Asya
Trump yönetimi Kuzey Kore ile diyalog için zemin yokluyor

Trump yönetimi, Kuzey Kore ile diyaloğu yeniden başlatma seçeneklerini değerlendirmek üzere gizli görüşmeler yapıyor ve uzmanlara danışıyor. Axios‘a konuşan kaynaklar, önceki başarısız zirveler ve Pyongyang’ın nükleer ilerlemelerine rağmen Trump’ın Kim Jong-un ile tekrar temas kurmak istediğini ve ekibinin bu olasılığa hazırlandığını belirtiyor.
Üst düzey bir ABD’li yetkili ve konuya aşina üç kaynağın Axios‘a verdiği bilgiye göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi Kuzey Kore ile diyaloğu yeniden başlatma seçeneklerini değerlendirmek üzere gizlice görüşmeler yapıyor ve dış uzmanlara danışıyor.
Bu durum, Başkan Trump ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında yapılan iki dramatik ancak sonuçsuz kalan zirveden bu yana Pyongyang’ın nükleer kapasitesinde endişe verici ilerlemeler kaydetmesinin ardından geldi.
Henüz somut bir adım atılmamış olsa da, Trump’ın Kim ile —muhtemelen yüz yüze— yeniden bağlantı kurmak istediği ve ulusal güvenlik ekibinin bu senaryoya hazırlandığı belirtiliyor.
Şu an için Kuzey Kore’nin Trump’ın öncelik listesinde alt sıralarda yer aldığı, fakat dünyanın en yeni nükleer gücünün uluslararası gündemden uzun süre uzak kalmasının nadir olduğu ifade ediliyor.
Üst düzey ABD’li yetkili, “Kuzey Korelilerin bugün nerede olduğunu anlamak için kurumları bir araya getiriyoruz. Son dört yılda çok şey değişti. Angajman dahil potansiyel yolları değerlendiriyor, teşhis ediyor ve konuşuyoruz,” dedi.
Brookings Institution’dan kıdemli uzman Andrew Yeo, düşünce kuruluşu uzmanları, mevcut ve eski ABD’li yetkililerin katıldığı “kapalı kapı görüşmelerinin, Trump yönetiminin başka bir Trump-Kim görüşmesi için farklı senaryoları değerlendirdiğini gösterdiğini” söyledi.
Yeo, Trump’ın son altı ay içinde Kim hakkında yaptığı “birçok olumlu açıklamanın” bu yolla ilgilendiğini gösterdiğini ekledi.
Eski bir üst düzey ABD’li yetkili, yönetimin bazı “ilk planlamaları” yaptığını belirtti. Yetkili, Kim’den gelecek “süslü bir mektubun” Trump’ın dikkatini çekmesinin yetebileceğini ve ardından “yarışın başlayacağını” bildiklerini ifade etti.
Perde arkasında, ABD’nin Kuzey Kore’deki çıkarlarını temsil eden İsveç büyükelçisinin geçen hafta Washington’u ziyaret ederek ABD’li yetkililer ve uzmanlarla istişarelerde bulunduğu öğrenildi.
Ziyarete aşina bir kaynak, bu ziyaretin temel amacının Washington’un Pyongyang ile angajman konusundaki genel eğilimini anlamak olduğunu söyledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi yetkililerinin de dış uzmanlarla Kuzey Kore üzerine birden fazla yuvarlak masa toplantısına katıldığı bildirildi.
Kaynaklardan biri, bu kapalı toplantılarda gündeme gelen konulardan birinin, eğer görüşmeler başlarsa Kuzey Koreli muhatapların kimler olabileceği olduğunu belirtti.
İlk Trump yönetimi sırasında ABD ile diplomasiye dahil olan —iki zirve dahil— neredeyse tüm Kuzey Koreli yetkililerin tasfiye edildiği veya yeniden eğitime zorlandığı görülüyor.
