Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump ve Putin, telefonda Ukrayna’daki savaşı görüştü

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin bağımsızlık gününde Rusya lideri Vladimir Putin ile telefonda görüşerek Ukrayna savaşını sonlandırma yollarını ele aldı. Görüşmede Trump’ın özel temsilcilerinin Moskova’ya gitmeye hazır olduğu belirtilirken, Putin savaşı sürdürme kararlılığını yineledi.

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin bağımsızlığının 250. yıl dönümünde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i telefonla arayarak Ukrayna’daki savaşı ele aldı.

Rusya liderinin yardımcısı Yuri Uşakov’un aktardığına göre Trump, çatışmaların bir an önce sonlandırılması ve krizin aşılması için barışçıl çözümler aranması konusunda yardıma hazır olduğunu teyit etti.

Uşakov, Trump’ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın arabuluculuk girişimlerini sürdüreceğini ve uygun bir zamanda Moskova’ya gitmeye hazır olacağını belirtti. Rus yetkili, görüşme teklifinin ABD tarafından geldiğini vurgulayarak “Bu durum çok şey anlatıyor” ifadesini kullandı.

The New York Times gazetesinin 2 Temmuz tarihli haberine göre, Kremlin’e yakın kaynaklar Moskova’nın Witkoff ve Kushner ile diyalog kurmayı sabırsızlıkla beklediğini aktardı.

Haberde Putin’in bu isimler aracılığıyla savaşı sonlandırmak için kendi lehine avantajlı koşullar elde etmeyi umduğu kaydedildi. Ancak bir ABD’li yetkili, Trump’ın temsilcilerinin Putin ile yalnızca bir “fotoğraf karesi” vermek için görüşmeye hazır olmadığını belirtti.

Yetkili, Putin’in Kiev’den gelen barış görüşmeleri veya çatışmaları sınırlama çağrılarını reddetmesi nedeniyle henüz tartışılacak yeni bir konunun bulunmadığını ifade etti.

Uşakov’un verdiği bilgilere göre Putin, Trump ile yaptığı görüşmede Ukrayna’nın Donetsk bölgesindeki Konstantinovka yerleşimini ele geçirdiklerini savundu ve tüm Donbass bölgesini kontrol altına alana kadar savaşmayı sürdüreceklerini vaat etti.

Uşakov, Rus liderin, “Kiev rejimi elinde kalan tahkim edilmiş bölgelere ne kadar tutunursa tutunsun ordumuz buraları mutlaka alacak” dediğini aktardı. Ukrayna tarafı ise Konstantinovka’nın kaybedildiğini reddediyor.

Rusya liderinin yardımcısı, Putin’in Trump’a diplomatik çözüme açık olduğunu yinelediğini ancak bunun “Rusya’nın bilinen ilkeli yaklaşımlarının mutlaka dikkate alınması” halinde mümkün olacağını söylediğini belirtti.

Müzakerelerde ilerleme sağlanamamasını Ukrayna ve Avrupa ülkelerinin tutumuna bağlayan Putin, bu aktörlerin “çatışmayı uzatmaya ve tırmandırmaya odaklandığını” belirtti.

Rus ordusunun yerleşimleri tek tek kontrol altına alarak güvenli bir şekilde ilerlediğini savunan Putin, “Avrupa’nın savaş partisinin cephe hattındaki gerçek durumu yanlış değerlendirdiğini” iddia etti.

Trump, Putin ile görüşmesinden önce Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

ABD’nin Bağımsızlık Günü’nü kutlayan ve Rusya’ya karşı verilen savaşta sağlanan destek için teşekkür eden Zelenskiy, görüşmede cephedeki durumu ve diplomatik çabaları ele aldıklarını açıkladı.

Zelenskiy, “Bu savaşı sona erdirmek için gerçek bir perspektif bulunuyor ve Amerika’nın kararlılığı hayati önem taşıyacak” değerlendirmesini yaptı. Ukrayna lideri ayrıca, 7-8 Temmuz tarihlerinde Türkiye’de düzenlenecek NATO zirvesinde Trump ile yüz yüze görüşme konusunda anlaşmaya vardıklarını duyurdu.

Diplomasi

FT: Trump’ın tatbikat kararı müttefiklere ‘Yaratık’ filmini anımsattı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın Güney Kore ile yürütülen askeri tatbikatın kapsamını daraltma kararı alması, müttefikler cephesinde “Yaratık” (Alien) filmini andıran bir tedirginliğe yol açtı.

