Amerika
Trump strateji değiştiriyor: DHS bütçesi için Senato tasarısına destek sinyali

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi Parti’den kaynaklar, Başkan Trump’ın İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) birimlerini fonlayan ancak Göç ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Sınır Devriyesi’ni kapsam dışı bırakan Senato tasarısına destek vermesini bekliyor. Bu hamle, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ile yaşanan ve hükümetin kısmi kapalılık halini haftalarca uzatma riski taşıyan gerilimli çıkmazı sonlandırabilir.
ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi Parti’den kaynaklar, Başkan Donald Trump’ın İç Güvenlik Bakanlığının (DHS) büyük bir kısmını fonlayan ancak Göç ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ile Sınır Devriyesi’ni kapsam dışında tutan, Senato’da kabul edilmiş tasarıya destek vermesini bekliyor.
Bu adımın, Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, ile yaşanan ve hükümetin kısmi kapalılık halini haftalarca uzatma tehdidi savuran gerilimli bekleyişi sona erdirmesi öngörülüyor.
Beyaz Saray ile yapılan görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir dizi kaynak, ICE’yi fonlamasa bile Trump’ın Senato tasarısını onaylamasını beklediklerini ifade etti. Kaynaklar, bunun hükümetin kapalılık halini sona erdirmenin ve göçmenlik yasalarının uygulanması ile muhtemelen Pentagon’un fonlanması için ikinci bir bütçe uzlaşma paketi üzerinde çalışmaya başlamanın en hızlı yolu olduğunu belirtti.
Thune ve Trump arasındaki kritik temas
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri ile yaşanan tıkanıklığı aşmanın bir yolunu bulmak amacıyla pazartesi günü Trump ile bir görüşme gerçekleştirdi. Kaynaklar, Trump’ın şu an için Johnson’a tasarıyı Temsilciler Meclisi genel kuruluna getirmesi için yeşil ışık yakacak olan Senato tasarısını desteklemeye açık olduğunu, ancak her an fikir değiştirebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Cumhuriyetçi Parti’den bir Senato danışmanı, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Thune üzerinde DHS planımızın ne olduğunu netleştirmesi için büyük bir baskı var” dedi.
Danışman, tabanın sabrının tükendiğini ve bir şeyler yapılması gerektiğini sözlerine ekledi. Kaynak ayrıca, Senato Demokratlarının bloke etme sözü vermesi nedeniyle, Beyaz Saray’ın DHS’nin tamamını fonlayan ve Temsilciler Meclisi’nden geçen iki aylık geçici bütçeye verdiği desteği yeniden gözden geçirdiğini kaydetti. Temsilciler Meclisi söz konusu geçici bütçeyi cuma günü kabul etmişti.
Beyaz Saray’dan Kongre’ye tatil dönüşü çağrısı
Trump, milletvekillerine iki haftalık Paskalya tatilinden Washington’a dönerek İç Güvenlik Bakanlığının bir an önce fonlanmasını sağlama çağrısında bulundu.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, pazartesi günü muhabirlere yaptığı açıklamada, başkanın Kongre’ye “tekrar tekrar” toplanma çağrısı yaptığını belirtti.
Leavitt, başkanın “Eğer Kongre geri döner ve bu konuda Demokratlarla mücadele ederse, burada Beyaz Saray’da büyük bir Paskalya yemeği düzenleyeceğini” söylediğini aktardı.
Leavitt, “Bunu yapmalıyız çünkü Demokrat Parti yine hatalı tarafta yer alıyor” ifadelerini kullandı. Senato Cumhuriyetçileri, Demokratları, göçmenlik uygulamasını da fonlayan ve Temsilciler Meclisi’nden geçen İç Güvenlik bütçe tasarısına karşı yedi kez oy kullanmaya zorladı; ancak Cumhuriyetçi stratejistler bu mesajın siyasi getirisinin azalmaya başladığını değerlendiriyor.