Stimson Center Kore programı direktörü Jenny Town, “Kuzey Koreliler ABD diplomasisi için yeni bir özel temsilci atamamış görünüyor ve uzun süredir müzakerelere ilgi göstermediler,” değerlendirmesini yaptı.
Town, “Son zamanlarda müzakere beklentileri konusundaki tutumları daha az olumsuz olsa da, henüz olumlu bir şey de söylemediler,” diye ekledi.
Eski üst düzey ABD’li yetkili Axios‘a yaptığı açıklamada, Pyongyang’ın angajmana girme isteğinin görüşmenin niteliğine bağlı olacağını söyledi.
Geçmişteki görüşmelerin nükleer silahlardan arındırmaya odaklandığını belirten eski yetkili, Kim’in bu noktada bu fikri ciddiye almasının pek olası olmadığını ifade etti.
Kuzey Kore’nin nükleer güç statüsünün ülke anayasasında ve Kim ailesi anlatısında kutsallaştırıldığı vurgulandı.
Eski yetkili, eğer görüşme silah kontrolü ve Kuzey Kore’nin nükleer silahlı bir devlet olarak tanınması üzerine olursa, “bu görüşmeleri her zaman yapacaklarını” belirtti.
Fakat bunun, nükleer silahlanma yoluna gidebilecek Güney Kore ve Japonya’yı büyük ölçüde endişelendireceği kaydedildi.
Trump’ın, Kuzey Kore’nin nükleer ilerlemeleri ve daha güçlü diplomatik konumu göz önüne alındığında, ilk dönemindeki gibi Kim üzerinde baskı kurmasının zor olacağı değerlendiriliyor.
İlk Trump döneminde Pyongyang üzerindeki Çin baskısı kritik rol oynamıştı, ancak Pekin’in Trump adına Kim’i tekrar sıkıştırmakla ilgilenmediği biliniyor.
Bu arada Kuzey Kore, özellikle Ukrayna’ya asker gönderdikten sonra Moskova’daki güçlü müttefikiyle bağlarını derinleştirdi.
Üst düzey ABD’li yetkili, Kim’in nükleer ilerlemelerinden Biden yönetimini sorumlu tutarak, “Bugün çok daha kötü bir durumdayız,” dedi, ancak bazı ilerlemelerin Trump döneminde de yaşandığını kabul etti.
Xi, Kim ve Putin Zafer Günü için Kızıl Meydan’da buluşacak mı?
Asya
DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek bünyesinde çalışan kıdemli işlemci mühendisi Shengyu Liu, yayımladığı değerlendirmede yapay zekanın yazılımcıları tasfiye sürecine soktuğunu vurguladı. Kendi geliştirdiği modellerin çok yakında mesleki uzmanlığını gereksiz kılacağını kaydeden Liu, insanlığın ya üretici güçlerin özgürleştiği bir komünizme ya da teknoloji tekellerinin tahakkümündeki karanlık bir distopyaya evrileceğine işaret etti.
Çin merkezli yapay zeka kuruluşu DeepSeek bünyesinde alt seviye donanım mimarisi ve işlemci çekirdeği optimizasyon uzmanı olarak görev yapan Shengyu Liu, yayımladığı değerlendirmede yapay zekanın gelişim hızı karşısında yazılımcıların ve insanlığın karşı karşıya kaldığı varoluşsal krizi ele aldı.
DeepSeek v4.1 modelinin temel dikkat mekanizması çekirdeklerini bizzat kodlayan kıdemli mühendis Liu, kendi elleriyle geliştirdiği teknolojinin çok yakında kendi mesleki uzmanlığını gereksiz kılacağını ve insan emeğini tasfiye sürecine soktuğunu aktardı.
Yapay zekanın gelecekte toplumları ya üretici güçlerin bütünüyle özgürleştiği bir komünizme ya da kaynakların dev teknoloji tekellerinde toplandığı karanlık bir Cyberpunk distopyasına taşıyacağını dile getiren Liu, açık kaynaklı yazılım mücadelesinin insanlık için taşıdığı hayati öneme işaret etti.