Financial Times’ın (FT) aktardığına göre, Sidney’deki ABD Çalışmaları Merkezi Başkanı Michael Green bu durumu, “Tavandan fırlayan son canavar, Başkan’ın Güney Kore ile yapılan askeri tatbikatları iptal etme tehdidi oldu” sözleriyle değerlendirdi.

Trump, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’e ortak tatbikatların ölçeğini düşürme talimatı verdiğini duyurdu.

Kararını açıklayan Trump, “Tatbikatları iptal etmek için artık çok geç olduğu gerçeğinden hareketle, ortak askeri tatbikatların ciddi şekilde küçültülmesi talimatını verdim” dedi.

Beyaz Saray lideri, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile “çok iyi ilişkileri” bulunduğunu vurguladı. Trump, “çok uzun zaman önce” kararlaştırılmış olan tatbikatların “tamamen yersiz ve düşmanca bir mesaj” verdiğini ifade etti.

Kuzey Kore ile Güney Kore resmi düzeyde halen savaş halinde bulunuyor. 1950-1953 yılları arasındaki Kore Savaşı bir ateşkesle sona ermiş, ancak taraflar arasında resmi bir barış anlaşması imzalanmamıştı.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, 15 Ağustos 2026’da Kuzey Kore’ye savaşı sona erdirecek müzakerelere başlama teklifinde bulundu. Lee, savaşı bitirmeyi ve “istikrarsız ateşkes düzenini” kalıcı bir barış rejimiyle değiştirmeyi hedefleyen adımlar atma taahhüdü verdi.

FT’nin verilerine göre Trump’ın aldığı son karar, Washington’ın güvenilirliği konusunda Hint-Pasifik bölgesindeki ABD müttefikleri arasındaki endişeleri tırmandırdı.

Asya’daki ortaklar ayrıca Ortadoğu’daki çatışmalar sebebiyle Amerikan silah stoklarının tükenmesinden ve bunun silah teslimatlarında gecikmelere yol açmasından da kaygı duyuyor.

Haberde, ABD, Japonya ve Güney Kore’nin geçen yıl “Freedom Edge” adı verilen yıllık üçlü tatbikatlarını genişlettiği hatırlatıldı. Fakat Trump’ın son emri, müttefiklere ABD’nin desteği konusunda “kaygısız ve rehavet içinde olamayacaklarını” gösterdi.

Gazete, mayıs ayında konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD’nin İran ile yaşanan savaş nedeniyle Tomahawk füzelerinin teslimatında ciddi gecikmeler olacağı konusunda Japonya’yı uyardığını yazmıştı. Japonya, Nisan 2028’e kadar her biri 200 füzeden oluşan iki parti teslimat almayı planlıyordu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD ve İsrail, Hamas’ın silahsızlandırılması için çalışma grupları oluşturdu

Yayınlanma

Beyaz Saray temsilcisi Jared Kushner pazartesi günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile saatler süren bir görüşme gerçekleştirdi.

Bu görüşme sonucunda Gazze Şeridinde silahsızlanma ve halk sağlığı konularında iki çalışma grubu kurulması konusunda bir anlaşmaya varıldı.

Görüşme, Netanyahu’nun, İsrail’in Gazze’den askerlerini çekmesini öngören bir yol haritasının parçası olarak silahlarını teslim etmeyi kabul eden Hamas ile ABD arasında müzakere edilen 15 maddelik planı kamuoyuna açıkça reddetmesinden bir hafta sonra gerçekleşti.

Kushner pazartesi günü Fox News’te şunları söyledi:

“Bu noktaya gelmek için büyük ilerleme kaydettik. İsrail açısından bunun bir kazan-kazan durumu olduğunu düşünüyoruz; zira Hamas önümüzdeki 60 ila 90 gün içinde silahlarını ve tünellerini gerçekten gönüllü olarak teslim ederse, bu açıkça İsrail için devasa bir güvenlik tehdidinin ortadan kaldırılması anlamına gelir; bu neredeyse akla hayale gelmez bir başarı olur.”

Kushner’in açıklamaları ve toplantıya ilişkin iki bildiri, “Barış Kurulu”nun silahsızlanma tanımına ilişkin İsrail’in geniş kapsamlı anlayışına doğru ilerlediğini gösteriyor gibi görünüyordu. Bu anlayış, Hamas’ın daha dar yorumuyla çelişiyor.