Bütçe uzlaşma yöntemiyle çözüm planı
Diğer birkaç Senato Cumhuriyetçi kaynağı, pazartesi günü Thune ile görüştükten ve ICE ile Sınır Devriyesi fonlarını artırmak için hedeflenmiş bir bütçe uzlaşma tasarısına hızla geçmenin avantajları hakkında bilgilendirildikten sonra, Trump’ın Senato tasarısına yönelmesinin beklendiğini doğruladı. Bu planın ayrıca “SAVE America” yasasının unsurlarını da hayata geçirebileceği kaydedildi.
Ancak kaynaklar, Trump’ın Temsilciler Meclisi tasarısını desteklemenin Cumhuriyetçi taban seçmeniyle çok fazla sorun yaratacağına karar vermesi durumunda yeni bir stratejiyi benimseyebileceği konusunda temkinli konuştu.
Senato Tahsisatlar Komisyonu’nun kıdemli üyelerinden Senatör John Hoeven,, Trump’ın Temsilciler Meclisi Başkanı’nı ve Cumhuriyetçileri Senato’dan geçen tasarıyı oylamaya teşvik etmesinin yararlı olup olmayacağı sorusuna, “Üzerinde çalıştığımız şeyler tam olarak bunlar” yanıtını verdi.
Johnson ve Thune arasındaki düğüm çözülebilir
Trump’ın müdahalesi, Ulaştırma Güvenlik İdaresi (TSA), Sahil Güvenlik, Federal Acil Durum Yönetim Kurumu (FEMA) ve Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı’nı (CISA) fonlayacak mevzuatın hızla geçirilmesi için anlaşmayı hazırlayan Johnson ve Thune arasındaki tuhaf bekleyişi sona erdirecek.
Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerine Senato tasarısını genel kurula getirmeleri için baskı yapmak, Johnson’ın cuma günkü sert söyleminden geri adım atmasını gerektirecek. Johnson cuma günü, Cumhuriyetçilerin ICE’nin fonlarını kesmek olarak nitelendirilebilecek hiçbir mevzuatı desteklemeyeceğini açıklamıştı.
Johnson cuma günü düzenlediği basın toplantısında, “Cumhuriyetçiler sınırlarımızı yeniden açmaya veya göçmenlik uygulamasını durdurmaya yönelik hiçbir çabanın parçası olmayacaklar” dedi.
Johnson’ın bir milletvekiliyle yaptığı görüşme hakkında bilgi sahibi olan bir kişiye göre, Temsilciler Meclisi Başkanı üyelerine meclisin “Senato tasarısını kesinlikle geçirmeyeceğini” söylüyor.
Senato Cumhuriyetçileri, Trump’ın temmuz ayında imzaladığı yasayla ICE ve Sınır Devriyesi’ne dört yıllık fon sağlandığına dikkat çekiyor.
Göçmenlik uygulaması için daha fazla para sağlamak amacıyla bir bütçe uzlaşma paketi üzerinde hızla çalışmaya başlayabileceklerini belirtiyorlar. Ayrıca, Senato Demokratlarının, müzakerecilere ICE ve Gümrük ve Sınır Muhafaza Dairesi (CBP) reformları üzerinde anlaşmaya varmaları için zaman tanımak amacıyla DHS’nin tamamını daha kısa bir süreliğine fonlama tekliflerini zaten reddettiklerini not ediyorlar.
Cumhuriyetçi senatörler bu argümanları geçen hafta Trump’a sundular. Görüşmelere aşina kaynaklar, Trump’ın o dönemde İç Güvenlik Bakanlığının mümkün olduğunca büyük bir kısmını normal tahsisat süreciyle fonlayıp, ardından ICE ve Sınır Devriyesi’ni bütçe uzlaşması yoluyla takviye etme stratejisini destekleyeceğinin sinyalini verdiğini belirtti.
Cumhuriyetçi Parti’den bir danışman, Trump’ın Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri ve tabanın Senato tasarısına gösterdiği öfkeli tepkiyi gördükten sonra perşembeden cumaya “çark ettiğini” söyledi.
Danışman, “Bence Trump, Temsilciler Meclisi’nin bunu reddettiğini ve tabanın çıldırdığını görene kadar bu işe sıcak bakıyordu. Hiç kimse Donald Trump’tan daha iyi strateji değiştiremez” dedi.