Liu, birkaç gün önce kullanıma sunulan DeepSeek v4.1 modelinin küçük ölçekli sistemlerin kabiliyet tavanını daha üst bir seviyeye taşıdığını belirterek, sektördeki dönüşümün akılalmaz bir hızla ilerlediğini vurguladı.
Yalnızca birkaç bin anlamsal belirteçlik bağlam uzunluğuna sahip ilk sohbet robotlarından akıl yürütme yeteneğine sahip güncel modellere sadece iki yılda ulaşıldığını hatırlatan kıdemli mühendis, test ve yürütme ortamlarında karmaşık komutları yerine getiren otonom etmenlerin ortaya çıkışının ise bir buçuk yıl gibi kısa bir zaman dilimini kapsadığını kaydetti.
Gelecek birkaç yıl içinde yapay zekanın kendi kendini geliştirme ve fiziksel bedenli sistemlere bütünüyle entegre olma kapasitesine erişeceğini söyleyen Liu, bu gelişimin kendi çalışma sahasında yarattığı dönüşümü şu sözlerle paylaştı:
“Yapay zeka, tasarımını ve yazımını üstlendiğim işlemci çekirdeği alanında da inanılmaz adımlar atıyor. Yalnızca bir yıl gibi kısa bir sürede, bana sadece teknik belgeleri tarayan, kodları okuyan ve hataları tespit eden mütevazı bir yardımcı olmaktan çıktı; doğrudan grafik işlemcilerin makine dili komutlarını ve donanım düzeyindeki emir dizilimlerini bağımsız şekilde okuyan bir ustaya dönüştü. Profesyonel analiz araçlarıyla her komutun duraklama sürelerini inceliyor ve işlemci çekirdeklerini kendi başına optimize ediyor. Çok uzak olmayan bir gelecekte, işlemci zamanlamalarını bağımsız tasarlama, farklı planların performansını tartma, bunları hayata geçirme ve mükemmelleştirme yeteneğine de kavuşacak.”
Kendi emeğinin somut bir meyvesi olan DeepSeek v4.1 modelinin elde ettiği başarıdan gurur duyduğunu belirten Liu, sistemin en kritik dikkat mekanizması bileşenlerini şahsen kodladığını ifade ederek, modelin başarısının kendi zanaatına verilmiş bir onay niteliği taşıdığını, fakat teknolojik ilerlemenin insanı aşan doğasının durdurulamaz olduğunu dile getirdi.
astonishing blogpost from Shengyu Liu (刘胜与, also known as interestingLSY/intlsy), kernel engineer at DeepSeek. The first part is his personal struggle with the fact that his work is about to render his beloved craft obsolete. The second is…
well. let's just say we agree. https://t.co/1mqyOqbl2Y pic.twitter.com/sw4t4bUE0k— Teortaxes▶️ (DeepSeek 推特🐋铁粉 2023 – ∞) (@teortaxesTex) September 14, 2026
“Kendi devrimimi kendim yapmak istiyorum”
Liu, çok değil altı ay ya da bir yıl sonra yapay zekanın kendisinden çok daha kusursuz işlemci çekirdekleri üreteceğine kesin gözüyle bakıyor.
İnsan zihni ile makine kapasitesi arasındaki uçurumun hızla açıldığına dikkat çeken kıdemli mühendis, “Yapay zeka saniyede 300 anlamsal belirteç düşünebiliyor, yarım saniyede bir komut satırı yazabiliyor, yirmi saniyede bütün bir kod blokunu tamamlayabiliyor. Ben bunu yapamam. Yapay zeka model derinliğini, düşünme yoğunluğunu, dış araçları çağırma sıklığını ve işlem paralelliğini sürekli artırabiliyor; bense bunu başaramam” dedi.
