Amerika
Trump’ın “yasadışı göçmen” operasyonlarında ara bilanço – 1: Gözaltı merkezleri kapasitelerini aştı

ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim kampanyası sırasında vaat ettiği “yasadışı göçmenleri sınır dışı etme” politikasının nasıl uygulanacağı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Beyaz Saray, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) tarafından gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin duyuruları yayınlar ve sosyal medyada parlatıyor.
Örneğin Beyaz Saray’ın sosyal medya hesapları kelepçelenmiş göçmenlerin askeri uçaklara yüklenirken çekilmiş fotoğraflarını paylaşıyor. Baskınlar alışılmadık bir şekilde halka açık şekilde yapılıyor; hatta “Dr. Phil” gibi TV ünlülerinin Chicago’daki bir operasyonu çekmesine bile izin verildi.
Öte yandan POLITICO’nun iddiasına göre, ICE’nin her gün X kanalında duyurduğu günlük tutuklama sayısı, Başkan Barack Obama dönemindeki seviyelerde seyrediyor.
Gözaltına alınanların birçoğunun şiddet içeren bir suç geçmişi yok ve binlercesi de gözaltı kapasitesinin yetersizliği nedeniyle sessizce serbest bırakılıyor.
Bununla birlikte uyuşturucu ve yasadışı göçmenler her gün sınırdan geçmeye devam ediyor.
38 bin yatak kapasiteli şebekede 42 bin gözaltı
CBS’te yer alan bir haberde de, ICE gözaltı merkezlerinde yer kalmaması nedeniyle göçmenlerin serbest bırakıldığı doğrulanıyor.
CBS tarafından elde edilen hükümet içi istatistiklere göre, ICE, Başkan Trump yönetiminde gözaltıların arttığı bir dönemde gözaltı sistemindeki alanın maksimum kapasiteyi aşması nedeniyle, bazı durumlarda günde onlarca olmak üzere bazı göçmen tutukluları serbest bırakıyor.
İç Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, salı sabahı ICE gözaltı tesislerindeki kapasite %109’du ve kurum, “kâr amacı gütmeyen” hapishaneler ve ilçe hapishaneleri ağında kağıt üzerinde 38.521 yatak kapasitesine sahip olmasına rağmen 42.000’e yakın göçmeni tutuyordu.
Rakamlar, ICE gözetiminde bulunanların yarısından fazlasının başlangıçta güney sınırı boyunca tutuklandığını gösteriyor. Pazartesi günü ICE’nin yaklaşık 160 göçmeni gözaltından serbest bıraktığını gösteren rakamlar, Demokrat ve Cumhuriyetçi başkanları zorlayan göçmenlik uygulamalarına ilişkin aynı operasyonel ve yasal zorluklarla karşı karşıya kalan Trump yönetiminin bazı göçmenleri serbest bırakmak zorunda kaldığının bir göstergesi olarak görülüyor.
Serbest bırakılanlara ICE tarafından hareketlerini takip etmek üzere elektronik izleme cihazları takılabiliyor. CBS’e yaptığı açıklamada ICE, “geliştirilmiş” operasyonlarının “daha fazla gözaltı kapasitesi gerektiren önemli sayıda suçlu yabancı gözaltısı” ile sonuçlandığını kabul etti.
Serbest bırakılanlara elektronik takip cihazı takılıyor
ICE, “ABD Gümrük ve Sınır Koruma Teşkilatı ve eyalet ve yerel kolluk kuvvetleri ortaklarımızla birlikte çalışmak, Kongreden daha fazla fon talep etmek ve Adalet Bakanlığı göçmenlik hakimlerinden infaz edilebilir nihai sınır dışı kararları olan suçlu yabancıları hızla uzaklaştırmak için dava dosyalarını incelemek de dahil olmak üzere her çözümü araştırıyoruz,” dedi.
ICE ayrıca bazı göçmenlik yasalarının belirli göçmenleri serbest bırakmasını gerektirdiğini belirterek, serbest bırakılanların kurumun gözetimi altında kalmaya devam ettiğini kaydetti.
Trump’ın göreve başlamasından bu yana ICE ülke genelinde tutuklama operasyonlarını artırdı ve eski Başkan Joe Biden’ın görevdeki son yılında günlük ortalama 312 olan gözaltı sayısına kıyasla bazı günlerde 1.000’e kadar çıkan gözaltılar kaydetti.