Thune, DHS’nin büyük bölümlerini normal bir bütçe tasarısıyla fonlamanın, basit çoğunluk oyuyla geçebilecek bir bütçe uzlaşma paketinde ICE ve Sınır Devriyesi ödeneklerini artırmayı çok daha kolaylaştıracağını savundu.
Partiler Üstü Politika Merkezi’nden bütçe uzmanı Rachel Snyderman, Senato’daki engellemeyi aşmak için bütçe uzlaşma süreci aracılığıyla birden fazla kurum için ödenek fonlamaya çalışmanın karmaşık olacağını belirtti.
Snyderman, “Karmaşıklığı artırıyorsunuz çünkü ek komisyonları ve paydaşları işin içine katıyorsunuz. DHS, hepsi aynı tekil misyonu desteklemek için çok farklı faaliyetlerde bulunan kurum ve bürolardan oluşan bir İsviçre çakısı gibidir” dedi.
Trump, Senato Cumhuriyetçilerine çoğunluk oyuyla yeni bir emsal oluşturarak Senato engellemesini sonlandırmaları çağrısında bulundu.
Ancak Cumhuriyetçi Parti danışmanları, bunu yapmak için sadece sekiz kesin “evet” oyu olduğunu ve en fazla 20 Cumhuriyetçi senatörün bu seçeneği keşfetmeye açık olduğunu ifade ediyor.
Senato Cumhuriyetçi liderleri, tabanın tasarıya yönelik hararetli tepkisi dindikten sonra, Trump’ı geçen haftaki stratejilerine yeniden dahil etmek için yeni bir girişimde bulunuyor. Bir Cumhuriyetçi stratejist, Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerinin cuma günü Senato’dan geçen DHS tasarısına bu kadar öfkeyle tepki vermesinin nedeninin, Senato’daki meslektaşlarının kendilerini hazırlıksız yakaladığını hissetmeleri olduğunu belirtti. Stratejist, “Günün sonunda Temsilciler Meclisi, Senato’nun kabul ettiği şeyi alabilir” dedi.
Stratejist ayrıca şunları ekledi: “Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçileri arasında, Senato Cumhuriyetçilerinin kendilerini nasıl yönettiği konusunda yoğun bir hayal kırıklığı var. Temsilciler Meclisi ve Senato arasındaki iletişim eksikliği her zaman kötüdür ama bu örnekte özellikle vahimdi. Bu yüzden ‘canınız cehenneme’ dediler ve bunu diyebildiler çünkü TSA zaten fonlanmıştı.”
Trump perşembe günü, İç Güvenlik kapalılığı sırasında TSA çalışanlarına ödeme yapmak için bir başkanlık kararnamesi imzalayacağını duyurmuş, bu da Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçilerine Senato tasarısını reddetmek için daha fazla alan tanımıştı.
Amerika
ABD’de Cumhuriyetçi adaylara geçim sıkıntısı uyarısı

Muhafazakar eğilimli Americans for Prosperity Action grubu, Cumhuriyetçilerin geçim sıkıntısı konusunda seçmenin güvenini kazanamaması halinde Kongre’nin her iki kanadını da kaybedebileceğini açıkladı. Kuruluşun yöneticileri, adayların ABD Başkanı Donald Trump’ın öncelik verdiği SAVE America Yasası yerine hayat pahalılığına odaklanması gerektiğini belirtti.
Muhafazakar eğilimli siyasi faaliyet grubu Americans for Prosperity Action (AFP Action), Cumhuriyetçilerin geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığı konularında seçmenlerin güvenini yeniden kazanamaması durumunda yalnızca Temsilciler Meclisi’ni değil, Senato’yu da kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu yönünde uyarıda bulunuyor.
Grup, bu konunun çok kritik olduğunu belirterek, seçim kampanyası sürecinde ABD Başkanı Donald Trump’ın önem verdiği SAVE America Yasası (SAVE America Act) dahil olmak üzere, diğer tüm konulara odaklanmaktan kaçınılması gerektiğini savunuyor.