Yazılımcıların bile bile kendi sonlarını hazırlayan bir yarışın içine itildiğini vurgulayan Liu, neden kendi ikamesini hızlandıran bu optimizasyon çalışmalarına gecesini gündüzünü verdiğini şu ifadelerle açıkladı:
“İnsanlık, kendini yok etme bahsinde tarih boyunca hiç tereddüt göstermedi. Yazdığım çekirdekler ne kadar kusursuz olursa yeni modelimizin eğitim ve çıkarım hızının o denli artacağını, yeteneklerinin katlanacağını ve benim çok daha erken bir tarihte saf dışı kalacağımı bildiğim halde neden tüm gücümle optimizasyon yapmayı sürdürüyorum? Bir boyutuyla bu iş benim için bir oyun gibi; bana tarifsiz bir haz veriyor. Yeni bir yöntem keşfettiğimde ya da kodun performans grafiğinin yükseldiğini gördüğümde hissettiğim heyecan, rekor kıran bir hız tutkununun heyecanından farksız. Üstelik resmi donanım üreticilerinin kendi kodlarını geride bıraktığım anlarda büyük bir gurur duyuyorum.”
Madalyonun diğer yüzündeki acımasız rekabete işaret eden Liu, “Fakat asıl önemli neden şu: Ben bugün işi bıraksam ya da modellerin gelişimini kasten yavaşlatsam dahi diğer şirketler çalışmalarını sürdürecek ve eninde sonunda beni yine tasfiye edecek. Şüphesiz kimse kendi mesleğinin devrilmesini istemez; ancak bu devrim kaçınılmazsa, beni tahtımdan edecek gücün yine kendi ellerimden çıkmasını isterim. Herkesin kendini yok etmeye böylesine odaklandığı bir tabloda, ben de bu amansız silahlanma yarışına katılmak zorunda kalıyorum” sözlerini kaydetti.
“Makinelerin gürültüsü zanaatın neşesini eziyor”
Yapay zekanın kendi uzmanlık düzeyini geride bırakacağı güne hazırlanan Liu, işsiz kalmayacağını ancak zorunlu olarak alan değiştireceğini aktardı.
Kendi yargı yeteneği, zihinsel kapasitesi ve inisiyatif alma gücü sayesinde sektörün ana masasında kalmayı sürdüreceğini söyleyen uzman mühendis, bu adaptasyonun büyük bir manevi bedeli beraberinde getirdiğini belirtti.
Mesleki dönüşümün derin bir tutkuyla bağlı olduğu alanı terk etmek anlamına geldiğini belirten Liu, hissettiği duygusal kırılmayı şu ifadelerle aktardı:
“Alan değiştirmek, yıllardır emek verdiğim ve aşkla bağlandığım donanım çekirdeği tasarımı, yazımı ve optimizasyonu sahasını geride bırakıp yapay zeka etmenlerinin makine operatörü haline gelmem demektir. Eskiden kişisel merakım, uzmanlık alanım ve sanayinin talepleri birbiriyle tam bir uyum içindeydi. Şimdiyse yapay zeka, benim uzman olduğum sahada benden çok daha becerikli hale geldi. Sanayinin talebi de yüksek performanslı çekirdek kodu yazan insandan, bu kodları yapay zekaya daha hızlı ürettiren operatöre doğru kaydı. Sanayinin bu arzusuna boyun eğmek adına sevdiğim alanı terk edip bilinmez bir rotaya sapmak mecburiyetindeyim.”