Bu uçurum, çalışma gruplarının kurulmasında kaydedilen ilerlemeye rağmen, üç tarafın da kabul edebileceği nihai bir anlaşmaya varmanın ne kadar zor olduğunu vurguluyor.

“Barış Kurulu” yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Hamas’ın tamamen silahsızlandırılması ve Gazze’nin tamamının –hafif ve ağır tüm silahlar ile tüm tüneller dahil– askerden arındırılması sağlanana kadar [İsrail Savunma Kuvvetleri’nin] Gazze’den çekilmeyeceği konusunda mutabık kalındı.”

Görüşmelere aşina olan ve ayrıntıları açıklamak için isminin gizli kalmasını isteyen bir yetkili, Barış Kurulu temsilcisi Nikolay Mladenov ile eski İngiltere Başbakanı Tony Blair’in de Netanyahu ile yapılan toplantıya katıldığını doğruladı.

Toplantının ardından bir İsrailli yetkili, Hamas silahsızlandırılana kadar İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) birliklerinin hiçbir şekilde geri çekilmeyeceğini ve yeniden inşa çalışmalarının başlamasına izin vermeyeceğini söyledi.

Times of Israel gazetesine konuşan bir kaynak, , “Başbakan, IDF’nin yeniden konuşlanmayacağını ve kuvvetlerimize ve halkımıza yönelik her türlü girişimi aktif bir şekilde engellemeye devam edeceğini çok net bir şekilde ifade etti,” dedi.

Haaretz gazetesi tarafından, anlaşma metninde derhal durdurulması çağrısında bulunulmasına rağmen, Kushner ve Blair’in İsrail’in Gazze’de Hamas’a yönelik suikast kampanyasını sürdürmesini kabul ettikleri de bildirildi.

Netanyahu’nun Kushner ve Blair’den tavizler kopardığına dair bir başka gösterge olarak, Hamas’ın silahlarını bir Filistin kurumuna değil, ABD önderliğindeki uluslararası bir istikrar gücüne teslim edeceği bildirildi.

Kaynaklara göre Netanyahu, ziyaretçilerine Gazze’den çekilme konusunda önemli bir ilerleme kaydetmenin, 27 Ekim’de yapılacak İsrail genel seçimlerinden önce “sorunlu” olacağını söyledi.

Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı, toplantıyla ilgili soruları Barış Kurulu’na yönlendirdi.

Kushner, Kahire’de Hamas lideri Halil el-Hayye ile görüştükten bir gün sonra Kudüs’ü ziyaret etti.

Bu ay yayınlanan Barış Kurulu yol haritası, Hamas’ın silahsızlanmasını ve Gazze’deki kontrolünü, Barış Kurulu’nun denetimi altındaki Gazze İdaresi Ulusal Komitesi’ne devretmesini öngörüyordu. Buna karşılık İsrail ordusu, Gazze’den askerlerini çekecekti.

Hamas yetkilisi Gazi Hamad geçen hafta POLITICO’ya yaptığı açıklamada, yol haritasının NCAG çatısı altında “ağır silahların depolanmasını” içerdiğini anladığını söyledi.

Netanyahu ise Hamas “gerçek anlamda silahsızlandırılana” kadar İsrail’in bu bölgeden çekilmeyeceğini belirtti.

Müzakereleri açıkça tartışabilmek için isminin açıklanmamasını isteyen bir başka Hamas yetkilisi ise POLITICO’ya, Hamas’ın imzaladığı yol haritası ile Barış Kurulu’nun pazartesi günkü açıklaması arasındaki silahsızlanma şartlarında bir fark gördüğünü söyledi.

Hamas ağır silahların depolanmasından bahsederken, Barış Kurulu’nun açıklamasında hem hafif hem de ağır tüm silahların yanı sıra tünellerin de hizmet dışı bırakılması öngörülüyordu.