Americans for Prosperity Başkanı ve AFP Action Kıdemli Danışmanı Emily Seidel, geçen hafta yaptığı açıklamada, “Eğer adaylar sahada hayat pahalılığı dışındaki konuları konuşuyorlarsa bu durum seçmenler için dikkat dağıtıcıdır ve güveni aşındırmaya devam eder” dedi.
Seidel, “Siyasi yelpazede diğer konulara dair çok fazla gürültü koptuğu ölçüde, yani sahaya çıkıp kapıları çaldığınızda, kapıda hiç kimse sizinle örneğin SAVE Yasası hakkında konuşmuyor” ifadesini kullandı.
Bu mesaj, SAVE Yasası’nın en büyük savunucularından bazılarının argümanlarıyla çelişiyor.
Örneğin aktivist Scott Presler, Cumhuriyetçi milletvekillerine doğrudan hitap ederek, demoralize olmuş Cumhuriyetçi tabana partinin kendileri için mücadele ettiğini göstermek adına SAVE America Yasası’nı geçirmeleri gerektiğini, sadece “etkisiz vergi indirimleri” üzerinden kampanya yürütmenin Kasım ayında yenilgiye yol açacağını savunmuştu.
Ancak Seidel, söz konusu seçim yasası nedeniyle sandığa gitmeye daha yatkın olan seçmen kitlesinin yalnızca “küçük ve sesi çok çıkan bir azınlık” olduğunu belirtti.
AFP Action Genel Direktörü Nathan Nascimento da normal şartlarda Cumhuriyetçilere oy veren güvenilir seçmenlerin ekonomik konular nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığını aktardı.
Nascimento, “Seslerinin duyulduğunu hissetmiyorlar. Hayat pahalılığı konusunda gerçekten endişeliler ama bunun bir öneminin olup olmadığını dahi bilmiyorlar. Sandığa gitmeleri için onlara bir neden vermemiz gerekiyor. Oy kullanmaya gitmeleri için motive edilmeleri gerekiyor” dedi.
Seidel, adayların seçmenlerin zihnine kazıması gereken şeyin SAVE America Yasası gibi siyasi hamaset malzemeleri değil, maliyetleri düşürecek çözümler olduğunu ifade etti.
Milyarder Charles Koch ile bağlantıları olan süper PAC, nisan ayında yayımladığı “ilgili taraflar” genelgesinde maliyetleri düşürecek bir planın gerekliliğine dikkat çekerek Senato’daki Cumhuriyetçi çoğunluğun tehlikede olduğu yönünde ilk alarmı vermişti.
Americans for Prosperity bünyesindeki ortak savunuculuk kuruluşu da enerji yatırımlarında izin süreçlerinin kolaylaştırılmasını, sağlık tasarruf hesaplarının sübvanse edilmesini ve Kongre’nin yakın zamanda yasalaştırdığı bazı konut arzı reformlarını içeren bir yasama rehberi yayımlamıştı.
Senato yarışlarına odaklanan aktivist ağının geçen ay saha çalışmalarında bir milyonuncu kapıyı çalmasıyla birlikte, AFP Action’a göre bu endişeler daha da pekişti.
Seidel, Cumhuriyetçilerin geçim sıkıntısı sorunlarına yönelik çözümlere yönelmeleri halinde bu ara seçimlerde Demokrat dalgasını savuşturabileceklerini kaydetti.
Seçmenlerin ikna edilmesi için hâlâ zaman olduğunu belirten Seidel, “Seçmenlerin bakış açısına göre, eğer fikirleri, çözümleri varsa ve yetkinlerse, adaylara bunu gelecekte çözebilecekleri konusunda kredi vermeye hazırlar” dedi.
Her ara seçimde olduğu gibi, bu seçimde de katılımın bir başkanlık seçimi yılına göre daha düşük olması bekleniyor. Nascimento, sahadaki görünümün seçmenlerin tıpkı 2024’te olduğu gibi bir adayın ekonomi vaatlerine göre hareket etmeye hazır olduğunu gösterdiğini söyledi.
Nascimento, “Adayın bunu gerçekten yerine getirip getiremeyeceğini bilmek istiyorlar. Eğer adaylar bu durumu ortaya koyabilir ve planlarının ne olduğunu gerçekten gösterebilirlerse, seçmenler onlara güven duymaya istekli olacaktır” diye konuştu.