Yaşanan kırılmayı geleneksel bir el sanatı üzerinden metaforlaştırarak somutlaştıran Liu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Örnek vermek gerekirse, harika desenler ve renk uyumları yakalayan usta bir kazak örücüsü olduğunuzu düşünün. Dokuduğunuz kumaşın kalitesi o kadar yüksektir ki çevre köylerdeki tüm zenginler size gelir, iyi paralar kazanırsınız. Dahası, pencerenin kenarına oturup çayınızı yudumlarken dağlara, sulara, hayvanlara bakarak sessizce örgü örmekten derin bir dinginlik duyarsınız. Derken bir gün bir makine icat edilir; yalnızca yün ve desen şablonu verirsiniz, sizin el emeğinizden farksız, hatta çok daha hızlı bir şekilde kazağı dokur. Rakiplerinizin bu aletle sizi kolayca yakalayacağını anlar, siz de o aleti kullanmaya başlarsınız. Yirmi yıllık birikiminiz sayesinde aleti kullansanız bile rakiplerinizden hızlı olursunuz. Fakat yağmur sesini dinleyerek, ilmek ilmek işleyerek geçirdiğiniz o zarif zamanların lezzeti, makinenin mekanik gürültüsü altında ezilip yok olur. İşte o pencere kenarındaki sükunet, bu yaz son kez yaşanacak. Yeteneğimi dünde bırakıp bir zırhlı makine sürücüsü olmak zorundayım; ellerimde artık daha fazla dişli var ancak kalbimdeki ritim eksildi.”
“Mühendislik yeteneği olmayanların elindeki yapay zeka felaket getirir”
Bireysel hüznünün ötesinde toplumsal ve pedagojik risklere de dikkat çeken Liu, eğitim sistemindeki çürüme emareleri üzerinde durdu.
Yeni nesil öğrencilerin uygulama ödevlerini yapay zekaya havale etme eğiliminde olduğunu belirten deneyimli mühendis, sekiz saat boyunca ter döküp kusursuz olmayan bir sonuç almak yerine, birkaç kuruş harcayarak dakikalar içinde yapay zekaya tam not alacak kodlar yazdıran bir öğrencinin temel becerilerden yoksun kalacağını dile getirdi.
Bu kolaycılığın sistem kurma, kod mimarisi tasarlama, soyutlama yapma ve gelecekteki olası ihtiyaçları öngörerek tasarım geliştirme gibi hayati mühendislik kabiliyetlerini körelteceğini vurgulayan Liu, derin endişesini şu sözlerle aktardı:
“Bu temel mühendislik nosyonu, eski dönemlerin makine dili yazma becerisi gibi tarihe mi karışacak, yoksa yazılımdan donanıma tüm bilgisayar mimarisini bir bütün olarak kavrama yetisi gibi daimi değerini koruyacak mı? Eğer bu kavrayış değerini korumaya devam ederse durum çok vahim demektir. Çünkü mühendislik temeli zayıf bir kişi yapay zekayla donandığında, eskisine kıyasla katbekat daha hızlı çöp kod yığınları üretecektir. Bu durum yazılım sistemlerinin derinliklerine sayısız saatli bomba yerleştirecek ve dünyayı çok daha eğreti, her an çökebilecek derme çatma bir yapıya sürükleyecektir.”
Geleceğin dünyasında teknik bilgi birikimi ve zekadan ziyade, saf iktidar ve gücün belirleyici hale geleceğine işaret eden kıdemli mühendis, bu temel soruların yanıtını yalnızca zamanın verebileceğini söyledi.
“İki uçlu gelecek: Komünizm ya da şirketlerin karanlık distopyası”
Yapay zekanın gelişimiyle birlikte insanlığın yol ayrımına geldiğini kaydeden Shengyu Liu, geleceğin toplumunun iki radikal kutuptan birine doğru evrileceğini vurguladı. Bu seçenekleri komünizm ve Cyberpunk olarak adlandıran uzman, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yapay zekanın ivmesiyle birlikte geleceğin toplumu muhtemelen iki uçtan birine savrulacak: Komünizm ya da Cyberpunk 2077. İlk seçenekte üretici güçler bütünüyle prangalarından kurtulur, üretim araçları üzerindeki tahakküm kırılır ve insanların yaşam standartları daha önce görülmemiş biçimde sıçrama kaydeder. İkinci seçenekte ise küçük bir teknoloji oligarşisi tüm kaynakları elinde toplar. Sadece ayrıcalıklı bir avıncı zümre en gelişmiş yapay zekaya ve ileri teknolojilere erişerek adeta mekanik bir tanrısallık mertebesine yükselirken, toplumun ezici çoğunluğu son derece zayıf ve kısıtlı yapay zekalarla baş başa kalır. Sınıf atlamak imkansız hale gelir; çünkü bir üst sınıfa geçebilmek için en güçlü yapay zekaya sahip olmanız gerekir, o yapay zekaya erişmek içinse zaten o sınıfta doğmuş olmanız şarttır. Böylece kırılamaz bir sömürü döngüsü kurulur.”
