardından, yasal statülerini kaybeden 300 binden fazla Haitilinin sınırdışı edilme süreci ABD siyasetini böldü.

Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimler sınırdışı adımlarını memnuniyetle karşılarken, diğer üyeler esneklik gösterilmesi çağrısında bulundu.

Yüksek Mahkeme kararı, mahkemelerin ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) koruma statüsünü iptal etme kararlarını inceleme yetkisi olmadığına hükmederek hem Haitililer hem de Suriyeliler için Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) sona erdirdi.

Pazartesi gününden itibaren statüleri sona erebilecek 330 binden fazla Haitili TPS sahibi, rakip çetelerin kontrolünde olan ve devlet başkanı 2021’de suikasta uğradığından bu yana istikrarlı bir hükümeti bulunmayan ülkelerine geri gönderilme riski taşıyor.

Kararın yürürlüğe girdiği geçen pazartesi günü Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Lauren Boebert sosyal medyada, “Kutlayan herkesin Ulusal Haitilileri Gönderme Haftası kutlu olsun!” mesajını paylaştı.

DHS Baş Hukuk Müşaviri James Percival ise karara atıfta bulunarak Semisonic grubunun 1998 yılına ait şarkısından alıntı yaptı ve “Yüksek Mahkeme’de TPS davalarını kazandığımızda nettik. ‘Kapanış saati geldi. Eve gitmek zorunda değilsiniz ama burada kalamazsınız'” ifadelerini kullandı.

Bakanlık ayrıca Haitililere yönelik “Amerika ücretsiz denemeniz sona erdi” yazılı bir görsel hazırladı.

Kongre’deki Demokratlar ve Haitili toplum liderleri ise karara tepki gösterdi. Senatör Chris Murphy, “Trump yönetimi, onlarca yıl önce TPS programını ilk başlattığımızda Kongre’de var olan partiler üstü uzlaşıyı çiğniyor. Bu programın amacı, menşe ülkeleri büyük bir tehlike alanına dönen insanların ABD’de güvende kalmasını sağlamak ve onları yeniden tehlikenin içine itmemektir” dedi.

Murphy, eylemi “vicdansızca” olarak niteledi.

İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin yayınladığı videoda Haitilileri ülkeyi terk etmeye teşvik ederek, “Geçici koruma statüsü. İlk kelimeye vurgu yapayım: Geçici. Eğer Trump yönetiminin geçmesini bekleyeceğinizi düşünüyorsanız, bu işe yaramayacak” ifadelerini kullandı.

Programın savunucuları ise koşullar değişmediği sürece korumanın uzatılması gerektiğini savundu.

Temsilciler Meclisi Üyesi LaMonica McIver, “Mahalle sakinleri, iş yeri sahipleri ve aileler; hepsi ABD hükümeti tarafından ‘ziyaret etmek için çok tehlikeli’ kabul edilen bir ülkeye sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya” değerlendirmesinde bulundu.

Haiti, TPS programına ilk olarak 200 bin ila 300 bin kişinin öldüğü tahmin edilen 2010 yılındaki 7,0 büyüklüğündeki depremin ardından dahil edilmişti.

Ülke, 2021 yılında Devlet Başkanı Jovenel Moïse’in suikasta uğramasıyla yeni bir krize girdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Haiti’yi “Seyahat Etmeyin” kategorisinde Seviye 4 olarak listeliyor ve çetelerin başkent Port au Prince’in yüzde 85’ini kontrol ettiğini belirtiyor.

Tüm bunlara rağmen ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sınırdışı işlemlerine başladı.

Haitian Bridge Alliance kurucusu Guerline Jozef, Ohio eyaletinin Springfield kentinde yaşayan 50 Haitilinin ICE ofisine çağrılarak ayak bileklerine elektronik kelepçe takıldığını aktardı.

Jozef, “ICE strateji değiştiriyor. Mahallelere baskın yapmak yerine insanları çağırıp kelepçe takıyorlar ve kendi istekleriyle gitmezlerse bir ay içinde tekrar çağrılacaklarını söylüyorlar” dedi.

Süreç Cumhuriyetçi Parti içerisinde de görüş ayrılıklarına neden oldu. Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Lawler, Haiti için TPS’yi 18 ay uzatacak tasarıya destek verdi ancak tasarı Senato’daki Cumhuriyetçilerin itirazı nedeniyle takıldı.

Temsilciler Meclisi Üyesi Nicole Malliotakis, “TPS’nin uzatılması yönünde oy kullanan az sayıdaki üyeden birçoğu bölgelerindeki işverenlerden endişe duyuyor” diyerek tarım, sağlık ve hizmet sektörlerinin çalışan kaybına uğrayacağını kaydetti.

Ohio Valisi Mike DeWine da Springfield’daki Haitililerin durumuna dikkat çekerek, “Haiti şu an bir cehennem. İnsanları kelimenin tam anlamıyla cehenneme geri gönderiyorsunuz. ABD bile Port au Prince’e ticari uçuşları yasakladı çünkü çeteler uçaklara ateş açıyor. Bu karar bir hatadır; ne ABD’ye ne de Ohio eyaletine faydası var” şeklinde konuştu.

Haitililere yönelik uzatma ve vatandaşlık yolu açan iki ayrı yasa tasarısı ise Missouri Cumhuriyetçi Senatörü Eric Schmitt tarafından engellendi.

Schmitt, Senato’da yaptığı konuşmada, “Demokratlar geçici koruma statüsünü kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Amerika bir ulustur; küresel bir bekleme salonu veya mülteci kampı değildir. Göçmenlik yasalarımız Amerikan halkına hizmet etmek için vardır” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English