AFP Action, Trump’ın vergi indirimleri ve harcama kesintilerini içeren, Cumhuriyetçilerin ise “Çalışan Aileler Vergi İndirimleri” olarak yeniden adlandırdığı tasarıya yönelik mesajları seçmenlere ulaştırmak için milyonlarca dolar harcadı.
Ancak bu mesajı seçmenlere iletmek oldukça karmaşık, zira SAVE America Yasası savunucusu Presler tarafından “etkisiz” olarak değerlendirilen vergi avantajları, esasen mevcut durumu korumaktan öteye geçmedi.
Nascimento ise “Tasarının bileşenleri gerçekten çok güçlü. İnsanlar bu spesifik bileşenlere işaret ettikçe, paketin tamamına yönelik destek daha da güçleniyor” argümanını savundu.
Her şeyin ötesinde, bizzat Trump’ın kendisi, Cumhuriyetçilerin normal şartlarda geçim sıkıntısı cephesinde kazanım olarak nitelendireceği adımları gölgelerken, partinin bu konudaki mesajını öne çıkarması zorlaşıyor.
Trump, Senato’nun SAVE America Yasası konusundaki eylemsizliğini protesto etmek amacıyla partiler üstü büyük bir konut tasarısını imzalamayı reddetmiş ve bu konut tasarısını “önemsiz” ve “can sıkıcı derecede önemsiz” olarak nitelendirmişti.
Amerika
Yapay zeka şirketleri kitapları satın alıp yok ediyor

Yapay zeka şirketlerinin dil modellerini eğitmek için Avrupa’dan toplu aldıkları binlerce nadir kitabı taradıktan sonra imha ettikleri bildirildi. Basına yansıyan haberlere göre Kanada merkezli Zoom Books üzerinden toplanan eserler, Kuzey Amerika’da yüksek hızla dijitalleştirilip geri dönüşüme gönderiliyor. Yazarlar ve yayıncı birlikleri rıza dışı telif kullanımına karşı yasal mücadeleyi genişletiyor.
Yapay zeka araçlarının geliştirilmesi amacıyla yürütülen veri toplama faaliyetleri, kültürel mirasın korunması ve telif hakları ekseninde yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Avrupa’daki antikacılardan ve sahaflardan yapay zeka eğitim modelleri için toplu halde satın alınan binlerce nadir kitabın, dijitalleştirildikten sonra fiziksel olarak imha edildiği tespit edildi.
ABD, Almanya ve İsviçre medyasında yer alan bilgilere göre, bu yılın ilkbaharından itibaren Avrupa’daki sahaf ve antikacılar olağan dışı büyüklükte siparişler almaya başladı.
Kanada’da kayıtlı “Zoom Books” adlı şirket üzerinden gelen siparişlerin, ağırlıklı olarak 1970’li yıllarda yayımlanan akademik ve mesleki literatürü kapsadığı, edebi eserlere ise daha az ilgi gösterildiği kaydedildi. Satıcı başına onlarca, hatta yüzlerce kitap satın alındığı belirtildi.
Söz konusu kitaplar öncelikle Almanya’daki geçici depolara teslim ediliyor, ardından Kanada ve ABD’ye naklediliyor. Washington Post gazetesinin aktardığı bilgilere göre, bu eserlerin büyük kısmı “yıkıcı tarama” (destructive scanning) adı verilen işlemden geçiyor.
Bu yöntem kapsamında kitapların ciltleri sökülüyor, sayfaları yüksek hızla dijital ortama aktarılıyor ve ardından fiziksel kopya kalıcı olarak imha edilerek geri dönüşüme gönderiliyor.
Milyonlarca dolarlık “Panama Projesi”
Aynı gazete, “Claude” adlı yapay zeka sisteminin yaratıcısı olan Anthropic firmasının, “Project Panama” (Panama Projesi) kapsamında milyonlarca basılı kitabın satın alınması ve işlenmesi için on milyonlarca dolar harcadığını yazdı.