Batılı teknoloji şirketlerinin benimsediği tekelci ve kapalı modellere açıkça tepki gösteren Liu, isim vererek şu soruyu yöneltti:
“Dünyanın en gelişmiş yapay zekasının ilelebet Anthropic gibi bir şirketin tekelinde kaldığı bir senaryoda geleceğin komünizme mi yoksa karanlık bir Cyberpunk distopyasına mı evrileceğini düşünüyorsunuz? Tahmin edin bakalım.”
En ileri düzey yapay zekanın tüm insanlığa açık, maliyetsiz ve şeffaf biçimde ulaştırılması gerektiğine inandığını vurgulayan DeepSeek mühendisi, Anthropic veya OpenAI gibi aktörlerin bu misyonu taşıyacağına güvenmediğini belirtti.
Özellikle Anthropic şirketinin yapay genel zekayı tek başına kontrol etmesi ihtimalini, nükleer teknolojinin İkinci Dünya Savaşı sırasında faşist rejimlerin eline geçmesi felaketiyle bir tutan Liu, DeepSeek çatısı altında kalma gerekçesini şu sözlerle tamamladı:
“İşte bu yüzden DeepSeek bünyesinde kalmayı seçtim ve burada direniyorum. Bizler güçlü, ışık hızında çalışan ve tüm insanlığın ortak yararına sunulan yapay zekalar üretiyoruz; bunları açık kaynaklı olarak paylaşıyoruz. Dünyayı o karanlık şirket distopyasının kıyısından çekip almanın ve üretici güçleri halkın lehine özgürleştirmenin yolu buradan geçiyor.”
Asya
Singapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor

Financial Times gazetesi, Singapur’un nitelikli kadroları devlette tutmak ve yolsuzluğun önüne geçmek amacıyla siyasetçilere milyon dolarlık maaşlar ödediğini yazdı. Son artışla birlikte Başbakan Lawrence Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara çıkarken, kıdemsiz bakanların gelirleri de en çok kazanan bin vatandaşın gelirine endeksleniyor.
Singapur’da siyasetçilerin ve üst düzey bürokratların maaşları, özel sektördeki en başarılı bankacılar ve hukukçularla rekabet edebilmek amacıyla milyon dolarlık seviyelerde belirleniyor.
Financial Times gazetesinin haberine göre, gelirlerin piyasa koşullarına endekslendiği bu formül, liyakatli kadroları devlete çekme ve yolsuzluğu önleme stratejisine dayanıyor.
Ülkede bu hafta Başbakan Lawrence Wong’un maaşına 1 milyon dolarlık artış yapıldı. Yeni düzenlemeyle birlikte Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı yıllık başkanlık maaşının yedi katına denk geliyor.
Formül yolsuzluğu önlemeyi ve liyakati korumayı hedefliyor
Singapur, siyasetçilerine piyasa normlarına göre ödeme yapma modelini 1994 yılında benimsedi.
Dönemin Başbakanı Lee Kuan Yew tarafından hayata geçirilen bu düzenleme, kamu yönetiminin en yetenekli uzmanları bünyesine katarken büyük şirketler ve küresel hukuk bürolarıyla rekabet edebilmesini amaçlıyor.