Eski Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve Blair’in Kudüs’teki Dörtlü Misyonu’nun eski başkanı Robert Danin, Barış Kurulu’nun pazartesi günkü açıklamasının, silahsızlanma konusunda “oldukça mutlak ve muhtemelen ulaşılamaz bir ölçüt önerdiğini” söyledi:

“Bu, İsrail’in Gazze’den çekilmesinden önce her tabancanın ve her tünelin ortadan kaldırılmasını gerektiriyor. Ve muhtemelen bunlardan herhangi birinin keşfi, İsrail’in Gazze’den çekilmesini durdurması ya da belki de hiç başlamaması için bir gerekçe olacaktır.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ermeni çiftçilerden düşük fiyat ve pazar sorununa yol kapatma eylemi

Yayınlanma

Ermenistan’ın Armavir bölgesindeki Hanciyan ve Hatsik köylerinde yaşayan çiftçiler, şeftali başta olmak üzere tarım ürünlerinin satışı ve düşük fiyatlar nedeniyle yolu trafiğe kapattı. Yerel idarecinin çözüm arayışlarına dair açıklamalarının ardından yolu açan üreticiler, sorun çözülmezse 19 Ağustos’ta eylemlerini tekrarlayacaklarını duyurdu.

Ermenistan’ın Armavir bölgesine bağlı Hanciyan ve Hatsik köylerinde yaşayan bölge sakinleri, başta şeftali olmak üzere tarım ürünlerinin satışında yaşanan sorunlar ve düşük fiyatlar nedeniyle yolu ulaşıma kapattı.

News.am ajansının haberine göre toplanan çiftçiler, düşük fiyatlardan ve hasat edilen ürünlerin satışında karşılaşılan güçlüklerden şikayet etti.

Meyvelerin uzun süre saklanamayacağını vurgulayan köylüler, meselenin daha önce çözülmesi gerektiğini dile getirdi. Habere göre eyleme katılan üreticilerden biri, “Biz bekleyebiliriz ama meyve bekleyemez. Şeftali bekleyemez” dedi.

Tepkiler üzerine açıklama yapan yetkililer, Ekonomi Bakanlığında bölge başkanı ile bir toplantı yapıldığını ve sorunun çözüme kavuşturulmakta olduğunu savundu.

Yetkililer, mahsulün bir kısmının kuru meyve üreticileri tarafından satın alınacağını, bir kısmının ihraç edileceğini, kalanının ise işlenip konserve yapılacağını söyledi.

Buna karşılık köylüler, hasat için önerilen düşük fiyatların kendilerini tatmin etmediğini bildirdi. Durumun halihazırda “kritik noktaya” ulaştığını belirten bölge sakinleri, meselenin bu aşamaya gelmeden önce ele alınması gerektiğine işaret etti.

Çiftçiler, yetkiliyle yapılan görüşmenin ardından yolu yeniden ulaşıma açtı ancak meselenin çözülmemesi halinde 19 Ağustos’ta yolu tekrar kapatma niyetinde olduklarını bildirdi.

Rusya’nın Ermeni tarım ürünlerine yönelik getirdiği ticari kısıtlamaların ardından Avrupa Birliği (AB), haziran ayında bu kısıtlamaların etkilerini hafifletmek amacıyla Ermenistan’a 34 milyon avro mali kaynak tahsis etmişti. AB ayrıca Ermenistan’ın ihracat kalemlerinin yüzde 80’inde gümrük vergilerini düşürmüştü.

Daha önce Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Denetim Servisi (Rosselhoznadzor), Ermenistan’dan çiçek ithalatını yasaklamış; domates, salatalık, yeşillik, çilek, kiraz, üzüm, elma, armut, ayva, patlıcan, patates ve kuru meyve sevkiyatına kısıtlama getirmişti.

Söz konusu ürünlerin Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ülkeleri üzerinden transit geçişi de aynı süreçte yasaklandı. Kurum, 27 Temmuz’dan itibaren Ermeni süt ürünlerinin ithalatını da durdurdu.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ihracat kısıtlamalarının yalnızca Erivan’ı değil tüm AEB’yi etkileyen bir sorun olduğunu ifade etmiş ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den kısıtlamaların çözümü için “tedbir almasını” talep etmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise Moskova kaynaklı kısıtlamaları reddederek Ermeni ürünlerinin ihracatında yaşanan sıkıntıları geleneksel ekonomik bağların kopmasıyla ilişkilendirmişti.

Söz konusu kısıtlamalar, Erivan yönetiminin AB’ye katılım yöneliminin ardından devreye girdi. Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, mayıs ayında Ermenistan’a referanduma giderek AB üyeliği ile AEB’deki mevcudiyetini sürdürme arasında bir tercih yapması çağrısında bulunmuştu.

Paşinyan ise 13 Ağustos’ta, Ermenistan’ın Avrupa entegrasyonu veya AEB yöneliminin haricinde kendi bağımsız dış politika yolunu izleyebileceğini dile getirmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English