Ortaya çıkan belgeler, projenin yürütülmesinde, daha önce “Google Books” projesinde görev yapmış ve kitlesel dijitalleştirme konusunda tecrübe edinmiş uzmanların istihdam edildiğini gösteriyor.
İddiaların odağındaki Kanada merkezli Zoom Books şirketi, dil modelleri geliştirmek amacıyla kitapların dijitalleştirilmesi ve imha edilmesi süreçlerine dahil olduğunu resmi açıklamayla reddetti.
Diğer yandan Avrupa’daki bazı yayıncı birlikleri, yapay zeka sistemlerinin eğitiminde yazar eserlerinin kullanımına yönelik daha net ve bağlayıcı kuralların getirilmesini talep ediyor.
Yazarlardan “Bu Kitabı Çalma” protestosu
Yapay zeka şirketlerinin eserlerini izinsiz ve ücretsiz kullanmasına tepki gösteren binlerce yazar, protesto amacıyla “Don’t steal this book” (Bu Kitabı Çalma) isimli boş kitap yayımladı.
İçinde hiçbir metin barındırmayan, yalnızca katılan yazarların isim listesinin yer aldığı projeye Nobel ödüllü Kazuo Ishiguro, Philippa Gregory ve Richard Osman gibi isimler destek verdi.
Bu eylem, İngiliz hükümetinin telif hakkı yasasında yapmayı planladığı değişikliklerin ekonomik maliyet tahminlerini sunmasından bir hafta önce gerçekleştirildi.
Boş kitabın arka kapağında, hükümete yapay zeka şirketlerinin yazarların izni olmaksızın eserleri kullanmasını yasallaştırmama çağrısı yapıldı.
Londra’daki tartışmalar, hükümetin şirketlere telif hakkıyla korunan eserleri, hak sahipleri açıkça muafiyet talep etmedikçe kullanma izni verme önerisiyle daha da alevlendi.
Sanat dünyasından şarkıcı Elton John ve aktris Julianne Moore gibi isimler telif yasalarının esnetilmesi girişimine sert eleştiriler yöneltti.
Gelen yoğun tepkilerin ardından İngiliz hükümeti, 18 Mart tarihinde yapay zeka şirketlerine telifli eserleri izinsiz kullanma yetkisi veren planından vazgeçtiğini duyurdu.
Lordlar Kamarası’nda bu yasa tasarılarına karşı muhalefete liderlik eden milletvekili Beeban Kidron, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Sanatçıların eserlerinin yapay zeka şirketleri tarafından nasıl ve nerede kullanıldığını görmelerinin ve hak ettikleri karşılığı almalarının önünde siyasi iradeden başka hiçbir engel yoktur” ifadesini kullandı.
Mahkemeler teknoloji tekellerinin safında
Telif tartışmaları dijital platformlarda da sürüyor. Amazon, Aralık 2025’te Kindle e-kitap okuyucularına okurların kitapla “konuşmasını” sağlayan yapay zeka tabanlı özellik ekledi.
Çok sayıda yazar, yapay zeka modellerinin telifli içeriklerle izinsiz ve ücretsiz eğitildiği endişesiyle bu özelliğe karşı çıktı. Amazon ise kitap içeriklerinin temel modeli eğitmek için kullanılmadığını, bu aracın sadece Kindle bünyesindeki arama işlevinin bir uzantısı olduğunu savundu.
Yasal boyutta ise yapay zeka şirketleri şimdiye dek önemli kazanımlar elde etti. Haziran 2025’te yazarların Anthropic firmasına karşı açtığı toplu telif hakkı ihlali davasında ABD’li yargıç William Alsup, telifli eserlerin yapay zeka eğitiminde kullanılmasının “adil kullanım” (fair use) doktrini kapsamına girdiğine hükmetti.
Meta ve Stability AI şirketlerine karşı açılan benzer davalarda da mahkemeler genel olarak teknoloji şirketlerinin lehine kararlar verdi.
Buna karşın, The New York Times gibi medya kuruluşları ve yazarların OpenAI firmasına karşı açtığı davalar dahil olmak üzere bazı süreçler devam ediyor.
Mahkeme, delil toplama sürecinde OpenAI firmasının savcılarla 20 milyon sohbet günlüğünü paylaşmasına karar verdi.