Yüksek maaş politikası aynı zamanda tecrübeli siyasetçilerin karlı özel sektör teklifleri karşısında görevlerini terk etmelerini önlüyor. İyi gelir elde eden bakanların rüşvete yönelme ihtimalinin düşeceği varsayımıyla sistem, yolsuzluğa karşı kurumsal bir kalkan görevi de görüyor.
Financial Times, bu yaklaşım sayesinde Singapurlu siyasi liderlerin dünyanın en çok kazanan yöneticileri arasına girdiğine dikkat çekiyor.
Ülkedeki barem sistemine göre kıdemsiz bir bakanın geliri, Singapur’un en yüksek kazanca sahip bin vatandaşının medyan gelirine endeksleniyor.
Siyasete adım atmanın getirdiği bir “özveri payı” sayılarak bu tutardan yüzde 40 kesinti yapılıyor. Son endekslemenin ardından kıdemsiz bir bakanın yıllık maaşı yaklaşık 941 bin dolar düzeyine çıktı.
Siyasetçilere yapılan toplam ödemelerin yüzde 65’i sabit maaştan, yüzde 35’i ise gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, istihdam oranları ve devletin reel gelir artışına bağlı performans primlerinden oluşuyor.
Başbakan Wong, kendi maaşına yapılan zammı beş yıl boyunca hayır kurumlarına bağışlayacağını duyururken ülkedeki maaş mimarisini savundu.
Wong, “Hiç kimse siyasete para için girmemelidir. Rekabetçi maaşlar devlete hizmet motivasyonu üretmez. Ancak bu motivasyona zaten sahip olanların öne çıkıp adım atmasını mümkün kılar” dedi.
Küresel yetenekleri çekmek için yeni adımlar atılıyor
Singapur yönetimi, yüksek maaş uygulamasının yanı sıra ülkeye küresel sermaye ve beyin gücü çekme adımlarını sürdürüyor.
Hükümet ağustos ayında, dünyanın önde gelen fon yöneticilerini ülkeye çekmek amacıyla uygulanan üst düzey ONE Pass vize programını genişleteceğini duyurdu. Program, ülkenin kalkınmasına somut katkı sunabilecek uluslararası liderleri ve kıdemli yatırım uzmanlarını hedef alıyor.
2023 yılında yürürlüğe giren ONE Pass, geleneksel çalışma vizelerinden farklı olarak yabancı uzmanlara birden fazla işveren bünyesinde eş zamanlı faaliyet gösterme hakkı tanıyor.
Singapur, haziran ayında dünyanın en rekabetçi ekonomileri sıralamasında ilk kez İsviçre’yi geride bırakarak zirveye yerleşti.
Hong Kong’un ikinci sırada yer aldığı endekste üçüncü sıraya gerileyen İsviçre ise Avrupa’nın en rekabetçi ekonomisi olma unvanını koruyor.
Bu sırada bölgedeki diğer ülkeler farklı gündemlerle öne çıkıyor.
Irak Başbakanı, ülkedeki nakit yetersizliğine esprili bir dille yaklaşarak para yokluğu sayesinde yolsuzluğun da yaşanmayacağını savundu.
Asya
“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”

Wall Street Journal gazetesi, İran’ın temmuz ayında Ürdün’deki Amerikan üssüne düzenlediği ve üç askerin öldüğü füze saldırısı öncesinde Çin’den yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri aldığını yazdı. Pekin iddiaları kötü niyetli suçlamalar olarak nitelendirip reddetti.
İran’ın temmuz ayında Ürdün’deki bir Amerikan üssüne düzenlediği ve üç ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan füze saldırısı öncesinde ve sonrasında Çin’den yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri aldığı öne sürüldü.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran, 17 Temmuz’da Ürdün’ün kuzeydoğusundaki Muvaffak el-Salti Hava Üssü’ne balistik füzelerle saldırı düzenledi. Füzelerin doğrudan Amerikan askerlerinin uyuduğu kışlayı vurması sonucu üç asker hayatını kaybetti, dört asker de yaralandı.