Trump yönetimi, Biden döneminde ICE tutuklamalarına getirilen bazı kısıtlamaları iptal ederek teşkilata, sabıka kaydı olmayan izinsiz göçmenler de dahil olmak üzere ABD’de yasadışı olarak bulunanların çoğunun peşine düşmesi için geniş bir yetki verdi.
Fakat ICE tarafından gözaltına alınanlar, kurumun onları sınır dışı etmek için gerekli tüm evrak ve yasal süreci tamamlamasından önce genellikle günlerce, haftalarca ve bazı durumlarda aylarca gözaltında tutulmak zorunda kalıyor.
Bazen bu göçmenler, kendi ülkeleri onları kabul etmediği için sınır dışı edilemiyor ve Yüce Mahkeme bu gibi durumlarda gözaltı süresini sınırlandırıyor. Diğer durumlarda ise hakimler sınır dışı edilmemelerine karar veriyor.
Göçmenler için yeni gözaltı merkezleri: Guantanamo tekrar devrede
Mevcut tesislerdeki sınırlı alan nedeniyle, ICE, Trump’ın ABD tarihindeki en büyük toplu sınır dışı etme kampanyası olacağına söz verdiği şeyi yerine getirmeye çalışırken gözaltı kapasitesini önemli ölçüde genişletmeyi planlıyor.
Teşkilat bir yandan da kendi gözaltı merkezleri ağını genişletmeye çalışıyor. Geçen ay hükümet tarafından yayınlanan bir iç yazışmada ICE’nin her biri 1.000 kadar tutukluyu barındırabilecek 14 yeni gözaltı merkezinin yanı sıra her biri 10.000 yatak kapasiteli dört büyük tesis planladığı belirtiliyordu.
Bununla birlikte ICE gözaltı kapasitesini arttırmak için başka kurumlara da başvuruyor. Savunma Bakanlığı, ICE’ye Colorado’daki bir Uzay Kuvvetleri üssünde göçmenleri gözaltına alma yetkisi verdi ve Guantanamo Körfezi Deniz Üssü, Trump’ın yetkililere oradaki tesisleri büyük bir göçmen gözaltı merkezine dönüştürme talimatı vermesinin ardından salı günü ilk göçmen tutuklu grubunu aldı.
Reuters’in haberine göre, hafta sonu Trump yönetiminin “sınır çarı” Tom Homan, ilçe şeriflerinden federal göçmenlik memurlarının izinsiz göçmenleri yakalamasına ve gözaltına almasına yardımcı olmalarını istedi.
Operasyonel zorluklar belirmeye başladı
Teklifi bilen iki yetkilinin CBS’e verdiği bilgiye göre, Trump yönetimi ayrıca ICE tutuklularını, göçmen aileleri ve çocukları geçici olarak barındırmak ve işlemek için güney sınırı boyunca Sınır Devriyesi tarafından kurulan ve “yumuşak kenarlı” tesisler olarak bilinen büyük çadır alanlarında tutmayı da düşünüyor.
Bu planın uygulanıp uygulanmayacağı belli değil. Yumuşak kenarlı tesisler kısa süreli işlemler için tasarlandığından ve ICE gözaltı merkezleri kadar güvenli olmadığından, önemli operasyonel ve güvenlik zorluklarıyla karşılaşabilir.
Fakat ICE’nin aksine, Sınır Devriyesi’nin gözaltı alanı kapasitesinin oldukça altında. İç Güvenlik Bakanlığının dahili verilerine göre, salı sabahı Gümrük ve Sınır Korumanın gözetiminde 2.000’den az göçmen vardı ve 21.000 kişilik gözaltı kapasitesinin yaklaşık %9’unu kullanıyordu.
Bunun başlıca nedeni, yasadışı geçişlerin son beş yılın en düşük seviyesine yaklaştığı ABD-Meksika sınırındaki göreceli sakinlik. Ocak ayında Sınır Devriyesi, güney sınırını yasadışı yollardan geçen yaklaşık 30.000 göçmeni işlemden geçirdi; bu rakam, hükümet içi rakamlara göre Mayıs 2020’den bu yana görülen en düşük seviye.