OpenAI ise davanın temelsiz olduğunu savunarak, kamuya açık bilgilerin kullanılmasının adil kullanım sınırları içinde yer aldığını öne sürüyor.
Zoom Books şirketi de dil modelleri geliştirmek amacıyla kitapların dijitalleştirilmesi süreçlerine katıldığı iddialarını resmi açıklamayla reddetmeyi sürdürüyor.
“Yapay zeka kitap dünyasını öğütüyor”
Berlin Humboldt Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jannis Lennartz, hukuk portalı Verfassungsblog’da yayımlanan “Yapay Zeka Kitap Dünyasını Öğütüyor” başlıklı analizinde, yapay zeka devlerinin dijital verileri neredeyse tamamen tükettiğini, bu nedenle fiziksel kitapların artık sektör için “son sınır” haline geldiğini vurguladı.
Şirketlerin Libgen veya Anna’s Archive gibi şüpheli platformlardan veri sağlama yöntemlerinin ardından gözünü kütüphanelere diktiğini belirten Lennartz, bu agresif veri arayışının arkasındaki yasal boşlukları ortaya koydu.
Lennartz’ın analizine göre, ABD hukukundaki esnek “adil kullanım” doktrini, geçmişte Google’ın 40 milyon kitabı izinsiz taramasını yasal kabul etmişti.
Günümüzde de Meta ve Anthropic gibi şirketler benzer davalardan bu doktrin sayesinde sıyrılıyor. Ancak Avrupa Birliği (AB) telif hukuku yapay zeka eğitimi konusunda çok daha katı sınırlar çiziyor.
Lennartz, eski kitaplarda bu yasal hakkın fiilen kullanılamadığına dikkat çekiyor. Kapanan yayınevleri ve hayatını kaybeden yazarlar nedeniyle sahipsiz kalan eski eserler, yapay zeka şirketleri için adeta korumasız hedef haline geliyor.
Asıl sorunun ABD’li şirketlerin bu kitapları satın alması değil, Avrupa’nın kitaba olan ilgisini kaybetmesi olduğunu savunan akademisyen, okuma oranlarındaki dramatik düşüşe ve siyasetçilerin yapay zekaya metin yazdırmasına dikkat çekiyor.
Lennartz, Avrupalıların kitap okumayı artık “Amerikan makinelerine bıraktığını” ifade ediyor.
Amerika
ABD’de ilk: New York’tan veri merkezlerine geçici yasak

New York Valisi Kathy Hochul, eyalet genelinde yeni “büyük ölçekli” veri merkezlerine yönelik ABD tarihinin ilk geçici yasağını uygulamaya koyuyor. Eyalet düzeyindeki çevre izinleri, çevre, enerji şebekesi ve elektrik faturalarını koruyacak bir çerçeve hazırlanması amacıyla en fazla bir yıl süreyle askıya alınıyor.
New York Valisi Kathy Hochul, eyalet genelinde “büyük ölçekli” yeni veri merkezlerinin inşasını geçici olarak durdurma kararı aldı. ABD genelinde bir eyalet düzeyinde ilk kez uygulanan bu karar kapsamında, eyalet düzeyindeki çevre izinleri en fazla bir yıl süreyle askıya alınıyor.
Vali Hochul’un ofisi, bu sürede çevreyi, enerji şebekesini ve New York sakinlerinin elektrik faturalarını koruyacak yasal bir çerçeve hazırlanacağını bildirdi.
Valilik danışmanları, gazetecilere yaptıkları açıklamada, izinlerin askıya alınması kararının 50 megavat veya daha fazla enerji tüketme kapasitesine sahip veri merkezlerini kapsayacağını aktardı.
Vali Hochul yaptığı yazılı açıklamada, “Veri merkezi yatırımları faturaları artırma, doğal kaynaklarımızı tüketme ve New Yorklular için belirsizlik yaratma riski taşırken, harekete geçmek ve öncülük etmek benim sorumluluğumdur” ifadesini kullandı.