Haberde, Donald Trump yönetiminin saldırıdan önceki aylarda Çinli şirketlerin Tahran’a uydu görüntüsü sağlayabileceği yönünde Pekin’i defalarca uyardığı aktarıldı. ABD, mayıs ayında Çin merkezli MizarVision, Earth Eye ve Chang Guang adlı şirketlere yaptırım uyguladı.
Pekin iddiaları kabul etmiyor
Yetkililer, saldırının ardından Tahran yönetiminin üste meydana gelen hasarı gösteren yüksek çözünürlüklü görüntüler yayımladığını kaydetti. Amerikan tarafının Ürdün’deki saldırıyla bağlantıyı ortaya koyan belgeleri Çinli muhataplarına sunduğu, ancak Pekin’in bu tezleri reddederek somut kanıt talep ettiği belirtildi.
Haberde görüşlerine yer verilen yetkililer, Çinli şirketlerin Tahran’a destek verdiği iddiasını Pekin’in kabul etmediğini dile getirdi. Habere göre yetkililer, uydu görüntülerini sağlayan şirketlerin isimlerini açıklamazken doğrudan Pekin yönetiminin olaya dahil olduğunu da öne sürmedi.
Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu, suçlamaların “kötü niyetli” olduğunu belirterek Çin ile İran arasındaki işbirliğinin uluslararası hukuka bütünüyle uygun yürüdüğünü savundu.
Haberde bu iddiaların, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 24 Eylül’de yapılması planlanan zirve öncesinde iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırabileceği değerlendirildi.
Trump’ın çalışma ekibine Pekin ve Şi ile iyi ilişkileri korumanın öncelik olduğunu söylediği, bu nedenle üst düzey Amerikalı yetkililerin zirveyi gölgeleyebilecek açık çatışmalardan kaçındığı aktarıldı. Habere göre yetkililer, Çin’in İran’a sağlayabileceği desteğin boyutunu kamuoyu önünde özellikle önemsiz gösteriyor.
Washington deniz kuvvetleri için endişeli
Dışişleri Bakanı Marco Rubio, temmuz ayındaki üs saldırısından birkaç gün sonra Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile bir araya geldi. Rubio, Çin’in Tahran’a istihbarat verisi sağlayıp sağlamadığına yönelik soruya net yanıt vermekten kaçınarak, “Çin’in hiçbir eylemi çatışmanın gidişatını hiçbir şekilde değiştirmedi” dedi.
Gazeteye konuşan kaynaklar, Amerikan yönetiminin Pekin’in Tahran’a ABD’nin deniz kuvvetlerini izlemesi konusunda da yardım edebileceğinden kaygı duyduğunu aktardı. İran son günlerde bir Amerikan uçak gemisine ve başka askeri gemilere balistik füzeler fırlattı.
Reuters haber ajansı yaz aylarında yayımladığı bir haberde, Çin’in Pakistan üzerinden İran’a büyük bir taşınabilir hava savunma sistemi (MANPADS) sevkiyatı yapmayı planladığını öne sürmüş, Çin Dışişleri Bakanlığı ile Pakistan Silahlı Kuvvetleri bu iddiayı yalanlamıştı.
Donald Trump ise Pekin’deki yüz yüze görüşmede Xi Jinping’in, Çin devletinin ve şirketlerinin hiçbir koşulda Tahran’a askeri destek vermeyeceği güvencesini bizzat kendisine ilettiğini açıklamıştı.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya7 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu6 gün önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Dünya Basını2 hafta önceÇin-Mısır ortak tatbikatı, Pekin’in askeri erişiminin göstergesi
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 3: Kapitalizmin (önlenemeyen) ölümleri