Şeriflerle Beyaz Saray arasında sürtüşme yaşanıyor
Trump ve Homan’ın şeriflere, federal yetkililere yardım çağrısı yapmasının ardından şeriflerin ne tepki vereceği de belirsiz.
Bazı şerifler ICE ajanlarına yardımcı olurken, özellikle Demokrat eyaletlerden birçok şerif işbirliği yapmayı reddediyor.
Örneğin Trump’ın kişisel hukuk ekibinin eski bir üyesi olan ve geçen hafta başsavcı vekili olarak atanan Emil Bove III, New York Kuzey Bölgesi ABD savcısının Demokrat Tompkins İlçesi Şerifi Derek Osborne’un “başarısızlığını” araştırdığını söyledi.
Bove 30 Ocak Perşembe günü yaptığı açıklamada “Dün, arama emrine rağmen, yasal statüsü olmayan ve şiddet geçmişi olan bir sanık toplum içine salındı. Federal ajanlar güvenliklerini riske atarak sanığı güvenli olmayan koşullarda takip ettiler,” dedi.
Bove, “ABD Savcılığının potansiyel kovuşturma için bu koşulları soruşturma taahhüdüne” dikkat çekerek, federal kurumlar ile Tompkins County’nin merkezi olan Ithaca şehri tarafından benimsenen yerel sığınak politikaları arasındaki ülke çapındaki savaşa ışık tuttu.
Fox News‘e açıklama yapan Tompkins County Şerif Ofisi, Bove’un açıklamasını “yanlış ve saldırgan” olarak nitelendirdi. Departman, Osborne’un yerel ve eyalet politikasıyla “tutarlı bir şekilde hareket ettiğini” belirtti.
Şerifin ofisi, “Federal göçmenlik uygulama çabalarına herhangi bir müdahale olmamıştır. Adalet Bakanlığı’nın Tompkins İlçe Şerifinin federal kolluk kuvvetlerini tehlikeye atacak herhangi bir şey yaptığı iddiası yanlış ve saldırgandır. Tüm kolluk kuvvetlerinin güvenliği bizim en önemli önceliğimizdir. Aksine, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) söz konusu kişinin ne zaman serbest bırakılacağı konusunda bilgilendirilmiş ve herhangi bir takip ya da başka bir olaya gerek kalmadan söz konusu kişiyi almak üzere hapishaneye gelmek için her türlü fırsata sahip olmuştur,” dedi.
Benzer şekilde, bazı göçmenleri hapseden ilçeler, bu masrafların bir kısmını federal yönetimden almak kaldıyla göçmenlerin kişisel bilgilerini federal hükümete veren bir programa dahildi. Ama Wisconsin’deki Dane İlçe Şerifliği, Trump’ın iktidara gelmesiyle bu programdan ayrılacağını ilan etti.
Ya da New York’un Onondaga ilçesi şerifi göçmenleri ICE için gözaltına almayacağını ilan ederek, “İnsanların haklarını korumak için yemin ettim,” dedi.
“Sığınak şehirlerde” gerilim artıyor
Öte yandan Trump’ın “yasadışı göç” ile mücadelesi, ICE yetkililerinin geçtiğimiz hafta Philadelphia, Boston, Denver ve Washington, D.C. dahil olmak üzere “sığınak” şehirlerde çok sayıda tutuklaması yapmasıyla gerilimi yükseltti.
ICE ajanları Philadelphia’daki bir oto yıkamacıda altısı Meksikalı ve biri Dominik Cumhuriyeti’nden olmak üzere yedi “yasadışı göçmenin” gözaltına alınmasına yol açan bir işyeri uygulama operasyonu gerçekleştirdi.
Operasyon 28 Ocak’ta Kuzey Philadelphia’daki Complete Autowash’ta gerçekleşti. Operasyon, oto yıkamada çalışanların “emek sömürüsüne maruz kaldıkları” yönündeki ihbarlar üzerine başlatıldı.
Gözaltıların ardından Philadelphia ICE Uygulama ve Geri Gönderme Operasyonları saha ofisi direktör vekili Brian McShane, “Bu işyeri uygulama operasyonunun başarıyla yürütülmesi, ulusal güvenlik ve kamu güvenliği konusundaki kararlılığımızın altını çizmektedir,” dedi.
Yerel kolluk kuvvetlerinin ICE ile işbirliğini sınırlayan güçlü sığınak şehir politikalarının uygulandığı Boston bölgesinde de gözaltılar devam etti.
Pazartesi günü Güney Kaliforniya’da ve eyalet genelinde onlarca işyeri kapandı, okullar daha düşük katılım bildirdi ve aileler “Göçmensiz bir gün” için markete gitmeyi erteledi.
Geçtiğimiz hafta sosyal medyada dolaşmaya başlayan eylem çağrısı, göçmenleri pazartesi günü işe gitmemeye, çocuklarını okuldan almamaya ve alışveriş yapmamaya teşvik etti. ABD’nin dört bir yanındaki işletmeler sosyal medya üzerinden kapanışlarını duyurdu.
Los Angeles Belediye Meclisi de, göçmenleri Başkan Trump’ın planladığı baskılardan korumayı amaçlayan bir dizi öneriyi değerlendirecek. Hugo Soto-Martínez ve diğer Belediye Meclisi üyeleri tarafından salı günü sunulan beş teklif arasında, işletmelerin baskınlar ve denetimler de dahil olmak üzere federal işyeri göçmenlik uygulama eylemlerini şehre bildirmelerini gerektirebilecek bir teklif de yer alıyor.
Tekliflerden biri Los Angeles sakinlerini göçmenlik korumaları hakkında bilgilendirmek için bir “haklarınızı bilin” kampanyası çağrısında bulunurken, üçüncüsü de kâr amacı gütmeyen yasal hizmet sağlayıcılarına, Trump’ın 2017’de uyguladığı ve ikinci döneminde yeniden uygulamaya söz verdiği yasağa benzer şekilde, ağırlıklı olarak Müslüman ülkelerden gelen ziyaretçilere yönelik bir yasağa hazırlanmaları için Los Angeles Havalimanında (LAX) yer sağlanmasını öngörüyor.
Arizona ve New Mexico’da yerliler de gözaltına alındı
Ocak ayının sonuna doğru Navajo Ulusu yetkilileri, Navajo vatandaşlarının ICE tarafından gözaltına alınmasıyla ilgili endişelerini dile getirmek üzere Arizona ve New Mexico valileriyle temasa geçmişti.
Trump’ın ülkede yasadışı olarak bulunan göçmenlerin sınır dışı edilmesini hedefleyen başkanlık emrine cevaben Navajo Ulusu Başsavcı Vekili Kris Beecher, kabile üyelerine diğer kimlik belgeleriyle birlikte Kızılderili Kan Sertifikalarını da yanlarında taşımalarını tavsiye ediyor.
Sosyal medya, Navajo vatandaşlarının ICE ajanları tarafından gözaltına alındığı ve ABD vatandaşlıklarının sorgulandığına dair paylaşımlarla dolu.
24 Ocak’ta Navajo Ulusu komite toplantısında yapılan tartışma neticesinde, Navajo Ulusu idari yetkilileri New Mexico ve Arizona valilikleriyle temasa geçerek endişelerini dile getirdi.
Eyalet Senatörü Theresa Hatathlie, konseyi dokuz saat boyunca gözaltında tutulan bir Navajo vatandaşı hakkında bilgilendirerek acil durum protokollerine duyulan ihtiyacın altını çizdi ve birçok kabile üyesinin dokümantasyon konusunda zorluklarla karşılaştığını vurguladı.
Navajo Ulus Konseyinin haber bültenine göre, Kızılderili Kan Sertifikaları ve devlet tarafından verilen kimliklere sahip olmalarına rağmen, bu belgeleri vatandaşlığın geçerli kanıtı olarak kabul etmeyen ICE ajanları tarafından birkaç kişinin gözaltına alındı veya sorgulandı.
Ne var ki Navajoların çok azının kabile kimlik kartı taşıdığı belirtiliyor. Navajo kimlik kartı, ABD İç Güvenlik Bakanlığı ile işbirliği yapan eski Navajo Ulus Başkanı Ben Shelly’nin liderliğinde başlatıldı. Yaklaşık 400.000 kayıtlı Navajo üyesinden sadece 8.000’ine 2012’deki ilk çıkışından bu yana kabile kimlik kartı verildi.
Senatör Hatathlie de, özellikle şehirlerde bulunan yerlilerin önemli bir kısmının sokaklarda kimlik kartı olmadan dolaştığından endişe ettiğini söyledi.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