Hochul ayrıca, “New York, veri merkezi yatırımları için ülkedeki en güçlü standartları oluşturmada öncü olacak; şirketler New York sayesinde kazandığında, New Yorkluların da kazanmasını sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Veri merkezlerinin enerji tüketimi tartışılıyor
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, veri merkezlerinin boyutları ve enerji tüketimleri farklılık gösteriyor.
IEA, “geleneksel” veri merkezlerinin 10 ile 25 megavat arasında güç tükettiğini, “büyük ölçekli ve yapay zeka odaklı” veri merkezlerinin ise 100 megavat veya daha fazla enerji sarf edebileceğini kaydediyor.
Hochul’un bu adımı, New York eyalet parlamentosunun geçen ay kabul ettiği bir yıllık moratoryum kararının ardından geldi.
Parlamento tarafından kabul edilen tasarı, tepe yükü 20 megavatın üzerinde olan “büyük ölçekli” tesislerin izinlerinin engellenmesini öngörüyor.
Vali Hochul’un söz konusu tasarıyı imzalayıp imzalamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Valilik danışmanları, yasa tasarısını incelemek ve parlamento ile üzerinde çalışmak için daha fazla zamana ihtiyaç duyulduğunu, bu nedenle yürütme organı üzerinden kararname çıkarmanın en hızlı çözüm olduğunu belirtti.
Danışmanların aktardığı bilgilere göre, bir yıllık askıya alma sürecinde valilik, veri merkezlerinin su kalitesi ve su miktarı üzerindeki etkileri dahil olmak üzere çevresel tesirlerini düzenleyecek bir mevzuat hazırlayacak.
Eyalet yönetimi ayrıca, bu merkezlerin elektrik şebekesi için oluşturulacak bir fona katkı yapmasını sağlamayı ve yerel yönetimlerin kendi anlaşmalarını müzakere edebilmelerine yardımcı olacak bir yatırım fonu yapısı kurmayı hedefliyor.
Bunun yanı sıra Hochul’un, büyük veri merkezlerine yönelik satış vergisi muafiyetinin kaldırılmasına destek vermesi bekleniyor. Ancak bu düzenleme için eyalet parlamentosunun onayı gerekiyor.
Yapay zeka sektörünün enerji açlığı
Yüksek işlem gücüne sahip sunucu depoları, yapay zeka teknolojilerinin çalıştırılması ve geliştirilmesi için büyük önem taşıyor. Yapay zeka sektöründeki hızlı büyümenin yarattığı yoğun talep, yeni veri merkezlerinin hızla inşa edilmesi sürecini beraberinde getirirken, bu durum sahada karmaşık sorunlara yol açıyor.
Enerji tüketimi çok yüksek olan bu tesislerin çevreye belirgin etkileri olabileceği, yüksek elektrik kullanımının ise tüketicilerin faturalarını artırabileceği ve elektrik şebekelerini istikrarsızlaştırabileceği belirtiliyor.
Tepkiler nedeniyle daha önce bazı belediyeler yerel düzeyde yeni veri merkezi inşaatlarını durdurmuş olsa da, şimdiye kadar hiçbir eyalet düzeyinde bu yönde bir adım atılmamıştı.
Maine eyalet parlamentosu yakın zamanda benzer bir askıya alma kararı almış ancak eyalet Valisi Janet Mills, halihazırda devam eden bir projeye istisna tanınmadığı gerekçesiyle tasarıyı veto etmişti.
Federal düzeyde ise aralarında Senatör Bernie Sanders ve Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’in de yer aldığı bazı ilerici siyasetçiler, veri merkezi inşaatlarının ülke genelinde durdurulması çağrısında bulunuyor.
Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonunun kıdemli Demokrat üyelerinden Frank Pallone Jr. da bu çağrılara katılan isimler arasında yer alıyor.
Artan tepkiler karşısında, bazı büyük teknoloji şirketleri geçtiğimiz mart ayında Beyaz Saray öncülüğünde hazırlanan gönüllü bir taahhütnameyi imzalayarak, veri merkezlerinin neden olduğu tüketici fiyat artışlarını karşılamayı kabul etmişti.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi7 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika7 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş7 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya7 gün önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi7 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti









